EÇS II 349a
Menzil-i Beğören köyü;: Deşan
cebeli dibinde
ma‘mûr karyedir. Mukaddemâ Köprü'ye giderken mihmân olmayup ubûr etmişdik. Ammâ …
Menzil-i Beğören köyü;: Deşan cebeli dibinde ma‘mûr karyedir. Mukaddemâ Köprü'ye giderken mihmân olmayup ubûr etmişdik. Ammâ latîf hevâdâr kend-i timardır. Andan kalkup (---) sâ‘atde tekrâr şehr-i Merzifon'a gelüp Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimize buluşup "iki yüz aded yiğit sarıcaları getirdim" dediğimizde safâsından raks edüp tiz iki bölükbaşıya hil‘atler ihsân eyleyüp serlerine birer Acem serbendi bend kılup bayrakların du‘â ve senâ ve gülbâng-ı Muhammedî ile açdırup hakîr bu iki bölükbaşıyı getirmeğile Evliyâ çerâğı Güzerli Bölükbaşı ve Habîb Bölükbaşı deyü nâm vermişlerdi. Bu iki bölükbaşılar dahi yigirmi iki aded bölükbaşılar zümresine ilhâk olup yigirmi altı bayrak olup her bayrakda yüzer yiğit olmayınca bayrak açmak ayb idi, on iki gün Merzifon'da meks olunmuşdu. On üç gün dahi hakîr Köprü şehri nevâhîlerinde asker cem‘ etmişdim. Mâh-ı Muharrem'in yigirmi yedinci gün tuğ kalkup 6 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 349a ·
metinde göster ·
Alıntıyı kopyala
EÇS III 23b–24a
… n âsî olsun. Benî Âdem senden intifâ‘ görüp nûş eden hayât bulsun" deyüp Gülbin
cebeli dibinde
Hazret-i Alî nûş edüp ve Düldül'ün suvarup ibâdet etdüğü yire "Makâm-ı Alî" der …
{Andan yine sehhâr şîşenin birin dahi rûy-ı arza urunca Cenâb-ı Bârî sun‘ın ızhâr içün Buhayre-i Lût'u zâhir eder kim şehr-i Remle kurbundadır, cemî‘i kütüb-i mu‘teberelerde ahvâli mastûrdur.} Andan yine nehr-i Nîl ol Yahûdî'nin ayağı altında gelirken Mine Gölü yerinde {yine sehhâr şîşenin birin dahi kırup bi-emri Hayy [u] Kadîr ol yerden Mîne Gölü âb-ı zülâli} zâhir olup hâlâ ol dahi bir buhayre-i âb-ı zülâldir. Andan yine nehr-i Nîl ka‘r-ı zemînde ol Yahûdî'nin sihrile götürdüğü şîşe içre giden âb-ı Nîl gitdüğü yire gidüp tâ cebel-i Gülbîn altına gelüp anda karâr eder. Ba‘dehû Hazret-i Risâlet-penâh "Yetiş yâ Alî! Sihr ile nehr-i Nîl'i Arz-ı Mukaddes'den taşra çıkarup Rûm'ı harâb etmek ister, yetiş!." deyü Hazret-i Resûl Alî'ye emr edince Alî derhâl Düldül süvâr olup Yahûdî'ye cebel-i Gülbîn zeylinde yetişüp Yahûdî'yi ol mahalde katl edince koynundaki dördüncü şîşenin biri dahi bu Gülbin dağında kırılınca bi-emrillahi Te‘âlâ âb-ı Nîl şîşeden yire dökülünce Gülbin kayasından "yâ Allah" sadâsıyla bir nehr-i azîm cânib-i garba cârî olunca Hazret-i Alî eydür: "Yâ nehr-i Âsî, cümle nehir huzûr-ı Hakka teveccüh edüp cânib-i kıbleye cereyân eder. Sen niçün cânib-i garba akarsın. Dön girü ak, âsî oldun" deyince bi-emri Hayy [u] Kadîr nehir lisân-ı hâle gelüp eydür: "Yâ Alî emr-i Hüdâ ile bu mahalle gelmişken Hımıs ve Hamâ ve niçe şehri reyy edüp şehr-i Antakıyye'de Habîb-i Neccâr'ı ziyâret edüp andan yine cânib-i kıbleye cereyân edeyim" dedikde Hazret-i Ali "Dön, yohsa seni Zülfekâr-ı muhzimimde iki pâre ederim" dedükde nehir eydür "Eğer vurursan yâ Alî, bir pâremi kan, bir fırkamı irin akıdup devr-i kıyâmete dek ibâdullah benden nef‘ hâsıl edemezler" dedikde Hazret-i Alî: "Senin adın âsî olsun. Benî Âdem senden intifâ‘ görüp nûş eden hayât bulsun" deyüp Gülbin cebeli dibinde Hazret-i Alî nûş edüp ve Düldül'ün suvarup ibâdet etdüğü yire "Makâm-ı Alî" derler. İbtidâ nehr-i Âsî nâmın Hazret-i Alî buyurmuşdur. Katl etdüğü Yahûdî dahi ol mahalde yatır. {Ammâ bu maktûl Yahûdî hakkında tâife-i Yahûd "Peygamber" der. Anın mu‘cizesiyle nehr-i Nîl Mısır'dan geldi, derler ve Hazret-i Mûsâ asrında gelmişdir deyü iddi‘â ederler}. Bu nehr-i azîmi sihrile getirdilerse de başka bir sırr-ı Hûdâ'dır. Andan bu nehir dâmen-i Gülbin'de bir buhayrecikdir. Andan Hımıs ve Hamâ ve Antakıyye'ye gelince cânib-i garba akup Antakıyye kal‘asının cânib-i kal‘asında kal‘a dîvârın döğerek kal‘a kapusuna (---) göz cisr-i azîm ile ubûr olunup Antakıyye'nin cümle bâğ u besâtinlerin reyy edüp Habîb-i Neccâr hâkine ahd [u] mîsâkı üzre yüz sürüp hemân Antakıyye altında bi-emrillâhi Te‘âlâ girü dönüp cânib-i 24a kıbleye cereyan ederek (---) sancağı hâkinde (---) nâm mahalde bahr-i Ebyaz'a munsab olur bir âb-ı hayât nehr-i zülâldir. Niçe müverrihler bu nehrin Mısır diyârından gelmesin bu gûne tahrîr eylemişler. İnşâallah mahallinde Hamâ şehrinde cereyân etdüğü dahi tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 23b–24a ·
metinde göster ·
Alıntıyı kopyala