… zgâr âdemi doğancı pefteresi gibi hevâya atar, gâyet şedîd rîh-ı akîmi olur. Bu
cebelin
tâ zirve-i a‘lâsında bir mezâr-ı tavîl vardır. Cânib-i erba‘asına iri taşlar il …
Ve yine Keşiş Dağı'nda Süleymân Hân Bınarı'ndan yine yokuş yukarı karsız ve ağaçsız çemenzâr yerlerdir, ammâ şükûfeleri yokdur, çıplak dağlardır. Kâmil beş sâ‘atde kulle-i cihân Keşîş Dağı'nın tâ zirve-i a‘lâsıdır kim eflâke ser çekmişdir. Aşağıda bulutlar şehr üzre geçdiği görünür, tâ bu mertebe âlîdir. Aşağı Bursa'dan iki günde bu kulleye çıkılır, ammâ müşkildir. Gâyet cebel-i âlî olduğundan kar ve dıraht ve sâ’ir eşcâr durmak ihtimâli yokdur. Çıplak kayalı zirve-i a‘lâdır kim kıble cânibinde Kütâhiyye dağı görünür. Cânib-i şarkda Söğüt dağları görünür, canib-i garbda deryâ aşrı Rûmeli tarafında Gelibolu dağları görünür. Bulutsuz küşâde hevâ oldukda şems-i âteş-tâbın ziyası İslâmbol kal‘ası üzre pertev fer urdukda Yedi kulleleri ve Sultan Ahmed Câmi‘inin 231a altı aded minâreleri ve Ayasofya Câmi‘i râygân nümâyândır. Tâ bu mertebe kûh-ı bâlâdır kim âdem bir kaya daldasına pinhân olmasa rûzgâr âdemi doğancı pefteresi gibi hevâya atar, gâyet şedîd rîh-ı akîmi olur. Bu cebelin tâ zirve-i a‘lâsında bir mezâr-ı tavîl vardır. Cânib-i erba‘asına iri taşlar ile hudûd etmişler, andan ma‘lûmdur ki mezârdır. Lenduhâ oğlu Sağdâ'nın mezârıdır derler. Hazret-i Hamza havfinden bu cebelde sâkin olup bunda yatır deyü efvâh-ı nâsda şâyi‘dir. Ve bu kabr kurbunda bir zîr-i zemîn mağara vardır, yokuş aşağı hayli gider, muzlim bir gâr-ı azîmdir. İçinde yetmiş seksen hûrde gârlar dahi vardır. Kefere zamânında İslâmbol'da Ayasofya kubbesi üstünden ruhbânlar uçup bu gârlarda sâkin olurlarmış. Ba‘zı kayalarda lisân-ı Latîn üzre iki bin yıllık târîhli hatt-ı Yunanîler vardır. Ve teferrüce çıkan erbâb-ı ma‘âriflerin hüsn-i hatları vardır. Bir temâşâgâh-ı cebel-i müntehâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 230b–231a ·
metinde göster ·
Menâkıb-ı Bel‘am ibn Bâ‘ûr: Hikmet-i Hudâ bir gün bir
cebelin
dâmeninde cirid oynarken hakîr atdan tekerlenüp at başın alup "Kandesin Eğerlid …
Menâkıb-ı Bel‘am ibn Bâ‘ûr: Hikmet-i Hudâ bir gün bir cebelin dâmeninde cirid oynarken hakîr atdan tekerlenüp at başın alup "Kandesin Eğerlidağ?" deyüp urûc etdi. Hemân hakîrin cân başına gelüp bir gayrı ata süvâr olup esb-i firârîyi birkaç gulâmımızla kovarak tâ Eğerlidağ'ın zirve-i a‘lâsına çıkup atı anda dutup süvâr oldum. Ol mahâlde bir kabr-i tavîl görüp "Allahu a‘lem bir ulu ziyâretdir" deyü rûhiyçün bir Fâtiha tilâvet edüp piyâdece adımlayup kaddi kâmil seksen adım geldi. Başı ayağı ucunda birer serâmed amûd-ı zenbûrîler dikilmiş, ammâ bunun ziyâret [u] temâşâsına meşgûl iken bir bed râyiha hakîri ve gulâmlarımı sermest edüp çâkerlerim burunlarını dutdular. Kabri üzre nazar etdim, ancak kabri üzre olan türâb tencerede bulkur gibi kaynar ve siyâh zift ve katran gibi yağlı toprakdır. Âhir bed râyihasından tahammül edemeyüp bu türâbın yağıyla kaynaduğuna ta‘accüb ederek yine atlarımıza süvâr olup vakt-i gurûbda Tebrîz kapusundan içeri dâhil olup ba‘de'l-mağrib Paşa huzûruna vardığımızda "Şükür sağlığa, hele atını cümle bisâtıyla buldun mu", dediler. "Belî buldum ve Eğerlidağ'da bir kabr-i tavîl-i evliyâullahı ziyâret etdim" deyü kabri gördüğüm üzre paşaya hikâyet edince hemân Erzurûmlu Ca‘fer Efendi, musannif ve mü’ellif ve sulehâ-yı ümmetden azîz kimesne idi, ol eyitdi: "Sakın Evliyâ Çelebi! Ol maşadı bir dahi ziyâret etme. Ol Hazret-i Mûsâ bed-du‘âsıyla imânsız gitmişdir, anâ Bel‘am ibn Bâ‘ûr derler. Niçe yüz yıl mu‘ammer olup âhir Hazret-i Mûsâ'dan sonra dâğ-ı derûnundan diyâr-ı Mısr'ı terk edüp bu dağda olup hâlâ kabri sayf u şitâda leş gibi kokup türâbı yağıyla cehennem azâbı çeküp kaynar" dedikde bu hakîr-i pür-taksîr âlem-i hayretde kaldım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 289a ·
metinde göster ·
… kıblesi tarafına yokuş yukarı Eğerlidağ'ı bir tarafına iki bin adımda çıkup ol
cebelin
zirve-i a‘lâsında bir çemenzâr ve lâle-‘ızâr ve müşk-bûlu bir fezâda bi-emrilla …
İbret-nümâ-yı sü‘bân-ı azîm: Yine bu Eğerlidağ'ın dâmeninde Hazret-i Resûl-i Ekrem'in alemdârı Abdurrahmân Gâzî medfûndur. Anın tekyesinin kıblesi tarafına yokuş yukarı Eğerlidağ'ı bir tarafına iki bin adımda çıkup ol cebelin zirve-i a‘lâsında bir çemenzâr ve lâle-‘ızâr ve müşk-bûlu bir fezâda bi-emrillahi Te‘âlâ bir başlı bir ejdehâ kara taş olmuşdur. Başından kuyruğuna varınca yedi yüz yetmiş adımdır. Başı Erzurûm sahrâsına nâzır, kuyruğu Malazgird kal‘ası yoluna vâki‘ olmuşdur. Paşa sarâyından dağları kar bürüdükde yahşi görünür. Vücûdunun cüsse-i arzı iki yüz adımdır. Dörd ayağı vardır. Her bir pây-ı haceri onar adım kalındır, kuyruğu minâre kalınlığıdır. Sultân Selîm-i Evvel asrına dek bu ejdehâ dörd ayağ üzre durup ağzını cânib-i şimâle açup durur imiş. Ol zamân bir zelzele-i azîm olup zelzeleden ejdehâ münhedim olup pâre pâre çemenzâr üzre olup yatar. Hatta kubbe-misâl kellesinin haceri iki şakk olup gözünün bir bebeği kellesinden çıkup cânib-i kıbleye, Malazgird yoluna galtân olup küçük hammâm kubbesi kadar müdevver ve mücellâ ve muşa‘şa olup yatar. Gûyâ çarhdan çıkma bir müdevver ayn-ı sü‘bândır. Ammâ sol gözünün bebeği yine kellesinde durur. Hikmet-i Hudâ bu sü‘bânın hacerleri kar yağdıkda kara siyâh katrân gibi taşı gâyet ayân u beyân temâşâ olunur. Zîrâ kar yağdıkda bu ejder taşları üzre aslâ kar karâr etmeyüp mahv oldukda cânib-i erba‘ası beyâz kar ortasında siyâh taşdan başı ve ağzı ve burnu ve dili ve kulakları ve dörd ayakları ve endam-ı vücûdu ve kuyruğu ayân u beyân nümâyândır. Hikmet bu kim şiddet-i şitâda kara taşı âteş gibi ıssı olup alev ber-alev buhârı zâhir olur. Ammâ temmûzda buz pâre olup misk yılanı râyihası-misâl bir hoş-bûsu şemm olunur. Acîb u garîb sırr-ı Hudâdır. Taş olması sebebi oldur kim kaçan Risâlet-penâh Dâr-ı bâkîye intikâl etdiklerinde alemdârı böyle bir Resûl-i Kevneyn'den cüdâ düşdüm deyü terk-i yâr-ı gâr [u] ashâb-ı güzîn edüp bu Erzurûm dağında bir gâr içre bakıyye-i ömr-i girân-mâyesin tâ‘at u ibâdet ile geçirirken bir sabâh savma‘asından çıkup görse dağdan bir büyük 289b ejdehâ ra‘d-vâr gürleyüp gelir. Hemân dem şeyh "Kıf yâ sü‘bân, kabr-i râhdır. Bi-emrillah ejder lisân-ı hâl ile "Erzurûm halkı yiyüp Van deryâsı kenarında Sübhân dağı gârlarında yavrularım vardır, anlara nafaka götürsem gerek" deyince hemân şeyh "Üskün bi-iznillahi misli'l-hacer ve imsek yâ cibâle Sübhân zürriyete sü‘bân" deyü gazâb-âlûd olup emr edince bi-emrillah bu ejder taş olur ve Van deryâsı kenarındaki Sübhân dağında ejderin evlâdları habs olup kâhîce niçe kerre zâhir olduğu inşallah mahalliyle tahrir olunur. Bir sırr-ı İlâhî ejderhâdır kim Erzurûm halkının ma‘lûmlarıdır, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 289a–289b ·
metinde göster ·
… âya idhâl edüp altun 35b ederler, ammâ nâdirâtdan bir gûne giyâhdır. Hakîr bu
cebelin
ziyâretine urûc etdikde niçe yüz gârlar içre sulehâ-yı ümmetden büdelâ ve melâm …
Şâm'ın cânib-i garbında üç menzil ba‘îd Bukâ‘ sahrâsının şimâlinde evc-i âsumâne çıkmış bir kûh-ı bülend-i ma‘mûr [u] âbâdândır kim cemî‘i Dürüzî ve Nusayrî ve Timânî mezhebinde olan fırâk-ı dâlle mezhebinde olanlar bu dağda mevcûddur. Bir ucu Antakıyye kurbunda Gülbin dağında nihâyet bulur. Bir ucu cânib-i kıblede kırk konak Mekke-i Mükerreme kurbunda vâdî-i Hicâz'da nihâyet bulur. Böyle bir tûl [u] dırâz cebel-i mümtâzdır. Bunda olan uyûn-ı câriyeler bî-nihâyedir ve bî-hisâb gûnâ-gûn eşcârât-ı müsmirrâta hadd u hasır yokdur. Ve âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbe Dürüzî cüvânları olur kim gûyâ la‘l-gûn dürrâkî şeftâlû yanaklı ve kiras dudaklı, sîmîn-ten, mükahhal gözlü, mümtâz [ü] müstesnâ meh-pâre mahbûbları olur. Ve cümle Frenk ve Arab hukemâları ve cümle kimyâgîrler bu dağlara mevsim-i bahârda urûc edüp niçe kerre yüz bin elûl-i edviye haşâyîş-i nâfi‘a-i bî-nihâye cem‘ edüp niçe bin garâr yükü ahşâbâtı dâ’-i devâ içün diyâr diyâr götürürler. Ve kimyâgîrler niçe elvân otlar bulurlar. Bu cebelde bir gûne ot vardır {ol otu yeyen} koyunun ve keçinin dişleri altun gibi olur. Anın erbâbı olanlar bulup kimyâya idhâl edüp altun 35b ederler, ammâ nâdirâtdan bir gûne giyâhdır. Hakîr bu cebelin ziyâretine urûc etdikde niçe yüz gârlar içre sulehâ-yı ümmetden büdelâ ve melâmiyyûn ve mecâzibûndan kimesneler vardır kim kırkar ellişer senedir bıçağ ile boğazlanmış zî-rûh kısmından bir şey tenâvül etmemişlerdir. Ve haftada bir iftâr edüp gündüz sâ’im ve gice kâ’im kuvvet-i kudsiyye sâhibi cânlar vardır kim haftada bir hurma ve üç bâdem ve bir filcan süd içer hâl sâhibi âdemler vardır ve cemî‘i mürsel ve gayr-i mürsel nebîler bu kûh-ı bâlâyı ziyâret etmeyince nebî olmamışlardır. Zîrâ bu cebel-i azîmiye Cenâb-ı İzzet yetmiş kerre tecellî-i cemâl etmişdir. Ale's-sabâh bu cebele nazar olundukda, Hudâ âlim ve dânâdır, gûyâ nûr-ı berk urur. Anınçün bu dağda cümle enbiyâların i‘tikâfhâne-i gâr-ı pür-envârları vardır. Cebelü'l-Lübnân ismiyle müsemmâ olmasının aslı
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 35a–35b ·
metinde göster ·
… ir. Ancak bir kasaba-misâl bir ma‘mûr büleydedir kim Muş sahrâsında ağzında bir
cebelin
zeylindedir. Bu şehr-i harâbın seyr [u] temâşâ edüp ertesi cânib-i şimâle yine …
Van eyâleti hükmünde Van deryâsı sâhilinde Taht-ı Van subaşılığına iki menzildir. Bitlis'e bir menzil-i dırâz-ı azîmdir. Tevârîh-i Şerefnâme kavli üzre bu medîne-i Muş Âzerbâycân-ı Ermen şehirlerinden bir şehr-i azîm idi. Âd ibn Şeddâd Van deryâsı zemîninde evc-i âsumâna beraber bir sedd-i âlî binâ edüp, hâşâ sümme hâşâ Cenâb-ı Rabbü'l-İzzet ile ceng etmeğe kasden ol seddi Şeddâd itmâm etdikde Cibrîl-i emîn emr-i İlâh ile ol seddin zîrinden kanât urup evc-i asmâna ol kadar çıkardı kim cümle bennâların feza‘ [u] ceza‘ların cemî‘i kerrûbiyân istimâ‘ edüp Allah'ın azabından isti‘âze ederlerdi. Ol binâyı Cibrîl-i emîn dörd pâre edüp rûy-ı zemîne eyle urdu kim bir pâresinden Karadeniz zâhir oldu, bir pâresi zarbından bahr-i Hazer zâhir oldu ve bir pâresinden Tebrîz deryâsı âşikâre oldu ve bir pâresi zarbından bu Van deryâsı zâhir olup gayri ammâllerin kamusu itleri ve ester ü üştürleriyle taş taşırlarken cümle taş olmuşlardır. Hâlâ cümle mahlûk-ı Hudâ Van deryâsı garbî sâhilinde Râhova nâm mahalde taş olan mahlûklar kimi berpâ durur kimi çöküp yüklenmiş durur, kimi münhedim olmuş durur temâşâ-yı ibret-nümâdır. Ba‘dehû Van deryâsının şimâlinde Adilcevâz kal‘ası kurbundaki Sübhân dağında hâlâ mahbûs durup kırk elli senede bir sadâsı istimâ‘ olunup yetmiş seksen senede bir kerre beş on gün Sübhân kayasından kuyruğu çıkan ejder-i heft-ser ol asırda rehâ bulup cemî‘i Nemrûdîleri tenâvül edüp bi-emr-i Hayy-ı Kadîr yine mezkûr ejder Sübhân dağındaki gârına girüp mahbûs olur. İnşâ’allah bu ejder dahi Van-ı sedd-i îmân seyâhatinde manzûrumuz olduğu minvâl üzre tahrîr olunur. Ba‘dehû yine Nemrûd-i la‘în kavmine Cenâb-ı Hayy-i Kadîr Muş sahrâsından bir fâre-i azîm hâsıl edüp cümle Nemrûdîleri tenâvül edüp şehr-i Muş ahâlîsin helâk etdüğüyçün şehr-i Mûş derler. Zirâ bu şehir kurbunda mûşun tulû‘ etdüğü gâr-ı azîm nümâyândır. Bu gâr içinde olan gûnâ-gûn fâre ve sıçan ve pündika ve mûş bir diyârda yokdur. Ammâ bi-emri Hudâ İskender Filikos'u tılsımı sebebiyle Muş sahrâsına aslâ sıçan olmaz. Ammâ kadîm zamânda mûş-ı kebîr sebebiyle mûş şehri derler. Sene (---) târîhinde Âl-i Osmân üzre Timur-ı bî-nûr hurûc etdikde bu şehr-i Muş'u ve kal‘asın harâb [u] yebâb ve halkın kebâb ü hânelerin turâb edüp hâlâ âsâr-ı azîmleri zâhir ü bâhirdir. Ancak bir kasaba-misâl bir ma‘mûr büleydedir kim Muş sahrâsında ağzında bir cebelin zeylindedir. Bu şehr-i harâbın seyr [u] temâşâ edüp ertesi cânib-i şimâle yine sahrâ-yı Muş içre (---) sâ‘atde gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 87a ·
metinde göster ·
… e Fağfûr u Hindistân'a varınca cümle dağlar bu kûh-ı Elburz'a mülâsıkdır. Ve bu
cebelin
cânib-i şarkîsi Îrân-zemîndir, ya‘nî Acem vilâyetidir kim Âzerbâycân ve Tiflis …
Ve bu kûh-ı Elburz'un etrâfında on bir aded {ülke sâhibi} pâdişâhlar sâkinlerdir. Ve yetmiş nev‘a lehçe-i mahsûsalarıyla tekellüm eder elsine-i muhtelifeli benî âdemler vardır kim birbirlerinin 159b lugat [ü] ıstılâhâtların tercümânlar ile güc ile fehm ederler. Hakkâ ki vech-i arzda olan sağîr ü kebîr cibâllerin aslı budur kim müverrihân-ı Arab bu kûha Ebü'l-cibâl deyü tesmiye etmişler, zîrâ cemî‘i cibâller tâ Çîn ü Mâçîn ve Hıtâ vü Hoten ve Fağfûr u Hindistân'a varınca cümle dağlar bu kûh-ı Elburz'a mülâsıkdır. Ve bu cebelin cânib-i şarkîsi Îrân-zemîndir, ya‘nî Acem vilâyetidir kim Âzerbâycân ve Tiflis ve Tomanis ve Serîrü'l-lân ve Gîlân'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 159a–159b ·
metinde göster ·
… argâhı olmağile Hortaç dağı derler. Ammâ lisân-ı Rûm'da Hortasi derler, zîrâ bu
cebelin
dibinde hâlâ Hortas nâm yüz evli bir kefere köyü vardır kim şehr-i Selânik a‘yâ …
Ziyâretgâh-ı makâm-ı Şeyh Hortaç: Bu kûh-ı bâlânın bir hadîka-i ravza-i cinân misilli bir köşesinde azîz-i merkûmun bir âsitânesi vardır. Andaki savma‘asında dâ’imâ tâ‘at u ibâdât edüp gündüz sâ’im ve gece kâ’im bir azîz sultânın nazargâhı olmağile Hortaç dağı derler. Ammâ lisân-ı Rûm'da Hortasi derler, zîrâ bu cebelin dibinde hâlâ Hortas nâm yüz evli bir kefere köyü vardır kim şehr-i Selânik a‘yânına kar getirirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 229b ·
metinde göster ·
… lli aded tahtadan mebnî sandûka-misâl yine tahta örtülü evlerdir. Bir ak kayalı
cebelin
dâmeninde bâğsız ve bâğçesiz yerdir. Bir câmi‘i ve üç aded kiremit örtülü kârgî …
Bu mezkûr Çukurca Hânı Bursa sancağında Domalic kazâsı nâhiyesi kurâlarından bir müselmân karyesidir. Elli aded tahtadan mebnî sandûka-misâl yine tahta örtülü evlerdir. Bir ak kayalı cebelin dâmeninde bâğsız ve bâğçesiz yerdir. Bir câmi‘i ve üç aded kiremit örtülü kârgîr binâ hânları mâbeyninde bir âb-ı hayât kaynak suyu var. Ve ol mahalde bir çemenzâr yerde bir azîm dıraht-ı müntehâ var, temâşâgâhdır. Bu Çukurca Hânı yaylağından kalkup ahâlî-i Çukurca bize elli pür-silâh şehbâz refîkler verüp yine cânib-i kıbleye çemenzâr yollar aşup nîm sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y7b ·
metinde göster ·
dâmeninde kıble ve cenûb tarafında merkûm yeni kal‘a bir vâsi‘ sahrâda bir kal‘ …
Bu mezkûr cebelin dâmeninde kıble ve cenûb tarafında merkûm yeni kal‘a bir vâsi‘ sahrâda bir kal‘a-i azîmdir kim dâyiren-mâdâr cirmi dörd bin sekiz yüz adımdır. Ve şekl-i muhammes kârgîr beyâz taş ile mebnî yalın kat dîvâr bir kal‘a-i rabât-ı üstüvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y74b ·
metinde göster ·
… l [ü] gülistân ve bâğ [ü] bostân ve murg-zâr lâlezâr yerdir. Ve nehr-i Rebve bu
cebelin
dâmeninden tulû‘ edüp nehr-i Berîd'e munsabb olur. İkisi bu cebelin esfelinden …
Bir kûh-ı dırahtistândır. Tâ zirve-i a‘lâsında Hazret-i Îsâ havâriyyûnlarından Hazret-i (---) medfûndur. Anda Mu‘âviye bir mescid-i a‘lâ binâ etmişdir. Mâh-ı Temmûz'da ahâlî-i Kerek ve âyân-ı Ba‘albek ziyâretine varup kesb-i tarâvet ederler. Cânib-i erba‘ası gül [ü] gülistân ve bâğ [ü] bostân ve murg-zâr lâlezâr yerdir. Ve nehr-i Rebve bu cebelin dâmeninden tulû‘ edüp nehr-i Berîd'e munsabb olur. İkisi bu cebelin esfelinden cereyân ederek Kâsımiyye kal‘ası dibinde Bahr-i Ebyaz'a mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y253a ·
metinde göster ·
… -i Rebve bu cebelin dâmeninden tulû‘ edüp nehr-i Berîd'e munsabb olur. İkisi bu
cebelin
esfelinden cereyân ederek Kâsımiyye kal‘ası dibinde Bahr-i Ebyaz'a mahlût olur.
Bir kûh-ı dırahtistândır. Tâ zirve-i a‘lâsında Hazret-i Îsâ havâriyyûnlarından Hazret-i (---) medfûndur. Anda Mu‘âviye bir mescid-i a‘lâ binâ etmişdir. Mâh-ı Temmûz'da ahâlî-i Kerek ve âyân-ı Ba‘albek ziyâretine varup kesb-i tarâvet ederler. Cânib-i erba‘ası gül [ü] gülistân ve bâğ [ü] bostân ve murg-zâr lâlezâr yerdir. Ve nehr-i Rebve bu cebelin dâmeninden tulû‘ edüp nehr-i Berîd'e munsabb olur. İkisi bu cebelin esfelinden cereyân ederek Kâsımiyye kal‘ası dibinde Bahr-i Ebyaz'a mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y253a ·
metinde göster ·
şimâline yüz adım yokuş aşağı gidüp bir püşte üzre âsitâne-i şeyh İsmâ‘îl bir a …
Bu cebelin şimâline yüz adım yokuş aşağı gidüp bir püşte üzre âsitâne-i şeyh İsmâ‘îl bir azîm tekyedir. Yetmiş seksen nefer kimesne fukarâsı vardır. İki kubbe yanyana inşâ olunmuş, bir kubbe içre kendüleri medfûndur, Sahâbe-i Resûlullâh'dandır. Ve garba nâzır bir kapusu taşrasında müsafirhâne hücreleri var. Ba‘zı huccâc ve ehl-i Mekke bu tekyeye gelüp şehri temâşâ ederler, zîrâ bu dahi bir püşte-i âlî üzre vâki‘ olmuşdur. Cümle şehir pây-i tahtda nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y351a ·
metinde göster ·
… Îsâ Cenâb-ı Bârî ile bilâ-vâsıta kelimât etdikleri ecilden İskender Batlîmûs bu
cebelin
bâlâsının tâ zirve-i âlîsinde bir deyr-i azîme binâ etmiş kim felekde misli yok …
Bu cebel üzre Hazret-i Mûsâ ve Hazret-i Îsâ Cenâb-ı Bârî ile bilâ-vâsıta kelimât etdikleri ecilden İskender Batlîmûs bu cebelin bâlâsının tâ zirve-i âlîsinde bir deyr-i azîme binâ etmiş kim felekde misli yokdur. Hâlâ eyle müzeyyendir kim Kudüs-i şerîfde Kumâme ve Beytü'l-lahm bunun zîb ü ziyneti yanında güneşde zerredir. Ve binden mütecâviz yigirmi altı kavim millet-i mesîhiyyenin râhibleri ve bıtrîk ve kıssîs ve kâzibleri vardır. Anda rıyâzât [ve] mücâhede-i kâzibe ile Ahlâd kadîdi gibi kadîd-i mahz olup haftada bir hurmâ ve zeytûn ve bâdem ve bir fincân süd ile nâ-iftâr ederler. Ve anlara cemî‘i Kâfiristân'dan nezerâtlar gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y380b ·
metinde göster ·
ardından hurûc etdükde sâyesi ta Eski Mısır ki Nîl kenârında vâki‘ olmuşdur, ol …
Ve şems vakt-i tulû‘da bu cebelin ardından hurûc etdükde sâyesi ta Eski Mısır ki Nîl kenârında vâki‘ olmuşdur, ol mahalle dek bu cebelin zıllı memdûd olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y16b ·
metinde göster ·
… etdükde sâyesi ta Eski Mısır ki Nîl kenârında vâki‘ olmuşdur, ol mahalle dek bu
cebelin
zıllı memdûd olur.
Ve şems vakt-i tulû‘da bu cebelin ardından hurûc etdükde sâyesi ta Eski Mısır ki Nîl kenârında vâki‘ olmuşdur, ol mahalle dek bu cebelin zıllı memdûd olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y16b ·
metinde göster ·
… âlîdir. Cümle şehr-i Mısır bu cebelden zîr-i pâda görülür. Bir gün bir gece bu
cebelin
zirve-i a‘lâsında haymeler kurulup mevlûd-ı azîm olur. Bu câmi‘ ve hayrât sâhib …
Bu âsitâne dahi cebel-i Mukattam üzre tâ zirve-i a‘lâsında bir âsitâne-i âlîdir. Cümle şehr-i Mısır bu cebelden zîr-i pâda görülür. Bir gün bir gece bu cebelin zirve-i a‘lâsında haymeler kurulup mevlûd-ı azîm olur. Bu câmi‘ ve hayrât sâhibi âl-i Abbâsiyân'dan El-mustansır Billâh Y 224a vezîri emîrü'l-cüyûş Ebünnecm Bedrü'l-Cemâlî nâm vezîr-i âlî-tebâr binâ etdiğinden Cûşî dağı derler, ammâ dağının ismi cebel-i Mukattam'dır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y223b–Y224a ·
metinde göster ·
sâyesi tâ Nîl-i mübârek sâhilinde şehr-i Fustât ki hâlâ Mısır-ı Atîk'dir ol şeh …
Evvelâ Mısır-ı Kâhire'nin cânib-i şarkîsinde şehre hâ’il Cebelü'l-Mukattam nâmıyla meşhûr-ı âfâk olan cebel ma‘bedhâne-i Hazret-i Mûsâ ve Hazret-i Hârûn ve Hazret-i Îsâ olmağile hakkında Hazret-i Risâlet-penâh'ın kelâm-ı dürer-bârlarından niçe hadîs-i sahîh vârid olup ümmetlerin Mısır fethine tergîb etmişlerdir. Ba‘de'l-feth Hazret-i Amr ibnü'l-Âs asrında on yedi bin Sahâbe-i kirâm Cebelü'l-Mukattam'ın zıllinde medfûn olunmuşlardır. Hâlâ efvâh-ı nâsda mezkûr cebel-i mübâreke Cûşî dağı derler. şems-i âlem-tâb kubbe-i felekden baş Q 254bP 251b gösterdikde mezkûr cebelin sâyesi tâ Nîl-i mübârek sâhilinde şehr-i Fustât ki hâlâ Mısır-ı Atîk'dir ol şehre cebel-i Cûşî'nin zıllı karâr bulur. şehr-i Fustât ile cebel-i Mukattam zıllinde medfûn olan ümmet-i Muhammed ehl-i cennetdir deyü râvîleri ile niçe hadîs-i sahîh vardır. Cebelü'l-Mukattam lafzı katm'dan me’hûzdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y256b ·
metinde göster ·
altında binden mütecâviz mağârâlar vardır, içlerinde şehr-i Mısır'a enmemiş sul …
Ve bu cebelin altında binden mütecâviz mağârâlar vardır, içlerinde şehr-i Mısır'a enmemiş sulehâ-yı ümmetden niçe yüz fukarâlar vardır. Gece kâ’im ve gündüz sâ’im hâl sâhibi mücâhid kimesneler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y269b ·
metinde göster ·
dâmenindeki sahrâ içre asker-i deryâ-misâl ile meks olunup melik ile tahte'l-fu …
Bu cebelin dâmenindeki sahrâ içre asker-i deryâ-misâl ile meks olunup melik ile tahte'l-futûr tenâvül edüp bin mikdârı âdem ile at ve hecîne süvâr olup yüz mikdârı dahi bennâlar ve Ferhâdî kazma ve külünkler alup bu meks etdiğimiz sahrânın garbında nîm sâ‘at ba‘îd evc-i semâya kad çekmiş bir kûh-ı bülend-i ahmergûn sâfî seng-i hârâ-yı ibret-nümûn bir mücellâ ve musaykal cebel-i âlîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y424b ·
metinde göster ·
şarka nâzır tarafında bir mağârâ kapusu var, ammâ rıhtım Şeddâdî-binâ ile sed o …
Bu cebelin şarka nâzır tarafında bir mağârâ kapusu var, ammâ rıhtım Şeddâdî-binâ ile sed olunmuş. Der-akab sultân bu kaya dibinde bir taşdan oyulmuş menhar teknesi var ya‘nî kurbân edecek havzdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y424b ·
metinde göster ·