tahrîr olunmuşdur. Üstâd-ı Ferhâd-pîşe eyle bir Sarây-ı
cedîd
inşâ etmişdir kim devr-i Âdem'den beri ilm-i mi‘mârîde mühendisân-ı âlem eyle b …
tahrîr olunmuşdur. Üstâd-ı Ferhâd-pîşe eyle bir Sarây-ı cedîd inşâ etmişdir kim devr-i Âdem'den beri ilm-i mi‘mârîde mühendisân-ı âlem eyle bir sarây-ı ferah-fezâ inşâ etmemişdir. Ve seyyâhân-ı âlem bu atlas-ı gerdûnde nazîrin görmemişdir. Zîrâ leb-i deryâya vâkı‘ olup iki cânibi deryâ, şimâlî tarafı Karadeniz, cânib-i şarkîsi Akdeniz ve cenûbî tarafı 32a Ayasofya câmi‘idir kim merece'l-bahreyne vâkı‘ olmuş {bir şehirdir}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 31b–32a ·
metinde göster ·
… üddâmân-ı ıstabl-ı hâssa ve on iki bin bostâncıyân-ı hâssa ile cümle bu sarây-ı
cedîd
içinde kırk bin ma‘dûd nüfûs-ı cân hisâb olunmuşdur kim hâlâ tahrîr ü tavsîfind …
Ve bu tahrîr olunan sarây-ı pâdişâhî içre cümle askeri ve huddâmân-ı gılmândan ve teberdârân-ı hâssa ve âşbâzân ve helvâcıyân ve habbâzân [ve] acemî hasırcıyân ve ağayân-ı tavâşî-yı beyâz ve ağayân-ı tavâşî-yı esvedân ve hüddâmân-ı bevvâbân ve mu‘allimân [ve] cellâdân ve hüddâmân-ı ıstabl-ı hâssa ve on iki bin bostâncıyân-ı hâssa ile cümle bu sarây-ı cedîd içinde kırk bin ma‘dûd nüfûs-ı cân hisâb olunmuşdur kim hâlâ tahrîr ü tavsîfinde lisân kâsır bir sarây-ı ravza-i Rıdvân'dır. Ammerehullâh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 32a ·
metinde göster ·
… ile binâ olunan câ-yı ma‘hûd kubbenin kıble tarafında otuz iki münakkaş terk-i
cedîd
râyegândır, ma‘lûmu olan cânlar nazar etdükde Allâhümme salli ala Muhammedin de …
Hâlâ yar-ı Resûl ile binâ olunan câ-yı ma‘hûd kubbenin kıble tarafında otuz iki münakkaş terk-i cedîd râyegândır, ma‘lûmu olan cânlar nazar etdükde Allâhümme salli ala Muhammedin derler. Zîrâ kubbenin sâ’ir yerinden yar-ı Resûl ile binâ olunan mahal günden ayân [u] münevverdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 35a ·
metinde göster ·
… âmi‘-i Cihângîr. Ve hayrât-ı câmi‘-i imâret-i Hâsekiyye. Ve hayrât-ı Tershâne-i
cedîd
. Ve Halıcılar köşkünde medrese-i Selîm Hân, Süleymân binâsıdır kim pederi rûhun …
Ve Çekmece-i Kebîr cisrine mübâşeret edüp itmâmı Selîm-i Sânî'ye müyesser oldu. Ve hayrât-ı Şehzâde câmi‘i, Süleymân Hân'ındır. Ve hayrât-ı câmi‘-i Cihângîr. Ve hayrât-ı câmi‘-i imâret-i Hâsekiyye. Ve hayrât-ı Tershâne-i cedîd. Ve Halıcılar köşkünde medrese-i Selîm Hân, Süleymân binâsıdır kim pederi rûhuna savâbın hibe eylemişdir. Hayrât-ı câmi‘-i iskele-i Üsküdar, duhter-i bülend-ahterleri Mihribân Sultân içün bir câmi‘ ve iki hân ve bir imâret inşâ etdi. Rûmeli'ndeki hayrâtları bî-hisâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 46a ·
metinde göster ·
… up Eski Sarây'dan bir köşesin bulup Sultân Bâyezîd kurbünde bunlara bir Sarây-ı
cedîd
binâ olundu. Hattât olmağile mushaf-ı şerîf kitâbet edüp anın ile kifâf-ı nefs …
Vezîr Dâmâd Ferhâd Paşa: Şehzâde Mehemmed Hân'a dâmâd olup Eski Sarây'dan bir köşesin bulup Sultân Bâyezîd kurbünde bunlara bir Sarây-ı cedîd binâ olundu. Hattât olmağile mushaf-ı şerîf kitâbet edüp anın ile kifâf-ı nefs edinüp bir mushafı Bâyezîd Hân türbesindedir hâlâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 47b ·
metinde göster ·
cezîre-i Girid serdârı on bir bin tokuz yüz toksan akçedir. Cümleden sonra feth …
Hâss-ı feth-i cedîd cezîre-i Girid serdârı on bir bin tokuz yüz toksan akçedir. Cümleden sonra feth oldu ammâ hatt-ı hümâyûn ile hîn-i tahrîrde böyle hâs ihsân olunmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 50a ·
metinde göster ·
… r kim zikr olunur: Livâ-i Tımışvar ve Lipova ve Çanad ve Göle ve Modova, feth-i
cedîd
Şebeş ve feth-i cedîd Logoş, livâ-i Façat ve livâ-i Arat ve livâ-i Beşkelek ba‘ …
Gayrı livâları bunlardır kim zikr olunur: Livâ-i Tımışvar ve Lipova ve Çanad ve Göle ve Modova, feth-i cedîd Şebeş ve feth-i cedîd Logoş, livâ-i Façat ve livâ-i Arat ve livâ-i Beşkelek ba‘dehu Sokullu Mehemmed Paşa evkâfı olmuşdur, ammâ azîm livâ evkâfdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 51a ·
metinde göster ·
… â-i Tımışvar ve Lipova ve Çanad ve Göle ve Modova, feth-i cedîd Şebeş ve feth-i
cedîd
Logoş, livâ-i Façat ve livâ-i Arat ve livâ-i Beşkelek ba‘dehu Sokullu Mehemmed …
Gayrı livâları bunlardır kim zikr olunur: Livâ-i Tımışvar ve Lipova ve Çanad ve Göle ve Modova, feth-i cedîd Şebeş ve feth-i cedîd Logoş, livâ-i Façat ve livâ-i Arat ve livâ-i Beşkelek ba‘dehu Sokullu Mehemmed Paşa evkâfı olmuşdur, ammâ azîm livâ evkâfdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 51a ·
metinde göster ·
kurbünde Mahmûd Paşa câmi‘i: Ebü'l-feth vüzerâlarındandır. Ammâ selâtîn-misâl b …
Evvelâ cümle vüzerâ câmi‘lerinden kadîm Bedâsten-i cedîd kurbünde Mahmûd Paşa câmi‘i: Ebü'l-feth vüzerâlarındandır. Ammâ selâtîn-misâl bir câmi‘-i kebîrdir. Üç kubbe ve üç kapusu ve bir harem-i azîmi vardır. Kıble kapusu üzre târîhi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 88b ·
metinde göster ·
… â ve fukarâ ve zu‘afâya ni‘met-i uzmâyı bezl etmek içün ibtidâ imâret-i sarây-ı
cedîd
mâh [u] sâl bi'l-guduvvi ve'l-âsâl bay u gedâya ve hâs [u] âmma yevmiyye üç ker …
nassı üzre ol Rabbü'l-âlemîn İslâmbol'un fethin Ebü'l-feth'e ihsân edüp ol dahi Kerîm ve Ganî ismine mazhar düşüp hünkârlık edüp ibtidâ gurebâ ve fukarâ ve zu‘afâya ni‘met-i uzmâyı bezl etmek içün ibtidâ imâret-i sarây-ı cedîd mâh [u] sâl bi'l-guduvvi ve'l-âsâl bay u gedâya ve hâs [u] âmma yevmiyye üç kerre ni‘meti mebzûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 93a ·
metinde göster ·
… kapudan mahzenleri} ve kürekhâne ve yedi aded kurşumlu mahzenler ve dîvânhâne-i
cedîd
cümle Süleymân Hân'ın hayrâtıdır. Ve San Pavla zindânı ve Cirid meydânı kasrı v …
Evsâf-ı Tershâne-i Âmire: (---) göz Süleymân Hân binâsıdır. Bârûdhâne {kullesi ve yetmiş kapudan mahzenleri} ve kürekhâne ve yedi aded kurşumlu mahzenler ve dîvânhâne-i cedîd cümle Süleymân Hân'ın hayrâtıdır. Ve San Pavla zindânı ve Cirid meydânı kasrı ve Şâhkulukapusu ve Meyyit iskelesikapusu cümle Süleymân Hân'ındır. Ve Kapudan Paşa'ya on iki bin azebistân askeri ve yüz elli kapudan-ı enderûn ve yüz elli kapudan-ı bîrûn cezîrelerde ve yetmiş alem ve tuğ sâhibi azebistân ağası ve kırk sancak yerde re‘âyâ ve berâyâdan kürek-keşân azebistân gelmek kânûn-ı Süleymânî'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 125a ·
metinde göster ·
… e bu kal‘a 137a altı ayda tamâm olunca cümle hâr [ü] hâşâke âteş urup kal‘a-i
cedîd
ve dürr-i beyz-âsâ nümâyân olup cümle asker derûn-ı kal‘aya girüp top u tüfeng …
Bu san‘at ile bu kal‘a 137a altı ayda tamâm olunca cümle hâr [ü] hâşâke âteş urup kal‘a-i cedîd ve dürr-i beyz-âsâ nümâyân olup cümle asker derûn-ı kal‘aya girüp top u tüfeng ve cebehânesi ve sâ’ir mühimmât [ü] levâzımâtın yerlü yerinde edüp mezbûr ruhbân nihânî mi‘mâr-ı müslim tebdîl-i câme edüp Muhammed sünnetine ikrâm eyleyüp mü’min [ü] muvahhid şeklinde olup Rûmeli Hisârı dizdârlığın ricâ edüp ihsân olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 136b–137a ·
metinde göster ·
… bindir derler ammâ fart-ı kelâmdır, üç yüz neferi Bedâsten-i atîk ve Bedâsten-i
cedîd
pâsbânlarıdır kim gedikli ulûfeli âdemlerdir. Mâ‘adâsı her şeb sabâha dek İslâm …
Esnâf-ı pâsbân-ı nigehbân-ı İslâmbol: Neferât on iki bindir, kırk bindir derler ammâ fart-ı kelâmdır, üç yüz neferi Bedâsten-i atîk ve Bedâsten-i cedîd pâsbânlarıdır kim gedikli ulûfeli âdemlerdir. Mâ‘adâsı her şeb sabâha dek İslâmbol içre keşik bekler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 155a ·
metinde göster ·
… ülür. İslâmbol kal‘ası ve hünkâr bâğçeleri ve'l-hâsıl mîrî ne kadar meremmât ve
cedîd
binâlar var ise bu şehremîni eliyle olur. Bu dahi kendü neferâtları üç yüzdür, …
Yigirmi beşinci, esnâf-ı şehremîni: Ağalık değildir kitâbetdir ammâ mahsûldâr emânetdir. Gökde uçan ve yerde gezen ve deryâda yüzen cümle bu şehremîni masârıfıyla olur. Muhâsebesi senevî bin kîse, kâhîce iki üç bin kîse ile görülür. İslâmbol kal‘ası ve hünkâr bâğçeleri ve'l-hâsıl mîrî ne kadar meremmât ve cedîd binâlar var ise bu şehremîni eliyle olur. Bu dahi kendü neferâtları üç yüzdür, anlar ile alayda ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 177b ·
metinde göster ·
… 200, bunlar dahi Dâvûdî ve Ebû Zeyd-i Müslimî'dir ammâ ibtidâ Hazret'e rikâb-ı
cedîd
yapan Şücâ‘eddîn Mehribânî'dir. Enes ibn Mâlik telâmîzinden olup rikâbdârâna pî …
Esnâf-ı ehl-i hakîkat, üzengiciyân: Dükkân 100, neferât 200, bunlar dahi Dâvûdî ve Ebû Zeyd-i Müslimî'dir ammâ ibtidâ Hazret'e rikâb-ı cedîd yapan Şücâ‘eddîn Mehribânî'dir. Enes ibn Mâlik telâmîzinden olup rikâbdârâna pîr olmuşdur. Kabri nâ-ma‘lûmdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 184b ·
metinde göster ·
… su'nun iç yüzünde, sonra Ayvansarıkapusu önünde, sonra Çömlekciler içinde; dahi
cedîd
kârhâne Hâsköy'dedir, gayrı yerde yokdur. Bunlar tahtırevân-ı azîm üzre bir şîş …
Esnâf-ı şîşeciyân: Kârhâne 4, neferât 105, ibtidâ pîrleri Cemşîd'dir. Ba‘dehu sene (---) târîhinde Ebû Alî Sînâ, hekîm-i kudemâ olmağile dahi ziyâde tasannu‘lar eyleyüp iştihâr verdi. Ammâ İslâmbol'da iptidâ peydâ olan Cibâlikapusu'nun iç yüzünde, sonra Ayvansarıkapusu önünde, sonra Çömlekciler içinde; dahi cedîd kârhâne Hâsköy'dedir, gayrı yerde yokdur. Bunlar tahtırevân-ı azîm üzre bir şîşehâne içinde şîşe yaparak geçüp giderler. Ammâ nâr-ı cahîmden bir şerer görmek isteyen cân, şîşehâneleri görüp andan ibret alsın kim nâr-ı dûzah yanında bu nâr bir şererbâr değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 196b ·
metinde göster ·
70, pîrleri Ebü'n-nidâ denilmişdi. Bu dellâllar Eski Bedâsten dellâllarına kend …
Sınıf-ı dellâlân-ı Bedesten-i cedîd 70, pîrleri Ebü'n-nidâ denilmişdi. Bu dellâllar Eski Bedâsten dellâllarına kendüleri ol kadar müsellah u müzeyyen ve zî-kıymet âriyetî esbâblar ile alay ederler kim cümle temâşâcılar âlem-i hayretde kalırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 201b ·
metinde göster ·
80, pîrleri Gafîr-i Hindî denilmişdi. Bu pâsbânlar ellerinde balta ve harbe ve …
Pâsbân-ı Bedâsten-i cedîd 80, pîrleri Gafîr-i Hindî denilmişdi. Bu pâsbânlar ellerinde balta ve harbe ve bellerinde şemşîr-i âteş-tâb ile rûz-ı rûşende niçe musanna‘ fânûslar yakup "Aşa dura vura" deyü feryâd ile ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 201b ·
metinde göster ·
Bu bedâstenin cümle âdemleri müsellah olup Bedâsten-i
cedîd
neferâtlarıyla arz-ı metâ‘ ederek tebdîl-i câme ubûr ederler. Zîrâ çoğu cezîrel …
Bu bedâstenin cümle âdemleri müsellah olup Bedâsten-i cedîd neferâtlarıyla arz-ı metâ‘ ederek tebdîl-i câme ubûr ederler. Zîrâ çoğu cezîreler Urumlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 201b ·
metinde göster ·
… dâ-i cülûsu hutbesin mezkûr Tursun Fakîh tilâvet etdi. Ez-în-cânib Bursa feth-i
cedîd
olmağıla Kayseriyye ve Konya ve Niğde ve Aydın ve Saruhân ve Lârende ve Dârende …
Ammâ Bursa lafzı noksandır. Ba‘dehû ılgar ile Osmân Gâzî'nin na‘şın Bursa'ya getirüp iç kal‘a'da defn etdiler, ziyâretgâh-ı azîmdir. Merhûm ve mağfûrun leh Osmân Gâzî, kable'l-cülûs babası Ertuğrul Gâzî beğliğinde yetmiş pâre şehr feth etmişdir. İbtidâ fethi Kocaili be-dest-i Akçakoca ve feth-i Yalak-âbâd kal‘ası İznik şehrine karîbdir. Ve Osmân Gâzî sâdât-ı kirâmdan Hazret-i eş-Şeyh Edebalı azizin duhter-i pâkîze-ahterin alup Orhân Gâzî ol kızdan müştakk olduğu muhakkakdır. Anınçün Âl-i Osmân, vâlideleri tarafından sâdât-ı kirâmlardandır. Ve eş-Şeyh Hazret-i Tursun Fakîh, Şeyh Edebalı'nın akrabâlarından olup Osmân Gâzî'nin ibtidâ-i cülûsu hutbesin mezkûr Tursun Fakîh tilâvet etdi. Ez-în-cânib Bursa feth-i cedîd olmağıla Kayseriyye ve Konya ve Niğde ve Aydın ve Saruhân ve Lârende ve Dârende ve Mar‘aş diyârlarından ol kadar ümmet-i Muhammed gelüp cem‘ oldu kim âdem deryâsı oldu. Ve Orhân Gâzî derya-misâl cüyûş-ı müslimîn ile cânib-i erba‘ada olan düşmanlara, şahin âşiyânından süzülür gibi süzülüp düşmanlardan intikâm alup mâl-ı ganâyim ile cemî‘î guzât-ı müslimîn muğtenim olup Bursa'yı dahi ma‘mûr u âbâdân edüp Belh [u] Buhârâ ve Horâsân diyârlarında[n] niçe yüz erenler gelüp tavattun etdiler. İlâ hâze'l-ân Bursa ma‘mûr [u] âbâdân olmadadır. Ammâ ibtidâ manzûrumuz olduğu mahalde.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 222b ·
metinde göster ·
… dur. Bir kaçın sahib-i hâneler kâr içün hâs u âm hammâmları edüp taşradan bâb-ı
cedîd
açmışlar.
Cümle üç bindir. Bu şehrin suyu firâvân olmağıla ev hammâmları gâyet çokdur. Bir kaçın sahib-i hâneler kâr içün hâs u âm hammâmları edüp taşradan bâb-ı cedîd açmışlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 227a ·
metinde göster ·
… ve Kızılelma'ya çıkar. Belki âfâka sıyt u sadâsı müstevlî olup âleme velvele-i
cedîd
ve debdebe ve gulgule-i şedîd olurdu. Târîh-i Feth-i kal‘a-i Hanya: (---)(---) …
Bu hakîr-i pür-taksîr dahi sad-lek İzid-i Perverdigâr'a şükr edüp evvel gazâmız kal‘a-i Azak ve yedi kerre gazâmız Kırım'da, vilâyet-i Leh ve Moskov ve Kazak. Ve tokuzuncu gazâmız bu kal‘a-i Hanya oldu. Ve derûn-ı kal‘a meremmâtına şurû‘ olunup herkes alâ-kadri'l-imkân dükkânların zeyn edüp leyle-i muzlimlerde herkes hâne ve dekâkînlerin kanâdîl ü meş‘alelerle zeyn edüp derûn-ı kal‘a guzât-ı müslîmîn ile pür olup yine Urum re‘âyâların limanın sol tarafında iskân edüp harâc-güzâr kaldılar. Ve evkât-ı hamse edâ olundukdan sonra yetmiş koldan çeng-i harbîler çalınup gülbâng-i Muhammedîler çekilüp üç yaylım top u tüfenkler atılup tarrâkası evc-ı Irâk'a ve Kızılelma'ya çıkar. Belki âfâka sıyt u sadâsı müstevlî olup âleme velvele-i cedîd ve debdebe ve gulgule-i şedîd olurdu. Târîh-i Feth-i kal‘a-i Hanya: (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 272b ·
metinde göster ·
… endi: Nev binâ bir kubbe-i vâlâ ve bir minâre-i mevzûnu vâlâ, bir kapulu tarz-ı
cedîd
, cümle revzenleri hadîd, haremli ve şâzirvânlı bir câmi‘-i müferrahdır. Cümle k …
Andan Câmi‘-i Ca‘fer Efendi: Nev binâ bir kubbe-i vâlâ ve bir minâre-i mevzûnu vâlâ, bir kapulu tarz-ı cedîd, cümle revzenleri hadîd, haremli ve şâzirvânlı bir câmi‘-i müferrahdır. Cümle kıbâbları rasâs-ı hâs ile mestûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 287a ·
metinde göster ·
… ederler. Kitâbî kavmdirler. Ammâ Abaza ve Çerkes-i nâ-kes Arab'dan azgın kavm-i
cedîd
olmağıla aslâ kitâbları ve bed-mezhebleri yokdur. Bu Gürcîstân papaslarının tak …
Kavm-i müşrikînden ibtidâ tâ’ife-i Yahûddır. Andan kavm-i fecere bu Gürcî'nin kavm-i Dâdyân'ı ve Şavşad kavmleridir. Anlardan 320b kavm-i Kuril ve kavm-i Açıkbaş ve kavm-i Mikril ve kavm-i (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Müteferrik olup cümlesi ümmet-i Dâvûd Nebî iken millet-i Mesihî'den olup kitâb-ı İncîl ile zu‘m-ı bâtıl ederler ammâ cümlesi on iki lisân üzre tekellüm ederler. Gûnâ-gûn lehce-i mahsûsaları vardır kim birbirlerinin lisânların tercümân ile anlar ecnâs-ı ünâsdır. Ammâ lisân-ı Şavşad u Dâdyân-ı zu‘m-ı fâsîdler niçe fesâhat u belâğat ile kelimât eder kavmlerdir. Hakîkatü'l-hâl hâlâ Moskov diyârının kralları inkırâz bulsa millet-i Mesîhıyye'nin güzîdesi ve Enûşirvânı ve hasîb [u] nesîbidir, deyü Şavşad'dan yâhûd Dâdyân'dan bir beğ alup Moskov'a kral ederler. Kitâbî kavmdirler. Ammâ Abaza ve Çerkes-i nâ-kes Arab'dan azgın kavm-i cedîd olmağıla aslâ kitâbları ve bed-mezhebleri yokdur. Bu Gürcîstân papaslarının takrîrleri üzre tevârîh-i atîklerinde eyle tahrîr eder kim silsileleri Keykâvûs'a ve niçe bin pehlivânlara müntehî olup andan Dâvûd Nebî a.s. hazretine müntehî olur, derler. Meğer Gürcîstân'da bir pâdişâh var idi. Mürd oldukda yerine Temerrüd nâm bir kızı hâkime olup bir kimesneye varmayup babasından irs ile intikâl eden diyârlarını hükm-i hükûmât ederek bir gice bir pençe-i âfitâb gulâm ile ayş [u] işret mâbeyninde melike kız mest iken ol civân kıza susa edüp melike hâmile kalır. Andan bir meh-pâre duhter-i pâkize-ahter tevellüd edüp ol kızı pinhân edüp Vat nâhiyesine gönderir. Beri tarafda melike bed-nâm olmamak içün kendüye susa edüp bekâretin izâle eden mîrâhûr civânı bir halîc buzu üzre bir murğ-ı sürhab saydın almağa gönderüp ol civân buza cuyulup gark-ı âb olup melike duhter güft [u] gûy-ı kabâ’ilden halâs olup bu melîkeden müştakka olan kız dahi kemâlin bulup ol kızı Beğ Dîvân nâm bir melikzâdeye verirler. Ol kızdan üç oğul olur. Anlar dahi fetâ yiğitler olduklarında Gürcîstân'ı üç bahş edüp büyük beğzâdeye Kütâtis ülkesi verirler kim ana Baş-açık vilâyeti derler. Hâlâ Başaçık tâ’ifesinin nesli ol büyük beğzâde Mârûla melike müntehî olur. Veled-i vustâya Tiflis ülkesini verirler ki ismi Simon'dur. Küçük oğlana Bâht vilâyetin verirler kim Dâdyân kavminin nesli ana müntehîdir. Bu Dâdyân Beğ cihân-ârâ bir âdil pâdişâh olup cümle kefereler buna tâbi‘ olmuşlardı. Hâlâ Gürcîstân'da bu Dâdyân ve Açıkbaş beğlerine cümle Gürcîstân itâ‘at ederler, gûyâ baş papaslarıdır. Cümle kefere kralları hîn-i cülûsda kılıç kuşansa Açıkbaş ve Dâdyân'ın izniyle bir âdem kılıç kuşadup cümle kefere ol kral-ı dâldan bid‘at ederler. Hattâ Selîm Şâh-ı Evvel, Tarabefzûn hâkimiyken bu Açıkbaş beğiyle hüsn-i ülfet edüp Kütâtis kal‘asında niçe zamân ayş [u] işret edüp babası Bâyezîd-i Velî'den sonra Selîm Hân müstakil sultân oldukdan sonra Açıkbaş ülkesinin tâc harâcı ve tekâlîf-i örfiyyesin hatt-ı şerîf-i kavî huccet ile mu‘âf [u] müsellem edüp ilâ yevminâ hâzâ mu‘âfdırlar. Ancak alâ tarîkı'l-hedâye İspirî doğanlar ve sunkur ve toygun-bâzlar ve mümtâz gılmân-ı şehnâzlar ve dûşîze-i dil-nüvâzları der-i devlete göndermeleri beher sene kânûn-ı Selîm Hân-ı Evveldir, ve's-selâm. Ba‘dehû bu zikr olunan Azgûr kal‘asından kalkup cânib-i garba ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar içre câ-be-câ hıyâbân [u] gülistânlı zemîn-i mahsûldâr ve çemenzâr yerler üzre 4 sâ‘atde hamd-i Hudâ sıhhat [ü] selâmetle sâlimîn ve gânimîn sedd-i İslâm,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 320a–320b ·
metinde göster ·
… an aşağı varoş-ı hisâr-ı kebîrdir ve iki kat sûr-ı metîndir ve üç bâb hâdîd [u]
cedîd
dervezelerdir. Dâhil-i bâbda âlât-ı silâh ve tuğulka ve ser-penâhlar ve tüfenk …
Eşkâl-i kal‘a-i Kars: Şimâlî tarafında ensesi top menzilinden ba‘îd bir kûh-ı bâlâdır. Anın dâmeninde bu kal‘anın iç kal‘ası bir püşte üzre vâkı‘ olmuşdur, ammâ aşağı hisâr bir düzde vâkı‘ olmuşdur ve cümle beş kat sûr-ı kavî addolunmuşdur ve nârin kal‘ada ancak bir hâne vardır. Kal‘a kapusu cânib-i şarka nâzırdır. Ve yukaru kal‘a ta‘bîr olunan orta kal‘a kapusu cânib-i garba mekşûf hadîd bâb-ı kavîlerdir. Bu sûr içre dizdârhânesi ve iki yüz neferât levendât hâneleri ve mükellef ve mükemmel cebehâneleri vardır. Ammâ bu orta hisârda çârsû-yı bâzâr ve hân ve hammâm ve imâret yokdur. Bu kal‘adan aşağı varoş-ı hisâr-ı kebîrdir ve iki kat sûr-ı metîndir ve üç bâb hâdîd [u] cedîd dervezelerdir. Dâhil-i bâbda âlât-ı silâh ve tuğulka ve ser-penâhlar ve tüfenk ve cidâ vü gûnâ-gûn âlet-i harblar ile ârâste ve bevvâbân [u] dîdebânlar ile pîrâste olmuş derveze-i kavîlerdir. Bu kapuların biri cânib-i garba Su kapusu ve Çeri kapusu derler, Erzurûm'a mekşûfdur, biri cânib-i kıbleye meftûh Orta kapudur kim Kağızmân tarafına meftûhdur. Ve biri cânib-i şarka Behrâm Paşa kapusudur, Revân tarafına küşâdedir. Bu kal‘a dîvârının üstünde karavulhânelerde şeb [u] rûz müstahfızânlar nigehbânlık edüp her şeb-i muzlimde kal‘a hâ’itların meş‘aleler ile çerâğân ederler. Varoş-ı hisârın kaddi ol kadar âlî değildir ammâ gâyet arîz ve metîn binâ-yı sengîndir. Ve aşağı kal‘anın dâiren-mâdâ[r] handakı yerine göldür kim Behrâm Paşa kapusundan Orta kapuya {varınca ihâta etmiş âb-ı hayât göldür. Bu tarafdan kal‘aya aslâ zafer mümkün değildir}. Ve etrâf-ı kal‘ada cümle iki yüz yigirmi aded kulle-i sedd-i Kahkaha'lardır ve cümle iki bin seksen dendân-ı bedendir. Ve bu rıbât-ı azîmin dâiren-mâdâr cirmi beş bin yedi yüz adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 324a ·
metinde göster ·
… kdur. Ve iki kapusu vardır. Biri cânib-i şarka, bâğçeler tarafına küşâde üç kat
cedîd
kavî bâb-ı hadîdlerdir. Ve biri dahi cânib-i garba nâzır Nevbethane kapusudır. …
Eşkâl-i kal‘a-i Bâyburd: Bir yalçın püşte-i âlî üzre şekl-i muhammes Şeddâdî binâ bir serâmed-i ra‘nâ iç hisârı vardır. Der-i dîvârının kaddi kırk zirâ‘-ı melikîdir. Yalçın kaya üzre olmağıla cânib-i muhammesinde handakı yokdur. Ve derûn-i iç hisârda cümle üç yüz hâne kâr-ı kadîmler vardır. Lâkin çârsû-yı bâzâr ve hân ve hammâm yokdur. Ve iki kapusu vardır. Biri cânib-i şarka, bâğçeler tarafına küşâde üç kat cedîd kavî bâb-ı hadîdlerdir. Ve biri dahi cânib-i garba nâzır Nevbethane kapusudır. Andan aşağı şehre nüzûl olur. Bu kal‘a cümle (---) burc-ı metînlerdir. Ve cümle dendân-ı bedendir ve dâiren-mâdâr cirmi (---) adımdır. Ve Nevbethane kapusundan aşağı şehr cümle binden mütecâviz toprak örtülü hânedânlardır. Bu şehr içre cümle on tokuz mahalle-i müslimîn ve yedi mahalle-i Ermeni, ammâ Yahûdî ve Çingâne tâ’ifeleri yokdur. Lâkin leb-i deryâ üç menzil karîb olmağıla Urum keferesi çokdur. Ahâlî-i vilâyetin çoğu Ekrâd u Türkmândır, ammâ Ebü'l-feth feth etdikden sonra Tire şehrinden üç bin âdem bu şehre nefy edüp tavattun etmişlerdir kim ekseriyyâ bu şehr halkının çoğu Tirevîlerden münteşir olmuşlardır. Hâlâ gayet ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at musallî âdemleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 327b ·
metinde göster ·
… zeli dûşîze ve pâkîze bintânlar ve Tarabefzûn paşası bir zerdûz harîr, münakkaş
cedîd
yedi aded cerekler (?) ile otağın verdi. Ve bir şemşîr-i murassa‘ ve bir mücevh …
Ertesi ale's-sabâh mâh-ı mezbûrun (---) günü yine nehr-i Çoruğ kenarından bir gerd-i gubâr evc-i âsumâna peyveste olup şukka-i alem şa‘şa‘ası ve cebe vü cevşen ve zırh-ı zireh-külâh nûru benî Âdemin merdüm-i dîdelerin hîrelendirüp sâf sâf [ve] mevc mevc asâkir-i ibret-nümâ nümâyân olup yaklaşdı. 330b Meğer Çıldır eyâletine mutasarrıf Vezîr Koca Sefer Paşa, Erzurûm Vezîri Mehemmed Paşa efendimizin emr-i şerîfiyle Ahıska'dan ılgar ile Gürcîstân içinden Gönye kal‘asına imdâda altı bin Gürcîstân askeriyle ve Tomris Hân oğluyla ve Levend Hân oğluyla ve Aleksandır Hân oğluyla imdâda geldüğü Seydî Paşa'ya haber gelince Bâkî Paşa ve Ketağaç Paşa ve sâ‘ir mîr-i livâlar ve alaybeğleri ve çeribaşılar cümle pür-silâh olup Sefer Paşa'ya istikbâle çıkdık. Azamet-i Hudâ bir temâşâ-yı ibret-nümâ dahi seyr etdik. Cebe vü cevşene gark olmuş küheylân atlı, eli sırıklı, beli şiş kılıçlı ve çiğini kalkanlı ve niçesi kılçıklı kebeli ve beli sadaklı ve tüfenkli Aznavurlar ve piyâde tüfenklileri ve sıkma çarıklı ve cümlesi kırçıl ihtiyârlar çoğu mutarraş ve saçlı Aznavurlardır kim her biri acebe-likâ ve garîbü'l-heykel âdemlerdir. Sefer Paşa alay-ı mahsûsası ve mataracı ve tüfenkcileri ve şâtırlarıyla geldikde Seydî Paşa ve Bâkî Paşa at üzre selâmın alup Seydî Paşa sağına ve Bâkî Paşa soluna geçüp alay-ı azîm ile Gönye kal‘ası altına gelindikde kal‘anın burc [u] bârûlarından bir yaylım sefâ geldin topu ve bir yaylım safâ geldin tüfenk şâdmânlar edüp Sefer Paşa cümle askeriyle zeyl-i hisârda meks edüp ba‘dehû Ordu-yı İslâma Gürcîstân ve Mikrilistân ve Lazistân'dan ve Batum sancakları nevâhîlerinden ordu-yı İslâma zehâ’ir-i firâvân gelmeğe başladı. Ertesi gün vakt-i seherde Gönye kal‘asının cânib-i cenûbunda Hopan ve Rize tarafında leb-i deryâ ile bir alay-ı azîm nümâyân olup meğer Tarabefzûn eyâletine mutasarrıf (---) Paşa eyâleti askeriyle üç bin yarar ve nâmdâr müsellah asker ve deryâdan yetmiş pâre sandal ve yüz pâre meneksile Laz gemisi ile piyâde asker ve zahâ’ir ve on pâre şâhî top ile Tırabzan paşası geldüğü Serdâr Seydî Ahmed Paşa'ya haberi gelüp aslâ ve kat‘â istikbâline ne kendüsü ve ne sâ’ir asakir göndermeyüp Tarabefzûn paşası, eyâleti askeriyle üç bin güzîde âdemle Gönye kal‘asının bir cânibinde meks edüp ba‘dehû derûn-ı kal‘ada Seydî Ahmed Paşa ile müşerref olmağa geldikde Seydî Paşa aslâ ta‘zîm etmeyüp cümle huzzar-ı meclise hıtâben eydür: "Bak a ümmet-i Muhammedim! Ben kankı sancâk hâkimiyim?" dedi. A‘yân-ı vilâyet eyitdiler: "Sultânım! Hâlâ Tortum sancâğına mutasarrıfsız" dediler. "Ya Tortum bu Gönye kal‘asına kaç menzildir?" dedi. {"Dörd beş menzildir" dediler}. "Ya dörd menzil yerden bir ılgar ile gelüp kal‘a-i Gönye'yi dest-i küffârdan halâs edem. Husûsen me’mûr değil idim ve sancâğım hâki dahi değildir. Ben dîn-i mübîn uğuruna yetişüp Gönye'yi istihlâsına bi-emrillah sebeb olam. Bak a Paşa! Sen Tarabuzen paşası olasın ve iki tuğlu mîr-i mîrân olasın ve Gönye kal‘ası eyâletin hâkinde Tarabuzun'a iki menzil yer ola. Sen niçün yedi günden berü bu Gönye kal‘ası imdâdına yetişmedin. Tiz cellâd!" dedikde, Bâki Paşa ve Sefer Paşa ve Kategaç Paşa Seydî Ahmed Paşa'ya: "Sultânım! Kânûn değildir. Sen bir tuğlusun, ol iki tuğludır, katl etmen" deyü cümle ricâ etdüklerinde "Vallahi dîn-i mübîne hâ’in oldukdan sonra yedi [tuğlu] paşa dahi olsa, askeriyle kırardım. Ammâ sizin hâtırınız içün katl etmem. Ammâ pâdişâhıma arz ederim. Tiz dîvân efendisin çağırın" deyü fermân edüp murâd [u] merâmı üzre arz tahrîr olunurken "Baş bölükbaşılar kaldıra şu Tarabuzun a‘yân-ı hâ’inlerin" deyüp yetmiş nefer kimesneyi kayd-bend edüp Gönye kal‘asında habs edüp "Niçün paşanızı bu kal‘anın istihlâsına terğîb etmediniz" deyü vâfir ıtâb u şitâb edüp cümlesin habs etdi. Dîvân efendisi kal‘anın fütûhnâmesin ve Tarabefzûn paşasının adem-i imdâdın tahrîr edüp üç aded mîr-i mîrânların ve sâ’ir iş erlerinin ve Gönye kadısı ve Tarabefzûn kadısının memhûrlu arz-ı mahzarlarıyla pâdişâha arzlar gönderilecek mahalde cümle Tarabefzûn a‘yânının yedikleri hapsi balıkları burunlarından fitil fitil çıkup "Amân Sultânım! Pâdişâha bizi arz eyleme" deyü Seydî Ahmed Paşa'nın hâk-i pâyine düşüp niyâz-mend olduklarınca Seydî Paşa aşağı komayup "Elbette bu âsîleri arz ederim" deyü sözünde sâbît-kelâm olup Çerkes inâdına musırr oldu. Âhir Tarabefzûnlılar yine paşalara dahi düşüp anlar yine Seydî Paşa'ya ricâ edüp mâbeyne niçe mu‘tedil muslihûn iş erleri ricâ edüp üç gün keşâkeşden sonra hâh-nâ-hâh Tarabefzûn paşasından ve a‘yân-ı vilâyetden ve eyâlet-i Tarabefzûn'dan cümlesinden pes-i perdece kırk üç kîse guruş ve üç tahta semmûr kürk ve on iki pençe-i âfitâb mahbûb gulâm-ı sührâb ve on iki mahbûbe-i zenâne ve fitne-i cihâne nergîs gözlü ve şîrîn sözlü Gürcî güzeli dûşîze ve pâkîze bintânlar ve Tarabefzûn paşası bir zerdûz harîr, münakkaş cedîd yedi aded cerekler (?) ile otağın verdi. Ve bir şemşîr-i murassa‘ ve bir mücevher gaddâre ve yedi çarkâb 331a tîrkeş ve niçe Tarabefzûn zergerinin memdûh kârlarından gûnâ-gûn sîm-âvânlarından buhurdân ve gülâbdânlar ve nice raht-ı gûn[â]-gûn ve sîm şa‘mdânlar ve topuz ve Tarabefzûn tarzı baltalar ve üç katar deve ve yedi katar katır ve "ılgar ile gelirken niçe atlarınız helâk oldu" deyü yüz yigirmi re’s atları ve cümle Seydî Ahmed Paşa'ya eyâlet-i Tarabefzûn ahâlîsi verüp kendüleri sa‘âdetlü pâdişâha arz olunmadan halâs olup ancak Gönye kal‘ası fethin ve imdâdında bulunan mîr-i mîrânları ve alaybeğilerini ve sâ’ir sancâk beğlerin hizmet-i pâdişâhîde bulundukların cümle pâdişâha arz edüp cemî‘î beğler ve paşalar ve iş erlerinden dahi belağan-mâ-belâğ mâl [u] menâl [ve] metâ‘-ı firâvân alup istihlâs-ı Gönye'yi, pâdişâha Gürcî Beğzâde nâmıyla ma‘rûf bir mütekellim kapucubaşısıyla der-i devlete arz eyledi. Ve bir kapucubaşısıyla Erzurûm Vâlisi Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimize arz etdüğü sâ‘atde nehr-i Çoruğ kenarından berü yine bir toz [u] gubâr evce peyveste olup bir asker-i İslâm zâhir oldu. Meğer Erzurûm Valisi Mehemmed Paşa efendimizin Alacaatlı Hasan Ağası, Gönye kal‘ası imdâdına serdâr olup Erzurûm sancağının cümle erbâb-ı timarları ve zü‘amâları cebelüleriyle ve Erzurûm ve Hasankal‘alarının nısf kal‘a kulları ve Paşa efendimizin cümle kendi kapu kullarıyla kırk bayrak sekbân ve sarıcalardan başbölükbaşı Küçük Acem ve Kulu bölükbaşı ve Çatal bölükbaşı ve Memü ve Çünûd heybeli ve Nakışlı ve Çalık Alî ve Zırhkenli ve Yamalı ve Uşkurta ve Sincânlı ve Kâdirli ve Mamalı ve Sücâhoğlu ve Cennetoğlu ve Kara Pîrî ve Solak Velî ve Gökçe Alî nâmân kağân-arslan bölükbaşılar cümle pür-silâh üç bin çatal fitilli nâmdâr şehbâzlarıyla sâf sâf ve çifte çifte gülbâng çekerek ubûr etdiler. Ardları sıra bir bayrak üç yüz yiğit deli ve bir bayrak üç yüz yiğit gönüllü ve altı bayrak asâkir-i Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adüv-şikâr ve bir bayrak altı yüz yiğit müteferrikagân ve bir bayrak üç yüz aded vâcibü'r-re‘âyâ ağavât ve bir bayrak iki yüz yiğit çâşnigîr ve bir bayrak iki yüz serrâcân ve bir bayrak ile taşra kilârciyânlar dahi iki yüz müsellah fetâlar ve iki yüz cebe vü cevşene gark olmuş kargı sırıklı iç ağaları çarha ince bayraklarıyla miftâh gulâm ağası zâbitleri olup alay-ı mezbûr ile ubûr etdiler. Ve kırk aded sandelye sâhibi kırkar ve ellişer kafadârlarıyla süvâr olmuş kapucubaşılar kim her biri kırkar ve ellişer tevâbi‘li ve kantar sırıklı ve zırh-ı zireh-külaha müstağrak ve atları gümüş zeynli müzeyyen raht ve bahtlı ve bahrî hotaslı ve altı pâre çarkâb yancıklı küheylân atlı ve sâfinâtü'l-ciyâd, hassânlı muhteşem tevâbî‘leri polâd-ı Nahşivânîye gark olmuş tevâbi‘ [u] levâhıklara mâlik zorba zorba ser-bevvâbânlar çifte çifte ubûr edüp dahi ardları sıra serdârları olan Alacaatlı Hasan Ağa sâde nefere faslıyla ubûr edüp Gönye kal‘ası zeylinde hayme ve hargâhları ve bâr-ı bengâhlarıyla meks etdiler. Bu zikr olunan kapucubaşıların ekseri birer vüzerâyâ ve mîr-i mîrânlara kethüdâ ve kâ’immakâm ve müsellem ve sancak zabt etmiş akl-ı Aristo ağalardır. Bunlara Seydî Ahmed Paşa bir ziyâfet-i azîm edüp ertesi gün cemî‘î kurâ ve kasabâtlardan gelen üstâd-ı mi‘mâr ve bennâlar ile Gönye kal‘asının ta‘mir ve termîmine mübâşeret olunup deryâ-misâl cüyûş-ı müslimîn ummâl-vâr çalışup kal‘anın handakların tathîr etmeğe mübâşeret olunup yedi yerden mehterhâneler çalınup yetmiş seksen yerden sımât-ı Muhammedîler ile tâ‘am-ı firâvânlar ile ziyâfetler olup şeb [u] rûz cümle guzât-ı müslimîn sürûr [u] şâdmânda idiler. İbtidâ kal‘anın ihrâk olunan bâbını imâr edüp ve derûn-ı kal‘ada Bâyezîd Hân-ı Velî Câmi‘in imâr edüp gûyâ nûr-ı mübîn oldu. Ve yedi yüz yeni kul ve yeni dizdâr ve sâ’ir levâzımât [ve] cebehânesin ve küffârdan alınan cemî‘î tüfenklerin ve gayrı âletlerin kal‘a cebehânesine koyup kal‘a-i Gönye evvelkiden mahbûb u müzeyyen olup hamd-i Hudâ bu hakîr-i ahkar Evliyâ-yı pür-taksîr bin (---) târîhinde Azak gazâsına giderken bu Gönye kal‘asında ibâdet etmişdik. Hamd-i Hudâ istihlâsında bulunup ibtidâ fethinde ezân-ı Muhammedî tilâvet etmek müyesser olup gazâsında bulunduk. Ba‘dehû Tarabuzan eyâletiyle Batum sancakları Gönye kal‘ası muhâfazasında kalup altmış bin müte‘addid asâkîr-i nusret-mü’essir ile nehr-i Çoruğ kenarıyla sevâd-ı mu‘azzam Erzurûm'a gitmeğe azîmet edüp sâhil-i nehr-i Çoruğ'da bir çemenzâr ve çimşiristân dırahtları içre meks edüp cümle guzât-ı müslimîn ile meşveret edüp Seydî Ahmed Paşa eydür: "Bu Mikrilistân Tarabuzan eyâleti hâkinde olup küffâra imdâda gelirken kayıkların feth edüp pâdişâha böyle isyân etdiler. Ol kayıklarını ve Urus-ı menhûs şaykalarını pâdişâhıma arz etdim. Tarabuzan kal‘ası limanında dursunlar. Taraf-ı pâdişâhîden ne fermân sâdır olursa vali-i vilâyet ana göre amel ideler. Ve bu kadar bin üsârâ Kazak-ı ak ve imdâdlarına gelen Mikrîl-i rezîl 331b cümle guzât-ı müslimînin şikârı olduğun dahi pâye-i serîre arz eyledim. Ammâ şimdi bu cem‘iyyet-i kübrâ ile bu asâkir-i İslâm at üzre hâzır-baş iken bu Mikrilistân kâfirlerinden niçe intikâm alup bu kadar şedd-i rahl çeken cüyûş-ı muvahhidîn mâl-ı ganâ’imle mu‘tenim olalar" deyü meşveret edince meğer Gürcîstân Hâkimi Sefer Paşa Mikrilistân beğlerine dilgîr imiş, hemân cümle Mikrilistâna bu asâkir-i İslâm'ın piyâdesiyle atlıların pây-berâber ola deyü şikâra salalım ve bizim Ahıska gâzîleri ve Gürcîstân gâzîlerin bile kulağız verelim. Anlar dahi gazâ mâlından pay-berâber hisse-mend ola, deyü müşâvere tamâm olunup hakîr bu niyyete el-Fâtiha denilüp cümle guzât-ı müslimîn içre dellâllar nidâ edüp "At ve don ve mahbûb ve mahbûbe gulâmlar ve kızlar ve mâl-ı ganâ’im isteyen guzât-ı müslimîn silâhlarıyla âmâde olsunlar" deyü nâdîler nidâ edince azamet-i Hudâ ol gün ol gice cemî‘î guzât-ı müslimîn kanıkmış arslan gibi gerindiler ve sündüler ve av sayup avnadılar ve eşindiler ve kaşındılar. Herkes gasller edüp fermân-ı serdâra muntazır oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 330a–331b ·
metinde göster ·
… ddîn-i Kocavî kadı olup Şâm eyâleti sancağı oldu. Ba‘de'l-feth-i Mısır tahrîr-i
cedîd
olup hâlâ Şâm-Tarabulus eyâletinde başka sancak beğinin tahtıdır. Beğin taraf-ı …
Ba‘dehû bu şehir Mısır halîfelerinden Sultân Gavrî hükmüne girüp Selîm Hân Mısır fethine gelirken Şâm vezîri Çerkes Senyal Bay Selîm Hân'a mutî‘ olup bu kal‘a-i Hamâ'yı bilâ-ceng ü bilâ-cidâl miftâhların teslîm edüp vâlî-i vilâyet Güzelce Kâsım Paşa olup hâkim-i şer‘ Kemâlpaşazâde dâmâdı Hicâbî Muslihiddîn-i Kocavî kadı olup Şâm eyâleti sancağı oldu. Ba‘de'l-feth-i Mısır tahrîr-i cedîd olup hâlâ Şâm-Tarabulus eyâletinde başka sancak beğinin tahtıdır. Beğin taraf-ı pâdişâhîden hâs-ı hümâyûnu 364.035 akçe ve 26 ze‘âmetdir ve 171 timardır ve çeribaşısı ve yüzbaşısı ve alaybeğisi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 25a ·
metinde göster ·
… ile ve kireç ve cıbız ile mestûr sarây-ı büyût-ı ma‘mûrlardır. Cümleden sarây-ı
cedîd
Arnavud Mehemmed Paşa sarâyıdır kim nehr-i Âsî kenarında üç yüz hâneli ve müte‘ …
Cümle (---) mahalledir ve cümle (---) bin bâğ u bâğçeli havz u şadırvanlı sarây-ı âlîler ve gayri a‘yân [u] kibâr hâneleridir kim cümle hâk-i pâk ile ve kireç ve cıbız ile mestûr sarây-ı büyût-ı ma‘mûrlardır. Cümleden sarây-ı cedîd Arnavud Mehemmed Paşa sarâyıdır kim nehr-i Âsî kenarında üç yüz hâneli ve müte‘addid kâ‘alı ve iki hammâmlı ve haremi bâğ-ı cinânlı sarâydır kim meğer misli Şâm'da ola. Murtezâ Paşa'ya bir ziyâfet-i âlî etmişdir kim ta‘bir olunmaz. Ve sarây-ı Şeyh İbrâhîm Efendi ibn Abdülkâdir el-Cîlânî ve Sarây-ı (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)25b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 25a–25b ·
metinde göster ·
… e siyâh ve beyâz mücellâ ve musaykal taşları vardır. Ve cânib-i (---) nâzır bir
cedîd
kavî kal‘a kapusu vardır. Derûn-ı kal‘ada kırk aded hâne ve bir câmi‘ ve cebehâ …
Eşkâl-i kal‘a-i Hasîn-i Mansûr: 61b Bir (---) üzre şekl-i müdevver seng-binâ bir kal‘a-i bî-hemtâdır. Ve siyâh ve beyâz mücellâ ve musaykal taşları vardır. Ve cânib-i (---) nâzır bir cedîd kavî kal‘a kapusu vardır. Derûn-ı kal‘ada kırk aded hâne ve bir câmi‘ ve cebehâne ve kifâyet mikdârı topları var, ammâ aşağı rıbâtı ma‘mûr u müzeyyen,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 61a–61b ·
metinde göster ·
… i‘ bir minâreli ma‘bed-i kadîmdir. Ve Sivasî Efendi câmi‘i bir minâreli binâ-yı
cedîd
bir câmi‘-i pür envârdır. Derûn-ı câmi‘de dâ’imâ tevhîd [ü] tezkîr olur. Ve Mûs …
Ve Kızıl câmi‘ bir minâreli ma‘bed-i kadîmdir. Ve Sivasî Efendi câmi‘i bir minâreli binâ-yı cedîd bir câmi‘-i pür envârdır. Derûn-ı câmi‘de dâ’imâ tevhîd [ü] tezkîr olur. Ve Mûsâ Efendizâde câmi‘i metîn binâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 75a ·
metinde göster ·
İşbu bin altmış Şa‘bân'ının evvelki günü, pâdişâh-ı âlem-penâh Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ Çemensoffa nâm kasr-ı Havernâk'da cemî‘i ulemâ ü sulehâ ve vüzerâ ve a‘yân [u] eşrâf ile Arapça nass-ı kâtı‘ı üzre {müşâvere-i umûr edüp} Bağdâd-ı behişt-âbâd hâkimi Nogay oğlu Arslan Paşa merhûm olup "Eyâlet-i Bağdâd'ı kime tevcîh eylesek?" deyü müşâvere-i cem‘-i vefîr etdükde ale'l-umûr a‘yân [u] kibâr ve Sadrıa‘zam Murâd Paşa "Pâdişâhım, Melek Ahmed Paşa lalan henüz Bağdâd'dan gelmişdir ve Bağdâd'ın ahvâlin yahşı bilmişdir ve Acem ile yahşı geçinmişdir, ana ihsân eyleniz" dedikde "Tiz Melek Ahmed Paşa lalam gelsin" deyince Melek Ahmed Paşa huzûr-ı pâdişâhîye gelüp şeref-i takbîl-i enâmil-i pâdişâhî ile şâdkâm olup hemân pâdişâh-ı Cem-cenâb eydür: "Melek Lala! Sana yine eyâlet-i Bağdâd'ı ihsân eyledim!" dedikde "Pâdişâhım kabûl etdim. Ammâ yeniçerilerin re‘âyâya zulm [u] ta‘addîleri hadden efzûn olup yeniçeri ağası, Bağdâd vezîrleri üzre takallüb etmişlerdir. Anların on aded zulmleri ref‘ olunmak içün hatt-ı şerîf ihsân eyle!" deyüp üç kise altın harc-ı râh ve elli zırh ve tüfenk ve elli katar deve ve elli katar katır ve bir cedîd otağ-ı nüh-tâk-i kâr-ı Irâk serâperde-i sultânî ile 96a serdârlık hatt-ı şerîfiyle bir hil‘at-ı fâhire ihsân edüp hemân dest-bûs-ı pâdişâhî edüp niçe va‘z u nasîhatdan sonra paşa, pâdişâh ile ve cümle vüzerâ ve a‘yân ile vedâlaşup Sarâyburnu'nda Sinân Paşa Köşkü'nden kayıklara süvâr olup Bismillah ile Bağdâd'a gitmeğe şehr-i Üsküdar'a ubûr olunup sarâyda meks olunup Kaya Sultân dahi göç edüp geldi. Hakîr ol gün Bağdâd'a gitmek içün Melek Ahmed Paşa efendimize intisâb edüp mü’ezzinbaşılığı ve musâhibliği hizmetinde olup Kudde Kethüdâ müsellim ve Zühdî Efendi Düceylân hâkimi olup hakîre Rûm nâhiye hâsı ihsân olunup ulaklığile hakîr Bağdâd'a gitmeğe karâr verüp tedâriklerimiz görmeğe şurû‘ edüp âmâde iken: Hikmet-i Hudâ bin altmış Şa‘bânu'l-mu‘azzamının sekizinci günü yevm-i Cum‘a idi, Hâsodabaşı Hasan Ağa bir bostâncı sandalıyla gelüp "Buyurun, sizi sa‘âdetlü pâdişâh-ı âlem-penâh hazretleri ister!" dedikde paşa-yı melek-haslet eydür: "Ağa hayr mıdır?" dedikde Ağa: "Hayr, hayr. Müjdesi bizimdir!" dedükde paşa ile ikisi bir kayığa süvâr olup Sarâyburnu'na doğru rûy-ı deryâdan cereyân ederken Sarâyburnı'nda Sinân Paşa köşkünden bir kayık dahi avanta edüp gelmede; bizler varmada. Vasat-ı deryâda paşaya mülâkât oldukda meğer Dârüssa‘âde ağası (---) Ağa gelüp paşaya "Mübârek-bâd hayrdır!", dedi. Ammâ gayrı kelâm demeyüp Sarâyburnı'na vardıkda bostâncıbaşı ve gayri a‘yân-ı hâs-ı harem cümle paşaya istikbâle çıkup paşayı Hâsbâğçe'de Çemensoffa nâm mahalle götürüp cümle erbâb-ı dîvân ve yedi kubbe vezîri ve kadı‘askereyn ve şeyhülislâm ve gayrı a‘yân [u] kibâr ve musâhibîn ü mukarribîn anda mevcûd olup paşaya cümle i‘zâz [u] ikrâm-ı tâm etdiklerinden hakîr nakş aldum ve cânib-i erba‘aya nazar etdim. Anda Vezîria‘zam Murâd Paşa hâzır değil idi. Anı gördük sa‘âdetlü pâdişâh gelüp cümleye selâm verüp taht-ı âlîsinde karâr edüp "Melek lalam, yolun yakîn olup Bağdâd'a gitmeden halâs oldun. Sana mühr-i şerîfim ihsân edüp kabûl edesin. Vallahi böyledir kim bir ferdin ilkâsıyla ve bir merdin iltimâsıyla değil. Hâssaten kendü karîhamdan sana mührüm verüp vekîl-i mutlak etdim" derken Vezîr-i â‘zam Murâd Paşa'dan mührü alup dest-i şerîfiyle sa‘âdetlü pâdişâh mührü Melek Ahmed Paşa'ya verdi. Hemân Melek Paşa zemîn-bûs edüp eydür "Pâdişâhım! Nutk-ı dürerbârın kabûl olmak içün mührü aldım, kabûl etdim. Ammâ benim işime enderûn [u] bîrûndan bir kimesne mâni‘ olmayup kimesne bir habbelik şey ricâ edüp umûr-ı müslimîne bir ferd-i âferîde karışmasın ve benim arz [u] telhîsim olmadan bir iş olmasın. Ve hazîneden bin kise karz ihsân etdiniz. Bir azîm donanma çıkarup Venedik küffârından bir intikâm alup cezîre-i Girid'e mührile gidüp Kandiye'i feth edelim. Ümîddir kim pâdişâhıma hayr du‘â olup dîn-i mübîn gayretine niçe işler görüp yüz akları edelim" deyince pâdişâh eydür: "İşte Murâd Paşa lalamda bin kisem var, anı tahsîl edüp donanma mühimmâtına sarf eyle" deyince paşa eydür: "Pâdişâhım, ol bin kiseyi Murâd Paşa lalan kendü levâzımâtına mı sarf etti, yohsa dîn-i mübîn içün mi sarf etdi. Ol bin kiseyi ben pâdişâhıma vereyim. Murâd Paşa lalana Budin eyâletin ihsân eyle!" deyü ricâsı hayyiz-i kabûlde vâkı‘ olup Murâd Paşa'ya Budin in‘âm olunup Murâd Paşa tâze cân bulup bin kîse deynden halâs olup Budin sâhibi olup paşanın murâd [u] merâmı üzre cümle ricâları kabûl olunup paşanın bir işine kimesne mâni‘ olup ricâ etmemeleri içün yemîn billah ve kasem tallah edüp (edüp) Fâtiha tilâvet olunup paşa pâdişâhın destin bûs edüp iki semmûr hil‘at-i fâhire, biri biri üzre giyüp zemîn-bûs edüp alay-ı azîm ile sarâyına dâhil olup sarâyının atabe-i süflîsinde yüz aded kurbânlar kesilüp ibtidâ eyâlet-i Bağdâd'ı Şâtır Hüseyin Paşa'ya ihsân edüp cemî‘i eyâletlere kapucıbaşıları mukarrernâmeler götürüp hakîr dahi Kıbrıs eyâleti mukerreriyçün (---) Paşa kapu kethüdâsından on üç kîse alup hizmet-i vezîrde olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 95b–96a ·
metinde göster ·
… îhinde Âl-i Osmân'dan Mehemmed Hân bu Silisre şehrine gelüp bu sarâyı esâsından
cedîd
edüp "Bu şehir taht-ı pâdişâhî ola" dedi. "Allahümme yessir bi'l-hayr" denildi.
Bu tahrîr olunan mahallâtlar içre cümle on bir sarâydır. Cümleden mükellef ve mükemmel kal‘a kapusu önünde Tuna kenarında vüzerâlara mahsûs sarây-ı azîm, Budin ve Bosna sarâyları gibi binâ-yı azîmleri sarây-ı kavî değildir. Cümle belvan ve tahta ile mebnî sarây-ı fevkânîdir. Bir vâsi‘ce havlisi ve bir küçük dîvânhânesi ve yetmiş aded gılmân-ı hâssa hücreleri ve bir küçük hammâm-ı muhtasarı var. Cümle odaları soba ocaklıdır. Zîrâ kışı katı olur. Cümle kiremitli binâlardır. Bu Silisre sarâyın temâşâ etdiğimiz bin altmış bir târîhi idi. Göncüzâde nâm ilm-i nücûmda pesendîde-i hâs [u] âm bir kimesne eydür "Bin doksan târîhinde Âl-i Osmân'dan Mehemmed Hân bu Silisre şehrine gelüp bu sarâyı esâsından cedîd edüp "Bu şehir taht-ı pâdişâhî ola" dedi. "Allahümme yessir bi'l-hayr" denildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 119a ·
metinde göster ·
Ve el-Mevlâ Mustafâ Çelebi şeyh-i vâ‘iz ü nâsıh idi. Bayrâm-ı Acemî hazretlerinin nûr-ı dîde ve ciğer-kûşesi ve Defterdâr Dervîş Çelebi'nin birâder-i cân-beraberi kîhteridir. Bu Şeyh Mustafâ Çelebi tarîk-i Nakşîbendiyye'den behre-mend ve behre-yâb olup sene 979 dâr-ı bâkîye irtihâl eyledi. Derûn-ı şehr-i Baba'da birâderi Defterdâr Dervîş Çelebi inşâ etdüğü câmi‘-i cedîd hareminde medfûndur. Hâlâ ziyâretgâh-ı ünâsdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 129a ·
metinde göster ·