İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

cellâdı

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
47
isabet
46 cümle/beyitte
17,4
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
1
farklı biçim
20 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi4719,2

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bulunan biçimler

Sözcük profili →

Bağlamlar 1–47 / 47

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“cellâdı” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 67b Ve Yeniçeri Ağası Hasan Halîfe'yi bir köşede muhtefî iken bulup tîğ-ı cellâd-ı şehriyârî ile vücûddan hâke saldılar.
EÇS I 103b "Katlan kestânemi yiyeyim ba‘dehu boğ" der, cellâd-ı bî-dâd emân [u] imdâd etmeyüp şehîd eder. Birini dahi şehîd etmeğe gelüp vâlide …
EÇS I 154b–155a Bu kavmin üstâd-ı kâmili Murâd Hân'ın cellâdı Kara Alî, bâzûların sığayup tîğ-ı Dahhâk'dan nişân verir tîğ-ı âteş-tâbın kemer …
EÇS II 292a … gi çaşıt bulup Serdâr Ahmed Paşa "Cellâd!" deyüp ibtidâ burnun ve kulağın kesüp cellâd-ı bî-amân daltığ-ı perrân olup çaşıdın kellesin galtân edecek mahalde ayak üzre k …
EÇS II 302b–303a … ezler. Darûga ve muhtesib, mücrimleri meydân-ı siyâsete getirüp Allahümme âfinâ cellâd-ı bî-emânlar ol mücrimlere 303a amân vermeyüp üstâd-ı kâmil cellâdların üç yüz …
EÇS II 305a–305b … h edüp kulağını keser ve benim gibi seni tavâşî eder" deyü "cellâd" der. Der-ân cellâd-ı {bî-amân} gelüp mâbeyne muslıhîn girüp "Hayâsın kesmeden mâl-ı mâye-i {sermâye} …
EÇS II 363a–363b … ol şiddet-i hârda piyâde giderek "el-hükmü lillah" deyüp her ân ve her sâ‘atde cellâd-ı feleğe muntazır olup lisânlarında kelime-i Tevhîd gitmezdi. Gör felek atlasının …
EÇS II 365a–366a … evâb verirsin" dedikde İpşir eydür: "Şimdi sen de görürsün, tiz cellâd" dedikde cellâd-ı bî-amân gelüp âhir netice-i kelâm Varvar Alî Paşa, İpşir'i "Yâr-ı gam-hârım ve …
EÇS II 365a–366a … fakîr, mağmûm [u] dil-teng olup dest-i İpşir-i bî-yesîr fermâniyle fakîr Varvar cellâd-ı bî-dâd imdâd etmeyüp ma‘nûken şehid edüp kellesin teninden cüdâ edüp kellesinin …
EÇS III 77b–78a … t edüp bir muzlim küncde Şehzâde Bâyezîd'i ve elli aded bahâdır-ı kafâdârlarına cellâd-ı bî-amânlar üşüp şehzâdeyi kayd-bend edüp cümle tevâbi‘ [u] levâhıkın katl ederl …
EÇS III 167a Ola târîh-i deyir dâr-ı fenâda adlî / Kesdi beğlerbeğinün başını cellâd-ı felek / Sene 997}
EÇS IV 248a … apucubaşısı Kabakulak Mustafâ Ağa, paşanın rikâbına sarılup ricâ edüp mühürdârı cellâd-ı nâmerd elinden güc ile halâs edüp yine paşa tarafeynde kat kat duran Van askeri …
EÇS IV 258a … ti burc-ı hamelde ve beyt-i Mirrîh'e münkalib nârîde bulunmuşdur. Anınçün halkı cellâd-ı bî-rahm gazûb u şecî‘ Mirrîh-sıfat âteş-pâre âdemlerdir kim bir düşmana amân ve …
EÇS IV 269a–269b … reyân edüp bakıyyetü's-seyf olanlar pây-beste vü şikeste vü haste olup her biri cellâd-ı bî-amânlar destinde dest ber-kafa kayd [ü] bend etdiler. Ve niçe bini hâk-i mez …
EÇS IV 271a … pür-melâmetle yedi yüz aded âdemler kayd u bend ile paşanın otağı önünde cümle cellâd-ı mezbaha muntazır olup durdular.
EÇS IV 272a … kal‘ayı vermişken işte amân ile meydân-ı siyâsete geldim. Amân u zamân vermeyüp cellâd-ı bî-amân önüne çökerdin, fermân sultânımındır." deyü bî-bâk u bî-pervâ bunun ems …
EÇS IV 273a … benzer tüvânâ yiğitler idi. Bunların çoğu âzâd olup iki yüzü otak önünde dest-i cellâd-ı kazâda dendân-ı tîğ-ı âteş-tâbdan geçüp dehr-i denîden rû-gerdân oldular.
EÇS IV 276b … göstereyim. Al aşağı şunu" dedikde bir kapukulu yeniçeri "bism" dedikde herîfe cellâd-ı merihler emân vermeyüp yetmiş çaprâst deyenek urup bin altı yüz guruşu andan ka …
EÇS IV 303a–303b … de Melek beni âzâd etdi. Hudâdâd fakîr meded imdâd-ı dâd derken Van hânı önünde cellâd-ı Mirrîh fakîr Hudâdâd'a Hudâ'dan korhmadan bir hudâyî kılıç ile urdu kim Hudâdâd …
EÇS IV 335a–335b … den} çıkarasuz!" deyü şâh-ı âlîcâh 335b kadağa-i şâh idince üstâd-ı tîğ-zen-i cellâd-ı bî-amân şâh huzûrunda Bekir Ağa'ya ismi Bekir olduğiçün ve Âl-i Osmân'a hıyânet …
EÇS IV 378b … den yine bendlerim kendime bend edüp salât-ı fecri edâ ederken anı gördüm, beni cellâd-ı bî-amânlar huzûruna getirüp bilâ tevakkuf ne cürümde idiğüm benden su‘âl etmeyü …
EÇS V 13a … imâreti burc-ı akreb ve mirrîhde ve beyt-i nârîde bulunmuş gibi derûn-ı şehrde cellâd-ı mirrîh dâ’imâ kılıç urmadadır. Eyle olur hânım, bu kârhâne-i kadîm-i bî-bekânın …
EÇS V 17b Âhir-i kâr Hasan Halîfe'yi bulup tîğ-i cellâd-ı şâhî ile kellesin teninden cıdâ, serini ber-cıdâ edüp Atmeydânı'na bırakdılar.
EÇS V 45b … alib nârîdir. Anıniçün bu şehre her kral tama‘ edüp gâh âteş-i Tatar ile ve gâh cellâd-ı merrîh gibi içine kılıç girir azîm temâşâdır. (---) (---) (---) (---) (---) (-- …
EÇS V 80a … de kösler önünde ba‘de'd-dîvân niçe yüz âdemleri sürü sürü getirüp ale't-tertîb cellâd-ı felekler bu kadar binâ’illâhı dizüp, hünkâr-ı hücec gazab bir eline tîğın ve bi …
EÇS V 80a yarlığ-ı belîği hükmüyle amel edüp cellâd-ı bî-amânlara işâret edince, hemân Kassâb Cömerd köçekleri gibi cellâdlar dâl-tîğ …
EÇS V 80a Cellâd-ı felek boynın urup bir niçe şahsın / Gördüm kafesi başka yatır başka kafâsı
EÇS V 80b … inden yetmiş nefer celâlîler gelüp otak-ı nüh-tâk serâperdesi önünde kellelerin cellâd-ı felek tenlerinden cüdâ edüp zemîn-i çemenzâr hûn-âlûd oldu.
EÇS V 82b–83a … emler celâlîden şikeste-beste ve dil-haste huzûr-ı pâdişâhîye geldikde, bunları cellâd-ı bî-amânlar kırarken aralarından biri ayağ üzre kalkup,
EÇS V 83a … âdişâha arz etdiler. Andan mâ‘adâ mücrimleri kösler önünde şemşîr-i âteş-tâbdan cellâd-ı bî-amânlar geçirdiler.
EÇS V 136b … bunların katllerin ricâları hayyız-ı kabûlde vâki‘ olup ibtidâ bu mürted kâfire cellâd-ı felek buna bir tîğ-i âteş-tâb eyle urdu kim tâb-ı tüvânı kesilüp şirp-kelle ve …
EÇS VI 2b … ded dil kâfirler gelüp huzûr-ı serdârda söyledüp ba‘de'l-haber serâperde önünde cellâd-ı felek kellelerin galtân eyledi.
EÇS VI 87b … nın tâli‘-i imâreti burc-ı akreb ve beyt-i merrîh-i mâ’îde bulunup halkı dâ’imâ cellâd-ı merrîh-sıfat dest ber-şemşîr olup ceng etmeğe su gibi akar kavimdirler.
EÇS VI 99a Sadrıa‘zam, "Tîz cellâdlar gelsin" deyince cümle cellâd-ı bî-amânlar meydân-ı mahabbete gelüp dal tîğ-i uryân olup fakîr gâziyânların gir …
EÇS VI 106b … ametullâh dörd bin aded ibâdullâhı serâperde önünde çökerüp yüz, yüz elli yerde cellâd-ı bî-amânlar bu kadar mahlûk-ı Hudâ'ya şaka şak taka tak ol kadar seyf-i miczem u …
EÇS VI 182b Bir vecih ile ta‘bîr olunmaz cellâd-ı felek misilli kağan arslan fetâları vardır. Hattâ sâ’ir serhadli gibi başlarına …
EÇS VII 69b Hemân kırk elli kadar zebânî-sıfat dîv-dest ve zeber-dest cellâd-ı bî-amânlar bayağı salıncak salar gibi dörd yerden ikişer âdem kolanlar ile avre …
EÇS VII 186a … lkı merrîh sıfat gazûb ve bî-rahm ve gaddâr ve kattâl ve şemşîr-bâz merrîh gibi cellâd-ı felek hûnhâr âdemleri var. Şeb [ü] rûz kâr [u] kisbleri kılıç ile geçinmekdir, …
EÇS VIII 272a … se yetmiş seksen döğenek(?) urup merhamet edüp koyverir, ammâ beği bî-rahm hûnî cellâd-ı merrîh döğünce helâk edecek mertebe döğer. Hakkâ ki aceb zabt [u] rabt ederler.
EÇS IX Y255a–Y255b … lar katl ederlermiş. Cellâdların silsileleri bunlara müntehîdir. Hattâ Paşa'nın cellâdı Bekir ale's-sabâh Dîvânhâne'ye gelmeden bu türbe içre girüp kılıcın türbe sandû …
EÇS IX Y255b Cellâd-ı felek boynun urup bir niçe şahsın / Gördüm kafesi başka yatur başka kafâsı
EÇS IX Y284b … rayup Nûreddîn üzre bir tüfeng atdı. Hamd-i Hudâ biri de isâbet etmeyüp bunları cellâd-ı felek ele alup vücûdlarını elek elek edüp bir bir söyledirler:
EÇS X Y60b–Y61a … allâhümme âfinâ, ol meksûr mültezimi kollarından ol makaraya bağlayup kırk elli cellâd-ı bî-amân, fakîr âdemi uryân edüp bu kadar a‘yân-ı devlet içinde kollarından berd …
EÇS X Y65a … İbtidâ subaşı Bâb-ı Nâsır'dan içeri üç yüz aded kavvâsıyla ve elli nefer zebânî cellâd-ı bî-amânları ile yolları tevsî‘ ü tathîr ederek ubûr edüp ardı sıra paşalı tatar …
EÇS X Y178b … anları bağlarlar, kimi şüst endâm yatır, kimi birkaç günden merhûm olur. Böyle cellâd-ı bî-rahm [ü] bî-emân cellâbelerdir. Bu dahi Mısır'a mahsûsdur. Ve,
EÇS X Y191b … meydânında hengâme-i cân bâzârında nakd-i hayâtların fürûht edüp kelem serleri cellâd-ı felek elinde çevgân-ı top-misâl galtân eylemek gerek.
EÇS X Y422a … gılâfından çıkarup kelle-i pehlivân budur derken hemân pehlivân-ı rind-i cihân cellâd-ı bîdâd ile melik huzûrundan pertâb edüp üç huddâmiyle âteş-i Nemrûd içine girüp …