… ile gezilir garîb temâşâgâh şehirdir. Ammâ âb [u] hevâsı latîf olduğundan güler
cemâlli
Göle mahbûbu ve mahbûbesi memdûhdur, ammâ gâyet mü’eddeb ve mü’eddebe nisvân [u …
Ve cümle taşra varoşda üç dâne kefere-i râhibân kenîseleri [var], eğer cemî‘i âsâr-ı binâların mâ-vaka‘ı üzre tahrîr etsek bir mücelled tomar olur. Lâkin bu tarz üzre böyle şehr içinde evden eve ve bâğdan bâğa ve değirmenden değirmene ve herkes eş ve yoldaş ve dostuna kayık ile gezilir garîb temâşâgâh şehirdir. Ammâ âb [u] hevâsı latîf olduğundan güler cemâlli Göle mahbûbu ve mahbûbesi memdûhdur, ammâ gâyet mü’eddeb ve mü’eddebe nisvân [u] merdâne cüvânları var. Aslâ rûz-ı rûşende hürme havâtînleri kapudan taşra hammâma çıkmazlar. Herkes hânesinde sobalı hammâmlarına girirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 84a ·
metinde göster ·
… kseriyyâ kölelerinin esmâları Fîrûz ve Pervîz ve İskender ve Çâker ve Ken‘ân ve
Cemâlli
ve Kademli ve Maşkolor ve Ferhâd ve Yarar ve Seyfî ve Tezgeldi ve Şâhîn ve Şere …
Der-esmâ-i çâkerân-ı halka-begûşân: Ekseriyyâ kölelerinin esmâları Fîrûz ve Pervîz ve İskender ve Çâker ve Ken‘ân ve Cemâlli ve Kademli ve Maşkolor ve Ferhâd ve Yarar ve Seyfî ve Tezgeldi ve Şâhîn ve Şeremet ve Yovan ve Balı ve Keyvân ve Sührâb ve Piyâle ve Gönüllü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 228b ·
metinde göster ·
… a] iklîmi sevâhiline göre kışı şedîd olur. Lâkin mahbûbu ve mahbûbesi gâyet hûb
cemâlli
cüvânları olup cümle halkı tendürüstlerdir.
El-hâsıl gâyet ma‘mûr ve şîrîn şehr-i ra‘nâdır. Âb [u] hevâsı yaylak olmak ile latîfdir, ammâ şiddet-i şitâsı şedîd olmak ile limonu ve turuncu ve nârı ve zeytûnu olmaz. Mor[a] iklîmi sevâhiline göre kışı şedîd olur. Lâkin mahbûbu ve mahbûbesi gâyet hûb cemâlli cüvânları olup cümle halkı tendürüstlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 278b ·
metinde göster ·
… haze edüp kendülere akıdırlar. Gâyetü'l-gâye perî-peyker ve melek-manzar, güler
cemâlli
garîb-dost âdemleri vardır. Çoğu ehl-i ırz olur bâzergânlardır.
Ve bu şehrin âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb ü mahbûbesi nerm [ü] râm olup al tebekânî elması yanaklı ve la‘lgûn kiraz dudaklı hüsn-i cemâlde ve lûtf [ü] i‘tidâlde olup kelimâtları mevzûn ve dişleri dürr-i meknûn ve maralî ve gazâlî gözlü ve şîrîn sözlü ve münevver yüzlü ve geysû-yı müşkbârların târumâr kılup bir cihetde uşşâkı mu’âhaze edüp kendülere akıdırlar. Gâyetü'l-gâye perî-peyker ve melek-manzar, güler cemâlli garîb-dost âdemleri vardır. Çoğu ehl-i ırz olur bâzergânlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y83a ·
metinde göster ·
… eb Q 340b ve Zengîler gibi abûsü'l-vech değillerdir, bir hüsn-i sûretde güler
cemâlli
ve hulüvv-kelâmlı halûk âdemlerdir.
Ve bu kabîle-i Okut Hâm evlâdlarından ahmerü'l-levn ve esmerü'l-vech yüz bin mikdârı sahrânişîn ve kurâ-binişîn uryân kavmdir, yine avret yerleri deriler ile mestûrdur. Ammâ şütürleb Q 340b ve Zengîler gibi abûsü'l-vech değillerdir, bir hüsn-i sûretde güler cemâlli ve hulüvv-kelâmlı halûk âdemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·