doylamağa bu sahrâ-yı lâle-izârı sünbül ve benefşe ve zerrîn ve tutyâ ve yer gü …
Sitâyiş-i yaylağ-ı Köprez: Bu yayla eyle bir fezâdır kim Rûm ve Arab [u] Acem'de misli varise Erzurûm'da Bingöl ve Kayseriyye'de (---) ve Van'da cebel-i Sübhân ve Bursa'da kûh-ı Ruhbân ve Nemse'de cebel-i Alaman ola, ammâ bu Köprez yaylasında Âl-i Osmân ve Hind ve Sind pâdişâhlarının askeri yaylasa yerlerimiz dar demezler bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr tirfil ve yonca ve ayrık ve bersîm misilli niçe bin elvân nebâtât [u] giyâhât ile Cenâb-ı Kibriyâ-yı Zü'l-celâ[l] sun‘ın izhâr içü[n] cemî‘i devâbbâtların doylamağa bu sahrâ-yı lâle-izârı sünbül ve benefşe ve zerrîn ve tutyâ ve yer gülü ve yer vişnesi ve yer çileği ni‘metleriyle bu sahîfe-i Köprez'i zeyn etmiş. Ve bunda olan yebrûhu's-sanem, ya‘nî benî Âdem sıfatında Abdüsselâm dahi derler, ol ot ve cedvâr-ı Rûmî ve sünbül-i Rûmî ve nergis-i Rûmî ve şekakıl ve şakâyık ve sa‘leb ve râvend-i Rûmî (---)(---)(---)(---) ve bunun emsâli niçe kerre yüz bin elvân ahşâbât [u] giyâhât nebâtâtlar hâsıl olur kim hadd [ü] hasrın yine Hallâk-ı âlem bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 134a ·
metinde göster ·
… toklu kuzuyu yeyüp bu sulardan nûş etse ân-ı vâhidde yediği ta‘âmı hazm eder ve
cemî‘i devâbbâtlar
za‘îf ü nahîf olup şâh-ı gedâ atı gibi olsa bir hafta bu yaylanın nebâtâtından …
Ba‘zı uyûn-ı sermâlar var kim mâh-ı Temmuz'da bir âdem ol ayn-ı zülâlden üç taş çıkaramaz. Tâ bu mertebe buz pâre-misâl âb-ı zülâllerdir ve ol kadar hâzımü'l-ifrât aynü'l-hayâtlardır kim bir âdem bir toklu kuzuyu yeyüp bu sulardan nûş etse ân-ı vâhidde yediği ta‘âmı hazm eder ve cemî‘i devâbbâtlar za‘îf ü nahîf olup şâh-ı gedâ atı gibi olsa bir hafta bu yaylanın nebâtâtından yeyüp âb-ı nâbından nûş etse ol hayvân eyle semîn olur kim gûyâ dâbbetü'l-arz olur ve benî Âdem âb [u] havâsının letâfet-i ekl [ü] şürbinden ten-dürüst olup zinde olur. (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 134a ·
metinde göster ·
… u önünde sokak aşırı bir havz-ı azîminden cemî‘i musallîler tecdîd-i vudû‘ edüp
cemî‘i devâbbât
dahi âb-ı nâbından nûş edüp def‘-i atşân ederler.
Ve cümle üç aded hân-ı tüccârân-ı mücerredândır. Cümleden mükellef ü mükemmel çârsû içinde Sokollu Mehemmed Paşaoğlu Kâsım Paşa hânı ma‘mûrdur. Kapusu üzre bir mescidi var. Ve bu hân kapusu önünde sokak aşırı bir havz-ı azîminden cemî‘i musallîler tecdîd-i vudû‘ edüp cemî‘i devâbbât dahi âb-ı nâbından nûş edüp def‘-i atşân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 143a ·
metinde göster ·
… n şora su bu havza akup âb-ı hayât su olur, aceb hikmetdir. Cemî‘i benî âdem ve
cemî‘i devâbbât
bu sulardan içüp def‘-i atşân ederler. Ammâ kavm-i Tatar ömürleri içinde su içm …
{Der-beyân-ı hikmet-i Bârî}: Ve bu sahrâlarda aslâ su yokdur, ammâ bir karış yeri kazsan bir gûne şorak su çıkup kaynar. Ol çıkan suyun öte yanına bir 176a havz-ı kebîr bir çukur kazsan ol çıkan şora su bu havza akup âb-ı hayât su olur, aceb hikmetdir. Cemî‘i benî âdem ve cemî‘i devâbbât bu sulardan içüp def‘-i atşân ederler. Ammâ kavm-i Tatar ömürleri içinde su içmek ve etmek yemek nedir bilmezler. Eğer etmek yeyüp su içseler belki ölürler. Hemân at südü ve deve südü ve boza ve talkan içerler. At südüne kımız derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 175b–176a ·
metinde göster ·
… ‘adâ Yenice etrâf kurâ ve kasabâtlarının ahâlîleri eyyâm-ı Temmûz'da bu yaylağa
cemî‘i devâbbâtlarıyla
urûc edüp beş altı ay kesb-i tarâvet ederler. Tâ Gâzî Evrenos zamânından berü b …
Bu şehrin cânib-i garbîsinde {şimâlîsi mâbeyninde} nîm râh kurbuna bir garîb temâşâgâh yalakabdır. Yenice ahâlîsinden mâ‘adâ Yenice etrâf kurâ ve kasabâtlarının ahâlîleri eyyâm-ı Temmûz'da bu yaylağa cemî‘i devâbbâtlarıyla urûc edüp beş altı ay kesb-i tarâvet ederler. Tâ Gâzî Evrenos zamânından berü binâ olunmuş câmi‘leri ve dükkânları ve hânları ve mesâcidleri ve bir aded hammâmı olup hâlâ Gâzî Evrenos evkâfı bir yaylağ-ı azîm olup "Öşr-i aded-i ağnâmı mü’ebbedü'd-devrân" deyü hatt-ı şerîfler ile bu yayla Evrenos Beğ evkâfıdır. Cemî‘i îrâd-ı mahsûlâtları mütevellîsi tarafından zabt olunup aşağı şehirdeki imâret, tekye ve hammâm ve medreselerinin mürtezika ve hüddâmlarına vazîfe-i mu‘ayyeneleri verilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 231a ·
metinde göster ·
Niçe yüz çeşmesâr-ı uyûn-ı câriye kaynakların üzerlerine niçe yüz sâhibü'l-hayrâtlar kubbeler binâ edüp ba‘zısına havz-ı latîfler inşâ edüp cümle benî âdem ve cemî‘i devâbbât def‘-i atşân edüp niçe yüz aynu'l-hayât misilli ay[n]-ı bî-hisâbın cümlesi şehir içre cereyân eden nehr-i (---) karışup kıble tarafına cereyân ederek Kiremitlik nâm mahalde cümle uyûnlar bir yerden nehr-i Kösdem'e mahlût olduğu yerde bir âb-ı hayât âb-ı zülâl vardır kim ismine Şeker bınarı derler. Cemî‘i şehr-i Tırhala'nın sâhib-i tab‘ olanları at sakkâlarıyla su getirdüp Şeker bınarından nûş ederler. Hakkâ ki Şeker bınarı dedikleri kadar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 239b ·
metinde göster ·
… Q 103b ol taşın on iki yerinden on iki ayn cârî olup cemî‘i asâkir-i Mûsâ ve
cemî‘i devâbbâtları
def‘-i atşân ederlerdi. Hazret-i Mûsâ ol taşa işâret edüp dikerdi. Bu minvâl üz …
Hemem Hazret-i Mûsâ yine ol taşa bir asâ urup bi-emrillâh Q 103b ol taşın on iki yerinden on iki ayn cârî olup cemî‘i asâkir-i Mûsâ ve cemî‘i devâbbâtları def‘-i atşân ederlerdi. Hazret-i Mûsâ ol taşa işâret edüp dikerdi. Bu minvâl üzre Hazret-i Mûsâ deşt-i hâmûnda gezerdi. Bu taş hakkında Kur’ân-ı Azîm'de Cenâb-ı Bârî Resûlüne alâ-tarîku'l-hikâye âyet nâzil etmişdir: Âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y244b ·
metinde göster ·
… sının hımârı gâyib olmuş. Hamd-i Hudâ biri zâyi‘ olmayup Hüseyin Paşa havfinden
cemî‘i devâbbâtları
sâhiblerine teslîm etdiler.
Hikmet-i Hudâ ol gece bir berd-i şitâ olup bir dipi ve boranlı serçe başı kar yağdı kim sovukdan iki yüz mikdârı deve ve yetmiş seksen Urbân-ı uryân rûh-ı revân oldu. Ve ol gece şiddet-i şitâdan niçe bin at ve katır pâybendi ve kösdeğin sürüyerek bu çöl içre rûzgâr-ı zorkâra kıçın verüp belîdelere gidüp sığındılar. Sabâh olup gördüler kim kimin atı ve kiminin katırı ve ba‘zısının hımârı gâyib olmuş. Hamd-i Hudâ biri zâyi‘ olmayup Hüseyin Paşa havfinden cemî‘i devâbbâtları sâhiblerine teslîm etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y260b ·
metinde göster ·
… gâyib olup cümle huccâc ol âb-ı rakîkden def‘-i atşân edüp vakt-i gurûba karîb
cemî‘i devâbbâtların
saky ederken üç katâr şütürü Urbân urup alıcak vâveylâ kopunca paşa derhâl beş …
Ve bu mahalde bir ayn-ı câriye vardır. Tâ Halîlü'r-rahmân dağlarından berü gelüp cânib-i garbda çöl içre gâyib olup cümle huccâc ol âb-ı rakîkden def‘-i atşân edüp vakt-i gurûba karîb cemî‘i devâbbâtların saky ederken üç katâr şütürü Urbân urup alıcak vâveylâ kopunca paşa derhâl beş bayrak levendât ta‘yîn edüp akîblerince yetişüp ceng ede ede altı Y 265b kelle ve üç dil kayd-bend-i dil edüp develeri halâs edüp sâhiblerine teslîm olunup baş ve dil getiren gâzîlere kırkar altun ve gayriye üç altun ihsân olundu. Ve paşa dilleri söyledüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y265a–Y265b ·
metinde göster ·