… rretiyçün şâh asker-i İslâm'a bin katar bâr-ı şütür zahâyir ve bin katar haml-i
cemel
sâ’ir me’kûlât [u] meşrûbât-ı et‘ıme-i nefîse ve sükkerî nakıllar ve bî-hisâb m …
Gerçi Âzerbaycân-ı Ermen vilâyetindendir, ammâ Bağdâd'a karîbdir. Tebrîz bu Erdebil'in şimâlinde altı merhale ba‘îd yerdir. İbtidâ bânîsi Ermen meliklerinden Erdebil veled-i Erdemini binâsıdır. Sene (---) ba‘de hicreti'n-Nebeviyye Hazret-i Ömer hilâfetinde Hazret-i Sâriyetü'l-Cebel Nihâvend'i feth etdikde kefere-i fecere E[r]meniler Hazret-i Ömer havfinden bu Erdebil'i binâ etdikleri ve niçe mülûk destine girdikleri ve İrân-zemîn şâhlarının ecdâd-ı ızâmı Şeyh Safî hazretleri bu Erdebil'de medfûn olduğu ve cemî‘i imâretleri ve arz-ı beledi ve tûl-ı nehârı cümle sene 1057 târîhinde Tebrîz hânıyla geldiğimiz mahalde ale't-tafsîl tahrîr olunmuşdur. Ol cild-i (---) nazar oluna. Ammâ bu mahalde letâfeti mahalline gelüp Erdebil hânı Avşarlı Ebü'l-feth Hân ile cân sohbetleri edüp bâğçe fasılları etdik. Ammâ sene (---) Sultân Osmân hilâfetinde Serâv sahrâsında Dilâver Paşa ve Halîl Paşa asker-i İslâm ile münhezim olup Tekyelü Paşa ve Bıyıklı Vezîr Hasan Paşa ve Arslan Paşa ve Diyârbekir Beğlerbeğisi Şeyhülislâm dâmâdı Mustafâ Paşa ve gayrı niçe mîr-i mîrânlar şehîd olmuşlar iken yine Serdâr-ı mu‘azzam Defterdâr Bâkî Paşa'nın re’y-i ahseni ile var kuvveti bâzûya getirüp cümle perîşân olan asker-i İslâm'ı cem‘ edüp bu şehr-i Erdebil üzre yürüdüklerinde hemân şâh tarafından Burun Kâsım nâm nâmdâr-ı benâm gelüp bin katar deve yükü zehâyir ve akmişe-i fâhire serdâra hedâyâ getirüp Erdebil diyâr-ı İrân'ın bir tekyesidir. Ve şâh-ı şâhânların merkad-i pür-envâr âşiyânlarıdır. "Ol şehri harâb u yebâb edüp hânelerin türâb itmen!" deyü ricâ ederler ve ricâsı hayyiz-i kabûlde vâki‘ olup getirdiği hedâyâ ve zahîreler ile Serdâr-ı mu‘azzam guzât-ı Müslimîni bây eder. Ve yine Erdebil altına gelüp karâr edüp nasb-ı hıyâm eder. Kızılbaş bu hâl-i pür-meserreti görüp şehr-i Erdebil'i cümle tezyîn etdi ve derûn-ı şehirde medfûn olan şâhların ecdâdı Şeyh Safî hazretlerinin ve gayrı şâhların türbelerinde ne kadar gümüş ve altun âvânî ve cevâhir kanâdîller ve zî-kıymet eşyâlar ve harîr haliçeleri cümle Âsitâneyi götürmüşlerdi. Ve yine ol mahalde şâh tarafından İbrâhîm Kulu Hân elçi gelüp Sultân Ahmed Hân asrında Nasûh Paşa sulhü üzre Âl-i Osmân beher sene iki yüz yük harîr ve yüz yük gayrı tefârûk-ı bî-nazîr virmek üzre akd-i sulh edüp şehr-i Erdebil'de üç gün üç gice çerâğân olup şâdumânlar edüp Âl-i Osmân askeriyle Acem ceyşi şehr-i Erdebil içre emiş karış katış olup zevk u safâ etdiklerin hâlâ şehr-i Erdebil'de nakl ederler. Karîbü'l-ahd olmağile bu sulh-i Erdebil hâtırımdadır ve bu sulhnâme Şeyh Safî âsitânesinde Defterdâr Bâkî Paşa hattıyla mahfûzdur. Ve bu sulhun meserretiyçün şâh asker-i İslâm'a bin katar bâr-ı şütür zahâyir ve bin katar haml-i cemel sâ’ir me’kûlât [u] meşrûbât-ı et‘ıme-i nefîse ve sükkerî nakıllar ve bî-hisâb müsmirrât hedâyâlar gönderir kim Âl-i Osmân askerini bây eder. Ve Mirzâ Hüseyin nâm bir elçi-i benâm nâmeler ile der-i devlete gider. Ale'l-akîb serdâr dahi Âsitâne-i sa‘âdete gider. Bu akd-i sulh Erdebil halkı efvâhında şâyi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 306a ·
metinde göster ·
… belâğat sâhibî Urbân-ı uryânlardır. Ammâ bunlarda olan devâbât makûlesi câmûs u
cemel
ve bakar u ganem ve teys ü küheylân atlar bir Urbân'da yokdur ve mahbûb u mahbû …
Menzil-i Toprakkal‘a: (---) hâkinde nehr-i Şatt kenârında bir toprak yığılı bayır üzre bir harâb kal‘a olduğundan Toprak hisâr derler. Bânîsi Me’mûn Halîfe'dir. Şehrezûl hâkinden beri tarafa geçenlere ârâmgâh olmağiçün binâ olunup ol asırda âbâdân imiş, Timur Hân harâb etmişdir. Hâlâ âbâdânî Benî Sehvân Urbânı kara haymeleriyle sâkin olurlar. Bu kavm-i kabîle dahi kabâ’il-i Mavâl'dan add olunur. Yedi bin aded güzîde fârisü'l-hayl-i Fârisî, fesâhat u belâğat sâhibî Urbân-ı uryânlardır. Ammâ bunlarda olan devâbât makûlesi câmûs u cemel ve bakar u ganem ve teys ü küheylân atlar bir Urbân'da yokdur ve mahbûb u mahbûbeleri gâyet çokdur. Ve zirâ‘atları cümle darıdır ve bükler içre çemenzâr ve alefzâr yeri gâyet çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 405a ·
metinde göster ·
… afında hatîb seddinin dibinde bir vâsi‘ sed vardır, ol sed üzre Mahmil-i şerîfi
cemel
üzre dutarlar.
Derhâl nefîr-i rıhlet Şâm vezîri Hüseyin Paşa tarafından çalınup cümle bârhâneler yüklenir. İkinci boruda Şâm huccâcı cebel-i Arafât altına varırlar. Üçüncü boruda Paşa mehterhânesin çalarak Mahmil-i şerîfin licâmın eline alup Hazret-i Risâlet-penâh'ın şütürbânı olarak gelüp cebel-i Arafât'ın cenûbî tarafında hatîb seddinin dibinde bir vâsi‘ sed vardır, ol sed üzre Mahmil-i şerîfi cemel üzre dutarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y321a ·
metinde göster ·
… a karâr ederler. Ve bin bir ayak bir ayak üzre kat-ender-kat cümle huccâc at ve
cemel
ve âdem bir yere cem‘ olup cebel-i Arafât'ı Y 321b ortaya alırlar. Bu huccâc- …
Andan Mısır huccâcı üç nevbet nefîr-i rıhletlerin çalup ol dahi deryâ-misâl huccâc ve asker ile Mahmil-i şerîfi getirüp mezkûr soffa üzre Şâm mahmili ile yanyana dutarlar. Tâ ki cânib-i erba‘ada olan huccâclar yükleri ile gelüp vakfeye durunca karâr ederler. Ve bin bir ayak bir ayak üzre kat-ender-kat cümle huccâc at ve cemel ve âdem bir yere cem‘ olup cebel-i Arafât'ı Y 321b ortaya alırlar. Bu huccâc-ı uryânı dahi cemî‘i Şâm ve Mısır, Arâk, Hicâz askeri pür-silâh olup beş yerden mehterhâneler ve yetmiş yerden kûs-i hâkânîlere turralar urulup bir yerden tekbîr-i Muhammedî sadâsı evce peyveste olup cemî‘i huccâc-ı müslimîn at ve deve ve bagal ve çemender üzre yâhûd piyâde hâzır-bâş olup cebel-i Arafât'ın cânib-i cenûbunda ve garbında ve şarkında âdem deryâsı olup dururlar. Ammâ Arafât'ın garb tarafında durmak a‘lâdır. Zîrâ hatîb cânib-i garbda Kâ‘be'ye müteveccih olup hutbe okuyup yakın isen nasîhat etdüği istimâ‘ olunur. Eğer ba‘îd isen eliyle işâret etdüği ve infidâd mahallinde makra[ma] saldığı görünür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y321a–Y321b ·
metinde göster ·
… yân oldukda bir beddâvî gömlekli ve eli nobutlu Arab fetâsı zâhir olup "Eş hâzâ
cemel
batlân" deyüp deveye bir iki nobut urdukda fakîr deve cânı acısından kıyâma gel …
Sergüzeşt: Hikmet-i Hudâ bir devemiz kalup bârını gayri deveye tahmîl edüp huccâc ile ileri huddâmlarımız gitdikde hakîr iki gulâmımla bu batî deve kalkar mülâhazasında olup "dah leş misin" derken sabâh yıldızı henüz nümâyân oldukda bir beddâvî gömlekli ve eli nobutlu Arab fetâsı zâhir olup "Eş hâzâ cemel batlân" deyüp deveye bir iki nobut urdukda fakîr deve cânı acısından kıyâma gelüp bir hayli gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y367b ·
metinde göster ·
… etrâfına sıbyân u nisvânların dahi etrâfına bağl [u] hussânların dahi etrâfına
cemel
heccânların çökürüp cümle hayvânâtlarına alîklerin verüp cümle sağîr ü kebîr Ma …
On binden mütecâviz Mağrib huccâcının başka serdârları Abbâsî alemlerin kaldırup pür-silâh âteş-feşânlık ederek cânibi Mısır'a müteveccih oldular. Ammâ garâbet budur kim ol şiddet-i hârda tâ vakt-i gurûba dek kat‘-ı menâzil edüp vakt-i gurûb ki oldu cümle hayme vü hargâh bâr [u] büngâhların kurup cümle mâlların ortada bir yere yığup etrâfına sıbyân u nisvânların dahi etrâfına bağl [u] hussânların dahi etrâfına cemel heccânların çökürüp cümle hayvânâtlarına alîklerin verüp cümle sağîr ü kebîr Mağribî huccâcı emvâl [ü] erzâkların ihâta edüp el ele kol kola pür âteş tâ sabâha dek bîdâr olup nevbet beklerler. Serdârları üç yüz âteş tüfeng-endâz ile orduların devir edüp bir Mağribî hâb-ı râhata Y 372a vardı ise anı seyf-i kâtı‘ ile başında cânın kat‘ edüp "En-nevmü ahu'l-mevt"e vâsıl eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y371b–Y372a ·
metinde göster ·
Ammâ bu alayda yeniçeriyân ve azebân askerinin alayları yokdur. Ammâ ulemâ ve sulehâ ve fukarâ çokdur. Ve mahmil kadısı ve mahmil çavuşu pîşvâ olup emîr-i hac cümle askeriyle mehterhânesin çalarak sancakdâr Hazretin alem-i şerîfin açarak Rûmeli Meydânı'ndan ubûr edüp Kara Meydân'da emîr-i hac paşaya Mahmil-i şerîfi teslîm edüp yine paşa mahmili nâkası licâmıyla eline alup paşa dahi kethudâsına teslîm edüp cümle huzzâr-ı meclis huzûrunda kadıasker mahmil paşaya teslîm olunduğunu sicille kayd edüp emîr-i hac eline hüccet-i şer‘iyye alup paşadan emîrü'l-hac ve kethudâsı ve dîvdârı ve Hazret-i Resûl'ün sancakdârı ve mahmil keşânları ve çavuşları ve mahmil nâzırı ve kadısı ve yedi bölük serdârları ve kethudâları ve çavuşları ve'l-hâsıl cümle ocaklı yüz yetmiş altı aded hil‘at-i pâdişâhî bu mahmil teslîmi günü geyilüp yine alay ile emîr-i hac paşa askeriyle Y 387b kendü hânesine revâne olup cümle enüp ve paşa ağalarına bir kîse ihsân eder. Paşa kethudâsı dahi Mahmil-i şerîfi Kara Meydân'dan (---)(---)(---)(---) Bâb-ı Vezîr'e getirüp anda bir şütür-i mahmili Q 156b çökürüp Mahmil-i şerîfi ol mahalde bozarlar. Zîrâ kal‘a kapusu küçükdür. Cemel ile mahmil içeri giremez. Ba‘dehu mahmili şeyyâller Yûsuf köşküne götürüp kisve nâzırına paşa kethudâsı teslîm edüp sene-i âtiyeye mâh-ı mevlûdda iki kisve dokumağa mübâşeret ederler, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y387a–Y387b ·
metinde göster ·
İki üç senede bir hacc-ı şerîfe onar on beşer cemel bârhâne ile gidüp ba‘de't-tavâf Q 251bP 248b Medîne-i münevverede Hazret-i Risâlet'e gelüp muvâcehe-i Resûlullâh'da makâm-ı uzzâl ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y249a ·
metinde göster ·
… rek bir gün Seyyid Ahmed el-Bedevî'nin evkâfı olan Kahâfe nâm beledden bu kadar
cemel
ve bakar ve ganem ve hussân alup köyü nehb ü gâret etdüği Mısır'da vezîr-i dilî …
Sene 1084 târîhinde Cânpûlâdzâde Hüseyin Paşa vâlî-i Mısır iken İbnü'l-Avâr oğulları nâm şakîler sâhib-i lümûm olup nice belîde ve kasabâtları beşer altışar yüz hayyâl mel‘ûnlar ile nehb ü gâret ederek bir gün Seyyid Ahmed el-Bedevî'nin evkâfı olan Kahâfe nâm beledden bu kadar cemel ve bakar ve ganem ve hussân alup köyü nehb ü gâret etdüği Mısır'da vezîr-i dilîr Hüseyin Paşa'ya mün‘akis olup derhâl yedi bölükden yedi bin âdem tecrîdeye çıkarup Çerâkese beğlerinden Çerkeş Koca Mustafâ Ağa'yı serdâr edüp bir gecede ılgar edüp ale'l-gafle İbnü'l-Avâr'ı basup ceng ede ede cümle aşkıyâ bî-mecâl kalup bi'z-zarûrî karârları firâra mübeddel olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y288a ·
metinde göster ·
hedâyâm kabûl oldu", deyüp Bâb-ı Selâm'a gelür. Görse ki dervîşân, deve rûh tes …
"Enîs [ü] mûnis-i gam-küsârım olan cemel hedâyâm kabûl oldu", deyüp Bâb-ı Selâm'a gelür. Görse ki dervîşân, deve rûh teslîm etdi, deyü feryâd ederler. Derhâl İbn Zeyn hazretleri,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y299b ·
metinde göster ·
. Sen hay iken bana binerdin. şimdi merhûm olıcak bi-emrillâh sana binerim" deyü …
"Kâr ber nevbetest, ey cemel. Sen hay iken bana binerdin. şimdi merhûm olıcak bi-emrillâh sana binerim" deyüp bismi-ilâh ile devenin na‘şına süvâr olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y299b ·
metinde göster ·
! Kum bi-iznillâh" dedikde cemel ayak üzre kalkup meyyit-i müteharrik iken yola …
"Yâ cemel! Kum bi-iznillâh" dedikde cemel ayak üzre kalkup meyyit-i müteharrik iken yola revâne olup on günde Mekke'ye ve Arafât'a varup edâ-yı hac edüp kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil edüp yine kırk günde şehr-i Nehâriyye'ye gelüp deve anda harekâtdan sâkin olup na‘şı kalur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y299b ·
metinde göster ·
ayak üzre kalkup meyyit-i müteharrik iken yola revâne olup on günde Mekke'ye ve …
"Yâ cemel! Kum bi-iznillâh" dedikde cemel ayak üzre kalkup meyyit-i müteharrik iken yola revâne olup on günde Mekke'ye ve Arafât'a varup edâ-yı hac edüp kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil edüp yine kırk günde şehr-i Nehâriyye'ye gelüp deve anda harekâtdan sâkin olup na‘şı kalur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y299b ·
metinde göster ·
ve leben tenâvül edüp şükr-i Yezdân etdik. Atlarımız yine beyâz darı yediler, a …
Bunlar dahi göçer evli Urbândır. Cümle iki bin yarar nâmdâr ayyâr u tayyâr kavmdir kim tâ Habeş'e varınca sevâhile gidüp gelirler. şeyhleri Ebû Usayb'in haymesinde meks edüp lahm-ı cemel ve leben tenâvül edüp şükr-i Yezdân etdik. Atlarımız yine beyâz darı yediler, ammâ safâ etmediler. Bu Redesî kavmi ne Habeş paşasına ve ne İbrîm kâşifine aslâ itâ‘at etmez bir cebbâr kavmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y383b ·
metinde göster ·
… ileri gâyet çokdur, ammâ gayrı hayvânâtları yokdur. Me’kûlâtları darı ve lahm-ı
cemel
ve teysdir ya‘nî keçidir. Ve timsâhı kebâb edüp yerler.
Urbân mâbeyninde bunlara kelâfîş ya‘nî şey değildir, demekdir. Çadırları yokdur, cümle bu kayalarda olan mağârâlarda sâkin olurlar. Şeyhleri Çâdillâ bize bir gâr-ı yetîmân gösterüp cümle atlarımız ile girüp şiddet-i hârdan halâs olduk. Gâyet sovuk gârlardır. Bu kara taşlık içinde üç bin kara âsî kavmdir. Keçileri gâyet çokdur, ammâ gayrı hayvânâtları yokdur. Me’kûlâtları darı ve lahm-ı cemel ve teysdir ya‘nî keçidir. Ve timsâhı kebâb edüp yerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y389b ·
metinde göster ·
… ve akmişe-i fâhire bu diyârda nâdirdir ve makbûl değildir. Mâlları fîl ve at ve
cemel
ve koyun ve sığır ve câmûsdur kim lâ-yu‘ad ve lâ-yuhsâdır. Bu bilâdlarda makbûl …
Ammâ altun ve guruş ve akmişe-i fâhire bu diyârda nâdirdir ve makbûl değildir. Mâlları fîl ve at ve cemel ve koyun ve sığır ve câmûsdur kim lâ-yu‘ad ve lâ-yuhsâdır. Bu bilâdlarda makbûl olan eşyâlardan Mısır'ın ketân bezi ve mâvî bez ve ok ve yay ve kılıc ve mızrak, bu makûle âlât-ı silâhlar makbûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y400b ·
metinde göster ·
… ve dürre ya‘nî darı eküp biçüp gıdâları arpa ve darı ekmeği ve lahm-ı tayrî ve
cemel
eti ve südüdür. Ve bozası gâyet memdûhdur. Ve kedi eti yemek mübâhdır, ciddi ku …
On mikdârı tula-binâ câmi‘lerinde ibtidâ Fûncistân pâdişâhı nâmına, andan âl-i Osmân'a du‘â edeler kim hâdimü'l-haremeyni'ş-şerîfeyndir. Gâyet musallî Mâlikiyyü'l-mezheb kavmi vardır. Aslâ kizb ü gıybet ve sû-i zan ü mesâvî bilmezler. Gâyet mustakîm âdemler olduğiyçün şehr-i Mısır'da cümle tüccâr ve ehl-i sûkun huddâmları kavm-i Berâbiredir. Berâbire re‘âyâsına derler, Berberî askerîsine derler. Cümle tâ’ife-i askerî altmış bin olur, ammâ Berâbire'si üç kerre yüz bin âdem olur. Ve bu varoşda binden mütecâviz cellâbe ya‘nî Sûdân ve İsvân ve Fûncistân bâzergânları sâkin olurlar. Ve Berâbire'si ticâret ü zirâ‘at ile mukayyed olup şa‘îr ve dürre ya‘nî darı eküp biçüp gıdâları arpa ve darı ekmeği ve lahm-ı tayrî ve cemel eti ve südüdür. Ve bozası gâyet memdûhdur. Ve kedi eti yemek mübâhdır, ciddi kutta ya‘nî lezîz kedi deyüp vakt-i zarûretde yerler. Ve Nîl zülâli nûş ederler. Bir kabîlesi dahi sahrâlarda zürâfe ve pîl ve gergerdân ve ceyrân sayd u şikâr edüp tırnakları çataldır, deyü tenâvül ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y404b ·
metinde göster ·
… rdüği hedâyâları Berberistân meliki hâzır etdi. Ve kendi mâlından dahi bin re’s
cemel
ve yetmiş fîl ve bin sığır ve altı bin koyun ve beş yüz âteş-perest ü mûğân esî …
Bu şehr-i Donkol'da üç gün melik ile sohbet-i hâs edüp hâkim Hafîr meliki Kör Hüseyin Kan'ın mâl-ı ganâyimden alup Fûncistân pâdişâhına gönderdüği hedâyâları Berberistân meliki hâzır etdi. Ve kendi mâlından dahi bin re’s cemel ve yetmiş fîl ve bin sığır ve altı bin koyun ve beş yüz âteş-perest ü mûğân esîrleri ve gayrı ganâyimden dahi gûnâ-gûn eşyâları hâzır etmeğe mübâşeret etmeğe başladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y405a ·
metinde göster ·
Me’kûlâtları darı ve arpa ekmeği ve koyun keçi ve câmûs ve bakar ve
cemel
ve fîl ve gergerdân ve zurnapâ ve ceyrân ve devekuşu yumurtası ve kedi ve devek …
Me’kûlâtları darı ve arpa ekmeği ve koyun keçi ve câmûs ve bakar ve cemel ve fîl ve gergerdân ve zurnapâ ve ceyrân ve devekuşu yumurtası ve kedi ve devekuşu ve kazık boynuz ve arslan ve kaplanları besleyüp yerler ve lezzetin gâyet medh ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y416a ·
metinde göster ·
getirdiler kim gûyâ dâbbetü'l-arz idi. Derhâl âteş kenârında iki yerden boğazla …
Der-akab melik âdemleri bir semîn ü cesîm cemel getirdiler kim gûyâ dâbbetü'l-arz idi. Derhâl âteş kenârında iki yerden boğazlayup cereyân eden kanın pehlivân cümle nûş etdi. Ve der-akab devenin cildin soyup deveyi pâre pâre edüp cildi üzre lahmin başka ve uzuvların ve kelle ve paçasın başka ve şirdeni ve bağırsağı ve yüreği ve ciğeri ve şikenbesin başka ve batnında olan muzahrefâtın başka yığdılar. Ve deveyi boğazlayan zebbâhlar alarkaya gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y419b ·
metinde göster ·
Ve melik huzûruna gelüp anda dahi yigirmi vasla lahm-ı
cemel
kay etdi. Ve mâbeyninde birkaç kerre âteş dahi kay etdi, ammâ çok çıkaramadı. H …
Ve melik huzûruna gelüp anda dahi yigirmi vasla lahm-ı cemel kay etdi. Ve mâbeyninde birkaç kerre âteş dahi kay etdi, ammâ çok çıkaramadı. Hattâ hakîrin bir gulâmı kendi eliyle pehlivânın ağzından bir parça deve eti çıkardı, ammâ âteş çok çıkmadı. Bu et yiyen herîfin bu gûne ma‘rifetin öbür âteş kusan herîf görüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y421a ·
metinde göster ·
… ldu ve Ya‘kûb Nebî şâd oldu. Ve Hazret-i Yûsuf dahi mesrûr [u] handân olup elli
cemel
kurbân ve toksan gulâm âzâd edüp Hazret-i Ya‘kûb ile Feyyûm'a gelüp Hazret-i Yû …
Andan Hazret-i Ya‘kûb Feyyûm'a gelürken Hazret-i Yûsuf istikbâle çıkup baba ve oğul ve birâderânlar birbirleri ile mülâkat ve müşerref olup öpüşüp görüşüp birbirlerin bağırlarına basup dirâgûş edince bi-emrillâhi ta‘âlâ Hazret-i Ya‘kûb firâk-ı hüzn-i Yûsuf ile nâ-bînâ iken hasreti olan Yûsuf'una kavuşunca mübârek nergis gözleri münevver oldu ve Ya‘kûb Nebî şâd oldu. Ve Hazret-i Yûsuf dahi mesrûr [u] handân olup elli cemel kurbân ve toksan gulâm âzâd edüp Hazret-i Ya‘kûb ile Feyyûm'a gelüp Hazret-i Yûsuf'a ve Feyyûm şehrine ve sâkin olanlara du‘â-i hayr-ı firâvân etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·