… havf u haşyetlerinden sûret-i salâhda görünüp kimi sûhte ve kimi ummâl ve kimi
cemmâl
[u]{hammâl} ve kimi Üsküdarî Mahmûd Efendi mürîdi ve kimi celâ-yı vatan edüp k …
Cümle eşkıyâ havf u haşyetlerinden sûret-i salâhda görünüp kimi sûhte ve kimi ummâl ve kimi cemmâl [u]{hammâl} ve kimi Üsküdarî Mahmûd Efendi mürîdi ve kimi celâ-yı vatan edüp kimi hâb-ı Ashâb-ı Kehf'e varup münzevî oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 63b ·
metinde göster ·
… r kim bunlar bir alay çakkal u bakkal ve muhtekir sarraç ve gazzâz ve bezzâz ve
cemmâl
u hammâl kavimlerdir. Bunlar ölüm erleri değillerdir. Her biri İsmihân ü Ümmühâ …
Bu hâlde iken paşa buyurdular kim "Ayâ bizden bir âkıl u hamûl u halûk kimesne kim var kim bu tâ’ife-i mütemerridîn huzûrumuzda sizden râzı olduk, deyü tesellî-i hâtırla gitdiler. Ayâ aslı ne ola, bundan kim haber getirebilir" dedikde cânib-i erba‘asına bir hayli nigerân edüp aslâ bir merd-i meydân gelüp, sultânım fermânınız olursa ben giderim, demediler. Hemân Kudde Mehemmed Kethüdâ eydür "Sultânım, bu eşirrâ-yı ecnâs def‘ine çâre budur kim bunlar bir alay çakkal u bakkal ve muhtekir sarraç ve gazzâz ve bezzâz ve cemmâl u hammâl kavimlerdir. Bunlar ölüm erleri değillerdir. Her biri İsmihân ü Ümmühân ve Gülistân u Bostân ve Râbi‘a vü Fâtıma'sından geçmezler. Bu bizim sarâyda hâlâ bin yedi yüz harc alır ağavât ve karakollukçu vardır ve karşu hânımızda Daşnık Mirza ve Hanifi Halîfe cengin görmüş ve Diyârbekir'de Sincâr dağında Saçlı Kürdü kırdığımız cengleri görmüş üç bin ceng eri 103a Abaza ve Çerkez ve Gürcî ve Kürd ve Arnavud yiğitlerimiz var. Ve yüz elli baltacı tüfeng-endâz var ve kâmil câna başa kalmaz dörd yüz iç ağaları var. Cümle altı bin aded asker olur. İbtidâ tenbîh edelim. Ayasofya kapusun sedd etsinler. Andan bostâncıbaşıya haber edelim, Servikapusu içre bostâncılar silâhlarıyla hâzır-bâş olsunlar. Hemân biz sarây kapusun açup üç bin atlı ve piyâde Bâb-ı hümâyûna doğru üç bin yiğit dahi Cebehâne yoluna çıkup bu halkın ardın alup Ayasofya kapusu kapanmış üç askerin ortasında kalan bakkâl ve çakkal gidilerini ortaya alup eyle kılıç uralım kim Tabanıyassı Mehemmed Paşa Haleb'de askere urmamış ola. Bu tarafa kaçanları muhzır ağa yoldaşları ve hânda olan âdemlerimiz kurşuma dutsunlar. Bir zamân dâsitân-ı dûstân söylene. Hemân sultânım, cümle tevâbi‘ât [u] levâhıkâta cebehâne verelim. Cebel-i Sincâr'dan ganâyim aldığımız bin mikdârı mükemmel tüfengimiz vardır. Ve tîr [ü] kemân hadden efzûndur" deyü bu gûne cenge tergîb edecek yollar gösterüp herkes cenge âmâde iken ayâ görelim dahi ne zuhûr eder, deyü müterakkıb iken Koskafurûnlu Muhzır Ağa tebdîl-i câme olup aşağı baltacıların Harem kapusundan taşra firâr etdiği haberi paşaya gelüp paşa hayli müte’ellim olup bed-du‘â edüp "iflâh olmasın" buyurdular. Yine Bâb-ı hümâyûn önünde dahi ziyâde sadâ-yı Allah Allah evce peyveste oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 102b–103a ·
metinde göster ·
… ân Urbân yüzünden nikâbın uryân edince gördüler kim bizzât Hazret-i Alî kendüsü
cemmâl
olup na‘ş-ı şerîfin götürür.
Gördüler kim yüzü nikâblı bir deveci Arab gelüp bî-bâk ü bî-pervâ na‘ş-ı Alî'yi cemeline tahmîl edüp çöl cânibine revâne olup gitmede. Beri tarafda İmâm Hasan ve İmâm Hüseyin ve sâ’ir muhibb-i Alî "Bre cânım bu efendimizi bu A‘râbî kande götürür. Buna bir kubbe ve bir âsitâne edüp bir kabr-i münevver etsek. Niçün bu Arab'a pederimiz verdik?" deyü atlarına {Hasan u Hüseyin} süvâr olup tarfetü'l-ayn içre deveci Urbâna yetişüp "Pederimiz kande götürürsüz-" dediklerinde hemân ol şütürbân Urbân yüzünden nikâbın uryân edince gördüler kim bizzât Hazret-i Alî kendüsü cemmâl olup na‘ş-ı şerîfin götürür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 355a ·
metinde göster ·
götürdüğü gice hâlâ meşhed-i İmâm Alî mahallinden bir nûr zâhir olup cânib-i kı …
Ol vakit kim cesed-i İmâm Alî'yi Arab cemmâl götürdüğü gice hâlâ meşhed-i İmâm Alî mahallinden bir nûr zâhir olup cânib-i kıbleye kavs-ı kuzah gibi müdevver çekilüp tâ Hazret-i Risâlet-penâhın kabr-i şerîfi üzre bir ucu nihâyet bulup yedi gün yedi gice kehkeşân-âsâ semâya ser çeküp necm-i gîsûdâr gibi zâhir u bâhir ve sâbite idi kim zıyâsı cemî‘i ekâlîm-i seb‘aya fer verirdi. Ve birkaç kerre bu nûrdan şihâb gibi pâreler kopup Şâm üzre Mu‘âviye'nin dam-ı bâmına düşüp Mu‘âviye havfinden ka‘r-ı zemînde serdâb ve zîr-i zemînlere ve muzlim künce ve bunca yerlere girerdi. Âhir Mu‘âviye havfından lakve marazına mübtelâ olup andan vefât etdi derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 355a ·
metinde göster ·
… uryân havfi yokdur. Ammâ ordu içindeki akkâm meş‘alciyân ve kavvâs ve sakkâ ve
cemmâl
haşerâtları hırsızlarından gâyet ihtirâz lâzımdır. Bi’r-i Alî'den cenûba yine t …
Ba‘dehu Bi’r-i Alî'de salât-ı mağribi edâ edüp nefîrler çalınup Bi’r-i Alî'den cümle tulumları doldurmak gerek, zîrâ ileri kubûr-ı şühedâ'da su yokdur. Andan meş‘aller çerâgân olup kıble cânibine tathîr olmuş yolların iki cânibinde Medîne kurâları içre ubûr ederek Bi’r-i Alî'den öte Mekke şerîfi hükmündedir. Gâyet emn [ü] emândır. Yagı ve bâgî ve dağî Urbân-ı uryân havfi yokdur. Ammâ ordu içindeki akkâm meş‘alciyân ve kavvâs ve sakkâ ve cemmâl haşerâtları hırsızlarından gâyet ihtirâz lâzımdır. Bi’r-i Alî'den cenûba yine taşlı ve bayırlı pâk yerlerdir. Anda o kadar havf olunmaz. Belki içre giderek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y305a ·
metinde göster ·
… r idi, göz önünde durmasın deyü Mısır içinde ne kadar yüz bin zebbâl hammârı ve
cemmâl
var ise ve cümle ırgatlar var ise cem‘ edüp haftada iki kerre yüz bin deve ve h …
Ve bir bâğçe dahi yeni binâ etdüği kasırdan bir minâre kaddi aşağı bir mezbelistân var idi, göz önünde durmasın deyü Mısır içinde ne kadar yüz bin zebbâl hammârı ve cemmâl var ise ve cümle ırgatlar var ise cem‘ edüp haftada iki kerre yüz bin deve ve hımâr yükü muzahrafâtı çıkarup önüne bir sedd-i azîm binâ edüp bir sahrâ etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y82b ·
metinde göster ·
… âde getürdükleri boş develerdir. Bu mahalde paşa emr edüp Mısır içinde ne kadar
cemmâl
ve taş-keşân develeri var ise cümlesin Akabe seferine sürerler. Ba‘dehu Akabe b …
Anda dahi etrâf vilâyetlerden beş altı bin deve ve bagal ve hımâr ile altı yedi bin tüccâr-ı pür-silâh gelüp bilâ-hisâb me’kûlât [u] meşrûbâtlar getürürler. Hemân üç bin deve yükü Nîl suyu Mısır a‘yânları huddâmları ile dostlarına mukâbil gönderirler. Zîrâ Akabe'den berü Tîh sahrâsında ve Mesâni‘ [ve] Acrût menzillerinde su yokdur. Ve cümle tüccârın bârları arpa ve bakla ve şeker ve bal ve yağdır. Dahi ziyâde getürdükleri boş develerdir. Bu mahalde paşa emr edüp Mısır içinde ne kadar cemmâl ve taş-keşân develeri var ise cümlesin Akabe seferine sürerler. Ba‘dehu Akabe beği Âdiliyye'den topların atup Akabe'ye gitmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y207a ·
metinde göster ·