… inin ervâh-ı habîse ve ervâh-ı tayyibesine yemîn verüp anlar dahi birbirleriyle
ceng etmemeğe
ve bir dahi şehr-i Nasîbîn'e girmemeğe ahd-i emân edüp da‘vâların Hazret-i Risâ …
Hazret-i Risâlet-penâh buyurdular kim "Yâ Sırfeyâîl ve yâ Melik Tahlîc! İki kavminizin ve cümle cân [u] ecinne vü ervâh-ı tayyibe ve ervâh-ı habîsenin bu Nasîbîn şehrinden nasîbiniz kesilüp ümmetlerime nasîb ola. Sizler bir dahi Nasîbîn içine girmen ve ol şehirde benî Âdemi müte’ezzî etmen." deyü cemî‘i cân u cin kavminin ervâh-ı habîse ve ervâh-ı tayyibesine yemîn verüp anlar dahi birbirleriyle ceng etmemeğe ve bir dahi şehr-i Nasîbîn'e girmemeğe ahd-i emân edüp da‘vâların Hazret-i Risâlet bu yüzden fasl edüp cemî‘i Sırfeyâîlî ve Tahlîcî yer öpüp huzûr-ı Resûl'den her biri çölistân u berr ü beyâbânlara ve mezbelelistânlara gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 393b ·
metinde göster ·
… -i Emeviyyûn'dan Abdullâh ibn Mervân bile böyle dilîrâne Rüstem-i Restâne-misâl
{ceng} etmemişdir
ve görülmemişdir.
Bâ-fermân-ı şehriyârî cemî‘i Âl-i Osmân askeri Üsküdar sahrâsında hayme vü hargâhlar ile meks edüp Anadolu vilâyetlerinde ne kadar Âl-i Osmân'ın eyâletleri vezîrleri ve mîr-i mîrânlara ve sâ’ir ümerâlara ve cemî‘i kadılara Hasan Paşalı katliyçün nefîr-i âm hatt-ı şerîfleri cemî‘i Memâlik-i Mahrûsa-i Âl-i Osmân'a emr ü fermânlar pârekende ve perîşân olup cümle Kürdistân askerine Diyâr 70a bekir eyâletiyle Murtazâ Paşa serasker oldu. Ve Erzurûm eyâletiyle Gürcistân ve Ahıçka ve Kars ve Tırabuzan ve Van askerlerine Gürcî Mustafâ Paşa serdâr olup anlar deryâ-misâl asker ile Murtazâ Paşa üzre gelmede. Kara Hasan Paşa da kırk bin güzîde âteş askerle Üsküdar üzre varmada. Tâ ki Karaman eyâletinde Ilgın nâm sahrâda iki İslâm askeri deryâ-misâl birbirlerine mukâbil olup bir mukâtele olmuşdur kim hubût-ı Âdem'den berü Âl-i Emeviyyûn'dan Abdullâh ibn Mervân bile böyle dilîrâne Rüstem-i Restâne-misâl {ceng} etmemişdir ve görülmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 69b–70a ·
metinde göster ·
… Ahmed Ağa ol gün Rüstemâne savaş-ı perhâş etmişdir kim Sâm u Nerîmân ol mertebe
ceng etmemiş
ola. Cümle halkı gâzîler ve garîbü'd-diyâr muhibbi ve velî'n-ni‘am sofra sâhibi …
Hakkâ ki şecî‘ ve yarar ve nâmdâr u dilâver, server, hünerver yiğitleri olur, ammâ Müftîzâde Ahmed Ağa ol gün Rüstemâne savaş-ı perhâş etmişdir kim Sâm u Nerîmân ol mertebe ceng etmemiş ola. Cümle halkı gâzîler ve garîbü'd-diyâr muhibbi ve velî'n-ni‘am sofra sâhibi keremkâr âdemleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 167a ·
metinde göster ·
… hmed zamânı yine bu Kanije'ye Tiryâkî Hasan Paşa yedi kral ile böyle germâ-germ
ceng etmemişdir
, ammâ feryâdımız zahîre kılletidir ve bir aydan berü imdâd gelmeyüp niçe yüz gâ …
"Eğer Kanije'ye bugün ve yarın yetişirsek hoş ve illâ Kanije elden gitdi. Bu tulum ile Kanije gölünden yüzerek da‘vâ-yı merd ile cân u başım gâzîlerin ve dîn-i Muhammedî'nin uğuruna koyup kâfir içinden huzûruna geldim. Feryâdımı dinle cânım vezîr. Yedi kral üç kerre yüz bin asker ile ve yedi koldan yetmiş pâre balyemez ile kal‘ayı döğerler, ammâ kal‘ada askerimiz azdır ve zahîremiz yokdur, ammâ bârûd cebehânemiz gâyet çokdur ve paşamız Yentür Hasan Paşa ve Kanije gâzîleri ilâ hâze'l-ân altı bin asker ile şeb [ü] rûz ceng edüp küffârı Kanije gölüne komadılar ve Ölesi nâm varoşa ve Bereklik nâm mahalleye kâfiri uğratmadılar ve aşağı suya berâber topları dahi atmadılar ve şeb [ü] rûz ikdâm-ı tâm ile sa‘y [u] kûşiş edüp eyle savaş-ı perhâş ederler kim Sultân Ahmed zamânı yine bu Kanije'ye Tiryâkî Hasan Paşa yedi kral ile böyle germâ-germ ceng etmemişdir, ammâ feryâdımız zahîre kılletidir ve bir aydan berü imdâd gelmeyüp niçe yüz gâzîlerimiz top güllesinden şehd-i şehâdet piyâlesinden nûş edüp huld-i berîne gitdiler ve mecrûhlarımız ac u zâc u muhtâc oldular ve niçe yüz aded ibâdullâh cû‘dan öldüler. Yine böyle iken ta‘yîn olunan imdâdlar bir aydan berü gelmediler ve yine ahâlî-i Kanije tekâsül etmeyüp hâlâ germâ-ger[m] ceng [ü] cidâl ve harb u kıtâl ederler, ammâ efendim Kanijeli gâzîlerinin açlıkdan cânları gelmişdir. Küffâr-ı hâksâr gördü kim bu kal‘a-i Kanije bir deryâ içinde fethi günden güne müşted oldu. Âhir-i kâr mel‘ûn krallar hîleye sâlik olup bu dâm-ı tezvîri re’y-i ahsen görüp ba‘zı mekâtîbleri dürûğ-âmîzler peydâ edüp zemberek oklarıyla Kanije kal‘ası içine atdı. Hasan Paşa kuluna mektûbları getirdiler, ammâ içinde küffâr niçe hezeyân sözler yazmış. Sultânım huzûrunda söyleyecek kelimâtlar değildir" dedikde Sadrıa‘zam bu feryâda gelen ebü'l-kelâm yiğidin muntazamu'l-kelâmlarından hazz edüp "Söyle yiğit" dedikde ol fetâ-yı hâzır-cevâb eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 178a ·
metinde göster ·
"Ne dersiz oğlanlar biz bu esîr kâfirler ile asker içre şâhrâha varsak ihtimâldir Sadrıa‘zam bu esîrleri duyup kalîl bahâ ile elimizden alalar, yâhûd dildir deyü söyledüp boyunların vuralar. Bu ganîmetler ile anlar elden gideler ve aç asker içine bu kadar terkimizdeki caklar ile zahîreyi asker görüp yağmâ etmeleri mukarrerdir, biz dahi durmayup mâlımız vermemek içün ceng etmemiz mukarrerdir. Ammâ umûma muhâlefet kuvvet-i hatâdandır, 26a bu kerre umûm içre ölmek iktizâ eder. Elbette bizim bu zahîremize asker sarılıcılardır, zîrâ kâmil yigirmi altı gündür kim Sadrıa‘zamın bile atları cümle meşe ağacı filisleri ve çamurlu otlukları yerler. Kâfir korkusundan asker ordudan bir fersah ve nîm merhale taşra gidemeyüp askerin girîbânları niçe kerre kâfir alduğu ecilden herkes atların gözleri önünde (---) çamura bağlayup atları ve kendüleri açdır. Bizde bu kadar zahîreleri görünce askerin elbette yağmâ etmeleri mukarrerdir. Gelin oğlanlar sizinle sağ tarafımızda asker ve sol tarafımızda dağlar kenârın kollayarak gidelim" deyü niçe bin gûne müşâvereler etdikde Sührâb gulâm eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 25b–26a ·
metinde göster ·