… eri dahi bu mahalde şehîd olup bu hâk-i pâkde medfûnlardır. Ve yedi kerre tabur
cenglerinde
on beş bin aded guzât-ı müslimîn şehîd olup cümle bu cebbânede medfûnlardır kim …
Merkad-i pür-envâr şehîd Karakaş Paşa: Pederimizin ve Melek Ahmed Paşa efendimizin hikâyetleri üzre mezkûr Karakaş Paşa Budin vezîri iken tabur cenginde alnından kurşumla urulup şehîd oldukda yedi bin Budin askeri dahi bu mahalde şehîd olup bu hâk-i pâkde medfûnlardır. Ve yedi kerre tabur cenglerinde on beş bin aded guzât-ı müslimîn şehîd olup cümle bu cebbânede medfûnlardır kim hâlâ niçesinin seng-i mezârlarında isimleriyle ma‘lûm kubûr-ı şühedâlardır. Rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 39b ·
metinde göster ·
… birâderim, lutf eyle, kolunda olan guzât-ı müslimîni Küçük Ahmed Paşa merhûmun
cenglerinde
gördüğün gibi cenge kılındır ve mev‘ıde-i ihsânlar eyle. Bir dahi tekrâr yürüye …
mısra‘ın yâd etdiler ve benim birâderim, lutf eyle, kolunda olan guzât-ı müslimîni Küçük Ahmed Paşa merhûmun cenglerinde gördüğün gibi cenge kılındır ve mev‘ıde-i ihsânlar eyle. Bir dahi tekrâr yürüyelim; ya taht ola, ya baht. Eğer askerin bir dahi yüzü dönerse bu vech ile bir yürüyüş dahi mümkün değildir" deyü Çatalbaş Paşa 125b tarafından dahi bir azîm lağım bağlandı kim yetmiş kantar bârûd-ı siyâh ile yedi hazîneli çatal-misâl lağım-ı kebîr idi. Ertesi gün içerden bir kâfir firâr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 125a–125b ·
metinde göster ·
bu dahi bir neberd-i azîmdir, ammâ bu cezîrede bir kal‘a olsa cemî‘i Tuna yalıl …
Me’âl-i kelâm cezîre cenglerinde bu dahi bir neberd-i azîmdir, ammâ bu cezîrede bir kal‘a olsa cemî‘i Tuna yalıları üzre olan kılâ‘-ı metîneler emn ü amân olurdu, ammâ hakîrin akl-ı kâsırıyla kal‘a bu cezîrenin Budin tarafındaki ucunda olsa nehr-i Tuna'nın iki tarafından dahi hayduk kayıkları geçmezlerdi ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 73a ·
metinde göster ·
… ek tabyaların dahi çâh-ı gayyâ-misâl handakları var. Böyle tabur cengleri kal‘a
cenglerinden
sarpdır. Hemân tabur fethine çâre toprak sürüp lağım edüp sıçan yollarıyla kol …
Sitâyiş-i tabur-ı Süleymân Hân: Bu kal‘anın cânib-i garbîsinde top menzilinden alarka bâğlar başında bir tarafı nehr-i Tuna ve bir tarafı Uyvar hâkinde Ciğerdelen sahrâsında cirmi yigirmi bin adım bir tabur-ı azîmdir kim iki kat handakdır. Toprağı dağlar gibi iç yüze yığılmış handak-ı azîmdir, aslâ dîvârı yokdur. Gayyâ gibi kazılmış handaka tabur derler, kal‘adan sa‘bdır. İçine yetmiş seksen bin âdem girüp kapanup ceng etdiklerinde tabur cengi derler. Bu taburun ancak kara tarafında iki kapu yeri vardır. Kapu yerleri önünde toprakdan yığma tabya yerleri var kim kapuları pinhân edüp tabyalar hıfz eder. Ve bu tabur handakları ve toprak yığınları eğri büğrü köşe köşe olup her köşede tabur handakların muhâfaza edecek azîm dağlar gibi tabya yerleri var. Hîn-i muhâsarada ol tabyalar üzre balyemez toplar koyup handaka gelen düşmanı uğratmaz. Ve bu dirsek tabyaların dahi çâh-ı gayyâ-misâl handakları var. Böyle tabur cengleri kal‘a cenglerinden sarpdır. Hemân tabur fethine çâre toprak sürüp lağım edüp sıçan yollarıyla kol kol hücûm-ı mehcûm etmeden gayri ilâc yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 99b ·
metinde göster ·