… dâ'yı görenler vâlih [ü] hayrân ve mest [u] medhûş ser-gerdân olurlar. İle'l-ân
Cennet-i
Adn-i berînden nişân verir bir câmi‘-i zîşândır.
Ve hergiz seyr [ü] temâşâsına ukûl-ı fuhûl, havâs u mikyâs ve bî-kıyâs ve mühendisîn-i sâhib kiyâsa istiyâs ü irtibâs gelüp gûnâ-gûn eyvân-ârâyîş nakş-ı bûkalemûn ve âvîze-i maslûbât-ı ser-nigûnlar ile {câmi‘i tezyîn ederlerdi}. Ve ehl-i basîret ü hayret ve sâhib-i akl u kiyâset olanlar bu câmi‘ mehbıt-ı nûr-ı Hudâ'yı görenler vâlih [ü] hayrân ve mest [u] medhûş ser-gerdân olurlar. İle'l-ân Cennet-i Adn-i berînden nişân verir bir câmi‘-i zîşândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 36b ·
metinde göster ·
na‘îm-i mukîm üzerine sadlek hamd [ü] senâ olsun kim cümle mevcûdâtın ni‘meti a …
Evvelâ ol Râzık-ı Hudâ-yı kerîm ve Hâlik-i Cennet-i na‘îm-i mukîm üzerine sadlek hamd [ü] senâ olsun kim cümle mevcûdâtın ni‘meti anın üzerinedir kim, âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 93a ·
metinde göster ·
… pîrleri Abdurrahmân ibn Afv'dır kim Aşere-i Mübeşşere'dendirler. Hazret bunlara
cenneti
tebşîr etdiklerinden Aşere-i Mübeşşere derler, kemerin bizzâ[t] Hazret-i Alî be …
Ba‘dehu pîrleri Abdurrahmân ibn Afv'dır kim Aşere-i Mübeşşere'dendirler. Hazret bunlara cenneti tebşîr etdiklerinden Aşere-i Mübeşşere derler, kemerin bizzâ[t] Hazret-i Alî bend etdi. Kaçan Hazret teferrüclere Ashâbıyla gitdiklerinde Abdurrahmân ibn Afv kebâb ederlerdi. Kabri (---) medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 171b ·
metinde göster ·
… ât 3000, pîrleri Hazret-i Sa‘d bin Ebî Vakkâs'dır kim Aşere-i Mübeşşere'dendir,
Cenneti
Hazret-i Resûl on kişiye tebşîr etdüği Ashâb-ı güzîndendir ve râvî-yi hadîsdir. …
Fasl-ı atıcıyân-ı kemânkeşân [u] kemândârân: Neferât 3000, pîrleri Hazret-i Sa‘d bin Ebî Vakkâs'dır kim Aşere-i Mübeşşere'dendir, Cenneti Hazret-i Resûl on kişiye tebşîr etdüği Ashâb-ı güzîndendir ve râvî-yi hadîsdir. Kabr-i şerîfi Şâm ile Kudüs-i Şerîf mâbeyninde Ken‘ân elinde Cübb-i Yûsuf ile Cisr-i Hazret-i Ya‘kûb mâbeyninde bir mürtefi‘ bayır üzre bir âsitâne-i azîm içre kubbe-i âlîde âsûdedir. Niçe kerre yüz bin gûnâ-gûn oklar vardır, her gelen tîrkeş ve sadak ve cab ve gedelecin tekbîrleyüp ol âsitâneden bir ok tîrkeşine koyup kendi sadağından üç ok âsitâneye kor. Tekyesinde fukarâları ve câmi‘i vardır, mihmânhâne-i fukarâdır. Ammâ bu hakîr Medîne-i Münevvere kurbünde ve Mısır İskenderiyyesi kal‘asının Bâb-ı ahdarının iç yüzünde Pîr-i Tîr-endazân Sa‘d ibn Ebî Vakkâs deyü târîhiyle bir ziyâret etdim, garîb temâşâdır. Kande medfûn olduğunun sıhhati haberin alamadım. Allâhu a‘lem. Netîce bu tîrkeşân kavmi cümle sığır boyunduruğu gibi yayları ve kemân küreleri ve müntehâları ve aylanları ve şeddân misilli yayları ve demir yayları ve çille zencîr yayları çekerek ellerinde Kerkeri kemânları Mısır lu‘bedebâzlıklarıyla fır-â-fır çevirerek ubûr edüp cümlesi Rüstemâne âlât-ı silâhlar ile müstağrak olup kimi piyâde ikişer ikişer, kimi atlar üzre süvâr olup Mısır tarzı silâhkârlık ederek ubûr ederler. Gerçi oyundur ammâ sünnet-i Resûlullâh'dır. Hakkında:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 189b ·
metinde göster ·
… eferâtları beş bindir. Bu cümlenin pîrleri ibtidâ Hazret-i İdrîs Nebî'dir. Hâlâ
Cennet-i
me’vâda ehl-i cennet olacaklara hulle biçmededir. Hazret-i Îsâ dahi cennetdedir …
Kârhâneleri ikidir, Arslanhâne'ye muttasıl kârhânelerin Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân-ı Gâzî binâ etdi (---) başı kârhânesidir. Alayköşkü mukâbelesindeki kârhâne Sultân Süleymân Hân Gâzî binâ etdi. Bu ikisi dahi kârhâne-i azîmdir kim (---) başı kârhânesidir, her birinde beşer yüz neferât vardır. Ammâ taşra İslâmbol'un dörd mevleviyyetinde cümle terzi dükkânları üç bindir neferâtları beş bindir. Bu cümlenin pîrleri ibtidâ Hazret-i İdrîs Nebî'dir. Hâlâ Cennet-i me’vâda ehl-i cennet olacaklara hulle biçmededir. Hazret-i Îsâ dahi cennetdedir. Ölmeden cennete giren bu iki peygamberdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 191b ·
metinde göster ·
buyurmuşdur. Ya‘nî bizden ve ehl-i beytimizdendir, evvelîn ve âhirin ilmine erdi ve dürüstî 198a cennet anı üzler, deyü Aşere-i Mübeşşere'den gayrı Selmân-ı Pâk'e ve Hazret-i Ukkâşe'ye cenneti tebşîr etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 197b–198a ·
metinde göster ·
Der-beyân-ı ibtidâ tulû‘-ı kavm-i Abaza : Bi-kavli müverrih-i Tuhfe eydür: Kaçan kim Cenâb-ı Bârî Hazret-i Âdem'i edîm-i arzda yed-i kudretiyle halk etdikde Tatar sıfatlı halk edüp cennet-i me’vâsında civârına da‘vet edüp cümle melâ’ikeye emr 256a edüp Âdem'e secde etdiler, illâ İblis-i telbîs secde etmediğine delîl-i kat‘î âyet Arapça âyeti bürhândır. Ba‘dehû Cenâb-ı Bârî'nin [i]râdet-i ezelîsi ol imiş kim, Hazret-i Âdem belinden Hazret-i Risâleti getirüp rûy-ı arzda hâtemü'l-enbiyâ ve şefî‘-i dâreyn ide. Hazret-i Âdem'i gendüm bahânesiyle yer yüzüne indirüp Hindistân'da cezîre-i Serendil'de niçe zaman mücerred sâkin olup ba‘dehû Mekke-i Mükerreme'de Cebel-i Arafat'da Hazret-i Havvâ ile buluşduğuyçün Cebel-i Arefe dediler. Bi-kavli Muhammed ibn İshâk; Hazret-i Havvâ'dan kırk bin evlâdı Tatar sıfatında olup evlâd evlâd münteşir-i âlem oldu. Cennet'de Âdem Safîyy Lisân-ı Arabî ve Pârisî kelimât ederken rûy-ı arza hübût edince nisyândan Lisân-ı Arabî'yi ferâmûş edüp lisân-ı İbri ve Süryânî ve Dehaklı ve Derî lisânları kelimât ederlerdi kim hâlâ diyâr-ı Kuncistân'da ve Berberistân'da ve sa’ir karalar vilâyetlerinde tekellüm olunan elsine-i muhtelifelerdir. Tâ Tûfân-ı Nûh'a dek bu elsineler ile tekellüm edüp geçinirlerdi. Ba‘de't-tûfan Hazret-i {Nûh evlâdlarından Hâm ve Sâm ve Yâfes evlâdlarından cümle yetmiş iki millet ve yetmiş iki lisân peydâ oldu. Andan Hazret-i} İsmâ‘îl'de lisân-ı Arabî ve Fârisî istimâ‘ oldu. Andan sonra rûy-ı arza ecnâs-ı mahlûkât müstevlî olup elsine-i muhtelifeler şâyi‘ olup her diyârda birer lisân peydâ oldu. Ammâ ibtidâ lisân-ı gûnâ-gûn peydâ eden Hazret-i İdrîs'dir. Zîrâ Cenâb-ı Bârî ibtidâ ana niçe bin ilm ihsân edüp kâtib idi. Vahy ile nâzil olan suhufları tahrîr edüp mücelled ederdi. Kable't-tûfân cemi‘î kütüblerin Mısr-ı Atîk'in cânib-i garbında nehr-i Nîl aşırı cebel-i Heremeyendir kim anlara hâlâ Fir‘avn dağları derler, galatdır. Tûfândan mukaddem binâ eden Sarıd-ı köhnedir. Hazret-i İdrîs'in cümle kitâbların bu cebelde pinhân edüp ba‘de't-tûfân ol kitâbları çukarup cemî‘î hukemâ-yı kudemâlar tilâvet ederek yüz kırk yedi lisân-ı gûnâ-gûn andan münteşir olup İsmâ‘îl Nebî'den Arabî ve Fârisî zuhûr etdi. Hazret-i Ays'dan lisân-ı Türkî şâyi‘ oldu kim lisân-ı Tatar'dır. Hulâsa-i kelâm Arab ve Tatar'dan Cenâb-ı Hak bu cihânı (---) aded kavm-i gûnâ-gûnlar ile müzeyyen etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 255b–256a ·
metinde göster ·
… mâz kılmazlar. Cemâ‘at-i kesîrden garîb câmi‘ler vardır kim gûyâ her biri birer
cennet-i
firdevs-i huld-ı berrîndir.
Ebyâtı mazmûnunca hemîşe hâl-i dünyâ gâh imâr ve gâh harâb olmadadır kim Arapça nassına mazhar olmuşdur. Ammâ Murâd-ı Râbi‘ harâbından sonra imârı cümle on bin iki yüz toprak örtülü hânedân-ı azîmler ile ârâste ve yetmiş aded cevâmi‘ ibâdethâne ile pîrâste ve kırk mesâcid ve yigirmi hân-ı sarây-ı mihmân ve yedi hammâm-ı dilsitân ve bin mikdâr esvâk-ı dükkân ile tezyîn olmada bir şehr-i müzeyyendir. İmârâtının ekseri hayr ve ecr ile mebnîdir. Dördüncü iklîm-i hakîkîde ve on sekizinci iklîm-i örfiyye vasatında olmak ile âb [u] hevâsı sehl şiddet üzre halk olunup bâğı ve bâğçesi azacık olmağıla eşcâr-ı müsmirrâtı dahi kalîldir. Ammâ mahsûlât [u] menbûtâtının memdûhâtından yedi elvân pembesi olur. Meselâ pembe-i zâgî ve monlâyî ve za‘afrânî ve la‘lî ve hâs ve beyâz pembesi ve galle ve hıntası memdûh-ı âlemdir. Ve ehl-i sanâyi‘den her esnâfı mevcûddur, ammâ kalemkârî Behrâmpûrı ve destehân çitleri meşhûr-ı cihân-ı nakş-vândır. Ve cümle sahrâsı vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-iş‘ârdır kim dörd vukıyye kara arpasın bir at yise kifâyet eder. Ol mertebe yağlı arpası ve besâtînlerinde mahzen-i mâ kavunu ve karpuzu olur. Ve âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb ve mahbûbesinin reng-i rûyları ebyazu'l-levndir. Merdânesi zurzuvileli tâc üzre serbend sarup kalemkârî peşk-püş câme giyerler. Ve ayaklarına elvân keçe çakşır ve yeşil ve kırmızı ve nârencî ve turuncî pây-pûş giyerler. Zenâneleri sivri takye giyüp üzerlerine beyâz [câr-ı] ızâr bürünüp pâylarına elvân çizme giyerler. Mahbûbları gûnâ-gûn kebûtî kürkden börk-i Isfahânî giyüp Mirzâ-yı dilâr-emsâl hırâmânî-reftar ve zerafet ve nezaket üzre güftâr edüp halka hüsn-i ülfet ederler. Lâkin mahbûblarına rağbetleri yokdur. İbtizâle düşmüş bir alay zen-dost arasında kalmış mahbûbânlar ve civânânlardır. Ve cümle halkı Şâfi‘îlerdir, ammâ kızıl kızılbaşlardır. "Şâfi‘î mezhebindeniz" deyü da‘vâ-yı merd ederler. Ammâ kizb edüp mezheb-i Ca‘feriyye'de bir alay Hâmisîlerdir. Ammâ ezân kırâ’at olanda evkât-ı hamselerine müdâvemetleri var, ammâ cemâ‘atle aslâ namâz kılmazlar. Cemâ‘at-i kesîrden garîb câmi‘ler vardır kim gûyâ her biri birer cennet-i firdevs-i huld-ı berrîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 295a ·
metinde göster ·
… muşdur. Birer zirâ‘-ı melikî alabalıkları olur kim gûyâ her biri birer mâ’ide-i
cennet-i
me’vâdır. Cemî‘î vücûdları la‘l-ı Bedahşân ve zümürrüd-i İsvân ile müzeyyen, mu …
Karye-i Umudum Sultân: Bir kûh-ı bülendin dâmeninde yüz hâneli ma‘mûr [u] âbâdân bâğ u bâğçesiz kend-i müzeyyendir. Bu kend nehr-i Furât'ın mahreci başında vâkı‘ olmuşdur. Mukaddemâ Erzurûm evsâfında tahrîr olunan Kur‘ân-ı Azîm ile sâbit "mâ-i Furât" bu karye-i Dumlu Sultân cebelinde bir gâr-ı azîmden tulû‘ eder. Âb-ı hayâtdan nişân verir bir âb-ı hayvândır kim gûyâ sûre-i Arapça bu nehr-i cân-perverin hakkında nâzil olmuşdur. Birer zirâ‘-ı melikî alabalıkları olur kim gûyâ her biri birer mâ’ide-i cennet-i me’vâdır. Cemî‘î vücûdları la‘l-ı Bedahşân ve zümürrüd-i İsvân ile müzeyyen, murassa‘-endâm mâhî-i cinânlardır. Ammâ bu mahalde Umudum Sultân medfûn olup ziyâretgâh-ı hâs [u] âm olmağıla bir kes cür’et edüp bu mâhîleri sayd etmeğe cür’et edemezler, ammâ bir fersah aşağıda sayyâdlar sayd edüp tenâvül etdiklerinde âdemin dimâğı abîr u anber râyihasından mu‘attar olur. Ne kadar tenâvül olunsa hara[r]et [u] sıkleti yokdur,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 323a ·
metinde göster ·
Menâkıb-ı Hazret-i Şîs: Niçe müverrîhler bu Hazret-i Şîs Nebî içün, Hazret-i Âdem cennet-i me’vâdan hübût etdikde hâk-i Hindistân'da cezîre-i Serendil'e kadem basdıkda firâk-ı cennet-i izzet ile zâr u feryâd etdikçe cümle hayvânât-ı vuhûş u tuyûr ve kerrûbiyânlar Âdem'i ta‘yîb etdiklerinden "Yâ Rabbî, yüzüm karasına bakma!" deyü tazarru‘ [u] nâlişler edüp "Bu dünyâda bana bir yâr-ı gâr-ı gâm-küsâr hemrâh ihsan eyle" deyüp ibtidâ Hazret-i Âdem'e cennetden bir sevr ve bir at ihsân olunup onlar ile üns [ü] ülfet edüp süvar olarak Hazret-i Havvâ'yı cüst ü cû edüp nâm [u] nişânın bulmazdı. Hikmet-i Hudâ; bir gice menâmında ihtilâm olup zülâle-i menîsi zemîne düşüp bi-emri Hayy [u] Kadîr dokuz ay on günden sonra zemînden edîm-i arza Hazret-i Şîs vücûda geldi. Lisân-ı İbrî'de "Şîs" bitdi, demekdir. Anınçün Şîs Nebî derler. Hatta ba‘zı müverrihîn Sûre-i (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 37a ·
metinde göster ·
izzet ile zâr u feryâd etdikçe cümle hayvânât-ı vuhûş u tuyûr ve kerrûbiyânlar …
Menâkıb-ı Hazret-i Şîs: Niçe müverrîhler bu Hazret-i Şîs Nebî içün, Hazret-i Âdem cennet-i me’vâdan hübût etdikde hâk-i Hindistân'da cezîre-i Serendil'e kadem basdıkda firâk-ı cennet-i izzet ile zâr u feryâd etdikçe cümle hayvânât-ı vuhûş u tuyûr ve kerrûbiyânlar Âdem'i ta‘yîb etdiklerinden "Yâ Rabbî, yüzüm karasına bakma!" deyü tazarru‘ [u] nâlişler edüp "Bu dünyâda bana bir yâr-ı gâr-ı gâm-küsâr hemrâh ihsan eyle" deyüp ibtidâ Hazret-i Âdem'e cennetden bir sevr ve bir at ihsân olunup onlar ile üns [ü] ülfet edüp süvar olarak Hazret-i Havvâ'yı cüst ü cû edüp nâm [u] nişânın bulmazdı. Hikmet-i Hudâ; bir gice menâmında ihtilâm olup zülâle-i menîsi zemîne düşüp bi-emri Hayy [u] Kadîr dokuz ay on günden sonra zemînden edîm-i arza Hazret-i Şîs vücûda geldi. Lisân-ı İbrî'de "Şîs" bitdi, demekdir. Anınçün Şîs Nebî derler. Hatta ba‘zı müverrihîn Sûre-i (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 37a ·
metinde göster ·
… bu zikr olunan câmi‘lerde Hudâ âlimdir {gûnâ-gûn} Kûfî hatlar var kim hakkâ ki
cennet-i
me’vâ hatlarıdır kim manzûru olan seyyâh cânlara hafî ve nihân değildir. Ammâ M …
Andan sonra Bağdâd-ı behişt-âbâd kurbündeki Kûfe şehrinde bir hatt-ı garîb ü acîb te’lîf olup hatt-ı Kûfî dediler. Sonra nezâket ziyâde olarak ilâ hâze'l-ân on iki gûne hatt-ı Kûfî vardır. Ammâ cümleden latîf hatt-ı Kûfî-i Hazret-i Osmân'ındır ve Kûfî-i Hafsî'dir ve hatt-ı Kûfî-i Mağribî'dir ve hatt-ı Kûfî-i Fesî'dir ve hatt-ı Kûfî-i Merankûşî'dir ve hatt-ı Kûfî-i Tilemsânî'dir ve hatt-ı Kûfî-i Sünnârî'dir ve hatt-ı Kûfî-i Habeşî'dir kim her biri ibret-nümâ hatt-ı âyetün min âyâtillah hatlardır kim diyâr-ı şehr-i Mısr-ı atîkde câmi‘-i Amr ibnü'l-Âs'da ve câmi‘-i Menil'de ve câmi‘-i Berkok'da ve Câmi‘-i Sitti Nefîs'de ve câmi‘-i Aybegi't-Türkman'da ve Câmi‘-i Ferec'de ve Câmi‘-i Taylun'da ve Câmi‘-i Tâhir Baybars'da ve İçkal‘a Yeniçeri Odaları yanındaki Tavâşî {Süleymân Paşa} Câmi‘i'nde ve bu zikr olunan câmi‘lerde Hudâ âlimdir {gûnâ-gûn} Kûfî hatlar var kim hakkâ ki cennet-i me’vâ hatlarıdır kim manzûru olan seyyâh cânlara hafî ve nihân değildir. Ammâ Mağrib-zemîn câmi‘lerinde aslâ bir gayrı hat yokdur. Cümle on iki gûne hatt-ı Kûfîlerdir kim ancak bi-emrillahi Ta‘âlâ her kankı hat olursa elif ve lâm harfleri birdir. Ammâ gayrı yigirmi yedi aded harflerinin tarz [u] tavırları ve eşkâlleri cümle birbirlerine muhâlif tahrîr olunmuşdur kim karîne ile dahi tilâvet olunmaz birer gûne hatt-ı kadîmlerdir kim erbâbı olan bilir. Ammâ Mağrib-zemînde şehr-i Kurtuba ve şehr-i Tilimsân'da ve şehr-i Tanca'da olan hatt-ı Kûfîler bir diyârda yokdur, ammâ eğer bu hakîr-i pür-taksîr bu kadar kesret-i seyâhatde manzûrumuz olan Kûfî hatları tahrîr eylesek sadedden çıkarız, ancak mezkûr hatt-ı Kûfîlerden bir kıt‘a teberrüken bu mahalle resm olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 275b ·
metinde göster ·
Adn'e dönmüşdür. Lâkin cemâ‘atden garîb kalmışdır ve mihrâb üzere olan kubbe-i …
Ve mine'l-acâ’ib ve'l-garâ’ib binâ-yı azîm câmi‘-i Müşebbek, ibret-nümâ-yı kadîm, şehr-i Kazvîn'in eski hisârına karîb bir câmi‘-i kebîrdir. Kıble kapusu bir bâb-ı vâcibü's-seyr bir dervezedir kim vasfında lisân kâsır bir müşebbek bâb olduğundan ol bâb ile müsemmâ câmi‘-i Müşebbek derler. Rûm u Arab u Acem'de bu hakîr böyle bir bâb-ı kebîr ve eyle kâr-ı hurdegîr görmedim. Niçe bin ilm-i hendese üzre gûnâ-gûn hayâl-i pesend tasarrufları vardır ammâ mülûk-ı selef içün bu câmi‘ içre bir maksûresi var kim benî Âdem anı gördükde vâlih ü hayrân kalup dillerle ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz bir kâh-ı Havernak-ı Gazvîn'dir. Ammâ bu câmi‘-i pür 315a envârın bânîsi şehr-i Gazvîn'in dördüncü kerre imâr eden Şâh İmâdeddîn hazretlerinin abd-i memlûkü olan Emîr Humâ-i Yas inşâ etdirmişdir. Müverrihân-ı Acem "Bu câmi‘e bir şütür bârı altun masrûf olundu." deyü tahrîr etmişler. Hakkâ ki muhakkak mâ-lâ kelâm gitmişdir, ammâ câmi‘ Cennet-i Adn'e dönmüşdür. Lâkin cemâ‘atden garîb kalmışdır ve mihrâb üzere olan kubbe-i kebîri eflâke ser çekmiştir. Cemî‘i kıbâblar her diyârda surâhîce binâ olunmuşdur ammâ bu kubbe-i serâmed top-ı küreh arzı gibi müdevver ve cevfinde ol kadar envâ‘-ı fusûs-ı mukavvim mahkûk-ı gûnâ-gûn sadefkârî var. Ruhâm-ı ibret-nümûn ma‘kûklar ile ma‘kûd kılınmış zî-kıymet taşlar var kim çeşm-i benî Âdem hîrelenir. Bu hakîr bu kadar kesret-i seyâhatde her âsâr-ı binâya im‘ân-ı nazar ile nazar etdiğimde Budin serhaddinde kal‘a-i Estergon'un iç hisârındaki Kızılelma Câmi‘i kubbesi ve biri dahi bu Gazvîn câmi‘i gibi bu arâzî-i edîmde böyle âsâr-ı acîbe ve bunun gibi binâ-yı garîbe görmedim. Hakkâ ki min cihet-i'l-ahseni imâr bu kubbeden âlî bir kubbe-i nüh-tâk-ı tumturak-ı revâk yokdur. Meğer yine bu kubbe-i Gazvîn-i arâk ola. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 314b–315a ·
metinde göster ·
firdevs-i Dârü's-selâm olmuşdur. Ol asırdan berü cemî‘i vüzerâ ve vükelâ vü a‘y …
Ve bu Bağdâd'a mukaddemâ sene 1058 târîhinde Melek Ahmed Paşa ile geldiğimizde bu İmâm-ı A‘zam âsitânesini imâr edüp sâkıyeli kuyular kazup ve hücreler yapup imâr etdi. Ve Âsitâne'den Kaya Sultân bir altun kandîl gönderdi ve Murâd Hân atabe-i süflîsini ve ulvîsin ve kapu kanatların ve kabr-i şerîf şebekelerin cümle sîm-i hâlis eyleyüp câmi‘-i İmâm ve kabr-i hümâm {gûyâ} cennet-i firdevs-i Dârü's-selâm olmuşdur. Ol asırdan berü cemî‘i vüzerâ ve vükelâ vü a‘yân u kibâr birer binâ-yı âsâr ederek ve gûnâ-gûn âvîzeler ile müzeyyen ederek merkad-i pür-envâr gûyâ nakş-ı nigârhâne-i Çîn olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 344a ·
metinde göster ·
Me’vâdan ihrâc olunduğu demde bu câmi‘ mahalline gelüp niçe yıl makâm idinüp ta …
Andan makâm u mihrâb-ı Âdem Safî aleyhi's-selâm, cennet-i Me’vâdan ihrâc olunduğu demde bu câmi‘ mahalline gelüp niçe yıl makâm idinüp tazarru‘ u nâlişler ile tevbe vü istiğfâr edüp tevbesi kabûl olup kırlangıç kuşu vâsıtası ile Hazret-i Havvâ ile mülâkî olduğu mahal Cebel-i Arafât'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 348a ·
metinde göster ·
Me’vâ'dan beyâz incü ile halk olmuş bir kasır gönderüp ana Beyt-i Ma‘mûr derler …
Andan Cenâb-ı Rabbü'l-İzzet Âdem'e ibâdetgâh içün Cennet-i Me’vâ'dan beyâz incü ile halk olmuş bir kasır gönderüp ana Beyt-i Ma‘mûr derlerdi. Emr-i Hakk ile bu Beyt-i Ma‘mûr hâlâ Mekke-i Mükerreme yerine vaz‘ olunup Hazret-i Âdem fermân-ı Hakk ile Kûfe'den Mekke zemîninde olan Beyt-i Ma‘mûr kasrına hicret edüp rûy-ı zemînde imâret-i Âdem Serendil'dir ve ikincisi {Beyt-i Cebel-i Arafât ve} şehr-i Kûfe ve üçüncü şehr-i Mekke ve Bekke ve'r-râd-ı(?) Beyt-i Ka‘be'dir. Ammâ bu şehr-i Kûfe Hazret-i Nûh Tûfânı'ndan mukaddem eyle imâr idi kim bir ucundan bir ucuna üç menzil yol idi. Tûfân-ı Nûh'da harâb olup yine ba‘de't-Tûfân Nûh Nebî imâr etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 356b ·
metinde göster ·
Bu on kişiye Hazret-i Resûl cenneti müjde etdiklerinden Aşere-i Mübeşşere derler. Bu Talha hazretleri anların biridir. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâss u âmmdır. Andan yine hâk-i Basra'da (---) fında
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 363a ·
metinde göster ·
… asrın müverrihleri bu şehre lisân-ı Süryânî üzre Bendâv Acînât ya‘nî Peygamber
Cenneti
demekdir. Tâ bu mertebe bu Eski Musul İremezâtü'l-imâd misilli bir hadîka-i rav …
Evvelâ bu Eski Musul içün be-kavl-i Mıkdısî ibtidâ bânîsi ba‘de't-Tûfân (---)(---) imâr edüp ol asrın müverrihleri bu şehre lisân-ı Süryânî üzre Bendâv Acînât ya‘nî Peygamber Cenneti demekdir. Tâ bu mertebe bu Eski Musul İremezâtü'l-imâd misilli bir hadîka-i ravza-i Rıdvân-ı bâğ-ı cinân imiş. Yârân-ı bâ-vefâya ne gûne imâreti müzeyyen olduğu andan ma‘lûm ola kim bu şehrin yemîn [ü] yesârında olan bâğ-ı cinânları ve gaytân-ı gülistânları ve müşebbek bostânları sabâh ve ahşâm nehr-i Şatt ile saky etdikleri mahalde Şattu'l-Arab gibi deryâ-misâl nehr-i azîm cereyân itmeyüp Şatt'dan aşağı ehl-i Medâyin feryâd edüp "Bre, nehr-i Şatt Musul kavminin isti‘mâl etdiğinden gelmez oldu." deyü feryâd ederlermiş ve vakt-i gurûb olup ahâlî-i Musul atlarına su vermek içün nehr-i Şatt'ın yemîn ü yesârından altı kerre yüz bin altun ve gümüş satıllar ile atlarına su verdikleri zamân yine Şattu'l-Arab bir sâ‘at cereyân etmez olurmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 399a ·
metinde göster ·
… en toprağı yere dökdüğümü cenâb-ı Allâh kabûl eyleyüp hidmetim mukâbelesinde bu
cennet-i
me’vâyı bana ihsân etdi. Gel imdi sen de İsmehân'ım, benim cennet bâğlarımda sa …
"Bu gece cennet bâğlarında gezerken dedem Sultân Ahmed Hân elimden yapışup bâğ u bâğçe içinde olan kasr-ı âlîleri ve hûrî ve gılmânları hep seyr [ü] temâşâ etdirüp gezerken, ‘göre İsmehân'ım, cenâb-ı Bârî bana ne ihsânlar edüp ne kadar cennet bâğlarına ve kasırları ve hûr [u] gılmânlarına nâ’il oldum. Bir kerre Yeni Câmi‘i yaparken pâdişâhlığıma bakmayup ırgatların arasına girüp eteğimle taş ve toprak taşıyup, yâ Rabbim, işte Ahmed ırgadının hidmetidir, kabûl-ı dergâh eyle deyü bükâ ederek eteğimden toprağı yere dökdüğümü cenâb-ı Allâh kabûl eyleyüp hidmetim mukâbelesinde bu cennet-i me’vâyı bana ihsân etdi. Gel imdi sen de İsmehân'ım, benim cennet bâğlarımda safâ eyle’ dedikde sol cânibde Sultân Mustafâ buyurdular kim ‘Ey birâder, şu Kaya kız Sultân Murâd'ın nâ-murâd kızıdır. Ko Melek Ahmed'den bir mu‘ammere kızı olsun ve dünyâda murâdın alup inkırâz-ı nesl olmayup ba‘dehû bizim bâğlarımıza gelüp gezsin’ buyurduklarında, hemân dedem Sultân Ahmed ‘Bu niyyete el-Fâtiha’ deyüp dedem elin yüzüme sürünce, dedemin eline nazar etdim. Eli kanlı idi. Ben dahi elim yüzüme sürdüm. Sağ elime sehel kan bulaşdı. Havfimden uyandım. Hayr ola cânım Paşacığım. İşte bu gece böyle bir vâkı‘a gördüm" deyü vâki‘-i hâli böyle takrîr eyledi. Paşa dahi "âh" deyüp bir âh-ı serd çekdi kim hânedânın sütûhları dir dir ditreyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 75b ·
metinde göster ·
… olup bizler dahi yetmiş sene mu‘ammer olup âhir yerlerimiz Sultân Ahmed yanında
cennet-i
me’vâ olur, müjde sana Sultânım, ammâ bin altun fukarâya tasadduk eyle ve iki b …
Paşa eydir: "Cânım, hânım, ömrüm, Sultân efendim, düşde kan eydir. Sen ol kandan korkma. 76a İnşâ’allâh ikimizin zürriyetinden hânımlarımız ve beğ evlâdlarımız vücûda gelüp her biri mu‘ammer olup bizler dahi yetmiş sene mu‘ammer olup âhir yerlerimiz Sultân Ahmed yanında cennet-i me’vâ olur, müjde sana Sultânım, ammâ bin altun fukarâya tasadduk eyle ve iki bin altun iç ağalarıma ve iki bin altun taşra ağalarıma ve üç yüz altun Evliyâ Çelebi'ye ve yüz altun anın hemşîresine ihsân edüp hareminden çıkarup Evliyâ'nın hemşîresin bir müselmâna verüp çerâğ eyle" dedikde, Paşa bu vâkı‘ayı ta‘bîrinden sonra Sultân'a her ne dediyse Sultân hazînedârı şebtîz Bula'dan beş bin dörd yüz altun getirüp cümle mahallerine bezl olunup hakîr de ve cümle enderûn [u] bîrûn ağalar zengin ve bizim hemşîre zengine oldu. Ba‘dehû Paşa ile taşra çıkarken Uzuncaova nâm mahalde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 75b–76a ·
metinde göster ·
… ârda görmedim. Hattâ üstâd-ı nakkaş arz-ı ma‘rifet içün bu deyr içre bir tarafa
cennet-i
me’vâ ve bir tarafa cehennem ve derkü'l-esfel çâh-ı gayyâ tasvîri edüp cennetde …
Hakkâ ki eyledir, zîrâ Musavvir ve Sannâ‘-ı Lem-yezel Hallâk-ı ezeldir kim cümle mevcûdâta harekât u sekenât ve cünbüş ü nazar ve hande ve bükâ veren oldur, ammâ murâd [u] merâm oldur kim bu deyr-i mezbûrun kubâb-ı nüh-tâk revâk-ı tâk-ı kisrâlarında olan Fireng pesend hurde nakş-ı sihr-âsârları bir diyârda görmedim. Hattâ üstâd-ı nakkaş arz-ı ma‘rifet içün bu deyr içre bir tarafa cennet-i me’vâ ve bir tarafa cehennem ve derkü'l-esfel çâh-ı gayyâ tasvîri edüp cennetde hûrî ve gılmân ve firdevs ve huld-i berîn ve ılliyyîn ve adn ve sidre-i müntehâ gösterüp bir tarafına arş u kürs ve levh [u] kalem dahi gösterüp gûnâ-gûn kasr-ı müzeyyenler içre ehl-i cennetin hûrî ve gılmân ehl-i ıyâlleriyle ayş [u] işretlerin tahrîr etmiş kim hemân gören âdem ol ân rûh teslîm edüp cennet-i me’vâya gideceği gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 106a ·
metinde göster ·
… iyle ayş [u] işretlerin tahrîr etmiş kim hemân gören âdem ol ân rûh teslîm edüp
cennet-i
me’vâya gideceği gelir.
Hakkâ ki eyledir, zîrâ Musavvir ve Sannâ‘-ı Lem-yezel Hallâk-ı ezeldir kim cümle mevcûdâta harekât u sekenât ve cünbüş ü nazar ve hande ve bükâ veren oldur, ammâ murâd [u] merâm oldur kim bu deyr-i mezbûrun kubâb-ı nüh-tâk revâk-ı tâk-ı kisrâlarında olan Fireng pesend hurde nakş-ı sihr-âsârları bir diyârda görmedim. Hattâ üstâd-ı nakkaş arz-ı ma‘rifet içün bu deyr içre bir tarafa cennet-i me’vâ ve bir tarafa cehennem ve derkü'l-esfel çâh-ı gayyâ tasvîri edüp cennetde hûrî ve gılmân ve firdevs ve huld-i berîn ve ılliyyîn ve adn ve sidre-i müntehâ gösterüp bir tarafına arş u kürs ve levh [u] kalem dahi gösterüp gûnâ-gûn kasr-ı müzeyyenler içre ehl-i cennetin hûrî ve gılmân ehl-i ıyâlleriyle ayş [u] işretlerin tahrîr etmiş kim hemân gören âdem ol ân rûh teslîm edüp cennet-i me’vâya gideceği gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 106a ·
metinde göster ·
… bin ma‘dût top gülleleri urup yedi yüz âdemlerimiz Hürr-i şehîd olup meskenleri
cennet-i
Me’vâ olup kâfirden top güllesi yemeden gayri yeyeceğimiz kalmadı. Ve Bobofça v …
"Yedi günde yedi koldan yedi bin ma‘dût top gülleleri urup yedi yüz âdemlerimiz Hürr-i şehîd olup meskenleri cennet-i Me’vâ olup kâfirden top güllesi yemeden gayri yeyeceğimiz kalmadı. Ve Bobofça ve Berezense ve Peçoy ve Varad kal‘aların kâfir alalı ve Ösek köprüsün yakalı bize bir imdâd ve zahîre ve mevâcib gelmeyüp hâlimiz mükedderdir. Amân devletli vezîr lillâhi ve Resûlihi bize imdâd yetiş" dediklerinde hemân Sadrıa‘zam feryâda gelen sâhib-i kelâm yiğide beş yüz altun ihsân edüp cümle Kanije askerlerine bir tesellînâme tahrîr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 178b ·
metinde göster ·
… -i ta‘bîr ile anlatmak müşkil olup tasvîrler ile peygamberleri ve evliyâları ve
cenneti
bu cemâl tarafı sûretiyle yazup anladırız ve cehennemi böyle zebânîler ile ve â …
"Hâşâ bunlar bize tanrı ola. Allâh seni ve bizi yaradan bir bî-zevâldir kim rûhullâhdır. Hâşâ biz bu sûretlere tapup ibâdet ideyiz ve bunlardan oğul kız ve ni‘met ü devlet-i dünyâ ve ömr isteyeyiz. Ancak peygamberimiz Hazret-i Îsâ ve havâriyyûnların ve sonraki gelen evliyâlarımızın ve sâhibkırânlarımızın ve hayrât sâhibi pâdişâhlarımızın sûretleridir kim görüp ta‘zîm ile hayr du‘â edüp cümleden ziyâde Hazret-i Îsâ Nebî'ye ziyâde ta‘zîm ederiz, zîrâ rûhullâhdır. Bizim dînimizde sûret yazmak câ’izdir, zîrâ papaslarımız vaz‘ [u] nasîhat ederken sizin şeyhleriniz gibi halka hüsn-i ta‘bîr ile anlatmak müşkil olup tasvîrler ile peygamberleri ve evliyâları ve cenneti bu cemâl tarafı sûretiyle yazup anladırız ve cehennemi böyle zebânîler ile ve âteş-i sa‘îr ile ve nâr-ı hamîm ile nakş edüp celâl tarafın yazup papaslarımız halka ‘Korkun Allâh'dan’ deyü va‘z ederken bu sûretleri gösterir. Yohsa bunlara bir ibâdet etmeziz", deyü cevâb etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 60b ·
metinde göster ·
… h teslîm edüp âye[t] sûre-i (---)Arapça deyüp dâhil-i cinân olacağı gelir ve
cennet-i
Adn-i berîni ve cennet-i Firdevs'i ve cennet-i Illiyyîn'i ve cennet-i Sidre'yi …
Ammâ bu Nemse kralının taht-ı nâ-bahtı olan bu Beç içindeki İstifani kenîsesinde bu gûne cennet tasvîri var kim âdem gördükde rûh teslîm edüp âye[t] sûre-i (---)Arapça deyüp dâhil-i cinân olacağı gelir ve cennet-i Adn-i berîni ve cennet-i Firdevs'i ve cennet-i Illiyyîn'i ve cennet-i Sidre'yi ve cennet-i Me’vâ'yı ve cennet-i (---) bu cennetleri bir küşâde yerde kat-ender-kat kasr-ı İrem cinânlar ile ve gûnâ-gûn enhâr-ı azîmler ile ve havz-ı kevserler ile memlû bâğlar ve bâğçeler ve hûrî vü gılmânlar ile ve niçe bin gûne burâk ve sündüs istebraklar ve refref nâm burâklar ve cemî‘i melâ’ikeler ve arş u kürsî ve levh u kalemler ile bir cennet göstermiş kim hakkâ Freng tasvîre geldikde Hind ü Acem'e gâlibdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 60b ·
metinde göster ·
… -i (---)Arapça deyüp dâhil-i cinân olacağı gelir ve cennet-i Adn-i berîni ve
cennet-i
Firdevs'i ve cennet-i Illiyyîn'i ve cennet-i Sidre'yi ve cennet-i Me’vâ'yı ve c …
Ammâ bu Nemse kralının taht-ı nâ-bahtı olan bu Beç içindeki İstifani kenîsesinde bu gûne cennet tasvîri var kim âdem gördükde rûh teslîm edüp âye[t] sûre-i (---)Arapça deyüp dâhil-i cinân olacağı gelir ve cennet-i Adn-i berîni ve cennet-i Firdevs'i ve cennet-i Illiyyîn'i ve cennet-i Sidre'yi ve cennet-i Me’vâ'yı ve cennet-i (---) bu cennetleri bir küşâde yerde kat-ender-kat kasr-ı İrem cinânlar ile ve gûnâ-gûn enhâr-ı azîmler ile ve havz-ı kevserler ile memlû bâğlar ve bâğçeler ve hûrî vü gılmânlar ile ve niçe bin gûne burâk ve sündüs istebraklar ve refref nâm burâklar ve cemî‘i melâ’ikeler ve arş u kürsî ve levh u kalemler ile bir cennet göstermiş kim hakkâ Freng tasvîre geldikde Hind ü Acem'e gâlibdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 60b ·
metinde göster ·
… p dâhil-i cinân olacağı gelir ve cennet-i Adn-i berîni ve cennet-i Firdevs'i ve
cennet-i
Illiyyîn'i ve cennet-i Sidre'yi ve cennet-i Me’vâ'yı ve cennet-i (---) bu cenne …
Ammâ bu Nemse kralının taht-ı nâ-bahtı olan bu Beç içindeki İstifani kenîsesinde bu gûne cennet tasvîri var kim âdem gördükde rûh teslîm edüp âye[t] sûre-i (---)Arapça deyüp dâhil-i cinân olacağı gelir ve cennet-i Adn-i berîni ve cennet-i Firdevs'i ve cennet-i Illiyyîn'i ve cennet-i Sidre'yi ve cennet-i Me’vâ'yı ve cennet-i (---) bu cennetleri bir küşâde yerde kat-ender-kat kasr-ı İrem cinânlar ile ve gûnâ-gûn enhâr-ı azîmler ile ve havz-ı kevserler ile memlû bâğlar ve bâğçeler ve hûrî vü gılmânlar ile ve niçe bin gûne burâk ve sündüs istebraklar ve refref nâm burâklar ve cemî‘i melâ’ikeler ve arş u kürsî ve levh u kalemler ile bir cennet göstermiş kim hakkâ Freng tasvîre geldikde Hind ü Acem'e gâlibdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 60b ·
metinde göster ·
… gelir ve cennet-i Adn-i berîni ve cennet-i Firdevs'i ve cennet-i Illiyyîn'i ve
cennet-i
Sidre'yi ve cennet-i Me’vâ'yı ve cennet-i (---) bu cennetleri bir küşâde yerde …
Ammâ bu Nemse kralının taht-ı nâ-bahtı olan bu Beç içindeki İstifani kenîsesinde bu gûne cennet tasvîri var kim âdem gördükde rûh teslîm edüp âye[t] sûre-i (---)Arapça deyüp dâhil-i cinân olacağı gelir ve cennet-i Adn-i berîni ve cennet-i Firdevs'i ve cennet-i Illiyyîn'i ve cennet-i Sidre'yi ve cennet-i Me’vâ'yı ve cennet-i (---) bu cennetleri bir küşâde yerde kat-ender-kat kasr-ı İrem cinânlar ile ve gûnâ-gûn enhâr-ı azîmler ile ve havz-ı kevserler ile memlû bâğlar ve bâğçeler ve hûrî vü gılmânlar ile ve niçe bin gûne burâk ve sündüs istebraklar ve refref nâm burâklar ve cemî‘i melâ’ikeler ve arş u kürsî ve levh u kalemler ile bir cennet göstermiş kim hakkâ Freng tasvîre geldikde Hind ü Acem'e gâlibdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 60b ·
metinde göster ·
… n-i berîni ve cennet-i Firdevs'i ve cennet-i Illiyyîn'i ve cennet-i Sidre'yi ve
cennet-i
Me’vâ'yı ve cennet-i (---) bu cennetleri bir küşâde yerde kat-ender-kat kasr-ı …
Ammâ bu Nemse kralının taht-ı nâ-bahtı olan bu Beç içindeki İstifani kenîsesinde bu gûne cennet tasvîri var kim âdem gördükde rûh teslîm edüp âye[t] sûre-i (---)Arapça deyüp dâhil-i cinân olacağı gelir ve cennet-i Adn-i berîni ve cennet-i Firdevs'i ve cennet-i Illiyyîn'i ve cennet-i Sidre'yi ve cennet-i Me’vâ'yı ve cennet-i (---) bu cennetleri bir küşâde yerde kat-ender-kat kasr-ı İrem cinânlar ile ve gûnâ-gûn enhâr-ı azîmler ile ve havz-ı kevserler ile memlû bâğlar ve bâğçeler ve hûrî vü gılmânlar ile ve niçe bin gûne burâk ve sündüs istebraklar ve refref nâm burâklar ve cemî‘i melâ’ikeler ve arş u kürsî ve levh u kalemler ile bir cennet göstermiş kim hakkâ Freng tasvîre geldikde Hind ü Acem'e gâlibdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 60b ·
metinde göster ·
… i Firdevs'i ve cennet-i Illiyyîn'i ve cennet-i Sidre'yi ve cennet-i Me’vâ'yı ve
cennet-i
(---) bu cennetleri bir küşâde yerde kat-ender-kat kasr-ı İrem cinânlar ile ve …
Ammâ bu Nemse kralının taht-ı nâ-bahtı olan bu Beç içindeki İstifani kenîsesinde bu gûne cennet tasvîri var kim âdem gördükde rûh teslîm edüp âye[t] sûre-i (---)Arapça deyüp dâhil-i cinân olacağı gelir ve cennet-i Adn-i berîni ve cennet-i Firdevs'i ve cennet-i Illiyyîn'i ve cennet-i Sidre'yi ve cennet-i Me’vâ'yı ve cennet-i (---) bu cennetleri bir küşâde yerde kat-ender-kat kasr-ı İrem cinânlar ile ve gûnâ-gûn enhâr-ı azîmler ile ve havz-ı kevserler ile memlû bâğlar ve bâğçeler ve hûrî vü gılmânlar ile ve niçe bin gûne burâk ve sündüs istebraklar ve refref nâm burâklar ve cemî‘i melâ’ikeler ve arş u kürsî ve levh u kalemler ile bir cennet göstermiş kim hakkâ Freng tasvîre geldikde Hind ü Acem'e gâlibdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 60b ·
metinde göster ·
… kûfeleri bu bâğ-ı kûhistân içre zeyn olup görenler ve bu bâğ içre girenler gûyâ
cennet-i
huld-i berîne girdik zann ederler. Ammâ vakt-i bahârda her dıraht-ı meyvedârın …
Ve cemî‘i vilâyetlerden hânlara hedâyâ gelen şükûfe-i hezâr-gûnların râyiha-i tayyibeleri âdemin dimâğların mu‘attar eder. Husûsan Anatolu'da Bakrazbeli müşk-i Rûmî soğanları ve Tarabefzûn karanfîllerinin kanırtmaçları ve İslâmbol’un zerrîni ve Monla Çelebi’nin ablak lâlesi ve Çelebi Cüce’nin filandıra lâlesi ve Kâğızhâne lâlesi ve gûnâ-gûn şakâyık-ı nu‘mânîler ve İstanköy sünbülleri ve niçe yüz bin gûne hedâyâ gelen çiçek soğanlarının şükûfeleri bu bâğ-ı kûhistân içre zeyn olup görenler ve bu bâğ içre girenler gûyâ cennet-i huld-i berîne girdik zann ederler. Ammâ vakt-i bahârda her dıraht-ı meyvedârın şükûfeleri küşâde olup erik ve elma ve emrûd ve kiras [ve] vişne çiçekleri kaçan küşâde olduğu mahalde âdem râyiha-i tayyibelerinden sermest olup bu bâğ-ı İremezâtü'l-ımâd gûyâ fânî cihânın Firdevs-i berîn-misâli olur. Ammâ bu hıyâbân-ı latîf bu Mehemmed Geray Hân asrında böyle müzeyyen olmuşdur, zîrâ bir sâhib-i tab‘ ve bir sâhib-i cûd-ı keremkârî hân-ı âlîşândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 124a ·
metinde göster ·
… Kaçan İskender-i Zülkarneyn Sedd-i Ye’cûc'u yapup bu mahalle gelüp meks etdikde
cennet-i
me’vâdan bu ağacı Cibrîl-i Emîn İskender'e getirüp ‘Yâ İskender! Allâh sana sel …
"Kaçan İskender-i Zülkarneyn Sedd-i Ye’cûc'u yapup bu mahalle gelüp meks etdikde cennet-i me’vâdan bu ağacı Cibrîl-i Emîn İskender'e getirüp ‘Yâ İskender! Allâh sana selâm eyledi. Bu ağacı sana hedâyâ gönderdi kim Tûbâ ağacının bir nihâlidir. Bu mahalle diküp rûz-ı kıyâmete varınca durup sen de ve senden sonra gelenler de bu şecere-i tayyibe altında ibâdet etsinler’ deyü Cibrâîl-i Emîn bu ağacı cennetden Allâh emriyle İske[nde]r'e getirmişdir. İskender peygamber dahi yeri kazup Hazr[et-i] Hızır bu ağacı dikmişdir. İştde anıniçün bu ağaç altında balmûmları yakup ibâdet ederiz" deyü cevâb verdiler. Hakîr eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 153b ·
metinde göster ·
… kabaklara üleşdirirler. Ve zu‘m-ı bâtıllarınca mürdeleri başı ucundaki delikden
cenneti
temâşâ ede ve ayağı ucundaki delikden cehennemi seyr edüp azâbı anınla def‘ ola …
Ve bu kavim gayri Çerkes gibi ölülerini yere gömüp toprağı yığın yığın etmezler. İri meşe ve pelîd ağaçlarını sandık gibi içlerini oyup ölülerin koyup ağzını muhkem berk edüp sandûkun başı ve ayağı ucuna birer delik delüp ulu ağaçların dalları arasına bu sandûku ağaca sarup sarmalayup mıhlayup korlar. Ba‘dehu ol deliklerden bal arıları girüp bal yaparlar. Bilürler kim ölüleri cennetlikdir. Eğer arılar bal yapmazsa "Vay ölümüz cehennemlikdir" deyü ağlaşırlar. Ve gâyet müte’ellim olup ol ölünün rûhiyçün beş on domuz boğazlayup kabaklara üleşdirirler. Ve zu‘m-ı bâtıllarınca mürdeleri başı ucundaki delikden cenneti temâşâ ede ve ayağı ucundaki delikden cehennemi seyr edüp azâbı anınla def‘ ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 155a ·
metinde göster ·
… nem ve a‘râf u meydân-ı haşrde cem‘ olan cemî‘i ecnâs-ı mahlûk-ı Hudâ'nın ehl-i
cenneti
, cennete melâ’ike-i Kerrûbiyânlar sürüp götürürken şâdımân ederek gider tasvîrl …
Ve gûnâ-gûn mahûf ve bed-çehre ve bed-likâ dîv ve cinnî ve şeytân-ı vesvâs ve deli ve hannâs ve zarrât ve zebânîler ve perîler ve melekler ve ejdehâlar ve dâbbetü'l-arzlar ve deccâl ve hameletü'l-arş ve hameletü'l-arz ve hût ve hamele-i arz sevr ve niçe bin aded ecnâs-ı mahlûkâtdan evrenk ve neheng ve fîl ve ger[ge]dân ve zürefâ ve kepçekuyruk ve yılan ve çıyan ve akreb ve kaplıbağa ve timsâh ve deniz mâliki ve niçe bin sıçan ve kedi ve arslan ve kaplan ve bebr ve pars ve şak ve gûlbeyâbân ve gûnâ-gûn Kerrûbiyân ve Cebrâ’il ve İsrâfîl 253a ve Azrâ’îl ve Mîkâ’îl ve Arş u Kürsî ve Sırât u Mîzân ve cennet ü cehennem ve a‘râf u meydân-ı haşrde cem‘ olan cemî‘i ecnâs-ı mahlûk-ı Hudâ'nın ehl-i cenneti, cennete melâ’ike-i Kerrûbiyânlar sürüp götürürken şâdımân ederek gider tasvîrlerin yazmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 252b–253a ·
metinde göster ·
… lk eden Hallâk-ı âlem ve bizi bir katre cîfe menîden halk eden Cenâb-ı Bârî'nin
cennet-i
Me’vâ ve cennet-i Illiyyîn ve Adn-ı firdevs-i huld-i berîni ve uçmak bâğları iç …
El-hâsıl bu bâğ-ı İrem'i mâ-vaka‘ı üzre ta‘rîf ü tavsîf eylesek bir mücelled kitâb-ı müstetâb olur. Ancak bu bâğı gören ârif-i billâh "Bu kâr-ı insândır kim ol za‘îf mahlûkun kasîr ömründe sa‘y-i kûşiş ile böyle bir bâğ-ı İrem yapalar yâ ol bizi ve 324b bunu lafz-ı kün ile halk eden Hallâk-ı âlem ve bizi bir katre cîfe menîden halk eden Cenâb-ı Bârî'nin cennet-i Me’vâ ve cennet-i Illiyyîn ve Adn-ı firdevs-i huld-i berîni ve uçmak bâğları içre neler yaratmıştır" deyüp dâr-ı fânînin bu bâğlarına meyl ü rağbet etmeyüp dâr-ı bâkîde bâkî merâm içre karâr etmeğe üzleyüp terk [ü] tecrîdlik isteriz. Allâhümme yessir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 324a–324b ·
metinde göster ·
… lem ve bizi bir katre cîfe menîden halk eden Cenâb-ı Bârî'nin cennet-i Me’vâ ve
cennet-i
Illiyyîn ve Adn-ı firdevs-i huld-i berîni ve uçmak bâğları içre neler yaratmışt …
El-hâsıl bu bâğ-ı İrem'i mâ-vaka‘ı üzre ta‘rîf ü tavsîf eylesek bir mücelled kitâb-ı müstetâb olur. Ancak bu bâğı gören ârif-i billâh "Bu kâr-ı insândır kim ol za‘îf mahlûkun kasîr ömründe sa‘y-i kûşiş ile böyle bir bâğ-ı İrem yapalar yâ ol bizi ve 324b bunu lafz-ı kün ile halk eden Hallâk-ı âlem ve bizi bir katre cîfe menîden halk eden Cenâb-ı Bârî'nin cennet-i Me’vâ ve cennet-i Illiyyîn ve Adn-ı firdevs-i huld-i berîni ve uçmak bâğları içre neler yaratmıştır" deyüp dâr-ı fânînin bu bâğlarına meyl ü rağbet etmeyüp dâr-ı bâkîde bâkî merâm içre karâr etmeğe üzleyüp terk [ü] tecrîdlik isteriz. Allâhümme yessir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 324a–324b ·
metinde göster ·