İki yüz kırk dördüncü fasıl / Kasaba-i Hâsköy'de olan
cevâmi
‘ ve mesâcid ve tekye ve hân u hammâmları ve esvâk-ı sultânî ve hânedânları ve s …
İki yüz kırk dördüncü fasılKasaba-i Hâsköy'de olan cevâmi‘ ve mesâcid ve tekye ve hân u hammâmları ve esvâk-ı sultânî ve hânedânları ve sâ’ir imâretleri beyân eder
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 124a ·
metinde göster ·
… m‘a geceleri pilâvı, zerdesi dahi mebzûl-ı bay [u] gedâ ve pîr [u] cüvândır. Ve
cevâmi
‘ huddâmları sekiz yüz âdem ta‘yîn-i vazîfe alırlar, evkâf-ı azîmdir.
İkinci imâret-i it‘âm Orta Vâlide'dir. Bu dahi ol tertîb üzre cum‘a geceleri pilâvı, zerdesi dahi mebzûl-ı bay [u] gedâ ve pîr [u] cüvândır. Ve cevâmi‘ huddâmları sekiz yüz âdem ta‘yîn-i vazîfe alırlar, evkâf-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 142b ·
metinde göster ·
‘ ve dârü'l-‘ulûmlar inşâ eyle" deyü Fâtiha tilâvet ederler. Yigirmi bir yıldan …
Ve Şeyh Abdurrahmân b. Hüsâmeddîn: Gümüşlüzâde nâmıyla şöhre-i şehr olmuşlardır. Pîr İlyâs'ın duhterzâdesidir. Koca Murâd Hân'ın üç oğlundan ikisi elin öperler. Şehzâde Mehemmed ayağın öpünce şeyh boğazından ridâsın şehzâde Mehemmed'in boynuna sarup "Kostantıniyye kal‘asın ta‘mîr [u] termîm edüp cevâmi‘ ve dârü'l-‘ulûmlar inşâ eyle" deyü Fâtiha tilâvet ederler. Yigirmi bir yıldan sonra Ebü'l-feth Mehemmed Hân İslâmbol'u feth etmek müyesser olur. Amasiyye'de Pîr İlyâs kabrine karîb Ya‘kûb Paşa zâviyesinde âsûdedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 236a ·
metinde göster ·
… depe'de Maksûd Efendi mescidi ve yalıda Mustafa Efendi mescidi. Ma‘lûmumuz olan
cevâmi
‘ ü mesâcidler bunlardır.
Evsâf-ı Mesâcid : Evvelâ Kapan mescidi ve Arasta mescidi ve Şeyh mescidi ve Demirlioğlu mescidi ve Tabahâne mescidi ve Kadı mescidi ve Arslan Beğ mescidi ve Yenimahalle mescidi ve Meydân kapusu mescidi ve Sarây mescidi ve Kubâd Efendi mescidi ve Tay Boğa mescidi ve Şeker Ana mescidi ve İskele mescidi ve Bozdepe'de Maksûd Efendi mescidi ve yalıda Mustafa Efendi mescidi. Ma‘lûmumuz olan cevâmi‘ ü mesâcidler bunlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 246b ·
metinde göster ·
… "Sâbıkan bir vilâyet dârü'l-İslâm'dan olup mürûr-ı eyyâm ile küffâr istilâ edüp
cevâmi
‘ ve mesâcid ve medâris ve minâre ve mahâfili kefere ve dalâlet-âyîn ile mâl-â-m …
Hâzâ sûret-i nâme-i fetvâ-yı şerîf : "Sâbıkan bir vilâyet dârü'l-İslâm'dan olup mürûr-ı eyyâm ile küffâr istilâ edüp cevâmi‘ ve mesâcid ve medâris ve minâre ve mahâfili kefere ve dalâlet-âyîn ile mâl-â-mâl olsa ve niçe ef‘âl-i habîse ile reh-zenlik edüp me‘âbir-i huccâc [u] tüccârı nehb u gâret etseler ve dîn-i Muhammedîye şe’n u rahne verseler ve etrâf-ı âleme evzâ‘-ı kabîhaları isâ‘at eyleseler pâdişâh-ı dîn-penâh hazretleri hamiyyet-i İslâm muktezâsınca diyâr-ı mezkûru küffâr-ı hâk-sâr elinden alup dâr-ı İslâma ilhâk eylemeğe kâdir olur mu? Beyân buyurula. el-Cevâb: Allahu a‘lem pâdişâh-ı İslâm kefere ile ol zamân sulh eylemek meşrû‘ olur kim kâffe-i müslimîne menfa‘at ola. Olmayıcak aslâ sulh meşrû‘ değildir. Menfa‘at müşâhade olunup mü’ebbed veyâhûd muvakkat oldukdan sonra menfa‘atlü zamânda sulh bozulması enfa‘ görülse elbette bozmak vâcibdir ve elzem-i levâzımîndendir. Hattâ Hazret-i Risâlet-penâh ehl-i Mekke ile sulh edüp altıncı senede Hazret-i Alî sulhu bozmağı enfa‘ görüp sulha mugâyir ba‘zı işler işleyüp Hicret-i Nebevî'nin sekizinci senesinde Mekke-i Mükerreme üzre varup bizzât Hazret-i Risâlet-penâh Mekke gazâsında bulunup feth etdiler. Sa‘âdetlü pâdişâh sünnet-i Resûlullah'a iktidâ buyurmuşlar. Gazâların Allah mübârek eylesün. (---)Ketebehu'l-fakîrü'l-hakîr (---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 269a ·
metinde göster ·
… i tıflândır. Bâlâda tahrîr olunan kırk sekiz mahallenin 281b ve tahrîr olunan
cevâmi
‘ ve mesâcidlerinin kurbunda birer mekteb-i sıbyân mukarrerdir kim niçesi kurşum …
Evsâf-ı dârü't-ta‘lîm, mekteb-i sıbyân-ı ebced-hân : Cümle 200 aded mekteb-i tıflândır. Bâlâda tahrîr olunan kırk sekiz mahallenin 281b ve tahrîr olunan cevâmi‘ ve mesâcidlerinin kurbunda birer mekteb-i sıbyân mukarrerdir kim niçesi kurşumlu imâr mekteblerdir. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 281a–281b ·
metinde göster ·
… cümle on bin iki yüz toprak örtülü hânedân-ı azîmler ile ârâste ve yetmiş aded
cevâmi
‘ ibâdethâne ile pîrâste ve kırk mesâcid ve yigirmi hân-ı sarây-ı mihmân ve yedi …
Ebyâtı mazmûnunca hemîşe hâl-i dünyâ gâh imâr ve gâh harâb olmadadır kim Arapça nassına mazhar olmuşdur. Ammâ Murâd-ı Râbi‘ harâbından sonra imârı cümle on bin iki yüz toprak örtülü hânedân-ı azîmler ile ârâste ve yetmiş aded cevâmi‘ ibâdethâne ile pîrâste ve kırk mesâcid ve yigirmi hân-ı sarây-ı mihmân ve yedi hammâm-ı dilsitân ve bin mikdâr esvâk-ı dükkân ile tezyîn olmada bir şehr-i müzeyyendir. İmârâtının ekseri hayr ve ecr ile mebnîdir. Dördüncü iklîm-i hakîkîde ve on sekizinci iklîm-i örfiyye vasatında olmak ile âb [u] hevâsı sehl şiddet üzre halk olunup bâğı ve bâğçesi azacık olmağıla eşcâr-ı müsmirrâtı dahi kalîldir. Ammâ mahsûlât [u] menbûtâtının memdûhâtından yedi elvân pembesi olur. Meselâ pembe-i zâgî ve monlâyî ve za‘afrânî ve la‘lî ve hâs ve beyâz pembesi ve galle ve hıntası memdûh-ı âlemdir. Ve ehl-i sanâyi‘den her esnâfı mevcûddur, ammâ kalemkârî Behrâmpûrı ve destehân çitleri meşhûr-ı cihân-ı nakş-vândır. Ve cümle sahrâsı vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-iş‘ârdır kim dörd vukıyye kara arpasın bir at yise kifâyet eder. Ol mertebe yağlı arpası ve besâtînlerinde mahzen-i mâ kavunu ve karpuzu olur. Ve âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb ve mahbûbesinin reng-i rûyları ebyazu'l-levndir. Merdânesi zurzuvileli tâc üzre serbend sarup kalemkârî peşk-püş câme giyerler. Ve ayaklarına elvân keçe çakşır ve yeşil ve kırmızı ve nârencî ve turuncî pây-pûş giyerler. Zenâneleri sivri takye giyüp üzerlerine beyâz [câr-ı] ızâr bürünüp pâylarına elvân çizme giyerler. Mahbûbları gûnâ-gûn kebûtî kürkden börk-i Isfahânî giyüp Mirzâ-yı dilâr-emsâl hırâmânî-reftar ve zerafet ve nezaket üzre güftâr edüp halka hüsn-i ülfet ederler. Lâkin mahbûblarına rağbetleri yokdur. İbtizâle düşmüş bir alay zen-dost arasında kalmış mahbûbânlar ve civânânlardır. Ve cümle halkı Şâfi‘îlerdir, ammâ kızıl kızılbaşlardır. "Şâfi‘î mezhebindeniz" deyü da‘vâ-yı merd ederler. Ammâ kizb edüp mezheb-i Ca‘feriyye'de bir alay Hâmisîlerdir. Ammâ ezân kırâ’at olanda evkât-ı hamselerine müdâvemetleri var, ammâ cemâ‘atle aslâ namâz kılmazlar. Cemâ‘at-i kesîrden garîb câmi‘ler vardır kim gûyâ her biri birer cennet-i firdevs-i huld-ı berrîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 295a ·
metinde göster ·
… ereyân edüp mâh-ı temmûzda yah-pâre-misâl âb-ı zülâlleri vardır. Ve kâr-ı kadîm
cevâmi
‘ u mesâcidlerinin kıbâbları sivri sivri binâ olunup sünbül ve silu ve nîlgûn Kâ …
Evsâf-ı şehr-i Karabağ-ı Küçük: Azerbaycân şehirlerinden ibtidâ bânisi (---) şâhdır. Kal‘asın sene (---) târîhinde Fâtih-i Eğre Sultân Mehemmed vezîrlerinden serdâr-ı mu‘azzam Koca Ferhâd Paşa münhedim etmişdir. Hâlâ câ-be-câ âsâr-ı binâları zâhir ü bâhirdir. Ol asrdan sonra imâr olup sene (---) târihinde Murâd Hân-ı Râbi‘ Van'ı feth edüp bu diyâra geldikde yine bu şehri hârâb u yebâb edüp hâlâ henüz imâr olmadadır. Tebrîz hudûdında başka sultânlıkdır. Bin askere mâlikdir. Kelenteri ve darûgası ve münşîsi ve binbaşısı ve dizçöken ağası vardır. Şehri bir vâsi‘ sahrâda bâğ-ı İrem-misâl üç bin hâneli ve yedi câmi‘li ve yedi hammâmlı ve üç hânlı ve altı yüz sûk-ı sultânîli şehr-i şîrîndir kim vilâyet-i vâsi‘-i ma‘mûrdur. Buk‘aları hûb u mergûbdur. Zenâne ve gılmânları mahbûb u matlûbdur. Mezra‘aları vâfir ve hayrât [u] berekâtı mütekâsir bir büleyde-i ma‘mûredir. Âb [u] hevâsı latîf ve enhâr-ı firâvânı nazîf ve bâb-ı rakîk-i uyûn-ı câriyeleri vardır. Ve bâğ u besâtînleri, deşt [u] sahrâ-yı bî-pâyânı zeyn etmiş. Ve bu şehrin dahi me‘kûlât [ü] meşrûbâtının memdûhâtından duvâzde-elvân, âbdâr [u] la‘l-gûn engûrları olur. Ve şarâb-ı nâbı ve vişnâbı ve âb-ı şüllesi ve on sekiz gûne alûsı ve abdâr şehribân narı-misâl rummanı olur. Bâ-husûs âdem kellesi kadar ayvası meşhûrdır. Ve câ-be-câ suları zîr-i zemînden kehrîzler ile cereyân edüp mâh-ı temmûzda yah-pâre-misâl âb-ı zülâlleri vardır. Ve kâr-ı kadîm cevâmi‘ u mesâcidlerinin kıbâbları sivri sivri binâ olunup sünbül ve silu ve nîlgûn Kâşîler ile mestûr kubâblardır. Ve cümle on bir minâre nümâyân idi. Ammâ sâkinân-ı bilâdı "Yetmiş mihrâbdır" deyü cevâb etdiler. Bu şehr ahâlîsi bu şehri imar etmeleri şartıyla cemî‘î tekâlîf-i örfiyyeden mu‘âf [u] müsellemlerdir. Ancak İrân-zemîn şâhına beher sene yüz deve bârı ordubârı ve melçe ve Abbâsî armudu kurusu ve aluncara ve zerdâlü ve kaysâlu ve encâlu ve huşk-ı engür ve niçe müsmirrât makûlesi hedâyâ getirirlermiş. El-hâsıl Azerbaycân vilâyetinde üç aded Karabâğlar var kim her biri hadîka-i ravza-i rıdvân-ı cinândan nişân verir. Bu şehrden dahi kalkup cânib-i kıbleye bir sâ‘at gidüp nehr-i Aras ile nehr-i Jan birbirine mahlût olduğu mahalde bu nehreyni niçe bin belâ ile ubûr etdik. Bu nehreynler dahi Van'ın Penyanişi ve Biredus ve Abağay dağlarından gelüp cem‘ olup bu mahalden güzer edüp sahrâ-yı Nahçivân'dan üç merhale aşağı nehr-i Zengî'ye, Zengî nehr-i Araz'a, Araz nehr-i Kür’e, Kür nehr-i Türk'e, Türk Bahr-i Haraz ki bahr-i Gîlân dahi derler, ana munsab olur. Ez-în-cânib bu nehr-i Aras'ı ve nehr-i Jan'ı geçüp 6 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 296b ·
metinde göster ·
… [u] sefâ edüp felekden kâm alırlar. Niçe bin bâğ evleri ve külbe-i ahzânları ve
cevâmi
‘ ü mesâcid ü musallâ ve hân u hammâmât ve çârsû [vü] bâzâr var kim Konya şehrin …
Husûsan bülbül-i gûyâ-yı hezârın hezârân neğamâtı hayât-ı câvidân verir. Ahâlî-i Konya ehl [u] iyâlleriyle sekiz ay bu bâğ-ı Merâm'da sâkin olup zevk [u] sefâ edüp felekden kâm alırlar. Niçe bin bâğ evleri ve külbe-i ahzânları ve cevâmi‘ ü mesâcid ü musallâ ve hân u hammâmât ve çârsû [vü] bâzâr var kim Konya şehrine gelmeğe muhtâc değillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 14a ·
metinde göster ·
‘ ve mesâcidlerde niçe hasbî ders-i âmmlar vardır kim gûnâ-gûn fünûn-ı şettâ gör …
Gayri cevâmi‘ ve mesâcidlerde niçe hasbî ders-i âmmlar vardır kim gûnâ-gûn fünûn-ı şettâ görülür. Ekseriyyâ ahâlî-i Aksarây müfessir ve muhaddis ve fakîh olurlar. İlm-i ferâ’iz hod evlâ bi't-tarîk-i âbâ ve ecdâdlarından berü tilâvet ede gelmişlerdir, ammâ bu şehirde mahsûs dârü'l-kurrâ yokdur, lâkin hâfız-ı Kur’ân'ı çokdur. Ammâ ilm-i kırâ’atda tecvîd ile kırâ’at-ı İbn Kesîr ve kırâ’at-ı seb‘a ve kırâ’at-ı aşere ve kırât’at-ı takrîb ilmi tilâvet eder yokdur, ammâ tecvîd-i ilm-i hıfz okur çokdur. Ve ilm-i hadîs için başka dârü'l-hadîsleri yokdur, ammâ her medrese ve câmi‘lerde ilm-i hadîs tilâvet olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 70b ·
metinde göster ·
Ammâ bunlardan mâ‘adâ bâlâda tahrîr olunan ne kadar
cevâmi
‘ ve mesâcidler var ise her birinde birer medrese elbette mukarrerdir ve birer v …
Ammâ bunlardan mâ‘adâ bâlâda tahrîr olunan ne kadar cevâmi‘ ve mesâcidler var ise her birinde birer medrese elbette mukarrerdir ve birer ve ikişer hasbî ders-i âmlar var kim talebeler ile her ma‘bedhâne memlû olup cemî‘i ulûm görülür, ammâ cümlesi her ulûmu ezber ederler. Anınçün ulemâ-yı Ekrâd-ı Sûrân-ı Ardalân-ı Bitlîs meşhûrdur. Zîrâ halkı gâyetü'l-gâye zekiyyü't-tab‘ kimesnelerdir. Bu kadar medreselerden mâ‘adâ niçe bin aded külbe-i ahzânlarda niçe bin talebe-i ilm 224b niçe bin ulûm u fünûn-ı garîbe vü acîbeye mukayyedlerdir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 224a–224b ·
metinde göster ·
… edüp şehrin bâğ u bâğçe ve müşebbek bostânların ve cemî‘i hânedânların ve cümle
cevâmi
‘ ü hân u hammâmların saky edüp şehir içinden cereyân ederek Debbâğhâne önünden …
Bu uyûn-ı câriyelerin her birinde birer hâssa vardır, ammâ ma‘lûmumuz olan bunlardır kim cümle bu merkûm nühûrlar şehr-i Bitlîs'in cânib-i erba‘asındaki kûh-ı bülendlerden tulû‘ edüp şehrin bâğ u bâğçe ve müşebbek bostânların ve cemî‘i hânedânların ve cümle cevâmi‘ ü hân u hammâmların saky edüp şehir içinden cereyân ederek Debbâğhâne önünden ubûr ederek cânib-i (---)226b garba cereyân eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 226a–226b ·
metinde göster ·
Ba‘dehû Hazret-i Risâlet-penâh'a kırk yaşında Arapça âyeti ile Cibril-i Emîn vesâtatı ile nübüvvet geldikde cemî‘i küffâr diyârlarına yarlığ-ı belîğ yazup birer sahâbe-i güzîni elçi gönderüp Hazret-i Ebâbekr'i Van diyârına gönderüp İslâma da‘vet etdikde Van kal‘ası içre olan Câlût deyrinin ruhbânı Hoca Nakdî-i Kakrîzî İslâm ile müşerref oldu. Anı görünce on iki bin Enûşirvânî Ermenî tâ’ife îmâna gelüp Hoca Nakdî'yi Hazret-i Ebâbekir hâkim edüp mezkûr deyri Hoca cevâmi‘ etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 249b ·
metinde göster ·
… İslâm diyârlarında bundan mu‘azzam şehr-i kebîr yok idi. Cümle yedi bin mihrâb
cevâmi
‘ ü mesâcidler idi. Hâlâ eser-i binâları zâhir ü bâhirdir. Ve altı yüz medrese v …
Ba‘dehû Şît Nebî ile Âdem Nebî şehr-i Kûfe'ye gelüp imâr etdi. Andan Şît Nebî evlâdları bu şehr-i Basra'yı imâr etdiler. Ve ba‘de't-Tûfân Hazret-i Nûh imâr etdi. Ba‘dehû Yemen tebâbi‘aları ile imâr etdi. Andan Hazret-i Ömer hilâfetinde Hazret-i Ömer radıyallahu anh sene (---) târîhinde dest-i hâricîden feth edüp Sâriyetü'l-Cebel hazretlerin hâkim nasb edüp üç yılda hâk-i amber-pâk ile bir kal‘a binâ edüp niçe bin sahâbe-i kirâm Mekke ve Medîne ve Yemen ve Aden'den hicret edüp eyle imâr eylediler kim zamân-ı adâlet-i adl-i Ömer'de ehl-i İslâm diyârlarında bundan mu‘azzam şehr-i kebîr yok idi. Cümle yedi bin mihrâb cevâmi‘ ü mesâcidler idi. Hâlâ eser-i binâları zâhir ü bâhirdir. Ve altı yüz medrese ve bin aded hân u hammâm ve yedi bin aded dekâkîn-i bezzâzistân ve iki yüz aded imâret-i dârü'l-ıt‘âm ve yetmiş altı bin hânedân var idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 359b ·
metinde göster ·
… asîbîn içre cereyân eden nehr-i Nasîbîn Hermas şehrin 392a cümle sebîlleri ve
cevâmi
‘ ü hammâmları reyy etdikden sonra şehrini cânib-i şimâlinden ba‘îd sahrâlar cüm …
Cümle (---) aded sebîl-i atşândır. Melik Sincâr ve Sencer Şâh asrında bu Nasîbîn içre cereyân eden nehr-i Nasîbîn Hermas şehrin 392a cümle sebîlleri ve cevâmi‘ ü hammâmları reyy etdikden sonra şehrini cânib-i şimâlinden ba‘îd sahrâlar cümle bâğ u besâtîn ve hadîka-i ravza-i Rıdvân misilli cinîn ü gaytânlar idi. Nehr-i Hermas tulû‘ etdüği kûh-ı bülende varınca bâğ-ı behişt birbirlerine çıt-a-çıt olup cümle mezra‘aları nehr-i Hermas'dan sulanır bir kûh-ı bâlâdan tulû‘ eder. Hatta be-kavl-i müverrihân mahall-i Tûfân'da Hazret-i Nûh'un gemisi bu Hermas dağında dahi müstakarr olup iki gün ol cebel üzre ârâm edüp hâlâ anda ziyâretgâh-ı Câmi‘-i Hazret-i Nûh aleyhi's-selâm var, zamân-ı kadîmde gâyet ma‘mûr imiş. Hâlâ ol kadar imâr değildir. Ancak yayla zamânı Aşdı Ekrâdları ibâdet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 391b–392a ·
metinde göster ·
‘ ve medreseler cümle kârgîr binâ ve kurşum örtülü imâristânının cümlesi on dörd …
Mezkûr tekye ve cevâmi‘ ve medreseler cümle kârgîr binâ ve kurşum örtülü imâristânının cümlesi on dörd yerdedir kim hakîr Mesîh Paşa câmi‘i minâresinden seyr etdim. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 95a ·
metinde göster ·
‘ ve medreselerinin mihrâblarına necâsetler sürmüş ve bâğ ve hadîka-i rıdvân gül …
"Bu şehirde beşer onar kerre yüz bin guruş mâlik yüzden mütecâviz ankâ bâzergânlar var imiş. On bin guruşa mâlik olan âdemlere fakîrdir deyü zekât verüp her sene bu şehirden yüzer ve yüz ellişer âdem hacc-ı şerîfe gidüp üç yüz aded hânedân sâhibi âdemler var imiş. Hâlâ hâneleri kal‘a-misâl durur, zîrâ bu şehirde aslâ ağaç binâ yokdur. Serâpâ kârgîr binâlardır. Hattâ cemî‘i hân ve câmi‘ ve mesâcid ve imârât ve medreseleri ve dekâkîn-i bezzâzistânları durur, ammâ cümle kurşum örtülerin kâfir alup cümle cevâmi‘ ve medreselerinin mihrâblarına necâsetler sürmüş ve bâğ ve hadîka-i rıdvân gül [ü] gülistânının hisâbın Feyyâz-ı Mutlak bilir, zîrâ Hâlik-ı kevneyn-i mutlak oldur, ammâ hâlâ cümle bâğ u besâtîn ve gaytân u cinînler kendü bitüp kendisi ve gendümi bitüp yiter. Kâfirler müselmânlar varamaz. Kâfirler dahi müselmânlar derdinden gelemez. Ancak mâbeynde kalmış yılan ve akreb ve çıyan-ı nîşli bir şehr-i Dirniş'dir. 147b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 147a–147b ·
metinde göster ·
Ve cümle on aded mekteb-i evlâd-ı ebcedhânları vardır kim bâlâda merkûm olan cevâmi‘ sâhiblerinin evkâf-ı hayrâtlarıdır. Ammâ gulâmları necîb ü reşîd olmayup ilme meşgûller değillerdir, hemân yiğitliğe heves edüp atma ve dutma ve asma ve kesme ve cenge müte‘allık şeylere mukayyeddirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 60a ·
metinde göster ·
… üzre bir kullede çan çalınır semtdir. Anıniçün bu câmi‘de cemâ‘at azdır. Cemî‘i
cevâmi
‘ ve mesâcidler bu sâ‘at çanı sadâsın istimâ‘ edüp ezân-ı Muhammedîler verilir b …
Bu câmi‘ dahi sehel cemâ‘atden garîbdir, zîrâ bu câmi‘e muttasıl Budin kapusu üzre bir kullede çan çalınır semtdir. Anıniçün bu câmi‘de cemâ‘at azdır. Cemî‘i cevâmi‘ ve mesâcidler bu sâ‘at çanı sadâsın istimâ‘ edüp ezân-ı Muhammedîler verilir bir mehîb sadâlı çandır. Ma‘lûmumuz olan cevâmi‘ler bu[n]lardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 67a ·
metinde göster ·
… bu yüzden alâ kadri't-tâka tahrîr ve tavsîf olunup gayri hayrât [u] hasenât ve
cevâmi
‘ [ü] hammâmât ve hân u medrese ve imârâtları beyân eder
Belde-i Budin'de Ortahisâr-ı üstüvârın cümle büyûtları ve mahallâtları ve kal‘a dîvârları ve cümle tabyaları ve cümle (---) aded kal‘a kapuları ve Kızılelma sarâyına varınca bu yüzden alâ kadri't-tâka tahrîr ve tavsîf olunup gayri hayrât [u] hasenât ve cevâmi‘ [ü] hammâmât ve hân u medrese ve imârâtları beyân eder
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 82b ·
metinde göster ·
… ne-i iremezâtlar imiş. Ve iki kerre yüz bin dükkân ve yüz bin çeşme ve sebîl ve
cevâmi
‘ ve medâris ve dâru'l-hadîs ve mekteb ve dâru'l-kurrâ ve tekye ve sarây-ı a‘yân …
Hâlâ Tavustân sultânı hükmündedir, ammâ deryâda katre güneşde zerre kadar amâr değildir. Ammâ zamân-ı kadîmde ekâsireler asrında iki kerre yüz bin hâne-i iremezâtlar imiş. Ve iki kerre yüz bin dükkân ve yüz bin çeşme ve sebîl ve cevâmi‘ ve medâris ve dâru'l-hadîs ve mekteb ve dâru'l-kurrâ ve tekye ve sarây-ı a‘yân ve sarây-ı kârbân ve hân-ı hâcegân ve hân-ı mücerredân ve ibret-nümâ-yı âbâdân ve hammâm-ı gâsılân ve kenîse-i râhibân ve imâret-i dâr-ı ıt‘âm ve imâret-i bezzâzistân âsârları var kim bir günde mezkûrûn amâristânlar ubûr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 160b ·
metinde göster ·
Hulâsa-i kelâm bu Alatır şehrinde olan cevâmi‘, mesâcid ve medreselerin evsâfları tahrîr olunmak muhâldir. Ammâ el-hükmü lillâh böyle câmi‘-i münevvereler dest-i kâfirde kalup yetmiş yedi aded câmi‘ler hâlâ deyr-i Mesîhiyye olup âyîn-ı bâtıl-ı Îsâ ederler, ammâ minâre ve mihrâb ve minberleri cümle murassa‘-misâl durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 172a ·
metinde göster ·
… astırlarının imâretleri aşk olsun zîrâ Balu Hân Gâzî asrında bu kenîseler cümle
cevâmi
‘ ve mesâcidler imiş.
Bu dahi nehr-i Edil kenârında hükm-i Maskov'da başka banlık kal‘adır kim on bin Mujik Kazağı ve on bin Heşdek Tatarı ve bin kadar Kalmık Tatarı askere mâlik kal‘adır. Cümle yigirmi dörd sâ‘atde yigirmi dörd kapusu vardır. Çârsû-yı bâzârı ol kadar müzeyyen değildir, ammâ kenîse ve manastırlarının imâretleri aşk olsun zîrâ Balu Hân Gâzî asrında bu kenîseler cümle cevâmi‘ ve mesâcidler imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 172a ·
metinde göster ·
… komazlar. Mâ-tekaddem bu şehr-i mu‘azzam müslimîn imiş. İlâ hâze'l-ân niçe bin
cevâmi
‘ ve mesâcid ve hammâmât medârisât imârâtları harâb u yebâb olup yatır.
Kal‘ası yine ağaçdır, ammâ iç hisârı tula binâ-yı Şeddâdîdir. Başka hatman ve başka kapudanı ve on bin aded Mujik askeri vardır, ammâ bu mahallerde kavm-i Heşdek re‘âyâların komazlar, zîrâ "Azak kal‘ası yakın olmak ile firâr edüp Osmânlıya gider" deyü bu mahallere Heşdek müselmânı re‘âyâların komazlar. Mâ-tekaddem bu şehr-i mu‘azzam müslimîn imiş. İlâ hâze'l-ân niçe bin cevâmi‘ ve mesâcid ve hammâmât medârisât imârâtları harâb u yebâb olup yatır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 182b ·
metinde göster ·
‘ ve mesâcid-i selâtîn-i mü’minândır. Cümleden Yıldırım Bâyezîd Hân câmi‘i çâr-k …
Ve cümle on iki mihrâb cevâmi‘ ve mesâcid-i selâtîn-i mü’minândır. Cümleden Yıldırım Bâyezîd Hân câmi‘i çâr-kûşe dîvâr üzre ve içinde dörd aded kârgîr binâ direk üzre bir acîb ü garîb tahtadan mebnî bir musanna‘ kubbeli câmi‘-i pür-envârdır kim bir müzeyyen ve serâmed minâre-i bâng-ı Muhammedîsi var. Cümle âsâr-ı binâları ve harpüşte tahta binâ kubbesi rusâs-ı hâs-ı nîlgûn ile eyle musanna‘ kurşum örtülüdür kim sihr-i bûkalemûndur. Şeb [u] rûz cemâ‘at-i kesîreye mâlik ma‘bedgâh-ı kadîmdir, ammâ haremi yokdur. Ve bundan gayri dahi câmi‘ yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 205b ·
metinde göster ·
… a‘lâsında cümle a‘yân-ı vilâyetin iki bin aded yayla evleri ve cümle kırk aded
cevâmi
‘ ve mesâcidleri ve cümle bir aded hammâmı ve cümle iki aded hânları ve cümle bi …
Zamân-ı kadîmde Leka-yı bed-likâ-yı bî-bekâ Kral-ı dâllin tahtgâh yaylasıdır. Hâlâ bu yaylağ-ı bâlâya bir günde urûc olunup tâ zirve-i a‘lâsında cümle a‘yân-ı vilâyetin iki bin aded yayla evleri ve cümle kırk aded cevâmi‘ ve mesâcidleri ve cümle bir aded hammâmı ve cümle iki aded hânları ve cümle bir aded medrese ve cümle bir aded tekye ve cümle bir aded mekteb-i sıbyân ve cümle beş yüz aded dükkânları vardır. Ve niçe bin gûne âsâr-ı binâları vardır. Bu yaylağ-ı azîme yılda bir kerre ahâlî-i vilâyet çıkup kâmil altı yedi ay zevk u safâlar edüp tâ‘at ibâdet ederler kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 221b ·
metinde göster ·
… arı Selânik'e zîr-i zemîn içre kehrîz künkler ile gelüp şehrin cemî‘i hammâmât,
cevâmi
‘ ve imârâtlarına taksîm olur. Bu tell-i refî‘ üzre niçe yüz aynu'l-hayât misill …
Der-vasf-ı mekâlîd-i cebel-i Hortaç menba‘-ı enhârât: Bir kûh-ı serbülend-i sertâcdır kim eflâke kad-keşân olup tâ zirve-i a‘lâsında sayf [u] şitâda selc-i yeh-pâre-i billûru eksik değildir. Selânik'in taraf-ı garbîsi ve yıldız rûzgârı cânibine yakın olmağın Selânik'den nümâyândır. Ve cemî‘i uyûn-ı âb-ı hayâtları Selânik'e zîr-i zemîn içre kehrîz künkler ile gelüp şehrin cemî‘i hammâmât, cevâmi‘ ve imârâtlarına taksîm olur. Bu tell-i refî‘ üzre niçe yüz aynu'l-hayât misilli gölcügezler vardır. Şiddet-i şitâda ol gölcüklerde billûr gibi buz hâsıl olup rûz-ı nevrûz-i Temmûz'da katırlar ile buzları ve selclerin şehr-i Selânik'e Hortas re‘âyâları getirüp fürûht ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 229b ·
metinde göster ·
… ğı üzre bayrakını ipler ile çeküp cümle mü’ezzinânlar ol alem bayrağı görüp her
cevâmi
‘ ve mesâcidlerde ezân-ı Muhammedîler tilâvet olunur. Anıniçün bu câmi‘e Bayrak …
Andan Bayrak câmi‘i: Her vakitde muvakkıtı sâ‘at gözedüp ezân mahalli oldukda minârenin tâ zirve-i a‘lâ-yı alemine bir çam sırığı üzre bayrakını ipler ile çeküp cümle mü’ezzinânlar ol alem bayrağı görüp her cevâmi‘ ve mesâcidlerde ezân-ı Muhammedîler tilâvet olunur. Anıniçün bu câmi‘e Bayrak câmi‘i derler. Hakkâ ki bu bayrak alâmeti ve muvakkıtı aceb hayrât-ı azîmdir. Ve bu câmi‘ tâ çârsû-yı bâzârın ayne'l-fi‘linde olmak ile İslâmbol'un Rüstem Paşası ve Sultân Bâyezîd câmi‘i gibi subh u mesâ cemâ‘at-i kesîreden hâlî değil bir müferrih ve dilküşâ kurşum örtülü câmi‘-i pür-envârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 236a ·
metinde göster ·
… e vâki‘ olan ma‘bedgâh-ı kenîse-i Mesîhiyyeler telvîs-i müşrikînden tathîr olup
cevâmi
‘ ü mesâcidler olunup içlerinde evkât-ı hamse kılınup her bâr gülbâng-ı Muhammed …
la‘netine siper olduğun bileler. Tâ ki bu kaziyye anlara mûcib-i ibret ve merkez-i hikâyet olup bir dahi bu küffâr-ı hâksâr-ı gûl-i telbîs mahzûl tüccâr-ı âhiret kârbân sefînelerine Bahr-i Sefîd üzre rehzenlik etmeyeler. Ve min ba‘d hudûd-ı islâmiyyede olan kılâ‘ u kurâ vü kasabâtlara vaz‘-ı yed etmeyeler. Eğer ta‘annüd edüp "Rücû‘u'l-kelbi'l-adûd e‘azzü min fahhi'l-buğûd" hükmünce yine Venedik küffârlarının haklarından gelmek emr-i seheldir" deyü sadrıa‘zam elçileri ve işiçine me’mûr olan vüzerâlara bu yüzden niçe gûne tenbîh ü te’kîdler edüp fermân-ı kazâ cereyânı üzre 329a dîn [ü] devlete enseb ve evlâ ve nâmûs-ı saltanata elyak enfa‘ olan şurût [u] kuyûd üzre tarafeynden sulh [u] salâh mün‘akid ve berde ve bahrde rişte-i husûmet münkatı‘ olundukdan sonra selâtîn-i rub‘-ı meskûnda metânetli kânûnnâmeler yazılup ve havâkîn-i zîr-i çarh-ı bûkalemûnda ahidnâmeler düzülüp hasretü'l-mülûk olan Kandiye kal‘asın umûmen cümle hânesi ve cemî‘i mühimmât [u] levâzımâtlarıyla ceneral-i dâll iş bu sene 1080 mâh-ı Cemâziye'l-âhir'inin gurresinde mübârek cum‘a günü kuşluk vaktinde bi'l-küllî kal‘ayı teslîm edüp memâlik-i islâmiyye-i mahrûseden add olunup içinde vâki‘ olan ma‘bedgâh-ı kenîse-i Mesîhiyyeler telvîs-i müşrikînden tathîr olup cevâmi‘ ü mesâcidler olunup içlerinde evkât-ı hamse kılınup her bâr gülbâng-ı Muhammedî tilâvet olunup edâ-yı şerî‘at icrâ olunmuşdur. Lillâhi'l-hamd ve'l-minne bu def‘a olan gazâ ve cihâd-ı ekber sahâbe-i güzîn rıdvânullâhi te‘âlâ aleyhim ecma‘înden sonra bir pâdişâh-ı zîşân kiti sitân ahdinde böyle savaş-ı perhâş olmayup bir pâdişâh-ı Cem-cenâb dahi böyle bir kal‘aya mâlik olmamışdır. Hak celle ve alâ hazretleri bu kal‘ayı dest-i İslâmda inkırâzu'd-devrân mü’ebbed edüp hemîşe asâkir-i İslâmı mansûr [u] muzaffer edüp pâdişâh-ı âlem-penâh Sultân Mehemmed Hân hazretlerinin ömrün efzûn edüp niçe bunun emsâli feth u nusretlerde bulunup a‘dâ-yı dîni hor ve hakîr ve müdemmer ola, âmîn yâ Mu‘în, bi-hurmeti men nataka bi's-savâb, sene 1080.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 328b–329a ·
metinde göster ·
… b-ı meşâkkatim memâlik-i mahrûselerin ibret-nümâ âsâr-ı kadîmelerinde ve hân ve
cevâmi
‘ ve medâris ve amâristânını seyr ü temâşâ ile ve arz-ı beledi ve tûl-ı nehârı v …
Âhir vatan-ı aslîmiz olan Belde-i Tayyibe ya‘nî Kostantiniyye'yi terk edüp ve maskat-ı re’simizden infisâl ile şedd-i rahli ve şiddet-i harr ü berri irtikâb edinüp diyâr-ı gurbetde tahsîl-i ulûm ve tekmîl-i fünûn ederiz, deyü ol hevâ-yı hevesile diyâr-ı büldân ve aktâr-ı arâzî geşt [ü] güzâr-ı cihân ederiz, deyü âye[t]: Arapça mazmûnu üzre ibret-nümâ-yı Y 3b ehl-i bîniş ve hayret-efzâ-yı erbâb-ı dâniş olan ekâlîm-i seb‘a Arapça nın vâcibü's-seyr olan âsârların îm’an-ı nazar ile nazar etmeğe bezl-i himmete cür’et etdim. Eyle olsa hâl-i dilim ile müşâvere edüp eyitdim: "Âlem-i seyâhatde evkât-ı ömr-i nâzenîn niçün hebâya gider? Hem seyâhat ve hem ziyâret ve hem ticâret ola." deyü irtikâb-ı meşâkkatim memâlik-i mahrûselerin ibret-nümâ âsâr-ı kadîmelerinde ve hân ve cevâmi‘ ve medâris ve amâristânını seyr ü temâşâ ile ve arz-ı beledi ve tûl-ı nehârı ve enhârları Q 2bP 2b ile muharrir-vâr cemî‘i âsârların tahrîr eylemeğe bezl-i himmet eyledim ki ulüvvü'l-himmeti mine'l-îmânidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y3a–Y3b ·
metinde göster ·
‘ ve mesâcidlerden mâ‘adâ kal‘a içinde câmi‘ yokdur. Ve Zeytûnlu câmi‘i kurbunda …
Bu tahrîr olunan cevâmi‘ ve mesâcidlerden mâ‘adâ kal‘a içinde câmi‘ yokdur. Ve Zeytûnlu câmi‘i kurbunda Halvetî tekyesinin fukarâsı gâyet çokdur. Azîm tevhîd-i sultânî olur, zîrâ bu şehrin halkı cümle ehl-i tevhîdlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y58b ·
metinde göster ·
‘: Evvelâ büyük kapu önüne yol aşırı Piyale Paşa câmi‘i ki fâtih-i vilâyetdir. G …
Evsâf-ı cevâmi‘: Evvelâ büyük kapu önüne yol aşırı Piyale Paşa câmi‘i ki fâtih-i vilâyetdir. Gâyet müferrih ve musanna‘ câmi‘-i rûşendir. Ve kârgîr binâ kubbe-i âlîsi rusâs-ı nîlgûn ile örtülüdür. Ve miyân-ı dilberân gibi nâzük minâre-i serâmedi var. Ve hareminde havz u şâzrevânı var. Ve cânib-i erba‘ası bâğ u bâğçe ve bîd-i sernigûnları var. Ve kapusu üzre târîhi var. Ammâ katı nâ-mevzûn olmağile tahrîre cür’et olunmadı. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y59a ·
metinde göster ·
… e yedi yüz kârgîr binâ hân ve yigirmi bin dükkân ve üç bin mesâcid ve sekiz yüz
cevâmi
‘ ve iki yüz medâris ve yetmiş imâret-i it‘âm ve üç bin çeşme-i âb-ı revân ve bi …
Ve bu kapudan taşra aşağı varoşda olan ibret-nümâ binâlar var kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Hemen zamân-ı kadîmde ne mikdâr bender şehir idüği şundan malûm ola kim hâlâ âsâr-ı binâlardan zâhir ve bâhir olan üç yüz hammâm ve yedi bezzâzistân ve yedi yüz kârgîr binâ hân ve yigirmi bin dükkân ve üç bin mesâcid ve sekiz yüz cevâmi‘ ve iki yüz medâris ve yetmiş imâret-i it‘âm ve üç bin çeşme-i âb-ı revân ve bin beş yüz mekteb-i sıbyân ve niçe yüz bin Y 68a sarây-ı âlî-i a‘yân ve niçe yüz bin büyut-ı bî-pâyân âsârları nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y67b–Y68a ·
metinde göster ·
… m olmuş, hâlâ minâresiz câmi‘lerdir. El-hâsıl enderûn [u] bîrûn-ı şehirde cümle
cevâmi
‘ ve mesâcid elli altı mihrâbdır. Ammâ kal‘a içinde kırk yedi mihrâbdır.
Ammâ kim Menteşe kapusundan taşra Ahmed-i Kürdî mahallesinde yine Ahmed-i Kürdî câmi‘i ve Göllüce varoşda üç câmi‘ vardır. Üçü dahi kiremitlidir. Ammâ minâreleri zelzeleden münhedim olmuş, hâlâ minâresiz câmi‘lerdir. El-hâsıl enderûn [u] bîrûn-ı şehirde cümle cevâmi‘ ve mesâcid elli altı mihrâbdır. Ammâ kal‘a içinde kırk yedi mihrâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y75b ·
metinde göster ·
… mün‘im atâ-bahş ilm-i kâfda Y 85b kâmil-ayâr sâhibü'l-hayrât kimesne imiş kim
cevâmi
‘ ve hayrâtları mevsûfdur.
Ve Kara Kadı hazretleri dahi kutbiyyete kadem basmış devlet-i dâreyne nâ’il olmuş musannif ve mü’ellif a‘izze-i kirâmdan mâldâr ve mün‘im atâ-bahş ilm-i kâfda Y 85b kâmil-ayâr sâhibü'l-hayrât kimesne imiş kim cevâmi‘ ve hayrâtları mevsûfdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y85a–Y85b ·
metinde göster ·
… n mikdârı kerpiçden ve levhadan ve külbe-i ahzândan evler vardır. Ve müte‘addid
cevâmi
‘ hân u hammâmı ve esvâk-ı muhtasarlar vardır. Ve haftada bir bâzâr-ı azîm cem‘i …
Ve bu buhayrenin dahi etrâfında iki bin mikdârı kerpiçden ve levhadan ve külbe-i ahzândan evler vardır. Ve müte‘addid cevâmi‘ hân u hammâmı ve esvâk-ı muhtasarlar vardır. Ve haftada bir bâzâr-ı azîm cem‘iyyet-i kübrâ olur. Ve bâlâda tahrîr olunan gibi bâğ u bâğçe ve gülistânlı sarây-ı âlîler ve gayrilerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y88b ·
metinde göster ·
Ve bu mahal bir sahrâ-yı azîme vâki‘ olmağile a‘yân-ı Nâzlı niçe hân ve
cevâmi
‘ ve imâret dekâkînler binâ edüp bir ma‘mûr ve şîrîn kasaba olmuşdur. Hind ü Sin …
Ve bu mahal bir sahrâ-yı azîme vâki‘ olmağile a‘yân-ı Nâzlı niçe hân ve cevâmi‘ ve imâret dekâkînler binâ edüp bir ma‘mûr ve şîrîn kasaba olmuşdur. Hind ü Sind ve Arab u Acem ve Rûm tüccârları bu hânlarda sâkin olup ancak haftada bir bâzâra hayrân olup bir günde niçe [bin] denk dîbâ ve şîb ü zerbâf ve'l-hâsıl cemî‘i zî-kıymet vâlâ-yı kâlây bî-kıymet râyegân olup bey‘ u şirâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y91b ·
metinde göster ·
… ü'l-kurrâdır. Ammâ mescid ve gayri câmi‘ yokdur. Ammâ kal‘adan taşra mesâcid ve
cevâmi
‘ vardır. Ve kal‘a içre sûk-ı sultânî çokdur. Ve hammâmât dahi vardır
Ve bu cirmde olan kal‘a içre sağîr ü kebîr dörder beşer kat ma‘mûr u müzeyyen hâne-i âlîler vardır. Serâpâ sütûhları kireç ile pûşîde cümle iki bin âbâdân beyt-i musanna‘lardır. İmâretinin çoğu hân ve câmi‘ ve medrese ve sebîl ve imâret tekye ve mekteb ve dârü'l-hadîs ve dârü'l-kurrâdır. Ammâ mescid ve gayri câmi‘ yokdur. Ammâ kal‘adan taşra mesâcid ve cevâmi‘ vardır. Ve kal‘a içre sûk-ı sultânî çokdur. Ve hammâmât dahi vardır
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y280a ·
metinde göster ·
… ân ve biri Mennân (---)(---)(---) Ve câ-be-câ âvîzeler nümâyândır. Ammâ sâ’ir
cevâmi
‘ ve mesâcid gibi müzeyyen değildir. Şerefiyyeti Beytullâh olması cihetiyledir, …
Ve (---) aded (---)(...) sütûnlar vardır. Biri Hannân ve biri Mennân (---)(---)(---) Ve câ-be-câ âvîzeler nümâyândır. Ammâ sâ’ir cevâmi‘ ve mesâcid gibi müzeyyen değildir. Şerefiyyeti Beytullâh olması cihetiyledir, yohsa zîb ü ziyneti içün değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y343a ·
metinde göster ·
… dahi kal‘ayı amân ile teslîm edüp Nîl ile Dimyât'a gitdiler. Cemî‘i kenîseleri
cevâmi
‘ ve nûr-ı levâmi‘ oldu.
Andan Hûş şehrin ve kal‘a-i Feyyûm'u ve kal‘a-i Behnîsâ'yı feth edüp ba‘dehu Mısr-ı atîka sarıldılar. Üç ay cengden sonra üçüncü def‘ada gelen imdâd askerinin nâmdârlarından Zübeyr ibn Avâm ve Mikdâd ibn Esved ve İbâdet ibnü's-Sâmıt bu makûle nâmdârlar serdengeçdi olup içinden amân ile Mukavkıs Melik cümle etbâ‘ıyla çıkup Hûş-ı Îsâ tarafına gidüp Mısır içinde mutahassın olan Rûm küffârı dahi muhâsaraya tahammül edemeyüp anlar dahi kal‘ayı amân ile teslîm edüp Nîl ile Dimyât'a gitdiler. Cemî‘i kenîseleri cevâmi‘ ve nûr-ı levâmi‘ oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y16a ·
metinde göster ·
Ve bu yayla-yı Kayıtbay'da ol kadar harâb u Y 139b yebâb
cevâmi
‘ ve minâre ve mescid ve medrese ve tekye ve hân ve hammâm sebîl ve sâkıye hayrâ …
Ve bu yayla-yı Kayıtbay'da ol kadar harâb u Y 139b yebâb cevâmi‘ ve minâre ve mescid ve medrese ve tekye ve hân ve hammâm sebîl ve sâkıye hayrâtları var kim zamân-ı kadîmde Mısır'a mu‘âdil bir şehr-i azîm imiş. Hudâ amâr eyleye.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y139a–Y139b ·
metinde göster ·