… a varınca ma‘mûr [u] âbâdân İremezâtü'l-imâd misilli şehirleri ve imâretleri ve
cevâmi‘leri
ve sâ’ir hayrât [u] hasenâtlarının ve cemî‘i ziyâretgâhlarının târîhleri ile be …
İki yüz otuz beşinci fasılBelde-i Kostantıniyye kal‘ası hâricinde üç mevleviyyet yerde tâ Karadeniz Boğazı'na varınca ma‘mûr [u] âbâdân İremezâtü'l-imâd misilli şehirleri ve imâretleri ve cevâmi‘leri ve sâ’ir hayrât [u] hasenâtlarının ve cemî‘i ziyâretgâhlarının târîhleri ile beyân eder
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 117a ·
metinde göster ·
… be-i nîl-gûndur. Lâkin ol kadar büyük değildir. Cânib-i edvârında sâ’ir selâtîn
cevâmi‘leri
gibi kanâdiller zeyn edecek soffası vardır. Cânib-i erba‘asında revzenleri üzre …
Der-beyân-ı cevâmî‘-i Amasiyye: Cümle iki yüz kırk mihrâbdır. Evvelâ Câmi‘-i Sultân Bâyezîd-i Velî: İbtidâ hükûmeti, âlem-i şehzâdeliğinde Tarabefzûn'dur, andan bu Amasiyye'dir. Bundan der-i devlete gidüp pederi Ebü'l-feth Mehemmed Hân Üsküdar kurbunda Mâldepe'de merhûm oldukda müstakil pâdişâh olup Amasiyye'de pâdişâh oldum deyü Amasiyye halkını cemî‘î tekâlîf-i örfiyyeden mu‘âf [ve] müsellem edüp bu câmi‘i binâ etdi. Ammâ latîf câmi‘dir. Tûlen ve arzen yüzer ayakdır. Mihrâbı ve minberi ve mü’ezzinân mahfili gâyet musanna‘dır ve yekpâre bir kubbe-i nîl-gûndur. Lâkin ol kadar büyük değildir. Cânib-i edvârında sâ’ir selâtîn cevâmi‘leri gibi kanâdiller zeyn edecek soffası vardır. Cânib-i erba‘asında revzenleri üzre münevver câmi‘leri vardır. Kıble kapusu gâyet musanna‘dır. Târîhi "Hurrem binâ", sene 893 vâki‘ olmuşdur. İki minâresi ve bir haremi var. Etrâfı soffalar ve gûnâ-gûn amûdlar üzre kıbâblardır ve hareminin vasatında bir musanna‘ âbdest havzı vardır. Ve taşra haremi içre çınâr-ı müntehâlar eyle zeyn olmuşdur kim evkâf-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 281a ·
metinde göster ·
Andan Su kuyusu tarafında Va’ız Efendi Câmi‘i ve meydân semtinde Ulu Câmi‘ ve Süleymân Efendi Câmi‘i Arapça nass-ı kâtı‘ı fermân üzre kenîseden vely olunmuş câmi‘-i latîfdir. Andan Hüseyin Kethüdâ Câmi‘i Arapça , Kızıl Kilise nâmıyla meşhûr-ı âfâk bir deyr-i mu‘azzam idi. Fermân-ı şehriyârî ile câmi‘-i pür-nûr olup zulmetden halâs oldu. Hâlâ cemâ‘at-i kesîreden hâlî değildir. Zîrâ bu şehrin halkı gâyet musallîlerdir. Ve Ömer Efendi Câmi‘i, kızılbaş-ı bed-ma‘âş bu kal‘aya istîlâ etdikde bu câmi‘-i latîf sâhibi Ömer olmağıla bu câmi‘i pür-envârı münhedim edüp zîr-i zeber eyleyüp sâ’ir cevâmi‘leri kârbânsarây-misâl âyende vü revendelerin çârpâ hayvânatları bağlanırmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 324a ·
metinde göster ·
… Firenk bınarı şehrin içinden cereyân edüp niçe sarâyları ve hân [ve] hammâm ve
cevâmi‘leri
ve niçe yüz hadîka-i ravza-i rıdvân misilli bâğçeleri reyy edüp şehr içinde niç …
Evsâf-ı mesîregâh-ı Lâdik: Evvelâ şehir içinden 345b cereyân eden Ballıkaya suyunun başı bir mesîregâhdır. Şehrin cânib-i kıblesi tarafındadır. Ve bir mesîregâh dahi şehrin taraf-ı şarkîsinde Firenk Gözü demek ile meşhûr-ı âfâk bir uyûn-ı berrâk bir nehr-i revândır. Hüseyin Paşa bu uyûn-ı câriye üzre bir teferrücgâh içün bir kasr-ı Havernak edüp cemî‘î ehl-i dilân-ı âlüfte ve âşüftegân anda zevk u safâ edüp bu uyûndan üç taş çıkaramazlar. Mâh-ı temmûzda tâ bu mertebe bürûdet üzre aynü'l-hayât-misâl bir ayn-ı zülâldir. Ballısu ve Firenk bınarı şehrin içinden cereyân edüp niçe sarâyları ve hân [ve] hammâm ve cevâmi‘leri ve niçe yüz hadîka-i ravza-i rıdvân misilli bâğçeleri reyy edüp şehr içinde niçe âsiyâb-ı dakîkleri deverân etdirüp Lâdik gölüne rîzân olur ve bir teferrücgâh dahi ayn-ı Akpınarbaşı'dır. Âb-ı hayâtdan nişân verir bir mâ’-i bâriddir. Lâkin şehre gelmeyüp şehir hâricinde bâğçeler ve mezâri‘âtları saky eder. Bu uyûn-ı câriyenin başı, şehrin cânib-i şimâli tarafındaki kûh-ı bülendlerden tulû‘ edüp Lâdik buhayresinde gurûb eder. Ve Lâdik kal‘asının garb tarafında Manastır nâm bir teferrücgâh vardır. Gûyâ İreme zâtü'l-imâd bir çemenzâr-ı ferah-âbâd yerdir. Bu mahalden cereyân eden mâ’-i zülâle nehr-i Ramcı derler. Bir şarâb-ı tahûrdur kim Ma‘arra suyundan lezîzdir. Bu uyûn cereyân ederek kal‘a altında iki fırka olur. Bir bölüğü ziyâret-i Hıdırlık'dan aşağı Kova mahallesi bâğçeleri içre cereyân eder. Ve bir fırkası şehir a‘yân [u] eşrâfının huccâc-ı müslimîn istikbâline çıkdıkları Balı Dede Sultân hazretleri ziyâretgâhı mesîresinde Kozlu bâğlarından aşağı cereyân edüp Lâdik halîcine mahlût olur. Bu şehr-i Lâdik'in etrâfında niçe uyûn-ı câriyeleri vardır, ammâ ma‘lûmumuz olan bunlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 345a–345b ·
metinde göster ·
… n âb-ı hayât tekye-i Halîlü'r-rahmân içre bir kaynak-ı azîmdir kim cümle şehrin
cevâmi‘leri
ve hân u hammâmları cemî‘i hânedânları ve sarrâchâne ve debbâğhâneyi reyy eden …
Sitâyiş-i tekyegâh-ı Urfa: Cümle (---) aded tekye-i dervîşân-ı zî-şândır, ammâ cümleden âsitâne-i Hazret-i İbrâhîm Halîl derûnı kal‘ada, zeyl-i iç hisârda binâ-yı Me’mûn Halîfe Hazret-i Halîlü'r-rahmân Âsitânesi Rûm u Arab u Acem'de ve'l-hâsıl cemî‘i memâlik-i İslâmiyye'de meşhûr-ı âfâkdır ki Nemrûd-ı la‘în rübûbiyyet da‘vâsında olup kartal kuşlarıyla göğe urûc edüp hâşâ sümme hâşâ "Gök tanrısı ile ceng ederim", deyü semâya ok atup bi-emri Hudâ oku kanlı yine kartal kuşlarına bağlı sandûkasına yine kanlı ok düşüp hâşâ ve kellâ "İşte gök tanrısın öldürdüm, müstakil yer ve gök tanrısı benim" deyü da‘vâ-yı ulûhiyyet etdikde Cenâb-ı Bârî Hazret-i İbrâhîm'i gönderüp îmâna da‘vet etdükde bu şehr içre Hazret-i İbrâhîm'i kayd-bend ile bir gâr-ı azîmde haps edüp dağlar kadar odunlar yığup bir azîm âteş-i Nemrûd edüp hâlâ âteş-gede-i Nemrûd-ı merdûd meşhûrdur kim Urfa şehri içre Hazret-i İbrâhîm tekyesi zemîninde idi. Hazret-i Risâlet-penâh rahm-ı mâderden müştakk oldukları mâh-ı mevlûdün on ikinci gice isneyn gicesi olduğu leyle-i mübârekede Medâyin'de tâk-i Kisrâ ve İsvân şehrinde aynü'l-leben kuruyup Mekke şehrinde Safâ ve Merve mâbeyninde sanemler ser-nigûn olup İskenderiyye'de amûdu'l-hayt münhedim olup Tarabefzûn'da tılsım-ı semek amûdu gark olup Makedon-ı Kostantiniyye'de berren u bahren üç yüz altmış altı tılsımât cümle münhedim olup ve Ayasofya kubbesi ve Roma papa kubbesi ve bunun emsâli niçe mutalsamâtlar münhedim olup ol leyle-i mevlûd-ı Nebî'de bu Urfa şehri içre âteş-i Nemrûd söndü. Ol âteşe Nemrûd-ı la‘în Hazret-i İbrâhîm'i mancınık ile âteşe atup tâ derûn-ı âteşe hevâdan tayerân ederek meyân-ı âteşe düşünce Cenâb-ı Bârî sûre-i (---)(---)Arapça emriyle nâra ferman-ı Hudâ olunca ol ân İbrâhîm'e nâr gülzâr-ı gül‘izâr olup âteş içinden bir aynü'l-hayât tulû‘ edüp Rabbü'l-izzet kudret-i hikmetin ızhâr içün ol ayn-ı zülâlin cânib-i erba‘asında gül-i gülistân ve sünbül ü reyhân ve andelîb-i hoş-elhân u gûnagûn murgân feryâd ü figân ederek pervâz u tayerân etmede, yine etrâfında âteş-i Nemrûd yanmada. Bu hikâye cümle tefâsir ve gayri kütüb-i mu‘teberelerde u mastûr ve muşarrahdır. Tatvîl-i kelâma hâcet yokdur, ammâ hâlâ mezkûr âteş-i Nemrûd içinden zâhir ü bâhir olan âb-ı hayât tekye-i Halîlü'r-rahmân içre bir kaynak-ı azîmdir kim cümle şehrin cevâmi‘leri ve hân u hammâmları cemî‘i hânedânları ve sarrâchâne ve debbâğhâneyi reyy eden ol âb-ı hayvân-ı uyûn-ı Halîlü'r-rahmân'dır kim içinde niçe bin elvân mâhîler şinâverlik ederler. Hattâ Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ efendimiz Bağdâd fethine giderken bu âsitâne ziyâretine gelüp temâşâ ederken iki aded mâhî sayd etdirüp gûşlarına birer altun mengûş geçirmişlerdir. Hulâsa-yı kelâm acîb u garîb âsitâne-i teferrücgâhdır kim medhinde lisân kâsırdır. Müte‘addid kâ‘alar ve gül-i gülistânlı hücreler ve kilâr ve matbah ile ârâste ve gûnâ-gûn müsâfirhâneler ile pîrâste olmuş bir âsitâne-i kübrâdır. Şeyhi Hazret-i eş-Şeyh Alî Efendi yârândan ârif-i billâh sofra sâhibi garîbü'd-diyâr muhibbi bir er, server-i hünerver sâhib-i nefes, pîşvâ-yı tarîk, âmil-i sıddîk, âlim-i tahkîk kimesne idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 56a ·
metinde göster ·
… un içün bu câmi‘de salât-ı cum‘a edâ olunur câmi‘-i azîmdir. Ammâ sâ’ir diyârın
cevâmi‘leri
gibi maslûbât âvîzeler ile ve harîr halıçalar ile döşenüp müzeyyen değildir. Am …
Cümle (---) aded mihrâbdır. Cümleden mükellef ve mükemmel câmi‘-i selef-i selâtîn kal‘a içinde Hân Sarâyı kurbünde Ulucâmi‘, sene (---) târîhinde (---)(---) binâsıdır. Bundan ulu câmi‘ yokdur. Cümle amûdlar üzre kârgîr kemerler ile toloz binâlı câmi‘-i kadîmdir. Lâkin kurşum örtülü değildir. Serâpâ Horasânî kireç binâ ile mestûr mezgitgâh-ı ma‘mûrdur. Mezheb-i Şâfi‘î'de cum‘a namâzı sahîh olsun içün bu câmi‘de salât-ı cum‘a edâ olunur câmi‘-i azîmdir. Ammâ sâ’ir diyârın cevâmi‘leri gibi maslûbât âvîzeler ile ve harîr halıçalar ile döşenüp müzeyyen değildir. Ammâ gâyet cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir. Ve ancak bir minâresi var imiş, zelzeleden münhedim olup nısfı kalmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 378a ·
metinde göster ·
vardır, lâkin mesâcidleri çokdur ve tekyeleri ve mekteb-i sıbyânları ve müte‘ad …
Niçe aded rûşen cevâmi‘leri vardır, lâkin mesâcidleri çokdur ve tekyeleri ve mekteb-i sıbyânları ve müte‘addid hânları ve bir aded hammâmı, ammâ ev hammâmları çokdur ve yüzden ziyâde dükkânları yokdur, ammâ cümle hâneleri iki bin aded tahtânî ve fevkânî kiremit ve şindire tahta örtülü kârgîr binâ hânedân-ı ra‘nâlar var kim cemî‘i müsâfirînlere her hânedânlar mihmânhâne-i bî-minnet olmuşdur, zîrâ ahâlîsi mücâhidün fî sebîlillâh gâzî âdemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 133a ·
metinde göster ·
… â şimdi ol kadar ma‘mûr u âbâdân olmuş kim kal‘ası ve rabâtları ve mahallât [ü]
cevâmi‘leri
ve bâğ u bâğçeleriyle gûyâ bâğ-ı İrem Ürd-i behişt olmuş.
Andan bizim elçimiz Kara Mehemmed Paşa ile Nemse çâsârına hakîr bile gidüp Alman diyârın niçe zamân 85b seyr-i temâşâlar edüp ba‘dehu Nemse çâsârının papinta hattıyla iki buçuk sene yedi krallık yeri bâlâda tahrîr olunduğu vech-i meşrûh üzr[e] yedi krallık yeri geşt [ü] güzâr edüp üçüncü yılda Budin vezîri Gürcî Mehemmed Paşa'ya gelüp müşerref olduğumuzda {hakîre} Eğre ve Tımışvar ve Varat eyâletlerinin kal‘a yoklamaların ihsân edüp bâlâda tahrîr olunduğu üzre mezkûr eyâletlerin cemî‘i kal‘alarını seyr-i temâşâ ederek kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil edüp Beç ve Prak ve Bahr-i Muhît ve Donkarkız ve Danimarka ve İsfaç ve Çeh ve Tot vilâyetlerinden üçüncü yılda hamd-i Hudâ yine sıhhat [ü] selâmetle mukaddemâ sene (---) târîhinde fethinde bulunduğumuz kal‘a-i Varat'a gelüp vâsıl oldukda Varat vâlîsi Arnavud Hısım Mehemmed Paşa sarâyında meks edüp şeb [ü] rûz şeref-i sohbetleriyle müşerref olup kal‘a-i Varat'ı ve varoşu ve bâğ-ı İremlerin seyr-i temâşâ ederdim, ammâ feth etdiğimizde asâkir-i İslâm elinde harâb u yebâb idi, ammâ şimdi ol kadar ma‘mûr u âbâdân olmuş kim kal‘ası ve rabâtları ve mahallât [ü] cevâmi‘leri ve bâğ u bâğçeleriyle gûyâ bâğ-ı İrem Ürd-i behişt olmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 85a–85b ·
metinde göster ·
… miş yedi mihrâb ve on dörd hutbe-i selâtîn-i mâzî ve gayrı câmi‘-i mâzî vü râzî
cevâmi‘leri
vardır. Cümleden şehrin cânib-i şarkîsindeki Menyel mahallesinde,
Ve şarkdan garba bu şehrin tûlu kâmil üç bin adımdır. Ve cümle beş bin beş yüz toprak örtülü kat-ender-kat mükellef ü müzeyyen ve ma‘mûr hânedânlar ve gayrı fukarâ hâneleri var. Ve cümle yigirmi bir mahalle ve yetmiş yedi mihrâb ve on dörd hutbe-i selâtîn-i mâzî ve gayrı câmi‘-i mâzî vü râzî cevâmi‘leri vardır. Cümleden şehrin cânib-i şarkîsindeki Menyel mahallesinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y305b ·
metinde göster ·