dırahtlarıdır. Mahalle-i Kâsım Paşa ve mahalle-i Kethudâ ve mahalle-i Ketehorya …
Ve mahalle-i Kanlıkozlar: Mezâristân içre serâpâ ceviz dırahtlarıdır. Mahalle-i Kâsım Paşa ve mahalle-i Kethudâ ve mahalle-i Ketehorya ve mahalle-i Piyâle Kethudâ ve mahalle-i Cum‘abâzârı ve mahalle-i Büyükdere ve mahalle-i Küçükdere ve mahalle-i Uşşâkî ve mahalle-i Tatavla ve mahalle-i Depebaşı ve mahalle-i Badille ve Sarı Kethudâ mahallesi ve Dere mahallesi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 127a ·
metinde göster ·
… r. Ve fukarâ hücreleri cânib-i garbında ma‘mûrdur. Ve meydân-ı semâ‘hâne serâpâ
ceviz
levhasıdır.
Ve tekyegâh-ı dervîşan-ı Beşiktaş: Evvelâ tekye-i Mevl[ev]îhâne-i (---) Paşa, leb-i deryâda semâ‘hânesi deryâya nâzır fevkânî bir mevlevîhânedir kim İslâmbol'da ve gayrı diyârda misli yokdur. Semâ‘hânesi bir musanna‘ tavan kubbe-i la‘l-gûndur kim şimdiki üstâdları ana nazîre kubbe inşâ edemezler, gâyet refî‘ ü pesendîde kubbe-i âlîdir. Ve fukarâ hücreleri cânib-i garbında ma‘mûrdur. Ve meydân-ı semâ‘hâne serâpâ ceviz levhasıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 135b ·
metinde göster ·
… ûrunda bir cevz-i Hindî yere minkârıyla eşüp gömdü. Kâbil bu gurâbın minkârıyla
cevizi
yere gömdüğün görüp hemân zemîni kazup Hâbil'in na‘şın zemîne gömdü. Hâlâ kabr- …
Esnâf-ı gûr kazan: Hübût-ı Âdem'den sonra pîrleri Kâbil'dir. Zîrâ Kâbil karındaşı Hâbil'i bir kız tezvîci husûsıyçün rakîb olup katl eyledi ve na‘ş-ı Hâbil'i neyleyeceğin bilmedi. Âhir gördü kim bir zâğ-ı siyeh-rû gelüp Kâbil huzûrunda bir cevz-i Hindî yere minkârıyla eşüp gömdü. Kâbil bu gurâbın minkârıyla cevizi yere gömdüğün görüp hemân zemîni kazup Hâbil'in na‘şın zemîne gömdü. Hâlâ kabr-i Hâbil cebel-i Arafât'da Âdem Matbahı zemîninde medfûndur. Zîrâ ibtidâ Âdem Serendîl'e enüp andan cebel-i Arafât'da Havvâ ile buluşup Şîs ve Hâbil ve Kâbil ve Ram‘ân ve Alcıga ve Şelvâz ve Asîde ve niçe evlâd-ı Âdem, cebel-i Arafât'da müştakk olmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 154a ·
metinde göster ·
… ünse bi-emrillâh halâs olur. Bu esnâfın kârları bâdemden ve servi kozağından ve
cevizden
ve fındık ve fısdıkdan ve gayrı gûnâ-gûn eşyâlardan edhânlar çıkarup katremîz ş …
Esnâf-ı ehl-i hıref-i dehhân-ı edviye: Dükkân 80, neferât 115, pîrleri Abdüssamed Zeyyât Basravî'dir, Selmân kemerine şed bağlayup kabri Bağdâd diyârında Kurna kal‘ası mezâristânında ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. Kabri türâbından dâ’imâ bir yağlı türâb çıkar. Cüzâm ve ger olan bir âdem hammâmda kîse sürünüp ol yağlı türâbdan sürünse bi-emrillâh halâs olur. Bu esnâfın kârları bâdemden ve servi kozağından ve cevizden ve fındık ve fısdıkdan ve gayrı gûnâ-gûn eşyâlardan edhânlar çıkarup katremîz şîşeleri içre koyup tahtırevânlar üzre dükkânların zeyn edüp halka yâsemen yağı ve sünbül ve gül ve reyhân ve kallemisk yağları bezl ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 158b ·
metinde göster ·
… r-bestesidir. Merkad-i şerîfi (---) dedir. Bu köfterciler birer karış ipliklere
cevizi
ve bâdemi dizüp ve pâlûdeyi gâyet koyu edüp cevizi ve bâdemli ipleri pâlûdeye b …
{Esnâf-ı bâdemli köfterciyân: Dükkân kırk, neferât 200, pîrleri (---) Selmân telâmîzlerindendir kim anın kemer-bestesidir. Merkad-i şerîfi (---) dedir. Bu köfterciler birer karış ipliklere cevizi ve bâdemi dizüp ve pâlûdeyi gâyet koyu edüp cevizi ve bâdemli ipleri pâlûdeye batırup yüzer dirhem gelir bâdemli Ayntâb köfteri gibi lezîz köfter olup dükkânların tahtırevânlar üzre gûnâ-gûn köfterler ile zeyn edüp pür-silâh ubûr ederler. Ammâ Ayntâb'ın ve Ma‘nisa'nın köfterlerinden Eğriboz ve İslâmbol köfteri gâyet terdir ve memdûh-ı cihândır}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 172a ·
metinde göster ·
… rciler birer karış ipliklere cevizi ve bâdemi dizüp ve pâlûdeyi gâyet koyu edüp
cevizi
ve bâdemli ipleri pâlûdeye batırup yüzer dirhem gelir bâdemli Ayntâb köfteri gi …
{Esnâf-ı bâdemli köfterciyân: Dükkân kırk, neferât 200, pîrleri (---) Selmân telâmîzlerindendir kim anın kemer-bestesidir. Merkad-i şerîfi (---) dedir. Bu köfterciler birer karış ipliklere cevizi ve bâdemi dizüp ve pâlûdeyi gâyet koyu edüp cevizi ve bâdemli ipleri pâlûdeye batırup yüzer dirhem gelir bâdemli Ayntâb köfteri gibi lezîz köfter olup dükkânların tahtırevânlar üzre gûnâ-gûn köfterler ile zeyn edüp pür-silâh ubûr ederler. Ammâ Ayntâb'ın ve Ma‘nisa'nın köfterlerinden Eğriboz ve İslâmbol köfteri gâyet terdir ve memdûh-ı cihândır}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 172a ·
metinde göster ·
Ba‘zısı soğandan ve pestilden ve hurmâdan hil‘atlar geyüp ellerinde
cevizden
tesbîh ve başında keçi boynuzundan çelengler şeklinde takup "Okka bir akçeye üz …
Ba‘zısı soğandan ve pestilden ve hurmâdan hil‘atlar geyüp ellerinde cevizden tesbîh ve başında keçi boynuzundan çelengler şeklinde takup "Okka bir akçeye üzüm ve okkası iki akçeye Nâzlı incîrim" diyerek ubûr [ederler].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 179a ·
metinde göster ·
… r fısdığı ve bâdem ve fındık ve unnâb ve kızılcık [ve] vişne kurusu ve hurmâ ve
ceviz
ve levz ve'l-hâsıl cümle eşyâ bulunup her birin birer esnâf tahrîr etmeyüp ale' …
El-hâsıl attârân san‘atında dünyâda ne kadar me’kûlât [ü] meşrûbât bulunursa bakkâlânda dahi Şâm fısdığı ve sanavber fısdığı ve bâdem ve fındık ve unnâb ve kızılcık [ve] vişne kurusu ve hurmâ ve ceviz ve levz ve'l-hâsıl cümle eşyâ bulunup her birin birer esnâf tahrîr etmeyüp ale'l-umûm tahrîr edüp arz olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180a ·
metinde göster ·
… ilâl ile ve kaz yeleğiyle ve yazı kalemleri ve şükûfe karanfîller ile çimşîr ve
ceviz
tahtalarına darb urup güzer ederler. Bir zümresi dahi yeleksiz okları katı yay …
Bunların pîri dahi Sa‘d ibn Ebî Vakkâs'dır. Bunların alayda kârları çilesine bir sinek konsa çilesi deprer yaylar ile saban demirlerine ve pûlâd-ı Nahşivânîlere ve tomruklar ve kalkanlara ve su ile dolu şîşeler ve asılı yanmış kandîllere ve âyînelere ok ile darb urup delerek ubûr ederler. Bir fırkası dahi hilâl ile ve kaz yeleğiyle ve yazı kalemleri ve şükûfe karanfîller ile çimşîr ve ceviz tahtalarına darb urup güzer ederler. Bir zümresi dahi yeleksiz okları katı yay ile hevâya atup yine hevâdan önüne enüp elile oku dutup bu gûne itmâm bulmuş pehlivânlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 189b ·
metinde göster ·
ve Şâmî ve Mısrî ve Bağdâdî ve münakkat ve alara ve martolos ve demkeş ve saya …
Bu gûne taklabâz, pal ve şeber ve cevizi ve Şâmî ve Mısrî ve Bağdâdî ve münakkat ve alara ve martolos ve demkeş ve saya ve talazlı ve peleng ve çıbar ve şeber ve kızıl ala ve darkıl ala ve kara ala ve tekir ala ve çakır ala ve habâr ala ve sâde kut ve tâclı kut ve çakşırlı kut, bu kadar elvân kebûter hümâmları besleyüp kâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 190b ·
metinde göster ·
… mevzûn şeş-hâne ve müdevver dûd-keşleri vardır. Ve câ-be-câ kal‘a içre servi ve
ceviz
dırahtları ve rez {üzüm} şecerleri vardır. Ve âb [u] hevâsı latîf mürtefi‘ zemî …
İç kal‘ada cümle iki bin hâne-i zîbâlardır ve kat-ender-kat sarây-ı âlîlerdir, ammâ bâğı ve bâğçeleri yokdur, teng büyûtlardır ve yedi mahalle ve yedi mihrâbdır ve bir hammâmdır. Çarsû-yı bâzârı yigirmi aded dükkânlardır. Câmi‘-i Sultân Orhân bundadır, tûlen ve arzen yüz on ayak câmi‘dir ve bir tabakalı bir minâresi vardır. Orhân Gâzî bunda medfûn olup Orhân Davulu dedikleri kırmızı kılıflı tabl-ı kebîr bu câmi‘in bir tâkinde asılıdır. Devlet-i Âl-i Osmân'da ibtidâ bu tabl çalınmışdır. Ve selef-i pâdişâhlarına mahsus sarây-ı müfîd [u] muhtasar bu kal‘adadır. Tâ Ebü'l-feth Sultân Mehemmed'e gelince pâdişâhların sarâyı bu idi. Gâhîce Gâzî Hudâvendigâr Murâd Hân-ı Evvel Edirne'yi sene (---) târîhinde feth edüp Edirne Sarâyı'nda sâkin idi. Ebü'l-feth sene (---) târîhinde İslâmbol'u feth edüp taht-ı sâlis olup Bursa'ya ve Edirne Sarâyı'na rağbet kalmayup Bursa Sarâyı hâlâ mu‘attaldır, ammâ ser-âbdarları, bennâları ve bostâncıları vardır. Ve bu İç kal‘anın cümle şâh-râhları hacer-i kebîrler ile pâk u pâkîze kaldırımlar düşelidir. Ve cümle hâneleri tarz-ı kadîm, ba‘zısı kâfirden kalmış hânelerin taş ve tula dîvârlarında üstâd-ı bennâ birer san‘at ile târihler tahrîr etmişler kim, gûyâ birer kıt‘a hüsn-i hatlardır. Ol hâneler ne kadar zamândır binâ olduğu târîhlerinden ma‘lûmdır ve cümle 223a hâneleri kârgîr binâ-yı zibâ ve serâpâ la‘l-gûn kiremit ile sütûhları mestûrdır ve cemî‘î hânelerin birer gûne serv-misâl musanna‘ ocakları var kim, biri birinden mevzûn şeş-hâne ve müdevver dûd-keşleri vardır. Ve câ-be-câ kal‘a içre servi ve ceviz dırahtları ve rez {üzüm} şecerleri vardır. Ve âb [u] hevâsı latîf mürtefi‘ zemîn olmağıla kal‘a halkı ten-dürüstdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 222b–223a ·
metinde göster ·
Evvelâ cümleden Ulu Câmi‘-i Kebîrdir. Sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân binâ etmişdir. Gûyâ bir kal‘a-i sedd-i Kahkahâ'dır. Bursa şehrinin hevâdâr mürtefi‘ yerine vâkı‘ olmuş bir câmi‘-i azîmdir. Câmi‘ içre cümle (---) aded çâr-kûşe pâye sütûnlardır kim her pâyenin aşağısı âdem kaddî mutallâ ve müzehheb ve münakkaşdır. Dahi fevkinde her pâyenin cânib-i erba‘ası(nda) Yâ Hannân ve Yâ Mennân ve Yâ Deyyân ve Yâ Sübhân ve esmâü'l-hüsnâ ve gûnâ-gûn hatlar ile münakkaşdır. Bu hatların hurûfları ve elifleri üçer zirâ‘ hatlardır kim tarz-ı Musta‘sımî'dir. Ve bu sütûnlar üzre cümle on tokuz kubbe-i tâk-ı kisrâlardır kim cümle imâreti rasâs-ı hâlis ile mestûrdur. Her kubbenin alemleri, şems-i afitâb gibi ziyâ verir. Yigirminci kubbe yeri câmi‘in ortasına vâkı‘ olup kasden üstâd-ı kâmil mekşûf binâ edüp mâhî şebekesi-misâl, kubbe yerine sarı pirinç telden ağ örülmüşdür kim hûş [u] tuyûr giremeyüp andan câmi‘ içre âfitâbın ziyâsı girüp rûşen eder ve bu küşâde kubbe altında kavl-i mezheb-i Hânefî üzre aşren-fe-aşr bir havz-ı müdevveri var, içinde gûnâ-gûn mâ’ide mâhîler şinâverlik ederler ve cümle cemâ‘at-ı kesîr ol havzdan tecdîd-i vuzu‘ edüp ibâdet-i Yezdân ederler. Ve mine'l-acâib mihrâbı vardır kim diller ta‘bîr ü tavsîfinde kâsırdır. Ve bir ceviz haşebi levhasından siyâh minberi üzre üstâd-ı neccâr, var makdûrun sarf edüp ızhâr-ı ma‘rifet edüp bir nakş-ı Mânî ve Erjeng-i nakş-ı bukalemoni minber etmişdir kim bunda olan {Bursa} Fahrî oyması 224a misâl-i şükûfe ve turunca ve islimî ve çâr-gül ve mutabbak gül ve katmer gülleri ve gûnâ-gûn mutahhil ve kitâbeleri cihân ressâmları cem‘ olsa böyle hurdekârlık etmeğe kâdir değillerdir. Gûyâ kuyumcu kalemkârî nakşı bir minber-i ra‘nâdır kim görmeğe muhtâc bir kürsî-i vâlâdır, misli meğer Karadenizin sâhilinde Sinop Câmi‘i'ndeki münakkaş minber ola. Ve bir münakkaş-ı ibret-nümâ mü’ezzinân mahfili var kim gûya mehâfil-i cennetdir. Ve cânib-i erba‘ası revzenler ile câm-ı billûr ve necef ve moranlar ile müzeyyen olmuş bir câmi‘-i rûşen-âbâddır. Evkâfı kavî olmağıla bunda olan halıçalar bir câmi‘de yokdur. Ve her şeb yedi bin kanâdiller ile çerâğân olur câmi‘-i münevverdir ve şeb [u] rûz cemâ‘at-i kesîreden hâlî değildir. Zirâ yetmiş yerde cemî‘î ulûm-ı kesîre dersi‘âmları vardır kim iki bin talebe derse meşgullerdir. Ve bu câmi‘in bir yan kapudan bir yan kapusuna varınca tûlu üç yüz elli ayakdır ve kıble kapusundan mihrâba varınca yüz seksen ayakdır. Üç kapusu var, sol cânibde Hünkâr mahfili kapusu, mahfil-i sultânî tahtânîdir ve Kıble kapusu ve sağ tarafda Mahkeme kapusu ve Kıble kapusu tarafında taşra soffası vardır, ammâ gayrı câmi‘ler gibi harem-i kebîri yokdur. Bir küçük haremdir. Ortasında Şeyhülislâm Azîz Efendi bir âbdesthâne havzı ve muslukları binâ etmiş. Ve bu câmi‘in yemîn [u] yesârında iki kalın tula minâre-i âlîleri var kim eflâke ser çekmişdir. Mahkeme tarafındaki minârenin kadehinde üstâd-ı mi‘mâr bir şâzirvan kadehi îcâd edüp âb-ı zülâlin tâ Keşîş Dağı'ndan uçurup hakkâ ki kemâl-i ma‘rifet ızhar etmişdir. Ammâ şimdiki hâlde mürûr-ı eyyâm ile su yolları bozulup fıskıyye mu‘attal olmuşdur, ammâ kaçan kim bârân-ı rahmet bu şehr üzre nâzil oldukda bu minârenin şerîfesinde cem‘ olan matar-ı rahmet bu mezkûr şâzirvân kadehine cem‘ olup cemî‘î hûş [u] tuyûr-ı vahşîler ol bârân-ı rahmetden nûş edüp def‘-i atşân ederler. Hulâsa-i kelâm bu şehr içre böyle rûhâniyyetli câmi‘ yokdur. Bursa şehrinin gûyâ Ayasofyası'dır. Ve şehrin güzîde yerinde olmağıla cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir kim arâzî-i ma‘mûrede bu câmi‘in nazîri yokdur. İbn-i âdem bu câmi‘in vaz‘-ı esâsı ta‘rîf ve tavsîfinde âciz ü kâsırdır. Bu câmi‘, cümle câmi‘lerden kebîr olmağıla ibtidâ bu ibâdethâne tahrîr olundu. Ammâ ibtidâ Bursa fethinde binâ olunan yukaru ve iç kal‘ada
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 223b–224a ·
metinde göster ·
… i münîf tarh etmişdir kim vâcibü's-seyrdir. Cümleden ahşâbları servi levhası ve
ceviz
levhası ve çimşir levhası ile binâ olunmuş pâdişâhlara mahsûs mahfil-i kürsî-i …
Evvelâ Orta Hisâr'da kefere destinde bir kenîse-i musanna‘ imiş. Sene hamse ve sittin [ve] semânie mi’e'de bu kal‘a Ebü'l-feth Sultan Mehemmed Hân-ı Gâzî {feth} edince nass-ı kâtı‘ ki âyet Arapça fermân-ı şerîfi üzre bu deyr-i mu‘azzamın mihrâbın şarkdan cânib-i kıbleye vely edüp bir câmi‘-i nûr-ı mübîn etmişdir kim ilâ hâze'l-ân derûn-ı câmi‘ nûr ile mâl-â-mâldir. Mihrâbı ve minberi kâr-ı kadîmdir. Ammâ bu câmi‘in şarkî tarafına muttasıl bir hünkâr mahfili vardır. Üstâd-ı neccâr-ı hûrdekâr buna bir tîşe ve erre ve sûhân urup arz-ı ma‘rifet edüp bir mahfil-i münîf tarh etmişdir kim vâcibü's-seyrdir. Cümleden ahşâbları servi levhası ve ceviz levhası ve çimşir levhası ile binâ olunmuş pâdişâhlara mahsûs mahfil-i kürsî-i vâlâdır. Şeb [u] rûz [na]-mesdûd durur bir makâm-ı âlîdir. Ve bu makam-ı fevkânîden gayrı bu câmi‘in cânib-i selâsinde fevkânî sütûnler üzre mahfiller vardır. Cemâ‘at vefret üzre oldukda cemâ‘at bu mahafillerde ibâdet ederler. (---) Kapusu ve bir minâre-i ra‘nâsı vardır ve taşra hareminin cânib-i erba‘asında medrese hücreleri var. Bu câmi‘ rûşen-binâ ser-â-pâ (---)(---) ile mestûr, bu câmi‘ ile kullede olan Yeni Câmi‘den mâ‘adâ câmi‘ler hâric-i sûr ki Tarabefzûn'ın garbî tarafıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 250b ·
metinde göster ·
ve bâğçeli köyleri vardır. Beğlerinin köyünde bir gice yatup vâfir tatyîb-i hât …
Menzil-i Handala : Bu mahalde Gönye sancağı hudûdu tamâm olup Mikrilistân beği Eda-huş nâm aşîret beğinin hudûdudur. Dağları serâpâ çimşiristândır. Ma‘mûr cevizli ve bâğçeli köyleri vardır. Beğlerinin köyünde bir gice yatup vâfir tatyîb-i hâtırımızla mukayyed oldular. 255a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 254b–255a ·
metinde göster ·
… ir. Bir mezhebde değil, harâmî bahâdır kavmdir. Gâyet mahsûldâr dağları vardır.
Cevizleri
ve fındıkları ve zerdavaları çokdur. Silâhları, Arab gibi ok-yay ve harbedir. A …
Çerkes ve Abaza ve Laz ve Arnavud ve Arab-ı Ummân ve Urbân-ı Tayy ve Urban-ı Keys cümle karındaş evlâdları ve Kureyşîlerdir kim Cenâb-ı Bârî'nin hikmet-i ezelîsinde rûy-ı arzı bu kavmler ile müzeyyen etmek imiş. Edîm-i arzı böyle imâr etdi. Arapça Ammâ vilâyet-i Abaz'da ibtidâ ma‘mûr olan aşîret-i Çaçlardır: Mikrilce dahi kelîmât ederler. Zîrâ nehr-i Faşa'nın karşu tarafı sâfî Mikrilistândır. Câc beğzâdeleri vardır. İsmi (---) on bin Aznavu askere mâliklerdir. Bir mezhebde değil, harâmî bahâdır kavmdir. Gâyet mahsûldâr dağları vardır. Cevizleri ve fındıkları ve zerdavaları çokdur. Silâhları, Arab gibi ok-yay ve harbedir. Atlısı azdır, piyâdeleri şehbâzdır, mahbûb u mahbûbeleri şehnâzdır. İskeleleri cânib-i garba iki konak gidüp Lakba derler, azîm iskeledir. Tarabefzûn'a üç yüz mildir. Ammâ gemiler kışlayamaz. Kıble ve gün doğusu gâyet şiddet üzre eser. Andan bir konak yine canib-i garba leb-i deryâ ile
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 257a ·
metinde göster ·
… hammâm ve imâret ve medreseden bir âsâr-ı binâ yokdur. Ammâ bâğı ve bâğçesi ve
cevizliği
gâyet çokdur. Aşağı gayyâ deresi kadar amîk uçurum kayalar dibinden cereyân ede …
Derûn-ı kal‘ada yetmiş aded hurdece hâneleri vardır. Bir câmi‘i var. Enderûn [u] bîrûnında aslâ çârsû-yı bâzâr ve hân ve hammâm ve imâret ve medreseden bir âsâr-ı binâ yokdur. Ammâ bâğı ve bâğçesi ve cevizliği gâyet çokdur. Aşağı gayyâ deresi kadar amîk uçurum kayalar dibinden cereyân eden nehr-i Kerkük kenarında bir müfîd [u] muhtasar hânı vardır. Ve bu kal‘a Şebin Karahisâr hâkinde subaşılıkdır. Ve Koylıhisâr nevâhîlerinden Paşa efendimizi bunda bulup Şebin Karahisâr meyvelerinden hedâyâlar verüp Karahisâr evsâfın nakl edüp sa‘b [u] metîn olduğuna ta‘accüb etdi. Andan kalkup yine cânib-i şimâle bir kûh-ı balaya urûc edüp 6 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 344a ·
metinde göster ·
… inâları münhedim olup yatar. Hâlâ niçe bâğçeler ve bâğlar ve zeytûn ve servî ve
ceviz
dırahtları hudûdları nâ-ma‘lûm câmi‘ler meydân-ı muhabbetde kalmış arz-ı hâliye …
Ve kal‘a hâricinde aslâ imâret yokdur, cümle derûn-ı kal‘adadır. Bu eşkâlde ve bu cirmde olan derûn-ı kal‘ada cümle on sekiz mahalle ve (---) bin aded kiremit ile mestûr bâğlı ve bâğçeli tahtânî ve fevkânî ma‘mûr u müzeyyen hâneler ile ârâste ve şîrîn-kâr imâretler ile pîrâste olmuş şehr-i Çîn-i Rûm'dur. Bu kadar imâristân kal‘anın cânib-i kıblesindedir. Kal‘anın cânib-i şarkîsinde niçe bin hâne-i harâb- 5b -hâneleri türâb imâristân binâları münhedim olup yatar. Hâlâ niçe bâğçeler ve bâğlar ve zeytûn ve servî ve ceviz dırahtları hudûdları nâ-ma‘lûm câmi‘ler meydân-ı muhabbetde kalmış arz-ı hâliye yerler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 5a–5b ·
metinde göster ·
dırahtı cihânı zeyn etmişdir. Şâhdâne kâğız gibi rakîk kabuğı olur. Bâdem lezze …
Memdûhât-ı âhar: Bâğlarında ceviz dırahtı cihânı zeyn etmişdir. Şâhdâne kâğız gibi rakîk kabuğı olur. Bâdem lezzetinde bir gûne cevizi olur kim Mudurnu cevizi meşhûr-ı âfâkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 95a ·
metinde göster ·
… zeyn etmişdir. Şâhdâne kâğız gibi rakîk kabuğı olur. Bâdem lezzetinde bir gûne
cevizi
olur kim Mudurnu cevizi meşhûr-ı âfâkdır.
Memdûhât-ı âhar: Bâğlarında ceviz dırahtı cihânı zeyn etmişdir. Şâhdâne kâğız gibi rakîk kabuğı olur. Bâdem lezzetinde bir gûne cevizi olur kim Mudurnu cevizi meşhûr-ı âfâkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 95a ·
metinde göster ·
… kâğız gibi rakîk kabuğı olur. Bâdem lezzetinde bir gûne cevizi olur kim Mudurnu
cevizi
meşhûr-ı âfâkdır.
Memdûhât-ı âhar: Bâğlarında ceviz dırahtı cihânı zeyn etmişdir. Şâhdâne kâğız gibi rakîk kabuğı olur. Bâdem lezzetinde bir gûne cevizi olur kim Mudurnu cevizi meşhûr-ı âfâkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 95a ·
metinde göster ·
… bir deste-i hân ve bir tavîl zerdûz peşkir-i hân ve koknos ve mika ve sadef ve
ceviz
ve zümürrüd ve seylân ve akîk ve yemenî hoş-âb kaşıkları geldi kim her biri bir …
Netice ba‘de't-ta‘âm mücevher altun leğen ve ibrik ve mümessek sabun ile eller gasl olup ale'l-akîb yine meydân-ı muhabbete bir deste-i hân ve bir tavîl zerdûz peşkir-i hân ve koknos ve mika ve sadef ve ceviz ve zümürrüd ve seylân ve akîk ve yemenî hoş-âb kaşıkları geldi kim her biri birer hazîne değer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 230b ·
metinde göster ·
… rler. Zîrâ bir yalçın Kahkahâ kal‘ası gibi evce ser çekmiş bir sahre-i âlî üzre
ceviz
gibi bir müdevver kal‘a olduğundan görenler ceviz kal‘ası derler, ammâ Süleymân …
Eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Âdilcevz: Kavm-i Ekrâd kal‘a-i Cevz derler. Zîrâ bir yalçın Kahkahâ kal‘ası gibi evce ser çekmiş bir sahre-i âlî üzre ceviz gibi bir müdevver kal‘a olduğundan görenler ceviz kal‘ası derler, ammâ Süleymân Hân adl ile aldığından Âdilcevâz derler. Van deryâsının kenârında ebr-i gûn bir kûh-ı nakş-ı bukalemun zirve-i âsumâna ser çekmiş kaya üzre vâki‘ olmuş seng-tıraş ile mebnî bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn hisâr-ı kadîm ve sûr-ı azîm bir kal‘a-i zîbâdır. Aşağı zemînden kal‘anın ta zirvesine piyâde âdem nısf sâ‘atde urûc etdikde bu kal‘anın şarkîsi ve cenûbîsi tarafında olan Van deryâsı bir halîc-i sağîre gibi nümâyândır. Ta vakt-i çâşt olmayınca ebr-i kebût içre kal‘anın zirve-i a‘lâsı görünmez. Bu iç kal‘a-i âlînin etrâfında asla handak yokdur ve mümkin de değildir. Zîrâ dâ’iren-mâdâr etrâfı şahin yuvalı yalçın yalama kayalardır kim bir tırnak ilişdirecek yeri yokdur ve otuz sekiz aded metîn kulleleri vardır ve cânib-i (---) nâzır bir demir kapusu vardır ammâ biri biri içre üç kat bâb-ı kavîlerdir. Bu kal‘ada cümle yetmiş aded bâğsız ve bâğçesiz daracık hâneleri cümle türâb ile mestûrdur. Derûn-ı kal‘ada Süleymân Hân'ın bir câmi‘i ve cebehâne mahzenleri ve gılâl anbarları ve su sarnıçları ve mehterhâne kullesi ve dizdârhânesi vardır ve azîm balyemez topları vardır. Gayri imâretden âsârı binâ yokdur ve dâ’iren-mâdâr cirmi dörd bin elli adımdır. Ve şekl-i müdevverden cânib-i şimâle tûlânîce vâki‘ olmuşdur. Zîrâ bu kal‘anın taraf-ı şimâlinde bir top menzili ba‘îd bir kûh-ı bâlâ havâlesi olmağile ol havâleyi men‘ ve def‘ içün kal‘ayı ol tarafa tûlânîce inşâ etmişler ammâ ol havâleden bu kal‘aya asla zarar isâbet etmek ihtimâli yokdur. Zîrâ muhâsara eden düşmanın topu güllesi aşrı gidüp deryâya düşer. Andan aşağı,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 242b ·
metinde göster ·
… r çekmiş bir sahre-i âlî üzre ceviz gibi bir müdevver kal‘a olduğundan görenler
ceviz
kal‘ası derler, ammâ Süleymân Hân adl ile aldığından Âdilcevâz derler. Van dery …
Eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Âdilcevz: Kavm-i Ekrâd kal‘a-i Cevz derler. Zîrâ bir yalçın Kahkahâ kal‘ası gibi evce ser çekmiş bir sahre-i âlî üzre ceviz gibi bir müdevver kal‘a olduğundan görenler ceviz kal‘ası derler, ammâ Süleymân Hân adl ile aldığından Âdilcevâz derler. Van deryâsının kenârında ebr-i gûn bir kûh-ı nakş-ı bukalemun zirve-i âsumâna ser çekmiş kaya üzre vâki‘ olmuş seng-tıraş ile mebnî bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn hisâr-ı kadîm ve sûr-ı azîm bir kal‘a-i zîbâdır. Aşağı zemînden kal‘anın ta zirvesine piyâde âdem nısf sâ‘atde urûc etdikde bu kal‘anın şarkîsi ve cenûbîsi tarafında olan Van deryâsı bir halîc-i sağîre gibi nümâyândır. Ta vakt-i çâşt olmayınca ebr-i kebût içre kal‘anın zirve-i a‘lâsı görünmez. Bu iç kal‘a-i âlînin etrâfında asla handak yokdur ve mümkin de değildir. Zîrâ dâ’iren-mâdâr etrâfı şahin yuvalı yalçın yalama kayalardır kim bir tırnak ilişdirecek yeri yokdur ve otuz sekiz aded metîn kulleleri vardır ve cânib-i (---) nâzır bir demir kapusu vardır ammâ biri biri içre üç kat bâb-ı kavîlerdir. Bu kal‘ada cümle yetmiş aded bâğsız ve bâğçesiz daracık hâneleri cümle türâb ile mestûrdur. Derûn-ı kal‘ada Süleymân Hân'ın bir câmi‘i ve cebehâne mahzenleri ve gılâl anbarları ve su sarnıçları ve mehterhâne kullesi ve dizdârhânesi vardır ve azîm balyemez topları vardır. Gayri imâretden âsârı binâ yokdur ve dâ’iren-mâdâr cirmi dörd bin elli adımdır. Ve şekl-i müdevverden cânib-i şimâle tûlânîce vâki‘ olmuşdur. Zîrâ bu kal‘anın taraf-ı şimâlinde bir top menzili ba‘îd bir kûh-ı bâlâ havâlesi olmağile ol havâleyi men‘ ve def‘ içün kal‘ayı ol tarafa tûlânîce inşâ etmişler ammâ ol havâleden bu kal‘aya asla zarar isâbet etmek ihtimâli yokdur. Zîrâ muhâsara eden düşmanın topu güllesi aşrı gidüp deryâya düşer. Andan aşağı,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 242b ·
metinde göster ·
kabuğu kadar sahanlar ve tancereler ve niçe yüz bin hurde ecinne eşyâları bulun …
Hâlâ ol Kamerü'l-Kum'da hurde yaylar ve oklar ve ceviz kabuğu kadar sahanlar ve tancereler ve niçe yüz bin hurde ecinne eşyâları bulunur. Âteşe bıraksan yanmaz ve suya bıraksan batmaz bir gûne ma‘âdîn-i ibret-temâşâ şeylerdir. İnşâallah mahalliyle ol Kamerü'l-Kum-ı Rûm mahalliyle tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 320b ·
metinde göster ·
… kim hâlâ Hind cezîrelerinde bî-hisâb hâsıl olur. Bu dırahtın kil-i ser nâm bir
cevizi
olur. Rûm'a Hind'den getirüp içinde yağlı meyvesin yeyüp gâyet mukavvîdir. Ba‘d …
Sitâyiş-i nahl-i hurma: Müverrihân-ı kudemâ-yı müfessirîn eyle tahrîr etmişler kim bu nahl-i hurmayı Cenâb-ı Rabbü'l-İzzet dest-i kudretiyle tahmîr etdüği Hazret-i Âdem'in tînından ziyâde kalın tîn-ı pâkden kil-i ser nâm bir şecere-i tayyibeyi halk etdi kim hâlâ Hind cezîrelerinde bî-hisâb hâsıl olur. Bu dırahtın kil-i ser nâm bir cevizi olur. Rûm'a Hind'den getirüp içinde yağlı meyvesin yeyüp gâyet mukavvîdir. Ba‘dehû kabuğun biber koyacak hokka ve fincân ve kâse ve kaşık yaparlar, âdem kellesi kadar olanı su kabağı gibi bir musanna‘ şey yaparlar siyâh-reng bir cevz-i müdevverdir. Bi-emri Hudâ ağzı ve burnu ve kaşları ve gözleri ve saçı ve bıyıkları vardır, azîm temâşâ-yı sun‘-ı Hudâ'dır. Bu mezkûr kil-i serün şeceresi tîn-i Âdem'den hâsıl olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 346a ·
metinde göster ·
Banîsi Kostantin kızı Ralina'nındır. Sene 726 târîhinde Bursa fethinden mukaddem bu kal‘ayı Osmân Hân-ı Evvel Rûm keferesi elinden feth etdi, be-dest-i Karamürsel Beğ. Feth ederken usret çekilüp ba‘de'l-feth kal‘a câ-be-câ münhedim edüp, hâlâ eser-i binâları zâhir ve bâhirdir, ammâ leb-i deryâda olmak ile bir sa‘b hisâr-ı metîn imiş. Hâlâ içinde Rûm kefereleri sâkindir. Zamân-ı kadîmde Aya Niko nâm bir deyr-i azîmi olmağile hâlâ Kara Kilise derler. Bâğı ve bâğçesi ve üzümü ve cevizi meşhûrdur. (---) nâhiyesindendir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 83b ·
metinde göster ·
… pet kiraz getirdiler. Her biri Anadolu'da terzi iğnesi peydâ olan Mudurnu şehri
cevizi
kadar {kirazı} vardır. Cümlemiz bu kiraz-ı âbdârlara ta‘accüb edüp birkaç dâne …
Ve memdûhât-ı meyvelerinden eyle ter ve lezîz ve âbdâr ve hoş-güvâr kirazı olur kim Rûm ve Arab u Acem'de nazîri yokdur. Hattâ Melek Ahmed Paşa efendimize bir sepet kiraz getirdiler. Her biri Anadolu'da terzi iğnesi peydâ olan Mudurnu şehri cevizi kadar {kirazı} vardır. Cümlemiz bu kiraz-ı âbdârlara ta‘accüb edüp birkaç dâne kirazı cümleden intihâb edüp terâzûnun bir keffine bir dâne kiraz ve bir keffine bir esedî koyup berâber geldi kim bir esedî sekiz dirhemden ağır gelir. Andan ma‘lûm ola kim Banyaluka kirazı ne kadar iri ve sakîl olur, ammâ lezzetde hoşhor ve âbdâr-ı terdir ve hâzımü'l-ifrâtdır ve ayvası ve hayevânî elması dahi memdûhdur. Ve kapuska ta‘bîr etdikleri lahanası kazan kadar kelle olup cemî‘i yaprakları güllâç varakı gibi terdir. Hattâ Boşnak kavmi bu lahana içün, "Âh dinum ve îmânum kapuska" deyü şehîd olunca lahana yerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 153b ·
metinde göster ·
… ağı dahi olur, ammâ memdûh değildir, ammâ 32 elvân kirazı sicilde mastûrdur kim
ceviz
kadar âbdâr ve hoş-hor kirazları olur, ammâ keçi memesi cümleden meşhûrdur.
Der-zikr-i memdûhât-ı sanâyi‘ât-ı üstâdân: Rûm ve Arab ve Acem'in sayyâdânları mâbeyninde İştib çakısı meşhûrdur, ammâ rakısı mezmûmdur, zîrâ ekseriyyâ ehl-i hirefi çakıcıdır. Cemî‘i diyâra hedâyâ götürürler. Bir gûne müşebbek ve miczem çakısı olur, ammâ bıçağı dahi olur, ammâ memdûh değildir, ammâ 32 elvân kirazı sicilde mastûrdur kim ceviz kadar âbdâr ve hoş-hor kirazları olur, ammâ keçi memesi cümleden meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 38a ·
metinde göster ·
… aky etdiler, ammâ sekir verir bal suların içenler serhoş oldular. Ve vişnâbı ve
cevizi
ve üzüm turşusu ve elması cihânı dutmuşdur.
Netîce-i kelâm bu kadar zamân seyyâh-ı âlemim böyle bir ganîmet şehir ve bu kadar müsâfire ri‘âyet edüp yedirir içirir konakbay hânedân sâhibi âdemler görmedim. Ve cemî‘i asâkir-i İslâm'ı bal şerbeti ile saky etdiler, ammâ sekir verir bal suların içenler serhoş oldular. Ve vişnâbı ve cevizi ve üzüm turşusu ve elması cihânı dutmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 60a ·
metinde göster ·
… münhedim etmişdir. Hâlâ bu kal‘anın cânib-i selâsı bâğ u bâğçe-i cinânlardır ve
ceviz
şecereleri cihânı zeyn etmişdir. Andan 5 sâ‘atde,
Ve kal‘a kapusu önünde handak üzre bir lonca köşkü var. Bu kal‘a zamân-ı kadîmde dest-i keferede iken gâyet metîn ve sa‘b kal‘a imiş. Süleymân Hân Varadin kal‘ası gazâsına {sene 932 târîhinde bu kal‘ayı vere ile feth edüp kal‘asın münhedim edüp} giderken iç kal‘adaki deyri bile münhedim etmişdir. Hâlâ bu kal‘anın cânib-i selâsı bâğ u bâğçe-i cinânlardır ve ceviz şecereleri cihânı zeyn etmişdir. Andan 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 60b ·
metinde göster ·
… iddet-i şitâda geçmek müyesser olup huddâmlarımız üzüm ve her at terki altından
ceviz
ve kızılcık meyveleri değşirmeden tamâm oldular. Tâ bu mertebe bâğlarında gûnâ- …
Ve hisâr hâricinde bir müfîd ü muhtasar hânı ve elli aded dükkânları var, ammâ hammâmı ve gayri imârâtları yokdur, lâkin bu kal‘a bir dereli ve depeli zemîne vâkı‘ olmağile bâğları çokdur. Hudâya ayândır bir kerre bu bâğlar içre bir şiddet-i şitâda geçmek müyesser olup huddâmlarımız üzüm ve her at terki altından ceviz ve kızılcık meyveleri değşirmeden tamâm oldular. Tâ bu mertebe bâğlarında gûnâ-gûn şîreli âbdâr üzümü firâvân olur. Bu Seçoy'un Peçoy-ı dilcûy gibi havâsı latîfdir, zîrâ mâbeynehümâsı bir merhale yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 70a ·
metinde göster ·
… rdengi ve müselles-i şer‘iyyesi gâyet memdûhdur. Ve zeytûnu ve servî dırahtı ve
cevizi
ve bâğ u bâğçesi bî-hisâbdır.
Ve bu kasabanın âb [u] hevâsı gâyet latîf ve sevâhildir. Üzümü ve narı ve inciri ve emrûdu ve elması ve beyâz kirazı çokdur. Hattâ bu sene-i mübârekede ibtidâ kirazı bu Bolagay'da yedik, ammâ âbdâr hoş-hor gülnar kirazı olur. Ve dağlarında hâsıl olan narından nardengi ve müselles-i şer‘iyyesi gâyet memdûhdur. Ve zeytûnu ve servî dırahtı ve cevizi ve bâğ u bâğçesi bî-hisâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 161a ·
metinde göster ·
… ri üzre cânib-i garba nehr-i Neretva'ya nâzır beyt-i ra‘nâlardır kim bâğlarında
ceviz
ağaçları gâyet çokdur. Ve havâsı gâyet latîf olduğundan cümle kasabalardan evve …
Ve cümle hâneleri biri biri üzre cânib-i garba nehr-i Neretva'ya nâzır beyt-i ra‘nâlardır kim bâğlarında ceviz ağaçları gâyet çokdur. Ve havâsı gâyet latîf olduğundan cümle kasabalardan evvel bunun meyvesi hâsıl olur. Bâğı ve bâğçesi bî-hisâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 161b ·
metinde göster ·
ağaçları çok olmağile karkası çokdur. Hattâ Rûm'da elsine-i nâsda darb-ı meseld …
Lisân-ı Macarda (---)(---) demekdir. Ervâm lisânında Karka kal‘ası demekdir. Hakkâ ki 16b dağlarında ceviz ağaçları çok olmağile karkası çokdur. Hattâ Rûm'da elsine-i nâsda darb-ı meseldir kim karka koza bakar gibi bakar dedikleri üzre karkaları çok olduğundan Çavka kal‘ası derler. Ustolni-Belgrad hükmünde subaşılıkdır ve niyâbetdir. Dizdârı ve iki yüz mikdârı merdüm-hisârı vardır. Kal‘ası Polata ve Bakvan dağları mâbeyninde bir püşte-i âlîye yapışmış bir küçük Şeddâdî binâ bir kal‘acıkdır, ammâ içine girmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 16a–16b ·
metinde göster ·
… r pâre tahtacığı ısırup sabâha dak dişlerim polad-ı Nahşevânîye dönüp fındık ve
ceviz
kırmağa liyâkatli dişler olup cihân kadar hazz edüp cerrâha bir Kaya Sultân yağ …
Hemân cerrâha {dişlerim} gösterüp ol ân kırmızı sudan dişlerimin etlerine sürüp mezkûr gibi bir pâre tahtacığı ısırup sabâha dak dişlerim polad-ı Nahşevânîye dönüp fındık ve ceviz kırmağa liyâkatli dişler olup cihân kadar hazz edüp cerrâha bir Kaya Sultân yağlığı verdim. Safâ edüp bir küçücük şîşecik içinde kırmızı sudan nîm dirhem kadarca su verdi. 63b Ve cerrâh eyitdi kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 63a–63b ·
metinde göster ·
… r ve servî ve ar‘ar ve palasanta ve ardıç ve yenidünyâ ve sindiyân ve çemşîr ve
ceviz
ve çınar ve günlük ağaçlarından ve gayri hoş-bû haşeblerden mebnî münakkaş ibre …
Ve cümle tavanı ûd u sanavber ve servî ve ar‘ar ve palasanta ve ardıç ve yenidünyâ ve sindiyân ve çemşîr ve ceviz ve çınar ve günlük ağaçlarından ve gayri hoş-bû haşeblerden mebnî münakkaş ibret-nümâ tavandır, ammâ mâbeynlerinde balık kemiği ve kuş kemiği ve kehribâdan biçilmiş tahta tavanlar vardır, ammâ aşağı kat dîvânhâneleri cümle kârgîr binâlı ve toloz kemerli kubâblar ile inşâ olunmuş dîvânhâne ve hücrelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 68a ·
metinde göster ·
… inde top top edüp ıssı ıssı sizbala batırup yerler. Sizbal bir gûne pişidir kim
cevizi
havanda döğüp hardal ve tuz ile karışdırup kâselere korlar. Ve cevizin yağın çı …
Der-medh-i ta‘âm-ı Çerkez: Cümle darıdan pişmiş pasta yerler, ya‘nî darı lapasını pekçe pişirüp ellerinde top top edüp ıssı ıssı sizbala batırup yerler. Sizbal bir gûne pişidir kim cevizi havanda döğüp hardal ve tuz ile karışdırup kâselere korlar. Ve cevizin yağın çıkarup kırmızı Freng biberiyle döğüp 150b ol kırmızı ceviz yağıyla biber yağın mezkûr sizbal içine koyup pastayı bu sizbala batıra batıra yerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 150a–150b ·
metinde göster ·
… şidir kim cevizi havanda döğüp hardal ve tuz ile karışdırup kâselere korlar. Ve
cevizin
yağın çıkarup kırmızı Freng biberiyle döğüp 150b ol kırmızı ceviz yağıyla bib …
Der-medh-i ta‘âm-ı Çerkez: Cümle darıdan pişmiş pasta yerler, ya‘nî darı lapasını pekçe pişirüp ellerinde top top edüp ıssı ıssı sizbala batırup yerler. Sizbal bir gûne pişidir kim cevizi havanda döğüp hardal ve tuz ile karışdırup kâselere korlar. Ve cevizin yağın çıkarup kırmızı Freng biberiyle döğüp 150b ol kırmızı ceviz yağıyla biber yağın mezkûr sizbal içine koyup pastayı bu sizbala batıra batıra yerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 150a–150b ·
metinde göster ·
… orlar. Ve cevizin yağın çıkarup kırmızı Freng biberiyle döğüp 150b ol kırmızı
ceviz
yağıyla biber yağın mezkûr sizbal içine koyup pastayı bu sizbala batıra batıra …
Der-medh-i ta‘âm-ı Çerkez: Cümle darıdan pişmiş pasta yerler, ya‘nî darı lapasını pekçe pişirüp ellerinde top top edüp ıssı ıssı sizbala batırup yerler. Sizbal bir gûne pişidir kim cevizi havanda döğüp hardal ve tuz ile karışdırup kâselere korlar. Ve cevizin yağın çıkarup kırmızı Freng biberiyle döğüp 150b ol kırmızı ceviz yağıyla biber yağın mezkûr sizbal içine koyup pastayı bu sizbala batıra batıra yerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 150a–150b ·
metinde göster ·
… ir ma‘denleri ve niçe ma‘âdinler dahi çokdur, ammâ şiddet-i şitâ kânı olmak ile
cevizi(
?) ve üzümü ve sâ’ir fevâkihâtları yokdur, ammâ câ-be-câ bâğçelerinde elması olu …
Ve yedi gûne altun ve gümüş ve bakır ve demir ma‘denleri ve niçe ma‘âdinler dahi çokdur, ammâ şiddet-i şitâ kânı olmak ile cevizi(?) ve üzümü ve sâ’ir fevâkihâtları yokdur, ammâ câ-be-câ bâğçelerinde elması olur. Lâkin bostânlarında kavunu ve karpuzu ve kabakları çok olur. (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 169b ·
metinde göster ·
kadar sarı bir taş çıkarup gözlerine sürüp yine koynuna koyup alnındaki necâset …
Ve ağzından bir ceviz kadar sarı bir taş çıkarup gözlerine sürüp yine koynuna koyup alnındaki necâseti dahi kar ile silüp döne döne paşanın yanına geldi. Ve paşayı nehr-i Kuban kenârında ayak üzre bulduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 193a ·
metinde göster ·
… : Ağrıboz köfteri nâmıyla şöhre-i şehr olmuş Urûm şîresinden perveriş olmuş içi
cevizli
ve bâdemli bir lezîz ve ter köfteri olup lezzetinden ve râyiha-i mümessekinden …
Der-vasf-ı memdûhât-ı meşhûrât: Ağrıboz köfteri nâmıyla şöhre-i şehr olmuş Urûm şîresinden perveriş olmuş içi cevizli ve bâdemli bir lezîz ve ter köfteri olup lezzetinden ve râyiha-i mümessekinden âdem yemek ile doyamaz. Sandûkalar içre koyup Rûm ve Arab u Acem'e hedâyâ götürürler. Ve İslâmbol'dan ve Rûmeli'nden bu şehre gelince aslâ hurmâ ağaçları yokdur, ammâ bu şehrin bâğ u bâğçelerinde nahl-i hurmâ-yı serâmedler çokdur. Ve âbdâr kirazı olur, zîrâ bu şehrin hevâsı sevâhildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 249a ·
metinde göster ·
… ve âbdâr âlûları ve alû[-yı] buhârâî ve âlû-yı mardini ve âlû-yı berekâtlısı ve
ceviz
ve kestânesi ve kızılcık ve 324a bâdemi ve'l-hâsıl cemî‘i Eskidünyâ ve Yenidü …
Hattâ bir salkım üzümde yetmiş gûne dâne verir üzüm ağaçları ve bir söğüd ağacında elma ve şeftâlû verir ağaçlar ve niçe kerre yüz bin tud ağaçlarının her birinde envâ‘ından tut meyvesi hâsıl olur dud ağaçları ve her salkımı kırkar ellişer vukıyye gelir engûrü ve seksen gûne âbdâr emrûd ağaçları ve kırk gûne elması ve gûnâ-gûn âbdâr kirazları ve vişne ve kaysısı ve âbdâr âlûları ve alû[-yı] buhârâî ve âlû-yı mardini ve âlû-yı berekâtlısı ve ceviz ve kestânesi ve kızılcık ve 324a bâdemi ve'l-hâsıl cemî‘i Eskidünyâ ve Yenidünyâ meyveler dırahtları mevcûd olduğundan mâ‘adâ yeni dünyânın niçe kerre yüz bin gûne şükûfeleri ve Rûm ve Arab u Acem ve Hind ü Sind ve Frengistân ve Hoten ve Hıtâ ve Çîn ü Fağfûr ve Mâçîn vilâyetlerinin şükûfeleri ile bu bâğ-ı Arhonoz müzeyyen olmuşdur. Cümleden biri yüz yigirmi hâneli mâvî ve beyâz ve yeşil sünbülleri olur kim bu dünyâda görülmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 323b–324a ·
metinde göster ·
Ve bu şehirde cümle ahibbâ ile vedâlaşup garb tarafındaki dağlar eteğinde yigirmi beş pâre ma‘mûr kurâları ve âb-ı hayâtlı râhlı ve mahsûllü sahrâları ve kettânı ve engûrü ve cevizi ve unnâbı firâvân belîdeleri ubûr ederek, 4 sâ‘atde kûh-ı bi-emân Demirci beline urûc etmeğe başladık. Kâmil iki sâ‘atde evc-i semâya münkalib olmuş bir kûh-ı Demâvend-i bülenddir. Ve bu kûhun tâ zirve-i a‘lâsında Oklu Çam nâm mahalle vardık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y23b ·
metinde göster ·
Ve kapusu ceviz ağacı levhasından Fahrî oyması-misâl nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn bâb-ı musanna‘dır kim Hudâ âlimdir cemî‘i ressâm ve zerger kalemkârları buna mânend bir kapu nakş-ı Bihzâd etmeğe kâdir değillerdir. Her bir rûmî ve islimîleri ve gayri şükûfeleri biri biri içre kat-ender-kat göstermiş kim vâcibü's-seyr bir bâb-ı kebîrdir. Misli Kırım diyârında Kefe kal‘asının Top kapusundan içeri girdikde Kulle Kapusu câmi‘inin kapusu ola. Ol dahi ibret-nümâ bâb-ı musanna‘dır. Ve hareminin ortasında bir musanna‘ âbdest havuzu vardır, ehl-i Nif tecdîd-i vuzû‘ ederler. Ve bu câmi‘in solunda çârsûya enecek yedi kademe taş nerdübânlı harem kapusudur. Ve kârgîr minâresi gâyet mevzûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y32b ·
metinde göster ·