… a Mankıt illeri bunların yurdlarıdır. Gâyet semîn atları olur lahm [ü] şahmları
ceyran
lahmından fark olunmaz. Gâyet mukavvî ve serî‘u'l-hazm atlarının etleri olur. B …
Bu hakîrin ibtidâ at eti yiyüp Tatar askeriyle sefer eşdiğimiz bu Azak senesidir. Bu hakîr gerçi Tatar Hâna müntesib idik. Ammâ kabîle-i Mansûrlu beğlerinden Kaya Beğ kovuşuyla eşüp yovar bar-keşi idik. Yarar nâmdâr ağırmak atlarımız var idi. Ve bu kabâ’il-i Mansûrlu Kırım'ın yurd ekeleridir, ya‘nî Kırım cezîresinin sâhibleridir. Gözleve kal‘ası tarafında Mankıt illeri bunların yurdlarıdır. Gâyet semîn atları olur lahm [ü] şahmları ceyran lahmından fark olunmaz. Gâyet mukavvî ve serî‘u'l-hazm atlarının etleri olur. Bu menzîlde sabâh olup şems-i âteş-tâb kulle-i felekden tulû‘ edince cümle 263a kovuşlardan öt ağaları taraf taraf köslerin çalınca cümle Tatar sadaklanup savatlanup atlara süvâr olup 9 sâ‘at yürüyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 262b–263a ·
metinde göster ·
… âlik bir müşkil işleri olsa bu âsitâneye gelüp Şem‘ûn-ı Safâ'nın kendi hattıyla
ceyran
derisi üzre Hazret-i İsâ'ya nâzîl olan İncîl-i sahîh bu âsitânededir. Nasârâ ol …
Bu diyârın mahkemesi âsitâne-i Şem‘ûn'dur. Ol ecilden mahkeme kadılarına rağbet yokdur. Bu dahi bir nazargâh-ı ibret-nümâdır. Nasârâ tâ’ifesi kezâlik bir müşkil işleri olsa bu âsitâneye gelüp Şem‘ûn-ı Safâ'nın kendi hattıyla ceyran derisi üzre Hazret-i İsâ'ya nâzîl olan İncîl-i sahîh bu âsitânededir. Nasârâ ol İncîl'e el urup yemîn ederler. Mücrim olan havf edüp el uramaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 39b ·
metinde göster ·
… ede ve gözleri meş‘al gibi şu‘le vermede ve dendânları fil dişi kadar olmada ve
ceyran
tüğü gibi tüğleri nümâyân olmada. Bu hâl üzre ol meydânda ol evren, nîm sâ‘at d …
Diğer acîbe-i ibret-nümâ-yı âhar: Hemân Monlâ Muhammed garârı yanına gelüp garâr içinden bir alaca münakkaş uçkur çıkarup peştemâlı elinde biraz pinhân edüp sehel oturup yine uçkuru peştemâlı elinden çıkarup uçkur-ı mezbûru yine garârı içine kodu. Anı gördük, harârı içinde bir gürüldü ve bir sâ‘ika ve bir harekât zâhir olup garârın ağzından taşra bir azîm mefret yılan başı zâhir olup taşra süzülüp rimâl üzre şiddet-i hârda âfitâba karşu yatup çörek çörek oldu. Ammâ soludukça büyümede ve gözleri meş‘al gibi şu‘le vermede ve dendânları fil dişi kadar olmada ve ceyran tüğü gibi tüğleri nümâyân olmada. Bu hâl üzre ol meydânda ol evren, nîm sâ‘at durup vücûdu fil cüssesi kadar oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 232a ·
metinde göster ·
… : Her kârları memdûhdur ammâ kâr sâhibi meşhûrdur. Hatta bir gûne üzengi derler
ceyran
derisinden örerler kim sihr-âsârdır. Ve zergerleri ve hayyâtları ve haddâd kılı …
Ve memdûhât-ı sanâyi‘ât: Her kârları memdûhdur ammâ kâr sâhibi meşhûrdur. Hatta bir gûne üzengi derler ceyran derisinden örerler kim sihr-âsârdır. Ve zergerleri ve hayyâtları ve haddâd kılıçları Diyârbekirliden ziyâde meşhûr-ı âfâklardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 342b ·
metinde göster ·
… nın cânib-i kıbleye nâzır olan Müşrâk kapusundan çıkup kâmil üç sâ‘at çöl gidüp
ceyran
şikârları ve arslan cengleri ederek sıhhat ü selâmetle,
Evvelâ şehr-i Basra'nın enderûn [u] bîrûn berr ü beyâbân çölistânında niçe kerre yüz bin sa‘îd ü şehîd kibâr-ı kümmelînler medfûnlardır. Evvelâ Basra'nın cânib-i kıbleye nâzır olan Müşrâk kapusundan çıkup kâmil üç sâ‘at çöl gidüp ceyran şikârları ve arslan cengleri ederek sıhhat ü selâmetle,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 362b ·
metinde göster ·
… andan ale's-sabâh yine cânib-i şimâle 5 sâ‘atde yine sayd [u] şikâr-ı erneb ve
ceyran
ederek,
Ziyâret-i eş-Şeyh Hazret-i Çoban Sultân: Erzurûm eyâletinde Hasan kal‘ası kurbünde nehr-i Araz üzre bâlâda merkûm olan cisr-i Çoban'ı inşâ eden Âl-i Çobaniyân'dan bu dahi bir pâdişâh-ı Çobaniyân idi. Terk-i tâc u taht u baht edüp bu mahall-i fezâda bir bâğ-ı İrem içre bir mesîregâh kubbede medfûn olup ziyâretgâh-ı avâm-ı ünâs-ı hâs [u] âmdır. Ve bu 390a mahalde nehr-i Batmân Hasankeyf'e gelmezden üç sâ‘at mukaddem Şatt-ı Dicle'ye rîzân olur ve nehr-i Batmân'ın Miyâfârikîn ve Zirkî ve Bitlîs dağlarından tulû‘ edüp kal‘a-i Hazzo altında cisr-i Batmân altından ubûr etdiği, Van'a Melek Ahmed Paşa ile revâne olurken mufassal tahrîr olunmuşdur. Ve Şeyh Çoban ziyâretinde bir gece zevk u safâ edüp andan ale's-sabâh yine cânib-i şimâle 5 sâ‘atde yine sayd [u] şikâr-ı erneb ve ceyran ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 389b–390a ·
metinde göster ·
u erneb ve gâv-ı beyâbânî ve hımâr-ı berrî ve niçe bin gurâb-ı vahşî gark olduğ …
Ve bu ma‘dende nice ceyran u erneb ve gâv-ı beyâbânî ve hımâr-ı berrî ve niçe bin gurâb-ı vahşî gark olduğundan Kargaçamı derler. Ma‘mûr [u] âbâdândan pür-nişândır ammâ hâlâ harâb [u] virândır. Ve mesken-i Ekrâd-ı Şakakîyândır. Ve bu Kargaçamı nâm mahallin cânib-i garbîsi çölünde bir hayli mesâfe-i ba‘îde yerde bir azîm katran gölü vardır. Anda dahi niçe bin zî-rûh kısmı gark olur. Bu katrandan dahi niçe bin deve yükü kara katranı vilâyet vilâyet taşırlar. Bu dahi ma‘âdin-i azîmdir kim vâcibü's-seyrdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 405a ·
metinde göster ·
… ] amân ederek hazîne-i Lagoş'dan taşra çıkarken hazîne kapusu üzre bir çâr-kûşe
ceyran
derisi kâğızı üzre Nemse lisânı üzre bir hatt-ı latîf yazılmış. Hemân ol kâğızı …
"Allâh ile ahdim olsun, bu gazâ mâlıyla Kudüs-i Şerîf'e bir kal‘a inşâ edeyim ve Medîne-i Münevvere'ye bir kal‘a-i metîn edeyim ve İslâmbol'a kemerler ile sular getireyim ve hasbetenlillâh bir câmi‘ ve niçe hayrât [u] hasenâtlar edeyim" deyüp ahd [ü] amân ederek hazîne-i Lagoş'dan taşra çıkarken hazîne kapusu üzre bir çâr-kûşe ceyran derisi kâğızı üzre Nemse lisânı üzre bir hatt-ı latîf yazılmış. Hemân ol kâğızı yerinden kal‘ etdirüp ve tercüme etdirüp kırâ’at ederler. Mazmûn-ı kelâmı oldur kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 74b ·
metinde göster ·
… ma‘sûm-ı pâk kırkına bâliğ oldukda ben buna îmân getiririm. Ammâ hele şimdi sen
ceyran
derisi üzre mürekkeble sağ eli pençesin basup pençesi nakşı bende dursun. Eğer …
"İmdi müjde sana! Karındaşın oğlu âhir zamân peygamberi Muhammed olacakdır. Ve cemî‘i dünyâ bunun ümmeti Arab u Acem ve Hind ü Sind ve Tatar ü Türkmân müslümânları altında olacakdır. Bu rûy-ı arza kadem basdıkda ol gece niçe kerre yüz bin alâmetler bu dünyâda zâhir ü bâhir olup Âteşgede-i Nemrûd ve Tâk-i Kisrâ ve Ayasofya kubbesi ve Kızılelma-yı Roma kubbesi ve Kızılelma-yı Ungurus-i Budin'in manastırı çanlığı ve İslâmbol'un üç yüz altmış altı aded tılsımâtları cümle bu oğlan tevellüd etdiği gece münhedim oldu. Yâ Ebû Tâlib! Sen bu oğlanı Mekke düşmanlarından pek hıfz edüp böyle vilâyet vilâyet ticârete gezdirme. İnşâallâh bu ma‘sûm-ı pâk kırkına bâliğ oldukda ben buna îmân getiririm. Ammâ hele şimdi sen ceyran derisi üzre mürekkeble sağ eli pençesin basup pençesi nakşı bende dursun. Eğer dahi mu‘ammer olursam bende durup tekâlîf-i avândan berî olurum. Benden sonra sâ’ir pa[pa]sların her kangısında bu dest-nakş-ı Muhammed bulunursa mu‘âf u müsellem olurlar" dedikde hemân Ebû Tâlib Bahîrâ papasın hâtırıyçün eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 100b ·
metinde göster ·
… zre demir çarıklı kefereler kış kürklerin geyüp horilka rakıların içüp buz üzre
ceyran
gibi seküp hizmet ederlerdi. Kal‘a hatmanı dahi elçi hâtırıyçün askeriyle bile …
Andan bu kal‘a-i Praskirmân hatmanı beş yüz aded tüfengli asker elçiye imdâd verüp cümle hükmünde olan re‘âyâların boğazlarında tüfengleri ve ayaklarında demir mıhlı çarıkların geyüp Heyhât sahrâsı buzu deryâsı üzre demir çarıklı kefereler kış kürklerin geyüp horilka rakıların içüp buz üzre ceyran gibi seküp hizmet ederlerdi. Kal‘a hatmanı dahi elçi hâtırıyçün askeriyle bile giderlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 180b ·
metinde göster ·