on altı sene mürûr edüp hicret-i nebeviyyenin iki yüz kırk dört senesinde Hârûn …
Bu ceng 193a ü cidâlden on altı sene mürûr edüp hicret-i nebeviyyenin iki yüz kırk dört senesinde Hârûnu'r-Reşîd müstakil halîfe-i Bağdâd olup yüz elli bin asker ile bu Malatıyye'yi mukaddemâ serdârlıklarında bî-feth avdet etdüğinden bu Malatıyye'de muhabbeti kalmış idi. Seydi Battâl Gâzî hâtıriyçün niçe hazâ’in-i Irâk masraf edüp Malatıyye'ye bir sûr-ı üstüvâr inşâ etdi. Ba‘dehû iki kerre yüz bin asker ile İslâmbol'u {Hârûnu'r-Reşîd} muhâsara edüp âhir bilâ feth avdet müşkildir deyü sulha rağbet eyleyüp bir sığır postu cirminde İslâmbol içre yer istedikde Alina Kral rızâ verüp Hârûnu'r-Reşîd sığır derisin incecik sırım dilüp Koca Mustafâ Paşa Câmi‘i yerinde Kızlar Manastırı nâm mahalde bir kal‘a binâ edüp içine kifâyet mikdârı cebehâne ve asker koyup beher sene küffârdan ellişer bin altun harâc gelmek üzre Hârûnu'r-Reşîd Bağdâd'a avdet edüp Malatıyye'de meştâ edüp imâr ederken İslâmbol'da Alina Kral-ı dâll isyân edüp İslâmbol içindeki ümmeti Muhammed'i katl-i âm ederken içlerinde ashâb-ı güzînden iş görmüş şecî‘ âdemler var idi. Ceng-i azîm ide ide niçe küffârları dendân-ı tîğdan geçirüp âhir kendiler de bî-hisâb küffâr içinde cümle şehîd olup Ebü'l-Makassıd nâm bir hümâm-ı be-nâm kalup bi-emrillah Alina Kral'ı katl edüp kendiyi de şehîd etdiler. Bu ahvâl-i pür-melâli Hârûnu'r-Reşîd ve Seyyid Battâl Gâzî Malatıyye'de istimâ‘ edüp İslâmbol'da şehîd olanlara bedel iki o kadar olmak üzre diyâr-ı İslâmda bulunan üsârâ küffârlardan yigirmi bin kefere ve fecere katl ederler. Hâlâ Malatıyye hâricinde nehr-i Deyr-i Mesîh ve nehr-i Pül sâhilinde çâh-ı gayyâlar içre üstühân-ı kefereler leb-ber-lebdir. Netîce-i kelâm mürûr-ı eyyâm ile bu Malatıyye üzre niçe ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl olup âhir ibtidâ Rûm'a kadem basan Âl-i Selçukiyân'dan Sultân Alâeddîn sene 76 târîhinde ceng-i azîm ile Ermenî destinden dest-i kuvvetle feth edüp cümle küffârı dendân-ı tîğdan geçirüp kal‘asın hâke berâber etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 192b–193a ·
metinde göster ·
Murâfa‘a-i şer‘de Kaya'yı ‘boşarsın’ ve ‘boşamam’ derken bu kadar lecc-i
cidâlden
sonra bilmem lisânımdan nice sâdır oldu? Hemân dilimden bir ‘boş’ lafzı çıkup b …
Murâfa‘a-i şer‘de Kaya'yı ‘boşarsın’ ve ‘boşamam’ derken bu kadar lecc-i cidâlden sonra bilmem lisânımdan nice sâdır oldu? Hemân dilimden bir ‘boş’ lafzı çıkup bir ‘âh’ dedim ki hâlâ Evliyâm ol âhdan cümle vücûdum berk-i hazân gibi dir dir ditreyüp hemân acığımdan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 77a ·
metinde göster ·
… bizim askerimiz üzerine geldikden bizden anlara bir yaylım kurşum urup ceng [u]
cidâlde
iken hemân yine Kalga Sultân askeriyle dönek edüp aslâ küffâra bakmayup hemân G …
Birkaç yüz Tatar hâk-i mezellete düşünce hemân Kalga Sultân bir kerre cengden yan verince hemân küffâr fürce bulup şîrînleyüp Tatarı kovarak bizim askerimiz üzerine geldikden bizden anlara bir yaylım kurşum urup ceng [u] cidâlde iken hemân yine Kalga Sultân askeriyle dönek edüp aslâ küffâra bakmayup hemân Galata'da olan kâfirin taburuna girüp gâret [u] âlân u tâlâna başlayınca, hemân küffâr bu hâli görüp tabura ve şehr-i Yaş'a girmeğe cân atup cümle top u tüfeng ve fişeng ve cebehâne ve bârhânesin bize bırağup "Firâren an tevâli'l-kesürât" deyüp kaçmada.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 102a ·
metinde göster ·
Ve mukaddemâ bizler vakt-i seher arsa-i meydânda ceng [ü]
cidâlde
iken yine bizim gâzîler getirdiği dillerin dilleriyle başların bir yerden keser …
Ve mukaddemâ bizler vakt-i seher arsa-i meydânda ceng [ü] cidâlde iken yine bizim gâzîler getirdiği dillerin dilleriyle başların bir yerden keserler imiş, hattâ serâperde önünde olan çemenzâr-ı ahzar-gûn hûn-ı insân ile la‘l-gûn olup küffârın kelleleri hûn-ı insânın cereyânından hûnile galtân olup pâypûş ile o kanara meydânında gezilmez olup serâperde önündeki kanlar üzre yeni toprak nisâr etdiler, ammâ ne mümkün, cümle türâb ân-ı vâhidde hûn-ı insân ile tahmîr olup la‘l-gûn bir fezâ-yı mezbah-cây oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 106b ·
metinde göster ·
… nâfi‘ eğir kökü otu olur. Ve cerrâhları gâyet memdûhdur, zîrâ her bâr ceng [ü]
cidâlde
yaralı ve bereli mecrûhları çok olur.
Memdûhâtından otu ve otluğu ve odunu ve gûnâ-gûn balığı ve gölünde olan eğir kökü otu Azak kal‘asında ve Bolı sancağı yanında Çağa gölünde olmaz gâyet nâfi‘ eğir kökü otu olur. Ve cerrâhları gâyet memdûhdur, zîrâ her bâr ceng [ü] cidâlde yaralı ve bereli mecrûhları çok olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 183a ·
metinde göster ·
… 'dan domuz sürüsü gibi çıkup görünen askerimiz üzre hov edüp bir hayli ceng [ü]
cidâlden
sonra bizim askerimiz yan verüp firâr eder şeklinde oldukları gibi küffâr-ı dûz …
Sene (---) târîhinde Serdâr Alî Paşa'ya itâ‘at etmeyüp belki binden ziyâde toplar atdı. Ol gece Melek Ahmed Paşa efendimiz Rûmeli eyâletine mutasarrıf olmağile Rûmeli askerinden nısfu'l-leylde üç bin asker-i pür-silâh pusuya koyup kendüleri ale's-sabâh kâfire bek gösterdikde hemân küffâr-ı hâksâr bu kal‘a-i Köyvar'dan domuz sürüsü gibi çıkup görünen askerimiz üzre hov edüp bir hayli ceng [ü] cidâlden sonra bizim askerimiz yan verüp firâr eder şeklinde oldukları gibi küffâr-ı dûzah-karâr askerimizin akîbine düşüp kovarken kal‘a geriden hayli alarka olduklarında hemân Melek Ahmed Paşa efendimizin geceden kemîngâhlara koduğu asker-i İslâm ejder-i heft-ser gibi pusudan sadâ-yı Allâh Allâh ile çıkup küffâr iki asker ortasında kalup topa tutulmuş maymûna küffârı kıra kıra cân kurtulmayup bu kadar mâl-ı ganâ’imle guzât-ı Rûmeli muğtenim olup aşağı dere kenârındaki varoşu ihrâk etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 91a ·
metinde göster ·
… rine hasm-ı kavîler olup elbette her gün bir tarafdan düşmanları gelüp ceng [ü]
cidâlden
hâlî değillerdir.
Ez-în-cânib bu mezkûr Or dağı dibindeki Pedsi kabağı etrâfı kal‘a-misâl dörd kat çalıdan ve azîm dıraht-ı müntehâlardan örülmüş haşebden kal‘a gibi sûrdur. Cümle Çerkes vilâyetlerinin kabak ve pişkövlerinin etrâfları böyledir, zîrâ cümle Çerâkize kavimleri birbirlerine hasm-ı kavîlerdir kim her bâr ceng [ü] cidâlleri birbirleriyle eksik değildir. Ve birbirlerin uğurlayup satmadadırlar. Ve dağlardan Arit Abaza ve Sadşe Abaza ve Cenbe Abaza ve Kamış Abaza ve Sovuksu Abaza ve Aşağı Abaza ve Yukaru Abaza ve Merşan Abaza ve'l-hâsıl 152b cümle Abaza kavimleri dahi bu Çerâkese aşiretlerine hasm-ı kavîler olup elbette her gün bir tarafdan düşmanları gelüp ceng [ü] cidâlden hâlî değillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 152a–152b ·
metinde göster ·
… erhâş edüp mahbûb u mahbûbe Manya kızları ve gulâmları getirüp her gün ceng [ü]
cidâlden
hâlî değillerdir. Ve bu kal‘adan taşra Manya küffârı havfinden aslâ evler yokdu …
Bu kal‘ada aslâ hân u dükkân ve hammâm ve medrese ve mekteb ve gayri imâretden eser yokdur. Ancak Sultân Mehemmed Hân'ın bir küçük câmi‘i ve kal‘a kapusu üzre bir mescidi vardır. Bu kal‘a bir cezîre yerde olmak ile aslâ bir şey bulunmaz. Cümle Mizistre'ye muhtâclardır. Ammâ halkı gâyet şehbâzlardır. Her bâr Manya küffârıyla savaş-ı perhâş edüp mahbûb u mahbûbe Manya kızları ve gulâmları getirüp her gün ceng [ü] cidâlden hâlî değillerdir. Ve bu kal‘adan taşra Manya küffârı havfinden aslâ evler yokdur. Ancak küçük kulle gibi çiftlikleri çokdur, zîrâ gâyet mahsûldâr sahrâsı vardır. Bu kal‘adan aşağı nehr-i Arna, Manya dağlarından gelüp bu mahalle karîb Akdeniz'e karışır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 275b ·
metinde göster ·
… Kandiye kal‘asının iki tarafında asâkir-i İslâm muhâsarada germâ-germ ceng [ü]
cidâlde
iken sene 1079 (---) sinde Kapudan Kaplan Paşa seksen pâre kadırga ve kırk pâre …
Hikmet-i Hudâ bu Kandiye kal‘asının iki tarafında asâkir-i İslâm muhâsarada germâ-germ ceng [ü] cidâlde iken sene 1079 (---) sinde Kapudan Kaplan Paşa seksen pâre kadırga ve kırk pâre kalyon ile Hanya'ya yigirmi bin asker döküp ve bilâ-hisâb bârûd-ı siyâh ve niçe yüz bin çuval beksumât ve niçe bin gûne cebehâne ve mühimmât ve gayri sâ’ir levâzımât me’kûlât meşrûbâtlar ve top ve kumbaralar getirdi kim hisâb [u] kitâbın Hudâ bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 296b ·
metinde göster ·
… abefzûn bu zikr olunan eyâletler aşağı şehri muhâsara edüp şeb [u] rûz ceng [ü]
cidâlde
ve harb [u] kıtâlde tarafeynden Allâh Allâh ile neberd-i azîm olurdu.
Asker-i İslâm ibtidâ iç kal‘ayı kuşadup on iki pâre top ile Güzelce Kâsım Paşa Cûşî dağından iç kal‘ayı döğmeğe başladı. Rûmeli askeri Sultân Hasan Q 178b câmi‘ine girüp Rûmeli meydânında metrise girdiler. Bâbu'l-vezîr derler, Vezîr-i a‘zam (---)P 176b Paşa ol tarafdan metrise girdiler. (---) Paşa Nizâmiyye câmi‘inden metrise girdiler. Ve aşağı şehri cümle eyâlet-i Anatolu ve Mar‘aş ve Karaman ve Sivas ve Haleb ve Adana ve Diyârbekir ve Erzurûm ve Tarabefzûn bu zikr olunan eyâletler aşağı şehri muhâsara edüp şeb [u] rûz ceng [ü] cidâlde ve harb [u] kıtâlde tarafeynden Allâh Allâh ile neberd-i azîm olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y52a ·
metinde göster ·
… umanbay'ın bâlâda birkaç yerde arbedeleri tahrîr olunmuşdur, ammâ niçe ceng [ü]
cidâlden
sonra Selîm Hân Tumanbay'ı ele getürüp Bâb-ı Züveyle'de salb edüp Mısır içinden …
Zamân-ı kadîmde bu vâdîde kabâ’il-i Âdilî sâkin olduğuyçün ve Tumanbay Sultân bu mahalde adâlet köşkü inşâ edüp dîvân-ı adâlet etdüğiyçün Âdiliyye derler. Havâsı gâyet latîf bir ferah-fezâ yerdir. Hasta varsa şifâ bulur. Sultân Selîm ile Sultân Tumanbay'ın bâlâda birkaç yerde arbedeleri tahrîr olunmuşdur, ammâ niçe ceng [ü] cidâlden sonra Selîm Hân Tumanbay'ı ele getürüp Bâb-ı Züveyle'de salb edüp Mısır içinden fitne ve fesâd munkatı‘ olup Selîm Hân yine Tumanbay'ı endirüp cenâzesi namâzın bile kılup bu Âdiliyye'de merkadinde defn etdi. Ve sulehâ-yı ümmetden hâfız-ı Kelâmullâh bir pâdişâhdır, deyü evkâflarına vaz‘-ı yed etmeyüp türbe-i pür-envârın müzeyyen kılup her bâr Selîm Hân gelüp ziyâret ederdi. Hâlâ evc-i semâya ser çekmiş bir kubbe-i nühtâkın ortasında bir mermer sandûka içinde medfûndur. Sandûkanın cânib-i erba‘asında celî hat ile mermer üzre Âyetü'l-kürsî kazılmışdır ve bu târîh yazılmışdır:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y227a/mük ·
metinde göster ·
… rhad olmak ile yine şeb [ü] rûz Fûnc'dan ve Berberistân'dan aşkıyâ ile ceng [ü]
cidâlden
hâlî değillerdir. Nîl-i mübârek bu mahalde bir buhayre gibi yayılmak ile bu kal …
Nehr-i Y 393a Nîl içinde bir vâsi‘ cezîrede ibtidâ bânîsi Ebrehe'dir. Niçe mülûkden mülûke intikâl edüp sene 22 târîhinde Amr ibnü'l-Âs fethidir, be-dest-i Esved ibn Mikdâd. Ba‘dehu kavm-i Fûnc istîlâ edüp sene 935 zamân-ı Süleymân Hân'da Özdemir Beğ fethidir kim hâlâ Fûnc ile ahdnâmelerde yemîn-i mugallaza ile hem-hudûd bir kal‘a-i ma‘mûredir kim ilâ-hâze'l-ân Fûncistân melikleri ahdlerine vefâ edüp sulha mugâyir bir vaz‘-ı yed etmemişlerdir. Ammâ intihâ-i serhad olmak ile yine şeb [ü] rûz Fûnc'dan ve Berberistân'dan aşkıyâ ile ceng [ü] cidâlden hâlî değillerdir. Nîl-i mübârek bu mahalde bir buhayre gibi yayılmak ile bu kal‘a Nîl içre bir cezîre içinde Şeddâdî-binâ şekilli taş-ı siyâh ile mebnî şekl-i murabba‘ bir metîn kal‘a-i hısn-ı hasîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y392b–Y393a ·
metinde göster ·