… şdir kim Okmeydânı ve Kâğıdhâne ve Karadeniz Boğazı ve Çatalca'ya varınca asker
cihânı dutup
Beşiktaş'dan Üsküdar'a yüz pâre at gemisiyle kâmil üç ayda ubûr etdiler. Ba‘deh …
Andan Kapudan Vezîr Cânpûlâdzâde Mustafâ Paşa: Dâmâd-ı pâ[di]şâhî olup Murâd Hân'ın hemşîresi Fâtıma Sultân'ı tezvîc etmişdir. Sene 1040'da kapudan olup Akdeniz'de küffâr gemilerinin nâm [ü] nişânın ref‘ edüp kaht [u] galâdan cemî‘i kâfiristân el-amân diyüp tâ Mağrib-zemîninde Sebte Boğazı'na ve Malta ve Çiçilya ve Mankortonya ve Kalavra ve Tementis kıyıların harâb [ü] yebâb edüp Atina nâm şehrimiz limanında bir kal‘a-i azîm inşâ etmişdir kim gûyâ Cânpûlâd'ın pûlâd-ı Nahşivânîsidir. Henüz nâ-tâmam iken kapudanlıkdan ma‘zûl edüp Rûmeli eyâleti ihsân olunup eyâlet-i mezbûr ile 73b Revân seferine me’mûr olup bir asker-i deryâ-misâl cem‘ etmişdir kim Okmeydânı ve Kâğıdhâne ve Karadeniz Boğazı ve Çatalca'ya varınca asker cihânı dutup Beşiktaş'dan Üsküdar'a yüz pâre at gemisiyle kâmil üç ayda ubûr etdiler. Ba‘dehu Revân'a gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 73a–73b ·
metinde göster ·
hâlâ imâr olmadadır. Emrûdu ve engûrü ve pembe bezi ve pembe ipliği ve mâvi bez …
Ve memdûhâtından bâğları ve bâğçeleri cihânı dutup hâlâ imâr olmadadır. Emrûdu ve engûrü ve pembe bezi ve pembe ipliği ve mâvi bezi ve beyâz ızârlı mahbûbesi gâyet hüsnâ ve mü’eddebelerdir. Ve bu Köprü şehrinin iskeleleri Karadeniz sâhilinde Bafra ve Sinop'dur. Beynehümâları birer konak yerdir. Ve bu Köprü şehrinin (---) tarafında beş sâ‘at karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 348b ·
metinde göster ·
… i tayyibesinden âdemin demâğı mu‘attar olur. Cümleden şecerâtdan vişne şükûfesi
cihânı dutup
rûy-ı zemîn berk-i şükûfe ile mestûr olur.
Şehr-i Sofya'nın cânib-i erba‘asında yigirmi bir mesîregâh [u] teferrücgâhlar vardır. Cümleden cebel-i Vitoş ile şehr-i Sofya mâbeyninde mesîregâh-ı Korubâğları, Rûm u Arab [u] Acem'de Konya şehrinin Merâm'ı ve Malâtiyye şehrinin Aspozu'su ve Adaliyye'nin Istanâz'ı ve Rûm serhaddine şehr-i Peçevî sirem u mânend-i bâğ-ı İremin Barudhânesi ve Bosnasarây'ın Mevlevîhânesi meşhûr teferrücgâhlardır. Ammâ bu Sofya'nın Korubâğları bir mesîregâh korudur kim dıraht-ı gûnâ-gûnunun bir korusu yokdur. Bu kadar cümle şecereleri sebz-gûn dıraht-ı tayyibelerdir. Ve bahâr eyyâmında bu bâğlara âdem girse gûnâ-gûn ezheriyyâtın râyiha-i tayyibesinden âdemin demâğı mu‘attar olur. Cümleden şecerâtdan vişne şükûfesi cihânı dutup rûy-ı zemîn berk-i şükûfe ile mestûr olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 141a ·
metinde göster ·
Ve müverrihân-ı selef bu arz-ı Kûfe ve hâk-i Medâyin ve türâb-ı Irâk içün "Arz-ı mukaddesdendir." deyü tahkîk etmişlerdir. Hakkâ ki bir sahrâ-yı ferah-fezâdır kim sayf [u] şitâsında ahâlî-i Irâk zindedirler. Cemî‘i hâmûnları kurâ vü kasabât ve halîcler ile ve tur‘a ve uyûn-ı câriyeler ile ma‘mûr u âbâdân ve her tarafı gül-i gülistân u nahlistân olup ravza-i Rıdvân misilli bâğ-ı cinânları ve müşebbek bostânları var kim hurma hıyâbânları içinde bebr ü peleng ve arslan u kaplanları vardır. Basra ve Lahsa ve Ummân ve Kûfe ve Necef-i zer-kân-ı sadef sahrâlarına varınca nahlistânı cihânı dutup bâğbân-ı semeristânların kavilleri üzre diyâr-ı Bağdâd'da yetmiş gûne hurma olur dediler. Her sene niçe yüz keştî yükü hurma Bağdâd diyârından Hindistân'a ve Sindistân'a gider ammâ cümleden hastavî hurması ve bedrâsyîsi ve
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 345b ·
metinde göster ·
… re bin hâneli (---) köyüdür kim cümle re‘âyâsı Rûm keferesidir. Bâğı ve bâğçesi
cihânı dutup
şarâbı firâvândır. Bu mahalde nehr-i Kamçı içinde beş yüz pâre gemi birer halat …
Mesîregâh-ı karye-i Galata: Bir mürtefi‘ bayır üzre bin hâneli (---) köyüdür kim cümle re‘âyâsı Rûm keferesidir. Bâğı ve bâğçesi cihânı dutup şarâbı firâvândır. Bu mahalde nehr-i Kamçı içinde beş yüz pâre gemi birer halat ile kışlaya bağlanup yatırlar, zîrâ Varna limanı şiddet-i şitâda ne‘ûzubillâh gemiler gark olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 31a ·
metinde göster ·
unnâb meyvesi meşhûrdur. Anıniçün bu şehirde hünâm marazı ve boğaz ve ağız ağrı …
Memdûhâtından bâğ u bâğçesinde unnâb ağacı cihânı dutup unnâb meyvesi meşhûrdur. Anıniçün bu şehirde hünâm marazı ve boğaz ve ağız ağrısı inhidârı olmaz, zîrâ bu gûne emrâz-ı muhtelifelere kuru unnâb suyu ve dud şerbeti gâyet nâfi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 89b ·
metinde göster ·
… p ol gün ol gece tâ sabâha dak dağı ve taşı kara nahır gibi kara şapkalı küffâr
cihânı dutup
ordu-yı İslâm küffâr-ı hâksâr ile doldu.
Bu kerre kral dahi bu haber-i mûhişden haberdâr olup hemân ol gün cemî‘i mutî‘ olan kılâ‘lara haberler gönderüp ol gün ol gece tâ sabâha dak dağı ve taşı kara nahır gibi kara şapkalı küffâr cihânı dutup ordu-yı İslâm küffâr-ı hâksâr ile doldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 25a ·
metinde göster ·
… esi gibi bir asker-i bî-hadd [ü] bî-pâyân ile ubûr etdi kim kara şapkalı küffâr
cihânı dutup
yetmiş yerde erganon ve torompete ve nâkûs ve borular ve tabl-ı Cemşîdler döğül …
Evvelki gün elçi paşayı otakda ziyâfete da‘vet etmişdi. Bu kerre kral-ı bed-fi‘âl elçi paşaya esbâb-ı ihtişâm-ı dârât-ı azamatin göstermek içün bir cemapur keferesi gibi bir asker-i bî-hadd [ü] bî-pâyân ile ubûr etdi kim kara şapkalı küffâr cihânı dutup yetmiş yerde erganon ve torompete ve nâkûs ve borular ve tabl-ı Cemşîdler döğülerek haçlı peykerler ile cünûd-ı cünüb-i küffâr piyâde ve atlı ol kadar ubûr etdiler kim hadd-i hasrı yok idi. Ba‘dehu vakt-i zuhrda kral bir cevâhirli ve on iki atlı hınto araba ile ubûr edüp ardı sıra iki binden mütecâviz pençe-i âfitâb mûğ-pîçe gılmânlar ubûr edüp dahi ardı sıra kendü tabl u nâkûs u erganonları çalınarak güzer edüp bâğ-ı Merâm'ına vardıkda hemân ol ân başkomsar gelüp elçi paşayı ziyâfete da‘vet etdikde hemân paşa-yı müdebbir cümle alayıyla pür-silâh sâde mehterhâne faslı ederek çâsârın bâğına varup çâsâr ayağa kalkup yine tahtına oturup paşa içün Osmânlı tarzı otak yanında bir otak ve bir cerge kurup yerlerinde oturup ta‘âm-ı firâvân geldi, ammâ cümle bizim aşçılar ta‘âm-ı gûnâ-gûn pişirmişlerdi. İki sâ‘at kâmil Ma‘dî-kereb gibi ta‘âmlar yenüp çâsâr yalnız başlı başına yeyüp ba‘zı ta‘âmlardan mahabbeten paşaya altun ve cevâhirli tabaklar ile ta‘âmlar gönderüp ba‘de't-ta‘âm paşaya bir semmûr kürk ve on kîse ve bir hınto araba hedâyâ verüp andan kral ile paşa vedâlaşup yine alayımızla mehterhânemiz döğerek konağımıza geldik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 68a ·
metinde göster ·
… te olup at ata ve rikâb rikâba olup at süheyli ve er süheyli ve sadak gürüldüsü
cihânı dutup
hemân cümle Tatar bir uğurdan dalkılıç ve daltîrkeş ve cân-keş olup kâfir üzre …
Hemân asker-i Tatar dahi kavl-i ma‘hûdları üzre top ve tüfeng ağzından alarka hücûm ederler şekilli olup kâh yan verüp kâh uğrar şekilli olup yine küffârlar kâmil bir top menzili araba taburlarından ve top ağızlarından küffârın bir hayli alarka oldukların Tatar görünce el-azametullâh asker-i Tatar içre bir ün ve bir sadâ-yı Allâh Allâh kopup evce peyveste olup at ata ve rikâb rikâba olup at süheyli ve er süheyli ve sadak gürüldüsü cihânı dutup hemân cümle Tatar bir uğurdan dalkılıç ve daltîrkeş ve cân-keş olup kâfir üzre yıldırım gibi dokunup yine bir kerre yan verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 115a ·
metinde göster ·
… okdur. Hemân ki bâzâr savulup bir âdem kalmaduğu gibi kara sinek ve sivri sinek
cihânı dutup
âdemi helâk eder. Tâ Leka'dan berü böyle tılsımât olmuşdur kim temâşâ-yı garîbe …
San‘at-ı garîbedir kim bu Maşkolor panayuru gününde sinekden âdem duramaz iken hemân panayur günleri olunca aslâ sineğin vücûdu kalmaz. Temâşâ bu kim bu cem‘iyyet-i kübrâda niçe kerre yüz bin benî âdemin muzahrafât-ı kâzûrâtı ve niçe kerre yüz bin hayvânâtların necisleri ve niçe kerre yüz bin aded zibih olan koyunların ve sığırların kanları râyihası çok olacak iken bir bed râyiha olmayup bir peşşe ve bir meges-i siyâh yokdur. Hemân ki bâzâr savulup bir âdem kalmaduğu gibi kara sinek ve sivri sinek cihânı dutup âdemi helâk eder. Tâ Leka'dan berü böyle tılsımât olmuşdur kim temâşâ-yı garîbedir.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 242b ·
metinde göster ·
… esi ve bâğ u b[â]ğçesi ve limon turunç ve şeftâlû ve inciri ve üzümü ve zeytûnu
cihânı dutup
memdûh-ı âlem olmuşdur.
Âb [u] hevâsı ve binâsı, mahbûb u mahbûbesi ve bâğ u b[â]ğçesi ve limon turunç ve şeftâlû ve inciri ve üzümü ve zeytûnu cihânı dutup memdûh-ı âlem olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 287a ·
metinde göster ·
… eksik değildir. Ve nârı ve zeytûnu ve çimşiri ve kızılcığı ve servi dırahtları
cihânı dutup
bu vilâyetin cemî‘i kerasteleri cümle servi ağaçlarındandır. Gayri iklîmde olma …
Gerçi sevâhil vilâyetdir ammâ isfakiye dağıyla tâ cezîre-i Girid'in ortasına vâki‘ olup kûh-ı Elburz'dan nişân verir bir kûh-ı bâlâ-yı ser-bülenddir kim yaz u kış karı ve âb-ı zülâli eksik değildir. Kestânesi ve kızılcığı ve yayla kirazı ve ahlat emrûdu ve muşmula ve üvezi ve yedi veren üzümü 325a yaz u kış eksik değildir. Ve nârı ve zeytûnu ve çimşiri ve kızılcığı ve servi dırahtları cihânı dutup bu vilâyetin cemî‘i kerasteleri cümle servi ağaçlarındandır. Gayri iklîmde olmayan nebâtâtların envâ‘-ı şükûfeleri bunda mevcûddur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 324b–325a ·
metinde göster ·
… gece mihmân olduk. Ammâ âb [u] hevâsı sakîldir. Pirinci hâsıl olup Zebân tütünü
cihânı dutup
cemî‘i diyâra Zebân duhânı bundan gider, iri {yapraklı} ve bed râyihalı tütünü …
Hamd-i Hudâ gelüp bir zarar görmedik, ammâ hakîkatü'l-hâl bir âdem bulamayup şehir hâricinde bir bâğ içinde Karlıeli sancağı müsellemine emr-i pâdişâhîleri ve Serdâr Alî Paşa mektûbların verüp fermân-ı pâdişâhî üzre Manya vilâyeti muhâfazasına asker ve re‘âyâ taleb edüp üç yüz guruş ihsâniyle bir atın aldık. Bir gece mihmân olduk. Ammâ âb [u] hevâsı sakîldir. Pirinci hâsıl olup Zebân tütünü cihânı dutup cemî‘i diyâra Zebân duhânı bundan gider, iri {yapraklı} ve bed râyihalı tütünü olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 340a ·
metinde göster ·
zeytûnu ve nârı ve inciri ve câ-be-câ limon ve turuncu bulunur. Ekseriyyâ bâğla …
Ve bâğ u bâğçeleri cihânı dutup zeytûnu ve nârı ve inciri ve câ-be-câ limon ve turuncu bulunur. Ekseriyyâ bâğlarının handaklarında bîd-i ser-nigûnlar ve kavak dırahtları dikilidir. El-hâsıl gâyet şîrîn ve müzeyyen kasaba-i ra‘nâ ve kal‘a-i zîbâdır kim cümle eşyâ bu rabtada mevcûddur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 364a ·
metinde göster ·
Ve çınâr ve kavak ve mîşe ve pelid ve gürgan ve karaağaçlık ve kestâneliği
cihânı dutup
Bursa kestânesi kadar meyvesi niçe vilâyetlere ve Sofya'ya gelir.
Ve çınâr ve kavak ve mîşe ve pelid ve gürgan ve karaağaçlık ve kestâneliği cihânı dutup Bursa kestânesi kadar meyvesi niçe vilâyetlere ve Sofya'ya gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 376a ·
metinde göster ·
Tarfetü'l-ayn içre Sönbeki limanına dâhil olduk. Beri cânibden ceng [ü] cidâli temâşâ etdik. Bizi kovan iki kalyon dahi varup ol altı kalyona imdâd etdiler. Meğer mezkûr iki şayka içinde Mısır askeri var imiş. Kâmil yedi sâ‘at iki şayka yedi kalyon ile ceng edüp kâfirde ve şaykalarda direk ve yelken pâre pâre olup eyyâm bunları bizim cânibimize karîb getirüp bir azîm temâşâ etdik. Hemân iki pâre kalyon büyük şaykanın biri sağına ve biri soluna çatup içine kâfir dökülünce şayka içinden bir sadâ-yı Allâh Allâh kopup kılıç şa‘şa‘ası ve top u tüfeng sadâsı cihânı dutup dûd-ı bârût evce ber-hevâ oldukda şayka ve kâfir gemileri nümâyân olunca şayka içinde kâfirler deryâya atılmağa başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y112a ·
metinde göster ·
… e katâyifi ve şekeri ve kurkası ve karnabîti ve zeytûnu ve zeytûnyağı ve sâbûnu
cihânı dutup
meşhûr-ı âfâkdır. Ve pembesi ve harîri ve poşusu ve mukaddemi firâvândır.
Bu şehrin me’kûlât [u] meşrûbât [ve] masnû‘âtının memdûhâtından hâs Y 187b ve beyâz verd-i ebyaz-misâl etmeği vech-i arzda meğer Havrân ve Busrâ'da ola. Ve çöreği ve kübeybesi ve muklesi ve katâyifi ve şekeri ve kurkası ve karnabîti ve zeytûnu ve zeytûnyağı ve sâbûnu cihânı dutup meşhûr-ı âfâkdır. Ve pembesi ve harîri ve poşusu ve mukaddemi firâvândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y187a–Y187b ·
metinde göster ·
… ında defâyin ü hazâyin ararken bir mutalsam amûdu münhedim ederler. Hemân akreb
cihânı dutup
cümle asker firâr edüp bu şehir tâ âl-i Emeviyye'den Abdülmelik asrına gelince …
Kable fethi'l-Mısır Kabâbıta destinden dest-i bâzû kuvveti ile Esved ibn Mikdâd fethidir. Ba‘de'l-feth etrâf [u] eknâfında defâyin ü hazâyin ararken bir mutalsam amûdu münhedim ederler. Hemân akreb cihânı dutup cümle asker firâr edüp bu şehir tâ âl-i Emeviyye'den Abdülmelik asrına gelince harâb yatır. Hâlâ âsâr-ı harâbın aslı oldur. Ve akrebi ol zamândan beri eyle çokdur kim ahâlî-i Kûs vilâyet-i Acem'de Kâşiyân akrebine rahmet okurlar. Hâlâ âdemi helâk eder kattâl akrebi vardır, Q 310bP 307b ammâ şehir halkına zararı isâbet etmez. Hakîr ol münhedim olan amûdu görmüşüm: bir yeşil sommâkî üzre bir akreb timsâli kazılmış, altında yedi satır bir gûne hat yazılmış durur. Tarîk-ı âm üzre pâymâl olmağile herkes temâşâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y382a ·
metinde göster ·