Bu mahalde Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân-ı Gâzî'den beri Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘a gelince icmâl-i saltanatları ve vüzerâ ve vükelâ ve hayrât [ü] hasenâtları ve feth [u] fütûhâtları tamâm oldu. Zîrâ bu mezkûr pâdişâhlar cümle İslâmbol'da medfûn ve neşv [ü] nemâ bulmaları cihetinden İslâmbol evsâfında câmi‘leri evsâfın tahrîr ederken sadedden çıkup ba‘zı kavânînleri ve havâdisâtlar mahalle münâsib tahrîr olunup yine şehr-i İslâmbol içre olan selâtîn câmi‘leri evsâfına rucû‘ edelim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 87b ·
metinde göster ·
Gerçi şiddet-i şitâdan bâğı ve bâğçesi yokdur, amma Paşa sarâyında gül bâğçesi ve Hacı Murâd bâğı gülistânı ve Kefeniğnesioğlu güllüğü ve Bedros bâğı güllüğü ve niçe gül bâğları dahi vardır. Ammâ bu zikr olunan bâğların mutabbak gülleri meşhûrdur. Câbecâ kış elması ve ahlâd emrudu vardır, ammâ gayrı meyve aslâ olmaz. Lâkin mesîregâhlarında ve gül bâğlarında dıraht-ı kavak ve bîd-i sernigûnları firâvândır. Gayrı eşcâr-ı müsmirrâtı olmaz. Kışı katı olduğundan iki ayda ekerler ve biçerler ve secc edüp döğerler ve ale'l-fevr der-anbar ederler. Bizim senemizde atlar mâh-ı temmûzda çayırda iken bir ra‘d u berk u dipi vü boran ve bârân yağup cümle atlar boşanup Erzurûm sahrâsında olan Umudum köyüne ve Kâne ve Gez köyüne varınca atlar serseri gezdiler. Böyle şitâsı şedid olur. Hattâ efvâh-ı nâsda darb-ı meseldir kim bir dervişe "Kanden gelirsin?", derler? "Berf rahmetinden gelirim", der. Ol ne diyârdır, derler; sovukdan "Ere zulüm" olan Erzurûm'dur, der. "Anda yaz olduğuna râst geldin mi", derler? Derviş eydür: "Vallahi on bir ay yigirmi tokuz gün sâkin oldum, cümle halkı yaz gelir derler, ammâ görmedim", der. Hatta bir kerre bir kedi bir damdan bir dama pertâb ederken mu‘allakda donup kalır. Sekiz aydan Nevrûz-ı Harzemşâhî geldikde mezkûr kedinin donu çözülüp mırnav deyüp yere düşer. Meşhûr latîfe-i darb-ı meseldir. Ammâ hakîkatü'l-hâl bir âdemin eli yaş iken bir demir pâresine yapışsa derhâl müncemid olup elinden demir ve demirden eli kopmak ihtimali yokdur. Âhenden eli bin âh-ı serd ile halâs ederse eli ayasının sehl derisi âhiyle âhende kalır. Bu şiddet-i şitâyı diyâr-ı Azak'da ve Deşt-i Kıpçak'da erba‘în ve zemherîr geçirdik, böyle keskin kış görmedik. Ammâ halkı gâyet ten-dürüstdür. Yine böyle şitâ iken bâğ u bâğçesi olmayup cümle meyvesi iki konak yerden İspir ve Tortum ve Erzincan'dan gelir. Âlü'l-âl şeftâlüsü ve zerdâlüsü ve kaysısı ve üzümü okka bir akçedir. Ve birer araba kavunu ve karpuzu on akçeyedir. El-hâsıl me’kûlât cihetinden lâ-nazîr şehr-i bî-bedeldir. Lâkin odunu yokdur, cümle dağlar uryândır, ammâ hikmet-i Hudâ odunı dahi ucuzdur. İki konak yerde (---) dağlarından gelüp gürân derler gemi direkleri olup kaddi kırk arşındır. Kırk akçeye verirler. Anı yakup def‘-i şitâ ederler ve develer ile pelid ve meşe odunları dahi iki konak yerde (---) dağlarından gelir. Bir deve yükü odunu otuz akçeye verirler. Paşanın odunun gümrüğe gelen cümle kârbân develeri birer sefer odun götürürler, kanûndur. Başka odun ağası vardır, ammâ re‘âyâlarının koyunları ve sığırları çok olmağıla fukarâlar sığır tezeği yakarlar. Fukarâ re‘âyâlarının cümle ocakları evlerinin ortasındadır. Cânib-i erba‘alarında hayvanları durup hâneleri hammâm gibi olur. Tennûrlarında herîseleri ve ekmekleri pişmededir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 288b ·
metinde göster ·
… ı ve esvâkları vefret üzre ammâ henüz dahi imâr olmadadır. Ve hevâsının letâfet
cihetinden
vech-i hüsnlü mahbûb u mahbûbelerine râst gelirdik. Ve me’kûlât ü meşrûbâtının …
Evsâf-ı şehr-i Azîm Karabâğlar: Bu şehri ibtidâ Menûçehr binâ etmişdir. Şehr-i atîkdir kim hâlâ Nahşıvân hâkinde başka sultânlıkdır. Zamân-ı kadîmde azîm imaristân imiş. {Sene 1012 Mehemmed Hân-ı Sâlis asrında dest-i Osmânlıda iken Acem zafer buldu} Sene 1045 târîhinde Fâtih-i Revân Murâd Hân-ı zamân ba‘de'l-feth-i Revân bu şehre gelüp meks etdikde kadîm-i eyyâmda İreme zâtü'l-‘imâd misilli ma‘mûr olan şehri asker-i deryâ-misâline fermân edüp ân-ı vâhidde harâb u yebâb ve der-i dîvârların türâb, halkının ciğerin kebâb edüp hâlâ âsâr-ı inhidâmları zâhir u bâhirdir. Tîmur Hân bu Karabâğlar'da kışlayup refâhiyyet üzre geçinmişlerdir. Tâ bu mertebe ma‘mûr [u] âbâdân sahrâ-yı bî-pâyândır. Ve üç kerre Süleymân Hân ve niçe kerre serdârlar asâkîr-i bî-pâyânlar ile beşer altışar ay meks edüp ganîmet üzre geçinmişlerdir. Lâkin Murâd Hân-ı Râbi‘in harâb etdüğünden beri yine imâr olmadadır. Ammâ güneşde zerre ve deryâda katre-misâl imâr olmamışdır. Huddâmlarımız kırk minâre addetmişlerdir. Hamd-i Hudâ bu şehrin âb [u] hevâsı letâfetinden tabî‘atımız hoş olup esb-süvâr ba‘zı refîkler ile şehri sehl temâşâ etdik. Mihmândârımız takrîri üzre on bin mikdârı bâğlı ve bâğçeli hâneler ve yetmiş mihrâb, kırkı minâreli câmi‘ler ve hân ve hammâmı ve esvâkları vefret üzre ammâ henüz dahi imâr olmadadır. Ve hevâsının letâfet cihetinden vech-i hüsnlü mahbûb u mahbûbelerine râst gelirdik. Ve me’kûlât ü meşrûbâtının [ve] memdûhât-ı müsmirrâtının kesreti bir diyârda yokdur. Kara Bâğlar desek vechi vardır. Elçi ile bir bâğda teferrüc ederken Yezdan Kulu nâm bir bâğbân yigirmi altı gûne emrûd-ı âbdâr getirdi. Meleçe ve Abbâsî ve Ürdibâri demek ile ma‘rûf ve memdûh emrûd-ı hoş-horları olur kim tenâvül edenin üzerine elbette âb-ı zülâli cüllâb-ı katr-ı nebât gibi cereyân eder. Gâyet lezîz emrûdları ve la‘lgûn gülnârları olur. Ve esvâk-ı şâhîsinde pâk u pâkîze işbâzlarında gûnâ-gûn Revân pirinci pilâvları ve herîsesi güyâ sıfr gibi leziz ve râyiha-i tayyibesi vardır. Ve işbâzları gâyet pâkdir. Zîrâ cümlesi müslimdir. Bu Acem diyârında cümle me’kûlât [ü] meşrûbât füruht edicilerde aslâ Ermeni ve Urum yokdur. Aslında Urum keferesi aslâ ve kat‘â yokdur. Meğer ticâret ile gelüp gide. Ammâ Yahûdî ve Şi‘î ve Teberrâ‘î ve Kurâyî çokdur. Ve melâhide ve zenâdıka ve Ca‘ferî ve Cebrî ve Kaderî ve Hurûfî ve Zemînî (---)(---)(---)(---) Bu mezheb-i bâtıllı furak-ı dâlle gâyet çokdur. Bu Karabâğ'ı seyr [u] temâşâ edüp yine cânib-i kıbleye 9 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 294b ·
metinde göster ·
… ğil belki İrân-zemînde böyle âb u hevâsı ve binâsı latîf ve mahsûlât-ı firâvânı
cihetinden
eyle bir şîrîn kend yokdur. Câmi‘i ve hân u hammâmları ve çârsû-yı şâhîsi vardı …
Kend-i Kecâbâd derler bir ravza-i Rıdvân misilli bin hâneli bir kend-i ma‘mûrdur kim vilâyet-i Âzerbaycân-ı Ucân'da değil belki İrân-zemînde böyle âb u hevâsı ve binâsı latîf ve mahsûlât-ı firâvânı cihetinden eyle bir şîrîn kend yokdur. Câmi‘i ve hân u hammâmları ve çârsû-yı şâhîsi vardır. Anı ubûr edüp yine cânib-i şimâle (---) sâ‘at,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 300b ·
metinde göster ·
hazz olunup ve hâk-i Irâk'da böyle şehr-i mu‘azzam harâb u yebâb kalmışı ma‘kûl …
Ba‘dehû âb u hevâsının letâfeti cihetinden hazz olunup ve hâk-i Irâk'da böyle şehr-i mu‘azzam harâb u yebâb kalmışı ma‘kûl görülmeyüp sene 243 târîhinde Emîrü'l-mü’minîn Hârûnu'r-Reşîd'in hâtûnu Zübeyde Hanım mâl-ı Kârûn ve kenz-i Hârûn harc edüp bu şehri eyle imâr eder kim gûyâ şehr-i Luristân olup üstâd-ı kâmil keheneler cem‘ edüp akrebinin kesretin ve çıyanlarının vefretin def‘iyçün kırk gûne tılısmât inşâ ederler. Hâlâ âsâr-ı esâs-ı mutalsamâtların niçeleri sâbitdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 321b ·
metinde göster ·
… bları nefy-i beled ve mansıbından azl-i ebed ederler. Ammâ bu şehrin hüsniyyâtı
cihetinden
niçe yüz şey’i vardır ve niçe şehrengîzleri vardır. Yetmiş aded fasl ile ta‘rîf …
Hulâsa-i kelâm cemî‘i hayrât [u] hasenât-ı ebniyye-i imârâtı tâbıku'n-na‘l bi'n-na‘l şehr-i Kum'a mânenddir ammâ bu şehr-i Sâve'nin âb [u] hevâsı ve mahbûb [u] mahbûbesi ve halkının ten-dürüstlüğü ve bâğ u bâğçe-i İremezâtları şehr-i Kâşân ve Hemedân'dan sonra sâ’ir şehirlere tercîh olunur. Ammâ cümle halkı Şî‘îlerdir. Mâbeynlerinde Sünnîleri çokdur ammâ Çâr-yâr-ı güzîne sebbâbları yokdur. Her şâhdan destlerinde yarlığ-ı belîğ-i şâhîleri vardır kim sebbâbları nefy-i beled ve mansıbından azl-i ebed ederler. Ammâ bu şehrin hüsniyyâtı cihetinden niçe yüz şey’i vardır ve niçe şehrengîzleri vardır. Yetmiş aded fasl ile ta‘rîf ü tavsîf etmek lâzım idi ammâ kesret-i kitâbet olmasın içün bu fihris-i müsveddâtımızı bu kadarca tahrîr edüp iktifâ etdik. Ammâ hüsniyyâtından iki şey’e aşk olsun.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 324b ·
metinde göster ·
… ve eyâlet-i Erzurûm ve eyâlet-i Tarabefzûn, bunlar intihâ-yı serhadde oldukları
cihetinden
taht-ı Bağdâd'a gelmemişlerdi. Ammâ hizmet-i Bağdâd'da kalan eyâlet vezirlerini …
Evvelâ mühür sâhibi Kara Mustafâ Paşa'yı kapusu kuluyla on iki bin askeriyle serdâr-ı mu‘azzam edüp hudûd-ı Bağdâd'ı kat‘ etmeğe me’mûr eder. Ve eyâlet-i Diyârbekir ile Melek Ahmed Paşa'yı yine hudûda ve muhâfazaya me’mûr eder. Ve eyâlet-i Şâm ve eyâlet-i Tarabulu's-Şâm ve eyâlet-i Haleb ve eyâlet-i Mar‘aş ve eyâlet-i Urfa ve eyâlet-i Adana ve eyâlet-i Karaman ve eyâlet-i Sivas ve eyâlet-i Anadolu ve bu mezkûr on iki eyâletler ile cümle seksen bin güzîde asker Vezîria‘zam Kara Mustafâ Paşa {ile} Bağdâd hâricinde meks edüp muhâfazacı kaldılar. Ammâ Kapudan Paşa eyâletiyle Rûmeli eyâleti ve Mısır Beği Çerkes Şevârib Beğ bunlar pâdişâhdan me’mûr olup gitdiler. Ammâ eyâlet-i Van ve eyâlet-i Kars ve eyâlet-i Ahıska ve eyâlet-i Erzurûm ve eyâlet-i Tarabefzûn, bunlar intihâ-yı serhadde oldukları cihetinden taht-ı Bağdâd'a gelmemişlerdi. Ammâ hizmet-i Bağdâd'da kalan eyâlet vezirlerinin zîr-i livâları hükûmetinde cümle yüz beş aded sancak beğleriyle kırk bin asker bîrûn-ı Bağdâd'da meks edüp cemî‘i meteris yerlerin mâl-â-mâl edüp düzleyüp muhâfaza ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 338b ·
metinde göster ·
… at-ı cânı ise gûyâ şehr-i Ma‘arratü'n-nu‘mân ve şehr-i Halebü'ş-Şehbâ'dır. Binâ
cihetinden
ise bu kevn-i atlâs-ı felekde nazîri yokdur. Eğer misli var ise Şâm u Haleb'de …
Âb [u] hevâ-yı râhat-ı cânı ise gûyâ şehr-i Ma‘arratü'n-nu‘mân ve şehr-i Halebü'ş-Şehbâ'dır. Binâ cihetinden ise bu kevn-i atlâs-ı felekde nazîri yokdur. Eğer misli var ise Şâm u Haleb'de ve Kuds-i Şerîf'de ve Mısır-ı Kâhire'nin binâ-yı ibret-nümâları ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 256a ·
metinde göster ·
… misli meğer Anatolkoz deryâsında ola. Hulâsa-i kelâm bu Avlonya sancağı mahsûl
cihetinden
bir gizlice Mısır mansıbıdır.
Ve leb-i deryâd[a] ol kadar bî-hisâb balık dalyanları vardır kim misli meğer Anatolkoz deryâsında ola. Hulâsa-i kelâm bu Avlonya sancağı mahsûl cihetinden bir gizlice Mısır mansıbıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 362a ·
metinde göster ·
… mâl gördüm. Ve nazar cihetinde ahsen iklîmdir. Ve hayır yüzünden evsa‘i ve kurâ
cihetinden
ekseridir.
Ve derûn [u] bîrûnu acâyibât u garâyibât tılısmâtlar ile mutalsam ve zemîni rümûz [u] künûzlar ile memlû ve garâyibât eserlerle mâl-â-mâl gördüm. Ve nazar cihetinde ahsen iklîmdir. Ve hayır yüzünden evsa‘i ve kurâ cihetinden ekseridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y76b ·
metinde göster ·
yukaru iç kal‘anın havâsı âdeme hayât verir, zîrâ yaylakdır ve gâyet şedîd rûzg …
Âb [u] havâ cihetinden yukaru iç kal‘anın havâsı âdeme hayât verir, zîrâ yaylakdır ve gâyet şedîd rûzgârlar eser ve suları hamâsînde gâyet sovuk olur. Hattâ ba‘zı hasta ifâkat bulsun içün tebdîl-i mekân etdirüp yukaru kal‘aya götürürler, bi-emrillâh birkaç günde sıhhat bulup halâs olur. Havâsının letâfetinden evlâdlarının gözleri mükehhal merâlî ve gazâlî gözlü olur. Ammâ aşağı Mısırlı gözleri cimloz ve koncoloz gözlü olur. Aceb hikmetullâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y86a ·
metinde göster ·
… iş. Hâlâ yine nazar cihetinde ahsen-i iklîmdir ve hayır yüzünden evsa‘ı ve kurâ
cihetinden
ekseridir.
Mısır şehrinin bir tarafı şimâl cânibine altı sâ‘at tâ şehr-i Ayn-ı Şems'e muttasıl imiş, nehr-i Nîl'in tarafeyni eyle âbâdân imiş. Bir tarafı iki konak yer tâ Feyyûm'a varınca ol mâbeynde gül [ü] gülistân ve bâğ [u] bostân imiş kim mâbeynde bir zirâ‘ arz-ı hâliye yok imiş. Hâlâ yine nazar cihetinde ahsen-i iklîmdir ve hayır yüzünden evsa‘ı ve kurâ cihetinden ekseridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y227b/mük ·
metinde göster ·
… inândır kim nazar cihetinde ahsen ıklîmdir ve hayır yüzünden evsa‘ı ve kurâları
cihetinden
ekseridir.
Ve sâhibü'l-hayrât Alî Beğ bu şehr içre âyende vü revende tüccâr u züvvârânın ve'l-hâsıl hâs [u] âmın hayvânâtları def‘-i atşân etsinler içün kırk yerde sâkıye-i çâh-ı mâlar binâ etmiş kim hâlâ bu devvâr-ı felekde deverân edüp cümle bâğ [u] bâğçe ve besâtînleri ray eder, âb-ı hayâtdan nişân verir bi’r-i âlî'dir. Bu kuyulardan mâ‘adâ şehrin cânib-i erba‘asında üç bin kuyu vardır, deyü meşhûrdur. Cümlesi şehrin etrâf-ı erba‘asında İremezât olan bin altı yüz bâğ u bostân ve hadîka-i ravza-i cinândır kim nazar cihetinde ahsen ıklîmdir ve hayır yüzünden evsa‘ı ve kurâları cihetinden ekseridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y376b ·
metinde göster ·
… üç kerre kuzular, ekseriyyâ ikişer ikişer hâsıl olur. Âb [u] havâsının letâfeti
cihetinden
bi-emrillâh böyle hâsıl olur. Arapça
Ve bu İsvân kurbunda bir koyun yılda üç kerre kuzular, ekseriyyâ ikişer ikişer hâsıl olur. Âb [u] havâsının letâfeti cihetinden bi-emrillâh böyle hâsıl olur. Arapça
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y387a ·
metinde göster ·
… yüzünden ma‘mûrdur. Yohsa Rûm Arab u Acem ve Haleb binâsı gibi binâ-yı azîmler
cihetinden
ma‘mûr değildir.
Ve kahvehâneleri ve bozahâneleri bî-hisâbdır. Benî âdem çok olması yüzünden ma‘mûrdur. Yohsa Rûm Arab u Acem ve Haleb binâsı gibi binâ-yı azîmler cihetinden ma‘mûr değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y415a ·
metinde göster ·
Siyâh-çerde mahbûb u mahbûbelerine nihâyet yokdur. Ya‘nî esmerü'l-levn olma
cihetinden
şütürleb ve abûsü'l-vech Zengî-sıfat ola, hayır eyle değildir. Eyle nerm [ü] râ …
Siyâh-çerde mahbûb u mahbûbelerine nihâyet yokdur. Ya‘nî esmerü'l-levn olma cihetinden şütürleb ve abûsü'l-vech Zengî-sıfat ola, hayır eyle değildir. Eyle nerm [ü] râm mahbûb-ı gülfâm reftârı güftârı şîvekâr bintânlar var kim herbiri dil-i âşıkı mecrûh edüp nigerân ederler, sübhâne'l-Hallâk el-Bâkî. Zîrâ Yed-i Kudret ile mükahhal merâlî ve gazâlî gözlü ve şîrîn sözlü nazîf ve serâmed kâme mahbûbâtları olur kim gören hayrân olur. Hâlâ mezheb-i Mâlikî'de menkûhalığa görüp almak câ’izdir ve nikâh-ı mut‘a memnû‘dur. Ammâ ulemâları bir kavl-i za‘îf üzre mehil vermişler. Bir iki hafta bir hâtûnu nikâh-ı mut‘a ile isti‘mâl edüp bir zirâ‘ Y 415b bez nikâhın verüp koyun talağın yâd edersin, mahbûbeleri andan ma‘lûmdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y415a–Y415b ·
metinde göster ·