… Mardinkapusu. Ve taraf-ı şarka nâzır Yeni kapu. Bundan aşağı Şatt kenârına inüp
cisirden
Şatt'ı ubûr edüp andan kal‘a-i Mifârıkîn'e ve nehr-i azîm-i cisr-i Batmân'ı geç …
Ve cümle aded bâb-ı hadîdlerdir. Evvelâ şimâl cânibine mekşûf Dağ kapusu; Şerbetîn'e ve Eğîl'e ve Arganî ve Çermik'e ve Harput ve Palu'ya giden bu Dağ kapusundan gider. Ve cânib-i garba meftûh Rûmkapusu; mezâristâna ve Karadağlar'a gidenler bu bâb-ı azîmden gider. Ve kıble semtine küşâde Mardinkapusu. Ve taraf-ı şarka nâzır Yeni kapu. Bundan aşağı Şatt kenârına inüp cisirden Şatt'ı ubûr edüp andan kal‘a-i Mifârıkîn'e ve nehr-i azîm-i cisr-i Batmân'ı geçüp bir menzilde kal‘a-i Hazzo'ya varır. Ve bir kapu dahi paşanın olduğu içkal‘a sarâyında cânib-i şarkda nehr-i Şatt'a açılır uğrun kapusudur. Ammâ şâh-râh değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 200a ·
metinde göster ·
… up kırarlar ve merkûm cisrden asker-i Acem birbirlerin ta‘kîb ederken niçe bini
cisirden
düşüp gark-ı âb olurlar. Cisri geçemeyüp gerü kalanları cümle kırarlar.
Bir tarafdan dahi Rûmeli eyâleti gâzîleri Kosdaniçse sırıkların toplarından bagallarında zabt edüp anlar da hücûm ederler. Kızılbaş görse kim iki askerin mâbeyninde kalmış ve Kızılbaş'ın çoğu şaşmış. Hemân Kızılbaş cân u baş halâsı kaydına düşüp Halîl Paşa üstüne düşer. Halîl Paşa da anlara girişir. Kızılbaş bu beş yerden asâkir-i İslâm'ın hücûmuna tâkat getiremeyüp sahrâ-yı Mihribân'da nehr-i Mihribân üzre Şâh Cisri'ne cân havliyle uğrarlar. Akîblerince asker-i İslâm kovup kırarlar ve merkûm cisrden asker-i Acem birbirlerin ta‘kîb ederken niçe bini cisirden düşüp gark-ı âb olurlar. Cisri geçemeyüp gerü kalanları cümle kırarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 318a ·
metinde göster ·
… îm sâhilinde zamân-ı kadîmde birbirine mukâbil iki şehir idi ve ortasında haşeb
cisirden
ubûr olunurdu. Cisrin karşu tarafı garbında şehr-i Keskin derler, hâlâ ol kadar …
Der-beyân-ı eşkâl-i zemîn-i Vâsıt: Nehr-i azîm Şatt kenârında yine nehr-i Şatt'dan münşa‘ib bir tur‘a-i azîm sâhilinde zamân-ı kadîmde birbirine mukâbil iki şehir idi ve ortasında haşeb cisirden ubûr olunurdu. Cisrin karşu tarafı garbında şehr-i Keskin derler, hâlâ ol kadar imâristân değildir. Ba‘zı Arab u Urbân ve uryân meks edüp gider. Ammâ kadîm-i evvelde bu şehr-i Keskin bâğ-ı İrem'den nişân verir bir şehr-i şîrîn imiş kim hâlâ eser-i binâları zâhir ü bâhirdir. Ammâ şimdi karşudaki imâr-ı Vâsıt cümle (---) aded tahtânî ve fevkânî hâk-i pâk ile mestûr hâne-i ma‘mûrlardır. Ve cümle (---) aded mihrâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 367a ·
metinde göster ·
… -) (---)(---)(---) Bu mahalde Cizre hâkimi kethudâsı gelüp alây ile Şatt üzre
cisirden
geçüp Cizre kal‘asından top şâdımânları istimâ‘ edüp,
Menzil-i karye-i Deyreşu: Bu dahi Şatt'un şarkında İmâdiyye hâki tarafında Cezîre hükmünde Şatt üzre cisir başında câmi‘(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Bu mahalde Cizre hâkimi kethudâsı gelüp alây ile Şatt üzre cisirden geçüp Cizre kal‘asından top şâdımânları istimâ‘ edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 383b ·
metinde göster ·
… gün nihânîce Hasankeyf'e gelüp görse kim kendünün Batmân nehri üzre binâ etdüği
cisirden
âlî ve musanna‘ vü müzeyyen ve metîn ü müstahkem bir cisr-i ibret-nümâ olmuş ki …
Ana taklîden bu kal‘a-i Hasankeyf'de nehr-i Şatt üzre bu cisri el-Melikü'l-Muzaffer es-Sultânu'l-Mu‘azzam Turan Şâh Batmân cisrin inşâ eden mi‘mârın şâkirdine bu Hasankeyf cisrin inşâ etdirmişdir. Bu cisrin itmâmın Batmân cisrini binâ eden {üstâd} istimâ‘ edüp bir gün nihânîce Hasankeyf'e gelüp görse kim kendünün Batmân nehri üzre binâ etdüği cisirden âlî ve musanna‘ vü müzeyyen ve metîn ü müstahkem bir cisr-i ibret-nümâ olmuş kim hasedinden âh edüp şâkirdine eydür: "Ey oğul, eyi cisir binâ etmişsin ammâ bu cisir henüz nâ-tamâmdır. Bu cisrin tâ zirve-i a‘lâsında kined yerine bir hayli civa dök kim bu cisir ilâ yevmi'l-haşr ber-karâr ola." deyüp gâ’ib olur. Ol gice bu cisri binâ edenin üstâd-ı hasûdu bir tulum içre yedi yıllık Ergane sirkesi kim semm-i helâhilden nişân verir, âlem ağyârdan bî-haber iken ol hasûd-ı lâ-yesûd üstâd cisrin tâ kined yerine bir tulum sarp sirke döküp firâr eder. Ol gice cisrin orta yeri nehr-i Şatt'a dökülür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 389b ·
metinde göster ·
… a Hasankeyf beğiyle atlara süvâr olup sayd [u] şikâra gitdikde hakîr at üzre bu
cisirden
ubûr etmeğe zehrem çâk olup piyâdece güzer edüp karşu tarafda yine esb-i sabâ-s …
Bu püleden karşu tarafa Hasankeyf beğiyle atlara süvâr olup sayd [u] şikâra gitdikde hakîr at üzre bu cisirden ubûr etmeğe zehrem çâk olup piyâdece güzer edüp karşu tarafda yine esb-i sabâ-sür‘atime süvâr olup Şatt'ın karşu tarafında yine Hasankeyf sancağı hâkinde sahrâ-yı vâsi‘ içre hargûş u gazâl şikâr ederek 5 sâ‘at gidüp nehr-i Batmân kurbünde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 389b ·
metinde göster ·
selâmetle ubûr edüp alây-ı azîm ile cümle paşa ağaları ve Bağdâd a‘yânları ile …
Ertesi cisir tamâm olup hamd-i Hudâ cisirden selâmetle ubûr edüp alây-ı azîm ile cümle paşa ağaları ve Bağdâd a‘yânları ile Bağdâd-ı İremezâtü'l-imâda dâhil olup Murtezâ Paşa efendimizin yine dîdâr-ı şerîfin görüp Murtezâ Paşa ve bu hakîr cihân cihân mahzûz olup dest-i şerîfin bûs edüp şerefyâb olduk. Ve kethudâsı dest bûs edüp İmâdiyye ve Cezîre ve Hasankeyf beğlerinin ve Diyârbekir vezîri Firârî Mustafâ Paşa'nın verdiği mektûbları ve cümle hedâyâları Murtezâ Paşa'ya kethudâsı arz etdikde cemî‘i hedâyâlardan gâyet memnûn oldu. Ve hakîr dahi fakîrânece ba‘zı dest-âvîz hedâyâlarımızı Murtezâ Paşa'ya arz edüp andan dahi gâyet mesrûr oldu. Ve her gice yine şeref-i sohbetleriyle müşerref olup bu hakîre bir semmûr kürk ile serâpâ bir kat libâs-ı fâhire ve bir kise guruş verdi ve yine gicemiz Kadr u rûzumuz ıyd-ı adhâ ve rûz-ı nevrûz-ı Harezmşâhî olup Melek Ahmed Paşa efendimizin meclis-i şerîfi sohbetlerin bu hakîre ferâmûş etdirdi. Ve bu geldiğimiz çölistânda dahi çekdiğimiz renc [ü] anâ-yı âlâm-ı şedâyidi dahi cümle hâtırdan dûr eyledik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 408a ·
metinde göster ·
… lar ile sene 1066 mâh-ı (---)(---) günü Bismillah ile nehr-i Şattu'l-Arab üzre
cisirden
ubûr edüp ibtidâ,
Ve Melek Ahmed Paşa efendime muhabbetnâmeler ile beş re’s küheylân ve iki başdan hudûd-ı cılğıdân kısraklar verdi. Ve on aded Şeyhânî kılıçlar ve bir yük fağfûrî kâseler ve fincânlar ve bir yük mertebânîler ve kırk aded nâfe-i müşk-i Hoten ve on şemmâme amber-i hâm ve bir incü tesbîh-i dürr-i yetîm ve yüz kıt‘a dîbâ vü şîb ü zerbâf ve akmişe-i fâhireler ve kâlâ-yı nâdireler makûlesi eşyâları Kaya Sultân içün hedâyâlar verüp bu mezkûr eşyâları cümle bir katar katıra tahmîl edüp katarıyla hakîre teslîm edüp yine ol ân hakîre hemân beş yüz altun harcırâh ihsân edüp tâ kal‘a-i Van'a varınca kâmil bir bayrak sarıca arı eri yiğitleri ta‘yîn eyleyüp paşanın Bağdâd'daki arkı mâlından üç bin altun ve beş bin altun dahi Murtezâ Paşa ceybinden Melek Ahmed Paşa efendimize ceyb harclığı gönderüp paşa ile ve cümle a‘yân [u] kibâr [u] ağavât [u] eşrâflar ile vedâ‘laşup her birinden cüz’î ve küllî ihsân hedâyâlar alup Şeyh Abdülkâdiri'l-Ceylânî hazretlerin ve Şeyh Şehâbeddîn-i Sühreverdî hazretlerin ve Kassâb-ı Cömerd'i ve Kamber-i Alî'yi (---) ve Hazret-i İmâm-ı A‘zam Nu‘mân ibn Sâbit'i ve niçe yüz kibâr-ı evliyâ-ı kümmelînleri ziyâret ve vedâ‘ edüp paşanın dest-i şerîfin bûs edüp bükâ-âlûd olup du‘â ve hayr u senâlar ile sene 1066 mâh-ı (---)(---) günü Bismillah ile nehr-i Şattu'l-Arab üzre cisirden ubûr edüp ibtidâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 408b ·
metinde göster ·
… n Bosna askeriyle Yenikal‘a altından kalkup Yenihisâr kurbunda nehr-i Kübe üzre
cisirden
karşu geçüp kâfirin Siska kal‘asın mahsûr etdikde yedi gün sekiz gece döğdükde …
Ammâ sene-i âtîde Düş Hasan Paşa'nın inhizâmı ve gark-ı âb olduğu yine bu serhadlerin pîr-i fânîlerinin nakilleri üzre mukaddemâ Hasan Paşa'nın yüz aklıkları etdiğinden gâyet mağrûr ve müddemi‘ olmuş idi. Hemân Bosna askeriyle Yenikal‘a altından kalkup Yenihisâr kurbunda nehr-i Kübe üzre cisirden karşu geçüp kâfirin Siska kal‘asın mahsûr etdikde yedi gün sekiz gece döğdükde Hasan Paşa üzre yetmiş bin güzîde kâfirler yürüdüler. Hasan Paşa'ya amân vermediler. Âhirü'l-emr-i Hudâ asâkir-i İslâm münhezim oldular ve dağlara deşt-i kûhlere firâr ederek nehr-i Küpe üzre binâ etdikler[i] cisre gelüp asâkir-i bî-pâyânın izdihâmından cisr başına varmak muhâl. Küffâr-ı dûzah-karâr dahi asker-i İslâm'ın ardları sıra top u tüfenglerin atarak ve erganon ve torompete boruların çalarak geldiklerinde cümle asker cisre sığışmayup hemân bi'z-zarûrî nehr-i Küpe'ye urup der-ceng-i evvel Hersek Sancağı Beği Sultânzâde kim Vezîria‘zam Ahmed Paşa'nın oğlu ve Rüstem Paşa'nın kızı oğlu idi kim ibtidâ ol gark-ı âb oldu. anın akîbince Düş Hasan Paşa cümle askeriyle gark oldu ve niçe bin guzât-ı müslimînler dahi gark-ı âb olup yerleri dâr-ı lliyyîn olduğu sene 1001 târîhi idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 155b ·
metinde göster ·
… irne'ye bu kasabadan giden bu mahalde cereyân eden nehr-i Tunca üstündeki haşeb
cisirden
geçüp Edirne'ye gider. Bu cisr-i musanna‘ İbrâhîm Hânoğulları vakfıdır. (---) ( …
Ve bu rabtada bunlardan gayri imâret yokdur, ammâ bâğ u bostânları çokdur. Ve bu kasaba önünde kıble tarafına belde-i mu‘azzama Edirne beş sâ‘atlik yerdir. Edirne'ye bu kasabadan giden bu mahalde cereyân eden nehr-i Tunca üstündeki haşeb cisirden geçüp Edirne'ye gider. Bu cisr-i musanna‘ İbrâhîm Hânoğulları vakfıdır. (---)(---) Bundan yine kalkup cânib-i şarka 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 41a ·
metinde göster ·
ubûr edüp fermân-ı hümâyûn ile köprü kesilüp cümle asâkir gerü gitmeden ka[t]‘- …
Ba‘dehu gazâ-yı Mihaç'a Sultân Süleymân bu cisirden ubûr edüp fermân-ı hümâyûn ile köprü kesilüp cümle asâkir gerü gitmeden ka[t]‘-ı ümîd edüp cümle cân u baş ile Mihaç sahrâsı cengin edüp hamd-i Hudâ iki kerre yüz bin (bin) kâfir katl olup yüz bin kefere vü fecereler esîr-i bend-i zincîr olup Süleymân Hân-ı sâhib-kırân sa‘âdetle avdet edüp kal‘a-i harâb Ösek kurbunda meks edince cümle serhadlerin a‘yân-ı kibârları cem‘ olup eyitdiler:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 61b ·
metinde göster ·
… mon'u feth etdikde Sirem ve Semendire sancağı gâzîleri çete ve potura eşerek bu
cisirden
ubûr edüp Kanije ve Peçoy semtlerin nehb ü gâret etdikleri ecilden küffâr bu ci …
Ba‘dehu Süleymân Hân aleyhi'r-rahmeti ve'l-gufrân sene (---) târîhinde kal‘a-i Belgrad'ı ve kal‘a-i Zemon'u feth etdikde Sirem ve Semendire sancağı gâzîleri çete ve potura eşerek bu cisirden ubûr edüp Kanije ve Peçoy semtlerin nehb ü gâret etdikleri ecilden küffâr bu cisri münhedim edüp çetecilerden halâs olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 64a ·
metinde göster ·
… lar bir tarafa {gemileri} çeküp yine demir zincîr ile kayd-ı bend edüp gayri bu
cisirden
gece ile kuş uçamaz ve bir zenbûr [u] mûr u mâr geçemez. Her gece Darda kulları …
Bu kırk pâre gemiler üzre yine bir haşeb cisr-i kavîdir, ammâ Ösek cisri kadar tavîl değildir tûlu yüz altmış adım dar boğazdadır, ammâ nehr-i Dırava derindir ve şiddet üzre cereyân eder. Bu cisrin iki başında dahi metîn ü müstahkem kapuları var ve cisir ortasında olan tombaz gemilerinden ikisin her gece pâsbân ve nigehbân ve dîdebân ve bevvâbânlar bir tarafa {gemileri} çeküp yine demir zincîr ile kayd-ı bend edüp gayri bu cisirden gece ile kuş uçamaz ve bir zenbûr [u] mûr u mâr geçemez. Her gece Darda kulları bu cisr[i] beklerler. Eğer havf u haşyet ziyâde olursa Ösek kal‘ası neferâtlarından her şeb birer ağa bayrağıyla gelüp tâ sabâha dak keşik, ya‘nî nevbet beklerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 64b ·
metinde göster ·
… r ârâmgâh kasırcığazı üzre Budin vezîrinin bir mükellef ağası bunda emîndir. Bu
cisirden
ubûr eden hemân şarâbdan bâc alır, gayri eşyâlardan bir habbe almaz. Bu mahalde …
İçinde bir câmi‘i ve on hânesi ve on aded şâhî topları var, köprüyü korudur. Dizdârı ve yüz aded neferâtları cümle Segsâr kuluyla mevâcib alırlar. Ve bu kal‘a önünde birkaç evler ve birkaç dükkânlar var, ancak bin hâncığazı ve birkaç bâğcığazı ve birkaç balık bendi ağcuğazı var. Ve bu cisir üzre bir ârâmgâh kasırcığazı üzre Budin vezîrinin bir mükellef ağası bunda emîndir. Bu cisirden ubûr eden hemân şarâbdan bâc alır, gayri eşyâlardan bir habbe almaz. Bu mahalde cisr-i haşeb altından cereyân eden âb-ı hayât,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 70b ·
metinde göster ·
taşra bir şarampavlı küçük varoş dahi var, fukarâlar sâkindir. Ol kadar mükelle …
Ve bu cisirden taşra bir şarampavlı küçük varoş dahi var, fukarâlar sâkindir. Ol kadar mükellef hâneleri yokdur. Bu varoşcuk içre bir küçük meydâncık var, ol meydânda bir âb-ı hayât havz-ı Şâfi‘î var, musluklarından cümle ehl-i salât âbdest alup ibâdet-i Yezdân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 96a ·
metinde göster ·
… akîbince Anatolu askeriyle Kara Mustafâ Paşa, Vezîr Hazînedârı Yûsuf Paşa [ile]
cisirden
geçüp bize karîb kondu. Ve niçe mîr-i mîrânlar ve niçe yüz aded mîr-i livâlar g …
Dahi ardı sıra Bosna eyâleti askeriyle Köse Serdâr Ali Paşa azîm asker ile cümleden ileri Murâdovası'na kondu. Anın akîbince Anatolu askeriyle Kara Mustafâ Paşa, Vezîr Hazînedârı Yûsuf Paşa [ile] cisirden geçüp bize karîb kondu. Ve niçe mîr-i mîrânlar ve niçe yüz aded mîr-i livâlar geçüp bizim 100b tarafımızda meks edüp hamd-i Hudâ bizden tarafa asâkir-i İslâm vefret üzre oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 100a–100b ·
metinde göster ·
… kir-i İslâm azamet-i Hudâ âdem deryâsı gibi cûş u hurûşa {gelüp} Tuna üzre olan
cisirden
dahi âdem deryâsı beri bizim tarafımıza akup bir alay eli kan ve kılıçları kan …
"Bire ümmet-i Muhammed kâfir bozuldu, ne durursuz" deyü Cenâb-ı Hak tarafından gûyâ bir sadâ çıkınca el-azametullâh ve'l-heybetülillâh evvelâ yine bizim İbrâhîm Paşa tâze cân bulup der-ceng-i evvel yine bizim asker küffâr üzre at salup sâ’ir asâkir-i İslâm azamet-i Hudâ âdem deryâsı gibi cûş u hurûşa {gelüp} Tuna üzre olan cisirden dahi âdem deryâsı beri bizim tarafımıza akup bir alay eli kan ve kılıçları kan ve sîneleri uryân ve ciğerleri püryân bir alay gâziyân mücâhidânın dillerinde Hazret-i Kur’ân cümlesinin kılıçları uryân sadâ-yı Allâh Allâh'a rehâ buldurup sadâ-yı gülbâng-ı Muhammedî'den ve atlar ve cümle hayvânâtlar süheylinden eflâk-i tâs-ı nûlgûn kubbesi çın çın zın zın ötüp sadâ verirdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 104b ·
metinde göster ·
"Sultânım karşu tarafa eyi asâkir-i İslâm'ın yarar ve nâmdâr ve güzîdelerin karşu tarafa geçirdiniz. Beri bizim tarafımızda ve sancağ-ı Resûlullâh dibinde ve sizin hidmet-i şerîfinizde cüyûş-ı müslimîn az kaldı ve hâlâ cisirden âdem deryâsı karşu tarafa akup gitmededirler. İhtimâldir mel‘ûn küffâr bir hîle ile karşu tarafda böyle bir asker gösterüp ve bir ma‘rekegîrlik edüp ba‘dehu firâr edüp karşu askerimizi kemîngâhlara çeke. Karşu tarafda şimden gerü küffârı kovmasınlar, zîrâ düşmanı çok kovdukça düşman yarar olur. Ve ihtimâldir bu asker-i İslâm karşu tarafa sökün edince ihtimâldir bu taraf boş kalacağın düşman bilüp bu tarafı Zirinoğlu ve Beganoğlu ve Nadajoğlu ve niçe banlar ve niçe hersek ve segler bu tarafa gelüp bir rahne vereler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 105a ·
metinde göster ·
… iş olup esîrleri pây-beste ve dil-haste ve şikeste beste edüp boruların çalarak
cisirden
bir alay-ı azîm ile geçüp Süleymân Hân depesi dibinde Sadrıa‘zam huzûrundan ota …
Ammâ cümleden sonra baba-yı âlem Köse Serdâr Ali Paşa Bosna serhad gâzîleriyle cümle iki bin altmış aded kelle ve üç bin aded esîr-i bend-i zincîr ve yedi aded kal‘a kapudanları ve dörd kat küffâr mehterhânesi ve iki hınto arabalar ve yigirmi aded mücellâ toplar ve altun haçlı bayraklar ile cümle küffâr kelleleri kargı ve kantar sırıklar üzre ârâyiş olup esîrleri pây-beste ve dil-haste ve şikeste beste edüp boruların çalarak cisirden bir alay-ı azîm ile geçüp Süleymân Hân depesi dibinde Sadrıa‘zam huzûrundan otak-ı nüh-tâk önünden bâlâda tahrîr olduğu üzre cümle vüzerâ ve mîr-i mîrânlar metâ‘ları huzûr-ı vezîr-i dilîrden güzer edüp cümle vüzerâ ve vükelâlar,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 106b ·
metinde göster ·
… Ahmed Paşa kal‘a-i Uyvar altında meks edince hemân ol ân nehr-i Litre üzre olan
cisirden
cümle balyemez topları ve yüz yetmiş aded şâhî zarbuzan topları ve cümle cebehâ …
Evvelâ Sadrıa‘zam Köpürlüzâde Fâzıl Ahmed Paşa kal‘a-i Uyvar altında meks edince hemân ol ân nehr-i Litre üzre olan cisirden cümle balyemez topları ve yüz yetmiş aded şâhî zarbuzan topları ve cümle cebehâne ve mühimmât [u] levâzımâtları yüz bin renc [ü] anâlar ile cüsûrlardan geçirüp cümle asker nehr-i Litre'nin kenârında ve kal‘a-i Uyvar'ın cânib-i erba‘asında meks edüp kal‘a-i Uyvar'ı ortaya aldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 108b ·
metinde göster ·
ubûr edüp Koca Murâd Paşa ve Mahmûd Paşa ve Tavîl Mehemmed Paşa ve Etmekçizâde …
Ba‘dehu Yemişçi Hasan Paşa Budin üzre mühür ile serdâr-ı mu‘azzam olup Budin'den Kızlar adasından Vaç tarafına cisr-i azîm yapup cümle asâkir-i İslâm cisirden ubûr edüp Koca Murâd Paşa ve Mahmûd Paşa ve Tavîl Mehemmed Paşa ve Etmekçizâde Ahmed Paşa ve Tiryâkî Hasan Paşa ve niçe vüzerâ ve mîr-i mîrânlar ve mîr-i livâlar bir yere cem‘ olup müşâvere ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 136a ·
metinde göster ·
… sancağ-ı şerîfin açup Belgrad'dan bir alay-ı musîbet ile çıkup nehr-i Sava üzre
cisirden
geçüp menzil-i sahrâ-yı Zemin'de beş karış kar üzre asâkir-i âciz çadırların ku …
Evvelâ ol kışda ve kıyâmetde Sadrıa‘zam Belgrad'da mevcûd bulunan on bin kadar asker ile Hazret-i Risâlet-penâhın sancağ-ı şerîfin açup Belgrad'dan bir alay-ı musîbet ile çıkup nehr-i Sava üzre cisirden geçüp menzil-i sahrâ-yı Zemin'de beş karış kar üzre asâkir-i âciz çadırların kurmağa ne kadar cidd ü cehd etdilerse sahrâ-yı Zemin'in zemîni buz donup gûyâ polad-ı Nahşivânî olup çadır kazıkları geçmeyüp ol vakt-i sabâh niçe bin aded pür-silâh asker kar üzre hayme vü hargâhsız atları dahi ellerinde ve kılıçları bellerinde bu sahrâ içre cümle mahlûk-ı Hudâ berk-i hazân gibi dir dir ditreyüp niçe bin benî Âdemler ve husûsan benî Âdem şekilli tiryâkîler cân-ı azîzlerinden bîzâr oldular, ammâ niçe eşmiş ve yortmuş ve berzah u âlâm-ı şedâ’id çekmiş iş görmüş âdemler cümle garârlarını ve bâr-ı sakîllerini cânib-i erba‘alarına dizüp haymelerin kurup cümle tınâbları harârlara bağlayup niçe yüz çadırlar kuruldu, ammâ atların kazıkları yere geçmediğinden cümle halk âlem-i hayretde kalup niçe bin atlar sahrâdaki kar üzre serserî gezerler idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 138a ·
metinde göster ·
karşu geçüp cisir başında Hasan Paşa câmi‘i, Alaca câmi‘ nâmıyla meşhûr-ı âfâk …
Evvelâ nehr-i Tihotine'yi haşeb cisirden karşu geçüp cisir başında Hasan Paşa câmi‘i, Alaca câmi‘ nâmıyla meşhûr-ı âfâk olmuş bir ma‘bedgâh-ı müzeyyendir kim Bosna eyâletinde ve İzvornik sancağında ve Taşlıca şehrinde ve Çayniçe şehrinde ve Mostar şehrinde böyle bir câmi‘-i lâ-nazîr yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 146a ·
metinde göster ·
… i‘i minâresiyle ve bir hânı ve bir küçük hammâmı var, ammâ hânının önündeki taş
cisirden
geçüp kal‘aya giderken on aded dükkâncıkları vardır. Cisrin altından cereyân ed …
Hudâ âlimdir kim bu hakîr dahi yedi aded memlûkümle ve beş aded yanaşma hüddâmımla sabâha dak bîdâr olup nevbet bekledim. Gâyet mahûf u muhâtara yerdir. Ammâ kal‘adan aşağı deredeki varoşda bir küçük câmi‘i minâresiyle ve bir hânı ve bir küçük hammâmı var, ammâ hânının önündeki taş cisirden geçüp kal‘aya giderken on aded dükkâncıkları vardır. Cisrin altından cereyân eden mezkûr nehr-i Bistiriçe akar ve birkaç küçük uyûnlar dahi cereyân edüp ol kadar alabalığı olur kim hisâbını Cenâb-ı Kibriyâ bilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 148a ·
metinde göster ·
… e her ay başında birer Venedik kapudanları ellişer nefer Lasman kâfirleriyle bu
cisirde
âyende vü revende kârbândan alınan gümrüğü hisâb [u] kitâb edüp Bosna vezîrine …
Ve her ay başında birer Venedik kapudanları ellişer nefer Lasman kâfirleriyle bu cisirde âyende vü revende kârbândan alınan gümrüğü hisâb [u] kitâb edüp Bosna vezîrine ve kendü kral banlarına bildirir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 150b ·
metinde göster ·
… rı cisir kenârında âmâde durup vüzerâ huzûrunda her bir sıbyân "Yâ Allâh" deyüp
cisirden
aşağı kendülerin pertâb edüp nehre atar ve kuş gibi uçar. Her bir gulâm birer s …
Bu kantara-i bâlâ-kad böyle âsumâna serâmed binâ olmuşken ba‘zı vüzerâ ve vükelâ ve a‘yân-ı kibâr ve hukemâ-yı âlî-vakâr kimseler bu cisrin temâşâsına gelüp mezkûr kasreynde otururlarken şehrin niçe cür’et sâhibi sıbyânları cisir kenârında âmâde durup vüzerâ huzûrunda her bir sıbyân "Yâ Allâh" deyüp cisirden aşağı kendülerin pertâb edüp nehre atar ve kuş gibi uçar. Her bir gulâm birer san‘at ile perende-bâzlık ederek kimi baş aşağı ve kimisi bağdaş kurar ve kimisi ikişer üçer olup birbirlerin kucaklayup aşağı suya atılırlar. Cenâb-ı Allâh hıfz edüp derhâl selâmet taşra kenâra çıkup kayalardan yukaru tırmaşup cisir başına gelüp vüzerâ ve a‘yân-ı kibârlardan ihsân alırlar, ammâ gayri âdemler aşağı atılmak değil aşağı bakmağa cür’et edemeyüp zehresi âdemin çâk ve menzil-hâk olur, zîrâ bu cisrin kaddi tâ aşağı rûy-ı âba varınca seksen yedi kulaçdır. Ve nehr-i Neretva'nın umku dahi seksen yedi arşındır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 165a ·
metinde göster ·
karşu geçüp Uyvar'a firâr eder. 47a Cümle guzât tabur içre girüp ol kadar mâl …
"Bu tabur bunda iken Yanık kal‘ası feth olmak mümkin değildir" deyü Tuna üzre üç yerden cisr-i azîmler ve sığır derilerinden kelekler üzre azbarlı çitler döşeyüp Tatar ve cümle asker geçüp üç gün ceng-i azîmden sonra bi-emrillâhi te‘âlâ nesîm-i nusret Âl-i Osmân tarafına esüp cümle küffâr münhezim olup tu‘ma-i şemşîrden mâ‘adâsı Komaran kal‘aları dibindeki cisirden karşu geçüp Uyvar'a firâr eder. 47a Cümle guzât tabur içre girüp ol kadar mâl-ı ganâ’imle muğtenim olurlar kim bir harbende garîb bin altuna ve altı yedi esîr ile sîr olurlar. Sâ’ir guzât hemçünân ve cemî‘i cebehâne ve hazâ’ini topları mîrî içün zabt edüp {târîh-i feth-i gazâ-yı tabur-ı Yanık:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 46b–47a ·
metinde göster ·
… radin'dir. Hattâ Gâzî Süleymân Hân bu kal‘a-i Titel'i feth edüp Tuna nehri üzre
cisirden
kal‘a-i Varadin'e geçmişdir, zîrâ kal‘a-i Varadin bir sene mukaddem feth olmuşd …
Bu şehrin karşu cânibi Tuna aşırı kal‘a-i İslankamin ve kal‘a-i Varadin'dir. Hattâ Gâzî Süleymân Hân bu kal‘a-i Titel'i feth edüp Tuna nehri üzre cisirden kal‘a-i Varadin'e geçmişdir, zîrâ kal‘a-i Varadin bir sene mukaddem feth olmuşdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 80a ·
metinde göster ·
… göl tarafında Şehîd[lik] varoşundan kal‘aya girirken handak üzre asma makaralı
cisirden
içeri iç kal‘adır kim tâ binâ-yı Freng'den kalmış bir kapudur kim şimâle nâzırd …
Ve cümle üç aded kapuları vardır. Evvelâ kal‘anın şarkında göl tarafında Şehîd[lik] varoşundan kal‘aya girirken handak üzre asma makaralı cisirden içeri iç kal‘adır kim tâ binâ-yı Freng'den kalmış bir kapudur kim şimâle nâzırdır, ammâ iki kat metîn {üçer kat} demir kapulardır. Taşra kal‘a dîvârı Selîm Hân-ı Sânî'nin binâsı olup iki kat metîn dîvârlı kal‘adır. Bunun dahi bir kapusu cânib-i kıbleye mekşûfdur, ammâ dörder kat metîn kapular olup mâbeynlerindeki dîvârlarda cümle âlât-ı silâh âlât-ı harb ile memlû olup cümle bevvâbân nigâhbânlar pür-silâh bu kapular mâbeynlerinde dîdebânlık ederler. Ve bir kapu dahi küçük uğrın kapudur, ammâ hâs u âmm kapusu değildir. Bununla üç aded kapuları var ammâ ikisi şâhrâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 343a ·
metinde göster ·
taşra büyük varo[ş] bir düz kumsal pâk yerde cümle üç yüz aded kiremitli ve hav …
Der-beyân-ı sitâyiş-i taşra varoş: Büyük varoş kapusundan taşra Lef[ka]da cezîresi tarafındaki büyük varoşa ibtidâ giderken kal‘a kapusunun garb tarafındaki handak üzre elli adım asma ağaç köprüyü ubûr edüp dâ’iren-mâdâr cümle handakları deryâ suyuyla leb-ber-leb olup cisirden taşra büyük varo[ş] bir düz kumsal pâk yerde cümle üç yüz aded kiremitli ve havlılı ve câ-be-câ bâğçeli cümle vâsi‘ evlerdir. On aded hâneleri müselmânlardır. Mâ‘adâ büyûtları dâr-ı müşriklerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 343b ·
metinde göster ·
… ından nehr-i Narda cereyân eder, tâ Tırhala ve Kalabakkaya dağlarından gelüp bu
cisirden
ubûr edüp Pireveze körfezine mahlût olur.
Andan nehr-i Narda-i azîmi geçmeyüp nehir kenârınca dahi aşağı dolaşup bir sâ‘atde Fâ’ik Paşa'nın on üç göz Şeddâdî ibret-nümâ evce berâber kantarasından ubûr etdik, ammâ ortadaki gözü gâyet yüksek olup ve ziyâde enli pül-i azîm olup elli arşın âlî ve tûlu cümle bir başından bir başına sekiz yüz adım köprü-yi musanna‘dır kim dörd aded gözleri yüzer adım enlidir. Bu cisrin üstünden iki araba yan yana geçmek mümkindir. Altından nehr-i Narda cereyân eder, tâ Tırhala ve Kalabakkaya dağlarından gelüp bu cisirden ubûr edüp Pireveze körfezine mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 345b ·
metinde göster ·
… up ale's-sabâh du‘â vü senâ ile cisri endirüp kal‘a kapuları küşâde olur. Ve bu
cisirden
taşra varoşa çıkarken sağ tarafda handak başında bir sebîlhâne vardır.
Ve bu kal‘anın iki yerden demir kapuları şâhrâhdır. Biri cânib-i cenûba mekşûfdur kim andan varoşa gidilir. Taş cisir ile handakdan ubûr olunur. Ammâ kapunun eşiği dibinde zemberekli asma tahta cisirdir. Her şeb dîdebânlar makara ve dollâblar ile zencîrlerin keşân-ber-keşân keşîde kılup kal‘a kapusuna cisri dayayup siper edüp kal‘a kapusu dahi metîn olup ale's-sabâh du‘â vü senâ ile cisri endirüp kal‘a kapuları küşâde olur. Ve bu cisirden taşra varoşa çıkarken sağ tarafda handak başında bir sebîlhâne vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y57a ·
metinde göster ·
… fına nehr-i Menderes kenârında üç sâ‘at giderken nehr-i Menderes'i yedi göz taş
cisirden
ubûr edüp kıble cânibine bir sâ‘at dahi mezra‘aları hûb ve buk‘aları merğûb zem …
Hamd-i Hudâ selâmetle bu boğazı sekiz sâ‘atde Y 67b çıkup Dalyan ovası nâm mahalde cümle seyishânelerimizden yüklerimiz yıkup ve atlarımız otarup ve me’kûlât [u] meşrûbâtdan mâ-hazar ne bulunduysa tenâvül edüp andan yine Alman Boğazı'nın Ayasuluk yolu üzre olan gölün ayağı deryâya mahlût olduğu mahalde mîrî balık dalyanların ubûr edüp Ayasuluk sahrâsı içre şark tarafına nehr-i Menderes kenârında üç sâ‘at giderken nehr-i Menderes'i yedi göz taş cisirden ubûr edüp kıble cânibine bir sâ‘at dahi mezra‘aları hûb ve buk‘aları merğûb zemîn üzre gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y67a–Y67b ·
metinde göster ·
Nehr-i Ulusu: Bir nehr-i azîmdir ki aslâ sayf u şitâda geçit vermez bir âb-ı hayâtdır. Teke sancağında Ağırıdos kazâsından çıkup Aş kazâsında Mekri kal‘asına karîb kasaba-i Kıyık'da Akdeniz'e mahlût olur. Anı yedi göz ağaç cisirden ubûr edüp karşu cânibinde bir dıraht-ı çınâr sâyesinde ârâm edüp refîklerimiz "edâ-i hidmet etdik" deyü avdet etdiler. Hakîr kendü tevâbi‘imizle kaldık. "el-Garîbü ke'l-a‘mâ" mazmûnunca "Âyâ ne çâre ve ne cânibe azîmet etsek?" deyü meşveret ederken yine nehrin karşu cânibinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y127a ·
metinde göster ·
… n: Aladağ'dan gelüp Silifke kurbunda Akdeniz'e mahlût olur. Ve bu nehri bir göz
cisirden
ubûr edüp karşu tarafda Aykadın hânı, bir ulu mağâradır. İçine beş yüz atlı sığ …
Nehr-i Aykadın: Aladağ'dan gelüp Silifke kurbunda Akdeniz'e mahlût olur. Ve bu nehri bir göz cisirden ubûr edüp karşu tarafda Aykadın hânı, bir ulu mağâradır. İçine beş yüz atlı sığar. Ol mağâraya bir kemer kapu binâ edüp hân etmişler. Anı ubûr edüp yine şarka iki tarafı yalçın kayalı ve şâhin yuvalı yollardır. Kamışözü derler Türkmân yaylağı yoludur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y143a ·
metinde göster ·
Ve bu hândan taşra varoş nev-binâ üç yüz seksen toprak örtülü hânelerdir. Ve
cisirden
hâna girecek mahal cânibinde yigirmi kâ[r]gîr dükkândır ve dîdebânlardır kim ve …
Ve bu hândan taşra varoş nev-binâ üç yüz seksen toprak örtülü hânelerdir. Ve cisirden hâna girecek mahal cânibinde yigirmi kâ[r]gîr dükkândır ve dîdebânlardır kim vecheyn kâr ederler. Ve âyende vü revendeden bu demir kapu dibindeki kullede bâc alurlar. Ve hâna girince yük yıkmadan mâhazar tahte'l-kahve gelüp leyle-i cum‘a ise pilâv zerde ve yahnî gelir. Ammâ şa‘îr kendü mâlları ile hâncılardan alınır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y157a ·
metinde göster ·
… ammâm ve sarây-ı âlîlere taksîm olunup mâ-bâkîsi tabahâneden ve kal‘a altındaki
cisirden
ubûr edüp kıble cânibine cereyân edüp Haleb şehrine revân olur.
Ve böyle bir sevâd-ı azîme hayât-ı câvidân veren âb-ı hayât nehr-i Sâcûr: Battâl Öyük nâm mahal altından hurûc edüp bir kolu şehrin bâğ u bâğçe ve bostân ve gülistânlarına tevzî‘ olup ray eder. Ve bir bölüğü şehrin cemî‘i çeşme ve câmi‘ ve imâret ve medrese ve hammâm ve sarây-ı âlîlere taksîm olunup mâ-bâkîsi tabahâneden ve kal‘a altındaki cisirden ubûr edüp kıble cânibine cereyân edüp Haleb şehrine revân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y164b ·
metinde göster ·
… da (---)(---)(---) kışlaya bağlarlardı. Misâl-i âb-ı zülâl nehr-i sâfîdir. Bu
cisirden
yine piyâde olup bâğ u bâğçeler içre sekiz bin adım gidüp,
Nehr-i Berût: Ma‘ânoğlu dağlarından gelüp bu mahalde (---)(---)(---) deryâya mahlût olur. Ve bu nehir üzre tokuz tokuz göz bir cisr-i kavî var kim bu eyâletde misli yokdur. Bu cisir dibinden tâ deryâya varınca Sayda ve Beyrût gemileri bunda (---)(---)(---) kışlaya bağlarlardı. Misâl-i âb-ı zülâl nehr-i sâfîdir. Bu cisirden yine piyâde olup bâğ u bâğçeler içre sekiz bin adım gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y189b ·
metinde göster ·