… üsü, musanna‘ cisr-i ma‘mûrdur. Ve Karadere Mahallesi cisri ve Âvîh derede dahi
cisirler
var, ma‘lûmum değildir ve Kücür mahallesi cisri ve Değirmân mahallesi cisri. Bu …
Der-fasl-ı cüsûr-ı âyende vü revendegân: Şehr-i Bitlîs içre cümle on yedi dereler üzre on bir aded kârgîr binâ cüsûr-ı ra‘nâlardır. Cümleden kal‘a dibinde Hâtûniyye cisridir kim altından ubûr eden nehr-i zülâleyn Ayn-ı İskender ve Ayn-ı Âvîh dereleridir. Ve Husul nehri cisri ve Aynu'l-berut cisri ve Hân bâğı cisri ve Miskinler kurbünde Arab köprüsü, musanna‘ cisr-i ma‘mûrdur. Ve Karadere Mahallesi cisri ve Âvîh derede dahi cisirler var, ma‘lûmum değildir ve Kücür mahallesi cisri ve Değirmân mahallesi cisri. Bu ma‘lûmumuz olan derelerin yemîn ü yesârında bâğlı u bâğçeli kat-ender-kat sarây-ı âlîlerdir kim cümle kârgîr binâlardır. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 225a ·
metinde göster ·
ve niçe bunun emsâli cüsûr-ı garîbe vü acîbeler gördük, ammâ bu Ergene cisri ka …
Ve Bosna serhaddinde nehr-i Drin üzre Vişegrad cisri ve Hersek serhaddinde şehr-i Mostar içre cereyân eden nehr-i Neretva üzre bir göz Süleymân Hân cisri ve İslâmbol kurbunda sâhil-i bahrde Süleymân Hân ve Selîm Hân-ı Sânî'nin Çekmeceler cisirleri ve niçe bunun emsâli cüsûr-ı garîbe vü acîbeler gördük, ammâ bu Ergene cisri kadar vâsi‘ ve tavîl ve metîn ve kavî şeddadî-misâl bir âsâr-ı ibret-nümâ görmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 99b ·
metinde göster ·
kurulup asker-i İslâm Sirem ve Ösek ve Pojega ve Valpova ve şikloş ve Peçoy ve …
Andan nehr-i Sava üzre cisirler kurulup asker-i İslâm Sirem ve Ösek ve Pojega ve Valpova ve şikloş ve Peçoy ve Budin'e varınca akıncı kavmiyle Ungurus vilâyetlerin harâb ü yebâb ve halkın esîr-i kebâb ve hânelerin ıhrâk [u] türâb edüp taht-ı Belgrad'a ol kadar mâl-ı ganâ’imle muğtenim olan guzât-ı müslimîn gelirler kim bir esîr bir rub‘ guruşa bey‘ oldu deyü pederimiz Dervîş Mehemmed Zıllî Serzergerân-ı Dergâh-ı âlî olup bu gazâ-yı ekberde bile olmak ile anlardan istimâ‘ edüp sikadan nakl edüp bu Seyâhatnâmemiz içre alâ kadri'l-bizâ‘a tahrîr olundu, ammâ hamd-i Hudâ bu hakîr-i pür-taksîre dahi bu şehr-i Belgrad'ın imârın görmek müyesser olup evsâfın tahrîr etmeğe ihtimâm etdik. 112a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 111b–112a ·
metinde göster ·
… Sirem'e ubûr edüp kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek kal‘a-i Vulkovar'dan
cisirler
ile nehr-i Tuna'yı da ubûr edince taraf-ı pâdişâhîden iki bin güzîde yeniçeri i …
Hâlâ ol gâzîlerin kân-ı mekânlarıdır, ammâ asr-ı Gâzî Hudâvendigâr'da bu kal‘a Erdel Kralı Metayoş Kral hükmünde bir palanka-i sağîr idi. Gâzî Hudâvendigâr'ın tulû‘ [u] hurûcundan küffâr-ı dûzah-karâr-ı füccâr bu kal‘ayı metânet üzre Metayoş Kral-ı dâl istihkâm edüp diyâr-ı Orta Macar'ı ve diyâr-ı Nemçe'yi nehb u gâret etdikde Nemse kralı bu Tımışvâr üzre gelüp yedi ayda amân vermeyüp Erdel kâfiri elinden alup içine yigirmi bin soltat [u] murtat Nemselere Luşancı nâm kapudanı hâkim nasb edüp Nemse çâsârı Ferdinand Kral dâr-ı menhûsu olan Beç kal‘asına varınca beri tarafda Tımışvâr hâkimi Luşancı nâm la‘în nehr-i Tımış'dan elli altmış pâre firkate gemiler ile nehr-i Tuna'ya çıkup tarafeynde olan kılâ‘ları ve Tuna üzre Belgrad'a varup gelen gemileri nehb u gâret edüp Tımışvâr yunakları tecâvüzden hâlî olmayup Belgrad ve Köylüc ve İhram ve Semendire ve Feth-i İslâm kılâ‘ları yolları kapanup Belgrad'da kaht [u] galâ’ olunca fermân-ı şehriyârî sâdır olup bi-fazlillâhi'l-Meliki'l-Mennân kal‘a-i Tımışvâr Memâlik-i Mahrûsa-i İslâmiyye'ye mutazammın kılınmak içün Rûmeli Beğlerbeğisi Mehemmed Paşa düstûr-ı mükerrem ve serdâr-ı mu‘azzam ta‘yîn olunup azm-i râh-ı Tımışvâr diyerek şehr-i Belgrad'a dahil olup andan nehr-i Sava üzre cisr-i azîm ile karşu hâk-i Sirem'e ubûr edüp kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek kal‘a-i Vulkovar'dan cisirler ile nehr-i Tuna'yı da ubûr edince taraf-ı pâdişâhîden iki bin güzîde yeniçeri ile yüz elli aded şâhî darbzen-i adû-şikâr ve on beş aded balyemez top-ı kal‘a kûplar gelüp ordu-yı İslâma dahil olunca ol gün Tatar askeri dahi gelüp vâsıl oldukda sipehsâlâr-ı mu‘azzam Titel kal‘ası kurbunda nehr-i Tisa'yı dahi ubûr edüp kal‘a-i Peçey'i muhâsara edüp yedi günde feth-i kal‘a-i Peçey, sene 958, be-dest-i Vezîr Mehemmed Paşa vâlî-i Rûmeli.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 117a ·
metinde göster ·
… rın önlerinde asma makaralı haşeb köprüleri vardır. Her gece kapuları sedd edüp
cisirleri
makaralar ile çeküp kapuların önlerine siper ederler. Evvelâ bâb-ı garb iki kap …
Ve kal‘a-i Tımışvâr'ın cümle beş aded kapusu var, ammâ bu kapuları ancak kârgîr kemer binâlı ve ikişer kat metîn ve âlî ve vâsi‘ demir kapulardır ve her kapuların önlerinde asma makaralı haşeb köprüleri vardır. Her gece kapuları sedd edüp cisirleri makaralar ile çeküp kapuların önlerine siper ederler. Evvelâ bâb-ı garb iki kapudur kim anın târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 118b ·
metinde göster ·
yukar[ı] Mevlevîhâne kurbunda nehr-i Milaçka üzre bir bend-i azîm binâ vardır k …
Sitâyiş-i ibret-nümâ-yı âbâdân: Bu mezkûr cisirlerden yukar[ı] Mevlevîhâne kurbunda nehr-i Milaçka üzre bir bend-i azîm binâ vardır kim 130a bu şehrin cemî‘i odun kesenleri nehr-i Milaçka başında olan kûh-ı bî-sütûnlardaki ormanlarda dıraht-ı müntehâları kesüp odun ederler ve herkes kesdüğü odunlarına birer gûne kesik kertik kesüp kertikden nişân edüp herkes odunların nehr-i Milaçka'ya atar. Ba‘dehû cümle keraste ve hatablar su ile cereyân ederek mezkûr bend başında karâr edince odun sâhibleri gelüp birbirlerinin kertiklerine bakup odunlarına ipler takup evlerinde yakup zevk ederler. Bir turfa acâ’ib ü garâ’ib ibret-nümâdır. Ve bir ibret dahi bu şehirde karı ve buzu saman içine koyup mahzenlerde hıfz ederler. Ba‘dehû mâh-ı Temmuz'un şiddet-i hârında billûr gibi buzları vişne hoşâblarına koyup buz pâreli hoşâb yerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 129b–130a ·
metinde göster ·
… kara cânibinde şark tarafına ancak bir kapusu âşikâre idi. Anın dahi önüne ağaç
cisirleri
siper etmiş ve bu kal‘anın kara câniblerinde sekiz aded tabyaları var kim her b …
Hattâ bu kal‘anın cânib-i erba‘ası derin olmak var, zîrâ her gün bu kal‘anın etrâfında kadırgalar kürek çekerek gidüp gelmede idiler ve kara cânibinde şark tarafına ancak bir kapusu âşikâre idi. Anın dahi önüne ağaç cisirleri siper etmiş ve bu kal‘anın kara câniblerinde sekiz aded tabyaları var kim her birinin üstünde yetmişer seksener mikdârı balyemez toplar nümâyân idi. Ve deryâya berâber içine âdem sığar şayka topları kirpi tüğü gibi dizilmiş ejder-i heft-ser gibi dururlardı. Ve bu kal‘a altına vardığımızda cemî‘i deryâ-misâl asker-i İslâma tafra satmak içün kal‘anın cümle tabyaları ve dîvârları üzerlerin haçlı peykerler ile zeyn edüp niçe bin küffârların kal‘a dîvârları üzre pür-silâh zeyn edüp bî-bâk ü bî-pervâ asker-i İslâm'ın hayme [vü] hargâhların seyr [ü] temâşâ edüp derûn-ı hisârdan bir küçük şâhî topu atup "Safâ geldiniz" dedi. Gûyâ hulâsa-i kelâm bu serhadlerde değil, belki Rûm ve Arab u Acem ve İsfaç ve Çeh ü Leh ve Filimenk diyârlarında böyle bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kâfir kal‘ası yokdur, bi-hakk-ı Seyyidi'l-mürselîn Cenâb-ı Kibriyâ dest-i İslâma müyesser ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 140b ·
metinde göster ·
… dir. Ve nehr-i Virbaz üzre bu şehrin bir cânibinden bir cânibine üç yerden ağaç
cisirler
ile geçilir.
Ba‘zılar Banaluka derler. Kıbleden cânib-i şimâlden garba meyyâl iki cânibleri orma[n]lı dağlar ve sâfî bâğlar ile müzeyyen bir vâsi‘ dere içinde cereyân eden nehr-i azîm Virbaz'ın iki cânibinde birer sâ‘at uzun şehirdir, ammâ iki tarafı da ensizdir, lâkin cemî‘i evlerinde birer âb-ı hayât cereyân etdiğinden mâ‘adâ her hânedânda bâğ u bâğçe ve cinîn-i gaytân ve bâğ-ı İremler mukarrerdir. Ve nehr-i Virbaz üzre bu şehrin bir cânibinden bir cânibine üç yerden ağaç cisirler ile geçilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 153a ·
metinde göster ·
… eyfâ püllü ve Adana ve Misis köprüleri cümle meşhûrdur, ammâ Rûmeli'nde Çekmece
cisirleri
ve Hersek sancağında Mostar cisri bir göz püll-i ibret-nümâdır, ammâ bu Vişegra …
Ve bu şehir içre hayrât-ı ibret-nümâsının biri dahi nehr-i azîm dîvâne Drin üzre on bir göz bir cisr-i kebîri var kim her bir kemerleri kehkeşân-âsâ âsumâna ser çeküp her biri kavs-i kuzahdan ve tâk-ı Kisrâ'dan nişân verir. Anadolu'da nehr-i Sakarya üzre Bâyezîd-i Velî'nin Geyve köprüsü ve Kızılırmak üzre Çâşnigîr köprüsü ve nehr-i Araz üzre Altun Halkalı köprü ve yine nehr-i Araz üzre Hasankal‘ası kurbun[d]a Çoban köprüsü ve Hazzo kurbunda Batman cisri ve Hısn Keyfâ püllü ve Adana ve Misis köprüleri cümle meşhûrdur, ammâ Rûmeli'nde Çekmece cisirleri ve Hersek sancağında Mostar cisri bir göz püll-i ibret-nümâdır, ammâ bu Vişegrad cisrini görüp ilm-i hendese ve ilm-i mi‘mârîden haberdâr olan bu cisr-i azîmi gördükde akıllar perîşân olur. İbtidâ esâsına târîhdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 165b ·
metinde göster ·
. Cümleden nehr-i Vardar üzre on dörd göz cisrin dördü harâb olup ta‘mîr ü termî …
Der-fasl-ı cüsûr-ı azîm-i imâristân: Cümle (---) aded kârgîr binâ cisirlerdir. Cümleden nehr-i Vardar üzre on dörd göz cisrin dördü harâb olup ta‘mîr ü termîmine târîhdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 171a ·
metinde göster ·
… zkûr nehrin yemîn [ü] yesârında bir şehr-i azîmdir kim on yerden ağaç ve kârgîr
cisirler
ile geçilir şehr-i kebîrdir. Cânib-i erba‘ası ve şehir içi niçe bin dıraht-ı ke …
Zemîn-i şehr-i Manastır: (---) dağı zeylinde nehr-i (---) kenârında bir vâsi‘ ova içinde mezkûr nehrin yemîn [ü] yesârında bir şehr-i azîmdir kim on yerden ağaç ve kârgîr cisirler ile geçilir şehr-i kebîrdir. Cânib-i erba‘ası ve şehir içi niçe bin dıraht-ı kebîrler ile zeyn olmuş bir hıyâbân-ı Rûm içinde kalmış dırahtistânlı şehirdir. Bir âdem tâ şehir içine girmeyince hıyâbândan şehri göremez. Tâ bu mertebe koyah u sâyedâr şehirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 176a ·
metinde göster ·
… külü kalmış. Bu şehir nehr-i Aranoş kenârında olmağile bu şehr-i berbâd önünde
cisirler
yapılup karşu tarafa ubûr olundu, 4 sâ‘atde,
Bir şehre benzer bâğlı ve bahçeli varoş imiş. İsmâ‘îl Paşa Budin askeriyle berbâd etmiş. Andan dahi ileri gitmiş. Bizler vardıkda yerinde külü kalmış. Bu şehir nehr-i Aranoş kenârında olmağile bu şehr-i berbâd önünde cisirler yapılup karşu tarafa ubûr olundu, 4 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 9b ·
metinde göster ·
var, biri Hüseyin Beğ köprüsüdür ve biri Ali Politina köprüsüdür.
Der-vasf-ı tetimme-i şehrengîz-i şehr-i İskenderiyye: Varoşu içre nehr-i Drinaz üzre iki aded cisirleri var, biri Hüseyin Beğ köprüsüdür ve biri Ali Politina köprüsüdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 35a ·
metinde göster ·
… ayka top var, içine bir âdem sığar. Ve bu kapuların önlerinde handak üzre haşeb
cisirleri
her gece müstahfızânlar makaralar ile cisirleri kaldırup kal‘a kapularına siper …
Ve bu kapuların mâbeynleri dîvârlar yüzünde niçe bin gûnâ-gûn âlât-ı silâh ile tezyîn olup cümle dîdebânlar pür-silâh mevcûd olup nevbet beklerler. Bu kapunun iç yüzünde bir azîm şayka top var, içine bir âdem sığar. Ve bu kapuların önlerinde handak üzre haşeb cisirleri her gece müstahfızânlar makaralar ile cisirleri kaldırup kal‘a kapularına siper ederler, ammâ bu mezkûr iki kapular demir kaplı değildir, ağaç balvan meşe direklerinden müstahkem kapulardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 62a ·
metinde göster ·
… rın önlerinde handak üzre haşeb cisirleri her gece müstahfızânlar makaralar ile
cisirleri
kaldırup kal‘a kapularına siper ederler, ammâ bu mezkûr iki kapular demir kaplı …
Ve bu kapuların mâbeynleri dîvârlar yüzünde niçe bin gûnâ-gûn âlât-ı silâh ile tezyîn olup cümle dîdebânlar pür-silâh mevcûd olup nevbet beklerler. Bu kapunun iç yüzünde bir azîm şayka top var, içine bir âdem sığar. Ve bu kapuların önlerinde handak üzre haşeb cisirleri her gece müstahfızânlar makaralar ile cisirleri kaldırup kal‘a kapularına siper ederler, ammâ bu mezkûr iki kapular demir kaplı değildir, ağaç balvan meşe direklerinden müstahkem kapulardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 62a ·
metinde göster ·
… b-i cenûbda taşra varoşa açılır. Bu kapular önünde handaklar üzre zincîrli asma
cisirleri
başında lonca kasırları var.
Ve cümle üç kapusu var, ikisi nehr-i Tuna kenârında cânib-i şarka açılır ve ahâlî-i kal‘a bu kapulardan su alup, iskeledir kim gemiler yanaşır. Ve biri büyük kapudur kim cânib-i cenûbda taşra varoşa açılır. Bu kapular önünde handaklar üzre zincîrli asma cisirleri başında lonca kasırları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 72a ·
metinde göster ·
… r, ammâ bu Suluk kapusunun iç yüzünde ve taşra yüzünde zincîrler ile asma haşeb
cisirleri
var. Her gece içerden ve taşradan bu iki aded cisirleri hüddâmlar kaldurup içer …
Andan bu mezkû[r] Su kapusundan teper aşağı Tabahâne varoşuna bu kapudan kâmil bin adımda Tabahâne'ye gider, şâhrâh yoludur, ammâ bu Suluk kapusunun iç yüzünde ve taşra yüzünde zincîrler ile asma haşeb cisirleri var. Her gece içerden ve taşradan bu iki aded cisirleri hüddâmlar kaldurup içerde ve taşrada derk-i esfel-vâr handaklardan deyyâr zî-rûh kısmı ubûr edemez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 83b ·
metinde göster ·
Andan bu mezkû[r] Su kapusundan teper aşağı Tabahâne varoşuna bu kapudan kâmil bin adımda Tabahâne'ye gider, şâhrâh yoludur, ammâ bu Suluk kapusunun iç yüzünde ve taşra yüzünde zincîrler ile asma haşeb cisirleri var. Her gece içerden ve taşradan bu iki aded cisirleri hüddâmlar kaldurup içerde ve taşrada derk-i esfel-vâr handaklardan deyyâr zî-rûh kısmı ubûr edemez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 83b ·
metinde göster ·
"Vallâhi devletli vezîr, gele sözümüz dinleye. Birkaç yıldır küffâr havfe düşüp Yanık kal‘asın ol kadar sarp ve metîn ü müstahkem edüp sâ’ir kal‘alarından dörd yüz pâre top alup ve yigirmi bin Nemse tüfenglisi dahi kal‘a-i Yanığ'a koyup yetmiş bin gûne hîle ve şeytanat ile memlû bir kal‘a olduğundan mâ‘adâ siz sa‘âdetle Edirne'den üç ayda Budin'e gelince kâfir Yanık altında yedi yerde tabur-ı azîmler edüp iki kerre yüz bin kefere vü fecereler mevcûddur. Hemân tedârik oldur kim yine Yanık sadâsıyla bu Budin'den kalkup iki günde Üstürgon sahrâsında meks edüp bir gece günde nehr-i Tuna üzre cisirler yapup cümle guzât-ı müslimîn ile kal‘a-i Uyvar'a varup ibtidâ gazânızdır, inşâallâh suhûletle feth edersiz, ve illâ kal‘a-i Yanığ'a giderseniz askeri âteşe yakarsız, ba‘dehu hâ’ib ü hâsir beri yakaya çıkarsız. Hemân müşâvere re’y-i ahsen budur" deyüp Fâtiha tilâvet olunup nefîr-i rıhletler çalındı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 91a ·
metinde göster ·
… ri cânib-i cenûba mekşûfdur, küçük kapusu cânib-i şimâle meftûhdur. Handak üzre
cisirleri
haşeb olduğundan her gece pâsbânlar cisirleri kaldırup kapuların önlerine sed e …
İki kapusu var; bâb-ı kebîri cânib-i cenûba mekşûfdur, küçük kapusu cânib-i şimâle meftûhdur. Handak üzre cisirleri haşeb olduğundan her gece pâsbânlar cisirleri kaldırup kapuların önlerine sed ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 91a ·
metinde göster ·
… b-i şimâle meftûhdur. Handak üzre cisirleri haşeb olduğundan her gece pâsbânlar
cisirleri
kaldırup kapuların önlerine sed ederler.
İki kapusu var; bâb-ı kebîri cânib-i cenûba mekşûfdur, küçük kapusu cânib-i şimâle meftûhdur. Handak üzre cisirleri haşeb olduğundan her gece pâsbânlar cisirleri kaldırup kapuların önlerine sed ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 91a ·
metinde göster ·
… nşâ etmiş kim ta‘bîr olunmaz. Hattâ bu cisir iki yeri zemberekli demir zincîrli
cisirleri
var kim her gece hüddâmlar bu cisirleri dollâblarla kaldırup kal‘anın demir kap …
Ve cümle iki kapusu var ve kapular önünde azîm vezni üzre memerr-i nâs içün cisr-i azîmleri var, ammâ haşebdendir. Mukaddemâ küffâr münhedim edüp biz Alaman diyârı gazâsına gitdiğimizde Budin vezîri Hüseyin Paşa iki cisr-i kavî inşâ etmiş kim ta‘bîr olunmaz. Hattâ bu cisir iki yeri zemberekli demir zincîrli cisirleri var kim her gece hüddâmlar bu cisirleri dollâblarla kaldırup kal‘anın demir kapuları önlerine siper ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 130b ·
metinde göster ·
… isir iki yeri zemberekli demir zincîrli cisirleri var kim her gece hüddâmlar bu
cisirleri
dollâblarla kaldırup kal‘anın demir kapuları önlerine siper ederler.
Ve cümle iki kapusu var ve kapular önünde azîm vezni üzre memerr-i nâs içün cisr-i azîmleri var, ammâ haşebdendir. Mukaddemâ küffâr münhedim edüp biz Alaman diyârı gazâsına gitdiğimizde Budin vezîri Hüseyin Paşa iki cisr-i kavî inşâ etmiş kim ta‘bîr olunmaz. Hattâ bu cisir iki yeri zemberekli demir zincîrli cisirleri var kim her gece hüddâmlar bu cisirleri dollâblarla kaldırup kal‘anın demir kapuları önlerine siper ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 130b ·
metinde göster ·
… ı âyendegân: Hemeten bu şehir içre cereyân eden nehr-i Diçina üzre üç aded ağaç
cisirler
ve üç aded metîn ü müstahkem kârgîr binâ cisr-i musanna‘lar vardır, ammâ cümled …
Der-beyân-ı binâ-yı cüsûr-ı memerr-i nâs-ı âyendegân: Hemeten bu şehir içre cereyân eden nehr-i Diçina üzre üç aded ağaç cisirler ve üç aded metîn ü müstahkem kârgîr binâ cisr-i musanna‘lar vardır, ammâ cümleden mükellef Mehemmed Ağa cisrinin târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 141a ·
metinde göster ·
… ehir içre nehr-i Mileşova cereyân edüp bu nehrin yemîn [ü] yesârında şehir olup
cisirler
ile ubûr olunup bu şehir kenârında nehr-i Mileşova hemân nehr-i Lim'e karışır.
Zamân-ı kadîmde ikisi bir şehr-i azîm imiş. Mürûr-ı eyyâm ile dest-i Osmânîde harâb olup mâbeynleri bin adım yer harâb olup hâlâ mezârlık olmuşdur, ammâ yine hâkim ve zâbitleri birdir ve gâyet kasaba-i emîndir. Bu kasaba yukaru vakıfdan ma‘mûr u müzeyyen ve büyükdür. Vâlîsi ve kadısı ve hâkimisi bunda sâkinlerdir. Bu dahi nehr-i Lim kenârında bir vâsi‘ çemenzâr fezâda vâkı‘ olup bu şehir içre nehr-i Mileşova cereyân edüp bu nehrin yemîn [ü] yesârında şehir olup cisirler ile ubûr olunup bu şehir kenârında nehr-i Mileşova hemân nehr-i Lim'e karışır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 142b ·
metinde göster ·
… si‘ ve derin handakı vardır. Ve her kapu önünde handak üzre asma makaralı tahta
cisirleri
mukarrerdir.
Azîm kârgîr binâ mahzenleri vardır. Bu mehâzinler kâfir zamânında kadırga duracak tershâne, ya‘nî tersâhâneler imiş. Hâlâ anbârlar ve mehâzin ve hâsıllar durur, ammâ bu deryâ tarafında handakı bu kadar, ammâ kara tarafının uç semtinde kesme kayadan vâsi‘ ve derin handakı vardır. Ve her kapu önünde handak üzre asma makaralı tahta cisirleri mukarrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 155a ·
metinde göster ·
… e binâ olunmuş şarampavlar ve vâsi‘ handakları içinde deryâ var. Ve her tarafda
cisirleri
kalkup kal‘a bir cezîre-misâl yerde kalup bir vech ile yanına varılmak muhâl, l …
Leb-i deryâda bir kumsal zemînde bir alçak püşte üzre şekl-i murabba‘ kârgîr Şeddâdî binâ bir küçük beyâz kal‘a-i ra‘nâ görünürdü, ammâ Allâhu a‘lem ol kadar metîn değildir, zîrâ her cânibinde dîvârları alçakdır. Derûn-ı hisârda birkaç kenîse çanlığı nümâyân idi. Niçe yüz gâzîlerimizin cân u başa kalmayan serdengeçdi fetâları bir yere gelüp müşâvere edüp beşer onarı birer yere gelüp cümlesi azharun mine'ş-şems Allâh Allâh deyüp kal‘anın suyu altına girüp varoşa vardıklarında gördüler kim bu varoşun cânib-i erba‘ası kat-ender-kat gemi direklerinden hiyel ü şeytanat ile binâ olunmuş şarampavlar ve vâsi‘ handakları içinde deryâ var. Ve her tarafda cisirleri kalkup kal‘a bir cezîre-misâl yerde kalup bir vech ile yanına varılmak muhâl, lâkin taşrada olan bâğ u bâğçelerinde kalup kal‘aya giremeyen kâfirlerden kırk bir nefer kefereleri esîr edüp bâğlarında olan kasr-ı müzeyyenleri ve hânelerin ıhrâk edüp niçe bin dıraht-ı müntehâların baltadan geçirüp harâb u yebâb ve hânelerin türâb etdiler, ammâ bî-hisâb bâğ u bâğçeleri var. Cümle bir kumsal düz vâsi‘ fezâda bâğ-ı İremler iken bâğlara yağı ayağı girüp İremleri veremler olup sâhiblerinin demleri dem-beste ve kimisi esîr-i dil-haste oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 157a ·
metinde göster ·
… ni nehr-i Vuka kenârına açılır. Bu iki kapunun dahi önlerinde handak üzre haşeb
cisirleri
vardır. Her gece kal‘a neferâtları bu cisirleri makaralar ile kaldırup kal‘a ka …
Eşkâl-i zemîn-i kal‘ası: Nehr-i Sava'dan azmış nehr-i Vuka kenârında bir sahrâ-yı çemenzâr düz yerde şekl-i murabba‘ tula binâ bir küçük kal‘a-i ra‘nâdır. İçinde bir küçük câmi‘i ve elli aded şindire tahta örtülü ve hâneleri ve anbârı ve cebehânesi ve çâr-kûşesinde çâr tula kulleleri ve on aded şâhî topları ve iki aded demir kapuları var, biri kara tarafına ve bini nehr-i Vuka kenârına açılır. Bu iki kapunun dahi önlerinde handak üzre haşeb cisirleri vardır. Her gece kal‘a neferâtları bu cisirleri makaralar ile kaldırup kal‘a kapusu 170b önlerine siper eder. Handakı nehr-i Vuka ile leb-ber-leb vâsi‘ ve amîk handakdır. Kal‘a dizdârı ve elli aded merdüm-i hisârı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 170a–170b ·
metinde göster ·
… ahi önlerinde handak üzre haşeb cisirleri vardır. Her gece kal‘a neferâtları bu
cisirleri
makaralar ile kaldırup kal‘a kapusu 170b önlerine siper eder. Handakı nehr-i …
Eşkâl-i zemîn-i kal‘ası: Nehr-i Sava'dan azmış nehr-i Vuka kenârında bir sahrâ-yı çemenzâr düz yerde şekl-i murabba‘ tula binâ bir küçük kal‘a-i ra‘nâdır. İçinde bir küçük câmi‘i ve elli aded şindire tahta örtülü ve hâneleri ve anbârı ve cebehânesi ve çâr-kûşesinde çâr tula kulleleri ve on aded şâhî topları ve iki aded demir kapuları var, biri kara tarafına ve bini nehr-i Vuka kenârına açılır. Bu iki kapunun dahi önlerinde handak üzre haşeb cisirleri vardır. Her gece kal‘a neferâtları bu cisirleri makaralar ile kaldırup kal‘a kapusu 170b önlerine siper eder. Handakı nehr-i Vuka ile leb-ber-leb vâsi‘ ve amîk handakdır. Kal‘a dizdârı ve elli aded merdüm-i hisârı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 170a–170b ·
metinde göster ·
… mak ile hıyel ü şeytanatları yokdur. Ve bu mahalde nehr-i Tuna azdır ve sığdır,
cisirler
yapmak dahi mümkindir.
Bu alçak toprak tabyaların gerçi havâleleri yokdur, ammâ beş cânibine 48a toplar komak âsândır. Ammâ bu kal‘anın Tuna aşırısı bir azîm adadır kim bir ucu tâ Komaran kal‘asında nihâyet bulur. Bu ada tâ burnuna varınca iki konak yerdir. Ol adaya Uyvar tarafından geçüp bu kal‘ayı adadan döğmek âsândır, zîrâ ol tarafdan havf u haşyeti olmamak ile hıyel ü şeytanatları yokdur. Ve bu mahalde nehr-i Tuna azdır ve sığdır, cisirler yapmak dahi mümkindir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 47b–48a ·
metinde göster ·
… yüzer adım tûlı haşeb cisr-i kavîler var kim üçer yerden makaralar ile kalkar.
Cisirleri
kapuların önüne sedd edüp siper ederler.
Ve her kapular önünde handaklar üzre yüzer adım tûlı haşeb cisr-i kavîler var kim üçer yerden makaralar ile kalkar. Cisirleri kapuların önüne sedd edüp siper ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 56b ·
metinde göster ·
… îmdir. Ve bundan aşağı tâ Üstürgon'a ve Budin'e varınca Tuna üzre ağaçdan böyle
cisirler
olmak muhaldir. Hep gemi üzre cisir yapılır, zîrâ bu mahallerde Tuna'nın çıkduğ …
Bu Eski Beç'i ve taşra varoşu dahi temâşâ edüp yine bir kayığa süvâr olup beri tarafda konağımız olan köye gelüp andan ale's-sabâh yine kâfir İşpanya vezîrinin luturyan boruları çalınup andan kalkup nehr-i Tuna'yı dörd yerden çam direkleri üzre cisr-i azîmlerden geçüp her cisr beşer gözdür, ammâ Tuna'nın bir büyük iki kolu üzre olan cisir on bir göz cisr-i azîmdir. Ve bundan aşağı tâ Üstürgon'a ve Budin'e varınca Tuna üzre ağaçdan böyle cisirler olmak muhaldir. Hep gemi üzre cisir yapılır, zîrâ bu mahallerde Tuna'nın çıkduğu Alman dağı karîb olmak ile Tuna az olup direkler üzre köprüler yapmak mümkindir. Ve bu cisrlerin karşu cânibinde Uyvar hâkinde nev binâ oluyor:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 73b ·
metinde göster ·
… mlumahzen burnuna andan Galata ve Kâsımpaşa ve Hâsköy'den Kâğızhâne deresi üzre
cisirler
ile Ebû Ensârî kapusu olan yerde kal‘a dâ’iren-mâdâr tamâm ola deyü bu on konak …
"Babam Hazret-i Süleymân Kudüs-i Şerîf'de Mescid-i Aksâ'yı ve Sahrâtullâh'ı ve Kudüs-i Şerîf'i eyle amâr eyledi" deyü Melik Rac‘îm Kudüs-i Şerîf imâretlerin ta‘rîf ü tavsîf edince hemân Yanvan Kral'ın Kudüs-i Şerîf'i ziyâret etmeğe gitmesi ârzûları hareket edüp kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek İslâmbol zemîninde olan Makedonya şehrine gelüp karındaşı Yanko ibn Madyan'a buluşup görse kim İslâmbol kal‘asın etmeğe mübâşeret edüp bir ucu Sarâyburnu'nda bir ucu taraf-ı cenûbda iki konak yer tâ Silivri şehrinde andan bir ucu cânib-i şimâlde Terkoz kal‘asından Karadeniz'i kesüp Silivri kal‘ası dibinde Akdeniz'e mahlût etmeğe dörd kat handaklar kesmişler. Ve Terkoz'dan Karadeniz kenârıyla Karadeniz Boğazı yerinden tâ Kurşumlumahzen burnuna andan Galata ve Kâsımpaşa ve Hâsköy'den Kâğızhâne deresi üzre cisirler ile Ebû Ensârî kapusu olan yerde kal‘a dâ’iren-mâdâr tamâm ola deyü bu on konak yeri ihâta eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 96b ·
metinde göster ·
Bu şehir bir bayırlı yere vâki‘ olup şehir içinden nehr-i Domboviçse cereyân edüp bu nehrin iki tarafı şehirdir. Bir tarafdan bir tarafa yigirmi bir yerden ağaç cisirlerle geçilir şehr-i mu‘azzamdır, ammâ kal‘ası yokdur, ammâ cümle on dör[d] manastır-ı azîmleri vardır kim her biri birer hısn-ı hasîn kal‘a-misâl düyûrlardır. Evvelâ Koca Mihal deyri, bir bayır üzre yüz aded kârgîr odalı deyrdir. Andan Kâsım Voyvada manastırı ve İsvet-i Nikola manastırı ve Kostantin Beğ deyri ve Radul Beğ deyri ve Sarı Saltık deyri ve Meryem Ana manastırı. Bu mezkûr düyûrlar cümle demir kapulu kal‘a-misâl manastırlardır. Bâ-husûs kral kortası, ya‘nî beğ sarâylarına bu diyârda korta derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 101b ·
metinde göster ·
Ve bu nehr-i Fohşan yine Eflak vilâyetlerinde Seykel vilâyeti dağlarından gelüp bu şehr-i Fohşan içinde çit cisirler altından geçüp cânib-i kıbleye cereyân edü[p] nehr-i Tuna'ya mahlût olunca yine şark tarafı Boğdan ve garb tarafı Eflakân vilâyetidir kim mâbeyne-hümâya bu nehir hudûd vâki‘ olmuşdur. Ve bu Fohşan cisrinin berü başında Eflak beği tarafından bir gümrük emîni oturup âyende vü revendeden bâc-ı bâzâr alır. Ve cisrin karşu cânibinde Boğdan beği emîni gümrük alır, gâyet büyük emânetlerdir kim cemî‘i geçen keferelerden dahi harâc alırlar kim iki kerre yüz bin guruş hâsıl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 104a ·
metinde göster ·
Bu Çürüksu üzre şehrin içinde kırk üç yerde taş ve ağaç
cisirlerle
şehrin bir yanından bir yanına geçilüp bu şehrin yemîn ü yesârında kat-ender-ka …
Bu Çürüksu üzre şehrin içinde kırk üç yerde taş ve ağaç cisirlerle şehrin bir yanından bir yanına geçilüp bu şehrin yemîn ü yesârında kat-ender-kat tahtânî ve fevkânî cümle kârgîr binâlı ve serâpâ la‘lgûn kırmızı kiremit örtülü bayırlara ve kayaların dibine varınca bâğlı ve bâğçeli {hânedânlardır}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 124b ·
metinde göster ·
Der-binâ-yı cüsûr-ı memerr-i nâs [u] hayvânât: Cümlesi sekiz yerde ahşâbâtdan
cisirler
vardır, zîrâ Karasu tuğyân ile geldikde kârgîr binâlı kantaraları temelinden mü …
Der-binâ-yı cüsûr-ı memerr-i nâs [u] hayvânât: Cümlesi sekiz yerde ahşâbâtdan cisirler vardır, zîrâ Karasu tuğyân ile geldikde kârgîr binâlı kantaraları temelinden münhedim eder dîvâne-vâr cûş [u] hurûş eder bir nehr-i azîmdir, ammâ Temmûz'da azacık cereyân eder. Bu nehrin menba‘ı yine Çadır dağının maşrık cânibinden çıkup bu şehrin tâ ortasından ubûr edüp şimâl tarafında Şeyheli karyesinde nehr-i azîm olup Azak kal‘ası denizine mahlût olur âb-ı nâb sudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 134a ·
metinde göster ·
… e iki kat demir kapucuklardır. Kapuların önünde handak üzre asma makaralı haşeb
[cisirleri]
var. Ve bu kapucuklardan içeri girince şehir içre yokuş aşağı daracık yollar il …
Sitâyiş-i taşra hisâr: Bu tarafda cânib-i garba nâzır taşra hisârın iki kat küçük demir kapuları vardır, zîrâ bu taraf kal‘asının dîvârı iki kat olmağile iki kat demir kapucuklardır. Kapuların önünde handak üzre asma makaralı haşeb [cisirleri] var. Ve bu kapucuklardan içeri girince şehir içre yokuş aşağı daracık yollar ile gidüp iskele kapusu dahi demir yalın kat bâb-ı kavî cânib-i şimâle nâzır işlek kapudur. Liman bu kapu önündedir kim cümle gemiler anda yanaşır vâsi‘ ve demir dutar beş rûzgârdan emîn limandır. Ve bu liman kapusundan içeri bir âb-ı hayât sulu kuyusu var. Cümle ahâlî-i vilâyet bu çâh-ı mâdan def‘-i atşân ederler. Ve bu kapunun önünde iç kal‘a lonca köşkü şekilli oturacak yeri var. Bu mahalle nâzır yigirmi pâre şâhî topları bu lonca mahallinden aşağı,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 145a ·
metinde göster ·
… -i Kuban'a karışırlar. Ammâ bu nehirlerin kimin ayaklap geçdik. Ve ikisine ağaç
cisirler
binâ olunup geçildi. Çoşkun akar âb-ı hayâtlardır. Andan yine taraf-ı şarka (-- …
Nehr-i Abın, andan nehr-i Habil, andan nehr-i Yil, andan nehr-i Aburgan: Bu dörd aded âb-ı hayâtları atlar ile renc-i anâlar çekerek ubûr etdik. Bunlar dahi Abaza'nın Obur dağlarından hurûc edüp bu Jana-i sağîr hâkinden geçüp nehr-i Kuban'a karışırlar. Ammâ bu nehirlerin kimin ayaklap geçdik. Ve ikisine ağaç cisirler binâ olunup geçildi. Çoşkun akar âb-ı hayâtlardır. Andan yine taraf-ı şarka (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 151a ·
metinde göster ·
… r kapu dahi yukaru kapulardır kim semt-i garba meftûhdur kim taşdan mebnî alçak
cisirler
ile ubûr olunur. Lâkin bu kapuların önleri zencîr ile her gece kalkar ağaç cisr …
Ve bu hândan kal‘aya girecek cisr kapusu cânib-i garba nâzırdır. Ve bir kapusu dahi aşağıda taraf-ı kıbleye nâzırdır. Ve bir kapu dahi yukaru kapulardır kim semt-i garba meftûhdur kim taşdan mebnî alçak cisirler ile ubûr olunur. Lâkin bu kapuların önleri zencîr ile her gece kalkar ağaç cisrdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 248a ·
metinde göster ·
… göz taş cisir var. Tûlu dörd yü[z] elli adımdır. Cisir olduğu mahal sığdır. Tâ
cisirler
altından balıkçıların kayıkları bir tarafdan bir taraf deryâsına geçer, zîrâ bu …
Ve bu Benefşe kal‘ası bir adadır. Ancak kara tarafı ki garb cânibidir, ol mahalde deryâ üzre on bir göz taş cisir var. Tûlu dörd yü[z] elli adımdır. Cisir olduğu mahal sığdır. Tâ cisirler altından balıkçıların kayıkları bir tarafdan bir taraf deryâsına geçer, zîrâ bu cisrin iki tarafı limandır, ammâ büyük gemiler müşkil 278a yatırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 277b–278a ·
metinde göster ·
aşırı dörd yüz adım ba‘îd bir yalçın kayacık kal‘a-misâl kulleli ve meydânlı ve …
Aya Mavra kal‘asının şarkında ağaç cisirler aşırı dörd yüz adım ba‘îd bir yalçın kayacık kal‘a-misâl kulleli ve meydânlı ve yetmiş aded fukarâ-yı Celvetiyye hücreleri ve mihmânhâneleri ve matbah-ı Keykâvuslu ve kilârlı ve niçe cihân-nümâ maksûreli ve bir mescidli ve aşağıda bir bâğ-ı İrem-misâl bâğçeli bir mesîregâh yerdir kim Aya Mavra'nın cümle yârân-ı bâ-safâ-yı erbâb-ı ma‘ârifleri bunda cân sohbetleri edüp tevhîd zikrullâh ederler. Bu tekyeden aşağı enüp deryâya yakın hurde adacıklar ve Foçılar(?) adaların seyr ederek mezkûr tekye bâğından yüz adım cânib-i garba gidüp Aya Mavra'nın ağaç cisirleri başına vardıkda cisirleri sağ kola alup cümle atlarımızla Hudâ'ya sığınup cisirlerden beş yüz adım alarka Aya Mavra'nın Acıderyâ gölü içinde kâh atların dizine dek ve kâh at göğsüne ve üzengilere dek ve kâhîce na‘lına dek gitmek gerek havf çekilmez ammâ sağ tarafdaki ağaç köprülere yakın varılırsa kumsal bataklı yerlerdir, ammâ âdem gark olup atıyla halâs olamaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 342b ·
metinde göster ·
… yr ederek mezkûr tekye bâğından yüz adım cânib-i garba gidüp Aya Mavra'nın ağaç
cisirleri
başına vardıkda cisirleri sağ kola alup cümle atlarımızla Hudâ'ya sığınup cisir …
Aya Mavra kal‘asının şarkında ağaç cisirler aşırı dörd yüz adım ba‘îd bir yalçın kayacık kal‘a-misâl kulleli ve meydânlı ve yetmiş aded fukarâ-yı Celvetiyye hücreleri ve mihmânhâneleri ve matbah-ı Keykâvuslu ve kilârlı ve niçe cihân-nümâ maksûreli ve bir mescidli ve aşağıda bir bâğ-ı İrem-misâl bâğçeli bir mesîregâh yerdir kim Aya Mavra'nın cümle yârân-ı bâ-safâ-yı erbâb-ı ma‘ârifleri bunda cân sohbetleri edüp tevhîd zikrullâh ederler. Bu tekyeden aşağı enüp deryâya yakın hurde adacıklar ve Foçılar(?) adaların seyr ederek mezkûr tekye bâğından yüz adım cânib-i garba gidüp Aya Mavra'nın ağaç cisirleri başına vardıkda cisirleri sağ kola alup cümle atlarımızla Hudâ'ya sığınup cisirlerden beş yüz adım alarka Aya Mavra'nın Acıderyâ gölü içinde kâh atların dizine dek ve kâh at göğsüne ve üzengilere dek ve kâhîce na‘lına dek gitmek gerek havf çekilmez ammâ sağ tarafdaki ağaç köprülere yakın varılırsa kumsal bataklı yerlerdir, ammâ âdem gark olup atıyla halâs olamaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 342b ·
metinde göster ·