Andan kalkup kal‘a-i Kal‘acığ'ı ve Şeyh Şâmî'yi ve Akçakoyunlu'yu ve kasaba-i Kurdlardan Kızılırmağ'ı refâhiyyet üzre geçüp menzil-i Karakeçili'de karâr edüp Varvar Alî Paşa'nın Turhal kal‘asından kalkdığın haber alup andan bir menzilde cânib-i şarka ılgar edüp Amâsiyye kurbunda kasaba-i Gergerân'da mülâkât-ı Varvar Alî Paşa: Bu kasabanın sene 1057 târîhinde bâlâda Erzurûm menâzillerinde tahrîr olunmuşdur. Bu kasaba sahrâsında, Varvar Alî Paşa kırk elli bin asker-i bî-pâyân ile meks edüp ol ferah-fezâyı hayme ve hargâh zeyn etmiş. Hakîr kanûn üzre ibtidâ kethüdâsına varup mülâkât olup bize vesîle olarak paşanın otâğ-ı nüh-tâkına götürdü. Ne otâk, gûyâ bir serâperde-i Süleymânî'dir kim cânib-i erba‘asın niçe bin çatal fitilli sekban ve sarıca akrebleri kat-ender-kat otâğı ihâta edüp pür-silâh âmâde durur. Hakîr içeri girüp paşaya yakın vardıkda tîrkeş ve kılıcım taşlayup seke seke huzûruna varup zemîn bûs edüp mektûb-ı muhabbet-üslûbları destine verüp "Defter[dâr]zâde Mehemmed Paşa oğlunuz, huzûr-ı izzetinize selâmlar edüp bu mektûbu gönderdi", dedikde "Safâ geldin yiğit, hoş geldin" dedikde yine dâmen bûs edüp "otur" dediler. Hakîr hemân 362a celse-i hafîfe edince yüzüme nazar edüp "Bre sen Hâfız Evliyâ Çelebi değil misin ki, Ayasofya Câmi‘inde leyle-i kadrde hıfzen sekiz sâ‘atde hatm-i şerîf edüp merhûm Sultân Murâd aleyhi'r-rahmeti ve'l-gufrân seni Harem-i hâssaya alup kilârlı etmedi mi" deyice Hakîr "Belî Sultânım! Sultân Murâd Hân'ın çerâğ-ı efrûhtesiyim" dedim. "Şimdi sen paşa oğlumun ne hizmetindesin". "Vallahi Erzurûm'a giderken mü’ezzinbaşısı idim. Erzurûm'da gümrük kâtibliği ihsân eyledi ve üç kerre Acem diyârına gönderdi ve hâlâ şimdi imâmeti hizmetinde muk[te]dâ-yı nâs ve muhâsibi ve enîsi ve hem-celîsiyiz. Zîrâ âlem-i sabâvetden berü merhûm pederleri zamânından beri bir yerde hâsıl olduğumuzdan mahrem-i râz olduğumuz içün hakîri sultânıma gönderdi". "Safâ geldin, hoş geldin". Cümle iç ağalarına kiş kiş deyüp paşa ve hakîr tek ü tenhâ kalup eydür: "Şimdi paşa oğlumu ne mahalde bırakdın", "Sultânım! Engürü'nün şimâl tarafında, iki konak ötede Istanoz kal‘asında bırakdım. Andan cenâb-ı şerîfinizi kollayarak Kankırı taraflarına gitmek üzredir. Zîrâ ol mahal, ganîmet yerlerdir ve şiddet-i şitâ def‘ olup mevsim-i bahârdır, sultânımın ol câniblere gelmenize muntazırdır ve bu mektûbun sultânımdan netîce-i haberin ister. Hemân inşâallah sabâh bu kulunuz yine mektûb-ı dürerbârlarınız ile giderim. Mektûblara nazar olunsun" deyü hatm-i kelâm etdükde "Tiz dîvân efendisi Halîl Efendi'yi çağırın" dedikde Halîl Efendi hâzır olup mektûbu mahfîce tilâvet edüp cümle hâtır-nişân etdükde "Bre Evliyâ Çelebi! Ne çok askeriniz var, ya Engürü kal‘asına niçe kapanmadınız. Hayfa, dirîğ, işte bir iş ederdiniz kim devr-i kıyâmete dek kılıcınız arşa aşup ol zamân İslâmbol keferelerinden intikâm alınırdı. Olmaya, illâ hayr. Hele çok askeriniz var imiş" deyü sürûrundan kalkup otak içre reftâr ederken hakîre yüz altun ve bir mercân tesbîh ve koynundan bir mücevher sâ‘at ihsân edüp hazînedâra "Müsâfirindir, bir hoş ikrâm edüp bir kat esbâb ver" deyü tenbîh etdi. Ol sâ‘at hakîre bir kat libâs-ı fâhire ve bir semmûr kafası kürk-i fâhire verüp mihmân olduk. Ol gün konakçı tarafından haber gelüp Köprülü Mehemmed Paşa ve yedi beğlerbeği Osmâncık cisrini ve Sarmaşıklıkayabeli'ni alup meterisler kazup yalçın kayalar üzre azîm taşlar yığmışlar. Ol tarafdan kuş uçmak ihtimâli yokdur. Ve Amasiyye paşası Hüseyin Paşa Direklibel'i sedd edüp kurâlardan cümle re‘âyâ vü berâyâyı kaldırmış ve bir habbe ve cübbeli âdem bulunmak ihtimâli yokdur. Cümle sarp dağlara ve mağaralara ve kılâ‘lara kapanmışlar, deyü konakçıdan haber gelince Varvar Alî Paşa atf-ı ınânı Kızılırmak geçidine mün‘atıf eyleyüp tuğlar gitdi. Kasaba-i Gergerân'dan 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 361b–362a ·
metinde göster ·
… ‘ası cisri başında Sayf hammâmı ve Müşrâk hammâmı ve Kavvâflar hammâmı ve Rabât
cisrinin
karşu tarafında yine Aşşâr üzre Beled-i Seyyâs hammâmı ve Seymer hammâmı ve Aya …
Cümle (---) aded hammâm-ı gâsilândır. Evvelâ Aşşâr tur‘ası cisri başında Sayf hammâmı ve Müşrâk hammâmı ve Kavvâflar hammâmı ve Rabât cisrinin karşu tarafında yine Aşşâr üzre Beled-i Seyyâs hammâmı ve Seymer hammâmı ve Ayas Paşa hammâmı ve Çârsû hammâmı. Bu hammâmlar cümle {zift ü katran ile döşenmişdir}..
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 361a ·
metinde göster ·
… ‘mârın şâkirdine bu Hasankeyf cisrin inşâ etdirmişdir. Bu cisrin itmâmın Batmân
cisrini
binâ eden {üstâd} istimâ‘ edüp bir gün nihânîce Hasankeyf'e gelüp görse kim ken …
Ana taklîden bu kal‘a-i Hasankeyf'de nehr-i Şatt üzre bu cisri el-Melikü'l-Muzaffer es-Sultânu'l-Mu‘azzam Turan Şâh Batmân cisrin inşâ eden mi‘mârın şâkirdine bu Hasankeyf cisrin inşâ etdirmişdir. Bu cisrin itmâmın Batmân cisrini binâ eden {üstâd} istimâ‘ edüp bir gün nihânîce Hasankeyf'e gelüp görse kim kendünün Batmân nehri üzre binâ etdüği cisirden âlî ve musanna‘ vü müzeyyen ve metîn ü müstahkem bir cisr-i ibret-nümâ olmuş kim hasedinden âh edüp şâkirdine eydür: "Ey oğul, eyi cisir binâ etmişsin ammâ bu cisir henüz nâ-tamâmdır. Bu cisrin tâ zirve-i a‘lâsında kined yerine bir hayli civa dök kim bu cisir ilâ yevmi'l-haşr ber-karâr ola." deyüp gâ’ib olur. Ol gice bu cisri binâ edenin üstâd-ı hasûdu bir tulum içre yedi yıllık Ergane sirkesi kim semm-i helâhilden nişân verir, âlem ağyârdan bî-haber iken ol hasûd-ı lâ-yesûd üstâd cisrin tâ kined yerine bir tulum sarp sirke döküp firâr eder. Ol gice cisrin orta yeri nehr-i Şatt'a dökülür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 389b ·
metinde göster ·
her gözlerine zencîr çekerlermiş ve üstâd-ı selef kal‘a-i Âşık'dan kal‘a-i Ma‘ş …
Tikrit sancağı hâkinde cezîre-i Dicle ve Furât içinde Şatt kenârında bir püşte üzre şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i harâb-ı musanna‘dır. Mâ-tekaddem bu dahi şehr-i ma‘mûr imiş, Hulâgû Hân harâb etmiş. Nehr-i Şatt kenârında iki kal‘a birbirlerine mukâbildir. Bu beri Tikrit tarafında olana Âşık kal‘ası derler. Şatt'ın taraf-ı şarkîsinde Bağdâd hâkinde olana Ma‘şûk kal‘ası derler. Bu dahi bir püşte üzre şekl-i murabba‘ taş binâ bir kal‘a-i harâbdır kim ikisinin de dizdârları ve neferâtları yokdur. Ve zamân-ı kadîmde tâ Cemşîd asrından berü bu kal‘adan kal‘aya nehr-i Şatt üzre on yedi göz bir cisr-i azîm var imiş. Hâlâ nehr-i Dicle tenezzülde oldukda cisrin kârgîr pâyeleri zâhir ü bâhir olur ve Şatt'ın kelek gemileri bu mahalle geldikde cisir pâyeleri esâslarından havf ederek ta‘vîz ile ubûr ederler. Bu mahal gûyâ diyâr-ı Rûm'da nehr-i Tuna üzre kal‘a-i Budin kurbünde Tuna'nın tarafeynindeki harâb olan Siverin ve Severin kal‘aları mâbeynindeki cisr-i harâb pâyelerine müşâbihdir ammâ bu Şatt'ın Âşık-Ma‘şûk kal‘ası boğazı Tuna boğazından sarpdır. Zamân-ı kadîmde bu Âşık'dan Ma‘şûk kal‘ası cisrinin her gözlerine zencîr çekerlermiş ve üstâd-ı selef kal‘a-i Âşık'dan kal‘a-i Ma‘şûk'a nehr-i Şatt altından kârgîr kubur binâ ile yol var imiş ammâ hakîr görmedim, illâ harâbistân-ı şehrin gördüm. Kâhîce bu mahalle kavm-i Urbân-ı Mavâl gelüp meks ederler ammâ bu mahalle gelen Tikrit'den atlarının yemlerin ve kendülere ekmeklerin bile getirmek gerek .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 407b ·
metinde göster ·
Menzil-i cisr-i nehr-i Burut: Kenârında meks olup çitden örülmüş cisrini küffâr kesüp bu nehr-i azîmi karşu geçmede hayli usret çekilüp ibtidâ karşu cânibe sallar ve potlar on beş bin tüfeng-endâzân geçürüp anlar karşu tarafda fi'l-hâl tabur kazup mütehassın olduklarında bizler dahi bakıyye-i asker ile alâ mehel karşu tarafa ubûr etdikde hemân dağlar içinden bizim askere beş bin koyun ve beş yüz sığır ve yüz araba ekmek Boğdan'ın re‘âyâlarından geldikde cümle askere tevzî‘ olup azîm ganîmet surûr [u] şâdumân oldu, ammâ mezkûr nehr-i Burut geçit vermez, dîvâne akar bir âb-ı hayât nehr-i lezîzdir. İbtidâ tulû‘u tâ Leh vilâyetinden ve Erdel vilâyetinin Seykel dağlarından gelüp Boğdan diyârından cereyân ederek gelüp şehr-i İbrâ’il ile kal‘a-i Kalas mâbeyninde nehr-i Tuna'ya munsabb olur nehr-i ârizdir. Ba‘dehû bu nehr-i Burut'dan kalkup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 101b ·
metinde göster ·
karşu tarafında beş yüz aded re‘âyâ hâneleridir kim niçe kerre derûn-ı hisârda …
Ve mezkûr Vinçaz kapusu cisrinin karşu tarafında beş yüz aded re‘âyâ hâneleridir kim niçe kerre derûn-ı hisârda sâkin olan kefereler bu kal‘ayı hîle ile gâh kâfire ve gâh müselmânlara verdikleriyçün hâlâ derûn-ı hisârda kâfir sâkin olmayup la‘netnâme-i Süleymân Hân olduğundan cümle eflâkan re‘âyâları taşra varoşlarda sâkinlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 152a ·
metinde göster ·
… e Hersek sancağında Mostar cisri bir göz püll-i ibret-nümâdır, ammâ bu Vişegrad
cisrini
görüp ilm-i hendese ve ilm-i mi‘mârîden haberdâr olan bu cisr-i azîmi gördükde …
Ve bu şehir içre hayrât-ı ibret-nümâsının biri dahi nehr-i azîm dîvâne Drin üzre on bir göz bir cisr-i kebîri var kim her bir kemerleri kehkeşân-âsâ âsumâna ser çeküp her biri kavs-i kuzahdan ve tâk-ı Kisrâ'dan nişân verir. Anadolu'da nehr-i Sakarya üzre Bâyezîd-i Velî'nin Geyve köprüsü ve Kızılırmak üzre Çâşnigîr köprüsü ve nehr-i Araz üzre Altun Halkalı köprü ve yine nehr-i Araz üzre Hasankal‘ası kurbun[d]a Çoban köprüsü ve Hazzo kurbunda Batman cisri ve Hısn Keyfâ püllü ve Adana ve Misis köprüleri cümle meşhûrdur, ammâ Rûmeli'nde Çekmece cisirleri ve Hersek sancağında Mostar cisri bir göz püll-i ibret-nümâdır, ammâ bu Vişegrad cisrini görüp ilm-i hendese ve ilm-i mi‘mârîden haberdâr olan bu cisr-i azîmi gördükde akıllar perîşân olur. İbtidâ esâsına târîhdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 165b ·
metinde göster ·
Bu gâzîler dahi bellerinde kemerlerin ve ceblerinde ve kîselerinde altun guruşların gösterdiklerinde hemân küffâr kal‘anın kapusun açup asma cisrini yerine koyup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 98b ·
metinde göster ·
… hkem kârgîr binâ cisr-i musanna‘lar vardır, ammâ cümleden mükellef Mehemmed Ağa
cisrinin
târîhi budur:
Der-beyân-ı binâ-yı cüsûr-ı memerr-i nâs-ı âyendegân: Hemeten bu şehir içre cereyân eden nehr-i Diçina üzre üç aded ağaç cisirler ve üç aded metîn ü müstahkem kârgîr binâ cisr-i musanna‘lar vardır, ammâ cümleden mükellef Mehemmed Ağa cisrinin târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 141a ·
metinde göster ·
… va kenârıyla giderken nehr-i Pragova üzre Üsküplü Koca Mustafâ Paşa'nın bir göz
cisrini
geçdik ve nehr-i Pragova cânib-i şarkda mezkûr Dol derelerinden ve Ustolça dağl …
Ba‘dehu bu köyden yine cânib-i cenûba 162a nehr-i Neretva kenârıyla giderken nehr-i Pragova üzre Üsküplü Koca Mustafâ Paşa'nın bir göz cisrini geçdik ve nehr-i Pragova cânib-i şarkda mezkûr Dol derelerinden ve Ustolça dağlarından gelüp bu mahalde Hersek Kralı İskemlesi nâm bir kaya-i benâm dibindeki boğazdan geçüp hemân ol mahalde nehr-i Neretva'ya mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 161b–162a ·
metinde göster ·
… ehir üzre bir göz bir cisr-i azîm binâ etmişler kim İslâmbol'da Çekmece-i Kebîr
cisrinin
gözü kadar vâsi‘ ve arîz cisr-i kebîrdir, ammâ alçakdır ve iki tara[fı] sâfî bâ …
Ve nehr-i Yadra bahâr eyyâmında dağların karı söküldükde deryâ gibi taşar. Bu nehrin yemîn ü yesârındaki hânlara gidüp gelmek içün bu nehir üzre bir göz bir cisr-i azîm binâ etmişler kim İslâmbol'da Çekmece-i Kebîr cisrinin gözü kadar vâsi‘ ve arîz cisr-i kebîrdir, ammâ alçakdır ve iki tara[fı] sâfî bâğ u bâğçedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 168a ·
metinde göster ·
Ve bu kal‘a kapusu kıbleye mekşûf olup handak üzre bir haşeb
cisrini
her gece pâsbânlar makaralar ile kaldırup kal‘a kapusuna siper ederler. Ve cisi …
Ve bu kal‘a kapusu kıbleye mekşûf olup handak üzre bir haşeb cisrini her gece pâsbânlar makaralar ile kaldırup kal‘a kapusuna siper ederler. Ve cisir başında bir teferrücgâh lonca köşkü var ve bu kapu üzre olan kullede bir sâ‘at çanı var. Bu kapudan içeri bir muzlim yol ile karanlıkda gidüp beş kat demir kapular dahi vardır. Kal‘a intihâsında Süleymân Hân câmi‘i var. Minberi nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn-ı münakkaşdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 171a ·
metinde göster ·
kapusuna varınca germe beş yüz adımdır. Ve bu orta hisârın şâhrâhların cümle Bo …
Andan Şıklofça kapusundan tâ iç kal‘a cisrinin kapusuna varınca germe beş yüz adımdır. Ve bu orta hisârın şâhrâhların cümle Boynueğri Mehemmed Paşa vâlî-i Kanije iken tahta döşeyüp pâk zokaklar olmuş. Eğer tahta döşenmese vakt-i şitâda çamurdan bu şehir içre gezilmezdi, zîrâ alçak bataklı zemîndir. Ve bu tahta döşeli çârsû içre Ali Paşa câmi‘i var ve bir çeşmesi var. Ve mahkeme çeşmenin kurbundadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 176a ·
metinde göster ·
… ımâtları mevcûddur. Dendân-ı bedenleri ve kapu önünde cisri âmâde olup her gece
cisrini
dîdebânlar makara ile kaldırırlar.
Ve bu kal‘anın cânib-i erba‘asında gâyet metîn kullelerinde mefret balyemez topları olup mükellef ü mükemmel cebehânesi ve her mühimmât [u] levâzımâtları mevcûddur. Dendân-ı bedenleri ve kapu önünde cisri âmâde olup her gece cisrini dîdebânlar makara ile kaldırırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 9b ·
metinde göster ·
… dır. Bu kal‘a-i Şemetorna altından geçüp Segsar kal‘ası önünde Yeni Palanka nâm
cisrinin
altından ubûr edüp hemân ol mahalde nehr-i Tuna'ya mahlût olur. Anıniçün Şemeto …
Ammâ varoşu nehr-i Şarviz batağı kenârında yine ağaç palanka-i azîm ve metîn ve kavî hisâr-ı üstüvârdır. Nehr-i Şarviz mezkûr Balatin gölünün ayağıdır. Bu kal‘a-i Şemetorna altından geçüp Segsar kal‘ası önünde Yeni Palanka nâm cisrinin altından ubûr edüp hemân ol mahalde nehr-i Tuna'ya mahlût olur. Anıniçün Şemetorna bir batak içinde cümle (---) mahalle ve cümle (---) aded şindire tahta örtülü varoşdur, ammâ kârgîr binâ hânedânları nâdirdir. Bu dahi dâ’iren-mâdâr palanka dîvârdır, ammâ tabyaları ve dirsekleri ma‘mûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 12a ·
metinde göster ·
… r, biri biri içre eğri büğrü üç kat sarp kapulardır. Andan girirken handak üzre
cisrini
adımladım kâmil iki yüz germe adımdır. Andan içeri şehr içre bin adım gidüp cân …
Ve cümle üç aded üçer kat cedîd ve metîn ve kavî kapuları var. Evvelâ cenûb tarafına Senmartin kapusu. Ve Ustolni ve Üstürgon kapusu derler, biri biri içre eğri büğrü üç kat sarp kapulardır. Andan girirken handak üzre cisrini adımladım kâmil iki yüz germe adımdır. Andan içeri şehr içre bin adım gidüp cânib-i garba nâzır Varoş kapusudur kim bu dahi eğri büğrü kemerler altından ubûr olunur kapulardır. Üzerleri dağlar gibi toprak yığılı tabyalardır. Bu mezkûr iki kapu kal‘anın bir köşesine vâki‘ olup birisinden girilir ve birisinden çıkılır, gayri yol yokdur, zîrâ bu kal‘a nehr-i Raba ve nehr-i Rabçe içre ada gibidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 48a ·
metinde göster ·
… akân vilâyetidir kim mâbeyne-hümâya bu nehir hudûd vâki‘ olmuşdur. Ve bu Fohşan
cisrinin
berü başında Eflak beği tarafından bir gümrük emîni oturup âyende vü revendeden …
Ve bu nehr-i Fohşan yine Eflak vilâyetlerinde Seykel vilâyeti dağlarından gelüp bu şehr-i Fohşan içinde çit cisirler altından geçüp cânib-i kıbleye cereyân edü[p] nehr-i Tuna'ya mahlût olunca yine şark tarafı Boğdan ve garb tarafı Eflakân vilâyetidir kim mâbeyne-hümâya bu nehir hudûd vâki‘ olmuşdur. Ve bu Fohşan cisrinin berü başında Eflak beği tarafından bir gümrük emîni oturup âyende vü revendeden bâc-ı bâzâr alır. Ve cisrin karşu cânibinde Boğdan beği emîni gümrük alır, gâyet büyük emânetlerdir kim cemî‘i geçen keferelerden dahi harâc alırlar kim iki kerre yüz bin guruş hâsıl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 104a ·
metinde göster ·
… bu Hızır Şâh Efendi'yle vedâ‘laşup nîm sâ‘at gidüp Sefer Gâzî Ağa’nın taş binâ
cisrini
nehr-i Kaçı üzredir, anı geçüp bir sâ‘at dahi semt-i kıbleye gidüp bâğ-ı İremde …
Ba‘dehu bu Hızır Şâh Efendi'yle vedâ‘laşup nîm sâ‘at gidüp Sefer Gâzî Ağa’nın taş binâ cisrini nehr-i Kaçı üzredir, anı geçüp bir sâ‘at dahi semt-i kıbleye gidüp bâğ-ı İremden nişân verir dağ u râğ u bâğ [u] bostân ve behişt-misâl hıyâbânlar içinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 119b ·
metinde göster ·
Mâ-tekaddem câmi‘ ve hân ve medreseleri ve Çoban Kâsım Ağa
cisrinin
târîhiyle cümle mevsûfdur. Ammâ şimdi Köpürlüzâde Fâzıl Ahmed Paşa vezîria‘zamı …
Mâ-tekaddem câmi‘ ve hân ve medreseleri ve Çoban Kâsım Ağa cisrinin târîhiyle cümle mevsûfdur. Ammâ şimdi Köpürlüzâde Fâzıl Ahmed Paşa vezîria‘zamın kethudâsı bir çeşme-i âb-ı hayât inşâ etmiş, anın târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 203b ·
metinde göster ·
… u limanın garb tarafında kayalar altında latîf sular bulunur. Ve mezkûr Benefşe
cisrinin
nîm sâ‘at cenûbundaki bâğlar ve bâğçeler cümle Benefşelinindir. Latîf suları ve …
Ve bu limanın garb tarafında kayalar altında latîf sular bulunur. Ve mezkûr Benefşe cisrinin nîm sâ‘at cenûbundaki bâğlar ve bâğçeler cümle Benefşelinindir. Latîf suları ve âbdâr meyveleri ve hoş-hor engûrleri olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 278a ·
metinde göster ·