… niçe yüz memdûh bâğlar vardır. Ammâ bu bâğçeler gâyet ma‘mûr tîmârlı olduğundan
dânesi
yüz dirhem gelir la‘l-gûn yanaklı dilberân şeftâlûsü lezzetinde papa ve sultânî …
Cümleden biri Lâlezâr bâğçesi ve Kadıçeşmesi kurbünde Altıpoğaça bâğı ve Unkapanı kurbünde Lonkazâde bâğı ve Cübbealîkapusu dâhilinde Kahveli bâğı ve ana karîb Bostân hammâmı bâğı ve Âşık Paşa bâğı ve Haydar Paşa bâğı ve Kiremitci Solak bâğı ve Çivizâde bâğı ve sekiz selâtîn câmi‘lerin mihrâbları önündeki bâğ-ı iremler ve Nârlıkapu'da Bucak bâğı ve Tokatcı Solak bâğı ve Lanka bâğları ve Azîz Efendi bâğı ve Çukurbostânlar bâğı ve Yenibâğçe bâğları ve Topkapusu kurbünde Kaya Sultân bâğı ve ana muttasıl Çelebi Kethudâ bâğı ve Kürkcübaşı bâğı ve Dâvûd Paşa bâğı ve niçe yüz memdûh bâğlar vardır. Ammâ bu bâğçeler gâyet ma‘mûr tîmârlı olduğundan dânesi yüz dirhem gelir la‘l-gûn yanaklı dilberân şeftâlûsü lezzetinde papa ve sultânî ve cânî ve baba ve derrâkî ve çelebi cüce şeftâlûleri olur kim âyetün min âyâtillâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180b ·
metinde göster ·
… içün dânesin ikişer altundan bir mankır eksiğe vermek ihtimâli yokdur. Ammâ her
dânesi
birer dirhem gelir gûyâ la‘l-i Bedahşândır. Bir hasta bir dânesin tenâvül etse …
Ve Avretbâzârı kurbünde bir hâtûnun bâğçesinde lüffân nârları olur kim her biri bi-emrillâh birer buçuk vukıyye gelüp pâdişâha hedâyâ içün dânesin ikişer altundan bir mankır eksiğe vermek ihtimâli yokdur. Ammâ her dânesi birer dirhem gelir gûyâ la‘l-i Bedahşândır. Bir hasta bir dânesin tenâvül etse ol ân hayât-ı câvidân bulur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180b ·
metinde göster ·
… u su olan gümüşe bir gûne tîz-âb dahi koyup yine şîşede kaynadup ol dahi haşhâş
dânesi
gibi şîşenin dibinde hâlis gümüş kalır kim artık kal etmeğe ihtiyâc kalmayup su …
Ba‘dehu su olan gümüşe bir gûne tîz-âb dahi koyup yine şîşede kaynadup ol dahi haşhâş dânesi gibi şîşenin dibinde hâlis gümüş kalır kim artık kal etmeğe ihtiyâc kalmayup su gümüşü derler, bu dahi elde ezilir, sırmadan hâlis gümüşdür. Bu 187b tîz-âbı Hazret-i Süleymân peydâ edüp uyuz olan dîvlere dürtüp gerlikden halâs olurlarmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 187a–187b ·
metinde göster ·
… Her bâr bu Sa‘dîzâde güvercinlerine karınsa zamânında misk içinde gecelemiş nâr
dânesi
vermeği mu‘tâd etmiş.
Hikâye: Bursalı Sa‘dîzâde meşhûr-ı âfâk mîrâsyedi kuşbâz olup on bin guruş sarf edüp bin çift kebûter cem‘ eder kim pâdişâha bu cem‘iyyet mün‘akis olur. Her bâr bu Sa‘dîzâde güvercinlerine karınsa zamânında misk içinde gecelemiş nâr dânesi vermeği mu‘tâd etmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 190b ·
metinde göster ·
Mukallid Cilve Çavuş: Vezîr Kara Murâd Paşa'nın alay çavuşu {idi} ve
dânesi
ellişer dirhem otuz üç dâneli tesbîhi ve bir büyük çakısı ve bir musanna‘ çevgâ …
Mukallid Cilve Çavuş: Vezîr Kara Murâd Paşa'nın alay çavuşu {idi} ve dânesi ellişer dirhem otuz üç dâneli tesbîhi ve bir büyük çakısı ve bir musanna‘ çevgânlı hânedân sâhibi baba-yı âlem idi. Her taklîdde mahâreti var idi. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 211b ·
metinde göster ·
… bir çemenzâr yerdir. Gâyet iri kestânesi olur. Cümle aş[ı]lama şecerlerdir kim
dânesi
kırkar dirhem kestânesi olur.
Ve ziyâretgâh-ı Ayn-ı Asâ: Şehrin cânib-i şarkîsi hâricinde nîm sâ‘at ba‘îd zeyl-i Cebel-i Râhib'de kestanelik ormanı içre bir aynü'l-hayat kaynayup cereyân eder. Hazret-i Emîr bu ferah-fezâya varup tecdîd-i vuzû‘ edindikde mübârek dest-i şerîflerindeki asâyile zemîne dürtüp bir âb-ı hayât zâhir olur kim âb-ı hayâtdan nişân verir bir âb-ı hoş-güvârdır. Anınçün asâ suyu nâmıyla şöhret bulmuşdur. Ve Emîr Sultânın ma‘bedhâne soffası var bir çemenzâr yerdir. Gâyet iri kestânesi olur. Cümle aş[ı]lama şecerlerdir kim dânesi kırkar dirhem kestânesi olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 229b ·
metinde göster ·
… ve âbdâr kirazı ve kestânesi rub‘-ı meskûnda olmak ihtimâli yokdur kim her bir
dânesi
kırkar dirhem gelir. Kirde kebâbıyla kestâneyi yarup şişde kebâb ile pişüp kebâ …
Evvelâ kırk gûne emrûdu "Sicill-i şer‘-i şerîf"de mestûrdur. Ve âbdâr engür-i gûnâ-gûnu ve kaysısı ve âbdâr kirazı ve kestânesi rub‘-ı meskûnda olmak ihtimâli yokdur kim her bir dânesi kırkar dirhem gelir. Kirde kebâbıyla kestâneyi yarup şişde kebâb ile pişüp kebâb yağıyla mülemma‘ olup nevr olur, âdem yemeden doymayup şehîd olur demek mertebesi lezîz kestânesi vardır. Ve yedi gûne dudu meşhûr-ı âfâkdır ve dud bâğları vardır kim Filedâr sahrâsını zeyn etmişdir. Zîrâ Bursa'nın mahsûl-i azîmi ipekdir. Bu diyârda olan ipek, Acem diyârının Lahîcan'ında ve Şirvân'ında olımazdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 231b ·
metinde göster ·
… bir gûne hoş-bû la‘l-gûn karanfili olur kim rub‘-ı meskûnda nazîri yokdur. Her
dânesi
mutabbak verd-i hamrâ gibi olup râyihası âdemin damağın mu‘attar eder. Ve her b …
Evvelâ meşrûbâtında (---) âb-ı hayâtdan nişân verir mâ-i zülâldir. Ve Bozdepe bâğlarının turna kanı şîre-i engûru gâyet latîf şıralı, bahâ eder metâ‘dır kim nûş edene asla humârı yokdur. Ve müselles-i şer‘iyyesi ve karanfiliyyesi ve misketi gâyet lezîz şerbetlerdir. Me’kûlâtından niçe bin hadâ’ık [u] bostânının envâ‘-ı fevâkihât [u] müsmirrât-ı nefîse ve gürûmundan, gûnâ-gûn engür-i lezîzesinden, âbdâr [u] hoş-hâr meyvelerinden dilberlebi kirazı ve Lahîcân emrûdu ve beğ emrûdu ve gülâbî emrûdu ve Sinop elması ve nâmık üzümü ve melikî üzümü ve frenk üzümü ni‘met-i nefîsedir. Ve bâdencân inciri eyle lezîz ve mümessek incirdir kim misli diyâr-ı Nâzilli'de olmaz. Husûsan limonının gûnâ-gûnu ve turunc-ı âlgûnunun envâ‘ı ve rummânı ve zeytûnu cihânı dutmuşdur kim yedi gûne zeytûnu olur. Misli meğer Şâm-ı cennet-meşâm ve Kuds-i Şerîf'de ola. Ammâ bu Tarabefzûn zeytûnunun bir hûrdesi vardır. Perveriş olmadan hâm iken tenâvül olunur. Ve siyâh kiraza benzer bir gûne meyvedir. Bu dahi Tarabefzûn'a mahsusdur. Ve Tarabzon hurması derler bir meyvedir, fırında kurudup vilâyet vilâyet müstevlî olur. İçinde iki üç çekirdeği olur, lezîz meyvedir. Ve ezhâr [u] şükûfesinde niçe bin elvân çiçekleri vardır. Ammâ bir gûne hoş-bû la‘l-gûn karanfili olur kim rub‘-ı meskûnda nazîri yokdur. Her dânesi mutabbak verd-i hamrâ gibi olup râyihası âdemin damağın mu‘attar eder. Ve her biri şapsız beşer altışar dirhem gelir karanfili hâsıl olur. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 252b ·
metinde göster ·
… cihânı zeyn edüp bir vukıyye ve beş yüz dirhem lüffân narı olur kim içinde her
dânesi
kızılcık dânesi kadardır. Ve gâyet âbdâr lüffândır kim âdem kellesi gibi olur v …
Me’kûlat-ı mahsûlât [ve] meşrûbâtının memdûhâtından bâğı ve bâğçesi cihânı zeyn edüp bir vukıyye ve beş yüz dirhem lüffân narı olur kim içinde her dânesi kızılcık dânesi kadardır. Ve gâyet âbdâr lüffândır kim âdem kellesi gibi olur ve peyniri ve küfteri ve pasdığı ve sahrâlarında çeltikliği çok olmağıla dânedâr ve pişegen pirinci olur. Ve bu kal‘anın cânib-i şimâlinde Karadeniz kenarında (---) 2 konak karîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 283b ·
metinde göster ·
… p bir vukıyye ve beş yüz dirhem lüffân narı olur kim içinde her dânesi kızılcık
dânesi
kadardır. Ve gâyet âbdâr lüffândır kim âdem kellesi gibi olur ve peyniri ve küf …
Me’kûlat-ı mahsûlât [ve] meşrûbâtının memdûhâtından bâğı ve bâğçesi cihânı zeyn edüp bir vukıyye ve beş yüz dirhem lüffân narı olur kim içinde her dânesi kızılcık dânesi kadardır. Ve gâyet âbdâr lüffândır kim âdem kellesi gibi olur ve peyniri ve küfteri ve pasdığı ve sahrâlarında çeltikliği çok olmağıla dânedâr ve pişegen pirinci olur. Ve bu kal‘anın cânib-i şimâlinde Karadeniz kenarında (---) 2 konak karîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 283b ·
metinde göster ·
… ve merîsî ve gülleri içinde gûnâ-gûn nîlûferleri ve meyve-i çileği olur kim her
dânesi
Arabkîr dudu kadar lezîz olur ve gûnâ-gûn yergülü ve kengeri ve evşesi ve râven …
Cemî‘i kehhâller bu tûtyâları cem‘ edüp vec‘-ı ayne mübtelâ olanların ayneynine vesme edüp bi-emrillâh kuvvet-i basar ve medd-i nazar hâsıl olur ve yetmiş seksen hâneli müşk-i Rûm ve perçemli beyâz ve kebûd sünbülleri olur. Ve kırk elli elvân yigirmişer hâneli müşk-bû zerrînleri olur ve zambak-ı ebyaz ve asfer ve ahmer levnî ve gûnâ-gûn fûlü ve benefşe ve reyhânı ve fülfül ve erguvânı ve rîbâsı ve merîsî ve gülleri içinde gûnâ-gûn nîlûferleri ve meyve-i çileği olur kim her dânesi Arabkîr dudu kadar lezîz olur ve gûnâ-gûn yergülü ve kengeri ve evşesi ve râvendi yebrûhu's-sanemi ve sünbül-i Rûmîsi ve usfûru ve nergisi ve'l-hâsıl cemî‘i hükemâlara lâyık ahsâbâtlar olur kim hesâbın Cenâb-ı Bârî bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 88b ·
metinde göster ·
… birer tas buğday çobrası ve âdem başına birer nânpâresi ve birer şem‘-i revgân
dânesi
verirler ve her at başına birer tobra yem verirler. İlâ mâşâallah sâhibü'l-hayr …
Derûn-ı şehirde bir kal‘a-i mu‘azzamdır kim içinde iki bin aded şütür alır develiği ve üç bin at alır ıstabl-ı anteri ve kamberîsi vardır. Dahi ehl-i harem a‘yân [u] kibâr içün yetmiş seksen hâne-i müte‘addideli harem hücreleri var. Ve âyende vü revende vükelâ ve vüzerâ sâkin olmağiçün başka tahtânî ve fevkânî ve içli ve taşralı kâ‘aları var. Ve bây [u] gedâ müsâfirîn-i mahlûk-ı Hudâ içün hân-ı azîmin tarafeyninde yan soffaları üzre kâmil iki yüz ocaklı soffalardır. Ve rûy-ı divârda âlât-ı silâh asacak demir çengeller var. Ve cümle atları kayd-bend edecek demir halkalar vardır. Ve yazlık meydânına güvercinlik ta‘bîr ederler bir azîm meydândır kim üzeri eflâke ser çekmiş haşeb kubbedir. Bu meydânın cânib-i erba‘ası ocaksız yaz meydânı soffalardır. Ve taşra haremi dahi beyâz hacer ile döşenmiş bir meydân-ı mu‘azzamdır kim beş bin at alır gûyâ İslâmbol'un Atmeydânı'dır. Bu haremin tâ ortasında müdevver aşren fe-‘aşr bir havz-ı kebîri var, gûyâ bir halic-i Mısır'dır. Cümle âyende vü revendenin devvâbları bundan nûş edüp def‘-i atşân ederler. Bu haremin bir cânibinde bir azîm imâret-i dârü'z-ziyâfesi var. Her şeb [u] rûz cemî‘i müsâfirîn eğer kefere ve fecere bu mihmânsarâyda sâkin ola. Ba‘de'l-mağrib cemî‘i huddâmlar matbah-ı Keykâvûs'dan her ocak başına birer bakır sini içre birer tas buğday çobrası ve âdem başına birer nânpâresi ve birer şem‘-i revgân dânesi verirler ve her at başına birer tobra yem verirler. İlâ mâşâallah sâhibü'l-hayrât böyle vakf-ı dâ’im eylemiş, rahmetullahi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 136a ·
metinde göster ·
… r ay teka‘üd olunmak fermân olunup bir gün hikmet-i Hudâ bir dolu yağdı kim her
dânesi
yüzer dirhem vezn olundu ve çok hayvânât telef edüp bir sâ‘atden sonra paşaya b …
şehrin içinden cereyân eden (---) nehri Bingöl yaylasından tulû‘ edüp bu şehirde şiddet-i şitâdan kapanup kâmil bir ay teka‘üd olunmak fermân olunup bir gün hikmet-i Hudâ bir dolu yağdı kim her dânesi yüzer dirhem vezn olundu ve çok hayvânât telef edüp bir sâ‘atden sonra paşaya bir dolu dânesi getirdiler, kâmil bir vukıyye geldi. Paşaya ol dâne gelince belkim elli dirhem erimiş idi. Ve şeşhâne-i mühr-i Süleymân gibi ve kaz yumurtası gibi dolular yağdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 15b ·
metinde göster ·
… irhem vezn olundu ve çok hayvânât telef edüp bir sâ‘atden sonra paşaya bir dolu
dânesi
getirdiler, kâmil bir vukıyye geldi. Paşaya ol dâne gelince belkim elli dirhem …
şehrin içinden cereyân eden (---) nehri Bingöl yaylasından tulû‘ edüp bu şehirde şiddet-i şitâdan kapanup kâmil bir ay teka‘üd olunmak fermân olunup bir gün hikmet-i Hudâ bir dolu yağdı kim her dânesi yüzer dirhem vezn olundu ve çok hayvânât telef edüp bir sâ‘atden sonra paşaya bir dolu dânesi getirdiler, kâmil bir vukıyye geldi. Paşaya ol dâne gelince belkim elli dirhem erimiş idi. Ve şeşhâne-i mühr-i Süleymân gibi ve kaz yumurtası gibi dolular yağdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 15b ·
metinde göster ·
… uçup cümlesi taş ve kerasteler ve kireçler altında kalup hurd-i hamîr ve haşhaş
dânesi
gibi olup baş hatmanlığı isteyen dahi başdan çıkup mürd olunca cemî‘i küffâr bu …
Âhir bunları el kumbarasına dutup niçesi kumbaradan herse olup niçesi gerüye dönüp yine karaçav iskeleleri üzre hırhırı ceng ederken hemân benim yanımdan kal‘a mü’ezzini kâfirler üzre iki kıt‘a kumbara atup cümlesi kolambara havfinden iskeleler üzre kâfirler yığılup iskeleler üzre yığılan taş ve kireçler dahi çok idi, kâfirler dahi bâr-ı sakîl, hemân karaçav iskeleler yıkılup iki üç bin kâfir minâre kaddi yükseklikde yerden uçup cümlesi taş ve kerasteler ve kireçler altında kalup hurd-i hamîr ve haşhaş dânesi gibi olup baş hatmanlığı isteyen dahi başdan çıkup mürd olunca cemî‘i küffâr bu karaçav altında kalan lâşe-i murdârların çıkarmağa cem‘-i vefîr ile geldiklerinde cümle guzât-ı müslimîn kâfirler üzre iri kumbaraları bırağup anlardan dahi niçe yüzü pür-potur olup yerleri dâr-ı cahîm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 60a ·
metinde göster ·
… s-misâl gerdenlerinde 24a ve rûy-ı münevverlerinde olan püskürme benlerin her
dânesi
hâl-i Hâşimî-vâr bin reşk-i müşg-i Tatar değer kim dest-i hakkâk değmemiş bir d …
Ve bu mahalde asker-i İslâm üç gün üç gece çete ve poturalara seğirdüp Leh diyârında ve Krakov diyârında her kefere hânesinde ve kenîselerinde zevk u safâlarda iken giriftâr-ı bend-i hicrân oldular ve evlâd-ı nâ-resîdeleri babalarından gayri er yüzün gö[r]meyüp ve merd sözün işitmemişken niçe bin güzîde âlü'l-âl sâhib-cemâl bedr-i mâhtâb-misâl gılmân ve bintânlar ele girdi kim her birinin sîm-i hâlis-misâl gerdenlerinde 24a ve rûy-ı münevverlerinde olan püskürme benlerin her dânesi hâl-i Hâşimî-vâr bin reşk-i müşg-i Tatar değer kim dest-i hakkâk değmemiş bir dürr-i yektâlar idi. Ve dâmenlerine hâr [u] hâşâk ilişmemiş ve gözleri açılmamış bir gonça-i nâ-şüküfte cüvân [u] bintânlar ele girüp cümle guzât-ı müslimîn mansûr u muzaffer ve sâlimîn ü gânimîn Seykel sahrâsında cümle çeteciler cem‘ olup gerüde bir merd kalmayup kâmil dörd bin araba yükü bâr-ı sakîller ile Seykel gazâsından avdet olunup Seykel boğazından çıkarken hemân mukaddemâ feth olan Tabur boğazında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 23b–24a ·
metinde göster ·
hâl-i Hâşimî-vâr bin gez reşk-i müşg-i Tatar değer. Hâlâ her birine hakkâk dest …
Ve hâllarının her dânesi hâl-i Hâşimî-vâr bin gez reşk-i müşg-i Tatar değer. Hâlâ her birine hakkâk desti değmemiş ve nâ-sezâ elleri ermemiş bir dürr-i nâ-şükûfte perî-rû bintânları olur. Kırkkilise ve Vize ve Sarây kasabaları halkı bu kefere kızlarından nikâh ile bânûlar alup döl döş sâhibi olur niçe yüz müselmânlar var, cümle menkûhaları kefere kızlarıdır. Radıyallâhu anh mezheb-i İmâm-ı hümâm-ı A‘zam'da câizdir, rahmetullâhi aleyh. Hakkâ ki latîf mezhebimiz vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 41b ·
metinde göster ·
… iyye gelir gürzü ve on altı hâneli sâhib-kırânlar salığı var kim bu salığın her
dânesi
onar vukiyye gelir bir turfe salıkdır. Ve yine bu mahalde Tuna atının(?) başı d …
Ve bu mazrûb kalkanların yanında Gâzî Gerz İlyâs Baba'nın bir sapan demirin mızrak ile deldüğü pulluk demiri ve yüz vukiyye gelir gürzü ve on altı hâneli sâhib-kırânlar salığı var kim bu salığın her dânesi onar vukiyye gelir bir turfe salıkdır. Ve yine bu mahalde Tuna atının(?) başı demir zincîrler ile maslûbdur, ammâ hikmet-i sun‘-ı Hudâ-yı acîbe ve garîbe ve mehîbe eşkâl-i mefret serdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 80b ·
metinde göster ·
… mermer çanak içre yine mermerden oyulmuş pirinç pilâvı göstermiş, pirincün her
dânesi
gûyâ Revân pirinci gibi dâne dâne durur, bu dahi sihr-i i‘câz bir san‘atdır.
Ve yine mermerden bir şîşe-i surâhî içre gûnâ-gûn şükûfeler etmiş ve bir salkım üzüm göstermiş kim gûyâ hemân şîresi damlar. Ve yine kubbenin kıblesi hâricinde taşradan temâşâ olunur bir mermer çanak içre yine mermerden oyulmuş pirinç pilâvı göstermiş, pirincün her dânesi gûyâ Revân pirinci gibi dâne dâne durur, bu dahi sihr-i i‘câz bir san‘atdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 95a ·
metinde göster ·
… ve gılmânı kemâl mertebe hüsn-i cemâlde ve lütf-i i‘tidâlde olup hâllarının her
dânesi
hâl-i Hâşimî-vâr bin kez müşg-i Tatar değer gül-çehre ve perî-peyker ve melek-m …
Evvelâ âb [u] hevâsının letâfetinden ol kadar mahbûb u mahbûbeleri olur kim nisvân ve gılmânı kemâl mertebe hüsn-i cemâlde ve lütf-i i‘tidâlde olup hâllarının her dânesi hâl-i Hâşimî-vâr bin kez müşg-i Tatar değer gül-çehre ve perî-peyker ve melek-manzar gılmânları olur, ammâ zenâneleri aslâ kapudan taşra çıkmayup âhir nefesde Arapça ile kapudan çıkarup Kurite(?) bâğlarının cebbânesine defn ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 98a ·
metinde göster ·
hurd haşhâş edüp cânları bir baş dûzah-ı tamuya gidüp yerleri nîrân-ı sakar olu …
Hikmet-i Kahhâr-ı Müntakım ki ol Azîz-i zû-intikâmdır, ol gün bu mel‘ûnlar yüz elli aded ümmet-i Muhammed esîrlerin kal‘a içinde bâtıla ile kırmışlardı, hemân ol ân bu müşâvere cem‘iyyeti etdikleri yere Sadrıa‘zam kolundan bir balyemez güllesi nice gelirse ve bu mel‘ûnların müşâvere-i bâtıla etdiği yere gülle girirse, cümlesinin kelleleri üzre müşâvere damın yıkarsa, yigirmi dâne belli başlıları gülle dânesi hurd haşhâş edüp cânları bir baş dûzah-ı tamuya gidüp yerleri nîrân-ı sakar olur. Sâ’ir küffârlar bu hâli görüp vâlih ü hayrân olur. N'eylesünler söz sâhibleri kalmadı. Cümle küffâr birbirlerine girüp cümle bî-akl olup âh u vâveylâ ederler. Doğru Fargaçi kapudan yanına giderler. Andan bir tesellî-i hâtır cevâb alamayup yine Aktabya muhâfazasına gelirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 118a ·
metinde göster ·
… çîm çîm ve ham-be-ham olmuş geysûlarının her târı şeb-i târdır. Hâllerinin her
dânesi
hâl-i Hâşimî-vâr bin kez reşk-i müşk-i Tatar değer. Tâ bu misâl kızları var. Am …
Ve âb [u] hevâsının letâfetinden cümle nisvânları sâhib-i cemâl ve latîfü'l-i‘tidâl hûb-manzar ve perî-peyker hadden efzûn ve adedden bîrûn şems-i tâbân-misâl hüsn ü cemâl ve pür kemâl sâhibleri kızlar var kim her cünbüş ü harekâtları ve reftâr [u] güftârları âdemi hayrân eder. Ve her bir duhter-i nâ-şüküfte ahterin çîm çîm ve ham-be-ham olmuş geysûlarının her târı şeb-i târdır. Hâllerinin her dânesi hâl-i Hâşimî-vâr bin kez reşk-i müşk-i Tatar değer. Tâ bu misâl kızları var. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 71a ·
metinde göster ·
… ım'a gönderüp yine cümle asker salt u sebük-bâr kalup cemî‘i kart leşker ve yüz
dânesi
umûr-dîde ot ağalarıyla Maskov şehirlerin gâret ü alan [u] tâlân etmeğe keneşle …
Buna dahi kavm-i Tatar bakmayup bir sahrâda koş kolan arkanlar ve alaçıklarımız ve yağmurlukdan çadırlarımızla ol şiddet-i şitâda meks edüp bu kal‘a-i Küyür vilâyetlerinde üç yüz pâre kal‘a ve yüz seksen pâre varoş-ı azîm ve niçe bin pâre kurâ ve kasabâtların mâl-ı ganâ’imlerin âmadânî nehb ü gâret edüp niçe bin esîr ü mâl-ı firâvân ile asâkir-i İslâm muğtenim olup cemî‘i mâl-ı ganâ’imi yedi bin Tatar ile Kırım'a gönderüp yine cümle asker salt u sebük-bâr kalup cemî‘i kart leşker ve yüz dânesi umûr-dîde ot ağalarıyla Maskov şehirlerin gâret ü alan [u] tâlân etmeğe keneşler edüp kasem billâh yemîn billâh ile vilâyet-i Maskov'a gitmek sadedinde iken anı gördük:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 116a ·
metinde göster ·
… bir mertebededirler kim geysûlarının her târları şeb-târdır. Ve hâllarının her
dânesi
hâl-ı Hâşimî-vâr bin gez reşk-i müşk-i Tatar değer hakkâk(?) destleri değmemiş …
Der-sûret-i çîn meh-cibîn-i mahbûbe [vü] mahbûbân: Hüsn-i cemâlleri bir mertebededirler kim geysûlarının her târları şeb-târdır. Ve hâllarının her dânesi hâl-ı Hâşimî-vâr bin gez reşk-i müşk-i Tatar değer hakkâk(?) destleri değmemiş zâhide sâhib-i cemele ehl-i perde havâtînleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 127b ·
metinde göster ·
… fret üzre oburların cenglerin görmemiş idik" [de]diler. Ammâ gayri zamân beş on
dânesi
birbirleriyle yerde arabalarıyla ve küpleriyle ceng ederken hevâya da çıkarlard …
El-hâsıl hakîr bu asıl şeylere gâyet münkir idim, ammâ bizimle olan askerin niçe bini görüp hayretde kaldılar. Ve mukaddemâ anlarda görmüş âdemler çok idi. Ammâ Çerkes kişileri yemîn edüp "Kırk elli yıldan berü bu mertebe vefret üzre oburların cenglerin görmemiş idik" [de]diler. Ammâ gayri zamân beş on dânesi birbirleriyle yerde arabalarıyla ve küpleriyle ceng ederken hevâya da çıkarlardı, ammâ bu gece aceb temâşâ oldu, dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 152a ·
metinde göster ·
… miş kim geysûlarının her târı şeb-i târdan nişân verirmiş ve her hâllerinin her
dânesi
hâl-i Hâşimîden oy verirmiş. Hakkâk desti değmemiş ve dâmenine aslâ hâr ilişmem …
Andan yıldız cânibinde, ya‘nî demirkazık yıldızı tarafında olan pencereden içeri bakup bir pençe-i âfitâb melek-manzar ve perî-peyker ve bir dürr-i nâ-şüküfte bir duhter-i pâkîze-ahter bânû-veş 178a ve hûr-veş bir kız oturur kim hüsn-i cemâli bir mertebede imiş kim geysûlarının her târı şeb-i târdan nişân verirmiş ve her hâllerinin her dânesi hâl-i Hâşimîden oy verirmiş. Hakkâk desti değmemiş ve dâmenine aslâ hâr ilişmemiş bir mehtâb-sıfat bânû otururmuş görünüp bu hûrî peykeri görenin aklı perîşân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 177b–178a ·
metinde göster ·
esîr-i bend-i zencîr olup bu kadar atları ve bu kadar esvâb ve silâhların cümle …
El-hâsıl Kalmık ile bunlar azgaş ve uğraş ve savaş ede ede Kalmık bunları kova kova üzerimize geldiler. Bizler dahi topları hâzır etmişdik. Hemân cümle atlanup Allâh Allâh sadâsına rehâ buldurup Kalmığ'a bir kerre bir hamle edince aslâ el kaldırmağa iktidârları olmayup tarfetü'l-ayn içre bin altmış aded Kalmık dendân-ı kılıçdan geçüp yetmiş dânesi esîr-i bend-i zencîr olup bu kadar atları ve bu kadar esvâb ve silâhların cümle guzât alup hisse-mend oldular. Esîr olan Kalmıklardan su’âl oldukda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 189a ·
metinde göster ·
… ve Mar‘ayş ve Niksâr nârlarından latîf ve hoş-hor rümmânı olup çekirdeği haşhâş
dânesi
kadar olur.
Memdûhâtından: Bâğ u bâğçesinin hadd [ü] hasrı yokdur. Hattâ bu Demirhisâr'da olan nâr-ı dânedâr bir dâr-ı diyârda yokdur kim gâyet âbdârdır. Acem diyârında Şehribân nârından ve Urfa ve Mar‘ayş ve Niksâr nârlarından latîf ve hoş-hor rümmânı olup çekirdeği haşhâş dânesi kadar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 222b ·
metinde göster ·
… gelir bir gûne kaysı nârı olup bir acâ’ib dânedâr fâkihe-i rummânı olur kim her
dânesi
içinde çekirdeği dâne-i haşhâş kadar ancak olur ve gâyet âbdâr ve hoş-hor nârdı …
Ve me’kûlât [u] meşrûbâtının meşhûru: Cemî‘i bâğ-ı iremlerinde bir vukıyye ve nîm vukıyye gelir bir gûne kaysı nârı olup bir acâ’ib dânedâr fâkihe-i rummânı olur kim her dânesi içinde çekirdeği dâne-i haşhâş kadar ancak olur ve gâyet âbdâr ve hoş-hor nârdır. El-hâsıl Bağdâd-ı behişt-âbâda iki merhale yer Acem vilâyetinde Şehribân şehrinin nârına gâlib âbdâr nârı olur. Ve bu şehrin şimâli ve şark tarafı sahrâsında pirinç ve pembe ve yedi gûne gendüm ve yetmiş yedi elvân mahsûlâtlar olur. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 233b ·
metinde göster ·
… hâl yerlerine tahıl ekdiler. Kırk elli günde bir gûne buğday hâsıl oldu kim her
dânesi
dürr dâne-misâl olup deve dişi gibi dânedâr buğday oldu.
Bunlardan gayri şühedâlar meterisler altında gâ’ib olup dümdüz sahrâlar oldu. Ve fi'l-hâl yerlerine tahıl ekdiler. Kırk elli günde bir gûne buğday hâsıl oldu kim her dânesi dürr dâne-misâl olup deve dişi gibi dânedâr buğday oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 307a ·
metinde göster ·
… e kefal balıkları üç yıl Âl-i Osmân askerin ganîmet etdi, ammâ yine her balığın
dânesi
birer guruşa bey‘ olunurdu.
Andan yine cânib-i garba leb-i deryâ ile nehr-i azîm Acısu'yu atlar ile ubûr etdik. Niçe yerde kaynaklardan tulû‘ eder, ammâ Katırcızâde Mehemmed Pa[şa] çiftliği dibinde bir kayadan ve isfakiye dağları eteklerinde Kolina dağlarından çıkup yarım sâ‘at gidüp hemân ol mahalde yine deryâya mahlût olur. Ammâ Mersin nehri gibi âb-ı hayât su olmadığından Acısu derler. Ammâ bunda çıkan alabalıklar ve kefal balıkları üç yıl Âl-i Osmân askerin ganîmet etdi, ammâ yine her balığın dânesi birer guruşa bey‘ olunurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 320a ·
metinde göster ·
… eri eyledir kim her biri hüsn-i cemâlde ve lütf-i i‘tidâlde olup hâllerinin her
dânesi
hâl-i Hâşimî-vârdır.
Der-medh-i sıfat-ı mahbûb [u] mahbûbân: Mahbûbu ve mahbûbeleri eyledir kim her biri hüsn-i cemâlde ve lütf-i i‘tidâlde olup hâllerinin her dânesi hâl-i Hâşimî-vârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 366b ·
metinde göster ·
… e dişleri dürr-i meknûn olup gîsûlarının her târı şeb-târdır. Ve hâllerinin her
dânesi
hâl-i Hâşimî-vâr mahbûbe-i zamâneleri vardır.
Der-sûret-i mahbûbe-i mahbûbân: Cemî‘i mahbûbu ve mahbûbe zen duhter-i pâkîze-ahterleri kemâl cemâl sâhibi olup kelimâtları cümle mevzûn ve dişleri dürr-i meknûn olup gîsûlarının her târı şeb-târdır. Ve hâllerinin her dânesi hâl-i Hâşimî-vâr mahbûbe-i zamâneleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 382b ·
metinde göster ·
… e âbdâr, dânedâr, hoşgüvâr ve la‘lgûn Nif kirazı derler bir gülnârı var kim her
dânesi
keklik beyzası kadar vardır. Gâyet ter olduğundan âdemin damağında mahv olup ci …
Ve memdûhatından, yedi elvân kirazı olur. Cümleden latîf ve âbdâr, dânedâr, hoşgüvâr ve la‘lgûn Nif kirazı derler bir gülnârı var kim her dânesi keklik beyzası kadar vardır. Gâyet ter olduğundan âdemin damağında mahv olup cirminden nişân kalmaz. İncîri ve nârı ve engûrü ve limonu ve turuncu ve karı ve servi ve çınârı meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y87a ·
metinde göster ·
… lopu a‘lâdır. Hudâ âlîmdir kim her biri birer tulum cüllâb-ı hamavîdir. Ve her
dânesi
yüzer dirhem gelür ve güneşde dururken içinde olan zerre-misâl dâneleri P 46b …
Ve bunda hâsıl olan gök lop ve ak lop ve kızıl lop ve mor lop ve kara lop bir diyârda olmazdır. Ve Köşk şehrinin gök lopundan bunun ak lopu a‘lâdır. Hudâ âlîmdir kim her biri birer tulum cüllâb-ı hamavîdir. Ve her dânesi yüzer dirhem gelür ve güneşde dururken içinde olan zerre-misâl dâneleri P 46b dâne dâne âşikâre add olunur. Ve cirmi soğan zarı-misâl gâyet rakîkdir. Ve sabâh sabâh aç karnına tâ şehâdet tamarları harekete gelince tenâvül etsen aslâ vücûd-ı âkile zararı yokdur. Ammâ ba‘de't-tenâvül gülerek söyleyerek sehel nemek yemek gerek, zîrâ hulviyyâta mâyil olan ol Mefhar-i Mevcûdat buyururlar kim: Hadîs:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y90b ·
metinde göster ·
… at‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek huccâc ile Medîne-i münevvereye gelüp on
dânesi
ulemâ kıyâfeti ile şeyhü'l-hareme buluşup hedâyâların verirler.
Bu mel‘ûnlar Mısır'a gelüp murâd [u] maksûdları üzre tedârüklerin görüp birer çemenderlere süvâr olup kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek huccâc ile Medîne-i münevvereye gelüp on dânesi ulemâ kıyâfeti ile şeyhü'l-hareme buluşup hedâyâların verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y283b ·
metinde göster ·
Ve hâlâ Y 340b hudûd-ı Ka‘be'de sayd [u] şikâr harâmdır. Hâlâ haşîş u giyâhâtı biçilmez ve ahcârı hark olunup kireç olmaz. Ve eşcârâtı kezâlik kat‘ olunmaz. Ve tuyûr-ı kebûteri vakf-ı Resûl'dür, rencîde olunmaz, remmâ remmâ huccâc izdihâmında kimseden havf etmeyüp huccâcın kimi başına ve kimi arkasına konarlar. Ammâ aceb hikmetdir, nice kerre yüz bin kebûter vardır, bir dânesi sütûh-ı Mekke'ye çıkup konmazlar. Ammâ çaylak çıplak dedikleri Fir‘avn-ı âk doğanı sütûh-ı Mekke'ye gelüp meks eder. Ammâ gayri tuyûr-ı zü'l-cenâh Mekke üzre bile tayerân etmeyüp avdet eder. Aceb sırrullâhdır kim Ka‘be-i şerîfin şerefiyyetin hûş u tuyûr dahi bilürler. Ve bu haremde aslâ fusûk cidâl olmaz, harâmdır. Cidâl eden mu‘ammer olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y340a–Y340b ·
metinde göster ·
… î yılanları ince sicim gibi olmuş ve cümlesinin içlerinde kemikleri bile kakule
dânesi
gibi siyâh siyâh dâne dâne dârû-yı hûşber olmuş, kokusundan âdemin aklı gidüp s …
Ba‘dehu hekîmbaşı ol beyâz Y 125b yılanların cümlesin birer birer kırmızı ibrîşim ile kuyruklarından bağlayup mezkûr ipe asup ale't-tertîb zeyn etdi. Cümlesi cân havli ile cabalayarak birbirlerin sokarak ince beyâz yılanlar kol kalınlığı kadar olup kapuları ve hücrenin menfezlerin cümle kapayup taşra çıkdılar. Kırk günden sonra yine hücreyi açup Safî yılanları ince sicim gibi olmuş ve cümlesinin içlerinde kemikleri bile kakule dânesi gibi siyâh siyâh dâne dâne dârû-yı hûşber olmuş, kokusundan âdemin aklı gidüp sermest [ü] medhûş olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y125a–Y125b ·
metinde göster ·
… hayre'de beş sâ‘at kâmil kar yatmış. Ve ol sene Mısır'da bir dolu yağdı kim her
dânesi
beşer altışar dirhem geldi.
Evlâd-ı Arab dahi câ-be-câ cem‘ edüp P 204a karı ağzına koduğı sâ‘at "Lehheâd berde'n-nâr" derlerdi, ya‘nî, sovuk âteş, demekdir. Ammâ kar sehel yağdı ve gâyib oldu, ammâ Buhayre'de beş sâ‘at kâmil kar yatmış. Ve ol sene Mısır'da bir dolu yağdı kim her dânesi beşer altışar dirhem geldi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y128a ·
metinde göster ·
… . Ucundan kabuğu soyulur. Ve şeker ile tenâvül olunsa dahi latîf olur. Dörd beş
dânesi
tenâvül olunsa, lahm yemiş kadar gınâ verüp gâyet tok tutar. Serî‘u'l-hazmdır v …
Evvelâ mevz: bir turfe şeydir. Ağac desen değildir, ammâ kaddi ağaç kadar vardır. Her sene yerden iki âdem kaddi kadar çıkup ve âdem uyluğu kalınlığında olup içi mâl-â-mâl sudur, sıkarsan suyu çıkar, bunun hakkındadır. Ve yaprakları yorkan kilim kadar yeşil yeşil filandıra bayraklar gibi yaprakları olur. Ve yapraklar mâbeyninde tâ zirvesinde birer salkım mevz verir. Ve her salkımı mûm sofrası gibi bir yeşil tekerlek kenârında ikişer kat sıra sıra dizilmiş iki yüz dahi ziyâde ve noksân sarı patlıcan-misâl mevzlerdir. Kemâlin bulunca sapsarı kehrübâr olur. Andan koparup Y 238a tenâvül ederler. İbtidâsı yeşildir. Gerçi sûretde patlıcan-misâl mevzûndur, ammâ içinde patlıcan gibi tohumu yokdur, hemân leb-ber-leb bir ma‘cûn-ı mukavvîdir. Ucundan kabuğu soyulur. Ve şeker ile tenâvül olunsa dahi latîf olur. Dörd beş dânesi tenâvül olunsa, lahm yemiş kadar gınâ verüp gâyet tok tutar. Serî‘u'l-hazmdır ve gâyet nâfi‘dir. Bedene kuvvet verüp menîyi ziyâde edüp kuvvet-i basarı dahi ziyâde eder ve tabî‘atı i‘tidâl üzre eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y237b–Y238a ·
metinde göster ·
getirmişlerdir. Ve şiddet-i şitâdan yüzleri pâre pâre olmuşdu ki sarı sarı sula …
Hakîkatü'l-hâl henüz gelüp balık dişi ve semmûr dânesi getirmişlerdir. Ve şiddet-i şitâdan yüzleri pâre pâre olmuşdu ki sarı sarı suları cereyân ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y254a ·
metinde göster ·
… dır. Ammâ bu âsî hûrmânın her çatalında birer ikişer kantâr hûrmâsı olur ve her
dânesi
kırkar ve ellişer dirhem gelir. Kırmızı kabuklu yumruk kadar eğri büğrü hûrmâdı …
Andan bu karyeyi güzer edüp cenûb tarafına Nîl kenârınca bir yalçın cebel-i âlîler dâmeninde ba‘zı âbâdân kurâlar içre ibtidâ âsî hûrmâyı iklîm-i Mısır'da bu belîdede gördük. şâm'ın râh-ı haccında Âsî Hûrmâ nâm menzilde gördük, ammâ bunların eflâke serçekmiş gûnâ-gûn eğri büğrü haşebeleri var. Gayrı hûrmâ bi-emrillâh bir nihâldir, ammâ bu âsî çatal mataldır. Âdetullâh bunun üstüne böyle cârîdir kim eğer Bağdâd ve Basra ve Mekke ve Medîne ve Yemen ve Mısır Elvâhât'da hûrmâ serâmed ola, iki üç çatal manzûrumuz olmamışdır. Ammâ bu âsî hûrmânın her çatalında birer ikişer kantâr hûrmâsı olur ve her dânesi kırkar ve ellişer dirhem gelir. Kırmızı kabuklu yumruk kadar eğri büğrü hûrmâdır. Ve çekirdeğinin içi boşdur, hokka edüp içine fülfül-i Hindî ve burun tütünü korlar, lezzeti hoş-hordur. Ammâ tabî‘ati mu‘tedil eder ve ekseriyyâ fellâhlar tenâvül ederler. Bu temâşâları ederek sekizinci sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y379a ·
metinde göster ·
… tarzı çalpâreleri yok idi; fîl dişinden kâğız gibi ince ince biçmişler, beş on
dânesi
bir yerde kınnâb ile bağlı çalpâre yerine anlar ile ellerinde şıkırdadup raks e …
Anı gördük: İbtidâ on aded hânende ve sâzendeler gûnâ-gûn sâzları ile melik serâperdesi önünde lehce-i mahsûsaları ile rehâvî fasılları edüp hengâme dâyirelerine velvele verüp altı aded rakkâs gulâmân-ı mâh-ı tâbân, biri esmerü'l-levn Hindî-pîçe, biri kâkülleri perîşân Freng-pîçe, biri ahmerü'l-vech Sûdânî-pîçe, biri bir perîzâd; bu dörd aded âdemîzâd zerdûz eteklikler ile huzûr-ı melikde çerh urup eyle cevelân raks etdiler kim gûyâ çerh-i felek gibi deverân edüp gûnâ-gûn lu‘bedebâzlıklar ve dilnüvâzlıklar eylediler. Ammâ ellerinde Arab u Acem ve Rûm tarzı çalpâreleri yok idi; fîl dişinden kâğız gibi ince ince biçmişler, beş on dânesi bir yerde kınnâb ile bağlı çalpâre yerine anlar ile ellerinde şıkırdadup raks ederler kim Y 419b makdûr-ı beşer değildir. Hâsıl-ı kelâm cümle evza‘ların bir bir tahrîr etsek tatvîl-i kelâm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y419a–Y419b ·
metinde göster ·