… Ohri ve Görice ve Horpuşta Arnavudlarıdır. Niçe bin tâze ciğeri kırkar ellişer
dânesin
, yüreği, böbreği ve şirdeni ve mumbârıyla sırıklara dizüp "Ey koyun ciğeri" dey …
Bu ciğerciler cümle Ohri ve Görice ve Horpuşta Arnavudlarıdır. Niçe bin tâze ciğeri kırkar ellişer dânesin, yüreği, böbreği ve şirdeni ve mumbârıyla sırıklara dizüp "Ey koyun ciğeri" deyü feryâd ederler. Ba‘zı şehir oğlanları bu Arnavudlara "Ulla ba geldi mi Arab karısı" deyü ulaşırlar. (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 170a ·
metinde göster ·
… rı olur kim her biri bi-emrillâh birer buçuk vukıyye gelüp pâdişâha hedâyâ içün
dânesin
ikişer altundan bir mankır eksiğe vermek ihtimâli yokdur. Ammâ her dânesi birer …
Ve Avretbâzârı kurbünde bir hâtûnun bâğçesinde lüffân nârları olur kim her biri bi-emrillâh birer buçuk vukıyye gelüp pâdişâha hedâyâ içün dânesin ikişer altundan bir mankır eksiğe vermek ihtimâli yokdur. Ammâ her dânesi birer dirhem gelir gûyâ la‘l-i Bedahşândır. Bir hasta bir dânesin tenâvül etse ol ân hayât-ı câvidân bulur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180b ·
metinde göster ·
… kdur. Ammâ her dânesi birer dirhem gelir gûyâ la‘l-i Bedahşândır. Bir hasta bir
dânesin
tenâvül etse ol ân hayât-ı câvidân bulur.
Ve Avretbâzârı kurbünde bir hâtûnun bâğçesinde lüffân nârları olur kim her biri bi-emrillâh birer buçuk vukıyye gelüp pâdişâha hedâyâ içün dânesin ikişer altundan bir mankır eksiğe vermek ihtimâli yokdur. Ammâ her dânesi birer dirhem gelir gûyâ la‘l-i Bedahşândır. Bir hasta bir dânesin tenâvül etse ol ân hayât-ı câvidân bulur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180b ·
metinde göster ·
"Dü çip çip" deyü na‘ra edüp peştemâl içinden mümessek nâr
dânesin
bu kebûterlere nisâr edince azametullâh bu güvercinler mâbeyninde bir kuğurdu v …
"Dü çip çip" deyü na‘ra edüp peştemâl içinden mümessek nâr dânesin bu kebûterlere nisâr edince azametullâh bu güvercinler mâbeyninde bir kuğurdu ve bir vığırdı peydâ olup nâr dânesine cân atup tenâvül etdiklerinde bir kerre yerlerinden kopup evc-i âsumâna su‘ûd edüp ber-hevâ gâ’ib oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 191a ·
metinde göster ·
… cüssesi kadar çâr-kûşe taşlardır kim hâlâ zamânemiz benî Âdemleri ol taşın bir
dânesin
elli âdem ilm-i cerr-i eskâl ile kaldırmağa kâdir değillerdir. Ve derûn-ı kal‘a …
Ve derûn-ı kal‘ada olan imâretleri beyân eder: Evvelâ kal‘anın cümle dîvârında olan taşları cümle fil cüssesi kadar çâr-kûşe taşlardır kim hâlâ zamânemiz benî Âdemleri ol taşın bir dânesin elli âdem ilm-i cerr-i eskâl ile kaldırmağa kâdir değillerdir. Ve derûn-ı kal‘ada cümle hak-i pâk ile mestûr bâğ u bâğçesiz bin iki yüz hâne-i tarz-ı kadîmdir. Lâkin kal‘anın cenûb tarafındaki dîvâra muttasıl bir sarây-ı azîm vardır kim bunda olan ilm-i hendese üzre mi‘mâr-ı bennâ hurdekârlığı İrân-zemînin bir sarâyında yokdur. Ve bu sarâya muttasıl bir câmi‘-i kebîr var. Minâresi münhedim olmuşdur. Bu dahi ibret-nümâ bir câmi‘-i ra‘nâdır. Ve bu câmi‘ kurbunda âb [u] hevâsı latîf bir hammâmı vardır. Osmânlı tarzı binâ olunmuş ammâ bânisi ma‘lûm değildir. Ve bir çeşme-i âb-ı hayâtı var. Ve cânib-i şarka mekşûf Kayık kapusu kurbunda Özdemiroğlu câmi‘i ve hânları ve dükkânları vardır. 317b Ve kal‘adan taşra bir varoş-ı müzeyyeni vardır. Cümle bin mikdârı hâne-i zîbâlardır. Cânib-i selâsında bâğ u bâğçesi çokdur ammâ dârü'l-it‘âmı, imâreti yokdur. Câmi‘ ve hân ve hammâm ve çârsû-yı bâzârı çokdur. Gûnâ-gûn ehl-i sanâyi‘i vardır. Ammâ ekseriyyâ halkı gûnâ-gûn ibrişim mebrûm edüp kifâflanırlar. Ve câ-be-câ Kumuk halkının çoğu göbe gerevge zırh düzerler. Ekseriyyâ cümle halkı Sünnî ve Şâfi‘î-mezheblerdir. Muhteşem ve sâhib-i dârât ankâ kimesneleri yokdur. Ammâ âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb ve mahbûbesi çokdur. Zirâ İbn Havkal (?) kavli üzre on sekizinci ıklîm-i örfiyyedendir. Ammâ yedinci iklîm-i hakîkînın ıklîm-i hâmisi vasatında ve bahr-i Haraz kenarında vâkı‘ olmağıla hevâsı sevâhile karîbdir. Anınçün mahbûb ve mahbûbesi memdûhdır. Arz-ı beledî (---) ve tûl-ı nehârî on yedi sâ‘at ve yedi derece ve iki dakîkadır. Karşu cânibi deryâ aşrı garb tarafına Moskov hükmünde üç yüz mil ba‘îd Heşdek ve Kazan ve Alatar vilâyetleridir, dahi anların mâverâsı Deşt-i Kıpçak ve Heyhât sahrâlarıdır kim hâlâ ol sahrâ-yı ferah-fezâlara yigirmi sâldir kim Kılmah Tatarlarından Taysı Şâh ve Moyoncak Hân ve Koba Kalmah Hân beşer altışar kerre yüz bin kavm ile sahrâ-yı Heyhât'da konup göçerler. Ba‘zı sene tâ Kırım diyârına ılgar edüp şebhûn salanlar Azak kal‘ası kurbunda Gügümlü Suyu kenarında Mısır'dan ma‘zûl Gürcî Mustafâ Paşa'yı şehîd etdiler. Bu mezkur Kalmak küffârlarıdır. Gerçi küfr [ü] dalâlet ve dîn [ü] diyânet nedir bilmezler, ammâ böyle bir behâ’im makûlesi bâğî ve dağî sahrâ-nişîn mahlûk-ı pîl-tenlerdir. Ekser evkâtda bâzârlığa Bahr-i Haraz kenarında Moskov'un Kazan ve Heşdek şehirlerine gelüp emân ile yağların fürûht edüp niçeleri Moskov tüccârlarıyla gemilere süvâr olup bu Demirkapu'ya gelmeğe başladılar. Ve bu Demirkapu bender-i iskele olmağıla ta Çîn [u] Mâçîn'den ve Hıtâ vü Hoten'den ve Fağfûr u Moskov diyârlarından her sene niçe bin keştî gelüp azîm gümrük hâsıl olur. Al-i Osmân hükmünde iken iskelesinden ve eyâlet-i Şirvân'dan senevî iki yüz kırk yedi yük akçe tahsîl olup cümle nökerlerine ve eyâlet-i Şirvân'da yedi sancak sultânlarına ve sulh [u] salâh içün Dağıstân pâdişâhına hâslar ve ulûfeler verilir. Hâlâ bu nizâm [u] intizâmı Özdemiroğlu Osmân Paşa fethinde Dal Mehemmed Efendi tahrîri üzre zabt edüp adâlet ederler. Hâlâ ol tahrîr üzre eyâlet-i Şirvân yetmiş kazâdır ve yedi hânlık ve on iki sultânlıkdır. Ammâ Osmân Paşa tahrîri üzre timar ve ze‘âmet yokdur, ammâ sultânların ve gayrı hâkimlerin hâslarına vaz‘-ı yed olmayup gâyetü'l-gâye ma‘mûr u âbâdân diyâr-ı Şirvândır. "Allahu Te‘âlâ yine Âl-i Osmân'a müyesser ide" deyü cümle ahâlîsi du‘â ederler. Hattâ biz bu Demirkapu'da iken Âsitâne-i Sa‘âdet tarafından bir Gökdolak çaşıt hâna gelüp eydür: "Hânım! Geçen sene Osmânlı Akdeniz içinde cezîre-i Girid'de Yûsuf Paşa nâm serdâr eliyle Hanya derler nâm bu kal‘a-yı benâmı alup asker koyup feth-i meserreti haberi Kayser Şâha gelüp azîm şâdmânlar oldu. Ve İbrâhîm Hânlarının Şehzâde Mehemmed nâm evlâdı dünyâya gelüp yine azîm şâdmânîler olup yedi gün yedi gice azîm çerâğân-ı Kayser-zemîn oldu" deyince kızılbaşlar hazzitmeyüp Şirvân [ve] Şamâkî ve Gîlânî sünnîler zevk [u] safâ edüp raks etdiler. Zîrâ Âl-i Osmân'ın bir yeşil alem-i Resûlullah'ıyla bir serdâr-ı mu‘azzam gelmesine muntazırlardır. Allah müyesser eyleye.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 317a–317b ·
metinde göster ·
… ş, Bağdâd'ın hıstâvî hurmasıdır" deyü ibtidâ hakîre bir cingilde hurma verüp üç
dânesin
teberrüken tenâvül edüp mâ-bâkîsin hâlâ hıfz edüp masrû‘ u meflûc olanlara bire …
Ba‘dehû akkâmbaşı, Şeyh Bekkâr'ın verdiği hurma salkımın paşaya 50b verüp paşa dahi "Sübhânallah! Henüz kopmuş, Bağdâd'ın hıstâvî hurmasıdır" deyü ibtidâ hakîre bir cingilde hurma verüp üç dânesin teberrüken tenâvül edüp mâ-bâkîsin hâlâ hıfz edüp masrû‘ u meflûc olanlara birer dâne hurmasından veririz. Hudâ âlimdir Şeyh Bekkâr menâkıbı böyle olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 50a–50b ·
metinde göster ·
… ir-i Âl-i Osmân ve asâkir-i Tatar bu nevâhîlere târumâr olup mûr [u] mâr gendüm
dânesin
taşır gibi küffârın sağîr ü kebîrin ordu-yı İslâm'a taşımağa başladılar.
"Bu taht-ı kal‘ada üç gün üç gece tekâ‘üd olunur gâfil mebâş. Cümle guzât bu nevâhîlere guzât-ı kerrâr çete ve potura ve akınlar ve şeb-hûnlar olunsun" deyü fermân-ı serdâr sâdır olunca azamet-i Hudâ ordu-yı İslâm içinde ancak üç bin kapukulu ve iki bin Budin ve iki bin Eğre kulları ve gayri piyâdegânlar kalup mâ‘adâ ata dona mâlik olan asâkir-i Âl-i Osmân ve asâkir-i Tatar bu nevâhîlere târumâr olup mûr [u] mâr gendüm dânesin taşır gibi küffârın sağîr ü kebîrin ordu-yı İslâm'a taşımağa başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 23b ·
metinde göster ·
… onu ve on beşi bir yerde top top [[(---) (---) (---)]] bir âdem on dâne ve beş
dânesin
isti‘mâl edüp üzerine bir kaç yudum su içse tabî‘ati mülâyim edüp [[(---)(---) …
Ve me’kûlât [u] meşrûbâtının memdûhâtından beyâz hubzu ve hurmâsı. Ve şeker kamışı üçü ve dördü bir maksûs Mısır parasınadır. Ve habbu'l-lezîz [[(---) (---) (---)]] hâsıl olur gâyet mukavvîdir. Ve Frenk incîri garîb temâşâdır. İki âdem kaddi kalın yeşil haşebeler üzre babuç gibi yeşil yapraklarının kenârında [[(---) (---) (---)]] -misâl darısı vardır. Bu dahi mukavvîdir. Ve acûr ve kassâ ve kurkâs ve karnebît ve cümmeyz ağaçları [[(---) (---) (---)]] dıraht-ı azîmlerdir. Bi-aynı incîr-misâl la‘lgûn ve beyâz cümmeyzi olur. Ammâ hikmet-i Hudâ bu kim cemî‘i müsmirât [[(---) (---) (---)]] dıraht-ı azîmlerin bir âdem iki âdem kucaklar. Kalın Y 178b yerlerinde beşi onu ve on beşi bir yerde top top [[(---) (---) (---)]] bir âdem on dâne ve beş dânesin isti‘mâl edüp üzerine bir kaç yudum su içse tabî‘ati mülâyim edüp [[(---) (---) (---)]]
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y178a–Y178b ·
metinde göster ·
… sle tüffâh" bunun hakkındadır. Hattâ bu elmadan müselles-i şer‘iyye içre beş on
dânesin
mukaşşer edüp bile tabh eylesen bir kâsesin nûş eden hayât-ı câvidân bulup hem …
Ve tüffâhı gâyet latîfdir ve "Ve râhin râhrâhın misle tüffâh" bunun hakkındadır. Hattâ bu elmadan müselles-i şer‘iyye içre beş on dânesin mukaşşer edüp bile tabh eylesen bir kâsesin nûş eden hayât-ı câvidân bulup hem mukavvî hem müferrih bir latîf eşribe olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y251b ·
metinde göster ·
… bâtı} ve kebbâtı meşhûrdur. Ve zeytûnu cihân ârâdır, cevz-i rûmî kadar olur. On
dânesin
tenâvül eden bir vukıyye lahm-ı kûsfend yemiş kadar gınâ bulur, memdûh-ı cihând …
Ve limon ve turuncu ve câ-be-câ hurmâsı ve reybâsı {ve kand-i nebâtı} ve kebbâtı meşhûrdur. Ve zeytûnu cihân ârâdır, cevz-i rûmî kadar olur. On dânesin tenâvül eden bir vukıyye lahm-ı kûsfend yemiş kadar gınâ bulur, memdûh-ı cihândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y251b ·
metinde göster ·
Bir sâ‘at belki sayyâd ile ceng-i azîm etdiler. Âhir on bir
dânesin
çuvalına koyup "Allâh berekât versin" deyü du‘â ederek gidüp konağı yılandan ha …
Bir sâ‘at belki sayyâd ile ceng-i azîm etdiler. Âhir on bir dânesin çuvalına koyup "Allâh berekât versin" deyü du‘â ederek gidüp konağı yılandan halâs edüp imâm yine odasına gelüp meks etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y126a ·
metinde göster ·
tenâvül edüp üzerine su içsen iki amel edüp kuvvet-i basarı ziyâde eder. Ve bir …
İlm-i tıb üzre tabî‘atı i‘tidâl üzredir. Beş altı dânesin tenâvül edüp üzerine su içsen iki amel edüp kuvvet-i basarı ziyâde eder. Ve bir âdemin lîneti olsa, yeşil yaprağın döğüp suyun nûş etse, kabz eder. Ve ağacının vücûdu sebzgûndur. Nice hâssası vardır, ammâ hukemâ mezhebinde olanlar dahi a‘lâ bilür, bir temâşâ ağacdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y231b ·
metinde göster ·
… e küçük ve müdevver Y 236b sarı limondur, ammâ sâfî pür âbdır. Mevsiminde yüz
dânesin
bir paraya verirler, ammâ bir paraya âdeme cânı otu alup âdeme hayât-ı câvidân …
Limon-ı kâtı‘u's-sümûm: Bir gûne küçük ve müdevver Y 236b sarı limondur, ammâ sâfî pür âbdır. Mevsiminde yüz dânesin bir paraya verirler, ammâ bir paraya âdeme cânı otu alup âdeme hayât-ı câvidân verdiğiyçün kâtı‘u's-sümûm derler. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y236a–Y236b ·
metinde göster ·
… lerler; vahşîdir, kedi gibi üns ülfet etmez. Hakîre bu Koz hâkimi kafes ile iki
dânesin
bağışladı. Elbette siyâhlı ve beyazlı alaca olur, gayrı gûne olmak ihtimâli yok …
Her sabâh kallemiskin hayâları ve budu arasından çıkarırlar; necâseti değildir, bi-emrillâh terinden hâsıl olur. Alaca kedi kadardır ve ol sıfatlı, tüğü serd, dörd ayaklı. Ve tırnakları köpek tırnaklı, kedi tırnağı gibi yırtıcı tırnak değildir. Başı küçük kelb başlı, burnu Freng zağarı gibi kıvrık burunlu, ve kuyruğu kedi kuyruğundan kaba. Evlerde kafesler içre beslerler; vahşîdir, kedi gibi üns ülfet etmez. Hakîre bu Koz hâkimi kafes ile iki dânesin bağışladı. Elbette siyâhlı ve beyazlı alaca olur, gayrı gûne olmak ihtimâli yokdur. Ammâ râyihası âdemin demâğın mu‘attar eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y433b ·
metinde göster ·