… olan cân, cihânda selâmet bulup vâsıl-ı rahmet olup âkıbeti hayr olup sa‘âdet-i
dâreynde
yüzü ak olup alem-i Resûlullâh zeylinde haşr olur. Allâhümme yessîr bi'l-hayr.
İşte uslûb-ı bî‘at bu hakîrin selef üstâdlarından gördüğü böyledir ve Fütüvvetnâme-i Resûlullâh dahi böyledir. Böylece irşâd olan cân, cihânda selâmet bulup vâsıl-ı rahmet olup âkıbeti hayr olup sa‘âdet-i dâreynde yüzü ak olup alem-i Resûlullâh zeylinde haşr olur. Allâhümme yessîr bi'l-hayr.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 149b ·
metinde göster ·
… vet-i basarın ve sıhhat-i bedenin ve seyâhatin ziyâde-ber-ziyâde olup sa‘âdet-i
dâreynde
mu‘azzez ve mükerrem olup düşman şerrinden emîn olasın", deyü cümle âşıkân-ı sâ …
Na‘ş-ı şerîfleri üzre sikke-i Bektâşîsini tekye-nişîn vâ‘izi ve fukarâları ale'l-ittifâk bu muhibb-i fukarâ evliyânın başına tekbîr [ü] tezkîr ile geçirüp cümle âşıkân hayr du‘â edüp "Kuvvet-i basarın ve sıhhat-i bedenin ve seyâhatin ziyâde-ber-ziyâde olup sa‘âdet-i dâreynde mu‘azzez ve mükerrem olup düşman şerrinden emîn olasın", deyü cümle âşıkân-ı sâdıkan [u] dil-rîşân hayr du‘â ile gülbâng-ı Muhammedî çeküp Fâtiha-i şerîf tilâvet etdiler. Hemân ol azîzin sikke-i mübârekesin başına geyince bi-emrillahi Te‘âlâ iki kulağımdan bir rîh ve iki gözlerimden irinli yaşlar bir sâ‘at açup gözlerim Arab meş‘ali gibi münevver oldu. Zirâ bu abd-i ahkar bin elli (---) Karadeniz'e gark olduğumuz asırda üç gün üç gice rûy-ı deryâda uryân şinâverlik ederken şiddet-i şitâdan kuvvet-i basarım münkatı‘ olmuş-ıdı. Hemân ol tâc-ı sa‘âdet ki başıma kondu, kuvvet-i basarım ziyâde oldu. Ve sürûr [u] safâmdan hatm-i şerîfi sûre-i A‘râf'a indirmeyince tilâvet-i Kur’ân'dan ferâğat etmedim. 280a Ba‘dehû âsitâne-i sa‘âdetin seyr [u] temâşâ edüp fukarâlarıyla ülfet edüp baba ni‘metlerin tenâvül etdik. Hâlâ kubbe-i pür-envârında Sultân hazretlerinin Hacı Bektâş-ı Velî'den kabûl etdükleri cihâz-ı fakrlarından hırka ve seccâde ve alemi ve tabl [u] kudûmü ve seccâde ve pâlhengi ve asâsı ve tâc [u] kabâsı hâlâ mahfûz durur. Ve kubbesinin der-i dîvârında niçe seyyâhân u âşıkânın birer gûne hatlarıyla gûnâ-gûn ebyât [u] eş‘ârlar tahrîr etmişler. Bu dil-rîş dahi küstâhâne hatt-ı müstekrehimiz ile ser-i sa‘âdetleri tarafına celî hatt-ı sülüs ile hâtıra bi'l-bedâhe hutûr edüp tahrîr olunan beytdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 279b–280a ·
metinde göster ·
… izzet [u] şevketin ve vakârların ziyâd-ber-ziyâd edüp gümüşleri gibi sa‘âdet-i
dâreynde
yüzleri ak ola.
Evsâf-ı me‘âdin-i sîm, hevâsı bâd-ı nesîm kal‘a-i Gümüş şehrine dâhil olup şâtırların gümüş kuşakları ve gümüş tasların, Gümüş şehrinde pişirüp yedik. Üç gün anda meks edüp hamd-i Hudâ sehl selc ü melc ârâm edüp hayât-ı câvidân bulduk. Ammâ her kim ki âteş başına oturdu ayneynlerine tezzâb-vâr Gümüş şehrinde gümüş suyu inüp nâ-bînâ oldu. Kim ki evlere girmeyüp sutûhlar ve hayât ve dâm u bâm altında meks edüp âteşe bakmadı, bî-basarlıkdan halâs olup sâhib-nazar oldu. Ammâ bu şehr içre on yedi âdemin dest [ü] pâları ol şiddet-i şitâdan üşüyüp erre-i Zekeriyyâ-yı belâ ile kat‘ olup kaynar katrana sokulup feryâd [u] figânları evce peyveste olup anda kalup bu Gümüş halkı cümlemize Hızır Nebî gibi yetişüp, mihmândarlık etdiler. Cenâb-ı Bârî ol şehr halkının izzet [u] şevketin ve vakârların ziyâd-ber-ziyâd edüp gümüşleri gibi sa‘âdet-i dâreynde yüzleri ak ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 349b ·
metinde göster ·
… olduğu gün kızlarağasıyla pâdişâhdan du‘ânâme ile hatt-ı şerîf gelüp "Sa‘âdet-i
dâreynde
yüzün ak olsun! Ümîdim oldur kim Cenâb-ı İzzet her umûrında mu‘în ü zahîrin ola …
Yine mühr ihsân olduğu gün kızlarağasıyla pâdişâhdan du‘ânâme ile hatt-ı şerîf gelüp "Sa‘âdet-i dâreynde yüzün ak olsun! Ümîdim oldur kim Cenâb-ı İzzet her umûrında mu‘în ü zahîrin ola ve her umûrunda Feyyâz-ı Mutlak tevfîkın refîk ede. Göreyin seni, her umûra niçe ihtimâm-ı sa‘y-ı tâm ü bezl-i ihtimâm edüp uğur-ı hümâyûnıma niçe bezl-i kudret edersin?! Âkıbetin hayr ola" deyü bir kat hil‘at-ı fâhire ve bir yeşil-gûn çuka ile semmûr kürk gelüp paşa eynine geyince cemî‘i dîvân çavuşları "Hil‘atin mübârek olsun ve yaşın uzun olsun. Tanrı pâdişâha çok yıllar ömürler versin!" diye alkışlayup paşa, Dârüssa‘âde ağasına bir kise altun ve bir semmûr kürk ihsân edüp gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 96b ·
metinde göster ·
… i bu Sâm'ı mu‘ammer edüp evlâd [u] ensâbiyle dünyâyı müzeyyen eyle ve sa‘âdet-i
dâreynde
yüzün ağ eyle" deyü Sâm'a du‘â eder.
"İlâhî, sen Pâdişâh'dan dilerim ki bu Sâm'ı mu‘ammer edüp evlâd [u] ensâbiyle dünyâyı müzeyyen eyle ve sa‘âdet-i dâreynde yüzün ağ eyle" deyü Sâm'a du‘â eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y404a ·
metinde göster ·