sîmurg-ı Kâf-ı yakîn, eş-Şeyh Hazret-i Abdurrahmân b. Hüsâmeddîn: Gümüşlüzâde n …
Ziyâret-i sultân-ı dünya ve dîn ve sîmurg-ı Kâf-ı yakîn, eş-Şeyh Hazret-i Abdurrahmân b. Hüsâmeddîn: Gümüşlüzâde nâmıyla şöhre-i şehr olmuşlardır. Pîr İlyâs hazretlerinin duhterzâdesidir. Cihâz-ı fakrı Şeyh Zekeriyyâ-yı Halvetî'den giymişlerdir. Şeyh Zekeriyyâ'dan sonra seccâde-nişîn bunlar olmuşdur. Niçe yüz keşf [ü] kerâmâtları vardır. Hatta Murâd-ı Sânî’nin üç şehzâdesi bu azîzin dest-i şerîflerini bûs etmeğe vardıklarında iki şehzâde mübârek yedlerin bûs ederler. Şehzâde Mehemmed ayağına düşüp bûs-ı pây-ı şerîf edüp himmet ricâ eder. Hemân şeyh-i mübârek boğazlarından ridâsın çıkarup Mehemmed'in boğazına sarup "Kostantiniyye'de umûr-ı müslimîne bir hoşça hizmet eyle" buyururlar. Hikmet-i Hudâ yigirmi yıldan sonra Mehemmed Hân, fâtih-i Kostantiniyye olur. Bu azîzin âşıkâne ve tasavvufâne eş‘âr-ı belîği bî-hisâbdır. Mahlasları: "Hüsâmî" tehallus eder. Merkad-i pür-envârları: Amasiyye içinde Pîr İlyâs hazretleri âsitânesine karîb Ya‘kûb Paşa zâviyesinde medfûndur, Kuddise sırruhu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 282a ·
metinde göster ·
Mazhar-ı envâri't-tarîka kâşif-i esrâri'l-hakîka gavvâs-ı bahr-i dîn ve deryâ-yı dürr-i yakîn eş-Şeyhü'l-kebîr Hazret-i Muhyiddîn el-İskilibî. Kuddise sırruhu. Aşağı şehir hâricinde medfûndur kim ziyâretgâh-ı hâss [u] âmmdır. Yine maskat-ı re’sleri şehr-i İskilib'dir. Ve ziyâretgâh-ı hazîne-i ilm u hikmet yegâne-i hilm [u] mahrem-i esrâr [u] makdem-i ebrâr eş-Şeyh Hazret-i Muslihıddîn ibn Attâr. Bu azîz hazretleri Akşemseddîn halîfesindendir ve Keskin nevâhîsinde medfûndur. eş-Şeyh Hamza-yı Şâmî ve Karahisâr-ı Sâhib'de medfûn eş-Şeyh Abdurrahîm-i Mısrî, eş-Şeyh İbrâhîm-i Tennûrî. Bu dörd halîfe Akşemseddîn'in izn-i şerîfleriyle halvete girüp evvel İbrâhîm-i Tennûrî sâhib-i seccâde oldu. Ba‘dehû bu Muslihıddîn-i İskilibî pîşvâ-yı tarîk oldu. Andan Şeyh Hamza-yı Şâmî andan Abdurrahîm-i Mısrî sâhib-i irşâd oldu. Ammâ bu Şeyh Muslihıddîn-i İskilibî kırk bin mürîde mâlik kutbiyyete kadem basmış kümmelîndendir. Hâlâ bu İskilip şehri içre medfûn olup ziyâretgâh-ı hâss [u] âmmdır. Eş-Şeyh Fahreddîn-i İskilibî Yavsî derler. Alî Kuşcu'nun dâmâdıdır ve Ebussu‘ûd'un ecdâdıdır. Sene 903 {merhûm olup bu İskilib'de medfûndur. Kuddise sırruhu'l-azîz}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 92a ·
metinde göster ·
… akrîbe 327a îcâd eylemişdir kim zu‘m-ı fâsid ve hayâl-i kâsidleri üzre humâre
dîn ve
kumâre nusret-i karîn olup guzât-ı dîn yanına varmak ve karîb yanaşmak değil ej …
Evvelâ hamd ol Hâlık-ı Bîçûn'a kim bu sene-i mübârekde Kandiye kal‘asının fethi müyesser olup der-i devlet-masîre bu yüzden fetihnâme-i küstâhâne tahrîr olundu kim hâliyâ cezîre-i Girid ahvâl-i hasret-me’âli istihbâr olunur ise zîr-i nîlgûn tâk-ı lem-yekün mislühâ fi'l-âfâk olan Kandiye kal‘asının ibtidâ muhâsarasından 326b kemend-i feth-i teshîre gelince vâki‘ olan cidâl ü harb [ü] kıtâl ve darb ma‘lûm-ı cümle-i âlem ve mefhûm-ı kâffe-i ümem olup lâkin ol kal‘a-i metîne Deryâ-yı Sefîd'in sedd-i sedîdi ve umûmen Frengistân'ın âhenîn kilîd-i mekîni olmağla vâki‘ olan gazâ-yı kebîreyn ve cihâd-ı azîmeyn nakl-i takdîr-i bedîde gelüp muvahhidîn tahsîl-i sürûr-ı lâ-yuhsâ ve cünûd-ı zafer-karîn tekmîl-i hubûr-ı gayr-i ihsâ etmek muhakkak olmağla bir ay ceng-âşûbdan mıkatta-ı husûmet ü adâvete değin sûret-pezîr olan harb ü darbdan mümkinü't-takrîr olan vech üzre ihtisâr-ı ahbâr olunup ve'l-hâsıl kal‘a-i mezbûre bin yetmiş yedi senesinde vâki‘ olan mâh-ı Zilhicce'nin gurresinde cevânib-i erba‘asında muhâsara ve ma‘rûf olan Yüksek tabyadan garb (garb) tarafında leb-i deryâda vâki‘ olan metânet ile iştihâr bulan Kızıl tabyaya varınca meterislere mübâşeret ve mevâzı‘ adî(?) sekiz yerden mütecâviz kal‘a-kûb ra‘d-âşûb balyemez toplar tabya dîvârlarına havâle olup yevmen fe-yevmen meterisler handaklara doğru sürülüp ejder-dem ve âteş-fem top-ı serâmedler ile leylen ve nehâr kal‘a dîvârı ve tabyaları döğülüp lâkin kal‘a-i üstüvârın cânib-i berrîsi husûsan meterisler önünde nakş-ı dîvâr-ı kal‘anın esâs-ı ibret-nümâsı ekseriyyâ kemerler üzre mebnî olunup âlât-ı harb ile müştemil sanâyi‘-i garîbeler ile memlû olduğundan mâ‘adâ handakı iki yüz zirâ‘-ı Mekkî'den mütecâviz âriz ve kemâl mertebe amîk olup ale'l-ittisâl parmaklık cengleri vefret üzre olup kal‘adan munfasıl ve handak-ı kebîrden hâric tabya-i azîmeler dahi birbirlerine mukârin olup her birisi birer kal‘a-i metîn ve kûh-ı Demâvend-vâr temkîn mânendi olup cehâresin ve ka‘r-ı zemînlerin feth [u] teshîre her dirsek tabyaları mâni‘ olup ale'l-husûs sa‘âdetlü sadr-ı âlî-mikdâr hazretlerinin kolunda vâki‘ metânet ve istihkâm ile meşhûr [u] müte‘ârif olan Kanlı tabyanın etrâf [u] cevânibi kat-ender-kat parmaklıklar ve şaranpavlar ve domuz damları ve zîr-i hâkde cengci tabyaları ve ka‘r-ı zemînde beşer altışar kat lağımları âteş-i harbile memlû ve mâ-fevki top ve kumbaralar ile meşhûn olup vech-i meşrûh üzre mevâni‘-i garîbelerin ta‘tîl ü teshîr ve zîr-i hâkde olan düşmen-i dînin lağımları ibtâl ve mânend-i kal‘a-i metîn olan Kanlı tabya lağımlarıyla ma‘dûmu'l-eser ve zemîni zabt [u] rabta girüp handaklarına duhûl müyesser olunca vâki‘ olan ceng [ü] cidâl ve tarafeynden atılan lağım ve kazan kumbaraların tahrîr [ü] tavsîfi kalem-i serî‘u'l-beyân kendü lâl ve kemâ yenbağî takrîri emr-i muhâl olup bu esnâda vakt-i şitâ ve şiddet-i sermâ erişmeğile alâ tarîkı'l-muhâfaza kalmak müşâvere olunup meterisler handak kenârlarında karâr-dâde olup cemî‘i meterislerde i‘tidâl-i hevâ olunca meks ü ârâm ve ikdâm [u] ihtimâm ile meterislerde kıyâm olunup cünûd-ı muvahhidîn hiddet-i sermâda ve şiddet-i bürûdetde bilâ-hâ’il nâzil olan berf ü bârân leyl [ü] nehâr meterisler içre revân-ı seyl-i bî-pâyân meşakkatlerin uğur-ı dîn-i mübînde mahz rahmet bilmek[l]e ale'd-devâm peykâr olup bu hâl-i pür-melâl üzre mürûr-ı sermâ ubûr edüp sürûr-ı i‘tidâl-i hevâ mukârin olmağile asâkir-i deryâ-mevc fevc fevc ikdâm-ı cenge kıyâm ve ahz-ı intikâm ve kal‘anın feth [ü] teshîrine bezl-i ikdâm olunup cânib-i bahrden leb-i deryâ ile iki koldan meterislere girilmesin savâb-dîd-i cumhûr-ı asâkir-i zafer-mezâhir olmağla Kızıl tabya mukâbelesinde kadîmî meterislerden leb-i deryâya varınca meterisler ve medd ü tertîb olunup ve şark cânibinde Aktabya kurbunda Göllük ta‘bîr olunduğu mahalde leb-i deryâ ile tershâneye doğru ve ma‘rûf olan Kumlu tabyaya varılmak üzre meterisler mübâşeret olunup lâkin Kızıl tabya câniblerinde vâki‘ olup sa‘âdetlü sadrıa‘zam hazretlerinin kolunda vâki‘ olan meterisler önünde leb-i deryâ ile Taşlık ve Göllük tarafında kumluk olmağile iki koldan gayri dahi leb-i deryâ ile meterisler mübâşereti emr-i muhâl iken mücâhidân-ı gâziyân-ı dîn-i mübîn ve mübârizân-ı zafer-karîn uğur-ı dîn-i mübînde gayret ü hamiyyeti devlet-i uzmâ ve meşakkat ü zahmeti sa‘âdet-i ukbâ müşâhedesiyle cümle huzûr-ı râhatı vücûdlarına harâm mesâbesinde edüp cümle guzât hâb u râhat-ı istirâhati terk ü bî-ârâm edüp iki koldan meterisler içün mesâfe-i ba‘îdelerden zahrlıklarıyla toprak nakliyle meterisler i‘mâl olunup mavâzi‘-i gayriden ra‘d-gerdân-ı su‘bân-demâr balyemez top-ı kal‘a-kûblar getirüp tabya siperlerine vaz‘ edüp kal‘anın rû-yı dîvârlarına ve cümle tabyalarına topları havâle edüp kal‘anın dîvâr-ı tabyaları günden güne vîrân ve ser-nigûn olup limana gemilerinin hurûc [u] duhûlüne toplar mâni‘ olup lâkin a‘dây-ı dîn-i dûzah-karîn dahi zikr olunan iki koldan asıl dîvârdan gayri handaklardan hâric ve leb-i deryâda vâki‘ olan zîr-i hâkde ceng tabyaların püskürme lağımlar ile memlû ve mükemmel edüp bâ-husûs Kızıl tabyayı sanâyi‘-i ebniye ile metânet üzre edüp sedd-i râh olacak hiyel-i harbi müştemil mevâni‘-i acîbeler ile müretteb etmeğile cânibeyn-i mezkûreynde bir mertebe sanâyi‘-i acîbe ve garîbeler ihdâs ve bir derece mevâni‘-i takrîbe 327a îcâd eylemişdir kim zu‘m-ı fâsid ve hayâl-i kâsidleri üzre humâre dîn ve kumâre nusret-i karîn olup guzât-ı dîn yanına varmak ve karîb yanaşmak değil ejder-dehân âteş-feşân topların kesretinden ve lağım ve kumbaraların vefretinden nerre-i dîv-i Süleymânî yanına varmak değil bir hayli mesâfe-i ba‘îdeden mürûr etmek emr-i muhâl olup zi-dehşet-nişân lağımlar ve kumbaralar vefretinden ankâ-yı lâ-mekân evc-i a‘lâda tayerân-ı adem muhâl tasavvur ile kasd-ı guzât-ı islâmîden bî-bâk ve âheng-i kümât-ı Rahmâniyyeden bî-pervâ olup lâkin cünûd-ı müslimîn-i sâhib-kırân ve asâkir-i gîtî-sitân
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 326a–327a ·
metinde göster ·
… nde niçe kerre yüz bin beyâz mermer sandûkalar içinde mürdeler var. Arapça Ne
dîn ve
ne îmân ve ne mezhebde idiler? Ba‘zı sandûkların kapakların Türkmân-ı nikbetiyâ …
Bu şehirden kalkup şarka kâmil iki sâ‘atde ve türâbistân mûristânı ubûr ederken şâhrâhın iki cânibinde niçe kerre yüz bin beyâz mermer sandûkalar içinde mürdeler var. Arapça Ne dîn ve ne îmân ve ne mezhebde idiler? Ba‘zı sandûkların kapakların Türkmân-ı nikbetiyân kavmi mâl olmak mülâhazası ile kaldırmışlardır açup bakmışlar, ancak içinde lâşe görmüşler. (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y151b ·
metinde göster ·