… ân ben anlara çorba tâsların bile yutdurayım" dedikde, izn-i pâdişâhîyle Abaza
dîvâna
çıkınca yeniçeri mâbeyninde bir güft [u] gû olup,
"Pâdişâhım izn-i şerîfinle ben anlara bir kerre görüneyim, ol ân ben anlara çorba tâsların bile yutdurayım" dedikde, izn-i pâdişâhîyle Abaza dîvâna çıkınca yeniçeri mâbeyninde bir güft [u] gû olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 66b ·
metinde göster ·
… i hıyâneti ve zorbalar ile ülfeti olup Mûsâ Çelebi'yi katl etdirdiği zâhir olup
dîvâna
geldikde {ma‘nûkan} katl olundu. Hakîr, pederimle ol gün Dîvân'da hâzır idim. Ş …
Ve Receb Paşa'nın dahi hıyâneti ve zorbalar ile ülfeti olup Mûsâ Çelebi'yi katl etdirdiği zâhir olup dîvâna geldikde {ma‘nûkan} katl olundu. Hakîr, pederimle ol gün Dîvân'da hâzır idim. Şehr-i Şevvâl fi yevmi'l-isneyn 27 sene 1041.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 67b ·
metinde göster ·
… übtelâ olup Kaysûnîzâde tîmâr ederdi. Rüstem Paşa'nın yetmiş gün yüzü kara olup
dîvâna
varmayup yüzünün bir kat derisi yüzülüp yine asfaru'l-levn oldu. Meğer ol şehzâ …
"Hay zâlim pâdişâh olurmuşun, yohsa böyle ölürmüşün" derken hemân şehzâde kabrinden bir siyâh tuman zâhir olup Süleymân Hân'ın atı ürküp {Süleymân Hân} zemîne pâymâl-ı rimâl olup cümle musâhibler atdan ayrılup ol mezâristân içinde bir vâveylâ ve feza‘ kopup Süleymân Hân'ı piyâde bulup bir köşede âh-ı serd çeküp durur. Anı görseler Sarı Rüstem Paşa'nın çehresi ve Çârkâb Alî musâhibin çehreleri simsiyâh olmuş. Bu hâle hayrân kalup ol günden Süleymân Hân'ın sağ ayağı nıkrîs marazına mübtelâ olup Kaysûnîzâde tîmâr ederdi. Rüstem Paşa'nın yetmiş gün yüzü kara olup dîvâna varmayup yüzünün bir kat derisi yüzülüp yine asfaru'l-levn oldu. Meğer ol şehzâde-i mazlûmun katline sebeb Rüstem Paşa ve Çârkâb musâhib olup ol mahalde Süleymân Hân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 102b ·
metinde göster ·
giden bir âdeme sümük atsa ol gün dîvânda elbette fâ’ideden hâlî olmazdı. Ve eğ …
Atmeydânı'nda Sümüklü Dede: Dîvâna giden bir âdeme sümük atsa ol gün dîvânda elbette fâ’ideden hâlî olmazdı. Ve eğer bir âdem üzre tükürse dîvânda mu‘âteb olması mukarrer idi. Böyle bir hidmete me’mûr meczûb-ı ilâhî idi. Hadîs-i Kudsî:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 114b ·
metinde göster ·
… içerken dutup haps ederler. Bu Dîvâne, Kara Mustafâ Paşa'ya vâlidesi halâsıyçün
dîvâna
vardıkda Boynueğri Çavuşbaşı,
Mesîre-i sânî: Bir kerre bu Dîvânenin vâlidesin tütün içerken dutup haps ederler. Bu Dîvâne, Kara Mustafâ Paşa'ya vâlidesi halâsıyçün dîvâna vardıkda Boynueğri Çavuşbaşı,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 115a ·
metinde göster ·
… Kaya Sultân sarâyı'na muttasıl dükkânlardır. Çoğu bî-zebân destârîlerdir. Ehl-i
dîvâna
mücevveze ve selîmî ve kallâvî ve perîşânî ve kubâdî ve kâtîbi ve a‘zamî sarıkl …
Esnâf-ı sarıkcıyân: Dükkân 17, neferât 40, pîrleri Cibrîl'dir kim cennetden tâc-ı enbiyâyı Hazret'e ol getirdi. {Ba‘dehu imâme-i Resûlü}. Bunların dükkânları Ayasofya câmi‘i önünde Kaya Sultân sarâyı'na muttasıl dükkânlardır. Çoğu bî-zebân destârîlerdir. Ehl-i dîvâna mücevveze ve selîmî ve kallâvî ve perîşânî ve kubâdî ve kâtîbi ve a‘zamî sarıklar sararlar. Ammâ (---) Karaman'da olan sarıkcılar cümle imâm-ı A‘zam tâcı örf-i destâr-ı Nu‘mânî sararlar, her bâr kâr edelim deyü âdem ararlar, müşterî 198b bulmayup mevtâ tâbûtlarına destâr sararlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 198a–198b ·
metinde göster ·
cümle erbâb-ı dîvânı ve ehl-i salâtı âgâh etmek içün üç kerre fasl-ı latîfler e …
Ve her vakt-i seher sabâha üç sâ‘at kalup dîvâna cümle erbâb-ı dîvânı ve ehl-i salâtı âgâh etmek içün üç kerre fasl-ı latîfler ederler kim bîdâr olanlara hayât verir. Sayf [ü] şitâ'da kânûn-ı Osmânî budur. Gâyet mültefit ü mu‘azzez esnâfdır ve ulûfeleri ağırdır. Her ehl-i dîvân ve cümle a‘yân bir mansıb-ı âlîye nâ’il olsa bu mehterân tehniyeleriyçün hâne-i ehl-i manâsıblara varup üç nevbet fasl ederler. {Eğer sâhib-i hâne hânesinde gâ’ib ise ehl-i beytine bir fasl çalup giderler}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 202b ·
metinde göster ·
… hiye-i Eledîvân ve Birdîvân ve İkidîvân ve Üçdîvân ve Dörddîvân ve'l-hâsıl yedi
dîvâna
varınca nâhiye isimleridir kim cümlesi dağlar içre sâkin olur dağlardır kim hal …
Bunlardan mâ‘ada mesâcidlerdir. Ve üç tekye ve bir hammâm ve üç hân ve iki yüz dükkân ve yedi kahve hânesi vardır. Cümle esnâfından ziyâde Gerede bıçakcısı ve debbâğı gâyet çokdur kim Gerede gönü ve sahtiyânı meşhûrdur. Zîrâ âb [u] hevâsı gâyet yayla ve latîfdir. Ve halkı gâyet ten-dürüstdür. Ve câ-be-câ mahbûbları vardır. Halkı ekseriyyâ suhte talebeleridir. Levendâtı meşhûr olmağıla Gerede hırsızı ve debbâğı ve sovuğu, Erzurûm'a mânend olmağıla meşhûrdur. Efvâh-ı nâsda sovuk yâd olunsa "Erzurûm sovuğu beni Gerede'de bulun, demiş" deyü darb-ı mesel olmuş derler. Ammâ halkı gâyet zinde ve mücessem ve şecî‘ Türk tâ’ifesidir. Cânib-i erba‘asında ve cenûb tarafında Kankırı şehrine varınca ma‘mûr nâhiyeleri var kim kırk elli bin Etrâk tâ’ifesi vardır. Nâhiye-i Kızılöz ve nâhiye-i Alacaöz ve nâhiye-i Eledîvân ve Birdîvân ve İkidîvân ve Üçdîvân ve Dörddîvân ve'l-hâsıl yedi dîvâna varınca nâhiye isimleridir kim cümlesi dağlar içre sâkin olur dağlardır kim halkının başka ıstılâh [u] elkâbları ve gayrı lehce-i mahsûsaları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 278a ·
metinde göster ·
… kerî tâ’ifesi üç ay bâzârda ta‘âm yise anın aşbâzı donluğ-ı şâhî çıkdıkda aşbâz
dîvâna
çıkup "Men kurbân kulunun aşbâzıyım" deyü kurbân kulunun donluğun alup gider. B …
Ahlâk-ı zemîme-i İrân-zemîn: Ahâlîsi Kânûn-ı kadîm-i Azerbaycân oldur kim on iki imâm aşkına on iki esnâf-ı askerî tâ’ifesi ki niçe bin âdem olur. Ulemâdan ve sâ’ir a‘yândan on ikişer esnâf âdemler hânelerinde ta‘âm pişirirler. Mâ‘adâsı hücrelerinde âteş yakmak ihtimâli yokdur kim ta‘âm pişire. Meğer kahve ve çây ve bâdyân ve sa‘lep ve mahlep pişirüp câme-şûylık içün âteş yakup su ısıda, ana mâni‘ olamazlar. Cümle nökerleri ve askerîsi ve bekâr [u] bîkârları cümle çârsû-yı bâzârdan alup ta‘âm yerler. Anınçün kızılbaş-ı bed-ma‘âşdırlar kim ma‘îşetleri bu husûsda hakkâ ki beddir. Lâkin ucuz olur ve murâd edindiğin ta‘âmı hora geçirirsin. Hisâbî ve mücerred olan kişilere bu enfa‘dır. Hattâ askerî tâ’ifesi üç ay bâzârda ta‘âm yise anın aşbâzı donluğ-ı şâhî çıkdıkda aşbâz dîvâna çıkup "Men kurbân kulunun aşbâzıyım" deyü kurbân kulunun donluğun alup gider. Bir habbe ziyâde ve noksân almağa kâdir değildir. Sonra hilâf eden aşbâzın dilin ensesinden çekerler. Ba‘dehû aşbâz donluk sâhibine on iki gün müft ziyâfet eder. Kânûnları budur. {Kaçan kim şâh ve bir sipehsâlâr sefere gitse cemî‘î ordularında keçe obalı ve keçe haymeli aşbâzlarından ziyâde asker ve hayme ve bazâr yokdur. Zirâ cümle askerîsi ordu aşbâzlarına muhtâclardır}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 302b ·
metinde göster ·
… niçün katl etdirdiniz?’ deyü katl edenleri ve cümle ahâlî-i kurâ kayd-bend ile
dîvâna
ıhzâr edin. Ve eğer fili katl etmemiş olsalar, henüz tahta cülûs etmiş Sultân M …
"Sultânım der, imdi direm u dirhem ve masrûf-ı ehemm tahsîli mahallidir. Bu husûsa bir şedîd u çerî âdem gerekdir kim Allah'dan korkmaya ve ‘Fili niçün katl etdirdiniz?’ deyü katl edenleri ve cümle ahâlî-i kurâ kayd-bend ile dîvâna ıhzâr edin. Ve eğer fili katl etmemiş olsalar, henüz tahta cülûs etmiş Sultân Mehemmed'e ol filciğizi hedâya gönderseniz. Bu dünyâ duralı bir pâdişâh-ı selâtin-i selefe eyle hedâyâ göndermemiş olaydı" deyü paşa huzûrunda kutu içre duran fil meyyitinin gûşleri ve lebleri hortumu ve dîdeleri ve düm-i çâr-pâların medh edüp "Azamet-i Hudâ" deyü ta‘accübâne hayretde kalup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 79a ·
metinde göster ·
beşâret-i azîmeler ve cümle ehl-i hizmete meserret beşâşet-i amîmeler râygân ol …
Andan cümle erbâb-ı dîvâna beşâret-i azîmeler ve cümle ehl-i hizmete meserret beşâşet-i amîmeler râygân olup pîr [u] cüvân ve fakîr [u] a‘yân ol kadar şâd [u] handân oldular kim zühre-i felek raksa girüp paşa efendimiz serîr-i sa‘âdetde ve dîvân-ı adâletde revnak ve nev tarâvet bulup Ramazânın 14 erba‘a gün kânûn-ı sadrıa‘zam üzre kola binüp İslâmbol mollası öni sıra dahi talî‘a ayak nâ’ibi dahi muKuddem muhtesib ağası bu tertîb üzre alay-ı azîm ile Unkapanı mahzeni cenbinde Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân'ın dîvânhânesinde cemî‘i Karadeniz re’îslerin ve cemî‘i habbâzânları ve cümle uncuları ve cemî‘i mühtekir navluncuları cem‘ edüp Karadeniz sâhilinde Varna ve Palçığ ve Kavarna ve Keligra ve Mankalya ve Karahırmen ve Köstence ve Toluca ve Beşdepe ve İsmâ‘îl ve Kili ve Akkirmân nâm kal‘a ve iskelelerde gılâl niçeye alındığın su‘âl edüp ana göre çaşni dutup fi'l-hâl ekmek pişirüp ba'de‘l-harc ve'l-masârıf üç yüz dirhem beyâz nân-pâre bir akçeye el verüp eyle narh verüp lahm-ı semîne yedi akçe narh verüp andan Yemiş İskelesi'nde Ebü'l-feth'in sebzehâne dîvânına gelüp cümle me’kûlât [u] meşrûbat [u] müsmirrâta narh verüp andan Ebü'l-feth'in yeniçeri ve muhtesib dîvânı çârdağına gelüp anda hubûbâtdan pirinç ve bakla ve nohud ve mercimek ve kettân ve hınnâ ve şeker ve kahveye ve gayri eşyâlara narh-ı sultânî vererek gelüp sarâyında karâr edüp gicelerimiz kadar rûzlarımız rûz-ı ıyd olup şeb [ü] rûz umûr-ı mu‘azzamayı seyr [u] temâşâsın ederdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 96b ·
metinde göster ·
Karye-i Ormanlı: Sofya sahrâsında müselmân köyüdür. Bir câmi‘i var. Bu mahalde cümle Sofya şehrinin a‘yân [u] eşrâfları paşaya hedâyâlarıyla istikbâle çıkup Müsellim Erganeli Ahmed Ağa bir ziyâfet-i azîm çeküp paşaya dörd aded memlûk ve bir tavla küheylân-ı esb-i sabâ-sür‘atler hedâyâ verdi. Ba‘dehû ale's-sabâh alay-ı azîm ile sene (---) târîhinde mâh-ı (---) gün eyalet-i Rûmeli olan taht-ı vüzerâ şehr-i Sofya-i sedd-i imân olan şehr-i azîme duhûl ederken azamet-i Hudâ pîr u cüvân ve bây [u] gedâ şâhrâh üzre el açup du‘â vü senâ edenin ve kurbânlar kesenin hadd [u] pâyânı yok idi. Zîrâ selefimiz Siyâvuş Paşa mühürden ma‘zul olup mâl [u] erzâkın mîrîye kabz edüp Sofya şehrine uryân geldikde sehel zulm [u] ta‘addî etmiş. Paşa efendimiz Sofya sarâyına dâhil olunca yine Müsellim Ahmed Ağa, dîvânhâne-i âlîde iki bin suhûn ta‘âm-ı mümessek ziyâfet edüp cümle a‘yân-ı vilâyet mu‘tenim olup müsellime bir semmûr ve sâ’ir erbâb-ı dîvâna kânûnları üzre gûnâ-gûn hil‘at-i fâhireler giydirilüp tablhânelere darblar urulup azîm vezni üzre dîvân-ı Âsaf-ı Berhıyâ olup bir kaç da‘vâ dinlenüp du‘â ve senâ ile herkes şâdumân olup "Hamd-i Hudâ Melek vezîri gördük", deyü mesrûr olup gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 136b ·
metinde göster ·
… bir nişân olur. Hân hareme vardıkda ol ânda mumya-yı kânîyi nûş edüp üçüncü gün
dîvâna
çıkup cümle dostân ile müşerref olup bin aded kurbânlar zebh edüp fukarâlara be …
Hatta Turna nâm bir cânbâz-ı resenbâz gelüp hân huzûrunda icrâ-yı ma‘rifet etdikde hemân kısbetin giyüp tablın döğdürüp destine terâzûsun alup "Allah Allah" deyü ankebût-vâr resen üzre urûc edüp Ecel Beşiği nâm salkı ip üzre niçe arz-ı ma‘rifetler edüp yan pertâbları ve diz pertâbları ederken kazâ-yı nâgehânî çarmıhın biri atılup hânı ebâbîl tayrı gibi hevâya atup hân hevâdan nüzûl ederken "İsâ'dan gelirim hey!" diyerek şaka ederken zemîne düşdükde elinde sırığın yere dayayup sırık iki pâre olup hân zemîn-i rimâlistâna eyle düşer kim bir kıçı kırılup cümle askerinde ve hareminde bir gırîv-i rûşen kopar kim gûyâ mahşerden bir nişân olur. Hân hareme vardıkda ol ânda mumya-yı kânîyi nûş edüp üçüncü gün dîvâna çıkup cümle dostân ile müşerref olup bin aded kurbânlar zebh edüp fukarâlara bezl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 229a ·
metinde göster ·
… larına kıyâmet koparup paşaya "Dâd u havar hey vezîr hey!" deyü gulüvv-i âm ile
dîvâna
gelüp feryâd ederler. Ammâ gâyet bahâdırlardır. 254b
Hulâsa-i kelâm kânûn-ı Süleymân Hân üzre bu Van kal‘ası kulu altı bin kuldur ve Van deryâsı kenârındaki kal‘a-i Amîk ve kal‘a-i Ercîş ve kal‘a-i Âdilcevâz ve kal‘a-i Ahlat ve kal‘a-i Taht-ı Van ve kal‘a-i Vastân kulları dahi cümle altı bin kuldur. Cümle on iki bin kulun vazîfe-i mu‘ayyenelerin Van defterdârı Gevar ve Gevaş hâslarından ve Bend-i mâhî iltizâmından ve Van'ın harâcından ve Van gümrüğünden ve memlehalardan ve gayrı bâc-ı bâzâr u kappânlardan ve Muş harâcından ve şehr-i Bitlîs'in Arabî Ermenîsi harâcından ve Birecik kal‘ası önünde nehr-i Murâd geçidi gemileri mahsûlünden ve Bomboç ve Balis arâzîlerinden ve'l-hâsıl üç yüz yetmiş aded aklâmlardan Van defterdârı beher sene altı yüz kise-i Rûmî hâsıl edüp Van'ın on iki bin kuluna mevâcib verir. Bir ay mâlları te’hîr olunsa defterdârın ve kırk kalem küttâbların ve yigirmi dörd aded ağavâtlarının başlarına kıyâmet koparup paşaya "Dâd u havar hey vezîr hey!" deyü gulüvv-i âm ile dîvâna gelüp feryâd ederler. Ammâ gâyet bahâdırlardır. 254b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 254a–254b ·
metinde göster ·
Ve cümle aşâ’ir beğlerine ve cemî‘i ulemâlarına ale's-sabâh yine dîvâna gelmeleriyçün fermân olunup cümle ahâlî-i Bitlîs hânların alup alây-ı azîm ile cümle ümerâ vü asâkir-i Van dokuzar kat mehterhâne ile hânı sarâyına götürürken kal‘a-i Bitlîs'den bir yaylım tüfeng ü toplar atılup herkes mesrûr [u] handân olup Ziyâeddîn Hân'ı hânesine koyup fermân-ı Paşa ile dellâllar "Şehir içre emn-i emân-ı Osmâniyân hândır; üç gün üç gice sürûr [u] şâdumândır", deyü münâdîler nidâ edince azamet-i Hudâ ân-ı sâ‘atde şehr-i Bitlîs'i eyle bezediler kim gûyâ arûsek-i nigârhâne-i Çîn oldu ve her tarafda gûnâ-gûn bey‘ [u] şirâlar oldu. Zîrâ, hakkâ ki şîre-i engür mahalli idi. Hakîr şehr-i Bitlîs'de ne mertebe dîbâ ve şîb u zerbâf-ı kâmyâb makûlesi eşyâlar olduğun ol donanmada müşâhade etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 274b ·
metinde göster ·
… aşanın huzûruna bıkağup, paşa Şâhnâme'yi gördükde bir nâ[ğ]me "âh" edüp erbâb-ı
dîvâna
gösterdi.
Dellâl eydür: "Sultânım, şu Şâhnâme'yi Hakkarî Beği kethudâsı Çölümerik kal‘alı Hân Murâd Beğ bin dörd yüz guruşa mezâd-ı sultânîde alup kabz etmişken bir Tireli Hacı Mustafâ bin altı yüz guruşa alup kabz edüp üç gice kitâb kendüde yatup meğer herîf Kadızâdeli imiş. Tasvîr harâmdır deyü cümle sûretlerin gözlerin delüp ve bıçağıyla boğazladım deyüp her tasvîrleri pâbuç süngeri ile {silüp} bu Şâhnâme-i zî-kıymetin elli meclis tasvîrlerin telvîs edüp kitâbı bî-kıymet etdiğinden mâ‘adâ benim bu kadar dellâliyeme gadr etdi." deyü Şâhnâme'yi paşanın huzûruna bıkağup, paşa Şâhnâme'yi gördükde bir nâ[ğ]me "âh" edüp erbâb-ı dîvâna gösterdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 276b ·
metinde göster ·
… p bu hakîre ihsân edüp pây-ı sa‘âdetine rûmâlîde edüp taşra çıkup cümle erbâb-ı
dîvâna
bu ihsânları gösterüp müjde ederek memnûn [u] mesrûr olur şeklin gösterdim, amm …
"Ey, imdi Evliyâm, çünki sen bizi sevüp Melek'den ayrılup bunda kaldın. şimdengerü sen benim oğlumsan ve seni oğullarıma hoca ta‘yîn etmişem. Bundan sonra kalbin vâsi‘ tut. Kürdistân'ın fetret-i isyân [u] tuğyânına bakma. Sen benimle ol, istediğin bâğ u bâğçede zevk u safâ ile ceddim Hazret-i Âl-i Abbâs rûhiçün ve Sultân Evhadehullâh cânıçün vallâhi ve billâhi ve tallâhi Melek Paşa'ya rağmen seni mâl [u] menâle müstağrak ederem ve bir kerîmemi sana nikâh-ı şer‘-i Resûl-i mübîn ile verirem. Ve birkaç câriye ve bir bâğ-ı İrem verirem. Hele şimdiki hâlde bu hânenin hüccet-i temessükâtlarını al kabûl eyle. Âvih deresinde hıyâbân-ı Acem şekilli müte‘addid ka‘a ve gûnâ-gûn hücre ve havz [u] şazrevân hammâmlı bir bâğ-ı İremdir" deyü mezkûr pîş-tahtadan hüccet-i temessükâtları çıkarup bu hakîre ihsân edüp pây-ı sa‘âdetine rûmâlîde edüp taşra çıkup cümle erbâb-ı dîvâna bu ihsânları gösterüp müjde ederek memnûn [u] mesrûr olur şeklin gösterdim, ammâ Haydar Ağa'yı yanımda pâre pâre edeliden berü yüreğimden kan gidüp her gün at binüp, kılıç kuşanup firâr etmek gözümde uçar. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 10b ·
metinde göster ·
… larından dizdârı ve Sultânzâdeler ve Ca‘fer Beğzâdeler ve niçe ağazâdeler taşra
dîvâna
gelince görseler cümle küffâr askerleri içinde kaldılar. Hemân bunları kâfirler …
Ba‘dehû sene 943 târîhinde Süleymân Hân asrında Gâzî Hüsrev Paşa fethidir. Kanûn-ı Süleymân Hân üzre Kilis sancağı beğinin tahtı idi ve yüz elli akçe şerîf kazâ idi, lâkin sene (---) târîhinde Venedik küffârı 138a Tekeli Mustafâ Paşa'yı Danilova nâm mahalde münhezim edüp bu kadar asker-i İslâm dendân-ı tîğdan geçüp küffâr-ı bed-girdâr Tekeli Paşa'nın otağın bu Kilis kal‘ası altında kurup Ceneral nâm kapudan-ı bednâm Tekelü Paşa'nın mücevvezesin başına geyüp mehterhâne-i Âl-i Osmân çalarak dîvân-ı bed-âyîn etdikde Kilis kal‘asının a‘yânlarından dizdârı ve Sultânzâdeler ve Ca‘fer Beğzâdeler ve niçe ağazâdeler taşra dîvâna gelince görseler cümle küffâr askerleri içinde kaldılar. Hemân bunları kâfirler esîr-i bend-i zincir etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 137b–138a ·
metinde göster ·
… rar gibi yeniçeriler kırup böyle edeler" deyü on yedi aded şühedâların meydân-ı
dîvâna
kodular ve "Bu kadar esîr [ve] mâl-ı ganâ’imimiz elimizden aldılar" deyü serdâr …
"Emir şer‘-i Resûl-i mübînindir. Bugünkü gün bizim serdâr-ı mu‘azzamımız bir vezîr-i mu‘azzamsın. Bu dîvân-ı pâdişâhîde bizim hakkımız hak eyle. Biz bir alay ulûfesiz garîb gâzîler olup dîn-i mübîne imdâda gelevüz, terk-i diyâr edüp cân ve başdan olavuz ve dîn karındaşı olavuz, bizi kâfir kırar gibi yeniçeriler kırup böyle edeler" deyü on yedi aded şühedâların meydân-ı dîvâna kodular ve "Bu kadar esîr [ve] mâl-ı ganâ’imimiz elimizden aldılar" deyü serdârın eline defter verüp bu kadar mirzalar ve ot ağaları ve kartlar ve atalıklar ve batırlar cümle şıpırtma kalpakların yere urup ağladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 24a ·
metinde göster ·
… vân olup cemî‘i Âl-i Osmân kullarına beş bin kîse ulûfe çıkacağı gün idi, Paşa "
Dîvâna
gidemem" deyü cümle tevâbi‘ine haber etdi. Hemân hakîr içerü paşa yanına girdik …
Hikmet-i Hudâ ol gün Melek Ahmed Paşa dîvânda ta‘âmı çok yeyüp ve bîgâneler elinden gûnâ-gûn eşribeler nûş etmeğile sehel şikeste-hâtır olup Sadrıa‘zam izniyle Kubbealtından sarâyına bâzâr gün gelüp bî-tâb u bî-mecâl kaldı. Ba‘dehu Salı gün oldu aliyye dîvân olup cemî‘i Âl-i Osmân kullarına beş bin kîse ulûfe çıkacağı gün idi, Paşa "Dîvâna gidemem" deyü cümle tevâbi‘ine haber etdi. Hemân hakîr içerü paşa yanına girdikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 45a ·
metinde göster ·
‘Hay Melek Ahmed Paşa'nın bu fetretden haberi var imiş. Anıniçün
dîvâna
gelmemiş ve anın tahrîkiyle kul kîse kaldırmamış’ deyü gûnâ-gûn güft [u] gûya b …
‘Hay Melek Ahmed Paşa'nın bu fetretden haberi var imiş. Anıniçün dîvâna gelmemiş ve anın tahrîkiyle kul kîse kaldırmamış’ deyü gûnâ-gûn güft [u] gûya bâ‘is ü bâdî ve niçe kelâm-ı türrehâtlara mü'eddî olur. Yiğit değil misiz hemân var kuvveti bâzûya getirüp "Yâ Kavî ve yâ Metîn" ismine müdâvemet ederek ve "Yâ Hayy ve yâ Kayyûm" esmâsın çekerek dîvâna teşrîf buyurursuz" dediğimde hemân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 45a ·
metinde göster ·
… ve yâ Metîn" ismine müdâvemet ederek ve "Yâ Hayy ve yâ Kayyûm" esmâsın çekerek
dîvâna
teşrîf buyurursuz" dediğimde hemân,
‘Hay Melek Ahmed Paşa'nın bu fetretden haberi var imiş. Anıniçün dîvâna gelmemiş ve anın tahrîkiyle kul kîse kaldırmamış’ deyü gûnâ-gûn güft [u] gûya bâ‘is ü bâdî ve niçe kelâm-ı türrehâtlara mü'eddî olur. Yiğit değil misiz hemân var kuvveti bâzûya getirüp "Yâ Kavî ve yâ Metîn" ismine müdâvemet ederek ve "Yâ Hayy ve yâ Kayyûm" esmâsın çekerek dîvâna teşrîf buyurursuz" dediğimde hemân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 45a ·
metinde göster ·
… iyâm, berhordâr-ı ömr olasın. Bire at getirin ve beni geydirin ve beni leş gibi
dîvâna
sürüyüp götürün" deyüp dîvân esvâbların geyüp sürüne sürüne durup atına binüp o …
Paşa-yı âkıbet-endîş "İlâhî Evliyâm, berhordâr-ı ömr olasın. Bire at getirin ve beni geydirin ve beni leş gibi dîvâna sürüyüp götürün" deyüp dîvân esvâbların geyüp sürüne sürüne durup atına binüp ol ân Kubbealtı'na varup vezîria‘zam ile bî-mecâl niçe kelimâtlar edüp ba‘dehu kanûn-ı Âl-i Osmân üzre cemî‘i kula ulûfe çıkup du‘â vü senâdan sonra herkes ocaklarına revâne eden cümle vüzerâlar pâdişâha arza girecekleri mahalde Melek Paşa Sadrıa‘zamdan me’zûn olup tâ Kubbealtı'na at [ile] gelmek memnû‘ iken Melek Paşa'nın atın sa‘âdetlü pâdişâhın binek taşına yanaşdırup on, on beş âdem gücile paşayı ata bindirüp vâlih [ü] hayrân sarâyına gelüp hâb-ı râhata yatdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 45a ·
metinde göster ·
… ehu cemî‘i vüzerâ [ve] vükelâ ve a‘yân-ı kibâr-ı kümmelînlere ve cemî‘i erbâb-ı
dîvâna
Budin'in iç kal‘ada olan Kızılelma Sarâyı'nda Süleymân Hân bir ziyâfet-i Halîlü …
Ba‘dehu cemî‘i vüzerâ [ve] vükelâ ve a‘yân-ı kibâr-ı kümmelînlere ve cemî‘i erbâb-ı dîvâna Budin'in iç kal‘ada olan Kızılelma Sarâyı'nda Süleymân Hân bir ziyâfet-i Halîlü'r-rahmân eder kim hâlâ dillerde dâstân-ı dûstândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 74b ·
metinde göster ·
… uzu öpüp yine çâsârın eline verdikde hemân çâsâr ayak üzre kalkup cümle erbâb-ı
dîvâna
topuzu gösterdikde cümlesi baş açup du‘â etdiler.
Andan sonra ale't-tertîb hedâyâ-yı Âl-i Osmân yürümeğe başladı. İbtidâ paşa sorguc-ı pâdişâhîyi öpüp başına koyup andan (andan) bir murassa‘ otağayı elçi paşa kralın eline verüp kral dahi Freng şapkası manlifke üzre sokup tahtında karâr-dâde oldukda hemân paşa cevâhir ve murassa‘ topuzu öpüp yine çâsârın eline verdikde hemân çâsâr ayak üzre kalkup cümle erbâb-ı dîvâna topuzu gösterdikde cümlesi baş açup du‘â etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 66a ·
metinde göster ·
… te bir sıçan yolları kazdı kim iki araba yan yana ve cümle erbâb-ı dîvân at ile
dîvâna
gidüp gelmede, aslâ at üzre bir âdem görünmeyüp eğri büğrü ve kaçamak yollu sıç …
nass-ı kâtı‘ı üzre cümle a‘yân-ı devlet ile müşâverede bu re’y-i tedbîri re’y-i ahsen görüp (---)Arapça mâ-sadakı üzre bu re’yi ma‘kûl görüp bir buçuk yıldan berü derd-i ser renc-i anâ çekilmiş cemî‘i lağımları ve cemî‘i sıçan yolları ve cümle meterisleri ve kamu tabyaları ve hemu siperleri bırağup kal‘anın şimâl cânibinde leb-i deryâda seng-i hârâlar üzre bir muzlim gecede âlem ağyârdan bî-haber iken cümle asâkir-i İslâm anda geçüp tâ sabâha dak cümle asâkir-i İslâm tabyalar üzre siperlenüp küffâr bu taraflara nâzır toplar koyunca cümle guzât siperlenüp kemâkân yerli yerlerine yerleşüp siperler peydâ etdiler kim evvelkinden a‘lâ ve metîn tabyalar îcâd edüp bu mahal[d]e Zağarcıbaşı Zülfikâr Ağa âheste âheste bir sıçan yolları kazdı kim iki araba yan yana ve cümle erbâb-ı dîvân at ile dîvâna gidüp gelmede, aslâ at üzre bir âdem görünmeyüp eğri büğrü ve kaçamak yollu sıçan yolları olmuşdur kim Azak kal‘ası ve Hanya kal‘ası altında böyle vâsi‘ meteris yolları olmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 294a ·
metinde göster ·
kışlalar verilüp herkes konakların tathîr ü ta‘mîr ü termîm etmek fermân olup ş …
Ba‘dehu cemî‘i guzât-ı müslimîn bu meterisleri tez[yîn] edüp ve kal‘ayı dürr-i beyz-âsâ ta‘mîr [ü] termîm edüp edâ-yı hidmetlerinden sonra rûy-ı deryâda emn [ü] emân olup cemî‘i cüyûş-ı muvahhidîne Sadrıa‘zam vüzerâ ve mîr-i mîrânlara ve mîr-i livâlara merâtiblerine gör[e] ihsân [u] in‘âmlar edüp kol kol sancak be-sancak cümleye düstûr-ı şâhî verilüp herkes vilâyet vilâyet vatan-ı aslîlerine gitmeğe cân atup kalyonlara ve firkatelere ve donanma-i hümâyûn gemileriyle maskat-ı re’sleri olan vatanlı vatanlarına sürûr [u] şâdımânlar ile hamd [ü] senâlar ederek her biri bir tarafa revâne olup ancak Sadrıa‘zam cümle kapu kulları ve gedikli zu‘amâlar ve cemî‘i erbâb-ı dîvân ile kalup bîrûn-ı kal‘ada ordudan bir nâm [u] nişân 307b kalmayup cemî‘i guzât-ı müslimîn derûn-ı kal‘aya sepişüp cümle erbâb-ı dîvâna kışlalar verilüp herkes konakların tathîr ü ta‘mîr ü termîm etmek fermân olup şeyhülislâm molla-yı hoca Hanefî artık mukîm namâzı kılmağa izin verildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 307a–307b ·
metinde göster ·
… gün dîvân olmayup cum‘a, cum‘aertesi ve çehârşenbe günleri ta‘tîl olup beş gün
dîvâna
kadıasker gelüp dîvân-ı pâdişâhî olup her dîvânda beher yevm ikişer Mısrî kîse …
Ve haftada üç gün dîvân olmayup cum‘a, cum‘aertesi ve çehârşenbe günleri ta‘tîl olup beş gün dîvâna kadıasker gelüp dîvân-ı pâdişâhî olup her dîvânda beher yevm ikişer Mısrî kîse [[(---) (---)] pâdişâhîye üç bin sahan ta‘am çıkup cümle ehl-i dîvân ve huddâmları ve ba‘îd yerlerden gelen ibâdullâh şakîleri tenâvül etsin deyü kânûn etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y57a ·
metinde göster ·
… sır'da [[(---) (---) (---)]] birer kapu kethudâları ve birer sarrâfları vardır.
Dîvâna
gelen mâlı sarrâfbaşı sayup nâkıs gelirlerse kapu kethudâsı tekmîl eder [[(---) …
Ve bu defterdârın dîvân-ı Mısır'da yeri vardır, ammâ gayrı beğlerin yokdur. Ve eyâlet-i Mısır'da [[(---) (---) (---)]] birer kapu kethudâları ve birer sarrâfları vardır. Dîvâna gelen mâlı sarrâfbaşı sayup nâkıs gelirlerse kapu kethudâsı tekmîl eder [[(---) (---) (---)]].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y61a ·
metinde göster ·
… ının beytü'l-mâlın bu kabz edüp mücrimlerinin hakkından ol gelür. Ammâ alaya ve
dîvâna
gelmek kânûn değildir. İktizâ ederse çağırdıklarında dîvâna gelir. Ammâ bir Mıs …
Ammâ Mısır'da bir hâkim dahi kapukulu serdârı vardır. Âsitâne tarafından bir yeniçeri çavuşu gelüp ağa olur. Cümle kapukullarının beytü'l-mâlın bu kabz edüp mücrimlerinin hakkından ol gelür. Ammâ alaya ve dîvâna gelmek kânûn değildir. İktizâ ederse çağırdıklarında dîvâna gelir. Ammâ bir Mısır vezîri rağbet edüp, "Alaya çıksınlar ve dîvânda hâzır olsunlar" dese kapukulu Mısır'da iştihâr bulur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y66b ·
metinde göster ·
… elür. Ammâ alaya ve dîvâna gelmek kânûn değildir. İktizâ ederse çağırdıklarında
dîvâna
gelir. Ammâ bir Mısır vezîri rağbet edüp, "Alaya çıksınlar ve dîvânda hâzır ols …
Ammâ Mısır'da bir hâkim dahi kapukulu serdârı vardır. Âsitâne tarafından bir yeniçeri çavuşu gelüp ağa olur. Cümle kapukullarının beytü'l-mâlın bu kabz edüp mücrimlerinin hakkından ol gelür. Ammâ alaya ve dîvâna gelmek kânûn değildir. İktizâ ederse çağırdıklarında dîvâna gelir. Ammâ bir Mısır vezîri rağbet edüp, "Alaya çıksınlar ve dîvânda hâzır olsunlar" dese kapukulu Mısır'da iştihâr bulur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y66b ·
metinde göster ·
da‘vet edüp Âdiliyye'de paşa adâlet soffasına oturup mehterhâne ve kös-i hâkâni …
Paşa kalkup summât başında oturup sağ tarafına emîrü'l-haccı ve sol tarafına defterdârı ve tertîb üzre ümerâları ve Çerâkese beğlerin ve yedi bölük ağaları ve sâ’ir ocak ihtiyârları oturup summât-ı Muhammedî tenâvül olunup ba‘dehu alay çavuşları cümle ağavâtları dîvâna da‘vet edüp Âdiliyye'de paşa adâlet soffasına oturup mehterhâne ve kös-i hâkâniyân çalınup da‘vâlar dinlenüp kat‘-ı alâka ve fasl-ı husûmet olup dîvân yarına kalup Y 186a alay çavuşları nidâ edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y185b–Y186a ·
metinde göster ·
Asker dahi âdâb üzre kal‘ada sarâya varup Gavrî dîvânhânesinde nüzûl etdüklerinde paşa istikbâle çıkup gelen ağa ile dest-be-dest sadr-ı âlîde karâr edüp emr-i pâdişâhî[yi] ve hatt-ı şerîfi paşa öpüp başına koyup dîvân efendisi Y 211b kırâ’at edüp mefhûmu ma‘lûm oldukda gelen ağa hil‘at-ı pâdişâhîyi paşaya geydirüp ve paşa dahi kırmızı doğancı katîfe şalvârın geyüp ve kılıcı beline kuşanup kânûn-ı Mısır üzre cümle yedi bölük ağalarına ve cümle menâsıb sâhibleri erbâb-ı dîvâna serâser yüz sâ (---)(---)(---) sâhiblerine yetmiş pâre hil‘at-ı fâhireler geydirilüp cümle dîvân çavuşları,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y211a–Y211b ·
metinde göster ·
… î-hisâb hedâyâları Mısır ümerâlarına ve mollâya ve sâyir serikârda olan erbâb-ı
dîvâna
ve ehl-i menâsıblara gelir.
Bu hedâyâlardan Y 374a mâ‘adâ ıydıyye iki kerre hedâyâ-yı kesîreleri gelir. Ve bir kerre dahi Nîliyye pîşkeşi gelir. Ve bî-hisâb hedâyâları Mısır ümerâlarına ve mollâya ve sâyir serikârda olan erbâb-ı dîvâna ve ehl-i menâsıblara gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y373b–Y374a ·
metinde göster ·
Bu şehirde on bir gün zevk [u] safâ ve ziyâret ü temâşâ edüp mukaddemâ Mısır'da İbrâhîm Paşa efendimizin fermâniyle Siyût'da gark olan geminin re’îsin Circe'de bulup dîvâna ihzâr edüp ahâlî-i vilâyet şehâdetiyle geminin gılâl-i mîrîyle gark olduğun mâ-vaka‘ı üzre paşaya arz edüp re’îsden ücret-i kadem kâmil beş yüz guruş aldık ve paşaya beş kîse aldık. Ve Circe hâkimi Özbek Beğ'den mukarrer bahâ bir kîse ve bir mebrûm sırmalı katîfe eğer ve mutallâ rahtlı ve sâyir bisâtiyle mükellef bir at ve bir sâde yelkendez at ve iki hecîn-i ciyâd ve bir semmûr kaplı yeşil çuka kürk ve huddâmlarımıza berrânî iki yüz guruş ihsân edüp yigirmi tüfeng-endâz refîkler verüp cümle a‘yân-ı vilâyet ile vedâlaşup paşa ağasından bir at ve yüz guruş ihsân alup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y378a ·
metinde göster ·
… n-ı eşrâf meşveretiyle yâ katl veyâhûd nefy-i beled ederler. Ve nisvân tâ’ifesi
dîvâna
gelse, melikin kâ‘asına muttasıl bir hücre vardır, anın kamış örülmüş kafesi ar …
Ve bir âdeme katl îcâb etse, cümle a‘yân-ı eşrâf meşveretiyle yâ katl veyâhûd nefy-i beled ederler. Ve nisvân tâ’ifesi dîvâna gelse, melikin kâ‘asına muttasıl bir hücre vardır, anın kamış örülmüş kafesi ardından arzuhâl eder. Yohsa bu diyârda avret taşra nâ-mahrem huzûrunda gezmek memnû‘âtdandır. Ve yedi sekiz aylık yerden gelen şakîler içün başka müsâfirhâneleri vardır. Me’kûlât [u] meşrûbâtların melik tarafından verirler. Müsâfirîne gâyet ikrâm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y413b ·
metinde göster ·