‘Abaza, senin mehterhânen ile bir meclis edelim’ deyü mehterhâne ile
dîvânhâne-i
pâdişâhîde çeng ü çegâne ile ayş [u] işret edüp yine ığmâz edüp me’kûlât [ü] me …
‘Abaza, senin mehterhânen ile bir meclis edelim’ deyü mehterhâne ile dîvânhâne-i pâdişâhîde çeng ü çegâne ile ayş [u] işret edüp yine ığmâz edüp me’kûlât [ü] meşrûbâtların verirdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 65b ·
metinde göster ·
… ecilden Ebü'l-feth imârâtına bezl-i himmet edüp (---) aded göz tershâne ve bir
dîvânhâne-i
kapudan paşa {ve bir câmi‘} inşâ eder.
Evvelâ bu Kâsımpaşa tâ zamân-ı kadîmde ma‘mûr manastırlık imiş, kefere mâbeyninde şehr-i Ayalonka nâmıyla meşhûr imiş. Ammâ ba‘de'l-feth mezâristân-ı ümmet-i Muhammed olması fermân olunur. Zîrâ Abdülmü’min Melik hilâfetinde Mesleme ve Eyyûb-ı Ensârî ve Hârûnu'r-Reşîd ve Yıldırım Bâyezîd Hân'da dahi İslâmbol'un nısfı ve Galata'nın nısfı feth oldukda yine Kâsımpaşa'da 125a Tershâne ardı cümle mezâristân olup sahâbe-i kirâm ve evlâd-ı evlâd-ı zevi'l-ihtirâmlar medfûn olduğu müsbetdir kim hâlâ mezâristânlarında seng-i mezârları kûfî hatt ile tahrîr olunmuş alâmetler vardır kim manzûr-ı hâs [u] âmdır kim {bâlâda ale't-tafsîl mastûr} ol ecilden Ebü'l-feth imârâtına bezl-i himmet edüp (---) aded göz tershâne ve bir dîvânhâne-i kapudan paşa {ve bir câmi‘} inşâ eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 124b–125a ·
metinde göster ·
… i ve yetmiş kapudan mahzenleri} ve kürekhâne ve yedi aded kurşumlu mahzenler ve
dîvânhâne-i
cedîd cümle Süleymân Hân'ın hayrâtıdır. Ve San Pavla zindânı ve Cirid meydânı k …
Evsâf-ı Tershâne-i Âmire: (---) göz Süleymân Hân binâsıdır. Bârûdhâne {kullesi ve yetmiş kapudan mahzenleri} ve kürekhâne ve yedi aded kurşumlu mahzenler ve dîvânhâne-i cedîd cümle Süleymân Hân'ın hayrâtıdır. Ve San Pavla zindânı ve Cirid meydânı kasrı ve Şâhkulukapusu ve Meyyit iskelesikapusu cümle Süleymân Hân'ındır. Ve Kapudan Paşa'ya on iki bin azebistân askeri ve yüz elli kapudan-ı enderûn ve yüz elli kapudan-ı bîrûn cezîrelerde ve yetmiş alem ve tuğ sâhibi azebistân ağası ve kırk sancak yerde re‘âyâ ve berâyâdan kürek-keşân azebistân gelmek kânûn-ı Süleymânî'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 125a ·
metinde göster ·
… paşa selâm vererek sarâya dâhil olunca yine kal‘adan bir yaylım top dahi atılup
dîvânhâne-i
âlîde niçe yüz kurbânlar zebh olup sommât-ı Muhammedî çekilüp eyle bir ziyâfet …
Ba‘dehû ale's-sabâh bin elli (---) senesinin mah-ı Şevvali'l-mu‘azzam'ının (---) günü İslâmbol'dan kâmil yetmiş konakda oturaklarımızla bu Ilıca'ya dâhil olup Erzurûm'a girmeğe bir alay-ı azîm tertîb olundu kim bir vezîr-i âlî-şâna bu gûne muhteşemâne alay olmamışdır. Zîrâ hatt-ı şerîf ile tuğrâ-yı garrâ çeker serdâr-ı mu‘azzamdır. Ve hakîkatinde paşa dahi pâdişâh-meşreb, azamet ve dârât sâhibi Cem-vakârdur. Erzurûm askeri dahi bu Ilıca'dan altı sâ‘at tâ Erzurûm'a varınca tarîk-i âmmın tarafeynine cenâheyn-vâr mevc u mevc ve fevc u fevc, yemîn ü yesâr müsellah asâkir-i kerrâr kat-ender-kat cânibeyne selâma durup zırh-zireh, külâh ve kolçâğ ve botluğ ve giyimler giyüp ellerinde on yedişer boğum Basra kargısı tarakları yalmanı demrenleri orman gibi yolun iki tarafında çataçat durup atları altışar pâre âlât-ı yancığa ve bahrî hotaza ve gûnâ-gûn raht u bahta müstağrak olup âdâb üzre selâma durup paşa dahi önüne sekiz aded altun taslı şâtırları ve ellerinde teber-i müsellemîleri ve bellerinde murassa‘ kemer kuşakları ve kantûre ve tennûreleri ve dîbâ vü zîbâ hil‘at-i fâhire ve başlarında âfıtabe ve cığcığa kemeriyle tâvûs-ı bâğ-ı cinân gibi hırâmânî reftâr edüp paşanın yemîn ü yesârında mataracıbaşı ve tüfenkçiler kırmızı sâye çuka dolama ile mücevher ve murassa‘ matara ve tüfenkler ve zerdûz üsküfleri üzre otâğlarıyla ile zeyn olup paşa-yı pür-vakâr iki tarafına selâm vererek ubûr edüp cümle asâkir-i Erzurûm selâm alarak ubûr ederlerdi. Ve cümle iç gulâmları dörd yüz aded âlât-ı silâha ve cebe [vü] cevşene müstağrak olup enselerinde imâm ve hakîr ve hazînedâr dahi akîbimizce alemdâr ve sancakdârlar dahi akîbince sekiz kat mehterhâne-i Âl-i Osmânî'yi çalarak ubûr olunup cümle Tatar askeri ve müteferrikagân ve vâcibü'r-re‘ayâ ve kapucubaşılar dahi âlât-ı harbe müstağrak olup muhteşemâne gürûh gürûh ubûr edüp alaylarının ibtidâları kal‘a-i Erzurûm'a dâhil olunca ibtidâ derûn-ı kal‘ada Kesikkulle 285b nâm kullenin tâ zirve-i a‘lâsı ki eflâke ser çekmiş bir tula kulle-i bâlâdır, anın üzerinden ibtidâ aleykümü's-selâm şâhî topları atılmağa başladı. Andan yeniçerilerin iç kal‘asından toplar atıldı. Tâ ki Ilıca'dan altı sâ‘atin sa‘d sâ‘atinde paşa kal‘a-i Erzurûm'un Erzincan kapusundan içeri dâhil olunca el-azametullah kal‘anın cemî‘î burc [u] bârûları üzre altı yüz yetmiş pâre topa bir fitilden âteş edüp zemîn ü âsumân dir dir ditreyüp sadâ-yı top-ı küp evce peyveste oldu. Ve cümle piyâde kal‘a kulu ve yedi oda dergâh-ı âlî yeniçerileri çorbacıları çavuşları ve ağalarıyla kat-ender-kat pür-silâh paşa sarâyına varınca selâma âmâde olup paşa selâm vererek sarâya dâhil olunca yine kal‘adan bir yaylım top dahi atılup dîvânhâne-i âlîde niçe yüz kurbânlar zebh olup sommât-ı Muhammedî çekilüp eyle bir ziyâfet oldu kim gûya ziyâfet-i Ma‘dîkerbdir. Ba‘de’t-ta‘âm sekizer kat mehterhâne döğülüp dîvân-ı pâdişâhî oldu. Niçe da‘vâlar kat‘-ı alâka ve fasl-ı husûmet olup bu dîvânda yigirmi yedi kal‘a ağalarına ve yeniçeri ocağına ve topçu ve cebeci ve sa’ir ocak ağalarına ve iş erlerine ve gümrük emîni ve dizdâra el-hâsıl yetmiş aded hil‘at-i fâhire giydirilüp cümlenin huzûrunda Emîr Buhârî dâmâdı Molla Çelebi Efendi'ye bir yeşil çukalı semmûr lipaça ihsân olunup hakîr dahi gümrük kitâbeti hil‘atıyla ser-firâz ve ser-efzâz olup herkes du‘â ve senâ edüp hâne-i bî-minnetlerine revâne oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 285a–285b ·
metinde göster ·
Sene (---) târîhinde pâdişâh-ı mağfûr İbrâhîm Hân cülûs etdükde Sultân Murâd-ı Râbi' vezîri Kara Mustafâ Paşa sadrıa‘zam bulunup hayr-hâh-ı devlet bir vezîr-i dilîr idi. Anı katl edüp cümle musâhibîn ve cüceler ve bî-zebânlar ve tavâşî Arablar ve haseki ve nisvân ve sâhib-i ısyân musâhibeler ve gayrılardan Musâhib Cinci Hoca ve Mülakkab İslâmbol Mollası ve Sadrıa‘zam Tezkireci Ahmed Paşa ve gayrı musâhibler Kara Mustafâ Paşa'dan sonra cümle taraf taraf fürceler bulup ol pâdişâh-ı sâde-dili niçe bin tatlı dil ile urûkuna girüp gûnâ-gûn hevâ [vü] hevese düşürüp ve vüzerâ ve vükelâ ve a‘yân-ı ulemâ ve sulehâlardan celb-i mâl içün irtişâya dadandırdılar ve pâdişâhı zinâ sohbetine meyl etdirdiler. Ve Mısr'dan gelen hazîneyi cümle Melekî Bola'ya ve Şekerpâre Bola'ya ve Telli Haseki ve Saçbağı Haseki'lere birer Mısr 370a hazînesi ihsân etdirdiler. Ve bir hazîne-i Mısr dahi Cinci Hoca'ya ve sûr-ı hümâyûnlara ve Ahmed Kolu Çingâne sâzendelerine ve harâb olmuş sarâyların tamîr [ü] termîmine ve semmûr kürk döşeli niçe sarâylar tertîbine ve niçe bî-ma‘nâ yire hazîneler itlâf etdirüp bin elli dörd târîhinde iken cemî‘î hâs harâcları elli sekiz târîhiyle füruht etmeğe başlayup tedâhül olup îrâd yok masrûf-ı bî-ma‘nâ çok olup kula mevâcib çıkmaz olup Cezîre-i Girid'e imdâd ve hazîne gitmez oldu. Bir kerre kul gulüvv edüp hayli fetret olup bu harekât-ı gulüvden Vezîr ve Cinci ve Kıncı Hocalar ve sâ’ir musâhib ve musâhibeler mücâb olmayup Cezîre-i Girid'de Serdâr Deli Hüseyin Paşa asâkir-i İslâm büryân u giryân u nâlân olup, bre bize imdâd el-amân deyü feryâd etmede. Beri tarafda Cinci Hoca'lar hünkârdan bir ân münfekk olmayup pâdişâh yanında Hoca'dan gayrı mukarreb bir merd-i ferd yok idi. Sadrıa‘zam ve vâlideden tekarrübü ziyâde idi. Padişah hantava ve koçuya ve altı katırlı taht-ı revâna binse, bile süvâr olurdu. Ve her giz nasîhat edenlere Cinci Hoca rîş-hand edüp yüzlerine gülerdi. Ve her sâ‘at ol pâdişâh-ı mazlûmu hoş-âmed kelimâtlar ile mağrûr edüp sû’-i tedbîrler ederdi. Zîrâ umûr-ı devletde bir iş görmüş değil idi. Za‘afrânborlu nâm şehirde Şeyh-zâde nâm bir suhte idi. Âsitâne'ye gelüp Unkapanı'nın iç yüzünde Fil Yokuşu'nda Hâmid Efendi Medresesi'nde Hakîr Ahfeş Efendi'den Molla Câmî tilâvet edüp Kitâb-ı İbn Hâcib Kâfiye'yi i‘râb ederken bu mezkûr Cinci Hoca, Ahfeş Efendi üstâdımızdan Kitâb-ı Izzî okurken hikmet-i azîz ismine mazhar düşüp bir günde izzet bulup sa‘âdetlü pâdişâha Surh-bâd ve Gencü'l-arş ed‘ıyyelerin tilâvet edüp bi-emrillah İbrâhîm Hân hoş-hâl olup Şeyh-zâde'nin ismi Cinci Hoca olup iştihâr buldu. Ammâ Hudâ âlimdir, şerîkimiz olması cihetiyle keyfiyyet-i hâli ma‘lûmumuzdur. İlm-i da‘vetden bir hurûf bilmezdi. Ancak baht [u] tâli‘i bu zamân müsâ‘ade edüp ol dahi fülk-i atlas-ı bukalemûnda pây-bâflık edüp sağa ve sola gûnâ-gûn mekikler atdı. Hattâ hakîr bu seyâhatimizde Erzurûm'dan gelüp gördüm, Civân Kapucıbaşı sarâyına havâle bir sarây-ı azîm binâ etmiş kim evc-i âsumâna ser çekmiş. Hakîr bu sarây-ı balayı temâşâ ederken bir bevvâb gelüp "Buyurun, sizi efendi hazretleri ister" dedi. "Efendiniz kimdir" dedim. "Hünkâr hocası bu sarây sâhibi ister" dedi. Hakîr nerdübândan urûc edüp dîvânhâne-i âlîsine çıkup gördüm. Yetmiş seksen semmûr kürklü huddâmân-ı mümtâz civân miyân-beste olup dururlar. Hakîr gördüm, sadr-ı âlîde bir küçük destâr-ı ulemâ ile ber-karâr siyâh sakallı bir çelebi kimesne oturur. Ammâ sâhib-i hâne kankısı idüğü ma‘lûmım değil. Hemân levendâne cümle huzzâra hıtâben "Es-selâmü aleyküm ey âşıkân" dedim. Hemân sadrdan "Ve aleyküm selâm! Hâmid Efendi Medresesi'nde Şeyh-zâde hakîrin şerîki karındaşım, cânım" deyüp ayâğ üzre kalkup hakîrin elin eline alup öpüşüp kucaştık. Ammâ alimallah bilemedim. "A benim cânım! Dağ âdemi olup levend olmuşsun. Ne bu bizimle bîgâne âşinâlık?" dedikde ol mahalde bile düşüp "Sultânım, yâr-ı kadîmim, ömrüm, cânım, şerîkim ve çelebim Şeyhzâde azîzimsin" dedim. "Safâ geldin, hoş geldin! Kahve içmez, şerbet getirin" dedi. "Nedir bu sarây, ne temâşâ ederdin sultânım?" "Defterdârzâde Mehemmed Paşa ile bu şehirden gideli iki buçuk sene oldu. Bu imâristânı görmemişdim. Hamd-i Hudâ güzel imâr olmuş. Hudâ mübârek eyleye" dedikde {Târîh-i Sarây-ı Cinci Hoca:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 369b–370a ·
metinde göster ·
… ç Arslan b. Mes‘ûd inşâ edüp metânet verüp bânî-i râbi‘ olmuşdur ve bir eyvân-ı
dîvânhâne-i
sultânî etmişdir kim ol asrda eyvân-ı kisrâdan nişân verirdi. Zelzeleden münhed …
Ba‘dehû sene 569 tis‘a ve sittîn ve hamse mi’e târîhinde seng-trâş ile Sultân Mu‘izzeddîn Kılıç Arslan b. Mes‘ûd inşâ edüp metânet verüp bânî-i râbi‘ olmuşdur ve bir eyvân-ı dîvânhâne-i sultânî etmişdir kim ol asrda eyvân-ı kisrâdan nişân verirdi. Zelzeleden münhedim olup ba‘dehû sene (---) târîhinde Keykubâd-ı Selçukî ta‘mîr ü termîm edüp bir handak-ı azîm inşâ edüp umkı on bir zirâ‘dır ve arzı elli zirâ‘dır ve kaddi surî otuz zirâ‘-ı melik-i âlîdir ve taşra katındaki hisâr-ı üstüvârı dîvârı dâ’iren-mâdâr on bir bin germe adımdır ve cümle (---) aded bürûclardır ve cümle (---) aded dendân-ı bedenlerdir ve cümle (---) aded kal‘a kapularıdır. Cânib-i (---) nâzır Atbâzârı kapusu üzre zencirler üzre asılmış bir kuru at kafasına gem urup ibret-nümâ olmağıçün komuşlardır. Zîrâ bu memleket fârisü'l-hayl sipâh diyârıdır. Anlara nasîhat olsun içün "Avrete ata i‘timâd etmeyüp, at kuru kafa olursa da başından gem eksik olmayup licâm-ı zimâmın elde zabt edesin" demekdir ve cânib-i (---) mükesser.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 11a ·
metinde göster ·
… addî etmiş. Paşa efendimiz Sofya sarâyına dâhil olunca yine Müsellim Ahmed Ağa,
dîvânhâne-i
âlîde iki bin suhûn ta‘âm-ı mümessek ziyâfet edüp cümle a‘yân-ı vilâyet mu‘teni …
Karye-i Ormanlı: Sofya sahrâsında müselmân köyüdür. Bir câmi‘i var. Bu mahalde cümle Sofya şehrinin a‘yân [u] eşrâfları paşaya hedâyâlarıyla istikbâle çıkup Müsellim Erganeli Ahmed Ağa bir ziyâfet-i azîm çeküp paşaya dörd aded memlûk ve bir tavla küheylân-ı esb-i sabâ-sür‘atler hedâyâ verdi. Ba‘dehû ale's-sabâh alay-ı azîm ile sene (---) târîhinde mâh-ı (---) gün eyalet-i Rûmeli olan taht-ı vüzerâ şehr-i Sofya-i sedd-i imân olan şehr-i azîme duhûl ederken azamet-i Hudâ pîr u cüvân ve bây [u] gedâ şâhrâh üzre el açup du‘â vü senâ edenin ve kurbânlar kesenin hadd [u] pâyânı yok idi. Zîrâ selefimiz Siyâvuş Paşa mühürden ma‘zul olup mâl [u] erzâkın mîrîye kabz edüp Sofya şehrine uryân geldikde sehel zulm [u] ta‘addî etmiş. Paşa efendimiz Sofya sarâyına dâhil olunca yine Müsellim Ahmed Ağa, dîvânhâne-i âlîde iki bin suhûn ta‘âm-ı mümessek ziyâfet edüp cümle a‘yân-ı vilâyet mu‘tenim olup müsellime bir semmûr ve sâ’ir erbâb-ı dîvâna kânûnları üzre gûnâ-gûn hil‘at-i fâhireler giydirilüp tablhânelere darblar urulup azîm vezni üzre dîvân-ı Âsaf-ı Berhıyâ olup bir kaç da‘vâ dinlenüp du‘â ve senâ ile herkes şâdumân olup "Hamd-i Hudâ Melek vezîri gördük", deyü mesrûr olup gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 136b ·
metinde göster ·
… de ve altı bin gılmân-ı hâssa bu sarâyda karâr-dâde olmağıçün bu sarây-ı atîkde
dîvânhâne-i
âlîler ve hâsoda ve büyük ve küçük ve hazîne ve kilâr ve doğancılar ve seferlil …
Eski sarây: Fâtih-i Edirne Gâzî Hudâvendigâr'ın ibtidâ-i fethde binâsıdır. Kefere kralı Manyas Kapusu kurbunda sâkinlerimiş. Ba‘dehû bu Eski Sarây, Çelebi Sultân Mûsâ b. Yıldırım Hân tevsî‘ edüp kal‘a-misâl burc [u] bârûsun bir sûr-ı azîm seng-binâ bir sarâyı ra‘nâ etdi. Dâ’iren-mâdâr cirmi beş bin adım ihâta eder. Şekl-i murabba‘dan tûlânîce bir mihmânsarây-ı sultândır. Dîvârlarının kaddi yigirmi zirâ‘dır. Cânib-i şimâle bir aded hadîd bâb-ı hümâyûnu vardır. Ba‘dehû Süleymân Hân Engürüs seferlerine rağbet etmeğile bu sarây ve yeniçeri odalarını imâr edüp kırk bin yeniçeri âmâde ve altı bin gılmân-ı hâssa bu sarâyda karâr-dâde olmağıçün bu sarây-ı atîkde dîvânhâne-i âlîler ve hâsoda ve büyük ve küçük ve hazîne ve kilâr ve doğancılar ve seferliler odalarıyla âbâdan etdi. Ammâ bâğ u bâğçesi yokdur. Lâkin âb [u] hevâsı bir mürtefî‘ zemînde olmağıla latîf ü mu‘tedil hevâdır. Târîh-i binâsı sene 767. Âsitâne-i kadîm olmağın bunda neşv ü nemâ bulup perveriş olan gılmân-ı hâssa ve sâ’ir huddâmân-ı enderûn [u] bîrûnlar elbette ve elbette berhûrdâr-ı ömr olup sa‘âdet-i dâreyne nâ’il olurlar. Ve kânûn-ı Süleymân Hân üzre bu sarây-ı kadîmde üç bin gulâm-ı hâs tâ‘at u ibâdâta meşgûl olup tekmîl-i fünûn edüp üç senede bir yollarıyla Âsitâne-i sa‘âdete gelüp mertebelerince Yeni Sarây'a girüp hizmet-i şehriyârîde olurlar. Sarây-ı Atîk-i Edirne böyle bir nazargâh-ı selâtîndir. İnkırâzu'd-deverân dest-i Âl-i Osmân'da âbâdân ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 160b ·
metinde göster ·
… âsına ve Karadepe nâm vâdîlere nâzır manzara-ı cihân-nümâlardır. Ve sarâyun bir
dîvânhâne-i
atîki var. Selâtîn-i selefden Sultân (---)(---) binâsıdır. Bunda olan tarz-ı k …
Kâmil dörd bin adımdır. İçinde yüz elli aded hücreli ve müte‘addid dîvânhâneli sarây-ı azîmdir. Her gelen vüzerâ [vü] vükelâlar birer hücre ve hammâm ve havuz ve şadırvânlar inşâ edüp kat-ender-kat bir sarây-ı müzeyyen olmuşdur. 200b Cümle revzenleri ve şâhnişînleri Şattu'l-Arab'a ve Sa‘dî köy sahrâsına ve Karadepe nâm vâdîlere nâzır manzara-ı cihân-nümâlardır. Ve sarâyun bir dîvânhâne-i atîki var. Selâtîn-i selefden Sultân (---)(---) binâsıdır. Bunda olan tarz-ı kadîm nakş-ı bukalemun meğer Mısr-ı Kâhire'de kâl‘a-ı Sultân Kalâvân'da ola. Bu kal‘a-i enderûnda cümle (---) aded neferâthâneleridir. Ve bir hammâm ve bir Hâlid ibn Velîd câmi‘i var. Ve on aded su değirmânları var. Bir içkal‘ada böyle âsiyâb-ı mâ yokdur. Ve bir diyâra mahsûs değildir kim paşalar içkal‘aya gireler, değil ki sâkin olalar. İllâ cümle vüzerâ bu Diyârbekr'ün içkal‘asında olurlar. İbtidâ bu sarâyun bânîsi Selîm Hân-ı evvel vezîri fâtih Bıyıklı Mehemmed Paşa'dır. Haylî vâsi‘ sarây-ı azîmdir. Ve içkal‘a-i metîndir. Şehir içinde cânib-i kıbleye nâzır bir demir kapusu var. Dâ’imâ dîdebânları âmâde olup nigehbânlık ederler. Ve dahi bu içkal‘a değirmânları suyu kudretden yine içkal‘a içinde kayadan tulû‘ edüp âsiyâbları deverân etdirüp paşa sarâyından geçüp kal‘a dîvârında bir demir kafes pencereden çıkup Fızkayası'ndan aşağı rîzân olup taşdan taşa kendüyi urup selsebîl-âsâ cereyân ederek nehr-i Şatt'a munsabb olur. Ammâ âb-ı nâbdan nişân verir İçkal‘a aynı'dır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 200a–200b ·
metinde göster ·
… al‘a dîvârından metîn ü müstahkem dîvâr üzre hânın sarây-ı azîmi ve kâ‘aları ve
dîvânhâne-i
müte‘addideleriyle ârâste ve niçe yüz şâhnişîn ü revzenler ile pîrâste olup cân …
Sitâyiş-i bâğ-ı ravza-i Rıdvân-ı hân-ı âlîşân: Bu bâğ-ı İrem şehr-i Bitlîs'in cânib-i garbîsi tarafında kûh-ı Taklaban nâm bir yalçın kaya üzre vâki‘ olmuş bir gaytândır. Cânib-i şarkîsi ve taraf-ı cenûbîsi uçurum kayalardır kim aşağıdan nehr-i Bitlîs cereyân eder. Bu kayanın ta zirve-i a‘lâsı kimi amelî ve kimi Hudâyî vâki‘ olmuş bir sahrâ-yı azîmdir. Bu sahrâ-yı vâsi‘in cânibeyni kal‘a dîvârları gibi binâ-yı sûr-ı üstüvârdır. Ancak burc [u] bârû-yı bedenleri yokdur. Şarkî ve cenûbî tarafı evce ser çekmiş yalçın kayalar olmağile bu iki tarafda kal‘a dîvârından metîn ü müstahkem dîvâr üzre hânın sarây-ı azîmi ve kâ‘aları ve dîvânhâne-i müte‘addideleriyle ârâste ve niçe yüz şâhnişîn ü revzenler ile pîrâste olup cânib-i şarkîsi Değirmân deresine nâzır hân askerinin yedi yüz aded hücreleriyle imâr olmuş bir bâğdır ve bu hücrelerin tahtânîleri cümle ıstabl-ı anter-i ahûr-ı câğdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 227b ·
metinde göster ·
… niçe yüz kurbânlar kesilüp paşa sarâya dâhil olunca Müsellim Arganalı Ahmed Ağa
dîvânhâne-i
Van'da bir sımât-ı Muhammedî çeküp bir ziyâfet-i azîm olmuşdur kim gûyâ ziyâfet …
Paşa bu hâli görüp barûd gibi tutuşup eydür: "Hay nâmerd dizdâr, Sultân Murâd Hân efendimle yine bu mahalle geldikde bu kadar top atılmadı. Şimdi bu kadar barûd-ı siyâh vakfullahdan isrâf oldu" deyü dizdâra gazaba gelmişken hemân Van'ın İskelebaşı köyüne karîb geldikde Van kayasının evc-i âsumâna çıkmış yerlerinin ta ortalarından birer yaylım şayka toplarına âteş edüp sepet sandûkası kadar taş gülleler kimi Van sahrâsına kimi Van deryâsına düşünce paşa dibelik âteş-i mahz olup bir atlı mehter dizdâra, atmasın deyü tenbîhe gitdi. Ammâ ne fâ’ide, atılan gülle ve yanan barûd gerü gelmez. Bu hâl üzre paşa şehir halkının istikbâline çıkan bây [u] gedâlara selâm vererek bin altmış beş Receb'i âhirinde İskele kapusundan içeri Van'a dâhil olup şehir içinde ahâlî-i esnâfât şâhrâh üzre pâyendâzlar edüp ve tarîk-ı âm üzre niçe yüz kurbânlar kesilüp paşa sarâya dâhil olunca Müsellim Arganalı Ahmed Ağa dîvânhâne-i Van'da bir sımât-ı Muhammedî çeküp bir ziyâfet-i azîm olmuşdur kim gûyâ ziyâfet-i Bitlîs Hânı idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 248a ·
metinde göster ·
… Paşa Câmi‘i kurbünde Paşa sarâyı, cümle kırk aded hücre ile ârâste ve kâl‘a vü
dîvânhâne-i
tahtânî ile pîrâste olmuş, kal‘a dîvârı tarafı bâğçeli ve Uğrunkapusu üzre kasr …
Evsâf-ı sarâyhâ-yı kibâr-ı a‘yân: Cümle kırk aded sarây-ı ma‘mûrelerdir. Cümleden Ortakapu'nun iç yüzünde Hüsrev Paşa Câmi‘i kurbünde Paşa sarâyı, cümle kırk aded hücre ile ârâste ve kâl‘a vü dîvânhâne-i tahtânî ile pîrâste olmuş, kal‘a dîvârı tarafı bâğçeli ve Uğrunkapusu üzre kasr-ı âlîli ve bir hammâmlı sarây-ı azîmdir ve dîvânhâne odasının târîhi böyle vâki‘ olmuşdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 257a ·
metinde göster ·
… şahin çığalı kapucubaşıları ve zer ü zîvere müstağrak olup âdâb üzre el kavuşup
dîvânhâne-i
hânda tabl u nefîr ü kudümlere turralar urulup dîvân-ı hâkim tamâm oldukda Murt …
El-azametullah diyâr-ı İmâdiyye'nin pâk ü pâkîze semmûr kürklü a‘yân u eşrâfı ve ulemâ vü sulehâsı ve cümle hânın on bin mikdârı güzîde askeri şal ü şapik ve çarık ile mülebbes olmuş tüfeng-endâz ceyş-i mehîbi cem‘ olup hânın dîvânında yemîn ü yesârda altun ve gümüş kavuklu serbendleri turna telli ve şahin çığalı kapucubaşıları ve zer ü zîvere müstağrak olup âdâb üzre el kavuşup dîvânhâne-i hânda tabl u nefîr ü kudümlere turralar urulup dîvân-ı hâkim tamâm oldukda Murtezâ Paşa efendimizin nâmeleri kırâ’at olunup mefhûmu ma‘lûm-ı hân-ı âlîşân olunca hân eyitdi: "Ey kavm-i İmâdiyye, Murtezâ Paşa karındaşımız bizden bizim duhter-i pâkîze-ahterimizi menkûhalığa şer‘-i Resûl-i mübîn üzre taleb eylemiş, ne buyurursuz?" dedikde cümle a‘yân-ı İmâdiyye "İstihâl istihâl, Allah mübârek eyleye!" denildikde şeyhülislâm-ı İmâdiyye eydür: "Kani Murtezâ Paşa vekîli ve kani ya bu hânın vekîli?" dedikde Murtezâ Paşa kethudâsı meydân-ı muhabbete çıkup hân ile dest be-dest olup Bânû Perî'yi Murtezâ Paşa'ya şeyhülislâm nikâh edüp Fâtiha-i seb‘u'l-mesânî tilâvet olunup niçe bin kâse eşribeler nûş olunup Murtezâ Paşa tarafından hâna ve hân kethudâsına ve şeyhülislâma semmûr hil‘atler giydirilüp sâ’ir ümerâ-yı a‘yâna yüz elli kadar zerdûz hil‘atler giydirilüp üç katar-ı katır yükü zî-kıymet tuhef-i tefârik-i kâmyâb makûlesi hedâyâları hâna pîşkeş çeküp Dâvûdî zırhlar ve tuğulka-yı Tâlûtîleri hâna bergüzâr edüp on re’s küheylân-ı sâfinâtu'l-ciyâd misilli atları hâna hedâyâ çeküp hân-ı âlîşân, cihân cihân hazz edüp ol ân Murtezâ Paşa'ya nikâh olduğu müjdecileri gidüp andan İmâdiyye hânının niçe bin sahûn et‘ime-i nefîse ni‘met-i mümesseki meydân-ı muhabbete gelüp bir summât-ı Muhammedî çekilmişdir kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmaz. Ba‘de't-ta‘âm Murtezâ Paşa kethudâsına hân kendü sarâyına hücreler döşeyüp anda mihmân oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 376b ·
metinde göster ·
âlîde iskemleler üzre oturup cümle Tise sahrâsı ve nehr-i Tise yalıları ve cüml …
Bir dîvânhâne-i âlîde iskemleler üzre oturup cümle Tise sahrâsı ve nehr-i Tise yalıları ve cümle kurâ vü kasabâtlar sahîfe-i Minor Coğraf gibi nakş-ı bûkalemûn gibi nümâyân idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 12b ·
metinde göster ·
… ] bâlâsı cümle üç yüz altmış kadar musanna‘ ve münakkaş odalardır ve müte‘addid
dîvânhâne-i
âlîleri var kim her birine biner âdem girse yerim dar demez kal‘alardır.
Ve bu sarây bir sahrâ-yı azîmde vâkı‘ olup cânib-i erba‘asını nehr-i Küçük Şamos dolaşır. Aslâ ve kat‘â havâlesi yok zararsız bir kal‘a-i zîbâdır ve ilm-i hendese üzre binâ olunmuş şekl-i murabba‘ serâpâ kârgîr olup enderûn [u] bîrûnu ve zîr [u] bâlâsı cümle üç yüz altmış kadar musanna‘ ve münakkaş odalardır ve müte‘addid dîvânhâne-i âlîleri var kim her birine biner âdem girse yerim dar demez kal‘alardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 17b ·
metinde göster ·
Menzil-i kasaba-i Baba Nakkâş: Çatalca kazâsı hükmünde Baba Nakkâş Sultân vakfıdır. Şehri bir bayır depeye vâkı‘ olmuş beş yüz aded kiremit örtülü ma‘mûr hânedânları ve çiftlikleri var ve bir kurşum örtülü selâtîn-misâl câmi‘i ve bir medrese ve bir hân ve bir hammâm ve elli mikdârı dükkânları var. Bu hayrâtlar cümle Sultân Bâyezîd Hân'ındır, zîrâ Baba Nakkâş Sultân, Sultân Bâyezîd-i Velî musâhibi Özbekiyyü'l-asl ilm-i nakşda gûyâ Mânî ve Bihzâd imiş. Hattâ Eskisarây kapusu üzre ol münakkaş sihr-âsâr saçağı ve Sarây-ı cedîdde dîvânhâne-i Bâyezîd Hân'ın kubâbların bunlar nakş-ı bûkalemûn edüp ilm-i halli diyâr-ı Rûm'da bunlar şâyi‘ eyledi ve bu kasabada türbe-i âlîsinde medfûndur. Hâlâ bu kasaba anların maktû‘-ı kalem ve mefrûzu'l-kalem vakfıdır. Hâlâ ziyâretgâh-ı Baba Nakkâş tekyegâh-ı erbâb-ı dilân-ı Hâcegândır, kaddesenallâhu bi-sırrıhi'l-azîz. Andan 1 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 51b ·
metinde göster ·
… sahrâ-yı Peşte'ye ve vâdî-i Keçkemet'e nâzır revzenli ve şâhnişînli bir daracık
dîvânhâne-i
müfîd ü muhtasarlı 81a ve iki yüz aded daracık odalı ve bir dar havlılı ve bi …
Der-vasf-ı Paşa sarâyı: Bu Ortahisâr'ın şimâlinde kal‘a dîvârı üzre nehr-i Tuna'ya ve sahrâ-yı Peşte'ye ve vâdî-i Keçkemet'e nâzır revzenli ve şâhnişînli bir daracık dîvânhâne-i müfîd ü muhtasarlı 81a ve iki yüz aded daracık odalı ve bir dar havlılı ve bir hammâmlı bâğçe sarâydır. Hattâ Kara Murâd Paşa bu sarâya sığamayup dahi tevsî‘ u termîm etdikde dîvânhânesinde bu târîh tahrîr olunmuşdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 80b–81a ·
metinde göster ·
… seksen kademe vâsi‘ taş nerdübân ile bilâ-usret kral dîvânhânesine çıkılır bir
dîvânhâne-i
âlîdir kim felekde misli yokdur. Sâfî kırmızı somâkî mermer üzre gûnâ-gûn nakş- …
Bu kapudan içeri girüp yukaru seksen kademe vâsi‘ taş nerdübân ile bilâ-usret kral dîvânhânesine çıkılır bir dîvânhâne-i âlîdir kim felekde misli yokdur. Sâfî kırmızı somâkî mermer üzre gûnâ-gûn nakş-ı bûkalemûn nigârhâne-i Çîne mânend bir eyvân-ı dîvânhâne-i taht-ı Ungurus'dur. Her bir tâk-ı nüh-tâk-ı tumturak-ı revâkları gûyâ tâk-ı Kisrâ'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 82a ·
metinde göster ·
taht-ı Ungurus'dur. Her bir tâk-ı nüh-tâk-ı tumturak-ı revâkları gûyâ tâk-ı Kis …
Bu kapudan içeri girüp yukaru seksen kademe vâsi‘ taş nerdübân ile bilâ-usret kral dîvânhânesine çıkılır bir dîvânhâne-i âlîdir kim felekde misli yokdur. Sâfî kırmızı somâkî mermer üzre gûnâ-gûn nakş-ı bûkalemûn nigârhâne-i Çîne mânend bir eyvân-ı dîvânhâne-i taht-ı Ungurus'dur. Her bir tâk-ı nüh-tâk-ı tumturak-ı revâkları gûyâ tâk-ı Kisrâ'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 82a ·
metinde göster ·
Ve bu dîvânhâne-i azîmin zemînini üstâd-ı şîrînkâr-ı mermer-bür envâ‘-ı fusûs-ı mukavvim mahkûk-ı gûnâ-gûn ruhâm-ı ibret-nümûn-ı ma‘kûk ile ma‘kûd kılmış kim hâlâ diyâr-ı Arab ve Acem'de böyle ruhâm döşeli bir eyvân yokdur. Hattâ bu hânedân-ı kadîmin ba‘zı yerleri beşer ve altışar ve yedişer kat-ender-kat kasr-ı nüzhetgâh kûh-ı Havarnaklar var kim hâlâ edîm-i arzda mânendleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 82a ·
metinde göster ·
… . Ve hâlâ arz odası ve adâlet köşkü yine eylecedir, ammâ leylek çadırı ve büyük
dîvânhâne-i
âlî ki cihân-nümâdır ve bu otak içinde kurulmuş cergeler ve hurde çadırlar tarz …
El-hâsıl Süleymân Hân asrında otak nice kurulu kaldı ise her 52a bir kullesi birer oda gibi inşâ olunmuşdur. Hâlâ bu kulle odaların içlerinde bâğbân bostâncı kefereleri sâkinlerdir. Ve hâlâ arz odası ve adâlet köşkü yine eylecedir, ammâ leylek çadırı ve büyük dîvânhâne-i âlî ki cihân-nümâdır ve bu otak içinde kurulmuş cergeler ve hurde çadırlar tarzı müte‘addid odalar ve pâdişâh obası önündeki soffa önünden akıtdığı sular hâlâ selsebîl-âsâ cereyân etmededir, ammâ bu otakun nâmûsiyyesi kırk sekiz mermer sütûn-ı müntehâ üzre binâ olunmuş ve cânib-i erba‘ası pirinç tırabzanlar ve gûnâ-gûn revzenler ve cümle der-i dîvârları Freng-pesend nakş-ı bûkalemûn metîn hâyıtlardır, ammâ hâlâ Süleymân Hân'ın halvethânesi olan Acem tarzı obası tarzı olan savma‘asının kapusu mesdûd yine bir halvethânedir. Ve cümle ola[n] ma‘mûrâtı serâpâ kârgîr binâ olup üstleri kırmızı bakır teneke örtülüdür kim niçe yüz bin kantâr bakır gitmişdir hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 51b–52a ·
metinde göster ·
azîmi geçüp yüz toksan yedi kademe taş nerdübân ile urûc etdik. Ammâ iki kat ta …
Bu mezkûr yedi kat sarâya cümle dolaşa dolaşa üç dîvânhâne-i azîmi geçüp yüz toksan yedi kademe taş nerdübân ile urûc etdik. Ammâ iki kat tabaka dîvânhânelerin aşağı katları nerdübân değildir, hemân İslâmbol'da Ayasofya câmi‘i tabakasına çıkar gibi yılma yokuşdur. Bunda kral at ile çıkup ikinci tabakada atdan enüp 65a andan dörd beş tabakasına kâh piyâde ve kâh kol tezkereleriyle hammal kefereler yukaru tabakalara çıkarırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 64b–65a ·
metinde göster ·
azîmler var kim her birine üçer dörder bin kefere alır dîvânhânelerdir. Her bir …
Yedi katında yedi sıra dîvânhâne-i azîmler var kim her birine üçer dörder bin kefere alır dîvânhânelerdir. Her biri birer gûne tarh olunmuş birbirlerine aslâ müşâbeheti yokdur. Dîvârları nakş-ı bûkalemûn zerdûz hâlîçeler asılmış görünüş dîvânhânelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 65a ·
metinde göster ·
… âne bizzât çâsâra mahsûs üç yüz altmış aded zer-ender-zer ile mebnî kârgîr binâ
dîvânhâne-i
azîme cümlemiz çıkup paşa bir taht-ı âlîde karâr etdikde paşa mataracıbaşı ile …
Ve her kâ‘ada niçe yüz revzenler ve cümlesi câm ve billûr ve necef ü moranlar ve telakdan(?) câmlı pençereleri var. Ammâ sekizinci dîvânhâne bizzât çâsâra mahsûs üç yüz altmış aded zer-ender-zer ile mebnî kârgîr binâ dîvânhâne-i azîme cümlemiz çıkup paşa bir taht-ı âlîde karâr etdikde paşa mataracıbaşı ile hakîri içeri kralın küçük dîvânhânesine gönderüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 65a ·
metinde göster ·
… Ve bu kapu üzre bir küçük kenîsecik var. Ve bu kapudan içeri kefere krallarının
dîvânhâne-i
nâ-mübârekleri var. Kıbleye münâsib olmağile hâlen bu dîvânhâne Sultân Bâyezîd- …
Ve poyraz cânibinde bir (bir) kal‘a-i azîmi var. Anda bir demir kapu-yı mesdûd üzre Ciniviz Frengi hattıyla bu kal‘anın târîhi var. Ve bu kapu üzre bir küçük kenîsecik var. Ve bu kapudan içeri kefere krallarının dîvânhâne-i nâ-mübârekleri var. Kıbleye münâsib olmağile hâlen bu dîvânhâne Sultân Bâyezîd-i Velî câmi‘idir, lâkin minâresi yokdur. Ve mihrâbı önünde kayadan kesme bir âb-ı hayât su kuyusu var, tâ aşağı Kazıklı Özek nehrinden ka‘r-ı zemîn ile bu kuyuya su gelir, menfezi nâ-ma‘lûmdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 120a ·
metinde göster ·
… p baş açup Ayasuluk harâbıyçün ve halkı mu‘ammer olmamasıyçün beddu‘â edüp hâlâ
dîvânhâne-i
Mısır'da yedi şehrin harâb olmasıyçün her sabâh En‘âm-ı şerîf tilâvet olunur. B …
Derhâl iki kerre yüz bin âdem bir yere cem‘ olup baş açup Ayasuluk harâbıyçün ve halkı mu‘ammer olmamasıyçün beddu‘â edüp hâlâ dîvânhâne-i Mısır'da yedi şehrin harâb olmasıyçün her sabâh En‘âm-ı şerîf tilâvet olunur. Biri dahi bu Ayasuluk'dur ki hâlâ sebeb-i inhidâmı böyle bir şehr-i azîmin beddu‘â olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y68a ·
metinde göster ·
… üç tarafı şehir içine vâki‘ olmak ile handakı yokdur. Ve Lonca ta‘bîr etdikleri
dîvânhâne-i
kadîmdir. Ol mahalle nâzır bir kat demir kapusu var.
Ve Freng hisârı Rodos'un Y 115a iç kal‘asıdır. Cümle kal‘anın şimâl cânibinde cümle kal‘a ve şehre havâle bir kaya üzre yüksek kal‘adır. Dâ’iren-mâdâr cirmi sekiz yüz adımdır ve yıldız tarafı elli kulaç handak-ı azîmdir, ammâ üç tarafı şehir içine vâki‘ olmak ile handakı yokdur. Ve Lonca ta‘bîr etdikleri dîvânhâne-i kadîmdir. Ol mahalle nâzır bir kat demir kapusu var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y114b–Y115a ·
metinde göster ·
âlîdir, dizdârlar ve hânlar anda bayram ta‘âmı tenâvül edüp dîvân ederler. Ve b …
Ve bu zindân önü bir ulu dîvânhâne-i âlîdir, dizdârlar ve hânlar anda bayram ta‘âmı tenâvül edüp dîvân ederler. Ve bu dîvânhâne ve sarâya ve zindâna kırk ayak taş nerdübân ile çıkılır sarâylardır. Ve bu sarây meydânında bir çâh-ı mâsı vardır kim buz pâre âb-ı hayât kuyusu vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y117b ·
metinde göster ·
… Ve cümle dere ve depeler üzre bâğlı ve bâğçeli ve âb-ı revân sovuk mâ-i zülâlli
dîvânhâne-i
âlîli sarây-ı âlîli on bir bin hânedir. Ve cümle toprak ve kireç örtülü ve kâ[r …
Ve şehr-i Mar‘aş cümle kırk iki mahalledir. Ve cümle dere ve depeler üzre bâğlı ve bâğçeli ve âb-ı revân sovuk mâ-i zülâlli dîvânhâne-i âlîli sarây-ı âlîli on bir bin hânedir. Ve cümle toprak ve kireç örtülü ve kâ[r]gîr dîvârlı ve câ-be-câ kerpiç dîvârlı evlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y160a ·
metinde göster ·
… a‘bîr olunmaz. İbtidâ iç kal‘a altında Paşa sarâyı yüzden mütecâviz hücreler ve
dîvânhâne-i
âlîleri var.
Ve cümle sarây-ı âlîleri kal‘a-misâl binâ-yı metînler ve kâ‘a-i kadîmler ve müte‘addid maksûreler ve havz u şâzrevânlar ve selsebîller ile müzeyyen sarâylar var kim ta‘bîr olunmaz. İbtidâ iç kal‘a altında Paşa sarâyı yüzden mütecâviz hücreler ve dîvânhâne-i âlîleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y173a ·
metinde göster ·
… garba nâzır kapudan içeri üç kat demir kapular dahi vardır. Herbirinin mâbeyni
dîvânhâne-i
âlîlerdir. Dâ’imâ kal‘a ağaları ve nigehbânları anda sâkin olup kal‘ayı muhâfaz …
Ve bu kal‘anın cânib-i erba‘ası uçurum yalçın kaya olmak ile handakı yokdur. Ancak garba nâzır bir demir kapusu önünde sehel handakı vardır, asma tahta cisir ile ubûr olunur. Ve garba nâzır kapudan içeri üç kat demir kapular dahi vardır. Herbirinin mâbeyni dîvânhâne-i âlîlerdir. Dâ’imâ kal‘a ağaları ve nigehbânları anda sâkin olup kal‘ayı muhâfaza ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y185a ·
metinde göster ·
… ânibi çalıcı mehterânı ve bir cânibi mehterân-ı hayme hücreleridir. Ol sıra ile
dîvânhâne-i
âlîdir kim iki cânibinden taş nerdübân ile çıkılır, bin âdem alur münakkaş kâ‘a …
İbtidâ şâhrâh üzre şarka nâzır sarây kapusu üzre kethudânın hücreleri ve andan içeri mahbeshâne andan içeri sarây meydânı bir vâsi‘ fezâdır. Ba‘zı zamân iç ağaları cirit oynarlar. Cânib-i erba‘ası karakullukcu odalarıdır. Y 249a Andan içeri bir meydân dahi vardır, Istabl meydânıdır. Bunun dahi etrâfı bin at alır ıstabldır. Ve yine etrâfı emîr-i âhûr ve yedekciler ve sarrâcîn odalarıdır. Bir cânibi matbah-ı Keykâvus'dur. Ve bir cânibi çalıcı mehterânı ve bir cânibi mehterân-ı hayme hücreleridir. Ol sıra ile dîvânhâne-i âlîdir kim iki cânibinden taş nerdübân ile çıkılır, bin âdem alur münakkaş kâ‘a-i âlîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y248b–Y249a ·
metinde göster ·
… ır. şehir içinde şarka nâzır bir demir kapusu vardır. Ve kapunun iç yüzünde bir
dîvânhâne-i
azîmi vardır. Cümle mustahfızân anda âmâdedir.
Ve bu kal‘a içinde olan hâneler cümle beş mahalledir. Ve (---) mihrâbdır. Ve iç kal‘ada dahi mescid vardır. Cümle kal‘a neferâtları anda edâ-yı salât ederler, zîrâ Arab aşkıyâsından kal‘ayı hâlî komazlar. Zîrâ Medîne-i münevverenin bu iç kal‘a rûhudur. Cemî‘i mâl-ı hazâyin ve defâyin bu iç kal‘adadır. şehir içinde şarka nâzır bir demir kapusu vardır. Ve kapunun iç yüzünde bir dîvânhâne-i azîmi vardır. Cümle mustahfızân anda âmâdedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y280a ·
metinde göster ·
… te’sîr etmez, birkaç sâ‘atden sonra vecâ‘ı def‘ olur. Tılısmı Sultân Kalavân'ın
dîvânhâne-i
atîki vardır, kırk dörd amûd-ı müntehâdır ki rub‘-ı meskûnda ol amûdlar meğer İ …
Tılısmât-ı akreb: Yukaru kal‘ada akreb vardır, ammâ âdeme zahmı isâbet etse, aslâ te’sîr etmez, birkaç sâ‘atden sonra vecâ‘ı def‘ olur. Tılısmı Sultân Kalavân'ın dîvânhâne-i atîki vardır, kırk dörd amûd-ı müntehâdır ki rub‘-ı meskûnda ol amûdlar meğer İsvân şehrinde ola, akreb tılısmı ol amûdların Tatarlar konağı cânibindeki büyük kemerin sağ tarafındaki amûdun tâ yukarusunda bir demir çenber kuşak vardır, ol demir çember kuşakda tucdan bir akreb sûreti kuyruğundan asılup dururdur. Şimdi hâlâ âşikâredir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y80a ·
metinde göster ·
… yüz ocak yeridir. Haftada beş kerre üçer bin sahan ta‘âm pişüp bu ni‘met-i uzmâ
dîvânhâne-i
Gavrî'de hâs [u] âmma bî-imtinân mebzûldur kim âye[t]:
Ve matbahhâne iki yüz ocak yeridir. Haftada beş kerre üçer bin sahan ta‘âm pişüp bu ni‘met-i uzmâ dîvânhâne-i Gavrî'de hâs [u] âmma bî-imtinân mebzûldur kim âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y81a ·
metinde göster ·
âlîdir kim içine on bin âdem alur. Sultân Gavrî Acem ile ülfet etdükde Şâh-ı be …
Fevkânî bir dîvânhâne-i âlîdir kim içine on bin âdem alur. Sultân Gavrî Acem ile ülfet etdükde Şâh-ı bed-hâh Gavrî'ye bir azîm elçi gönderdiğin Gavrî istimâ‘ edüp dârât [u] azamet göstermek içün Mısır'ın cümle üstâdların cem‘ edüp üç gün üç gecede bu dîvânhâneyi itmâm etmişler. Ammâ hakkâ ki makdûr-ı beşer olmayup devleti itmâma ermesine bir alâmet etmiş. Cemî‘i der-i dîvârları gûnâ-gûn ruhâm taşlar kaplıdır. Ve tavanları serâpâ nakş-ı bûkalemûn müzehhebdir. Serâpâ beyâz mermer hemvâre döşelidir. Tûlü yüz seksen beş ayakdır ve arzı elli beş ayakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y83a ·
metinde göster ·
Ammâ bu dîvânhâne-i Gavrî'nin yemîn [ü] yesâr dîvârlarındaki ruhâmlar üzre tahtânî ve fevkânî gûnâ-gûn hatlar vardır. Ammâ bu dîvânhânede paşanın soffası sağında Y 83b ve solundaki köşelerde çâr-gûşe çâr-gûşe ruhâmlar içre üstâd-ı mermer-bür ilm-i cifrin Sultân Gavrî'den pinhân içün bir gûne Kûfî hat-misâl ile Sultân Selîm'in bu dîvânhâneye geleceğin bir rumûz ile tahrîr-i ruhâm etmişdir kim gûyâ sihr-i mübîndir. Niçe yüz erbâb-ı ma‘ârife ol hatları gösterdim, bir merd-i ferd-i âferîde kırâ’at etmeğe kâdir olmadılar. Zîrâ ol hat gâyet rumûz ile kırâ’at olunur. Evvelâ paşanın sol tarafdaki çâr-gûşe ruhâm hatda;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y83a–Y83b ·
metinde göster ·
kadîm Sultân Kayıtbay'ındır. Sâfî ruhâm döşelidir kim beş aded mermer münakkaş …
Bu odadan taşra dîvânhâne-i kadîm Sultân Kayıtbay'ındır. Sâfî ruhâm döşelidir kim beş aded mermer münakkaş sütûn üzre zer-ender-zer münakkaş tavandır. Sarây meydânından bu dîvânhâneye yigirmi beş kademe taş nerdübân ile çıkılır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y83b ·
metinde göster ·
… mehterhâneleri yokdur. Cümle serdâr ve çorbacılar ve kethudâ ve çavuşlar kalup
dîvânhâne-i
Gavrî'de cümlesi hil‘at-ı şehriyârî ile şerefyâb olup cümle yetmiş pâre hil‘at …
Bu mezkûr iki bin güzîde asker herbiri bölükleri ve ağaları ve çorbacıları ile paşanın Y 205b gözü önünden âlât-ı silâha müstağrak olup mevc mevc sarâyın bir kapusundan girüp bir kapusundan gürûh gürûh çıkup her ağa köslerin çalarak ubûr ederler, lâkin mehterhâneleri yokdur. Cümle serdâr ve çorbacılar ve kethudâ ve çavuşlar kalup dîvânhâne-i Gavrî'de cümlesi hil‘at-ı şehriyârî ile şerefyâb olup cümle yetmiş pâre hil‘at geyüp ba‘de'd-du‘â ve's-senâ paşa bunlara tenbîh edüp du‘â-yı hayr ile vedâ‘ edüp giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y205a–Y205b ·
metinde göster ·
Mısır içinden bu alay Q 237b ile Bâb-ı Nâsır'dan taşra varup ziyâfetler tenâvül olunup gelen imrahor ağa ile paşa kethudâsı feresbaşı berâber fârislik ederek alay-ı şâdumânîyle Mısır içinden mehterhâne ile ubûr edüp dîvânhâne-i Gavrî'de paşa karşu çıkup dîvân-ı Mısır'da fethnâmeler kırâ’at olunup hatt-ı şerîfde ne tahrîr olundu ise amel olunup paşaya bir hil‘at-ı fâhire geydirilüp cümle dîvân çavuşları alkışlayup du‘â ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y213a ·
metinde göster ·