… diyârından gelen Menûçehr evlâdlarından Kaşa Ban binâsıdır kim sâhil-i Tise'de
dîvler
ile ceng edüp dîvleri kıra kıra nehr-i Tise'ye döküp âhir kendüsü dahi nehr-i T …
Lisân-ı Macar'da lafz-ı Kaşa (---) demekdir. Bu şehrin ibtidâ bânîsi Acem diyârından gelen Menûçehr evlâdlarından Kaşa Ban binâsıdır kim sâhil-i Tise'de dîvler ile ceng edüp dîvleri kıra kıra nehr-i Tise'ye döküp âhir kendüsü dahi nehr-i Tise âbıyla gark olup hâlâ bânîsi Kaşa sâhil-i nehr-i Tise'de bir deyr-i mu‘teberde yatır, anıniçün hâlâ ba‘zı balıkçılar nehr-i Tise'den kazan kadar dîv kelleleri ve bedensiz sekiz arşın tavîl diz kemikleri çıkar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 13a ·
metinde göster ·
… lan deryâ kuruyup ke'l-evvel bâğ-ı İrem görünüp mukaddemâ nümâyân olan gûnâ-gûn
dîvler
ve gûl u beyâbân ve ecinne ve ejdehâlardan nâm [u] nişân kalmayup mezkûr perden …
İbret-nümâ-yı diğer: Havuzdan zâhir olan deryâ kuruyup ke'l-evvel bâğ-ı İrem görünüp mukaddemâ nümâyân olan gûnâ-gûn dîvler ve gûl u beyâbân ve ecinne ve ejdehâlardan nâm [u] nişân kalmayup mezkûr perdenin verâsında bir alay Rûm halkı ve Teke ve Hamîd ve Konya külâhlı âdemler ve Mısır ve Şâm ve Acem ve Hind ü Sind ve Maskov ve Tatar ve Özbek, el-hâsıl Hallâk-ı âlem bu rûy-ı arzda ne kadar mahlûk-ı benî âdem halk etdi ise cümlesi eşkâl-i esbâblarıyla zâhir olup bâğ-ı İrem içre kimi gezüp kimi her dıraht altında oturup sohbet ederlerdi, ammâ bunların birinde nutk olmayup birbirleriyle tekellüm etmezler idi, hemân heyûlâ gibi birbirlerine bakup gezerlerdi. Ammâ siyâh zengî Arab ve Berberî kavmi ve Tilimsân ve Fes ve Sûdân ve Meğâribe kavmi ve Urbân-ı Funcistân ve Âfnû ve May Bornu ve Dacu ve Kırmanika ve Bağaniski ve Fur kavmi kara Arablarıyla Habeşî ve Hindî kavmi gâyet çok idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 69a ·
metinde göster ·
… Hazret-i Süleymân Selânik zemîninde cemî‘i ins ü cinn ve hûş u tuyûr ve perî vü
dîvler
ile sâkin olurlar.
Be-kavl-i müverrihîn-i Yûnân-ı Rûm ve Latin ve Sırf ve Mığdısî ve Kıbtî tevârîh-i mu‘teberelerinin tahrîri üzre ibtidâ bu şehri bünyâd eden Hazret-i Süleymân aleyhi's-selâmdır kim Belkîs Ana'yı Sebâ şehrinden perîlere getirdüp tahtını rûzgâra götürdüp cihânı Belkîs Hâtûn'una seyr [ü] temâşâ etdirirken Belkîs Ana ibtidâ diyâr-ı Rûm'da Atine şehr[i] hâkinde Temâşâlık nâm bir cây-ı mürtefi‘i görüp anda bir kasr-ı azîm binâ etdirüp 223a hâlâ eser-i binâları zâhir ü bâhirdir. Andan fermân-ı Süleymân Nebî ile rûzgâr-ı zorkâr bârgâh-ı Süleymân'ı ber-hevâ götürürken Belkîs Ana bu şehr-i Selânik'in zemîninden dahi hazz edüp zemîn-i Selânik'in Yedikulle nâm hâlâ çınâristân olan yerde yine bir kasr-ı irem-i bünyâd etdirüp niçe zamân Hazret-i Süleymân Selânik zemîninde cemî‘i ins ü cinn ve hûş u tuyûr ve perî vü dîvler ile sâkin olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 222b–223a ·
metinde göster ·
mağârası, Süleymân Nebî dîvleri bunda haps edermiş. İbret-nümâ mutalsam bir gâr …
Ve bu kapudan taşra handak içre şark cânibine gidüp yüz adımda handak içre kesme kayadan Dîvler mağârası, Süleymân Nebî dîvleri bunda haps edermiş. İbret-nümâ mutalsam bir gâr-ı yetîmdir ki vâcibü's-seyrdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y209b ·
metinde göster ·
… Her bir taşı beşer altışar arşın seng-i hârâlar ile mebnî olunmuşdur. Hakkâ ki
dîvler
binâsı olduğuna şübhe yokdur.
Ve bu iç kal‘a kapusunun sağ tarafı köşesindeki kulle bizzât Hazret-i Dâvûd'un binâ etdüği kulle ve beyt-i şerîfidir. Hâlâ teberrüken kimesne sâkin olmayup demir kapulu cebehâne ve hazîne kullesidir. Her bir taşı beşer altışar arşın seng-i hârâlar ile mebnî olunmuşdur. Hakkâ ki dîvler binâsı olduğuna şübhe yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y210a ·
metinde göster ·
… r. Ve bu gâr içre serâpâ sâ‘at kumu gibi rakîk rimâl döşelidir. Zamân-ı kadîmde
dîvler
bu rimâl üzre rimâl-âlûd olup yatırlar.
Ve bu gâr içre yarasa kuşları var kim humâm gibi pervâz edüp âdemin çehresine urur. Ve bu gâr içre serâpâ sâ‘at kumu gibi rakîk rimâl döşelidir. Zamân-ı kadîmde dîvler bu rimâl üzre rimâl-âlûd olup yatırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y217a ·
metinde göster ·
"Ammâ akla muhâlif. Tutalım, mu‘cize ile dîvleri ol iplerle bağlamış. Ammâ Süleymân Nebî zamânından be-kavl-i Tevârîh-i Muhammed bin İshâk vilâdet-i Resûl-i Hudâ'ya gelince bin altı yüz sene oldu. Ol hisâb üzre vilâdet-i Resûl-i Kevneyn'den berü bu Kudüs'ü ziyâret etdiğimiz mahalle gelince iki bin kırk üç sene oldu, zîrâ biz Kudüs'ü bu ziyâret etdiğimiz bin seksen birde idi. Ve altmış üç sene Hazret-i Risâlet-penâh mu‘ammer oldu. Bu hisâb üzre Hazret-i Süleymân Nebî asrından bin seksen bir asrına gelince üç bin altı yüz kırk yıldan berü dîvler bağlanan hurmâ ipleri çürümedi mi?" dedim. Ammâ ulemâ-yı Kudüs böyle buyurdular kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y217a ·
metinde göster ·
"Bu Melik (---)(---) Rac‘îm bizim pâdişâhımız olup cümle
dîvler
ana müsahhar oldu. Ve gâyet âdil idi" deyü (---) etdiler. Anı ubûr edüp şark ta …
"Bu Melik (---)(---) Rac‘îm bizim pâdişâhımız olup cümle dîvler ana müsahhar oldu. Ve gâyet âdil idi" deyü (---) etdiler. Anı ubûr edüp şark tarafında yine bir gâr içre, (---)(---) ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y227b ·
metinde göster ·
… af-ı Berhayâ: Bir kubbe-i âlî içinde medfûndur. Ammâ yoldan nîm sâ‘at ba‘îddir.
Dîvler
binâsı olmak gerek, zîrâ kubbesi yek pâre taşdandır. Bu binânın misli şâm kurbu …
Mekâbir-i Âsaf-ı Berhayâ: Bir kubbe-i âlî içinde medfûndur. Ammâ yoldan nîm sâ‘at ba‘îddir. Dîvler binâsı olmak gerek, zîrâ kubbesi yek pâre taşdandır. Bu binânın misli şâm kurbunda Ba‘albek kal‘asıdır. Âsaf-ı Berhayâ oldur kim Hazret-i Süleymân'ın vezîri idi ve Belkîs'ı Sabâ şehrinden ism-i a‘zam ile Hazret-i Süleymân'a getiren Berhayâ'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y268a ·
metinde göster ·
… eri birbiriyle ceng-i azîm ederler. Ve eşkâl-i at ve hımâr ve hınzîr ve perî ve
dîvler
ve sahîh hımârlara ve kelblere fişengi zeyn edüp âteş ederler, temâşâya gelen h …
Ve fişengden eşkâl-i papaslar ve Freng ve Yahûdî ve Kızılbaş sûretleri birbiriyle ceng-i azîm ederler. Ve eşkâl-i at ve hımâr ve hınzîr ve perî ve dîvler ve sahîh hımârlara ve kelblere fişengi zeyn edüp âteş ederler, temâşâya gelen halk içre bu hayvânlar rehâ içün girüp cümle halkı birbirine katup mudhikâne bir temâşâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y154b ·
metinde göster ·
… ve tâvûs ve horoslar ve fişekden atlar ve kal‘alar ve papaslar ve Yahûdîler ve
dîvler
ve perîler ve cemâller ve şâzrevânlar ve havânlar ve tulumbalar ve şebpereler v …
Bu meydân-ı melâhatde bir gürûh-ı enbûh ricâlullâh dahi bu dârâtla âlûde olup on gün on gecede her hayme ve hargâh önünde niçe kerre yüz bin gûnâ-gûn tüfeng ü fişeng ve tarakı ve âsumânî ve badaluçka ve bahrî ve kelebek ve koçlar ve deliceler ve kestâneler ve tâvûs ve horoslar ve fişekden atlar ve kal‘alar ve papaslar ve Yahûdîler ve dîvler ve perîler ve cemâller ve şâzrevânlar ve havânlar ve tulumbalar ve şebpereler ve pervâneler ve bunun emsâli niçe sûret fişekleri ve bârûd u neft ile memlû’ fânûslar ve çarh-ı felekler ve âteşden çadırlar ve fişekli hımârlar ve kelbler ve câmûsların fişeklerine âteş edince ve bu hayvânlar havfından bu deryâ-misâl askerin içine düşüp bir hây hûy vâveylâ şâdumânı olur kim gûyâ gulgule-i Hind'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y293b ·
metinde göster ·
… Süleymânî yapup zeyl-i cebelde Kamer şehrin yapmış. Hâlâ âsâr-ı binâları cümle
dîvler
binâsıdır. Hâlâ Nîl'in başı Portakal hükmündedir. Ve Nîl'in tulû‘ etdüği Cebelü …
"Belî üç kerre gördüm. Bizim Laçna şehrine onar günlük yoldur. Mezkûr buhayre içre gemilerle Kamer şehrine varırız. Geçen sene ammim oğlu Portakal küffârına esîr olup anın ıtlâkıyçün fîl dişleri ve boya kökleri götürüp vardım. Kamer şehri bir azîm şehirdir. Hazret-i Süleymân Cebelü'l-Kamer üzre Nîl'in başında iki kubbe ve iki kasr-ı Süleymânî yapup zeyl-i cebelde Kamer şehrin yapmış. Hâlâ âsâr-ı binâları cümle dîvler binâsıdır. Hâlâ Nîl'in başı Portakal hükmündedir. Ve Nîl'in tulû‘ etdüği Cebelü'l-Kamer'in cenûb tarafı eflâke ser çekmiş ulu mahûf dağlardır. Yedinci konakda ol dağların ardı cenûba gidüp Bahr-i Muhît'dir. Deryâ yakın olmak ile Portakal yetmiş yıldan berü gemilerle gelüp bizim diyârlarımıza ve Nîl başında şehr-i Kamer'e istîlâ eyledi. Ve ammizâdemi Portakal elinden halâs eyleyüp işte bu sene ticâret ile vilâyetimiz Laçna şehrinden bir ayda bu Cersinka vilâyetinde sultân-ı Fûnc'u ve cenâb-ı şerîfinizi gördüm" deyü kalkup melik huzûrunda zemîn-bûs etdükde sultânın musâhibleri eyitdiler:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y430b ·
metinde göster ·