… îninde olan Aleksandıra deyrinin ziyâretine gelenler bu Tophâne'deki gûlleri ve
dîvleri
ve sehereleri ve sâhirleri temâşâ ederlerdi.
Ve İskender-i Zülkarneyn kaçan kim Sedd-i Ye’cûc'ü binâ edüp bir kaç gûl-i beyâbânı ve 130b bir kaç aded mehîb dîv-i sefîdleri ve Çerâkize vilâyetinde olan kûh-ı Elburz'de sâhir oburları ve Abaza diyârında olan Sadşe dağlarındaki sehere avretleri cümle mezkûr diyârlardan Kostantıniyye ki, Makdonya şehridir, anda getirüp bu Tophâne'de bir hafr-ı azîm içinde dest [u] pâlarına hurmâ lîfi habl-i kavî ile kayd [ü] bend edüp habs etmişdi. Bi-emrillâh tılısmât habl kuvvetiyle hareket etmeğe kâdir değiller idi. Yılda bir kerre Cihângîr zemîninde olan Aleksandıra deyrinin ziyâretine gelenler bu Tophâne'deki gûlleri ve dîvleri ve sehereleri ve sâhirleri temâşâ ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 130a–130b ·
metinde göster ·
… yine Tophâne'ye gelüp gemileri limanda bağlayup sehere ve sâhirler haps olurdu.
Dîvlere
ve gûllere İskender dağları dertdirüp ve Karadeniz Boğazın açdırırdı. Dîv [u] g …
Kaçan kim vakt-i şitânın erba‘în ve zemherîri olunca İskender izniyle mezkûr sehereler mutalsam ile binâ olmuş bakır gemilere süvâr olup bâdbânsız rû-yı deryâda berk-i hâtif gibi kıjgırarak Akdeniz'de ve Karadeniz'de gezüp Makedona ya‘nî Kostantîn şehrin hıfz [u] hırâset edüp kırk günden sonra yine Tophâne'ye gelüp gemileri limanda bağlayup sehere ve sâhirler haps olurdu. Dîvlere ve gûllere İskender dağları dertdirüp ve Karadeniz Boğazın açdırırdı. Dîv [u] gûller ol mahalde gark-ı âb olup seherelerin cümlesi mürd olup bakır keştîleri Tophâne limanında kalup tâ Yezîd ibn Mu‘âviye İslâmbol'u feth etdükde bakır gemilerin pârelerinden guzât-ı müslimîn bulup yağmâ etmişlerdi, tevâtürle muhakkakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 130b ·
metinde göster ·
… rmadan hâlis gümüşdür. Bu 187b tîz-âbı Hazret-i Süleymân peydâ edüp uyuz olan
dîvlere
dürtüp gerlikden halâs olurlarmış.
Ba‘dehu su olan gümüşe bir gûne tîz-âb dahi koyup yine şîşede kaynadup ol dahi haşhâş dânesi gibi şîşenin dibinde hâlis gümüş kalır kim artık kal etmeğe ihtiyâc kalmayup su gümüşü derler, bu dahi elde ezilir, sırmadan hâlis gümüşdür. Bu 187b tîz-âbı Hazret-i Süleymân peydâ edüp uyuz olan dîvlere dürtüp gerlikden halâs olurlarmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 187a–187b ·
metinde göster ·
… mînullah bu şehri imâr ede" der. Kimi bulunursa, kimi bulunmazsa derler. Derhâl
dîvlere
emr edüp ol dahmeyi bulup şehri ta‘mir [u] termîm edüp ismini Bulursa korlar. B …
Andan Tevârîh-i Hind, andan Tevârîh-i Hâkân-ı Çin, andan Tevârîh-i Acem, andan Tevârîh-i Arab, andan Tevârîh-i Efrenc, andan Tevârîh-i Latin, andan Tevârîh-i Rûmdır. Bu tevârîhlerin cümlesin tetebbu‘ etmiş müverrih âlimler ile ihtılât edüp Bursa'nın bânîsinden aslâ bir müverrih tahrîr edüp ayân u beyân etmemişler. Ammâ 222a Tevârîh-i Süleymânnâme'de ve Târîh-i Evveliyyât-ı Tuhfe'de tahrîr eder kim bir kerre Hazret-i Süleymân kerr u ferr u dârât ile taht-ı Süleymânîsi üzre ber-hevâ tayarân ederken Bursa hâyilinde sâbite olan ebel-i Ruhbân'ın zirve-i a‘lâsı üzre meks edüp cânib-i erba‘aya nigerân edüp esnâ-yı kelâmda Hazret-i Süleymân vezîri Âsaf-ı Berhayâ'ya der kim, "Ne olaydı şu ferah-fezâ yerde bir şehr-i azîm olaydı" buyurduklarında hemân ecinne ve dîv [ü] perîlerden ba‘zı musâhib-i mukarrebînler eyitdiler: "Yâ Emînallah! Bir kerre Tûfân-ı Nûh'dan evvel bu mahalle bir Süleymân ile leşker-keş olup geldiğimizde bu kûh-ı bülendin dâmeninde bir kal‘a-i azîm ve bir şehr-i kadîm var idi. Ol kal‘ayı cânn kavmi yapdı derler. Almada âciz olup bî-feth rücû‘ edüp gitdik. İşte Tûfân'da gark olup nâm [u] nişânı güm olmuş" dedikde tiz Hazret-i Emîn cümle ins ü cinne, vuhûş u tuyûra emr edüp derhâl taş u toprağın tathîr ederken kal‘anın burc [u] bârûları nümâyân olur, ammâ tathîrinde usret çekerler. Hemân Emîn-i Mübîn rîha emr edince bir kerre Lodos rûzgârı Âd kavmine esdiği gibi bir rîh-ı akîm esüp cümle taşı ve toprağı hevâya perrân edüp tarfetü'l-ayn içre kal‘anın der-i dîvârları ve burc [u] bârûları zâhir olur. Bir dîv-i sefîd eydür "Yâ Emînallah! Bu kal‘anın altındaki kayalarda bir mutalsam kenz vardır. Anı bulsanız dünyâ halkına inkırâzu'd-devrân kifâyet ederdi" der. Bir div dahi mu‘âraza edüp "Bulunmaz" der. Biri dahi "Eğer ol dahme bulunursa ol defîne ile Emînullah bu şehri imâr ede" der. Kimi bulunursa, kimi bulunmazsa derler. Derhâl dîvlere emr edüp ol dahmeyi bulup şehri ta‘mir [u] termîm edüp ismini Bulursa korlar. Bursa, Bulursa'dan galatdır. Ba‘dehû Süleymân-ı Emîn Bursa'nın cânib-i garbında bir merhale karîb Edincik nâm bir şehr-i azîm binâ edüp Belkîs'a taht edüp hâlâ kasr-ı âlîleri ve tâk-i kisrâları Edincik şehrinde zâhir ve bâhirdir. Ekseriyyâ Ayasofya amûdları bu Edincik şehrinden gitmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 221b–222a ·
metinde göster ·
Elhâsıl bu hakîrin bu seyâhatinde im‘ân-nazar etdüğü kılâ‘larda böyle bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn görmedim. Meğer diyâr-ı acemde kal‘a-i Kahkahâ ve kal‘a-i Van ve Mardin ola. Ve niçe bin seyyâhân-ı berr ü bihâr felek-i atlas-ı bukalemûnda görmedik derler. Zîrâ benî Âdem binâsı değildir. Hazret-i Süleymân dîvlere yapdırmışdır. Zîrâ ol kubbe-i mu‘azzam-misâl taşları benî Âdem'den Âd [u] Semûd ve Hûd u Amâlika kavmi kaldırmağa kâdir değildir ve kavm-i Lût ve kavm-i İsrâ’îlî ve kavm-i Amalâk hod ilm-i cereskal ile bu kal‘anın bir taşın bir yerden bir yire vaz‘-ı hacer etmeğe kâdir değillerdir. Hattâ Ba‘albek kal‘asının hâricinde bir çemenzâr sahrâda çâr-kûşe dağ pâre bir sahrâ-i azîm vardır. Bir kûşesi zemînde üç kûşesi hevâya nâzır mücellâ bir seng-traşdır. Bir dîv karısı bu taşı Ba‘albek kal‘asına götürür imiş. Kal‘a tamâm oldu, bu taşı nereye götürürsün, dediklerinde taşı kitifinden bu çemenzâ[r] yire bırağup gider. Anınçün bu seng-i hârâ ol mahalde kalmış, tâ bu mertebe sahrâ-i azîmleri vardır. Bu kal‘a Hazret-i Süleymân'dan sonra niçe bin mülûk eline girüp Âl-i Emeviyyûn'da bu kal‘a-i Ba‘albek sahrâsı ol kadar imâr oldu kim bâğ-ı İremden nişân verirdi. Zîrâ Ba‘albek sahrâsı ve Bukâ‘ fezâsı bir vâdî-i mahsûldârdır kim gûyâ sahrâ-yı Busrâ ve vâdî-i Havrân'dır. Ba‘dehû Âl-i Ekrâd'dan Şâm Halîfesi Nûreddîn Şehîd hazretleri imâr etdi. Andan Şâm hilâfeti, Mısır'da kal‘a binâ eden Yûsuf Selâhaddîn eline girüp Ba‘albek kal‘asına kul koyup imâr edüp ba‘dehû sene 922 târîhinde Sultân Gavrî destinden Selîm Hân-ı Evvel feth edüp Şâm eyâletinde subaşılıkdır ve yüz elli akçe kazâdır ve nâhiyesi (---) pâre kurâdır. Kethüdâyeri ve serdârı yokdur. Kal‘asında dizdârı ve neferâtları (---) ve derûn-ı kal‘ada (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)36b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 36a–36b ·
metinde göster ·
… ânı bir harâr içre koyup garârın ağzın eyle berk kayd-bend etdiler kim Süleymân
dîvleri
halledemezdi. Bir kerre pehlivân garâr içinden "Yâ Allah!" deyüp harârdan taşra …
Kâr-ı sânî: Niçe âlüfte ve âşüfte küşâde paşa askerinden levendât makûlesi bu pehlivânın izniyle pehlivânı bir harâr içre koyup garârın ağzın eyle berk kayd-bend etdiler kim Süleymân dîvleri halledemezdi. Bir kerre pehlivân garâr içinden "Yâ Allah!" deyüp harârdan taşra bulundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 42a ·
metinde göster ·
… diyârından gelen Menûçehr evlâdlarından Kaşa Ban binâsıdır kim sâhil-i Tise'de
dîvler
ile ceng edüp dîvleri kıra kıra nehr-i Tise'ye döküp âhir kendüsü dahi nehr-i T …
Lisân-ı Macar'da lafz-ı Kaşa (---) demekdir. Bu şehrin ibtidâ bânîsi Acem diyârından gelen Menûçehr evlâdlarından Kaşa Ban binâsıdır kim sâhil-i Tise'de dîvler ile ceng edüp dîvleri kıra kıra nehr-i Tise'ye döküp âhir kendüsü dahi nehr-i Tise âbıyla gark olup hâlâ bânîsi Kaşa sâhil-i nehr-i Tise'de bir deyr-i mu‘teberde yatır, anıniçün hâlâ ba‘zı balıkçılar nehr-i Tise'den kazan kadar dîv kelleleri ve bedensiz sekiz arşın tavîl diz kemikleri çıkar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 13a ·
metinde göster ·
… ûçehr evlâdlarından Kaşa Ban binâsıdır kim sâhil-i Tise'de dîvler ile ceng edüp
dîvleri
kıra kıra nehr-i Tise'ye döküp âhir kendüsü dahi nehr-i Tise âbıyla gark olup h …
Lisân-ı Macar'da lafz-ı Kaşa (---) demekdir. Bu şehrin ibtidâ bânîsi Acem diyârından gelen Menûçehr evlâdlarından Kaşa Ban binâsıdır kim sâhil-i Tise'de dîvler ile ceng edüp dîvleri kıra kıra nehr-i Tise'ye döküp âhir kendüsü dahi nehr-i Tise âbıyla gark olup hâlâ bânîsi Kaşa sâhil-i nehr-i Tise'de bir deyr-i mu‘teberde yatır, anıniçün hâlâ ba‘zı balıkçılar nehr-i Tise'den kazan kadar dîv kelleleri ve bedensiz sekiz arşın tavîl diz kemikleri çıkar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 13a ·
metinde göster ·
kelle ve üstühânların dahi seyr [ü] temâşâ etdik kim hammâm kubbesi kadar kelle …
Ve sâhil-i Tise'de Kaşa beğinin kırdığı dîvlerin kelle ve üstühânların dahi seyr [ü] temâşâ etdik kim hammâm kubbesi kadar kelleler ve haşeb kadar incik üstühânları idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 16a ·
metinde göster ·
hâtır-mânde olup bu Hersek dağlarına ol dîvleri sürüp kavm-i Uskok kâfiri ol dî …
Hattâ Hazret-i Süleymân birkaç nefer dîvlere hâtır-mânde olup bu Hersek dağlarına ol dîvleri sürüp kavm-i Uskok kâfiri ol dîv [ü] ifrîtlerin neslinden olup bu Hersek kavmi ve bu Gabele kavmi dahi anlardan tenâsül bularak hakkâ ki Dâbbetü'l-arz kadar tüvânâ-yı zeber-dest gâzî yiğitleri olur. Hattâ ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl mahallinde kâfirlere hücûm edüp kılıç çıkarmayup tüfeng atmadan sağ eline ve sol eline birer kâfiri alup birbirlerine kâfirleri ura ura serâsîme edüp kâfirleri dest ber-kafâ bağlar, eyle güçlü ve kuvvetli yarar yiğitleri olur, cümlesi kal‘a neferâtlarıdır. Bu şehirde ecnebîden gayri âdem duramaz, gâyet cezîre yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 163a ·
metinde göster ·
… Hazret-i Süleymân birkaç nefer dîvlere hâtır-mânde olup bu Hersek dağlarına ol
dîvleri
sürüp kavm-i Uskok kâfiri ol dîv [ü] ifrîtlerin neslinden olup bu Hersek kavmi …
Hattâ Hazret-i Süleymân birkaç nefer dîvlere hâtır-mânde olup bu Hersek dağlarına ol dîvleri sürüp kavm-i Uskok kâfiri ol dîv [ü] ifrîtlerin neslinden olup bu Hersek kavmi ve bu Gabele kavmi dahi anlardan tenâsül bularak hakkâ ki Dâbbetü'l-arz kadar tüvânâ-yı zeber-dest gâzî yiğitleri olur. Hattâ ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl mahallinde kâfirlere hücûm edüp kılıç çıkarmayup tüfeng atmadan sağ eline ve sol eline birer kâfiri alup birbirlerine kâfirleri ura ura serâsîme edüp kâfirleri dest ber-kafâ bağlar, eyle güçlü ve kuvvetli yarar yiğitleri olur, cümlesi kal‘a neferâtlarıdır. Bu şehirde ecnebîden gayri âdem duramaz, gâyet cezîre yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 163a ·
metinde göster ·
… ıllı imiş. Hemân Hazret-i Süleymân bir ifrîte emr edüp ve Hersek'de mahpûs olan
dîvlere
heldine nâm bir habbe gönderüp,
"Belî pâdişâhım, ol Hersek dağlarında zernîh hâsıl olur. Eğer ol dağlarda benî Âdem olsa ol dağlarda hâsıl olan zernîha uğrayan berrâk sulardan benî Âdem içse saçı sakalı geç gelüp kırk yaşına varınca mahbûb gulâmları ola. Ve ol zernîh toprağından tüğlü âdemler kıllarına sürseler derhâl bir ser-i mû kalmayup vücûd-ı insân billûr gibi olur" dediklerinde meğer Hazret-i Süleymân'ın hâtûnu Sabâ şehri pâdişâhının kızı Belkîs Hâtûn'un topuklarından yukarusu kıllı imiş. Hemân Hazret-i Süleymân bir ifrîte emr edüp ve Hersek'de mahpûs olan dîvlere heldine nâm bir habbe gönderüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 163a ·
metinde göster ·
verüp dîvlerden zernîh alup yine berk-i hâtif gibi huzûr-ı Süleymân Nebî'ye gel …
"Bunu eksinler ve tenâvül etsinler ve bize yedikleri zernîhdan toprak göndersinler" deyü fermân edince hemân ifrît tarfetü'l-ayn içre Hersek'e gelüp heldine baklasın dîvlere verüp dîvlerden zernîh alup yine berk-i hâtif gibi huzûr-ı Süleymân Nebî'ye gelüp hırızmayı verüp Belkîs Ana zernîhi kıllı olan yerlere sürüp vücûd-ı Belkîs Hâtûn dürr-i beyz-âsâ soyulmuş yumurta gibi beyâz olup safâ eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 163a ·
metinde göster ·
zernîh alup yine berk-i hâtif gibi huzûr-ı Süleymân Nebî'ye gelüp hırızmayı ver …
"Bunu eksinler ve tenâvül etsinler ve bize yedikleri zernîhdan toprak göndersinler" deyü fermân edince hemân ifrît tarfetü'l-ayn içre Hersek'e gelüp heldine baklasın dîvlere verüp dîvlerden zernîh alup yine berk-i hâtif gibi huzûr-ı Süleymân Nebî'ye gelüp hırızmayı verüp Belkîs Ana zernîhi kıllı olan yerlere sürüp vücûd-ı Belkîs Hâtûn dürr-i beyz-âsâ soyulmuş yumurta gibi beyâz olup safâ eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 163a ·
metinde göster ·
Ba‘dehu Süleymân Nebî de isti‘mâl eder. Nûre ve terkîb-i hırızma ve zernîh sürünmek Hazret-i Süleymân'dan kalmışdır. Ve Hazret-i Risâlet-penâh efendimiz dahi isti‘mâl etdiklerinden ümmetlerine sünnet olmuşdur. Hâlâ Hersek dağlarında olan zernîhın kesret [ü] vefreti bir diyârda yokdur. Ve heldine dedikleri bakla-misâl hubûbâtın ekmeği bu Hersek ve Bosna diyârında mahpûs dîvlere Hazret-i Süleymân aleyhi's-selâmın hedâyâ gönderdiği ni‘metdir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 163a ·
metinde göster ·
… lan deryâ kuruyup ke'l-evvel bâğ-ı İrem görünüp mukaddemâ nümâyân olan gûnâ-gûn
dîvler
ve gûl u beyâbân ve ecinne ve ejdehâlardan nâm [u] nişân kalmayup mezkûr perden …
İbret-nümâ-yı diğer: Havuzdan zâhir olan deryâ kuruyup ke'l-evvel bâğ-ı İrem görünüp mukaddemâ nümâyân olan gûnâ-gûn dîvler ve gûl u beyâbân ve ecinne ve ejdehâlardan nâm [u] nişân kalmayup mezkûr perdenin verâsında bir alay Rûm halkı ve Teke ve Hamîd ve Konya külâhlı âdemler ve Mısır ve Şâm ve Acem ve Hind ü Sind ve Maskov ve Tatar ve Özbek, el-hâsıl Hallâk-ı âlem bu rûy-ı arzda ne kadar mahlûk-ı benî âdem halk etdi ise cümlesi eşkâl-i esbâblarıyla zâhir olup bâğ-ı İrem içre kimi gezüp kimi her dıraht altında oturup sohbet ederlerdi, ammâ bunların birinde nutk olmayup birbirleriyle tekellüm etmezler idi, hemân heyûlâ gibi birbirlerine bakup gezerlerdi. Ammâ siyâh zengî Arab ve Berberî kavmi ve Tilimsân ve Fes ve Sûdân ve Meğâribe kavmi ve Urbân-ı Funcistân ve Âfnû ve May Bornu ve Dacu ve Kırmanika ve Bağaniski ve Fur kavmi kara Arablarıyla Habeşî ve Hindî kavmi gâyet çok idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 69a ·
metinde göster ·
… Hazret-i Süleymân Selânik zemîninde cemî‘i ins ü cinn ve hûş u tuyûr ve perî vü
dîvler
ile sâkin olurlar.
Be-kavl-i müverrihîn-i Yûnân-ı Rûm ve Latin ve Sırf ve Mığdısî ve Kıbtî tevârîh-i mu‘teberelerinin tahrîri üzre ibtidâ bu şehri bünyâd eden Hazret-i Süleymân aleyhi's-selâmdır kim Belkîs Ana'yı Sebâ şehrinden perîlere getirdüp tahtını rûzgâra götürdüp cihânı Belkîs Hâtûn'una seyr [ü] temâşâ etdirirken Belkîs Ana ibtidâ diyâr-ı Rûm'da Atine şehr[i] hâkinde Temâşâlık nâm bir cây-ı mürtefi‘i görüp anda bir kasr-ı azîm binâ etdirüp 223a hâlâ eser-i binâları zâhir ü bâhirdir. Andan fermân-ı Süleymân Nebî ile rûzgâr-ı zorkâr bârgâh-ı Süleymân'ı ber-hevâ götürürken Belkîs Ana bu şehr-i Selânik'in zemîninden dahi hazz edüp zemîn-i Selânik'in Yedikulle nâm hâlâ çınâristân olan yerde yine bir kasr-ı irem-i bünyâd etdirüp niçe zamân Hazret-i Süleymân Selânik zemîninde cemî‘i ins ü cinn ve hûş u tuyûr ve perî vü dîvler ile sâkin olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 222b–223a ·
metinde göster ·
… r-i Atina'nın gün doğusu tarafında taht-ı Belkîs derler, Hazret-i Süleymân Nebî
dîvlere
fermân edüp yapmışlardır. Eğer bunun dahi evsâfını kemâ-kân olan eser-i binâ-yı …
Der-teferrücgâh-ı sarây-ı Belkîs: Bu şehr-i Atina'nın gün doğusu tarafında taht-ı Belkîs derler, Hazret-i Süleymân Nebî dîvlere fermân edüp yapmışlardır. Eğer bunun dahi evsâfını kemâ-kân olan eser-i binâ-yı amûd-ı gûnâ-gûnları ve tâk-i Kisrâları ve kubâb-ı âlîleriyle ta‘rîf ü tavsîf etsek bir kürrâs-ı kitâbet olur. Lâkin şimdiki hâlde Atina şehrinin namâzgâhıdır kim istiskâ du‘âsına ve salât-ı ıydeyne cümle müslimîn pür-silâh olup çıkarlar, zîrâ bu şehirde müselmân kalmayup cümle kefereler kalır. Bu dahi bir vâcibü's-seyr üstü açık amûd-ı müntehâları âlî bir namâzgâh-ı sarây-ı azîmdir kim midhatinde lisânlar kâsırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 253b ·
metinde göster ·
mağârası, Süleymân Nebî dîvleri bunda haps edermiş. İbret-nümâ mutalsam bir gâr …
Ve bu kapudan taşra handak içre şark cânibine gidüp yüz adımda handak içre kesme kayadan Dîvler mağârası, Süleymân Nebî dîvleri bunda haps edermiş. İbret-nümâ mutalsam bir gâr-ı yetîmdir ki vâcibü's-seyrdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y209b ·
metinde göster ·
bunda haps edermiş. İbret-nümâ mutalsam bir gâr-ı yetîmdir ki vâcibü's-seyrdir.
Ve bu kapudan taşra handak içre şark cânibine gidüp yüz adımda handak içre kesme kayadan Dîvler mağârası, Süleymân Nebî dîvleri bunda haps edermiş. İbret-nümâ mutalsam bir gâr-ı yetîmdir ki vâcibü's-seyrdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y209b ·
metinde göster ·
… Her bir taşı beşer altışar arşın seng-i hârâlar ile mebnî olunmuşdur. Hakkâ ki
dîvler
binâsı olduğuna şübhe yokdur.
Ve bu iç kal‘a kapusunun sağ tarafı köşesindeki kulle bizzât Hazret-i Dâvûd'un binâ etdüği kulle ve beyt-i şerîfidir. Hâlâ teberrüken kimesne sâkin olmayup demir kapulu cebehâne ve hazîne kullesidir. Her bir taşı beşer altışar arşın seng-i hârâlar ile mebnî olunmuşdur. Hakkâ ki dîvler binâsı olduğuna şübhe yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y210a ·
metinde göster ·
… e olup hilâfet Hazret-i Süleymân'a intikâl edüp cemî‘i mahlûkâta pâdişâh olıcak
dîvlere
emr edüp bu mescid-i Aksâ'yı binâ etdi. Müddet-i medîde mürûr-ı eyyâm ile câmi‘ …
Sebeb-i binâ-yı Mescid-i Aksâ: Hazret-i Dâvûd hilâfetinde Benî İsrâ’îl'e tâ‘ûn olup Dâvûd Nebî du‘âsiyle tâ‘ûn ref‘ olunca ol du‘â makâmına Mescid-i Aksâ binâ olundu. Tamâm olmadan Dâvûd fevt olup Süleymân Nebî tamâm etdi. Bir âdem kaddi temeli nümâyân olup Hazret-i Dâvûd gazâ-yı Câlûd'dan sonra civâr-ı rahmete revâne olup hilâfet Hazret-i Süleymân'a intikâl edüp cemî‘i mahlûkâta pâdişâh olıcak dîvlere emr edüp bu mescid-i Aksâ'yı binâ etdi. Müddet-i medîde mürûr-ı eyyâm ile câmi‘ itmâm olduğu gün Hazret-i Süleymân asâ-yı pîrânına dayanup câmi‘ itmâmına sa‘y ederken meğer Arapça emri nâzil oldukda asâya söykenüp rûh-ı şerîfleri evc-i illiyyîne urûc etmiş. Bu hâlden bir ecnâs-ı mahlûkâtın haberi olmayup mescid-i Aksâ'yı tathîr ederlerken hukemâ-yı Süleymân ve vüzerâ-yı Âsâf-ı Berhayâ vâkıf-ı esrâr olup kable'l-mağrib cemî‘i cinn ü perîlere iş tamâm oldu, deyü izin verüp vüzerâ-i ukalâların re’y-i tedbîrleriyle Bâb-ı amûd'dan taşra handak içinde olan mahbeshâne-i kadîmlerine cümle dîvleri haps edüp bu tılsım[ı] icrâ ederler. Mürûr-ı eyyâm ile cümlesi mürd olup hâlâ ol gâr içre üstühânları nümâyândır. Ammâ bir muzlim yerdir, âdem bakmağa cür’et edemez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y210b ·
metinde göster ·
… rleriyle Bâb-ı amûd'dan taşra handak içinde olan mahbeshâne-i kadîmlerine cümle
dîvleri
haps edüp bu tılsım[ı] icrâ ederler. Mürûr-ı eyyâm ile cümlesi mürd olup hâlâ o …
Sebeb-i binâ-yı Mescid-i Aksâ: Hazret-i Dâvûd hilâfetinde Benî İsrâ’îl'e tâ‘ûn olup Dâvûd Nebî du‘âsiyle tâ‘ûn ref‘ olunca ol du‘â makâmına Mescid-i Aksâ binâ olundu. Tamâm olmadan Dâvûd fevt olup Süleymân Nebî tamâm etdi. Bir âdem kaddi temeli nümâyân olup Hazret-i Dâvûd gazâ-yı Câlûd'dan sonra civâr-ı rahmete revâne olup hilâfet Hazret-i Süleymân'a intikâl edüp cemî‘i mahlûkâta pâdişâh olıcak dîvlere emr edüp bu mescid-i Aksâ'yı binâ etdi. Müddet-i medîde mürûr-ı eyyâm ile câmi‘ itmâm olduğu gün Hazret-i Süleymân asâ-yı pîrânına dayanup câmi‘ itmâmına sa‘y ederken meğer Arapça emri nâzil oldukda asâya söykenüp rûh-ı şerîfleri evc-i illiyyîne urûc etmiş. Bu hâlden bir ecnâs-ı mahlûkâtın haberi olmayup mescid-i Aksâ'yı tathîr ederlerken hukemâ-yı Süleymân ve vüzerâ-yı Âsâf-ı Berhayâ vâkıf-ı esrâr olup kable'l-mağrib cemî‘i cinn ü perîlere iş tamâm oldu, deyü izin verüp vüzerâ-i ukalâların re’y-i tedbîrleriyle Bâb-ı amûd'dan taşra handak içinde olan mahbeshâne-i kadîmlerine cümle dîvleri haps edüp bu tılsım[ı] icrâ ederler. Mürûr-ı eyyâm ile cümlesi mürd olup hâlâ ol gâr içre üstühânları nümâyândır. Ammâ bir muzlim yerdir, âdem bakmağa cür’et edemez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y210b ·
metinde göster ·
Ve altı serâpâ mağâra mağâra zîr-i zemînlerdir. Hazret-i Süleymân
dîvleri
bunda haps edermiş. Hâlâ bend ü zencîr yerleri zâhirdir. Cür’et eden girüp temâ …
Ve altı serâpâ mağâra mağâra zîr-i zemînlerdir. Hazret-i Süleymân dîvleri bunda haps edermiş. Hâlâ bend ü zencîr yerleri zâhirdir. Cür’et eden girüp temâşâ ederler, zîrâ bir muzlim ü mahûf yerdir. Hâlâ ecinne yatağı olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y215a ·
metinde göster ·
… altı tâ Mescid-i Aksâ'ya varınca serâpâ gârlardır. Bunda dahi Hazret-i Süleymân
dîvleri
haps ederlermiş. Ba‘zı yerleri amelî yetmiş aded sütûn üzre mağâralardır.
Ve bu haremin tâ şark köşesinde mescid-i Hanbelî on iki amelî sütûn üzre mebnî kubâblardır. Ve bu mescidin altı tâ Mescid-i Aksâ'ya varınca serâpâ gârlardır. Bunda dahi Hazret-i Süleymân dîvleri haps ederlermiş. Ba‘zı yerleri amelî yetmiş aded sütûn üzre mağâralardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y216b ·
metinde göster ·
… r. Ve bu gâr içre serâpâ sâ‘at kumu gibi rakîk rimâl döşelidir. Zamân-ı kadîmde
dîvler
bu rimâl üzre rimâl-âlûd olup yatırlar.
Ve bu gâr içre yarasa kuşları var kim humâm gibi pervâz edüp âdemin çehresine urur. Ve bu gâr içre serâpâ sâ‘at kumu gibi rakîk rimâl döşelidir. Zamân-ı kadîmde dîvler bu rimâl üzre rimâl-âlûd olup yatırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y217a ·
metinde göster ·
ol iplerle bağlamış. Ammâ Süleymân Nebî zamânından be-kavl-i Tevârîh-i Muhammed …
"Ammâ akla muhâlif. Tutalım, mu‘cize ile dîvleri ol iplerle bağlamış. Ammâ Süleymân Nebî zamânından be-kavl-i Tevârîh-i Muhammed bin İshâk vilâdet-i Resûl-i Hudâ'ya gelince bin altı yüz sene oldu. Ol hisâb üzre vilâdet-i Resûl-i Kevneyn'den berü bu Kudüs'ü ziyâret etdiğimiz mahalle gelince iki bin kırk üç sene oldu, zîrâ biz Kudüs'ü bu ziyâret etdiğimiz bin seksen birde idi. Ve altmış üç sene Hazret-i Risâlet-penâh mu‘ammer oldu. Bu hisâb üzre Hazret-i Süleymân Nebî asrından bin seksen bir asrına gelince üç bin altı yüz kırk yıldan berü dîvler bağlanan hurmâ ipleri çürümedi mi?" dedim. Ammâ ulemâ-yı Kudüs böyle buyurdular kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y217a ·
metinde göster ·
"Ammâ akla muhâlif. Tutalım, mu‘cize ile dîvleri ol iplerle bağlamış. Ammâ Süleymân Nebî zamânından be-kavl-i Tevârîh-i Muhammed bin İshâk vilâdet-i Resûl-i Hudâ'ya gelince bin altı yüz sene oldu. Ol hisâb üzre vilâdet-i Resûl-i Kevneyn'den berü bu Kudüs'ü ziyâret etdiğimiz mahalle gelince iki bin kırk üç sene oldu, zîrâ biz Kudüs'ü bu ziyâret etdiğimiz bin seksen birde idi. Ve altmış üç sene Hazret-i Risâlet-penâh mu‘ammer oldu. Bu hisâb üzre Hazret-i Süleymân Nebî asrından bin seksen bir asrına gelince üç bin altı yüz kırk yıldan berü dîvler bağlanan hurmâ ipleri çürümedi mi?" dedim. Ammâ ulemâ-yı Kudüs böyle buyurdular kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y217a ·
metinde göster ·
… nca kilim cirminde seng-i kebîreler ile mefrûş bir şâhrâhdır. Hazret-i Süleymân
dîvleri
binâ etdi, derler.
Ve bu şehrin cemî‘i sokakları sâfî beyâz seng-i mücellâ ile kaldırımdır. Ve galle bâzârından tâ Kumâme dîvârına muttasıl Hazret-i Ömer mescidi bâbına varınca kilim cirminde seng-i kebîreler ile mefrûş bir şâhrâhdır. Hazret-i Süleymân dîvleri binâ etdi, derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y221b ·
metinde göster ·
… eytü'l-lahm'de müşkilim hall olup bu amûdlarda müşâhede etdim ki seng-i sommâkî
dîvlerin
kârı ile amel olunmuş alçı-misâl dökmedir ve murâd edindikleri cüssede ve kâmet …
Hakîr ol zamândan berü "Seng-i sommâkî amelî midir yohsa ma‘âdin midir?" deyü şübhede kalup müşkilim idi. Hamd-i Hudâ bu Beytü'l-lahm'de müşkilim hall olup bu amûdlarda müşâhede etdim ki seng-i sommâkî dîvlerin kârı ile amel olunmuş alçı-misâl dökmedir ve murâd edindikleri cüssede ve kâmetde inşâ ederlermiş. Zîrâ bu sütûnlarda dahi tâze iken Hazret-i Dâvûd'un dest-i hattıyla Zebûr esmâullâhı yazılmış mu‘cizesinde mübârek parmakları hamîre girir gibi girüp "Yâ Dâ'im ve yâ Kâ'im ve yâ Bâkî" misilli esmâlar tahrîr olunmuş kim esmâlar yazılmış ve ba‘zısında dîv pençe alâmeti var ibret-nümâdır deyü deyü (---)(---) ve bu otuz sütûndan mâ‘adâ hurde sütûnlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y226a ·
metinde göster ·
"Bu Melik (---)(---) Rac‘îm bizim pâdişâhımız olup cümle
dîvler
ana müsahhar oldu. Ve gâyet âdil idi" deyü (---) etdiler. Anı ubûr edüp şark ta …
"Bu Melik (---)(---) Rac‘îm bizim pâdişâhımız olup cümle dîvler ana müsahhar oldu. Ve gâyet âdil idi" deyü (---) etdiler. Anı ubûr edüp şark tarafında yine bir gâr içre, (---)(---) ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y227b ·
metinde göster ·
… af-ı Berhayâ: Bir kubbe-i âlî içinde medfûndur. Ammâ yoldan nîm sâ‘at ba‘îddir.
Dîvler
binâsı olmak gerek, zîrâ kubbesi yek pâre taşdandır. Bu binânın misli şâm kurbu …
Mekâbir-i Âsaf-ı Berhayâ: Bir kubbe-i âlî içinde medfûndur. Ammâ yoldan nîm sâ‘at ba‘îddir. Dîvler binâsı olmak gerek, zîrâ kubbesi yek pâre taşdandır. Bu binânın misli şâm kurbunda Ba‘albek kal‘asıdır. Âsaf-ı Berhayâ oldur kim Hazret-i Süleymân'ın vezîri idi ve Belkîs'ı Sabâ şehrinden ism-i a‘zam ile Hazret-i Süleymân'a getiren Berhayâ'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y268a ·
metinde göster ·
… eri birbiriyle ceng-i azîm ederler. Ve eşkâl-i at ve hımâr ve hınzîr ve perî ve
dîvler
ve sahîh hımârlara ve kelblere fişengi zeyn edüp âteş ederler, temâşâya gelen h …
Ve fişengden eşkâl-i papaslar ve Freng ve Yahûdî ve Kızılbaş sûretleri birbiriyle ceng-i azîm ederler. Ve eşkâl-i at ve hımâr ve hınzîr ve perî ve dîvler ve sahîh hımârlara ve kelblere fişengi zeyn edüp âteş ederler, temâşâya gelen halk içre bu hayvânlar rehâ içün girüp cümle halkı birbirine katup mudhikâne bir temâşâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y154b ·
metinde göster ·
… ve tâvûs ve horoslar ve fişekden atlar ve kal‘alar ve papaslar ve Yahûdîler ve
dîvler
ve perîler ve cemâller ve şâzrevânlar ve havânlar ve tulumbalar ve şebpereler v …
Bu meydân-ı melâhatde bir gürûh-ı enbûh ricâlullâh dahi bu dârâtla âlûde olup on gün on gecede her hayme ve hargâh önünde niçe kerre yüz bin gûnâ-gûn tüfeng ü fişeng ve tarakı ve âsumânî ve badaluçka ve bahrî ve kelebek ve koçlar ve deliceler ve kestâneler ve tâvûs ve horoslar ve fişekden atlar ve kal‘alar ve papaslar ve Yahûdîler ve dîvler ve perîler ve cemâller ve şâzrevânlar ve havânlar ve tulumbalar ve şebpereler ve pervâneler ve bunun emsâli niçe sûret fişekleri ve bârûd u neft ile memlû’ fânûslar ve çarh-ı felekler ve âteşden çadırlar ve fişekli hımârlar ve kelbler ve câmûsların fişeklerine âteş edince ve bu hayvânlar havfından bu deryâ-misâl askerin içine düşüp bir hây hûy vâveylâ şâdumânı olur kim gûyâ gulgule-i Hind'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y293b ·
metinde göster ·
… Süleymânî yapup zeyl-i cebelde Kamer şehrin yapmış. Hâlâ âsâr-ı binâları cümle
dîvler
binâsıdır. Hâlâ Nîl'in başı Portakal hükmündedir. Ve Nîl'in tulû‘ etdüği Cebelü …
"Belî üç kerre gördüm. Bizim Laçna şehrine onar günlük yoldur. Mezkûr buhayre içre gemilerle Kamer şehrine varırız. Geçen sene ammim oğlu Portakal küffârına esîr olup anın ıtlâkıyçün fîl dişleri ve boya kökleri götürüp vardım. Kamer şehri bir azîm şehirdir. Hazret-i Süleymân Cebelü'l-Kamer üzre Nîl'in başında iki kubbe ve iki kasr-ı Süleymânî yapup zeyl-i cebelde Kamer şehrin yapmış. Hâlâ âsâr-ı binâları cümle dîvler binâsıdır. Hâlâ Nîl'in başı Portakal hükmündedir. Ve Nîl'in tulû‘ etdüği Cebelü'l-Kamer'in cenûb tarafı eflâke ser çekmiş ulu mahûf dağlardır. Yedinci konakda ol dağların ardı cenûba gidüp Bahr-i Muhît'dir. Deryâ yakın olmak ile Portakal yetmiş yıldan berü gemilerle gelüp bizim diyârlarımıza ve Nîl başında şehr-i Kamer'e istîlâ eyledi. Ve ammizâdemi Portakal elinden halâs eyleyüp işte bu sene ticâret ile vilâyetimiz Laçna şehrinden bir ayda bu Cersinka vilâyetinde sultân-ı Fûnc'u ve cenâb-ı şerîfinizi gördüm" deyü kalkup melik huzûrunda zemîn-bûs etdükde sultânın musâhibleri eyitdiler:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y430b ·
metinde göster ·