EÇS III 23b–24a
… ka teveccüh edüp cânib-i kıbleye cereyân eder. Sen niçün cânib-i garba akarsın.
Dön
girü ak, âsî oldun" deyince bi-emri Hayy [u] Kadîr nehir lisân-ı hâle gelüp eyd …
{Andan yine sehhâr şîşenin birin dahi rûy-ı arza urunca Cenâb-ı Bârî sun‘ın ızhâr içün Buhayre-i Lût'u zâhir eder kim şehr-i Remle kurbundadır, cemî‘i kütüb-i mu‘teberelerde ahvâli mastûrdur.} Andan yine nehr-i Nîl ol Yahûdî'nin ayağı altında gelirken Mine Gölü yerinde {yine sehhâr şîşenin birin dahi kırup bi-emri Hayy [u] Kadîr ol yerden Mîne Gölü âb-ı zülâli} zâhir olup hâlâ ol dahi bir buhayre-i âb-ı zülâldir. Andan yine nehr-i Nîl ka‘r-ı zemînde ol Yahûdî'nin sihrile götürdüğü şîşe içre giden âb-ı Nîl gitdüğü yire gidüp tâ cebel-i Gülbîn altına gelüp anda karâr eder. Ba‘dehû Hazret-i Risâlet-penâh "Yetiş yâ Alî! Sihr ile nehr-i Nîl'i Arz-ı Mukaddes'den taşra çıkarup Rûm'ı harâb etmek ister, yetiş!." deyü Hazret-i Resûl Alî'ye emr edince Alî derhâl Düldül süvâr olup Yahûdî'ye cebel-i Gülbîn zeylinde yetişüp Yahûdî'yi ol mahalde katl edince koynundaki dördüncü şîşenin biri dahi bu Gülbin dağında kırılınca bi-emrillahi Te‘âlâ âb-ı Nîl şîşeden yire dökülünce Gülbin kayasından "yâ Allah" sadâsıyla bir nehr-i azîm cânib-i garba cârî olunca Hazret-i Alî eydür: "Yâ nehr-i Âsî, cümle nehir huzûr-ı Hakka teveccüh edüp cânib-i kıbleye cereyân eder. Sen niçün cânib-i garba akarsın. Dön girü ak, âsî oldun" deyince bi-emri Hayy [u] Kadîr nehir lisân-ı hâle gelüp eydür: "Yâ Alî emr-i Hüdâ ile bu mahalle gelmişken Hımıs ve Hamâ ve niçe şehri reyy edüp şehr-i Antakıyye'de Habîb-i Neccâr'ı ziyâret edüp andan yine cânib-i kıbleye cereyân edeyim" dedikde Hazret-i Ali "Dön, yohsa seni Zülfekâr-ı muhzimimde iki pâre ederim" dedükde nehir eydür "Eğer vurursan yâ Alî, bir pâremi kan, bir fırkamı irin akıdup devr-i kıyâmete dek ibâdullah benden nef‘ hâsıl edemezler" dedikde Hazret-i Alî: "Senin adın âsî olsun. Benî Âdem senden intifâ‘ görüp nûş eden hayât bulsun" deyüp Gülbin cebeli dibinde Hazret-i Alî nûş edüp ve Düldül'ün suvarup ibâdet etdüğü yire "Makâm-ı Alî" derler. İbtidâ nehr-i Âsî nâmın Hazret-i Alî buyurmuşdur. Katl etdüğü Yahûdî dahi ol mahalde yatır. {Ammâ bu maktûl Yahûdî hakkında tâife-i Yahûd "Peygamber" der. Anın mu‘cizesiyle nehr-i Nîl Mısır'dan geldi, derler ve Hazret-i Mûsâ asrında gelmişdir deyü iddi‘â ederler}. Bu nehr-i azîmi sihrile getirdilerse de başka bir sırr-ı Hûdâ'dır. Andan bu nehir dâmen-i Gülbin'de bir buhayrecikdir. Andan Hımıs ve Hamâ ve Antakıyye'ye gelince cânib-i garba akup Antakıyye kal‘asının cânib-i kal‘asında kal‘a dîvârın döğerek kal‘a kapusuna (---) göz cisr-i azîm ile ubûr olunup Antakıyye'nin cümle bâğ u besâtinlerin reyy edüp Habîb-i Neccâr hâkine ahd [u] mîsâkı üzre yüz sürüp hemân Antakıyye altında bi-emrillâhi Te‘âlâ girü dönüp cânib-i 24a kıbleye cereyan ederek (---) sancağı hâkinde (---) nâm mahalde bahr-i Ebyaz'a munsab olur bir âb-ı hayât nehr-i zülâldir. Niçe müverrihler bu nehrin Mısır diyârından gelmesin bu gûne tahrîr eylemişler. İnşâallah mahallinde Hamâ şehrinde cereyân etdüğü dahi tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 23b–24a ·
metinde göster ·
Alıntıyı kopyala
EÇS III 23b–24a
… ı ziyâret edüp andan yine cânib-i kıbleye cereyân edeyim" dedikde Hazret-i Ali "
Dön
, yohsa seni Zülfekâr-ı muhzimimde iki pâre ederim" dedükde nehir eydür "Eğer vu …
{Andan yine sehhâr şîşenin birin dahi rûy-ı arza urunca Cenâb-ı Bârî sun‘ın ızhâr içün Buhayre-i Lût'u zâhir eder kim şehr-i Remle kurbundadır, cemî‘i kütüb-i mu‘teberelerde ahvâli mastûrdur.} Andan yine nehr-i Nîl ol Yahûdî'nin ayağı altında gelirken Mine Gölü yerinde {yine sehhâr şîşenin birin dahi kırup bi-emri Hayy [u] Kadîr ol yerden Mîne Gölü âb-ı zülâli} zâhir olup hâlâ ol dahi bir buhayre-i âb-ı zülâldir. Andan yine nehr-i Nîl ka‘r-ı zemînde ol Yahûdî'nin sihrile götürdüğü şîşe içre giden âb-ı Nîl gitdüğü yire gidüp tâ cebel-i Gülbîn altına gelüp anda karâr eder. Ba‘dehû Hazret-i Risâlet-penâh "Yetiş yâ Alî! Sihr ile nehr-i Nîl'i Arz-ı Mukaddes'den taşra çıkarup Rûm'ı harâb etmek ister, yetiş!." deyü Hazret-i Resûl Alî'ye emr edince Alî derhâl Düldül süvâr olup Yahûdî'ye cebel-i Gülbîn zeylinde yetişüp Yahûdî'yi ol mahalde katl edince koynundaki dördüncü şîşenin biri dahi bu Gülbin dağında kırılınca bi-emrillahi Te‘âlâ âb-ı Nîl şîşeden yire dökülünce Gülbin kayasından "yâ Allah" sadâsıyla bir nehr-i azîm cânib-i garba cârî olunca Hazret-i Alî eydür: "Yâ nehr-i Âsî, cümle nehir huzûr-ı Hakka teveccüh edüp cânib-i kıbleye cereyân eder. Sen niçün cânib-i garba akarsın. Dön girü ak, âsî oldun" deyince bi-emri Hayy [u] Kadîr nehir lisân-ı hâle gelüp eydür: "Yâ Alî emr-i Hüdâ ile bu mahalle gelmişken Hımıs ve Hamâ ve niçe şehri reyy edüp şehr-i Antakıyye'de Habîb-i Neccâr'ı ziyâret edüp andan yine cânib-i kıbleye cereyân edeyim" dedikde Hazret-i Ali "Dön, yohsa seni Zülfekâr-ı muhzimimde iki pâre ederim" dedükde nehir eydür "Eğer vurursan yâ Alî, bir pâremi kan, bir fırkamı irin akıdup devr-i kıyâmete dek ibâdullah benden nef‘ hâsıl edemezler" dedikde Hazret-i Alî: "Senin adın âsî olsun. Benî Âdem senden intifâ‘ görüp nûş eden hayât bulsun" deyüp Gülbin cebeli dibinde Hazret-i Alî nûş edüp ve Düldül'ün suvarup ibâdet etdüğü yire "Makâm-ı Alî" derler. İbtidâ nehr-i Âsî nâmın Hazret-i Alî buyurmuşdur. Katl etdüğü Yahûdî dahi ol mahalde yatır. {Ammâ bu maktûl Yahûdî hakkında tâife-i Yahûd "Peygamber" der. Anın mu‘cizesiyle nehr-i Nîl Mısır'dan geldi, derler ve Hazret-i Mûsâ asrında gelmişdir deyü iddi‘â ederler}. Bu nehr-i azîmi sihrile getirdilerse de başka bir sırr-ı Hûdâ'dır. Andan bu nehir dâmen-i Gülbin'de bir buhayrecikdir. Andan Hımıs ve Hamâ ve Antakıyye'ye gelince cânib-i garba akup Antakıyye kal‘asının cânib-i kal‘asında kal‘a dîvârın döğerek kal‘a kapusuna (---) göz cisr-i azîm ile ubûr olunup Antakıyye'nin cümle bâğ u besâtinlerin reyy edüp Habîb-i Neccâr hâkine ahd [u] mîsâkı üzre yüz sürüp hemân Antakıyye altında bi-emrillâhi Te‘âlâ girü dönüp cânib-i 24a kıbleye cereyan ederek (---) sancağı hâkinde (---) nâm mahalde bahr-i Ebyaz'a munsab olur bir âb-ı hayât nehr-i zülâldir. Niçe müverrihler bu nehrin Mısır diyârından gelmesin bu gûne tahrîr eylemişler. İnşâallah mahallinde Hamâ şehrinde cereyân etdüğü dahi tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 23b–24a ·
metinde göster ·
Alıntıyı kopyala
EÇS III 26a
… timâm-ı tâm edüp mümkün olup deverân etdiremeyüp âhir "Hazret-i Âdem'i seversen
dön
!" dedi. Aslâ dönmedi. El-hâsıl cemî‘i mürsel ve gayr-i mürsel nebîleri şefî‘ du …
Mukaddemâ Antakıyye evsâfında tahrîr olunan nehr-i Âsî'yi diyâr-ı Mısır'dan sihrile getiren Yahûdî'nin yaptığı Hamâ dollâbıdır. Hazret-i Alî mezkûr sehhârı katl edüp bu Hamâ dollâbına Âsî nehr uğrayup devrân etmek ihtimâli olmayup mezkûr dollâb mu‘attal kaldı. Bu kerre mezkûr maktûl sehhârın bir veled-i nâ-pâki kalup bu dollâbı deverân etdirüp şehri reyy etmeğe ihtimâm-ı tâm edüp mümkün olup deverân etdiremeyüp âhir "Hazret-i Âdem'i seversen dön!" dedi. Aslâ dönmedi. El-hâsıl cemî‘i mürsel ve gayr-i mürsel nebîleri şefî‘ dutup "Ol ulu'l-azm peygamberleri seversen dön!" dedi. Aslâ yine dollâb dönmeyüp hemân sâhib-i dollâb Yahûdî "Âhir zamân peygamberi Muhammed'i seversen dön!" deyince azametullah bir kerre dollâb "Yâ Muhammed!" deyü râyegân sadâ vererek deverân etdikde hemân dollâb sâhibi şehâdet parmağın getirüp İslâm ile müşerref olup ismine Muhammed Ensârî derler, dollâb kurbunda medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 26a ·
metinde göster ·
Alıntıyı kopyala
EÇS III 26a
… rsel ve gayr-i mürsel nebîleri şefî‘ dutup "Ol ulu'l-azm peygamberleri seversen
dön
!" dedi. Aslâ yine dollâb dönmeyüp hemân sâhib-i dollâb Yahûdî "Âhir zamân peyga …
Mukaddemâ Antakıyye evsâfında tahrîr olunan nehr-i Âsî'yi diyâr-ı Mısır'dan sihrile getiren Yahûdî'nin yaptığı Hamâ dollâbıdır. Hazret-i Alî mezkûr sehhârı katl edüp bu Hamâ dollâbına Âsî nehr uğrayup devrân etmek ihtimâli olmayup mezkûr dollâb mu‘attal kaldı. Bu kerre mezkûr maktûl sehhârın bir veled-i nâ-pâki kalup bu dollâbı deverân etdirüp şehri reyy etmeğe ihtimâm-ı tâm edüp mümkün olup deverân etdiremeyüp âhir "Hazret-i Âdem'i seversen dön!" dedi. Aslâ dönmedi. El-hâsıl cemî‘i mürsel ve gayr-i mürsel nebîleri şefî‘ dutup "Ol ulu'l-azm peygamberleri seversen dön!" dedi. Aslâ yine dollâb dönmeyüp hemân sâhib-i dollâb Yahûdî "Âhir zamân peygamberi Muhammed'i seversen dön!" deyince azametullah bir kerre dollâb "Yâ Muhammed!" deyü râyegân sadâ vererek deverân etdikde hemân dollâb sâhibi şehâdet parmağın getirüp İslâm ile müşerref olup ismine Muhammed Ensârî derler, dollâb kurbunda medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 26a ·
metinde göster ·
Alıntıyı kopyala
EÇS III 26a
… dönmeyüp hemân sâhib-i dollâb Yahûdî "Âhir zamân peygamberi Muhammed'i seversen
dön
!" deyince azametullah bir kerre dollâb "Yâ Muhammed!" deyü râyegân sadâ vererek …
Mukaddemâ Antakıyye evsâfında tahrîr olunan nehr-i Âsî'yi diyâr-ı Mısır'dan sihrile getiren Yahûdî'nin yaptığı Hamâ dollâbıdır. Hazret-i Alî mezkûr sehhârı katl edüp bu Hamâ dollâbına Âsî nehr uğrayup devrân etmek ihtimâli olmayup mezkûr dollâb mu‘attal kaldı. Bu kerre mezkûr maktûl sehhârın bir veled-i nâ-pâki kalup bu dollâbı deverân etdirüp şehri reyy etmeğe ihtimâm-ı tâm edüp mümkün olup deverân etdiremeyüp âhir "Hazret-i Âdem'i seversen dön!" dedi. Aslâ dönmedi. El-hâsıl cemî‘i mürsel ve gayr-i mürsel nebîleri şefî‘ dutup "Ol ulu'l-azm peygamberleri seversen dön!" dedi. Aslâ yine dollâb dönmeyüp hemân sâhib-i dollâb Yahûdî "Âhir zamân peygamberi Muhammed'i seversen dön!" deyince azametullah bir kerre dollâb "Yâ Muhammed!" deyü râyegân sadâ vererek deverân etdikde hemân dollâb sâhibi şehâdet parmağın getirüp İslâm ile müşerref olup ismine Muhammed Ensârî derler, dollâb kurbunda medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 26a ·
metinde göster ·
Alıntıyı kopyala
EÇS X Y74b
"Ey Hayre Beğ vezîrim. Mısır'da hayır görmek istersen, sen bu Âdiliyye'den gerü
dön
. Yeni feth olmuş diyârı kime bırağırsın, gözün aç" deyü Hayre Beğ'e bir gûşmâl …
"Ey Hayre Beğ vezîrim. Mısır'da hayır görmek istersen, sen bu Âdiliyye'den gerü dön. Yeni feth olmuş diyârı kime bırağırsın, gözün aç" deyü Hayre Beğ'e bir gûşmâl verüp Hayre Beğ gerü dönüp pâdişâh-ı cem-cenâb Şâm'a varınca menzil-be-menzil Hayre Beğ tarafından pâdişâh yoluna pâyendâz harîrler ve me’kûlât [u] meşrûbâtlar bezl-i hüdâ ederek Selîm Hân Âsitâne'ye revâne olmakda.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y74b ·
metinde göster ·
Alıntıyı kopyala
DK IV 79
… ınsun ḳalın oġuz ilinde yasum ṭutsun menüm başum senüŋ yoluna ḳurban olsun girü
dön
baba didi oġlan bir daḫı ṣoylamış görelüm ḫanum ne ṣoylamış
anam menüm içün gök geyüp ḳara ṣarınsun ḳalın oġuz ilinde yasum ṭutsun menüm başum senüŋ yoluna ḳurban olsun girü dön baba didi oġlan bir daḫı ṣoylamış görelüm ḫanum ne ṣoylamış
Dede Korkut Kitabı · DK IV 79 ·
metinde göster ·
Alıntıyı kopyala
DK VII 23
… atla vardum ol ḳal'ayı alımadum girü döndüm menden daḫı er ḳopmayasın yigenegüm
dön
didi yigenek düşinde tayısına ṣoylamış aydur ḳalḳubanı yirüŋden ṭurduġuŋda ala …
yaġmur yaġdı püki ḳopdı yidi ḳatla vardum ol ḳal'ayı alımadum girü döndüm menden daḫı er ḳopmayasın yigenegüm dön didi yigenek düşinde tayısına ṣoylamış aydur ḳalḳubanı yirüŋden ṭurduġuŋda ala gözlü big yigitleri yanuŋa ṣalmaduŋ adı
Dede Korkut Kitabı · DK VII 23 ·
metinde göster ·
Alıntıyı kopyala
DK IX 49
ḳavat oġlı ḳavat ḳayıda
dön
buradan didi oġlan daḫı burada ṣoylamış görelüm ne ṣoylamış aydur herze merze s …
ḳavat oġlı ḳavat ḳayıda dön buradan didi oġlan daḫı burada ṣoylamış görelüm ne ṣoylamış aydur herze merze söyleme mere itüm kāfir altumda al ayġırum ne begenmezsin seni gördi oynar
Dede Korkut Kitabı · DK IX 49 ·
metinde göster ·
Alıntıyı kopyala