. Yine böyle iken serdâr-ı asker-keş ve düşmen-küş bir ân küffâra amân u zamân v …
Ammâ mel‘ûn kal‘a keferelerinin cebehâne ve mühimmâtları hadden efzûn ve kıyâsdan bîrûn olup iki kerre sayyâd elinden halâs olmuş vahşî hınzîrlar gibi olduklarından niçe bin gûne muhîl ü şeytanatda mehâbetler gösterüp şeb [ü] rûz top u tüfeng atmadan bir ân hâlî olmayup murg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup kudurmuş kuduz kelbe dönerlerdi. Yine böyle iken serdâr-ı asker-keş ve düşmen-küş bir ân küffâra amân u zamân vermeyüp kal‘ayı bir vech ile ikdâm-ı tâm edüp döğerdi kim gûyâ talattum-ı deryâ leb-i deryâda olan kûh-ı bî-sütûnları döğerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 124a ·
metinde göster ·
… dil ve mâl-ı ganâ’imler alırlar. Bunlara imdâd yetişdirmediklerinden yine gerü
dönerler
ve yine "Kral imdâda geliyor" deyü feryâd edüp kal‘aya yürümek tedâriklerin gör …
Ammâ cümle gâzîler henüz cânlarından bezmeğe başladılar, zîrâ cemî‘i guzât-ı müslimîn yedi kerredir yürüyüşler edüp derûn-ı kal‘ada ve tabya üstünde bu kadar ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl edüp esîr ve baş ve dil ve mâl-ı ganâ’imler alırlar. Bunlara imdâd yetişdirmediklerinden yine gerü dönerler ve yine "Kral imdâda geliyor" deyü feryâd edüp kal‘aya yürümek tedâriklerin görürler. Aceb temâşâdır deyü âlem ve benî Âdem hayretde kaldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 117a ·
metinde göster ·
… in âdem cem‘ olup bin kazgan âşûrâ bişüp Medîne kavmi kendileri bile aşır aşına
dönerler
. Bu sahrâda niçe bin ocak yerleri ve çadır soffaları ve kırk elli yerde kahvehâ …
Soffa-i Âşûrâ: şâm huccâcı ba‘de'l-hac bu mahalde mâh-ı Muharrem'de âşûrâ bişirüp fukarâya bezl ederler. Ve bir soffa dahi Surre emîni soffası ve bir soffa dahi Mollâ soffası ve bir soffa dahi şeyhü'l-harem soffası. Bu mezkûr dörd soffa Çâryâr-ı Güzîn'indir. Her sene Hazret-i Risâlet ile bu mahalle gelüp Hazret-i Hamza'yı ziyâret edüp âşûrâ tabh ederlermiş. Hâlâ sünnetdir. Huccâc-ı şâm geldikde kırk elli bin âdem cem‘ olup bin kazgan âşûrâ bişüp Medîne kavmi kendileri bile aşır aşına dönerler. Bu sahrâda niçe bin ocak yerleri ve çadır soffaları ve kırk elli yerde kahvehâne soffaları ve su kuyuları vardır. Ve bu mahalden yine şimâl cânibine yüz adım gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y302a ·
metinde göster ·
… gün ancak oturup zevk edemezler. Zîrâ üç konak yine Bedr-i Huneyn'e karîb gerü
dönerler
. Ol teng [ü] târ yollarda şâm huccâcına râst gelmemek içün Medîne'de meks edeme …
Andan ale's-sabâh nefîrler çalınup göç yarağına âmâde oldular. Garîb Mısır huccâcı Medîne'de iki gün ancak oturup zevk edemezler. Zîrâ üç konak yine Bedr-i Huneyn'e karîb gerü dönerler. Ol teng [ü] târ yollarda şâm huccâcına râst gelmemek içün Medîne'de meks edemezler. Ammâ Mekke'de şâmlıdan evvel varup çok otururlar. Ve bir kerre şâm huccâcı ile iki asker Cüdeyde deresinde râst gelüp bir azîm kıtâl olaldan berü Mısırlı Medîne'de iki gün meks edüp hareket ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y368b ·
metinde göster ·
… [ü] hükümât eder. Ammâ ol mahalde cemî‘i fellâhîn yedi başlı ejder-i heft-sere
dönerler
. İşleri ve gücleri yok ve yerde zirâ‘at olunmuş mâlları yok ve aşkıyâları çok. …
Ammâ altı ay kâmil Nîl kesiminden vilâyet deryâ olup kâşifler altı ay menâsıblarına gidemeyüp gemiler ile kayasalar ile kâyimmakâm beşer altışar yüz âdem ile hükm [ü] hükümât eder. Ammâ ol mahalde cemî‘i fellâhîn yedi başlı ejder-i heft-sere dönerler. İşleri ve gücleri yok ve yerde zirâ‘at olunmuş mâlları yok ve aşkıyâları çok. Nobuduna tükürüp vilâyetden vilâyete hırsızlığa gidüp beledleri nehb [ü] gâret ederler. Zîrâ kâşifin yedi bölükden askeri ile olmaduğından kâyimmakâmdan aslâ havf etmeyüp cemî‘i fellâhîn ve Urbân-ı uryân hâkimsiz kaldıklarından baş kaldırup birbirlerinden intikâm almak kasdına sa‘y ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y158b ·
metinde göster ·
… ler kim cüzâm zahmetine ve Freng zahmetine mübtelâ olanlara içirüp dürr-i beyza
dönerlermiş
, gâyet nâfi‘dir.
Ammâ bizimle giden âdemler şiddet-i hârda üşüp eyle nûş etdiler, havzı boş etdiler. Hakîr dahi şifâ niyyetine bir fincân nûş etdim, hakkâ ki mâ-i zülâldir. Ekseriyyâ Nîl'in cenûb tarafından yâhûd Habeş diyârının Zeyla‘ şehri benderinden Portakal küffârları hedâyâ vererek bu âb-ı nâbdan kalay ve kurşumlu cerre makûlesi niçe bin kumkumaları doldurup Hindistân'a ve Frengistân'a götürürler kim cüzâm zahmetine ve Freng zahmetine mübtelâ olanlara içirüp dürr-i beyza dönerlermiş, gâyet nâfi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y406a ·
metinde göster ·