kerre kal‘adan taşra çıkup şebhûnlar edüp her çıkışda bu kadar yeniçeri kırup b …
Ben bunları bu hâlde görüp üçer dörder kerre kal‘adan taşra çıkup şebhûnlar edüp her çıkışda bu kadar yeniçeri kırup bu kadar mâl-ı ganâyimle yine kal‘aya tahassun ederdim ve yeniçeri kelleleri ile kal‘anın burc [u] bârûların zeyn ederdim. İki aydan kış gelüp serdârın başına otağın yıkup avdet ederlerdi. Ammâ bu Husrev lalan hakkâ ki Rüstemâne hareket etdiğinden,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 66a ·
metinde göster ·
… fralı ve Bâğçeli ve Yüz Arşın ve iskerledoğlu nâm karavana kalyonların her biri
dörder
anbârlı yüzer pâre top çeker karavanalardır kim yılda bir kerre Mısır'a sefer e …
Ve beş yüz pâre kalyonlara sâ’ir mühimmât ü levâzımât ve cebehâne ve sâ’ir mîrimîrân ve erbâb-ı zü‘amâ ve erbâb-ı tîmâr ve lağımcı ve çerâhor tâ’ifesi konmak içün beş yüz pâre karavana kalyonlardan Kara Hâce kalyonu ve Bodur Ca‘fer ve Memiş Kapudan ve Karamanlı Alî ve Topal Muharrem ve Sarı Solak ve Kartaloğlu ve Katrazoğlu ve Kalafatoğlu ve Solak İbrâhîm Çelebi ve Kara Solak ve Abâcıoğlu ve Ciminni ve Tafralı ve Bâğçeli ve Yüz Arşın ve iskerledoğlu nâm karavana kalyonların her biri dörder anbârlı yüzer pâre top çeker karavanalardır kim yılda bir kerre Mısır'a sefer edüp altı ayda dolar ve altı ayda boşalır kûh-ı bî-sütûn-misâl gemiler idi kim bir pâdişâh asrında ikisi bir yere cem‘ olmamışdır. Her birinin beşer yüz levendâtı ve beşer yüz huddâmı vardır. Ve her birine ikişer bin asker konup âmâde durdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 75b ·
metinde göster ·
… i Diyârbekir vezâret ile ihsân olunup Âl-i Osmân'ın cemî‘i âlî mansıbların üçer
dörder
kerre Mısır ve Budin'den mâ‘adâ mutasarrıf olup âhir ihtiyâr umûr-dîde ve dîndâ …
Ba‘dehu Melek, Murâd Hân'a silihdâ[r] ve musâhib olup Bağdâd'ın fethi günü eyâlet-i Diyârbekir vezâret ile ihsân olunup Âl-i Osmân'ın cemî‘i âlî mansıbların üçer dörder kerre Mısır ve Budin'den mâ‘adâ mutasarrıf olup âhir ihtiyâr umûr-dîde ve dîndâr vezîr-i dilîr olmağile sadrıa‘zam etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 79b ·
metinde göster ·
… t tetimmeleri vardır. Cümle üç yüz altmış altı hücrelerdir. Her hücrenin içinde
dörder
beşer tâlib-i ilm sûhteler vardır. Her hücrenin lahmiyye ve şem‘iyyeleri cânib- …
Ve bu Medâris-i Semâniyye'nin şimâlinde ve cenûbunda sûhtevât tetimmeleri vardır. Cümle üç yüz altmış altı hücrelerdir. Her hücrenin içinde dörder beşer tâlib-i ilm sûhteler vardır. Her hücrenin lahmiyye ve şem‘iyyeleri cânib-i vakıfdan mu‘ayyineleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 91a ·
metinde göster ·
… lerimle bir dahi teftîş edüp tahrîr etdüğimizde hilâf bulunursa tahrîr edenleri
dörder
pâre ederim" deyü yemîn etdi ve buyurdular kim,
Ve İslâmbol içre ne mikdâr câmi‘-i selâtîn ve câmi‘-i vüzerâ ve mesâcid ve medrese ve dârü'l-kurrâ ve dârü'l-hadîs ve mu‘allimhâne-i sıbyân ve zâviye ve hân ve hammâm [ve] vekâle ve kârbânsarây ve sarây-ı vüzerâ ve sarây-ı a‘yân-ı kibâr ve çeşme-i âb ve sebîlhâne ve musluk-ı âb ve çâh-ı mâ ve hammâm ve mahalle-i müslimîn ve mahalle-i kefere ve mahalle-i Yahûdî ve kenîse ve etmek furunu ve börek furunu ve simit furunu ve beksümât furunu ve değirmen-ı esb ve âsiyâb-ı mâ ve kapan ve emânet, ve'l-hâsıl şehr-i İslâmbol'um içre dörd mevleviyyet yerde ne kadar hânedânlar ve yalılar ve dalyanlar ve cümle imâret makûlesi âsâr-ı binâları var ise tahrîr olunup cümle ahâlî-i mahalle ve ser-çeşme-i ehl-i hırefler ve cemî‘i e’imme ve hutebâ ve mahalle kethudâları meşveretleriyle bir bir yazılup Südde-i sa‘âdetime arz edesiz. Ammâ bî-garaz âdemlerimle bir dahi teftîş edüp tahrîr etdüğimizde hilâf bulunursa tahrîr edenleri dörder pâre ederim" deyü yemîn etdi ve buyurdular kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 152a ·
metinde göster ·
… eraki nâm Urum kapudanları ile cümle on yedi karavana kalyonlardır kim her biri
dörder
beşer kat anbârlı ve ikişer kat yatırdma toplu ve beşer kat palavra kıçlı ve kı …
Evvelâ Akdeniz kapudanlarından Bursalı Balı Kapudan ve Bodur Gürcî Ca‘fer Kapudan ve Karamanlı Alî Kapudan ve Sarı Velî ve Sarı Solak ve Topal Muharrem ve Çavuşoğlu ve Kartaloğlu ve Kalafatoğlu ve Katrânoğlu ve Kara Hoca ve Firkateci ve Cennetî ve Tuğralı ve Yanaki ve Dimitraki ve Lemberaki nâm Urum kapudanları ile cümle on yedi karavana kalyonlardır kim her biri dörder beşer kat anbârlı ve ikişer kat yatırdma toplu ve beşer kat palavra kıçlı ve kıçında bâğçeli ve hammâmlı ve el değirmenli karavanalardır kim her biri beşer ayda dolar ve beşer ayda boşalır, dağ gibi kalyonlar ve gayrı barça ve pink galyonlar ve şitiye ve potaçlar Sarâyburnu'nda üçer yaylım top şâdumânları edüp cümle askerlerin karaya döküp niçe yüz kalyoncukları kızaklar üzre koyup palamarlar ile her birini biner ikişer bin âdem keşân-ber-keşân çekerek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 164b ·
metinde göster ·
… rları ve inekleri ve boğaları ve danaları çatal yularlar ile keşâ-keş ikişer ve
dörder
âdem çekerek ubûr ederler. Ammâ,
Ve bâlâda tahrîr olunan salhâneciler ve kanaracılar ve mandıracılar ve çif[t]likciler ve eğrekciler ve sayacılar ve ağılcılar ve tokatcılar ve sürücüler cümlesi çobanlar gibi libâslar geyüp kimisi koyun ve kimi keçi ve kimi sığır ve kimi beşer altışar boynuzlu at kadar Mısır'ın Circe koyunları ve câmûs sığırları ve inekleri ve boğaları ve danaları çatal yularlar ile keşâ-keş ikişer ve dörder âdem çekerek ubûr ederler. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 168b ·
metinde göster ·
servi direkleri üzre dalyanlardır. Bunlar mevsiminde uskumru balığı ve palamide …
Mâ‘adâsı İslâmbol Boğazı'nın iki tarafında dörder servi direkleri üzre dalyanlardır. Bunlar mevsiminde uskumru balığı ve palamide ve alakerde ve fıçıda ve kefal ve paçoz ve yılarya ve ista[v]rid ve istaride ve kolyoz ve atrina ve hapsi ve tekir ve çuçurya ve iskorbid ve gelincik ve kaya ve çiroz ve gümüş ve horosya ve tirkis ve lüfer balıkları gibi niçe yüz bin isiml[er]i ma‘lûmumuz olan balıkları sayd edüp öşrün balık emînine verüp kâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 174a ·
metinde göster ·
… r ile arpa ve buğday ve gayrı metâ‘ indirmek mümkün değildir. Her tarafdan üçer
dörder
sâ‘at ba‘îd yolları vardır. Anlardan dahi piyâde âdem keçi gibi tırmaşup sarmaş …
Bu tekyenin yemîn u yesârında kayalar üzre niçe yüz kuyu delikleri vardır. Bu cümle kayalar evc-i âsumâna çıkmak ile kûh-ı bî-sütûn-misâl altları serâpâ boşdur. Deryâ döğer limânlardır. Yüzer arşın alabur direğiyle gemiler kayaların altına girüp demir bırağup yatarlar. Bu gemi re’isleri kayalar üzre olan kuyu ağızlarında re‘âyâlardan arabalar ile arpa ve buğdayı alup kuyulara döküp aşağıda gemi anbârlarına dökülüp buğday ile mâl-â-mâl olur. Bu kuyuları zamân-ı kadîmde Ferhâd-vâr kefereler kazup gemiler yanaşır garîb ve acîb temâşâgâhdır kim bir diyâra mahsûs değildir. Zîrâ bu gemilere çuvallar ile arpa ve buğday ve gayrı metâ‘ indirmek mümkün değildir. Her tarafdan üçer dörder sâ‘at ba‘îd yolları vardır. Anlardan dahi piyâde âdem keçi gibi tırmaşup sarmaşup çıkmağa muhtâcdır. Karadeniz sahilinde dâiren-mâdâr böyle evc-i semâya ser çekmiş kûh-i bî-sütûn-misâl kayalar yokdur. Lodos rûzgârı ve kıble ve gün doğusu fırtınası bu kayalara urdukda ra‘d-vâr gürleyüp Silistre kurbunda Afalatar ve Alhanlar bir konak yerdir, gürüldüsü tâ Alhanlar'da istimâ‘ olunur, böyle kehkeşân-âsâ semâya ser çekmiş kûh-ı bülendlerdir. Kayalarda şahin ve zağanos ve miskî kartal âşiyânları var kim her bir kartal birer koyun kadar vardır. Ba‘zı âdemler tekyede kurbânlar edüp miskî kartallara bezl ederler. Ba‘zı âdemlerin kurbânın yerler, hâcet kabûl derler ba‘zı kurbânları aslâ yemezler kabûl olmadı derler, efvâh-ı âlemde böyle şâyi‘dir. Ve bu Keliğra Sultân'ın niçe yüz menâkıbı vardır ammâ ihtisar üzre tahrîr etdik. Ve bu tekyeye karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 267b ·
metinde göster ·
… e hammâm ve imâret ve çârsû-yı bâzâr ile ârâste olmuş cümle kiremit örtülü üçer
dörder
bin hâneli kasabalardır. Cümleden Boğazköy üç bin 348b hâneli kasabadır. Ve B …
Cümle nevâhîsi yüz kırk pâre bâğlı ve bâğçeli ve müte‘addid kurşumlu câmî‘ler ve hân ve hammâm ve imâret ve çârsû-yı bâzâr ile ârâste olmuş cümle kiremit örtülü üçer dörder bin hâneli kasabalardır. Cümleden Boğazköy üç bin 348b hâneli kasabadır. Ve Bağcıköy ve şehrin kıblesinde Doryanköy ve Akdepeköy ve Akörenköy, Hasan Ağa'nındır, Avdanköyü, Hammâmcıoğlu'nundur. Bu zikr olunan yüz kırk pâre kurâlardan kadıya senevî yedi bin guruş hâsıl olur kazâ-yı âlîdir. Ve bir hâkimi, dahi şeyhülislâmı ve nakîbi ve kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve şehir muhtesibi ve şehir nâ’ibi vardır. Ammâ iç il olmak ile kal‘a dizdârı ve neferâtları ve cebehâneleri yokdur. Lâkin Karayazıcı ve Sa‘îd Arab nâmân celâlîler bu şehrden hâsıl olup Eğre gazâsında münhedim olup firâr etdiklerinden celâlî olup bu şehri anlardan halâs içün taş kal‘aya muttasıl bir kat toprak kal‘a binâ edüp iki kal‘a olmuşdur. İki kal‘a cümle dörd kapudur. Ammâ cümle çârsû-yı bâzâr taşra varoşdadır. Ve bu şehr-i Köprü'nün enderûn [u] bîrûnunda cümle altı bin aded kiremitli tahtânî ve fevkânî aşağısı kârgîr binâ bâlâsı mişe tahta ile mebnîdir. Tahtanın için ve taşrasın keserle çendüp üzerine beyâz kireç sıvayup incü-misâl berk urur bir şehr-i müzeyyendir. Zemistân kânı olmağıla cümle hânelerinin bacaları beyâz minâre gibi serâmed ve külahlı ocağ-ı dûdkeşleri var kim bir diyârda eyle musanna‘ bahîrîler (?) ve bacalar yokdur. Şehre gâyet zîb u ziynet vermiş cümle kıp kırmızı kiremitler ile mestûr bir şehr-i ma‘mûr sarây-ı müzeyyenlerdir. Evvelâ Taş kal‘ada el-Hacı Yûsuf Ağa sarâyı kim Köprülü Mehemmed Paşa'nın (---)(---) sidir. Ve Köprülü Mehemmed Paşa sarâyı ve Mü’ezzinzâde sarâyı ve Küçük Mehemmed Ağa sarâyı ve Hasan Ağa sarâyı ve Kıbleli sarâyı ve Durak Çavuş sarâyı cümle yetmiş sarâydır. Lâkin ma‘lûmum olan bu hammâmlı sarâylardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 348a–348b ·
metinde göster ·
… â‘at yerdir. Bu Karagöl havzı kurbunda bir sarnıc-ı azîm vardır. Tûlen ve arzen
dörder
yüz adımdır. Zamân-ı kadîmde Cimcime kayserin bu yaylalarda ve Göksun yaylasınd …
Cümleden şehr içinde Alâüddevle câmi‘i haremindeki değirman gâyet serî‘ âsiyâbdır. Cümle cemâ‘at-ı kesîre bunun mîzâbından tecdîd-i vuzû‘ ederler. Bu şehrin cânib-i (---) bir yaylağ-ı kûh-ı bülend vardır. İsmine (---)(---) derler, bir cebel-i bülenddir kim vasfında lisân kâsırdır. Ol cebel-i müntehânın tâ zirve-i a‘lâsında bir havz-ı azîm vardır. Gûyâ buheyre-misâldır. İsmine Karagöl derler. Şehr-i Mar‘aş'a üç sâ‘at yerdir. Bu Karagöl havzı kurbunda bir sarnıc-ı azîm vardır. Tûlen ve arzen dörder yüz adımdır. Zamân-ı kadîmde Cimcime kayserin bu yaylalarda ve Göksun yaylasında yetmiş bin sürü koyunu ve keçisi ve câmûsı ve sığırı var imiş. Cümle çobânlar bu hayvânâtları sağup süd-i sûdını bu havza döküp andan şehr-i Mar‘aş'a üç sâ‘atlik yer altından beyâz mermer kâriz Cimcime sarâyında havzlara dökülüp andan cümle halka leben-i hâlis bezl olunurmuş. Mâ-bâkîsi matbah-ı Keykâvûs'unda harc olunup âyende vü revendeye südli aş bezl olunurmuş. Bu kayser Cimcime eyle dârâta mâlik imiş kim rûz-merre matbahına ve gayri levâzımâtına ve cümle koyunlarına beher yevm yetmiş katır yükü tuz harc olunur imiş. Tâ bu mertebe bir kayser-ı Rûm-ı Cem-şân imiş. Anın zamânında bu Mar‘aş eyle ma‘mûr imiş kim şehrin bir ucundan bir tarafına horos damdan dama sıçrayup bir dâma giriftâr olmazmış. Hâlâ yine bir ma‘mûr şehr-i müzeyyendir. Bu şehrin cânib-i şarkîsi dağları ardı Elbistân sahrâsıdır. Anda bir nehr cârîdir kim (---) dağlarından gelir Aksu derler, Mar‘aş ve Ayntâb'ın cümle pembe ve pirinci anda hâsıl olur. Ol nehrin beri cânibi Mar‘aş'dır. Öte tarafı Ayntâb'dır kim mâbeyninde Şîr dağı vardır. Tâ cebel-i Arafât'a müntehî bir kûh-ı bâlâdır. Bu kûhlarda ve büleydelerde cümle Türkmân kavmi sâkinlerdir kim lisân-ı kadîm kelimât ederler. İbtidâ lisânları Tatar-ı Buhârâ'dan (---)(---)(---) kalmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 62a ·
metinde göster ·
… rafından sekiz konakdır. Cânib-i şimâline kal‘a-i Amasiyye ve Merzifon ve Lâdik
dörder
konakdır ve cânib-i garbına kal‘a-i Tokat üç menzildir. (---)(---)(---)(---) …
Hakkâ ki ümmehât-ı bilâddır. Cümle Arabistân'da kaht [u] galâ olsa ümm-i dünyâ Mısır cemî‘i Arz-ı Mukaddes'i ve arz-ı garbî ve şarkî ve arz-ı Irâk'ı ganîmet eder, ammâ diyâr-ı Rûm'da ve diyâr-ı 76b Yunaniyân'da ve bilâd-ı Makedoniya'da kaht-ı hınta olsa bu ümmehât-ı bilâd olan vilâyet-i Sivas ol vilâyetleri ganîmet etdiginden ümmehât-ı bilâd tesmiye etmişlerdir. Hakkâ ki bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr vilâyet-i vâsi‘ ma‘mûr ve cemî‘i halkı mesrûr buk‘aları hûb u mergûb ve mezâri‘âtları vâfir ve hayrât u berekâtları mütekâsir ve halkının ni‘metleri firâvân ve her tarafda uyûn [u] enhârları cârî ve revân bir şehr-i âbâdândır. Gerçi diyâr-ı Türkmân ve Ermenîyân'dır ammâ ahâlîsi gâyet garîb-dost olduklarından her gice hânlarla sâkin olan garîb [u] gurebâları hânelerine da‘vet edüp ikrâm edüp üç dörd gün hizmetinde olup du‘â-yı hayr alırlar. Tâ bu mertebe her husûsda ganîmet-i şehr-i azîmdir. Bu şehr-i Sivas'ın cânib-i şarkîsinde şehr-i Erzurûm, Niksâr tarafından sekiz konakdır. Cânib-i şimâline kal‘a-i Amasiyye ve Merzifon ve Lâdik dörder konakdır ve cânib-i garbına kal‘a-i Tokat üç menzildir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 76a–76b ·
metinde göster ·
… yyâm ile türâb-ı rimâl ile pür olup hâlâ kıble ve gün doğusu rûzgârında gemiler
dörder
beşer demir ile yatamazlar. Elbette karaya düşer muhâlif limandır. Bir tarafı s …
Yüz elli mikdârı müfîd ü muhtasar dükkânları ve leb-i deryâda mahzenleri ve bayırlarında üzüm bağları vardır. Kâfir zamânı azîm limanı var imiş. Mürûr-ı eyyâm ile türâb-ı rimâl ile pür olup hâlâ kıble ve gün doğusu rûzgârında gemiler dörder beşer demir ile yatamazlar. Elbette karaya düşer muhâlif limandır. Bir tarafı sâfî balçıklı liman olmağıla Balçık İskelesi derler ammâ işlek iskeledir. Alaca yağ mumu meşhûrdur. Andan yine cânib-i şimâle
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 124b ·
metinde göster ·
Ve iskele başında ve gayri mahallâtlar içre cümle üç yüz aded mahzenlerdir. Zîrâ tüccâr kânıdır. Ve cümleden mükellef Serdâr hânıdır. Ammâ şehrine göre dekâkînleri azdır. Meyhâneleri serâpâ sazdır, bâde erbâbı cümle Lazdır ve sulehâsı gâyet azdır, ammâ âb [u] havâsı latîf yazdır. Ve bender iskelesi azîm olmağıla beher sene bin pâre şayka ve karamürsel ve zarbune ve çekelve gılâl doldurup İslâmbol'a giderler. Zîrâ bu bender Dobruca vilâyetinin iskelesi olmağıla galle ve sâ’ir hubûbât çok olur. Ammâ zâlim iskelenin limanı kıble ve gün doğusına nâzır ağzı açık olmağıla talattum-ı deryâ dağlar gibi gelüp dörder beşer demir üzre gemilerin yatmağa iktidârları olmayup hemân yüklerin alup yelken yırtup firâr ederler. Zîrâ her sene çok gemiler helâk olur. Ammâ Yanko ibn Madyan kral devrinde iki kapulu bir liman-ı azîm imiş. Hâlâ umk-ı deryâda dağlar gibi liman taşları tertîb üzre râyegândır. Hâlâ yine gelen keştîler bu liman temeli hudûdu içre yatarlar, ammâ zâlim gemiciler safra taşları limana taşlar döke döke liman dolup emn [u] emân olmaz oldu. Lâkin mülûk murâd edinse Kapudan Paşa donanma-yı hümâyûn ile varup limanı tathîr edüp gayri safra limana dökmeseler, dökeni gemi cundasına salb etseler liman selâmet olurdu. Allah tathîrin müyesser ede. Zîrâ gâyet elzem-i levâzımından liman-ı dâr-ı îmândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 125a ·
metinde göster ·
… kûmât edüp paşaya beş kîse, hâkime dörd kîse ve zahîre bahâsı ağasına ve paşaya
dörder
kîse hâsıl olur, a‘lâ hükûmetdir. Ve hâkim-i şer‘-i Resûl-i mübîni üç yüz pâyes …
Ammâ kal‘asın harâb etmişdir kim küffâr-ı dûzah-karâr Saltık Sultân'a kesret-i muhabbetleri olduğundan yine küffâr istîlâ etmesin içün sûrunu münhedim etmişdir. Ammâ niçe kerre yine Kazak, Yenisalâ nâm mahalden nehr-i Tuna kayıklarıyla gelüp bu Babadağı şehrin basup âsitâne-i Saltık Sultân'dan cümle sahûn u tancereleri ve haliçe ü kilimlerin alup giderken bir gün bir gice serserî gezüp şaykalarına vâsıl olamayup cümle bakır avânîleri yine tekyeye getirüp avdetde cümle küffâr il-vilâyet halkı destine girüp esîr-i bend-i hicrân olup bir cân-ı Kazak rehâ bulmayup deryâda gemileri dahi temevvüc-i yemmden kenar-ı deryâya düşüp pâre pâre olup ahâlî-i vilâyet mâl-ı ganâ’imle mu‘tenim oldular. Ol zamândan berü küffar Babadağı'na çıkmak ihtimâli yokdur. Ba‘dehû bu ahvâl-i pür-melâl Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘in mesmû‘-ı şerîfleri olup der-ân eyâlet-i Özi muhâfazasına me’mûr Sultân Ahmed Hân dâmâdı Âtike Sultân kocası Koca Ken‘ân Paşa'ya bir kıt‘a hatt-ı şerîf gidüp "Elbette başın sana gerek ise Babadağı şehri içinde cây-ı emân olmağiçün mahalle münâsib bir mürtefi‘ zemînde bir kal‘a-i metîn bünyâd edüp der-i devletime miftâhların îsâl edesin!" deyü yarlığ-ı belîğ-i şâhî dergâh-ı âlî kapucubaşı yediyle vâsıl oldukda Ken‘ân Paşa "sem‘an ve tâ‘aten" deyüp şehr-i Babadağı'nın cânib-i şarkîsinde bâğlar ucunda bir mürtefî‘ püşte-i âlî üzre bir kal‘a-i zîbâya esâs bırağup bu kulle-i azîm itmâm bulduğu mahalde Ken‘ân Paşa ma‘zûl olup hâlâ esâs-ı kal‘a ve kulle dizdâr ve neferâtsız hâlî ve mu‘attal kaldı. Ammâ kal‘a itmâm bulsa Babadağı şehri cây-ı emân olurdu. Ammâ efendimiz Melek Ahmed Paşa kal‘ayı itmâm etmeğe murâd edinüp rikâb-ı hümâyûna arz etdikde paşa dahi ma‘zûl olup eyâlet-i Özi'yi Vezîr Siyâvuş Paşa'ya ihsan edüp Melek Ahmed Paşa'ya Rûmeli eyâleti in‘âm olundu. Hâlâ Babadağı kal‘aya muhtâcdır. Zîrâ bender-i şehr-i mu‘ammerdir kim imâret kal‘a lâzımdır. Bu şehir Özi eyâletinde Paşa hâssı voyvodalığıdır. Yüz aded tevâbi‘iyle hükm-i hükûmât edüp paşaya beş kîse, hâkime dörd kîse ve zahîre bahâsı ağasına ve paşaya dörder kîse hâsıl olur, a‘lâ hükûmetdir. Ve hâkim-i şer‘-i Resûl-i mübîni üç yüz pâyesiyle şerîf kazâdır. Ammâ niçe kerre beş yüz akçe mollalara sadaka olunmuşdur. Cümle yedi aded nevâhî nâ’ibleri vardır ve cümle yüz aded nâhiye kurâlardır kim zahîre-bahâ tahsîline gidüp geşt ü güzâr etdiğimiz kurâlardır kim tahrîr olunur. Evvelâ karye-i Hergeleci ve karye-i Sebil-i İlyâs ve karye-i Küçük Sarı ve Düğlek ve Sabança ve Acıgöl ve Sarı Nasûh ve Kara Hâbil ve Ahmed Fakı ve Tatar Çamurlusu ve Sarıgöl ve Konkaz ve Hacılar ve Teretsinlik ve Na‘lband ve Kızılhisâr ve Kamber ve Armudlu ve Karka ve Başköy ve Bahşâyiş ve Çineli ve Atmaca ve Çukurova ve Kayalıdere ve Eskibaba ve Çağatay-ı zîr ve Çağatay-ı bâlâ ve Kargalığ-ı zîr ve Kargalığ-ı bâlâ ve Demlik-i zîr ve Demlik-i bâlâ ve Deliâlî ve Seleli ve Lütfîbeğ ve Türk Çamurlusu ve Ayaklıbeğ ve Arnavudlu ve Hacı İvaz ve Sarıgöl ve Kızılca Velî ve Kâsımça ve Kaçamak ve Karye-i Eski ve Koçubeğ 127a ve Uzun İnehân ve Toksofu ve Kulalı ve Gevherli ve karye-i Yeni ve Kireçlik ve Çonkar ve Kavacıkköy ve kasaba-i Ester-i azîm ve Bâzârlı ve Gerencik ve Bilâl Kışlası ve Dânehacı ve kasaba-i Karamurâdlı ve Köstelli ve Karatay ve Durhanlar ve Mamay ve Hoca Alî ve Karakoyunlu ve Çıkrıkçı ve Şeyh Emân ve Taşağılı-i zîr ve Taşağılı-i bâlâ ve Arnavutlu ve Müstahfızân ve kal‘a-i Karaharman ve Sultânkara ve Pelidli ve Yuvacı ve Abdülbârî ve Tanrıverdi ve Kocalak ve Aydın ve karye-i Sarı ve Kara Nasûh ve Kasaplı ve Düğüncü ve Sofular ve Ganîbucak ve Karamân ve kal‘a-i Yenisala bir yalçın kaya üzre evc-i semâya ser çekmiş bir kal‘a-i serâmeddir. Ammâ içinde koyun çobanları sâkin olur. Bâyezîd Hân-ı Velî fethidir. Karaharman'a cereyân eden Tuna tur‘ası nümâyândır, ammâ etrâfında kurâları gâyet ma‘mûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 126b–127a ·
metinde göster ·
… ammâ iki minâresi üçer yollu olmağıla her birinin ikişer yolu dahi ziyâde olup
dörder
yüz altmış ayak dahi ziyâde olur. Bu takdirce üç aded yolunda bir minârenin alt …
Ve dörd minârelerin üçer kadeh şerîfeden on iki tabaka eder. Ana alâmetdir kim, Sultân Selîm-i Sânî on ikinci pâdişâh-ı Âl-i Osmânî ola. Ve her şerîfesinin dîvârları eyle müşebbek oymadır kim gûyâ Fahrî mıkrâs-ı lâ ile Hıtâyî kâğızdan oymuş müşebbeklerdir. Ve dördü dahi ikişer yüz otuzar kademe taş nerdübân ile urûc olunur, ammâ iki minâresi üçer yollu olmağıla her birinin ikişer yolu dahi ziyâde olup dörder yüz altmış ayak dahi ziyâde olur. Bu takdirce üç aded yolunda bir minârenin altı yüz toksan kademesi olur ki dördü de eflâk-i semâya kad çekmiş "Kad kâmeti's-salâ" mahalli minâre-i ra‘nâlardır. Garâbet bunda kim bu şehr-i Edirne'ye dâhil olurken elbette çâr tarafında dörd aded şâhrâh-ı azîmlerdir. Her kankı yoldan Edirne'ye dâhil olursan bu Selîmiyye'nin dör[d] minâresi iki görünüp altı şerîfeli görünür, eğer bu‘d [u] kurbdan olsun. Bu gûne hendese üzere tarh olup iki minâre nümâyândır. Ammâ derûn-ı şehirde tarîk-i âmları muharrif-gûne olmağıla yine dörd görünür. Garâ’ib-i temâşâ-yı minâre-i ibret-nümâlardır. El-hâsıl rub‘-ı meskûnda misilleri yokdur ve taklîd dahi kabûl etmez vâcibü's-seyr bânghânelerdir kim her gören bu mısra‘ı terennüm eder. Mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 155b ·
metinde göster ·
… ları var kim gûyâ her biri birer kulle-i Kaf'dır. Ammâ sâ’ir kal‘alar gibi üçer
dörder
kat değildir. Ancak bir kat hisâr-ı üstüvârdır.
Ammâ şimâli ve cenûbu ve garbîsinde handakı (---)(---) Ve şekl-i murabba‘ı rükünlerinde sedd-i Ye’cûc-misâl bürûcları var kim gûyâ her biri birer kulle-i Kaf'dır. Ammâ sâ’ir kal‘alar gibi üçer dörder kat değildir. Ancak bir kat hisâr-ı üstüvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 200a ·
metinde göster ·
Hatta bu hakîr sa‘b kılâ‘lardan} kal‘a-i Afyonkarahisârı ve kal‘a-i Şabinkarahisârı ve kal‘a-i Mekü ve kal‘a-i Van-ı sedd-i imân ve kal‘a-i İmâdiyye ve kal‘a-i Markab ve kal‘a-i Hasan ve kal‘a-i Ermenak ve kal‘a-i Gerek, bunlar Anadolu kal‘alarıdır, ammâ diyâr-ı Rûm'da kal‘a-i Benefşe ve kal‘a-i Gördüs ve kal‘a-i Misistre ve kal‘a-i 211a Yayiçse ve kal‘a-i Şin ve kal‘a-i Sîn ve kal‘a-i Bulgari ve kal‘a-i İzvornik ve kal‘a-i Arnavud Belgradı ve kal‘a-i Akkirmân ve cezîre-i Kırım'da İnkirmân ve kal‘a-i Sudak ve kal‘a-i ibret-nümâ-yı Menkup. Bu bâlâda tahrîr olunan kılâ‘-ı Hudâyîleri bu abd-i kemter-i ahkar görmek müyesser olup ammâ bu kal‘a-i Mardin'e birisi müşâbih değildir. Zîrâ zirve-i a‘lâsına urûc edince kâmil iki fersahda çıkılır. Cânib-i erba‘asında üçer dörder menzil yerden nümâyân bir kal‘a-i sedd-i imândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 210b–211a ·
metinde göster ·
… rıca piyâdeleri içre balyemez toplar ve kâmil elli aded şâhî darbzen topları ve
dörder
çift araba atları çeküp Pinyanişî ince karavula ve yemîn ü yesârda yine ince ka …
Ba‘dehû bu Tahtıvân'dan cânib-i garba şehr-i Bitlîs'e doğru Rahova sahrâsı içre kalb-i askerde paşanın on iki bin güzîde askeri önü sıra ve yetmiş bayrak sekban ve sarıca piyâdeleri içre balyemez toplar ve kâmil elli aded şâhî darbzen topları ve dörder çift araba atları çeküp Pinyanişî ince karavula ve yemîn ü yesârda yine ince karavul beğleri ve Mahmûd[î] hâkimi sol çarhacı ve Malazgird beği sağ çarhacı ve Van askerinin sağ kol cümle sağında ve solkol askeri cümle solunda ve sâ’ir ümerâlar me’mûr olduğu kollarında ve Bârgîrî beği ve Bâyezîd beği gerüde kazandibi ve dündâr asker ile gelmede. Ammâ imdâda gelmeyen Van beğlerinin taraflarına dokuz aded bizimle olan beğleri bizim askerin sol tarafına me’mûr edüp anlar dahi dağlar içre ve püşte-i âlîler üzre karavullar ve nigehbânlıklar edüp ayak ayak sol tarafımızda mezkûr ümerâlar da yürümede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 263b ·
metinde göster ·
… rkîsinde şehr-i Tebrîz ve cenûbunda şehr-i Erdebil cümle bu şehirler Rûmiyye'ye
dörder
menzil mesâfe olduğundan hâlâ müverrihân-ı İrân-zemîn bu Rûmiyye'yi "Belde-i ev …
Diyâr-ı Âzerbaycân'da bu da şehr-i mu‘azzam imiş. Acem destine girmek ile belde-i evsat demişlerdir. Hakkâ ki {cânib-i} garbîsinde şehr-i Şehrezûl ve şimâlinde Salmas ve şehr-i Tesûy ve şarkîsinde şehr-i Tebrîz ve cenûbunda şehr-i Erdebil cümle bu şehirler Rûmiyye'ye dörder menzil mesâfe olduğundan hâlâ müverrihân-ı İrân-zemîn bu Rûmiyye'yi "Belde-i evsat" ile yâd ederler. Hâlâ bir belde-i mutavassıtadır. Ammerallah. 295b Hatta bir fetâ atıyla murâd edüp gitse bu şehirden şehr-i {Van'a} ve Revân'a dahi dörd menzilde irer, ammâ hakîr cihânı temâşâ içün beşer ve altışar sâ‘at giderdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 295a–295b ·
metinde göster ·
… cânib-i şarkîsindedir ve beynehümâları beş merhaledir kim her merhalesi yigirmi
dörder
bin adımdır. Şehr-i kal‘a-i Kasrü'l-Lusûs ve şehr-i Gazvîn ve bu şehr-i Hemedân …
Evvelâ şehr-i Hemedân Irâk-ı Acem'de belde-i cebelden add olunur. Ya‘nî Kürdistân kûhlarının cânib-i şarkîsinde vâki‘ olan şehirlerdendir ve şehr-i kadîm bu Hemedân'ın cânib-i şarkîsindedir ve beynehümâları beş merhaledir kim her merhalesi yigirmi dörder bin adımdır. Şehr-i kal‘a-i Kasrü'l-Lusûs ve şehr-i Gazvîn ve bu şehr-i Hemedân üçü birbirlerine karîb olup sac ayağı vâki‘ olmuşdur. Hâk-i amber-pâkleri birbirlerine müşâdır. Mâbeynlerinde gayrı şehir yokdur. Ammâ kend-i ma‘mûrlar yokdur ve Hemedân şehri hâyilinde yaylağ-ı kûh-ı Elvend Arab u Acem'de meşhûr yaylağ-ı azîmlerdir kim niçe kerre yüz bin behâyimle niçe bin kavm-i Ekrâd u tâ’ife-i Türkman yaylalanırlar. Hattâ şu‘arâ-yı Ekrâd:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 311a ·
metinde göster ·
… â Harem-i şerîf etrâfında yedi aded minâre-i âlî olmışdır kim her biri beşer ve
dörder
şerîfeli minâre-i bâlâlardır. Ba‘dehû Devânıkî Hazret-i Resûl'i vâkı‘asında gör …
Bânî-i sâlisi, Âl-i Emeviyyûn'dan el-Melikü'l-Devânîkî tevsî‘ etdi ve gâyet ma‘mûr etdi. Bu Mansûr-ı Devânıkî gâyet hasîs ü le‘îm ü nekes kes olup hisset denâ’etinden bir dankı hisâb etdiğiyçün Mansûr-ı Devânıkî derlerdi. Gerçi gaddâr halk eyle derler ammâ Âl-i Emeviyyûn'dan eyle bir sâhib-i kerem ve sâhibü'l-hayrât gelmemişdir. Bu Bağdâd kal‘asın tevsî‘ etdikden sonra Mekke-i mükerreme'ye varup Harem-i Mekke'yi ve cemî‘i kıbâbların müceddeden tevsî‘ edüp ve iki aded minâre-i serâmed inşâ edüp hâlâ Harem-i şerîf etrâfında yedi aded minâre-i âlî olmışdır kim her biri beşer ve dörder şerîfeli minâre-i bâlâlardır. Ba‘dehû Devânıkî Hazret-i Resûl'i vâkı‘asında görüp "Yâ Mansûr, benim şefâ‘time gel!" derler. Hikmet-i Hudâ ertesi Mansûr-ı Devânıkî merhûm olup Mekke-i Mükerreme hâricinde cânib-i şimâlde Bâb-ı Mu‘allâ nâm bir makâm-ı benâmda kıbâbı içinde medfûndur. Rahmetullahi aleyh. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 333a ·
metinde göster ·
… ir. Mîl hisâbı üzre kal‘a-i Bağdâd yedi mîl sekiz yüz adım ziyâdedir ve her mîl
dörder
bin adımdır. Eğer mîl hisâbı ve eğer Ekrâd melmak hisâbı üzre kal‘a-i Bağdâd (- …
Ve kal‘a dîvârı üzre âheste âheste yürümek ile kal‘a-i Bağdâd'ın çâr kûşesi dâ’iren-mâdâr, Bağdâd-ı üstüvâr yigirmi sekiz bin sekiz yüz adımdır kim iki buçuk fersahdan iki yüz adım eksik kal‘adır. Zîrâ her fersah on iki bin adımdır. Bu hisâb üzre sûr-ı Bağdâd iki fersah ve dörd bin sekiz yüz adım ihâta eder kal‘a-i kebîrdir. Mîl hisâbı üzre kal‘a-i Bağdâd yedi mîl sekiz yüz adım ziyâdedir ve her mîl dörder bin adımdır. Eğer mîl hisâbı ve eğer Ekrâd melmak hisâbı üzre kal‘a-i Bağdâd (---) sâ‘atde devr olunur. Ammâ Şattu'l-Arab'ın cenûb tarafı kûşesinden Akkapu cânibinden tâ İmâm-ı A‘zam tarafındaki kal‘a-i Bağdâd kûşesine gelince kal‘a-i Bağdâd'ın handakı hârici kenârıyla hisâr-ı Bağdâd'ın dâ’iren-mâdâr cirmi kâmil otuz bin hatve-i levendânedir. Ammâ handakı ol kadar amîk değildir, ammâ altmış zirâ‘ enlidir. Şattu'l-Arab tuğyân ile cereyân itse handak Şattu'l-Arab ile leb-ber-leb olur. Ve Akkapu tarafı handakı gâyet vâsi‘ ve arîz ve amîkdir. (---) kat kal‘a dîvârıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 340a ·
metinde göster ·
… t Heremeyn dağları nâmıyla ma‘rûf üç aded amelî ve çâr-kûşe dağlardır kim ikisi
dörder
yüz arşın âlî binâ olunup evc-i âsumâna ser çekmişlerdir. Biri gâyet alçacık yi …
Ammâ sene (---) târîhinde Âl-i Abbâsiyân'dan Me’mûn Halîfe diyâr-ı Bağdâd'dan diyâr-ı Mısr-ı Kâhire-i mağziyye-i Ümm-i Dünyâ'ya gelüp şehr-i Fustât ki Mısr-ı atîkdir, anın mukâbelesinde nehr-i Nil aşrı Cîze şehri garbîsinde nîm sâ‘at Heremeyn dağları nâmıyla ma‘rûf üç aded amelî ve çâr-kûşe dağlardır kim ikisi dörder yüz arşın âlî binâ olunup evc-i âsumâna ser çekmişlerdir. Biri gâyet alçacık yine çâr-kûşe amelî seng-binâ kûh-ı sağîredir. Hâlâ bu kûhlara elsine-i nâsda Fir‘avn dağı derler. Me’mûn Halîfe bu kûh-ı bülendlerde defîne vardır deyü bu kûh-ı Heremeynleri asker-i deryâ-misâline ve üstâd-ı kûh-kenlere bu kûhları nakb u kam‘ u hedm etdirüp yetmiş günde güc ile bir defîne mâla râst gelüp anda bir seng-i hârâ üzre hatt-ı Hazret-i İdrîs-i hoş-nüvis ile bir hacer zâhir olup böyle tahrîr etmiş kim "Ey bu makâlîd-i âlîlerden defîne istihrâcına mukayyed olan mülûk. Ne kadar cidd ü cehd-i tâm-ı ihtimâm itsen renc [ü] anâ çeküp ifnâ-yı vücûd etdiğin günlerin masrûfu kadar mâla mâlik olursun, ve's-selâm. Ammâ ilm-i târîh ve ilm-i evvelîn ü âhirîn istersen, hâsıl olup bu edîm-i arzın ibret hırmeni mahsûlün dirersin, ve's-selâm. Ve illâ dahi ziyâde tama‘-ı hâma düşersen ifnâ-yı vücûd edersin, hatmü'l-kelâm." deyü merkûm seng-i hârâda bu gûne hatları Me’mûn kırâ’at etdikde cemî‘i ulemâsıyla Me’mûn Halîfe müşâvere edüp kenz-i Kârûn'dan ferâğat edüp "Hemân bize ilm-i evvelîn ü âhirîn lâzımdır. Elbette ana müte‘allık kitâblar vardır." diyerek cebel-i Heremeynleri kam‘ u hedm ederek bir kubbe-i yekpâre zâhir olup anı kam‘ edüp derûn-ı kubbeye duhûl edüp gördüler kim mâl-â-mâl deve kemikleri ve fil ve gergerdân üstühânlarıyla leb-ber-leb olmuş bir kubbe-i nüh-tâk cümle kemikler üzre hatt-ı gûnâ-gûnlar yazılmış ve niçe bin gûne rümûzlar kazılmış. O kubbeden içeri bir tuç bâb-ı sağîre nümâyân olup ol dervezeyi hâh nâ-hâh küşâde kılup gördüler kim bir kubbe-i ser-bülend-i nuh-tâkı eflâke kemend atmış ammâ derûn-ı kubbe kat-ender-kat kitâb-ı müstetâblar ile mâl-â-mâl.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 399b ·
metinde göster ·
guruş olur ve ben sana Muş'da ze‘âmet de verirem ve sana câriyeler verüp evlend …
"İşte sene bir nânpâre-i boyahâne. Beher yevm dörder guruş olur ve ben sana Muş'da ze‘âmet de verirem ve sana câriyeler verüp evlendir ve barhlandıram" deyü bir şâhnâme ve bir Kitâb-ı Gülistân ve yüz guruş-ı İşpanyan verüp bir kat libâs verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 9a ·
metinde göster ·
… iz aded dere ve depe ve dağ ve bayır ve deşt ve püşteler üzre birbiri üzre üçer
dörder
kat sarâylar ve gayrı ağniyâ hâneleridir kim cümlesinin revzenleri cânib-i şark …
Hakkâ kim ba‘zı sarâyda ikişer üçer hammâm vardır. Gerçi bir küçük şehir görünür, ammâ sekiz aded dere ve depe ve dağ ve bayır ve deşt ve püşteler üzre birbiri üzre üçer dörder kat sarâylar ve gayrı ağniyâ hâneleridir kim cümlesinin revzenleri cânib-i şarka ve şimâle nâzır dağlara yamanmış birbirinden âlî ve havâdâr ve kârgîr binâ büyût-ı ra‘nâlardır. Cümle kiremit ile mestûr la‘lgûn reng bir şehr-i bî-ceng, belde-i mu‘azzam, şehr-i garîb ü acîbdir, lâkin aşağı şehir etrâfında varoş hisârı yokdur, ammâ her tarafında tedrîbe kapuları vardır. celâlî ve cemâlîden mahfûzdur. 23a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 22b–23a ·
metinde göster ·
at ki her biri fîle benzer. Alman vilâyetinden ve vilâyet-i Daniska'dan ve vilâ …
Ve araba çeken dörder at ki her biri fîle benzer. Alman vilâyetinden ve vilâyet-i Daniska'dan ve vilâyet-i Danimarka'dan gelme atlar kim cümlesi yüz altmış araba atları idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 52a ·
metinde göster ·
… â Âl-i Osmân askeri üzerinden ubûr etdikde aslâ asâkir-i İslâma izdihâm olmayup
dörder
kat arabalar yan yana bilâ-usret ubûr ederlerdi. Bu cisrin yemîn ü yesârında ko …
Hattâ Âl-i Osmân askeri üzerinden ubûr etdikde aslâ asâkir-i İslâma izdihâm olmayup dörder kat arabalar yan yana bilâ-usret ubûr ederlerdi. Bu cisrin yemîn ü yesârında korkulukları âdem kaddi kadar yek pâre taş kenârelerin üzerlerinde taşdan âdem kellesi kadar müdevver taşlarla cisir kenârı müzeyyen olmuşdur. Efvâh-ı nâsda eyle şâyi‘dir kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 99b ·
metinde göster ·
… ini cümle ümmet-i Muhammed esîrleri çeker ve cümle yüz mankadır kim her mankada
dörder
kâfir yatup âmâdedirler. Ve her kürekte sekizer kat müslimler kürekde hâzır-bâş …
Ve limanına iki yüz barça ve galyon ve karaka ve kadırga sığar liman-ı kebîrdir. Hattâ bu liman içre iki aded Venedik mavunaları var idi kim eğer anları ta‘bîr ü tavsîf etsek başka bir müdevven olur. Ancak şundan ma‘lûm ola kim her biri birer dağ pâresi gibi kıçları ve başlarında onar pâre balyemez topları var ve kıçda ve ortada ve başda üç direkleri üzre filandıra ve haçlı ve Sanmarko tasvîrli sancak ve bayraklar ile müzeyyen bir ibret-nümâ ma‘ûnelerdir kim yemîn ü yesârında ellişer aded küreklerini cümle ümmet-i Muhammed esîrleri çeker ve cümle yüz mankadır kim her mankada dörder kâfir yatup âmâdedirler. Ve her kürekte sekizer kat müslimler kürekde hâzır-bâşlardır ve kıçda ve başda üç yüz pür-silâh kefere-i Hırvad ve Islovin ve Dodoşka ve Karadağlar ve Kilimente Arnavud ve Uskok aznavur cengâverleri ve iş erleriyle âmâdedirler. Bu mavunaların her biri birer kal‘a-misâl olup bu İspilet'den Venedik'e tüccâr ve metâ‘ götürüp getirirler. Venedik küffârı böyle altı aded mavnalara mâlikdir kim bir kral-ı dâll mâlik olmamışlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 149b ·
metinde göster ·
aded billûr câmlı sobalar var kim câmlardan âteşleri görünür. Ve dellâkları cüm …
Hammâmın çâr-kûşesinde dörder aded billûr câmlı sobalar var kim câmlardan âteşleri görünür. Ve dellâkları cümle kocakarılardır kim her biri birer hukemâ fertûte-i pîrezendir. Hukemâ-yı kudemâ böyle hammâm te’lîf etmişler kim aslâ âdem sıkılup sudâ‘ vermez. Ve cümle şâhrâhları serâpâ beyâz mermerleri üstâd bennâ hemvâr döşeyüp her kaçan çamur olur şekilli olsa Tise yaylağı dibinden akan nehri kal‘a ensesinden yokuş aşağı akıdup her sokakları hâne sahipleri cârûblar ile süpürüp ol kadar pâk sokaklar olur kim bal döksen yalanır, zîrâ cümle küffârlar yedinde ol kadar pâkdır kim bir diyâr kefereleri böyle değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 13b ·
metinde göster ·
… akları cümle harîr zünnâr teybend kuşakdır. Ve bu Macar tâ’ifesi pür-silâh atlı
dörder
ve beşer tüfengli yarar katanalardır. Bu sipâhları ekseriyyâ güderi dolama ve g …
Bunlar dahi gayri kavm-i Macar gibi yeşil ve kırmızı ve gûnâ-gûn çukadan semmûr ve zerdeva postu kaplı kalpak geyüp gûnâ-gûn çukadan dolamalarının yenleri ve göğüsleri altına gümüş düğmelidir ve çakşırları ve kutmenleri cümle çuka-i rengârengdir ve pâbuçları sarı ve kırmızı kubâdî serhadli pâbucudur. Ve kuşakları cümle harîr zünnâr teybend kuşakdır. Ve bu Macar tâ’ifesi pür-silâh atlı dörder ve beşer tüfengli yarar katanalardır. Bu sipâhları ekseriyyâ güderi dolama ve güderi çakşır geyerler, ammâ avretleri cümle harîr rokla ve gûnâ-gûn fisdân geyüp kızları geysûların ve zenânelerinin başlarında elvân harîr arakıyyeler üzre gûnâ-gûn incü ve la‘l [ü] yâkûtlu istifanlar ile müzeyyen ve dûşîze ve kâlim zenân-ı sâhib-isyânlardır. Bunlar dahi sarı ve turuncî sahtiyandan elvân kubâdî pâbuçlar geyüp gezerler. Cemî‘i Erdelistân keferelerinin ve zenânelerinin esvâbları böyledir. Nemse ve Fireng gibi Eflâtûniyye kara şapkalı değillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 19a ·
metinde göster ·
… ı mehtâblar ve perî-peyker ve melek-manzar kızlar alup hisâb etdik, âdem başına
dörder
ve beşer esîr düşdü, ammâ bindirecek atlarımız yok. Hemân şehir içre yayılup ol …
Bizler beri tarafda murâd [u] merâmımız üzre güzîde pençe-i âfitâb gulâm-ı mehtâblar ve perî-peyker ve melek-manzar kızlar alup hisâb etdik, âdem başına dörder ve beşer esîr düşdü, ammâ bindirecek atlarımız yok. Hemân şehir içre yayılup ol kadar at bulduk kim beş ol kadar esîrlerimiz olsa kifâyet [eder].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 22a ·
metinde göster ·
… Alina Kral'a Hârûnu'r-Reşîd tarafından Seyyid Battâl Gâzî elçi gelüp beher sene
dörder
kerre yüz bin altun vermeğe der-uhde edüp sulh [u] salâh olmuş idi.
Ba‘dehu Ciniviz kralı Akdeniz'den Karadeniz'de olan kal‘alarına İslâmbol tekûru derdinden Karadeniz'e donanma gidüp gelemediğinden Ciniviz kralı Akdeniz'de ve Karadeniz'de biner pâre donanma gemileri müheyyâ edüp Bağdâd'da Hârûnu'r-Reşîd'den İslâmbol'u urmağa me’zûn oldu, zîrâ ol asırda İslâmbol tekûru Alina Kral'a Hârûnu'r-Reşîd tarafından Seyyid Battâl Gâzî elçi gelüp beher sene dörder kerre yüz bin altun vermeğe der-uhde edüp sulh [u] salâh olmuş idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 49b ·
metinde göster ·
… icmâl defteri bu hakîrin manzûru olup "Beher sene Budin kullarının mevâcibleri
dörder
bin altmış kîse ulûfeleri eder. İki bin kîse dahi eyâlet ağaları ve cizyedârlar …
Bu kadar vâsi‘ eyâletden Âl-i Osmân hazînesine bir kara mankır ve bir dâne dânk u tânk ve nukra-i fülüs-i ahmer gelmediğinden mâ‘adâ eyâlet-i Bosna'da Sirebreniçse'nin gümüş ma‘deni var ve İzvornik memlehaları ve Çaçka ve Rodnik harâcları ve cümle niçe kurâ vü kasabât hâsları cümle Budin kulu aklâmıdır. Hattâ Rûmeli eyâletinde bile niçe mukâta‘ât hâslar cümle Budin mukâta‘acısı der-i defterinde mastûrdur kim icmâl defteri bu hakîrin manzûru olup "Beher sene Budin kullarının mevâcibleri dörder bin altmış kîse ulûfeleri eder. İki bin kîse dahi eyâlet ağaları ve cizyedârlar ve vâlîler ve birovlar ve mübâşirler ve kadılar tahsîl eder" deyü tahrîr olunmuşdur, zîrâ büyük eyâlet-i ma‘mûredir ve asâkir-i İslâmı çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 79a ·
metinde göster ·
… e tahtası örtülü ikişer kat kârgîr binâ evlerdir, ammâ yukaru hisâr evleri gibi
dörder
ve beşer kat evler değildir.
Sitâyiş-i varoş-ı ma‘mûr Tabahâne-i müzeyyen: Nehr-i Tuna kenârında Budin kal‘ası kayaları ve Gerz İlyâs dağı kayaları deresinde bir vâsi‘ öz içre kâmil bin hâneli ma‘mûr varoşdur kim 84a cümle şindire tahtası örtülü ikişer kat kârgîr binâ evlerdir, ammâ yukaru hisâr evleri gibi dörder ve beşer kat evler değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 83b–84a ·
metinde göster ·
… îde bahâdır ve şecî‘ ve nâmdâr yiğitleri var. Cümlesi bir yere seğirdim etseler
dörder
ve beşer çatal atlar ile seğirdüp her birinin elinde ve belinde ve yeninde ve y …
Mezkûr yigirmi aded ağaların cümle (---) aded kal‘a neferâtları vardır, ammâ bunlar cümle kal‘a müstahfızânlarıdır. Kal‘adan ba‘îd aslâ bir yere gitmezler, ammâ kapudan ve askeri ve martolosân ve çeteciyân ve poturacıyân, bunlar çete ve poturalara gidüp baş ve dil alup ba‘zı ulak ve yolcuları götürüp getirmeğe me’mûr askerlerdir, ammâ cümlesi gâyet güzîde bahâdır ve şecî‘ ve nâmdâr yiğitleri var. Cümlesi bir yere seğirdim etseler dörder ve beşer çatal atlar ile seğirdüp her birinin elinde ve belinde ve yeninde ve yakasında ve atlarının eğer kaşlarında ve terkilerinde beşer ve altışar aded çarhlı karabina tüfengleri var. Cümle esbâbları Macar gibi güderi dolama geyerler. Gören bunları Macar katanası sanırlar, zîrâ şeb [ü] rûz Macar içinde ceng etmededirler. Ve cümlesi fasîh ü belîğ Macar lisânı bilirler. Bu lisânlarıyla tâ vilâyet-i Alaman'a gidüp esîr kapup gelirler. Gâyet zehr-i mârdan kattâl asâkir-i sâhib-i celâldirler. Hattâ Budin kavmi bu Üstürgon gâzîlerine mu‘âdil olamaz, zîrâ bunlar hışm-ı sihâm-ı kazâ-yı mübrem gibi bî-amân kavmdirler. Cemî‘i Macaristân'da bir Tatar askerinden bir dahi bu Üstürgon kavminden havf ederler. Hattâ diyâr-ı Alaman'da bir kâfir bir kefereye söğse,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 93a ·
metinde göster ·
… îvârı nehr-i Tuna kenârında aşağı varoş dîvârıdır. Gayri kara tarafları üçer ve
dörder
ve beşer kat bölme bölme dîvârlar ve palankalar ve tabyalardır. Ve gerçi bu kal …
El-hâsıl bu kal‘a-i Üstürgon kaç kat kal‘adır, diyecek değildir, zîrâ ba‘zı yeri üç katdır ve ba‘zı mahalli beş katdır. Ancak Tuna kenârı iki kat sedd-i Kahkahâ-vâr dîvâr-ı üstüvârdır. Bir katı Tuna'ya nâzır yukaru hisâr dîvârıdır ve bir kat dîvârı nehr-i Tuna kenârında aşağı varoş dîvârıdır. Gayri kara tarafları üçer ve dörder ve beşer kat bölme bölme dîvârlar ve palankalar ve tabyalardır. Ve gerçi bu kal‘a küçükdür, ammâ şâhin ve şehbâz yuvasıdır. Hîn-i muhâsarada ale'l-gafle bu kal‘a içre beş bin aded âteş-i fitil tüfengli ve bin aded atlı, kağan arslan, gâziyân, dilâverân yiğitler çıkar. Ve bunda olan cebehâne-i firâvân kal‘a-i Ustolni'de yokdur. İle'l-ân emîn ola, hafizahullâhu Ta‘âlâ ilâ ınkırâzı'd-devrân, âmîn ve yâ Mu‘în ve yâ Müste‘ân.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 97b ·
metinde göster ·
… harâb u yebâb eder. Hemân buna çâre oldur kim bu Depedelen kayasın beş on aded
dörder
ve beşer hazîneli lağımlarla ender-havâ mu‘allakest dediği gibi lağımlarla bu d …
El-hâsıl sarp palankadır, ammâ Allâhümme âfinâ ibtidâ düşman geldikde der-ceng-i evvel bu hisâra sarılup aldıkda andan kal‘a-i Üstürgon'u top ile döğe döğe harâb u yebâb eder. Hemân buna çâre oldur kim bu Depedelen kayasın beş on aded dörder ve beşer hazîneli lağımlarla ender-havâ mu‘allakest dediği gibi lağımlarla bu depeyi sehel hâke berâber etseler henüz kal‘a-i Üstürgon sedd-i Kahkahâ olurdu, Allâhümme yessir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 97b ·
metinde göster ·
… e idi, cümle küffâr kal‘adan çıkup arabalarına dolmağa başlayup cümle arabaları
dörder
ve altışar atlı hınto arabalar kim her biri billûr ve necef ve moran câmlı arab …
Andan ertesi gün ki yevm-i selâse idi, cümle küffâr kal‘adan çıkup arabalarına dolmağa başlayup cümle arabaları dörder ve altışar atlı hınto arabalar kim her biri billûr ve necef ve moran câmlı arabalarına esbâb [u] eskâllerin tahmîl etdiklerinde Defterdâr Ahmed Paşa tarafından âdemler ta‘yîn olunup mâl-ı hazâ’inden ve cebehâne-i pâdişâhîden arabalar içre ne bulundu ise mîrîye zabt olunup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 119a ·
metinde göster ·
kat elekler içine unlar dökülüp yine çarhlar hareket etdikçe üç dörd gûne unlar …
Ve Komaran kapusunun iç yüzünde bir mudhik ibret-nümâ un değirmeni vardır, aslâ ve kat‘â ne at ve ne sığır çevirir. Dörd aded yerde dörd göz değirmândir kim cümle çarhların hammâm kubbesi kadar sâ‘at şakulası gibi şakulalar cümle değirmenin çarhların deverân etdürüp âdem yapışmadan unlar öğünüp üçer dörder kat elekler içine unlar dökülüp yine çarhlar hareket etdikçe üç dörd gûne unlar öğünür. Ve bu çarhların ekseriyyâ âletleri cümle demirdir, ammâ dollâbları serâpâ ağaçdandır. Bu âletleri bir ma‘sûm çevirse bilâ-usret fırlak gibi çevirir acâ’ib ü garâ’ib tasnî‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 131b ·
metinde göster ·
Hattâ hakîr bu şehirde iken şehrin cânib-i erba‘asında sekiz yerde
dörder
aded gemi direkleri üzre evc-i semâya berâber köşkler yapup her birinde her gec …
Hattâ hakîr bu şehirde iken şehrin cânib-i erba‘asında sekiz yerde dörder aded gemi direkleri üzre evc-i semâya berâber köşkler yapup her birinde her gece altışar aded tüfeng-endâz yiğitler nevbet bekleyüp şehri hıfz [u] hırâset ederlerken ol gece dağdan üç yüz aded küffâr şehr-i Nevesin'i gâret etmeğe geldikde mezkûr karavulhânelerden kâfire kurşumu bârân-ı la‘net gibi yağdırup yetmiş üç kadar kâfir mürd olup kırk beş adedi dahi esîr-i bend-i zincîr olup bakıyyetü's-süyûf-ı Bundukları hâ’ib ü hâsir dâr-ı menhûslarına cümle firâr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 149b ·
metinde göster ·
… âta edüp hemân garb tarafı Çiftlik nâm varoş-ı azîmdir. Ve bu iki kal‘alar dahi
dörder
köşe vâkı‘ olmuşken şimdi ikisi bir olup şekl-i murabba‘dan tûlânî oldu.
Ve cümle yigirmi üç aded şâhî balyemez ve gayri düşmana amân vermez topları vardır. Ve bu iki aded kal‘anın cânib-i selâsını nehr-i Neretva ihâta edüp hemân garb tarafı Çiftlik nâm varoş-ı azîmdir. Ve bu iki kal‘alar dahi dörder köşe vâkı‘ olmuşken şimdi ikisi bir olup şekl-i murabba‘dan tûlânî oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 162b ·
metinde göster ·
… ûmisi altı mahalledir ve cümlesi kâmil bin aded kat-ender-kat ikişer ve üçer ve
dörder
kat serâpâ ağaç binâ ve cümle şindire tahta örtülü evlerdir, ammâ cümleden ma‘m …
Ve umûmisi altı mahalledir ve cümlesi kâmil bin aded kat-ender-kat ikişer ve üçer ve dörder kat serâpâ ağaç binâ ve cümle şindire tahta örtülü evlerdir, ammâ cümleden ma‘mûr 181b u müzeyyen vâsi‘ce Kurşumcuoğlu evi ve Vâ‘izzâde hânesi ve Ömer Ağa hânesi ve Kapukulu Ağası beyti, bunlar şâhnişînli ve ârâstehâne(?) selâmlıklı evlerdir, ammâ havlıları yokdur. Aşağı katı âhûr ve dahi fevkânîsi hüddâmhâne ve dahi âlîsi selâmlık ve dördüncü ve yâhûd üçüncü katları haremleridir, zîrâ kal‘a küçük olmağile ve benî Âdemi hınc-a-hınc çok olmamağile evleri daracıkdır. Ve cümle kazıklar üzre mebnîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 181a–181b ·
metinde göster ·
Bu kal‘a Ustolni-Belgrad'ı kâfir tarafı önünde siper olmağile bu gâzîler elbette her gün üçer dörder kerre kâfirle ceng etmededirler, zîrâ nehr-i Şarviz üzre olan handak cisrinden geçmek lâzım, gayri yol yokdur. Bu cisrden 12b ubûr eden metâ‘dan kal‘a neferâtları bâc alırlar. Ekseriyyâ küffâr bu kal‘ayı muhâsara etdiklerinde ân-ı vâhidde Ustolni-Belgradlı yetişüp halâs ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 12a–12b ·
metinde göster ·
Bu dahi iki kat haşeb kapu-yı musanna‘dır ve cisri bunun dahi asma zemberekli
dörder
yerden makaralar ile kalkar kantaralardır kim her gece bevvâblar bu cisrleri ka …
Bu dahi iki kat haşeb kapu-yı musanna‘dır ve cisri bunun dahi asma zemberekli dörder yerden makaralar ile kalkar kantaralardır kim her gece bevvâblar bu cisrleri kaldırup her cisr üzre üçer yüz âdem nevbet bekler, zîrâ bu kal‘anın bir havf edecek yeri bu cüsûrlardandır. Hudâ hıfz ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 15b ·
metinde göster ·
… ked emr-i şerîf vârid olunca hemân Hacı Paşa bir gün bir gecede beş yüz arabaya
dörder
at koşup cemî‘i me’kûlât [u] meşrûbâtların envâ‘ların arabalara tahmîl edüp ol …
"Sen ki Ustolni-Belgrad paşası el-Hacı Mustafa Paşasın, emr-i şerîfim vüsûl buldukda bir ân durmayup ale't-ta‘cîl asâkir-i İslâma zahîre yetişdiresin ve illâ ihmâl [ü] müsâmaha edersen başın gider" deyü böyle bir mü’ekked emr-i şerîf vârid olunca hemân Hacı Paşa bir gün bir gecede beş yüz arabaya dörder at koşup cemî‘i me’kûlât [u] meşrûbâtların envâ‘ların arabalara tahmîl edüp ol gece Hacı Paşa ile beş bin güzîde asker olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 16a ·
metinde göster ·