gibi yığılup tamâm oldukda hisâb [u] kitâb etdiler üç kerre yüz bin seng-i gûnâ …
On beşinci tılısmât: Atmeydânı'nda Milyonpar nâm amelî bir sütûn-ı âlîdir kim zirâ‘-ı bennâ ile kaddi yüz elli arşındır. Kostantîn zamân-ı hükûmetinde kabza-i tasarrufunda olan pâdişâhların dest-i hükûmetlerinde olan kılâ‘ların ve şehr-i azîmlerin adedince her pâdişâh-ı hâkimden ol kadar makbûl [u] mu‘teber reng-â-reng ahcâr-ı zî-kıymet taleb edüp geldikde Atmeydânı sahrâsında dağlar gibi yığılup tamâm oldukda hisâb [u] kitâb etdiler üç kerre yüz bin seng-i gûnâ-gûn gelmiş. Andan bildiler kim Kostantîn üç kerre yüz bin kal‘a ve şehre mâlik kıral imiş. Ba‘dehu bir üstâd-ı kâmil bu taşlar inkırâzu'd-devrân mü’ebbed durmak içün Atmeydânı'nda merkûm taşlardan kılâ‘ [u] büldânın nizâmı intizâmıyçün bir mîl minâre tılısm edüp mîlin tâ ortasında bir kalın demir mîl diküp cânib-i erba‘asına mezkûr taşları hendese üzre inşâ edüp mîlin tâ zirve-i a‘lâsında hammâm kubbesi kadar bir mıknatîs taşı koyup ol mîlin ortasına vaz‘ olunan hadîd mîli seng-i mıknatîs cezb edüp cümle seng-i gûnâ-gûnlar dahi birbiri üzre metânet buldu. Ve ol mîlin cemî‘i taşları ekâlîm-i seb‘a şehirlerinin herbirinden gelüp binâ olunduğıyçün milyonpar derler. Hâlâ sâbit dâ’im bir ibret-nümâ hezârân-pâre bir alâmetdir. Ve mi‘mârbaşı mîlin dibinde medfûndur kim Uryarin nâm bir üstâd-ı kâmildir. Ayasofya'yı binâ eden Ağnados mi‘mârın oğludur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 17a ·
metinde göster ·
bir gûne taşlardan kireç hâsıl olur kim kardan ve pembe ve südden beyâz bir ⟦19 …
Ma‘den-i tâsi‘: Göksu nâm hisâr mesîregâhındaki dağlarda bir gûne taşlardan kireç hâsıl olur kim kardan ve pembe ve südden beyâz bir 19a gûne kireçdir kim rub‘-ı meskûnda nazîri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 18b–19a ·
metinde göster ·
bir gûne küfeki kayağan taşı hâsıl olur azîm vezni üzre iri parça parça kopar b …
Ma‘âdin-i hâdî aşer: Şehr-i Üsküdar'ın dağlarında bir gûne küfeki kayağan taşı hâsıl olur azîm vezni üzre iri parça parça kopar bir aceb seng-i hârâdır. Ekseriyyâ mezâristânlar içün isti‘mâl ederler. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 19a ·
metinde göster ·
… kıralının yigirmi gemi mâl-â-mâl ve bî-hisâb mâl [u] menâli Tershâne bâğçesinde
dağlar
gibi küme küme alâhide alâhide yığdılar. Ve İslâm ile müşerref olan Baba Mehemm …
Der-beyân-ı taksîm-i mâl-ı ganâyim: Üç gün üç gece ziyâfetlerden sonra cemî‘i askerî tâ’ifesinin ağavâtları ve küttâbları ve üç defterdâr-ı pâdişâhî cem‘ olunup mukaddemâ rû-yı deryâda alınan Fransa kıralının yigirmi gemi mâl-â-mâl ve bî-hisâb mâl [u] menâli Tershâne bâğçesinde dağlar gibi küme küme alâhide alâhide yığdılar. Ve İslâm ile müşerref olan Baba Mehemmed'in Ayasofya'da Hazret-i Süleymân'ın gösterdiği kenzin mâlını dağlar gibi püşte püşte öbek öbek yığdılar. Ve İslâmbol içre yedi bin deyr-i manastır ve sarâylardan alınan mâl-ı ganâyimleri Tershâne bâğının dıraht-ı müntehâlarına berâber yığup defter ile ibtidâ asker-i İslâm içre hidmet eden hukemâ ve kehhâl ve cerrâha ve gassâle ve gûr kazanlara ihsân etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 31a ·
metinde göster ·
… olan Baba Mehemmed'in Ayasofya'da Hazret-i Süleymân'ın gösterdiği kenzin mâlını
dağlar
gibi püşte püşte öbek öbek yığdılar. Ve İslâmbol içre yedi bin deyr-i manastır …
Der-beyân-ı taksîm-i mâl-ı ganâyim: Üç gün üç gece ziyâfetlerden sonra cemî‘i askerî tâ’ifesinin ağavâtları ve küttâbları ve üç defterdâr-ı pâdişâhî cem‘ olunup mukaddemâ rû-yı deryâda alınan Fransa kıralının yigirmi gemi mâl-â-mâl ve bî-hisâb mâl [u] menâli Tershâne bâğçesinde dağlar gibi küme küme alâhide alâhide yığdılar. Ve İslâm ile müşerref olan Baba Mehemmed'in Ayasofya'da Hazret-i Süleymân'ın gösterdiği kenzin mâlını dağlar gibi püşte püşte öbek öbek yığdılar. Ve İslâmbol içre yedi bin deyr-i manastır ve sarâylardan alınan mâl-ı ganâyimleri Tershâne bâğının dıraht-ı müntehâlarına berâber yığup defter ile ibtidâ asker-i İslâm içre hidmet eden hukemâ ve kehhâl ve cerrâha ve gassâle ve gûr kazanlara ihsân etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 31a ·
metinde göster ·
… r]: Livâ-i Hamâ ve Hıms ve Selmiyye ve Cebeliyye ve Lâtikıyye ve Hasan-âbâd. Ve
dağlar
içre kırk aded gayr-ı müslim Dürzî beğleri vardır kim her biri birer mezâhibe h …
[Sancakları bunlardır]: Livâ-i Hamâ ve Hıms ve Selmiyye ve Cebeliyye ve Lâtikıyye ve Hasan-âbâd. Ve dağlar içre kırk aded gayr-ı müslim Dürzî beğleri vardır kim her biri birer mezâhibe hizmet eder dâll kavimlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 51b ·
metinde göster ·
giderken bir kepş-i vahşîyi görüp üzerine berk-i hâtif gibi at sürüp dest-i şer …
Hattâ Bağdâd-ı behişt-âbâd'a giderken Kayseriyye'den kalkup Develi Karahisâr dağları'nda giderken bir kepş-i vahşîyi görüp üzerine berk-i hâtif gibi at sürüp dest-i şerîflerinde olan nîze-i Kirmânîden nişân verir bir hişt-i ipşîrî ile ol kepşe yetişüp hâh-nâ-hâh kepş-i ma‘hûdu hişt ile urdukda hayyât sûzeni harîrden güzer eder gibi perrân geçüp şâhin-vâr şikârın alup kurbân etdi. Ve cümle vüzerâya ol kurbândan hisse verdi. Cümle asker ol yalçın dağlara at bırağup urûc etdiğin görüp engüşt ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân kaldılar. Hakkâ ki pehlivânlıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 71b ·
metinde göster ·
… kurbân etdi. Ve cümle vüzerâya ol kurbândan hisse verdi. Cümle asker ol yalçın
dağlara
at bırağup urûc etdiğin görüp engüşt ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân kaldılar. …
Hattâ Bağdâd-ı behişt-âbâd'a giderken Kayseriyye'den kalkup Develi Karahisâr dağları'nda giderken bir kepş-i vahşîyi görüp üzerine berk-i hâtif gibi at sürüp dest-i şerîflerinde olan nîze-i Kirmânîden nişân verir bir hişt-i ipşîrî ile ol kepşe yetişüp hâh-nâ-hâh kepş-i ma‘hûdu hişt ile urdukda hayyât sûzeni harîrden güzer eder gibi perrân geçüp şâhin-vâr şikârın alup kurbân etdi. Ve cümle vüzerâya ol kurbândan hisse verdi. Cümle asker ol yalçın dağlara at bırağup urûc etdiğin görüp engüşt ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân kaldılar. Hakkâ ki pehlivânlıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 71b ·
metinde göster ·
… cağıyla idim, hemân var kuvveti bâzûya getirüp at boynuna düşüp Gılamuc kal‘ası
dağlarına
firâr edüp atımı dahi bisâtıyla bırağup bir sık çengelistân içre girüp yedi gec …
Âhir-i kâr kal‘ayı derûn-ı dilden döğmeyüp cümle asker âlet-i mülâhaza taht-ı kal‘ada oturup kırkıncı gün semâdan bir matar nâzil olup cümle asâkir-i İslâm pâymâl-i rimâl tîn-i belâya müsteğrak olup bi'z-zarûrî cümle asker metrisden çıkup selâmete avdet edüp kal‘a-i Şibenik kurbünde Danilova nâm bir sahrâ-yı azîme meks edüp ale's-sabâh anı gördük, mezkûr sahrânın cânib-i erba‘asın niçe kerre yüz bin haç bayraklı küffâr, asker-i İslâmı ihâta edüp vakt-i zuhurda bir ceng-i azîm olup yigirmi iki bin ibâd-ı müslimîn şehîd ve on sekiz bin âdem esîr olup niçe bin hayme ve hargâh ile ve bu kadar mâl-ı ganâyim ile küffâr ganîme 78a olup hakîr ol menhûs cengde yeniçeri ocağıyla idim, hemân var kuvveti bâzûya getirüp at boynuna düşüp Gılamuc kal‘ası dağlarına firâr edüp atımı dahi bisâtıyla bırağup bir sık çengelistân içre girüp yedi gece dağlarda pinhân olup nebâtât [ü] giyâhât tenâvül edüp def‘-i cû‘ eylerdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 77b–78a ·
metinde göster ·
… irâr edüp atımı dahi bisâtıyla bırağup bir sık çengelistân içre girüp yedi gece
dağlarda
pinhân olup nebâtât [ü] giyâhât tenâvül edüp def‘-i cû‘ eylerdim.
Âhir-i kâr kal‘ayı derûn-ı dilden döğmeyüp cümle asker âlet-i mülâhaza taht-ı kal‘ada oturup kırkıncı gün semâdan bir matar nâzil olup cümle asâkir-i İslâm pâymâl-i rimâl tîn-i belâya müsteğrak olup bi'z-zarûrî cümle asker metrisden çıkup selâmete avdet edüp kal‘a-i Şibenik kurbünde Danilova nâm bir sahrâ-yı azîme meks edüp ale's-sabâh anı gördük, mezkûr sahrânın cânib-i erba‘asın niçe kerre yüz bin haç bayraklı küffâr, asker-i İslâmı ihâta edüp vakt-i zuhurda bir ceng-i azîm olup yigirmi iki bin ibâd-ı müslimîn şehîd ve on sekiz bin âdem esîr olup niçe bin hayme ve hargâh ile ve bu kadar mâl-ı ganâyim ile küffâr ganîme 78a olup hakîr ol menhûs cengde yeniçeri ocağıyla idim, hemân var kuvveti bâzûya getirüp at boynuna düşüp Gılamuc kal‘ası dağlarına firâr edüp atımı dahi bisâtıyla bırağup bir sık çengelistân içre girüp yedi gece dağlarda pinhân olup nebâtât [ü] giyâhât tenâvül edüp def‘-i cû‘ eylerdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 77b–78a ·
metinde göster ·
Beri tarafdan asker-i deryâ-misâl fevc fevc ve mevc mevc olup Defterdârzâde Mehemmed Paşa talî‘a-i asker olup zeyl-i Çamlıca'da bir ceng-i azîm olup Murâd Paşa dahi yetmiş yerden cümle mîrimîrânlar tabılların döğerek imdâda yetişüp dörd sâ‘at savaş-ı perhâş olup ol ân hamd-i Hudâ cümle celâlîler münhedim olup dağlara firâr edüp akîblerince asker-i İslâm kovarak, kırarak mansûr [u] muzaffer Der-i devlete geldiler. Ba‘dehu sene 1059 târîhinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 83a ·
metinde göster ·
Âhir anlar dahi halâs olmayup dendân-ı tîğdan geçüp bakıyyetü's-seyfi
dağlara
firâr etdi. Ammâ serdâr-ı murdârları olan Dasnik Emîrzâ ve Hanefî Halîfe (---) …
Âhir anlar dahi halâs olmayup dendân-ı tîğdan geçüp bakıyyetü's-seyfi dağlara firâr etdi. Ammâ serdâr-ı murdârları olan Dasnik Emîrzâ ve Hanefî Halîfe (---) âdemleri ile esîr-i bend-i hicrân olunup Der-i devlet-masîre getirirken Bostâncıbaşı cisri nâm mahalde emr-i pâdişâhî vârid olup cümlesin anda katl edüp kelleleri Bâb-ı Hümâyûn önünde galtân olup bi-emri Hudâ ol gece Hanefî Halîfe kellesinin üzerine nûr yağduğın niçe yüz âdem müşâhede etmişdir. Ve on yedi günden gulû-yı âm Allâh Allâh ile Melek Ahmed Paşa'yı ma‘zûl eyleyüp eyâlet-i Özi ihsân olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 83b ·
metinde göster ·
… de taburu münhezim edüp Rakofçi la‘în üç yüz mikdârı küffâr-ı hâksâr ile Seykel
dağlarına
firâr edüp kırk bin kâfir tîr-i belâdan ve seyf-i anâdan geçüp yetmiş bin küffâ …
"Harâc-güzârınız olayım bu Rakofçi'yi üzerimizden def‘ eylen" deyü küçük elçi ile hedâyâları gelüp Tatar Hân Mehemmed Geray Hân'ı ve Özi eyâletiyle ve aşağı dörd bölük sipâhiyle Melek Ahmed Paşa'yı serdâr-ı mu‘azzam edüp Bender nâm kal‘aya Melek Paşa ağır asker ve cebehâne ile sefere varınca zamân ubûr edüp Tatar Hân mukaddem târîh ile Leh diyârında (---) kal‘a sahrâsında Rakofçi taburun Mehemmed Geray Hân komayup on yedi kıralzâde Tatar Hân'a rehne çıkup küffâr yine Erdel vilâyetine ric‘at üzre iken bir yerden cümle Tatar-ı adû-şikâr "Cılu cılu" deyüp ân-ı sâ‘atde taburu münhezim edüp Rakofçi la‘în üç yüz mikdârı küffâr-ı hâksâr ile Seykel dağlarına firâr edüp kırk bin kâfir tîr-i belâdan ve seyf-i anâdan geçüp yetmiş bin küffâr ve on yedi kıralzâde ve Rakofçi vezîri Kemen Yanoş dahi esîr olup cümle asker-i Tatar Orhay altında Melek Ahmed Paşa ordusuna dâhil olup iki deryâ-misâl asker-i bî-pâyân Akkirman altına sâlimîn ü gânimîn vâsıl oldukları gazâya târîhdir. Târîh:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 84a ·
metinde göster ·
ve İrşova bellerine varınca küffârı becenelerde ve kemîngâhlarda bulup yigirmi …
Ba‘dehu Tatar askeri dahi gelüp Praşov dağlarına ve İrşova bellerine varınca küffârı becenelerde ve kemîngâhlarda bulup yigirmi binden mütecaviz Eflak esîri ve altmış yedi bin Boğdan esîri alındı deyü tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 85b ·
metinde göster ·
… m keratsaları vardır. Ve cemî‘i Yahûd tâ’ifesinin mezâr-ı meşâdistânı bu Hâsköy
dağlarında
beyâz çakıl taşı gibi ser-ber-zemîn olup yatırlar. Gayrı yerde olmak ihtimâli y …
Câ-be-câ mahbûbe Urum keratsaları vardır. Ve cemî‘i Yahûd tâ’ifesinin mezâr-ı meşâdistânı bu Hâsköy dağlarında beyâz çakıl taşı gibi ser-ber-zemîn olup yatırlar. Gayrı yerde olmak ihtimâli yokdur, Üsküdar ve Galata'dan cümle bu mahalle getirirler. Ammâ bir kaç senedir haham la‘înleri izin verüp gayrı yerde dahi izn-i hâkim ile meşâdlık yapdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 124a ·
metinde göster ·
… e vilâyetinde olan kûh-ı Elburz'de sâhir oburları ve Abaza diyârında olan Sadşe
dağlarındaki
sehere avretleri cümle mezkûr diyârlardan Kostantıniyye ki, Makdonya şehridir, …
Ve İskender-i Zülkarneyn kaçan kim Sedd-i Ye’cûc'ü binâ edüp bir kaç gûl-i beyâbânı ve 130b bir kaç aded mehîb dîv-i sefîdleri ve Çerâkize vilâyetinde olan kûh-ı Elburz'de sâhir oburları ve Abaza diyârında olan Sadşe dağlarındaki sehere avretleri cümle mezkûr diyârlardan Kostantıniyye ki, Makdonya şehridir, anda getirüp bu Tophâne'de bir hafr-ı azîm içinde dest [u] pâlarına hurmâ lîfi habl-i kavî ile kayd [ü] bend edüp habs etmişdi. Bi-emrillâh tılısmât habl kuvvetiyle hareket etmeğe kâdir değiller idi. Yılda bir kerre Cihângîr zemîninde olan Aleksandıra deyrinin ziyâretine gelenler bu Tophâne'deki gûlleri ve dîvleri ve sehereleri ve sâhirleri temâşâ ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 130a–130b ·
metinde göster ·
… ri limanda bağlayup sehere ve sâhirler haps olurdu. Dîvlere ve gûllere İskender
dağları
dertdirüp ve Karadeniz Boğazın açdırırdı. Dîv [u] gûller ol mahalde gark-ı âb o …
Kaçan kim vakt-i şitânın erba‘în ve zemherîri olunca İskender izniyle mezkûr sehereler mutalsam ile binâ olmuş bakır gemilere süvâr olup bâdbânsız rû-yı deryâda berk-i hâtif gibi kıjgırarak Akdeniz'de ve Karadeniz'de gezüp Makedona ya‘nî Kostantîn şehrin hıfz [u] hırâset edüp kırk günden sonra yine Tophâne'ye gelüp gemileri limanda bağlayup sehere ve sâhirler haps olurdu. Dîvlere ve gûllere İskender dağları dertdirüp ve Karadeniz Boğazın açdırırdı. Dîv [u] gûller ol mahalde gark-ı âb olup seherelerin cümlesi mürd olup bakır keştîleri Tophâne limanında kalup tâ Yezîd ibn Mu‘âviye İslâmbol'u feth etdükde bakır gemilerin pârelerinden guzât-ı müslimîn bulup yağmâ etmişlerdi, tevâtürle muhakkakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 130b ·
metinde göster ·
gibi çam katrân odunları âmâdedir. Bir sene mukaddem bu çam odunların niçe yüz …
Ve tuç kubbelerinin cânib-i erba‘asında dağlar gibi çam katrân odunları âmâdedir. Bir sene mukaddem bu çam odunların niçe yüz üstâd kesüp iki ucun mekik gibi sivri birer kulaç ince odun edüp kurudurlar. Ba‘dehu top dökecekleri günde cümle halîfe ve üstâdlar ve dökücübaşı ve topcubaşı ve vardiyanbaşı ve muvakkıt eline kum sâ‘atin alup ve kârhâne imâmı ve mü’ezzinânı ve du‘âcıları cümle cem‘ olup du‘â ve senâ ile sadâ-yı "Allâh Allâh" ile iki furuna dahi âteş edince muvakkıt sâ‘at dutup mezkûr mekik çam odunların ale'l-ittisâl tuç kubbesinin iki taraf deliklerinden bırakmadadırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 131a ·
metinde göster ·
… binâ edenlerin başka kârhânesi vardır. Ve Karadeniz Boğazı'nda Sarıyâr kasabası
dağlarından
gelme top kâlıbı çamurların ağaç kılıçlar ile tahmîr edenlerin başka kârhânesi …
Ve bu kârhâne içre top arabası binâ edenlerin başka kârhânesi vardır. Ve Karadeniz Boğazı'nda Sarıyâr kasabası dağlarından gelme top kâlıbı çamurların ağaç kılıçlar ile tahmîr edenlerin başka kârhânesi vardır. Ve top kâlıbları binâ olunan kâlıb kârhânesi başkadır. Ve top falyası delinen kârhâne başkadır. Bir ulu âsitânedir kim diller ile ta‘bîr ü tavsîfi mümkün değildir. Zîrâ mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 131b ·
metinde göster ·
… b {hâne-berdûş, beze-miskîn} gurebâlar sâkin olurdu. Hâlâ ol topların gülleleri
dağlar
gibi yığılup durur ve ol toplardan ancak altı pâre top-ı azîm kalmışdır. Ammâ a …
Ve bu âsitânelerin leb-i deryâsında Hâfız Ahmed Paşa sene (---) târîhinde Bağdâd-ı behişt-âbâd üzre serdâr-ı mu‘azzam oldukda bin yedi yüz pâre top-ı gûnâ-gûnlar var idi kim her biri birer iklîm harâcı değer toplardı kim altun gibi şa‘şa‘a ururdu. Ve altmış pâre toplar var idi kim her birinde eskiciler işleyüp ba‘zısı içinde garîb {hâne-berdûş, beze-miskîn} gurebâlar sâkin olurdu. Hâlâ ol topların gülleleri dağlar gibi yığılup durur ve ol toplardan ancak altı pâre top-ı azîm kalmışdır. Ammâ anlardan mâ‘adâ niçe zî-kıymet üstâd-ı kâmil topları vardır. Münakkaş Alî Paşa topu {gâyet ibret-nümâ müsaykal u mücellâ ve müzehheb toplardır}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 132a ·
metinde göster ·
üzre bî-nazîr kiraz bâğları vardır kim Hisâr kirazı Rûm ve Arab ve Acem'de meşh …
Ve dağlar üzre bî-nazîr kiraz bâğları vardır kim Hisâr kirazı Rûm ve Arab ve Acem'de meşhûr-ı âfâkdır kim diyâr-ı Acem'de gülnâr-ı Rûm derler, iki kiraz-ı âbdâr bir dökme riyal guruş ile vezn olunmuşdur. Ve âbdâr hora üzümü {olur}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 137a ·
metinde göster ·
Ve Hacı Ömer hânesi önünde yeniçeri ocağı avcıları Istıranca
dağlarında
sayd [ü] şikâr etdikleri sığınların ve karacaların ve tablalıların lahmını bu Y …
Ve Hacı Ömer hânesi önünde yeniçeri ocağı avcıları Istıranca dağlarında sayd [ü] şikâr etdikleri sığınların ve karacaların ve tablalıların lahmını bu Yeniköy'e getirüp pâdişâh içün pasdırma yapup mezkûr Hacı Ömer hânesi önündeki çemenzâr fezâda perverde ederler. Zîrâ bu rabtanın âb [u] hevâsı latîfdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 137b ·
metinde göster ·
Bundan gayrı cümle yedi bin bâğdır. Cümle dağları bâğlar zeyn edüp la‘l-gûn kiraz-ı âbdârı meşhûrdur. Hisâr kirazı nâmıyla şöhre-i şehr olan gülnâr bu Sarıyâr'ındır kim her birinden yüzer katre âb çekîdelenir, medhinde lisân kâsırdır. Her sene İslâmbol halkı bu şehirde üç ay sohbet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 138a ·
metinde göster ·
… muvâfık olmasın gözedüp eyyâm oldukda her bir keştî bir cânibe revâne olurlar.
Dağlarının
kestânesi ve ahlât emrûdu meşhûrdur. Ve bu şehrin şimâlî cânibindeki Yoroz dağı …
Ve limanında şitâ ve sayfda iki yüz, üç yüz pâre gemi eksik değildir. Zîrâ eyyâm-ı muvâfık olmasın gözedüp eyyâm oldukda her bir keştî bir cânibe revâne olurlar. Dağlarının kestânesi ve ahlât emrûdu meşhûrdur. Ve bu şehrin şimâlî cânibindeki Yoroz dağında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 139a ·
metinde göster ·
… e yigirmi aded dükkânları var. Halkı cümle ehl-i zevk ve garîb dost âdemlerdir.
Dağlarında
bâğları bî-hadd ü bî-nihâyedir. Ve,
Kal‘a câmi‘inden mâ‘adâ mesâcidlerdir. Ve yedi dârü'l-ta‘lîm-i sıbyân [u] tıflân-ı ebcedhânı vardır. Ve bir küçük hammâmı var ve yigirmi aded dükkânları var. Halkı cümle ehl-i zevk ve garîb dost âdemlerdir. Dağlarında bâğları bî-hadd ü bî-nihâyedir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 140a ·
metinde göster ·
… ] bârûları esâsları nümâyândır. Andan sonra Üsküdar'ın kara tarafına tâ Çamlıca
dağlarına
varınca bir hafr-ı azîm etdi ve hafrın toprağın iç yüzüne sedd edüp kapu yerler …
Ba‘dehu Battâl Gâzî Şâm gazâlarına gidüp {Kıral-ı bed-fi‘âl Kanator-ı dâl olan} küffâr Kadıköyü'ne bir kal‘a-i metîn binâ etdi. Hâlâ bu hakîrin bâğları içinde burc [u] bârûları esâsları nümâyândır. Andan sonra Üsküdar'ın kara tarafına tâ Çamlıca dağlarına varınca bir hafr-ı azîm etdi ve hafrın toprağın iç yüzüne sedd edüp kapu yerleri etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 141b ·
metinde göster ·
… havuzlara ve kemerlere nigâhbân üç pâre ma‘mûr kurâlar vardır kim seyl-i rahmet
dağlardan
hâr [ü] hâşâk getirüp havza idhâl etdikde ol kurâ halkı tathîr edüp kavs-ı kuza …
Ve bu havuzlara ve kemerlere nigâhbân üç pâre ma‘mûr kurâlar vardır kim seyl-i rahmet dağlardan hâr [ü] hâşâk getirüp havza idhâl etdikde ol kurâ halkı tathîr edüp kavs-ı kuzah-misâl kemerleri {dahi} tathîr ederler. Bu kemerin cânib-i erba‘asında ma‘mûr [u] âbâdân korular vardır. Cümle uşşâkân anda zevk [u] safâ ederler. Bir acâyib ü garâyib hıyâbânlardır kim medhinde lisân kâsırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 146a ·
metinde göster ·
: Bir ucu Alman dağlarında nihâyet bulur çengelistândır. Bunda yeniçeri ocağında …
Mesîregâh-ı Istıranca dağları: Bir ucu Alman dağlarında nihâyet bulur çengelistândır. Bunda yeniçeri ocağından bir oda yeniçeri avcıları vardır, âsitâne-i Bektaşiyân'dır. Cümle huddâmları her hidmete cân ve baş ile hizmet ederler ulu âsitânedir. Bunlar pâdişâh içün sığın ve karaca ve tablalı avlayup pasdırma ederler. Ve Karadeniz Boğazın hıfz [u] hırâset ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 146b ·
metinde göster ·
nihâyet bulur çengelistândır. Bunda yeniçeri ocağından bir oda yeniçeri avcılar …
Mesîregâh-ı Istıranca dağları: Bir ucu Alman dağlarında nihâyet bulur çengelistândır. Bunda yeniçeri ocağından bir oda yeniçeri avcıları vardır, âsitâne-i Bektaşiyân'dır. Cümle huddâmları her hidmete cân ve baş ile hizmet ederler ulu âsitânedir. Bunlar pâdişâh içün sığın ve karaca ve tablalı avlayup pasdırma ederler. Ve Karadeniz Boğazın hıfz [u] hırâset ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 146b ·
metinde göster ·
… i âdem pasdırması edüp yere gömüp dil çıkarmazlar. Ve eğer mahbûb u mahbûbe ise
dağlarda
pinhân edüp niçe zamân her işe kullanırlar. Ammâ bu dağlara herkes gidemeyüp bi …
Ve İslâmbol'dan firâr eden kul ve karavaşları kayd [u] bend edüp sâhibi çıkarsa müjdesin alup verirler. Eğer firâr eden kulda mâl [u] erzâk var ise mâlın alup anı dahi âdem pasdırması edüp yere gömüp dil çıkarmazlar. Ve eğer mahbûb u mahbûbe ise dağlarda pinhân edüp niçe zamân her işe kullanırlar. Ammâ bu dağlara herkes gidemeyüp bir hayli hayyâl atlılar gidüp teferrüc ederler. Ve bu mahalde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 146b ·
metinde göster ·
… hbûb u mahbûbe ise dağlarda pinhân edüp niçe zamân her işe kullanırlar. Ammâ bu
dağlara
herkes gidemeyüp bir hayli hayyâl atlılar gidüp teferrüc ederler. Ve bu mahalde …
Ve İslâmbol'dan firâr eden kul ve karavaşları kayd [u] bend edüp sâhibi çıkarsa müjdesin alup verirler. Eğer firâr eden kulda mâl [u] erzâk var ise mâlın alup anı dahi âdem pasdırması edüp yere gömüp dil çıkarmazlar. Ve eğer mahbûb u mahbûbe ise dağlarda pinhân edüp niçe zamân her işe kullanırlar. Ammâ bu dağlara herkes gidemeyüp bir hayli hayyâl atlılar gidüp teferrüc ederler. Ve bu mahalde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 146b ·
metinde göster ·
… rı ve başlarında kenevirden destârlar ve demir çengâl harbeler ucunda Kâğızhâne
dağlarının
süpürge fundasıyla ba‘zı gemileri kalafat karinası edüp funda ile yakarak ve ge …
Bunlar dahi pür-silâh olup kızaklar üzre ba‘zı gemileri "Tırtaka tırtak tır tır tak" diyerek kalafat ederek ellerinde tokmakları ve eceneleri ve malaları ve malahtarları ve zift ü katrân ile müllemma‘ olmuş esbâbları ve başlarında kenevirden destârlar ve demir çengâl harbeler ucunda Kâğızhâne dağlarının süpürge fundasıyla ba‘zı gemileri kalafat karinası edüp funda ile yakarak ve gemileri yağlayarak ve câ-be-câ malalar ile seyrâncıları,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 162a ·
metinde göster ·
Esnâf-ı eğrekciyân: İslâmbol'un etrâfında cümle sekiz yüz eğrek vardır.
Dağlar
ve ormanlar içre sığır ve sıpa ve koyun ve keçi yatağı eğreklerdir. Her birinde …
Esnâf-ı eğrekciyân: İslâmbol'un etrâfında cümle sekiz yüz eğrek vardır. Dağlar ve ormanlar içre sığır ve sıpa ve koyun ve keçi yatağı eğreklerdir. Her birinde onar eğrekci ve ter-oğlanları vardır. Cümle neferâtları (---) şehbâz [ü] şehnâz yiğitlerdir. Pür-silâh ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 167a ·
metinde göster ·
Esnâf-ı ağılcıyân: Etrâf-ı İslâmbol'da iki bin ağıldır.
Dağlar
içre altı ay ma‘mûr olur külbe-i ahzânlı çalı ve çırpıdan ağıllardır. İçinde sa …
Esnâf-ı ağılcıyân: Etrâf-ı İslâmbol'da iki bin ağıldır. Dağlar içre altı ay ma‘mûr olur külbe-i ahzânlı çalı ve çırpıdan ağıllardır. İçinde sağmal koyun ve kuzu vardır. Hızır-ilyâs'da kuzuya narh verildikde bunlarda olan zevk u safâ bir yerde olmaz. Tâze peynirler ve gölemez ve kaymak ve yoğurd ve kesmik ve süd ve ağız ve teleme peyniri ve hoşmerim ve tereyağı ve ayran ve pışav ve may ve kertme bu gûne çoban ni‘metleri olur kim pâdişâh mâlik değildir. Bu iki bin ağılda cümle dörd bin ter-oğlanı vardır. Bunlar dahi âmâde ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 167a ·
metinde göster ·
… ol'un su kemerleri taraflarından tâ Terkoz ve Karataşlar'a varınca ve Istıranca
dağları'na
varınca bin sığır tokatları vardır. İslâmbol'un rûz-ı Kâsım'da pasdırma zamânı …
Evsâf-ı tokad-celebân-ı sığır: İslâmbol'un su kemerleri taraflarından tâ Terkoz ve Karataşlar'a varınca ve Istıranca dağları'na varınca bin sığır tokatları vardır. İslâmbol'un rûz-ı Kâsım'da pasdırma zamânı geldikde bu tokatlar niçe kerre yüz bin sığır ile mâl-â-mâl olup beslerler. Cümlesinde beş bin sürücü ma[tı] ter-oğlan vardır. Bunlar dahi pür-silâh ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 167a ·
metinde göster ·
… ftlikciyân ve sayacıyân ve ağılcıyân ve tokatcıyân ve sürüciyân bî-amân âdemler
dağlarda
yatup kalmak ile İslâmbol'dan mâlıyla cevâhiriyle firâr etmiş köle ve câriyeler …
Bu bâlâdâ tahrîr oluna[n] altı aded kim mandıracıyân ve çiftlikciyân ve sayacıyân ve ağılcıyân ve tokatcıyân ve sürüciyân bî-amân âdemler dağlarda yatup kalmak ile İslâmbol'dan mâlıyla cevâhiriyle firâr etmiş köle ve câriyeleri katl edüp mâlın rızkın almışlardır kim hadd [ü] hisâbın Hudâ bilür. Ba‘zısın Eflâğ u Boğdan'a andan Azağ'a ve Kazağ'a götürüp bir bayrak Kazak-ı âk ederler, gâyet mel‘ûn kefereler vardır. Müslimleri dahi anlara tâbi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 167a ·
metinde göster ·
… k pür-silâh ubûr ederler. Ammâ Odunkapusu ve Unkapanı taşrasında niçe yüz yerde
dağlar
gibi soğan yığınları var kim âdem hayrân kalır. Hakkâ kim her ta‘âma girüp lezz …
"Her ta‘âma lezzet veren tuz soğandır soğan" deyü feryâd ederek pür-silâh ubûr ederler. Ammâ Odunkapusu ve Unkapanı taşrasında niçe yüz yerde dağlar gibi soğan yığınları var kim âdem hayrân kalır. Hakkâ kim her ta‘âma girüp lezzet verir bir mukavvî ta‘âmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 171a ·
metinde göster ·
… ât üç yüz ve kayıkcıyân-ı karcıyân neferât üç yüz, bu kayıkcılar dâ’imâ Katırlı
dağları'na
ve Mudanya'ya varup Keşîş dağından gelen karları ve buzları ve âb-ı zülâlleri g …
Esnâf-ı azîm karcıbaşı: Kârhâne birdir, sebzehâneye muttasıldır, hünkârın karcıbaşısı yaz ve kış anda mevcûddur, neferât üç yüz ve kayıkcıyân-ı karcıyân neferât üç yüz, bu kayıkcılar dâ’imâ Katırlı dağları'na ve Mudanya'ya varup Keşîş dağından gelen karları ve buzları ve âb-ı zülâlleri gemilere koyup Der-i devlete getirüp matbah-ı pâdişâhî'ye ve helvâhâneye ve harîme ve sadrıa‘zam'a ve'l-hâsıl yüz elli a‘yân [u] eşrâfa ta‘yîn-i kar verilür azîm masârıfdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 172b ·
metinde göster ·
… birdir, neferâtları iki yüzdür. Bu anbâr yetmiş yerdedir, her hünkâr bâğçesinde
dağlar
gibi yığılmış otluk vardır. Ammâ Vefâ meydânı'nda otluk anbârı ve Âhûrkapusu'nu …
On tokuzuncu, otluk anbârı emîni: Ağaları birdir, neferâtları iki yüzdür. Bu anbâr yetmiş yerdedir, her hünkâr bâğçesinde dağlar gibi yığılmış otluk vardır. Ammâ Vefâ meydânı'nda otluk anbârı ve Âhûrkapusu'nun iç yüzünde otluk anbârı azîm dağlar gibi yığılmış otluklardır. Emîr-i âhûr nâzırıdır. Kaçan kim Çatalca'dan on bin araba otluklar gelüp anbârlar doldukdan sonra otluk yığınları üzre kemendlerle çıkup bayraklar diküp emîr-i âhûr pâdişâha ziyâfet edüp bir mücevher {eğerli sâfinât misilli} at hedâyâ çeküp on aded gulâmların pâdişâh harem-i hâssa alup çırâğ etmek kânûndur. Bu anbârda kâtibler ve çeribaşılar ve âhûr kethudâsı ve hidmet edenler ve Çatalca'da çayır bekleyen bir oda çorbacı dahi ziyâfetden sonra yetmiş aded hil‘atlar geyilüp bu hil‘atlar ile yine alay-ı esnâfda {otluk emîninin} cümle tevâbi‘leri arabalar üzre otlukları {yığup} ve alaca sığırların tezyîn edüp otluk emîni ve otluk çorbacısı at başı berâber ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 177b ·
metinde göster ·
… mâ Vefâ meydânı'nda otluk anbârı ve Âhûrkapusu'nun iç yüzünde otluk anbârı azîm
dağlar
gibi yığılmış otluklardır. Emîr-i âhûr nâzırıdır. Kaçan kim Çatalca'dan on bin …
On tokuzuncu, otluk anbârı emîni: Ağaları birdir, neferâtları iki yüzdür. Bu anbâr yetmiş yerdedir, her hünkâr bâğçesinde dağlar gibi yığılmış otluk vardır. Ammâ Vefâ meydânı'nda otluk anbârı ve Âhûrkapusu'nun iç yüzünde otluk anbârı azîm dağlar gibi yığılmış otluklardır. Emîr-i âhûr nâzırıdır. Kaçan kim Çatalca'dan on bin araba otluklar gelüp anbârlar doldukdan sonra otluk yığınları üzre kemendlerle çıkup bayraklar diküp emîr-i âhûr pâdişâha ziyâfet edüp bir mücevher {eğerli sâfinât misilli} at hedâyâ çeküp on aded gulâmların pâdişâh harem-i hâssa alup çırâğ etmek kânûndur. Bu anbârda kâtibler ve çeribaşılar ve âhûr kethudâsı ve hidmet edenler ve Çatalca'da çayır bekleyen bir oda çorbacı dahi ziyâfetden sonra yetmiş aded hil‘atlar geyilüp bu hil‘atlar ile yine alay-ı esnâfda {otluk emîninin} cümle tevâbi‘leri arabalar üzre otlukları {yığup} ve alaca sığırların tezyîn edüp otluk emîni ve otluk çorbacısı at başı berâber ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 177b ·
metinde göster ·
… lâyetlerden asâkir-i İslâm içün gelen zahâyirleri buna teslîm edüp otağı önünde
dağlar
gibi yığılır.
Yigirmi sekizinci, esnâf-ı nüzül emîni: Ağa bir, neferât yedi yüz, bu emîn, seferlerde gâyet makbûl emânetdir, cemî‘i vilâyetlerden asâkir-i İslâm içün gelen zahâyirleri buna teslîm edüp otağı önünde dağlar gibi yığılır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 178a ·
metinde göster ·
… vân ya‘nî karpuzcuyân: Bunlar dahi cümle üç yüz dükkândır. Mâ‘adâsı iskelelerde
dağlar
gibi kavun ve karpuz yığup fürûht ederler, temâşâ manavlardır. Neferât cümle 20 …
Evsâf-ı manavân ya‘nî karpuzcuyân: Bunlar dahi cümle üç yüz dükkândır. Mâ‘adâsı iskelelerde dağlar gibi kavun ve karpuz yığup fürûht ederler, temâşâ manavlardır. Neferât cümle 2000 ammâ bunların kârları ancak altı aydır. Bir seneden bir seneye kavun ve karpuz durur ammâ râyegân değildir. Bu tâ’ifeler dahi arabalar üzre dükkânlarında yığın yığın kavun ve karpuz bey‘ ederek terâzûlar ile "Üç okka bir akçeye" feryâd ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180b ·
metinde göster ·