… âdisesinde Yıldırım Hân merhûm olup bu Edirne'deki câmi‘i nâ-tamâm kaldıkda onu
da bu
Çelebi Sultân Mehemmed itmâm edüp savâbın babası Yıldırım Hân rûhuna hîbe etmiş …
Andan taşra tarîk-i âm olmağıla haremi yokdur. Ve çârsû-yı bâzâr içinde vâkı‘ olmağıla cemâ‘at-ı kesîresi subh ve mesâ firâvândır. (---)(---) Bir minâresi Üçşerîfelidir. Ve şehr-i Edirne'de bundan ulu rûhâniyyetli câmi‘-i kadîm yokdur. Gerçi bundan evvel Mihal cisri başında Yıldırım Hân câmi‘i vardır ammâ Timur-i bî-nûr hâdisesinde Yıldırım Hân merhûm olup bu Edirne'deki câmi‘i nâ-tamâm kaldıkda onu da bu Çelebi Sultân Mehemmed itmâm edüp savâbın babası Yıldırım Hân rûhuna hîbe etmişdir. Anınçün bu Ulucâmi‘ mukaddem yazıldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 151b ·
metinde göster ·
… i Mekke-i Mükerreme'de hayr [u] senâdan ferâmûş etmeziz" dedi. Şimdi sultânımın
da bu
gördüğü vâkı‘a Van mansıbı ile ta‘bîr etdiniz, hayr ola, garîb u acîb vâkı‘adır …
dedikde hakîr eyitdim "Vallahi sultânım, geçende sultânıma gelen Bektâşî Dede Ahûrkapu'dan taşrada kendüye kayıkla deryâda yetişüp sultânımı altunların kabûl etmeyüp Dede vedâ‘ mahallinde hakîre eyitdi "Evliyâ Dede, bizi paşa ile Van'da hayr du‘âdan unutman. Biz de sizi Mekke-i Mükerreme'de hayr [u] senâdan ferâmûş etmeziz" dedi. Şimdi sultânımın da bu gördüğü vâkı‘a Van mansıbı ile ta‘bîr etdiniz, hayr ola, garîb u acîb vâkı‘adır" dedim. Paşa eyitdi. "Evliyâm, İpşir Paşa karındaşım havfinden mühr ile Haleb'den yedi ayda rikâb-ı hümâyûna güc ile gelüp yüz sürdü. Hâlâ hasmı çokdur, ebeden muhibbi yokdur. Mısra‘ "Görelim âyîne-i devrân ne sûret gösterir" deyüp merkûm vâkı‘ayı bu uslûb üzre ta‘bîr etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 182b ·
metinde göster ·
… edeyim." deyü der-i devletde Merre Hüseyin Paşa'ya arz eder. Merre Hüseyin Paşa
da bu
Hâfız Ahmed Paşa'nın Bağdâd'ı bu yüzden taleb etdüğin Bağdâd a‘yânlarına te’dîb …
Bağdâd'da dahi niçe kerre yerli kulu ve kapukulları mâbeyn olup birbirleriyle ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl edüp gâhîce Bağdâd paşası üzre top çeküp ceng-i azîm edüp ol makâm-ı halîfede ale'l-ittisâl neberd-i azîmler eksik değil idi. Hâfız Ahmed Paşa dahi Diyârbekir vâlîsiyken eyâlet-i Bağdâd'ı taleb edüp "Derûn-ı Bağdâd'da olan eşkıyâları cümle katl edeyim." deyü der-i devletde Merre Hüseyin Paşa'ya arz eder. Merre Hüseyin Paşa da bu Hâfız Ahmed Paşa'nın Bağdâd'ı bu yüzden taleb etdüğin Bağdâd a‘yânlarına te’dîben mektûblar gönderüp bildirdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 335a ·
metinde göster ·
… eterise girdikleri gibi zann edüp bir tüfeng atmayup ığmâz ederler. Yeniçeriyân
da bu
hâl ile bî-bâk meterise girerler. Sadrıa‘zam on bin asker ile (---)(---) taraf …
Hemân ki Sultân Murâd taht-ı Bağdâd'ın (---)(---) cânibine meks-i hıyâm etdikde yeniçeri ağası olan Küçük Hüseyin Paşa'ya tenbîh edüp azharu mine'ş-şems alâ melei'l-a‘dâ meterise girmek fermân olundukda el-azametullah cümle yüz beş oda yeniçerileri bir baş Akkapu'dan va Karanlık kapusu'ndan ve İmâm-ı A‘zam kapusu'ndan hulâsa-i kelâm Şattu'l-Arab'ın bir yanından bir yanına varınca rûz-ı rûşende cümle yeniçeriyân kal‘a-i Bağdâd'ı ihâta edüp tarfetü'l-ayn içre yedi kat ka‘r-ı zemîn meterise girirler. Derûn-ı kal‘ada mahsûr olan kavm-i Acem bu hâli görüp hayretde kalırlar. Meğer anlar sâ’ir serdârlar muhâsara etdikde beş altı günden sonra meterise girdikleri gibi zann edüp bir tüfeng atmayup ığmâz ederler. Yeniçeriyân da bu hâl ile bî-bâk meterise girerler. Sadrıa‘zam on bin asker ile (---)(---) tarafından meterise ve on aded balyemez top-ı kal‘a-kûp kor ve kapudan Kara Mustafâ Paşa sekiz bin askerle (---)(---) tarafından sekiz balyemezle meterise girer. Ve Şâm Vezîri Bıyıklı Dervîş Mehemmed Paşa on bin askerle ve on balyemez top ile (---)(---)(---) cânibinden meterise girer. Ve Rûmeli Beğlerbeğisi {Arslan Paşa} yigirmi altı bin askere ve altı balyemezle (---)(---) semtinden meterise ta‘yîn olur. Ve Haleb Vâlîsi Musâhib Silâhdâr Mustafâ Paşa (---) yedi bin askerle ve altı top ile 336b(---)(---) cânibinden meterise fermân olunur. Ve Mısır Vezîri Deli Hüseyin Paşa tarafından Mısır Beği olan Çerkes Ebû Şevârib Beğ beş bin güzîde asker ile ve üç balyemez top ile (---)(---) tarafından meterise me’mûr olur. Ve Şâm Tarablus eyâleti ve Mar‘ayş eyâleti ve Urfa eyâleti ve Adana eyâleti ve Karaman eyâleti ve Anadolu eyâleti ve Sivas eyâleti ve'l-hâsıl diyâr-ı Anadolu'dan on iki aded eyâlet sâhibi askerleriyle ve yüz beş aded sancak beğleri cümle cebelü zâ‘im ü zu‘emâ askerleriyle meterise yetmiş altı kat yerden girüp gün be-gün meterislerin ileri sürüp enderûn [u] bîrûndan eyle ceng-i azîm olurdu kim benî Âdem kanları seyller gibi cereyân ederdi. Ve sâ’ir esb-süvâr olanların yedi bölüğünden kırk yedi bin sipâhân-ı Osmâniyân meterisde olanların cânib-i erba‘aların muhâfaza ederlerdi. Ve bu sipâhânın dahi ardında hesâb-ı kitâbın Cenâb-ı Bârî bilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 336a–336b ·
metinde göster ·
… ve resm-i bukalemûnudur. Sübhânallâh, işte Defterdârzâde Mehemmed Paşa oğlumuz
da bu
sarâyda bir âsâr eyledi. Niçe cânlar böyle eser edemeyeler. Anıniçün derler kim …
Paşa dahi ziyâdece im‘ân-ı nazar ile nazar edüp "Hay hay fenâ dünyâ, vallâhi gerçek Evliyâ'nın güftesi ve resm-i bukalemûnudur. Sübhânallâh, işte Defterdârzâde Mehemmed Paşa oğlumuz da bu sarâyda bir âsâr eyledi. Niçe cânlar böyle eser edemeyeler. Anıniçün derler kim ‘Er ölür adı kalır’. El-hâsıl hayr ile yâd olunmağiçün niçe böyle hayrâtlar inşâ etmek gerek" deyü bu kasr içre gezer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 17a ·
metinde göster ·
… gâzî yiğide kıymak ne demekdir?" deyüp hatt-ı şerîfi güm etdi. Seydî Ahmed Paşa
da bu
habere muttali‘ olup her bâr serdâra geldikde iki bin aded yarar ve cengâver ve …
Hikmet-i Hudâ ol günlerde Köpürlü Mehemmed Paşa'dan emr-i şerîf ve hatt-ı hümâyûn-ı sa‘âdet-makrûn gelüp Seydî Ahmed Paşa'nın başın istemişler. Alî Paşa'nın aklı başından gidüp, "Bu sefer üzre böyle gâzî yiğide kıymak ne demekdir?" deyüp hatt-ı şerîfi güm etdi. Seydî Ahmed Paşa da bu habere muttali‘ olup her bâr serdâra geldikde iki bin aded yarar ve cengâver ve dilâver ve server-i hünerver serdengeçdi yiğitlerle pür-silâh âmâde gelüp bî-bâk ü bî-pervâ gelüp giderdi. Bir gün Seydî Gâzî, efendimiz Melek Ahmed Paşa'ya gelüp eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 183b ·
metinde göster ·
… zîm olmuşdur. Ve cümle müverrihler bu cengi hakîkati üzre yazmışdır. Hak Ta‘âlâ
da bu
sene-i mübârekede eyle bir savaş-ı perhâş olmağı müyesser ede, âmîn.
Hulâsa-i kelâm ceng-i azîm olmuşdur. Ve cümle müverrihler bu cengi hakîkati üzre yazmışdır. Hak Ta‘âlâ da bu sene-i mübârekede eyle bir savaş-ı perhâş olmağı müyesser ede, âmîn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 2b ·
metinde göster ·
… lup ni‘metleri bay u gedâya ve pîr u cüvâna ve gebr ü tersâya mebzûldur. Bunlar
da bu
menzilde olmasalar bu dereden kuş uçmazdı. Andan Kâsım Ağa bu hakîre yigirmi yi …
Bu rabta içre bir kiremit örtülü bir câmi‘ ve bir mescid ve bir hân ve on beş dükkân var, gayri imâret yokdur. Ancak cümle on o kadar Müselmân hâneleridir, mâ‘adâ Bulgar ve Sırf kefereleri evleridir. A‘yândan Kâsım Ağa ve karındaşı Mehemmed Ağaların hâneleri âyende vü revendegâna mihmân-sarây olup ni‘metleri bay u gedâya ve pîr u cüvâna ve gebr ü tersâya mebzûldur. Bunlar da bu menzilde olmasalar bu dereden kuş uçmazdı. Andan Kâsım Ağa bu hakîre yigirmi yiğit tüfeng-endâz refîkler verüp ale's-sabâh cânib-i şarka dağlar ve ormanlar ve niçe bin sürü koyunlar geçüp 4 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 38b ·
metinde göster ·
kadar deryâ-misâl asker ile küffârın ardları sıra kovarak tâ kal‘a-i Kanije'ye …
Gürcî Mehemmed Paşa da bu kadar deryâ-misâl asker ile küffârın ardları sıra kovarak tâ kal‘a-i Kanije'ye varup Yentür Hasan Paşa'ya bir semmûr hil‘at-i fâhire geydirüp kal‘a-i Kanije'nin derûnuna kâmil beş bin aded piyâde asker-i pür-silâh imdâd koyup andan Kanije'nin cümle zahîresi ve mühimmât [u] levâzımâtların görüp andan kal‘a-i Seğitvar'da Gürcî Mehemmed Paşa meştâya karâr verüp cümle kılâ‘lara kifâyet mikdârı askerler gönderüp Süleymân Hân türbesi kal‘asın ve Peçoy kal‘asın ta‘mîr [ü] termîm ederken Kefeli Bekir Paşa geldikde, "Niçün imdâda geç geldin?" deyü Gürcî Mehemmed Paşa, Bekir Paşa'nın başını kesüp Sadrıa‘zama arz eyledi. 139a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 138b–139a ·
metinde göster ·
… seyyâh-ı âlem olam, böyle bir şehr-i mu‘azzam İslâmbol'un bir mahallâtından ola
da, bu
kadar zamândan berü böyle bir ma‘mûr u müzeyyen şehri görmek olmamış idi.
Der-vasf-ı tetimme-i şehrengîz-i külliyât-ı şehr-i Tekurdağı: Aceb temâşâ-yı garîbedir kim bu hakîr seyyâh-ı âlem olam, böyle bir şehr-i mu‘azzam İslâmbol'un bir mahallâtından ola da, bu kadar zamândan berü böyle bir ma‘mûr u müzeyyen şehri görmek olmamış idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 383a ·
metinde göster ·
… ir vâdî-i hâmûndur kim âdem kendi refîklerinden gâyib olsa yüz sene ömrü olursa
da bu
kum deryâsından halâs mümkün değildir. Mısra‘:
Bu tertîb üzre kat‘-ı menâzil olunmada. Ammâ bu sahrâ-yı Tîh eyle bir vâdî-i hâmûndur kim âdem kendi refîklerinden gâyib olsa yüz sene ömrü olursa da bu kum deryâsından halâs mümkün değildir. Mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y381b ·
metinde göster ·
lezzetden haberdâr Kalmık mezhebli âdemler çokdur. Ammâ hakîr de benî âdem eti …
Hakîkatü'l-hâl Rûm'da da bu lezzetden haberdâr Kalmık mezhebli âdemler çokdur. Ammâ hakîr de benî âdem eti lezîz idiğin müşâhede etdim ki bir kerre bir âdem mahbûbun bûs etse hayât-ı câvidân bulup mesrûr olur. Andan bildim ki insân eti lezîzdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y125b ·
metinde göster ·