teferrüc edüp bu dahi teferrüc-i ibret-nümâ olur. Ammâ her sene mâh-ı Şa‘bân'ın …
Ve yigirmi senede bir esnâf-ı sarrâcân dahi bunda teferrüc edüp bu dahi teferrüc-i ibret-nümâ olur. Ammâ her sene mâh-ı Şa‘bân'ın gurresinden âhirine dek İslâmbol kavmi Ramazân'a istikbâl 146a takrîbiyle bu Kâğızhâne fezâsına haymeler kurup kâmil bir ay şeb-bük nâmıyla zevk u safâ ederler. İşte bu Kâğızhâne böyle bir câ-yı sürûrdur. Ve bu teferrücgâhdan şimâle bin adım,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 145b–146a ·
metinde göster ·
… -ihtiyâc bu Kemâh tuzun alırlar, meşhûr-ı âfâk tuzdur. Ve bu şehrin bir memdûhu
dahi bunda
olan rakîk ve kavî çadır bezi bir diyârda olmak ihtimâli yokdur. Rûmeli'nde Dır …
Karye-i Kömür: Yedi yüz müselmân ve Ermeni hâneleri vardır. Tuzla emîni bunda hâkimdir. (---) yük akçe tahsîl olur iltizâmdır. Kardan beyâz ve Hacı Bektâş-ı Velî tuzundan lezîz tuzdur kim meşhûr-ı âfâkdır. Cemî‘î Kürdistân ve Türkmenistân'dan Bingöl yaylasına çıkan benî Âdemler cümle milhü ücâc-ı sâhib-ihtiyâc bu Kemâh tuzun alırlar, meşhûr-ı âfâk tuzdur. Ve bu şehrin bir memdûhu dahi bunda olan rakîk ve kavî çadır bezi bir diyârda olmak ihtimâli yokdur. Rûmeli'nde Dırama bezinden a‘lâ ve nusîf pembe bezi olur. Hattâ elsine-i nâsda "Kemâh'ın bezi, Erzincân'ın kozu ve Bâyburd'ın kızı" deyü elsine-i nâsda darb-ı mesel olmuşdur. Bu mezkûr karye-i Kömür içindeki bâğlar içre cereyân eden nehr-i Kömür, Cercanis dağlarından gelüp kal‘a-i Kemâh dibinde bir göz cisr dibinde Sultân Melîk Gâzî Efendi tekyesi kurbunda nehr-i Furât'a munsab olur. Ve buna karîb mukâbelesinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 339b ·
metinde göster ·
… er. Bu hânedânı Tatar ıhrâk etmemişdir, zîrâ Hân tarafından gelen Tatar ağaları
dahi bunda
sâkin olurlar, lâkin bu şehirde aslâ çeşmesâr yokdur. Cümle halkı arabalar ile …
Ve bir aded müsâfirhânesi var kim Âsitâne-i devlet tarafından gelen ağavâtlara mahsûs kırk elli hücreli ve ahurlu ve matbahlı mihmân-sarâydır kim sarâydâr kefereleri dâ’imâ herkese hidmet ederler. Bu hânedânı Tatar ıhrâk etmemişdir, zîrâ Hân tarafından gelen Tatar ağaları dahi bunda sâkin olurlar, lâkin bu şehirde aslâ çeşmesâr yokdur. Cümle halkı arabalar ile çılır ta‘bîr etdikleri fıçılarla su taşıyup nûş ederler, bir âb-ı hoş-güvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 107a ·
metinde göster ·
… im benî Âdem'den ayak basacak yer yok idi. Ve dörd bin aded askerîsi kefereleri
dahi bunda
âmâde idiler. Ve mahbûb u mahbûbesi ve bâğ u bâğçesi bî-hisâb ve bî-kitâbdır. V …
Ve asker-i İslâm havfından cümle kurâları halkı gelüp kal‘aya girdiklerinden derûn-ı hisâr eyle izdihâm idi kim benî Âdem'den ayak basacak yer yok idi. Ve dörd bin aded askerîsi kefereleri dahi bunda âmâde idiler. Ve mahbûb u mahbûbesi ve bâğ u bâğçesi bî-hisâb ve bî-kitâbdır. Ve âb [u] hevâsı gâyet latîfdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 7b ·
metinde göster ·
… akîr eyitdim "Sultânım, bu âdemlerin ikisin üçün Sadrıa‘zama gönderelim, dördün
dahi bunda
alıkoyalım, görelim sabâha dek ne zuhûr eder. Dahi ileride beş on yerde birer i …
Hakîr eyitdim "Sultânım, bu âdemlerin ikisin üçün Sadrıa‘zama gönderelim, dördün dahi bunda alıkoyalım, görelim sabâha dek ne zuhûr eder. Dahi ileride beş on yerde birer ikişer sâ‘atlik yerde karavullarımız var, anlardan dahi feryâdcılar gelmedi ve bizler hâlâ düşman yüzleri görmedik, nice feryâd edüp Allâh Allâh çağıralım. Hemân cümlemiz pür-silâh âmâde duralım ve Üstürgon gâzîlerinden ileride olan karavullarımıza âdemler gönderelim ki gâfil olmayalar" dediğimde taraf taraf cümle ağavâtlar,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 101a ·
metinde göster ·
gelüp bir âlî toprakdan hunka depe yığmış, kal‘ası bir batak kenârında bir alça …
Ammâ Süleymân [Hân] dahi bunda gelüp bir âlî toprakdan hunka depe yığmış, kal‘ası bir batak kenârında bir alçak yerde sa‘b bir hisâr-ı üstüvârı var, yanına varmak muhâl, zîr[â] niçe yüz bin küffârı kal‘a altında cenge âmâde dururlardı. Bunu dahi ubûr edüp giderken ileride çarhacı giden âdemlerimizden altı nefer yiğitlerimiz at boynuna düşüp seğirderek gelüp "Muşduluk kâfirden kırk aded esîr dil aldık" deyüp dilleri meydâna getirdiklerinde diller eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 3b ·
metinde göster ·
… iken bu mûhiş haber dahi geldi. Pâdişâha ne cevâb verelim, bâ-husûs Haseki Ağa
dahi bunda
bu musîbet ü melâmet ü felâketi gördü. Hünkâra ne cevâb edelim ve Uyvar nice im …
"Yâ Rabbî ahvâlimiz neye müncer ola? Sen âlimü's-sırrı ve'l-hafiyyâtsın. Biz Yâ Rabbî kendü derdimizle büryân iken bu mûhiş haber dahi geldi. Pâdişâha ne cevâb verelim, bâ-husûs Haseki Ağa dahi bunda bu musîbet ü melâmet ü felâketi gördü. Hünkâra ne cevâb edelim ve Uyvar nice imdâd edelim" deyü kendüye telâş el verüp aslâ yemedi ve içmedi ve durmadı ve oturmadı. Ol nâzük çelebi zât-ı şerîf bir günde la‘l-gûn ruhları berk-i hazâna dönüp eydir: Mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 23a ·
metinde göster ·
yokdur. Ancak gelüp giden bâzergânlarda çokdur. Cümle kâr [u] kisbleri bunların …
Ve altun ve guruş dahi bunda yokdur. Ancak gelüp giden bâzergânlarda çokdur. Cümle kâr [u] kisbleri bunların dahi her metâ‘ı birbirleriyle değiş ve dokuş ile geçinirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 164b ·
metinde göster ·
… derler. Ya‘nî bu kal‘a tahtgâh-ı kadîm olup Mûsâ Çelebi Sultân ibn Yıldırım Hân
dahi bunda
sâkin olurdu, zîrâ sayd [u] şikârı da gâyet çokdur. Ve hâlâ yukaru kal‘ada cihâ …
Taht-ı kadîmdir kim Sultân Bâyezîd-i Velî bunda niçe zamân sâkin olmuşdur. Hattâ Selîm Hân-ı Evvel Bâyezîd Hân pederinden hilâfeti cebren aldıkda Bâyezîd Hân'ı bu Dimetoka tahtgâh-ı kadîmdir deyü bunda nefy edüp Havsa nâm mahalde Bâyezîd Hân merhûm olup na‘şın İslâmbol'a götürüp câmi‘inin mihrâbı önünde defn ederler. Ya‘nî bu kal‘a tahtgâh-ı kadîm olup Mûsâ Çelebi Sultân ibn Yıldırım Hân dahi bunda sâkin olurdu, zîrâ sayd [u] şikârı da gâyet çokdur. Ve hâlâ yukaru kal‘ada cihânnümâ bir pâdişâh sarâyı var. Sâfî kurşum örtülü örtülü maksûreleri ve müteaddid ve hücreleri ve kâ‘aları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 205a ·
metinde göster ·
… ıyâl evlâd feza‘ u çeza‘da olup bu kadar mâl-ı menâl târumâr yatdığından hakîr
dahi bunda
yatmayup bir sâ‘atde nehr-i Lonka, andan Eski Kal‘a dibinde nehr-i Yunalida'yı …
Hakîr vâveylâ üzre varup ehl [ü] ıyâl evlâd feza‘ u çeza‘da olup bu kadar mâl-ı menâl târumâr yatdığından hakîr dahi bunda yatmayup bir sâ‘atde nehr-i Lonka, andan Eski Kal‘a dibinde nehr-i Yunalida'yı geçüp andan nehr-i Velika'yı ubûr edüp andan nehr-i Çiçor'u güzer etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 272b ·
metinde göster ·
… roş-ı ra‘nâ evlerdir ve mükellef sarâylardır. Ve mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübîn
dahi bunda
olup ol dahi Memi Beğ'in hayrâtıdır.
Ve kal‘anın şimâlinde kal‘a kayaları altında eski çârsûya Kal‘a çârsûsu derler. Cümle kırk aded dükkâncıklardır. İki başında bezzâzistân-misâl ağaç kapuları vardır. Her gece pâsbân-ı nigâhbânları bu kapuları sedd ederler. Lâkin kapular kapandıkdan sonra aşağı varoşdan kal‘aya yol işlemez olur, ancak Namâzgâh kapusundan işleyüp kal‘aya girüp çıkarlar. Ammâ dahi aşağı büyük varoşunda Memi Beğ çârsûsu nev binâdır kim bu mahaldeki varoşa Memi Beğ varoşu derler. Cümle yüz elli aded kayağan örtülü nev binâ-yı musanna‘ bâğlı ve bâğçeli varoş-ı ra‘nâ evlerdir ve mükellef sarâylardır. Ve mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübîn dahi bunda olup ol dahi Memi Beğ'in hayrâtıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 354a ·
metinde göster ·
… ryâ ibn Hazret-i Ays ibn Hazret-i İshâk: ammâ ahâlî-i karye bizzât Hazret-i Ays
dahi bunda
medfûndur derler, el-ilmü indallâh. Ammâ bu Hazret-i Seryâ âsitânesinde bir şey …
Ziyâret-i Hazret-i Seryâ ibn Hazret-i Ays ibn Hazret-i İshâk: ammâ ahâlî-i karye bizzât Hazret-i Ays dahi bunda medfûndur derler, el-ilmü indallâh. Ammâ bu Hazret-i Seryâ âsitânesinde bir şeyhi var. Dâ’imâ savm-ı Dâvûd'a müdâvim bir mazınne-i kirâme kimesnedir. Hakîrin derûnundan geçdi ki bu Hazret-i Seryâ rûhuna bir Yâsîn-i şerîf tilâvet edem, deyü hâtırda iken hemân şeyh,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y232b ·
metinde göster ·
… vrân hâkimi olup üç yüz âdemiyle bunda sâkindir. Ve yüz elli akçe Havrân kadısı
dahi bunda
sâkin olur. Nâhiyesi iki yüz yetmiş pâre kurâdır.
Ve paşa ağalarından bir munsab ağa Havrân hâkimi olup üç yüz âdemiyle bunda sâkindir. Ve yüz elli akçe Havrân kadısı dahi bunda sâkin olur. Nâhiyesi iki yüz yetmiş pâre kurâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y259b ·
metinde göster ·
sâkinler imiş. Ammâ mesâcid-misâl mihrâbı yokdur. Ve buna karîb,
Beyt-i Abdi Menâf: Hazret-i Risâlet-penâh'ın cedd-i a‘lâlarıdır. Dedesi Abdülmuttalib dahi bunda sâkinler imiş. Ammâ mesâcid-misâl mihrâbı yokdur. Ve buna karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y353b ·
metinde göster ·
medfûndur, derler ve ba‘zılar Hindustân'da Serendîb'dedir, derler. Ammâ bunlar …
Ve ba‘zılar Hazret-i Âdem dahi bunda medfûndur, derler ve ba‘zılar Hindustân'da Serendîb'dedir, derler. Ammâ bunlar kavl-i za‘îfdir. Belî hubût-ı Âdem Serendîb'e vâki‘ olup eşk-i çeşminden zencebîl ve fülfül karanfîl hâsıl olurdu. Ba‘dehu kırlangıç kuşunun vesâtatıyla Âdem ve Havvâ cebel-i Arafât'da mülâkat olduklarıyçün ve anda buluşup bilişdikleriyçün cebel-i Arefe derler, zîrâ Hazret-i Havvâ Cidde'ye hubût etmişdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y365b ·
metinde göster ·
… , siyâh-çerde bir nebî imiş, bu İsvân'da mütevellid olmuşdur. Ve Zennûn-ı Mısrî
dahi bunda
müştak olup Hazret-i Resûl'e sahâbe olmuşdur.
Ve kavl-i müverrihîn Hazret-i Lokmân aleyhi's-selâm nebîdir ve değildir demişler. Ba‘zı akâyidlerde yazmışlar, siyâh-çerde bir nebî imiş, bu İsvân'da mütevellid olmuşdur. Ve Zennûn-ı Mısrî dahi bunda müştak olup Hazret-i Resûl'e sahâbe olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y386b ·
metinde göster ·
… yun sahtiyânı bağlar. Kenârların da gûnâ-gûn boncuklar ile zeyn ederler. Boncuk
dahi bunda
gâyet makbûldür. Ve eğinlerinde birer Mısır peştemâli ve birer İskenderiyye ihr …
Ammâ esvâb [u] eskâllerinde hafîfü'l-hâl kemâl-i hüsnde pür-kemâldirler. En ağniyâsının belinde Q 325bP 322b birer ceyrân derisi ve koyun sahtiyânı bağlar. Kenârların da gûnâ-gûn boncuklar ile zeyn ederler. Boncuk dahi bunda gâyet makbûldür. Ve eğinlerinde birer Mısır peştemâli ve birer İskenderiyye ihrâmı vardır; ol dahi şiddet-i şitâ mahallindedir, gayrı zamân uryân u giryândır. Ve zenâneleri Sa‘îd-i âlî ihrâmları ve münakkaş kutnî çârşaflar bürünüp ayaklarına ve kollarına yigirmişer ve otuzar sırçadan Halîlü'r-rahmân halhâlları geçirirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y415b ·
metinde göster ·