Ve dahi bunun emsâli niçe gûne fezâhatlar edüp nâ-hak yire hûn-ı ibâdı döküp Haccâc-ı Zâlim Yûsuf zulümleri oldurdu. Hemân ol gün Kaya Sultân hakîre on kıt‘a mektûblar ile beşyüz altun harc-ı râh verüp "Meded Evliyâm, bir ayak evvel paşama yetiş. Durmasın hemân Kürdistân'a cân atsın. İşte Kudde Kethüdâsı'nı 185b ve Moralı Defterdâr Mustafâ Paşa'sını ve re’îsü'l-küttâbı olan Mevkûfâtî Mehemmed Efendi'sini ve niçe tevâbi‘lerin dahi çok katl ederler. Ve elbetde paşamı katl etmek içün sa‘âdetlü pâdişâh ve cemî‘i ulemâ ü sulehâ ve vüzerâ vü vükelâlar ve Vâlide Sultân ve cümle sipâh ve yeniçeri ocakları paşamın katline İpşir'in hatt-ı şerîf istediğin cümle istimâ‘ edüp "Melek Ahmed Paşa bir sâlih dindâr ve mü’min ü muvahhid, bî-garaz u ehl-i ırz bir vezîr-i dilîrdir. Ne cürm sâhibidir kim anın katline hatt-ı şerîf istersiz, verme pâdişâhım, Melek Paşa bu devlete yine lâzımlı âdemdir. Bir kerre vezîria‘zam ve üç kerre kâ’immakâm-ı mu‘azzam olup cümle kul ile hüsn-i ülfet etdi" deyü cümle kul ayak basup hatt-ı şerîfi İpşir pâdişâhdan alamadı. Ammâ Evliyâ'm, kimbilir bu İpşir Mustafâ Paşa, Melek Paşa kocamın akrabâsıdır, amma akrabâsıdır. Belki bir hâl ile paşacığımun katline nihânîce bir hatt-ı şerîf ala. Ammâ Evliyâm yetiş paşaya, hemân Kürdistân. Ve mansıbı var, acele ile revâne olsun. İsterse sonra Gence'ye ve İrân-ı Nahşivan'a Revân'a sefer etsin" deyü fakîre Kaya Sultân ağlayarak mektûbları elime verüp bir cevâhirli sâ‘at dahi verüp "Şimdi sana yollarda {sâ‘at} pek lâzımdır. Hemân durma" deyü bir semmûr parçası kürk ihsân edüp hakîri ol gice Gümrük Emîni Hasan Ağa'ya gönderdi. Ol gice Hasan Çelebi'yi, Ortaköy'de Baltacı Mahmûd Ağa yalısında Mahmûd Ağazâde Bekir Ağa ile müşâverede imiş, hakîri görüp "Bre Evliyâm hoş geldin" deyüp ayağa kalkup "Gel Evliyâm, seni bu gice yine İslâmbol'a bir işe göndereyim. Gel seninle sehel müşâverem vardır" deyü elime yapışup hücreden taşra halk mâbeyninden çıkup bir pinhân hücrede elime üç kıt‘a mektûblar verüp "Durma yetiş paşaya, işte sana iki yüz altun" dedi ve "Kaya Sultân'dan mektûblar aldın mı?", "Aldım!" dedim. "Durma git, ammâ İzmit şehrine varınca gündüz ve gice ile ulu yollar ile gitme ve menzillere uğrayup sakın at alma. Hemân kendü atlarınla ılgar ile seğirdüp git. İşte sana yüz altun dahi" deyüp beni bir kayığa koyup alarka olacak mahalde "Evliyâ Çelebi, bizim gümrüğe İslâmbol'da uğrayup sandık emînine selâm eyle. Biz yarın İslâmbol'a varımazım" deyü halk arasında o gice hakîri İslâmbol'a gönderme evzâ‘ın edüp hemân hakîr "Nola sultânım?" deyü Ortaköy'den iki yatsı zamânı avanta kayık deyüp akıntı ile baş aşağı akup tarfetü'l-ayn içre Üsküdar'a varup mukaddemâ atların hıfz etdiğim mahall-i ma‘hûdeye varup üç nefer yarar pür-silâh gulâmlar ve beş re’s küheylân atlarım ve Abaza Marşân Yûsuf'u ve Abaza Kamış Mehemmed'i ve Abaza Cumbalı Alî'yi alup yedi aded salt u sebükbâr küheylân atlı pür-silâh âdemler olup nısfu'l-leylde ol şeb-i muzlimde "Tevekkeltü ala'llah" deyüp Çamlıca dağına yedi kişi çıkup ikişer rek‘at namâz kılup Üsküdar şehrinde ve İslâmbol'da medfûn olan erenlerin rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb edüp cümle ervâh-ı enbiyâ vü evliyâ ve kutbu'l-aktâb u ümenâ u evtâd ve nücebâ ve nukabâ ü büdelâ ve mecâzibûn u melâmiyyûn ve ricâlü'l-gayb ve birler ve üçler ve yediler ve kırklar ve yüzler ve binler ve binbirler rûh-ı şerîfleriyçün bir Yâsîn-i şerîfe tilâvet edüp rızâ-yı Allah içün savâbın mezkûr ricâlullahların rûh-ı şerîflerine hîbe eyleyüp el yüze sürdük. Hudâ âlim u dânâdır, bu hakîr gûyâ bir zireh-i polâd-ı Nahşivânî giyüp Bismillah deyüp atf-ı ınân-ı esb-i sabâ-sür‘atimizi sür‘at ile cânib-i Van'a sürüp diyâr-ı Van'a revâne olduk. Hudâ-yı Bîçûn yolumuz âsân ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 185a–185b ·
metinde göster ·
… üzre serdâr-ı mu‘azzam oldu. Kal‘a-i Varat anın eliyle feth oldu. Leve kal‘ası
dahi bunun
eliyle feth ola, âmîn ve yâ Mu‘în. Cümle eyâlet-i Bosna askeri ve on oda yeniçe …
Ba‘dehu yine mâh-ı Rebî‘ulevvel'in ikinci günü Köse Ali Paşa Leve kal‘ası üzre serdâr-ı mu‘azzam oldu. Kal‘a-i Varat anın eliyle feth oldu. Leve kal‘ası dahi bunun eliyle feth ola, âmîn ve yâ Mu‘în. Cümle eyâlet-i Bosna askeri ve on oda yeniçeriler ile samsoncubaşı ve sol bölükden aşağı bölük ağası ve beş oda cebeciler ağası Ahmed Kethudâ ve beş oda topçular ile altı aded balyemez ve yigirmi bin aded Tatar kâfire amân vermez askeriyle cümle otuz bin aded leşker-i müslimîn olup Serdâr Ali Paşa hil‘at-i pâdişâhîler geyüp Leve gazâsına teveccüh edüp revâne oldular. Cenâb-ı Fettâh-ı Kerîm kerem edüp suhûletle kal‘a-i Leve feth [ü] fütûh ola, âmîn, bi-hurmeti seyyidi'l-mürselîn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 122a ·
metinde göster ·
kayaları dipleri ince ince olup bu kal‘ayı muhâsara etseler ol kayaları birer s …
Ve havâle olan binâları hammâm kubbesi gibi ve dahi bunun kayaları dipleri ince ince olup bu kal‘ayı muhâsara etseler ol kayaları birer san‘at ile kal‘a üzre uçursalar kal‘ayı harâb u yebâb edüp aslâ lağım atmağa ihtiyâc olmazdı, ammâ mel‘ûn kâfir-i dûrbîn-fikr bu havâle kayalarının havfından kal‘anın şarkîsi ve kıblesi tarafların gâyet metânet üzre kat-ender-kat edüp niçe havâle kayalarının önlerine "Kayalar kal‘aya uçmasın" deyü Şeddâdî dîvâr-ı sedd-i üstüvârlar çekmiş ve ol taraf kal‘asın metânet üzre etmiş ve "Niçe kayaları zincîrler ile bağlamış" dediler, ammâ görmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 157b ·
metinde göster ·
… nda İnebahtı'dan beş mîl lodos tarafına ba‘îd bu kal‘ayı binâ etdirüp bir kal‘a
dahi bunun
karşusunda Mora cezîresinde binâ etdirüp karşu 339b karşuya iki kal‘a olup ta …
Bu dahi İnebahtı'nın Rûmeli tarafında leb-i deryâda vâki‘ bir boğaz ağzında şekl-i murabba‘ bir küçük kal‘acıkdır. Bu diyârda böyle küçük kal‘alara kastel derler. Sene 905 târîhinde Sultân Bâyezîd-i Velî Moton kal‘ası muhâsarasında iken donanma-i hümâyûn bu İnebahtı körfezinde kışlamak maslahatiyçün Bâyezîd-i Velî Hân bu kal‘ayı İnebahtı körfezi ağzında İnebahtı'dan beş mîl lodos tarafına ba‘îd bu kal‘ayı binâ etdirüp bir kal‘a dahi bunun karşusunda Mora cezîresinde binâ etdirüp karşu 339b karşuya iki kal‘a olup tamâm oldukda körfez emîn olup donanma-i hümâyûn bî-bâk ü bî-pervâ kışlamışdır. Ammâ himmet-i Bâyezîd Hân ile bu Kastel kal‘ası Rûmili askeri üşüntüsü ile burc-ı bârûsu ve hisâr-pîçeleriyle on sekiz günde tamâm olduğuna alâmet bu kal‘a on sekiz adet ebrâclardır ve azîm toplar konulmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 339a–339b ·
metinde göster ·
üstünde bir müdevver dâ’ire içinde nakş-ı mühr-i Süleymân'da İhlâs-ı şerîf tahr …
Ve dahi bunun üstünde bir müdevver dâ’ire içinde nakş-ı mühr-i Süleymân'da İhlâs-ı şerîf tahrîr olunmuş. Ammâ mihrâb ve minber tarz-ı kadîm eyle musanna‘dır kim vasfında lisân kâsırdır. Ve mü’ezzinân mahfili gûyâ mühr-i nigîn-misâl bir kürsîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y171a ·
metinde göster ·
… dikleri gibi yetmiş bin lu‘bedebâzlık ile fişek âteş-feşânlıkları edüp üç sâ‘at
dahi bunun
temâşâsı olunup hânendegân ve sâzendegân alayı tamâm olunca Mısır'ın yedi bölük …
Andan fişeng-bâzlar Nîl kesiminde etdikleri gibi yetmiş bin lu‘bedebâzlık ile fişek âteş-feşânlıkları edüp üç sâ‘at dahi bunun temâşâsı olunup hânendegân ve sâzendegân alayı tamâm olunca Mısır'ın yedi bölük alayı dahi yürümeğe başlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y176a ·
metinde göster ·
dârışeddinde bir gece Y 301a müsâfir olup ale's-sabâh merâkiblere süvâr olup …
Bu diyârda mahalle kasabaya derler. Buhayre hâkinde leb-i Nîl'de iki yüz hâneli ve bir yeni câmi‘li ve minâreli ve bir zâviyeli ve on dükkânlı ve bir kahvehâneli ve bir dârışedli ma‘mûr kasabadır. Dârışed bu diyârda emîn ü mültezim sâkin olup müsâfirhâne olan yere derler. Cümle kurâ halkı mahsûlâtlarından ifrâz edüp bu dârışedde verirler, âyende vü revende mihmân olup tenâvül ederler, aceb hayrâtdır. Hakîr dahi bunun dârışeddinde bir gece Y 301a müsâfir olup ale's-sabâh merâkiblere süvâr olup yigirmi mîl cereyân ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y300b–Y301a ·
metinde göster ·