… m cennetden Hazret-i Muhammed aleyhi's-selâm'a Allah emriyle getirmişdi. Hazret
dahi erkâniyle
İmâm Alî'ye teslîm etmişdi. Ol dahi oğlu İmâm Hüseyn'e vermişdi. Anlardan İmâm …
Huzur-ı ıhvân-ı safâya şöyle ma‘lûm ola kim Hünkâr hazretleri âlem-i sabâvetde her giz sıbyân ile karışup lu‘b u lehve meşgûl olmadı ve zât-ı şerîfinde hâller zâhir olup niçe dürlü kerâmetler gösterüp lafz-ı dürer-bârlarından envâ‘-ı kelâm-ı hikmet istimâ‘ olunurdu. Cidden dünyâya meyl ve hevâ ve hevese ve nefse mütâbe‘at göstermedi. Hemân gice ve gündüz hâli ibâdet ü tâ‘at ve zühd ü takvâ idi. Hatta Horâsân'da babası Allah emrine varıcak Hacı Bektâş'a sultânlığı arz eylediler, kabûl etmedi. Kırk sene kâmil çille-i merdân çeküp gündüz sâ’im gice kâ’im olup ibâdet ve riyâzete ve zühd ü takvâya meşgûl idiler. Bi-hidâyetillahi Te‘âlâ şöyle yetişmişlerdi ki gice rûhları âlem-i ecsâmdan âlem-i ervâha ubûr kıldıkda kesâyirü'n-nâs nefsleri dünyâ sıfatından görünürdü ve âlem-i kurbda âşinâ olana âşinâlık gösterirdi ve bâtın-ı esrâr-ı nübüvvet ve kemâl-ı ma‘rifetillah ve ilm-i ledün ve velâyet kendülerinden zâhir olurdu. Bir mertebeye vâsıl oldulardı kim "Bâtın-ı esrâr-ı Alî bendedir", derlerdi. Âhir bir gün Horâsân erenleri Hacı Bektâş'dan nişân istediler. Bir cem‘iyyet-i kübrâda cümlesine kerâmet nişânların gösterdi. Âhir "Kânûn-ı meşâyihân üzre sana bir mürşid-i kâmil lâzımdır kim tarîk-ı Hakka gitmene pîşvâ ola" dediler. "Nola bize bir pîr ola kim ehl-i irşâd alâyimin göstere", dedi. Huzûrunda bir kimesne kerâmet alâyimin göstermeğe kâdir olamayup âhir kendüleri cümle Horâsân erenleri huzûrunda mükemmellik mertebesin remz edüp cümle kibâr-ı Horâsân âlem-i hayretde kaldılar, amma min kıbeli'l-Hak ilhâm-ı Rabbânî ile Hacı Bektâş-ı Velî, "Bu hakîr-i pür taksîrin ceddi kutbu'l-aktâb, sultânü'l-ârifin, ser-çeşme-i neved u hezâr pîrân-ı Türkistân Hoca Ahmed-i Yesevî ibn Muhammed Hânefî hazretleri rahmetullahi aleyh'den cihâz-ı fakrı anlardan kabûl edüp anların irşâdına tâbi‘ olduk ve anlardan me’zûn olup irşâd olduk" deyü işâret buyururlardı. Ve cihâz-ı fakr-ı dervîşân kim evvel kubbe elif tâc ve hırka ve seccâde ve çerâğ ve sofra ve alemdir. Cibrîl-i Emîn aleyhisselâm cennetden Hazret-i Muhammed aleyhi's-selâm'a Allah emriyle getirmişdi. Hazret dahi erkâniyle İmâm Alî'ye teslîm etmişdi. Ol dahi oğlu İmâm Hüseyn'e vermişdi. Anlardan İmâm Zeyne'l-‘âbidîn'e değmişdi. Anlardan İbrâhîm-i Mükerrem hazretlerine değmişdi. İbrâhîm-i Mükerrem, Mervân-ı la‘înin hapsinde iken Horâsân'dan Ebü'l-Müslim-i {Mervî} hazretleri hafiyyeten hurûc edüp ol kubbe elîf tâcı ve hırka ve çerağ ve sofra ve alem ve seccâdeyi İbrâhîm-i Mükerrem hapsde iken erkânı ile Ebu Müslîm-i Mervî'ye tapşırdı. O da İmâm Muhammed Bâkır'a tapşırdı. O da oğlu İmâm Ca‘fer'e tapşırdı. O da İmâm Mûsâ Kâzım'a tapşırdı. O da oğlu Sultân-ı Horâsân Alî b. Mûsa Rızâ'ya tapşırdı. O da Sultânu'l-‘ârifîn ser-çeşme-i neved hezâr ceddimiz pîrân-ı Türkistân Hoca Ahmed-i Yesevî b. Muhammed Hânefî'ye tapşırdı. Hoca Ahmed-i Yesevî rahmetullahi aleyh doksan bin halîfesi var idi. Her biri beşer onar kerre ol kubbe elif tâcı ve hırka ve alem ve seccâde vaslaların istediklerinde birine vermeyüp "Bu vaslaların sahibi var, bizde emânetdir. Sâhibi zuhûr etdükde ana teslîm ederiz" deyü halîfelerine böyle buyururlardı. Ta ki Sultân Hacı Bektaş-ı Velî zuhûr edüp Hoca Ahmed-i Yesevî'den irşâd olup ol tâc ve hırka ve alem ve seccâde vaslaların "Babandan mîrâs cihâz-ı fakrındır" deyü Hacı Bektâş'a 233b tapşırdı. Zirâ bu vasla tâc u hırka vü seccâdeye lâyık olmağa nişânı Hacı Bektâş gösterdi ve her kim ki o kisvetlere ve ol cihâzlara nişân gösterdi, kutbu'l-kübera ki kutbu'l-aktâb mertebesidir ve bu mertebenin bâtını nübüvvet-i Muhammed Mustafa ve velâyet-i Aliyyi Murtazâ'dır. Hassa, bu mertebe irs yüzünden neseb-i Resûl'den gayre müyesser olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 233a–233b ·
metinde göster ·
… Seksen altı pâre şâdmânlı kurâlardır ve yüz elli akçe kazâ ve subaşılıkdır. Bu
dahi Ergürü
sancâğı hâkindedir.
Ve on gün Çorba kazâsında deverân etdik. Seksen altı pâre şâdmânlı kurâlardır ve yüz elli akçe kazâ ve subaşılıkdır. Bu dahi Ergürü sancâğı hâkindedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 355b ·
metinde göster ·
… âb-ı hayvândır. İskender'in bu mahalde bir nişîmeni vardır. Şatt'ın bir fırkâsı
dahi Ergani
haylinde Taht-Maşat nâm bir mahalden turna gözü-misâl bir berrâk u rakîk âb-ı t …
Palu'nun garbında Ergani ve Eğil birer konakdır. Şimâlinde Harput bir menzildir. Kıblesinde Diyârbekir iki menzildir. (---)(---)85a Andan bu kal‘a-i Palu ensesinde Bağın nâm bâğ-ı İrem-misâl bir köydür. Kürdistân içre meşhûr-ı âfâk bir mesîregâh [u] teferrücgâh hıyâbân-ı kuyâhdır kim Palu beğlerinin hâssıdır. Andan bir nehr-i zülâl bir kayadan tulû‘ eder âb-ı hayâtdan nişân verir. Şattü'l-Arab'ın üç başı vardır. İbtidâsı budur kim edîm-i arzda lâ nazîr bir nehr-i âb-ı hayvândır. İskender'in bu mahalde bir nişîmeni vardır. Şatt'ın bir fırkâsı dahi Ergani haylinde Taht-Maşat nâm bir mahalden turna gözü-misâl bir berrâk u rakîk âb-ı tâhirdir kim bu dahi bir bî-bedel zülâl-i cân-perverdir. Şatt'ın bir kolu dahi Harput ile Ergani' mâbeyninde Demirkapu ile Çınarlı deresinden gelüp mezkûr üç kol nehr-i Şatt Birdınıç nâm bir göz cisr-i azîm kim bir kayadan bir kayaya binâ olunmuş tâk-i Kisrâ'dan nişân verir eflâke ser-çekmiş bir kantara-i âlînin altında üç aded Şattü'l-Arab bir yere cem‘ olup ba‘dehû Berrecîl nehri mahlût olur ve Kara köprü altından cereyân eden nehr-i (---) munsab olup Diyârbekir'in Fıs Kayası altından ubûr edüp çay bostânlığın ve reyhânlığın reyy edüp yüz yetmiş pâre kılâ‘ ve kasabât u medâyinleri saky edüp Bağdâd-ı behişt-âbâda varınca yüz elli aded enhâr-ı azîmler mahlût olup Bağdâd'dan aşağı Diyâle ve Çarka ve Zarb-ı Alî ve altmış aded nehr-i azîmler munsab olup Basra'dan yukaru üç menzilde Kurna kal‘ası burnunda nehr-i Furât ile nehr-i Murâd bir yerden gelüp Kürna'da Şatt'a mahlût olup Şattü'l-Arab derler. Basra önünde Hindistân ve Portugal gemileri gelüp yanaşır. Bahr-i Ummân-misâl bir Şattü'l-Arab olup niçe müverrihler bu Şatt'ın ve Murâd ve nehr-i Furât'ın tâ tulû‘larından Basra önünde bahr-i Ummân'a mahlût olunca bu üç nehr-i azîme sagîr u kebîr iki bin altmış enhâr mahlût olur deyü hey’et kitâblarında tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 84b–85a ·
metinde göster ·
… lı elli ayaklı ammâ iki omuzlarında kanatlı sağ gözü kör bir cin sıfatlı 393b
dahi ervâh-ı
habîse meliki ile ilerü gelüp "Esselâmü aleyk yâ Muhammed" dediler. Hazret-i Ri …
Bir sadâ istimâ‘ olunur ammâ zâhirde bir ferd-i âferîdeden bir merd-i cân nümâyân değil. Hemân bu asker içinden karalar geymiş kara çehreli ve burnunun orta direği yok bir ecinne geldi ve yanı sıra bir kara çehreli âdem sıfatlı elli ayaklı ammâ iki omuzlarında kanatlı sağ gözü kör bir cin sıfatlı 393b dahi ervâh-ı habîse meliki ile ilerü gelüp "Esselâmü aleyk yâ Muhammed" dediler. Hazret-i Risâlet "Aleynâ yâ la‘înân" dedikde meğer ol gözü kör kanatlı şeytân-ı aleyhi'l-la‘ne idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 393a–393b ·
metinde göster ·
… edüp keneşlerin bir yere koyup ale'l-ittifâk "Rakofçi'yı Leh vilâyetine komayup
dahi Erdel
vilâyetinden çıkmadan ya çıkmışsa da râst geldiğimiz yerde basalım" deyü ittifâ …
Bu sahrâda mukaddemâ bizimle sâkin olan kırk bin Leh kralı askeri ve Nûreddîn Sultân ile gelen kırk bin aded Kardaş Kazağı ve yigirmi bin aded Nûreddîn Sultân ile kulağız olup gelen Leh askeri cümle bir yere geldikde yüz bin kâfir olup başka konup anların dahi hatmanları ve boyarları ve gorofları cümle iş erleri Nûreddîn Sultân'ın alaçasında müşâvere edüp keneşlerin bir yere koyup ale'l-ittifâk "Rakofçi'yı Leh vilâyetine komayup dahi Erdel vilâyetinden çıkmadan ya çıkmışsa da râst geldiğimiz yerde basalım" deyü ittifâk ile sahrâ-yı Podhayiçse'de kös-i kebürge ve nefîr-i Efrâsiyâblar çalınup kefere tarafından nâkûs ve erganon ve dankiyoları çalınup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 41b ·
metinde göster ·
… i Hudâ günden güne asker-i İslâm deryâ-misâl olup Kırım Hânı Mehemmed Giray Hân
dahi Erdel
diyârı içre yüz bin aded Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâ[r](---)(---)
Hamd-i Hudâ günden güne asker-i İslâm deryâ-misâl olup Kırım Hânı Mehemmed Giray Hân dahi Erdel diyârı içre yüz bin aded Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâ[r](---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 123a ·
metinde göster ·
… b-kırân-ı zamân ve eyle bir vezîr-i Âl-i Osmân ile bin elli beş târîhinden berü
dahi Erzurûm
eyâletinde Tortum beği iken âşinâ-yı velî-ni‘amımız olup (---) kerre ceng-i azî …
Hamd-i Hudâ bu hakîr-i pür-taksîr Evliyâ-yı bî-riyâ eyle bir gâzî sâhib-kırân-ı zamân ve eyle bir vezîr-i Âl-i Osmân ile bin elli beş târîhinden berü dahi Erzurûm eyâletinde Tortum beği iken âşinâ-yı velî-ni‘amımız olup (---) kerre ceng-i azîmlerde serdârımız olup gazâlar ederdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 187a ·
metinde göster ·
Lisân-ı Macarca (---)(---) demekdir. Bânîsi Yejder ban imiş. Bu dahi Erdel kralları hükmünde, lâkin Redey İşvan oğlunun milkidir. Nehr-i Moriş kenârından ba‘îdce bir sahrâda bir kal‘a-i ra‘nâ imiş. Ve mefret manastırlar ve sarây-ı ma‘mûreler ve çârsû-yı bâzârı ve hânları ve gayri imârâtları gâyet ma‘mûr u müzeyyen imiş. Çarkacı İsmâ‘îl Paşa ile Tatar askeri ileri gidüp cümle mâl-ı erzâk-ı ganâ’imlerin alup şehri ıhrâk bi'n-nâr etmişler ancak zîr-i zemînlerde mâl ü menâl ve bâğ u bâğçe kalup sonra varan asakir-i İslâm'a ganîmet oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 5a ·
metinde göster ·
krallarına tâbi‘ bir şehr-i âbâdân idi. Bunda dahi bir azîm tuz ma‘deni olup bi …
Bu dahi Erdel krallarına tâbi‘ bir şehr-i âbâdân idi. Bunda dahi bir azîm tuz ma‘deni olup bir Mısır hazînesi mâl hâsıl olur başka irşeklikdir. Bu şehir dahi hâlî bulunup cümle âmâde olan mâl-ı ganâ’imleri alınup şehri ıhrâk bi'n-nâr [olundu]. Nehr-i Şamos'u bu mahalde âsân vech ile ubûr olunup iki cânibi mahsûllü bayırlar geçüp (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 7a ·
metinde göster ·
Bu kal‘a dahi Erdel kralına tâbi‘dir, ammâ Red[i][İ]şvan kralzâdenin milk-i mevrûsudur. Kal‘a taşrasında varoşu ıhrâk olunup kal‘a içinde olan küffârlar "el-amân" deyüp kal‘ayı vere ile verüp kal‘anın iş erleri ve şagları ve nemeşleri ve jodoşları kal‘adan hedâyâlarıyla çıkup serdâra geldiler ve cümle hedâyâların verdiler. Ve bir oda yeniçeri ve sipâhdan yasakçı aldılar. Kal‘ası nehr-i Kiriş kenârında şekl-i müseddes bir taş binâ kal‘adır. Handakı ve tabyaları gâyet metîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 7b ·
metinde göster ·
tâbi‘dir, ammâ niçe kerre Orta Macar ve Kaşa banları Furuşka Macarlar bu kal‘ay …
Bu kal‘a dahi Erdel'e tâbi‘dir, ammâ niçe kerre Orta Macar ve Kaşa banları Furuşka Macarlar bu kal‘ayı beşer altışar ay muhâsara edüp zafer bulamamışlardır, ammâ hâlâ Erdel krallarına tâbi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 10a ·
metinde göster ·
kralı hükmündedir, ammâ bunun 11a dahi içinde Nemse kâfirinden beş bin fecere …
Bu kal‘a dahi Erdel kralı hükmündedir, ammâ bunun 11a dahi içinde Nemse kâfirinden beş bin fecere-i müşrikîn var idi, ammâ cümle küffâr gâfil iken iki bin mikdârı bahâdır Tatar yiğitleri vakt-i şâfi‘îde kal‘a altına varup her küffâr varoş içinde hâne-i nühûsetlerinde yatırken ol kadar esîr ve mâl-ı ganâ’imler alınup varoşu âteş-i Nemrûd'a uruldukda Karol kal‘asındaki küffârlar dahi âgâh olup cânib-i erba‘asından top atmağa başladı ve bizden hayli âdem haşladı, ammâ çi fâ’ide. Bir dahi sâlimîn ü gânimîn ve mansûr u muzaffer yigirmi bin asker ile yine bu kal‘a-i Karol kurbunda olan kurâları berbâd etmek içün zîr-i kal‘ada meks olundu. Mezkûr kal‘a bir sahrâda havâlesiz bir küçük Şeddâdî taş kal‘adır, ammâ gâyet ma‘mûr ve handakı gâyet amîk ve metîn kal‘adır. Andan kalkup 8 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 10b–11a ·
metinde göster ·
… nehr-i Raba kurbunda Alaman kal‘alarından Ni‘met-Uyvar'da gebermişdir. Bu kal‘a
dahi Erdel'indir
, lâkin içinde Nemse askeri olmağile Nemse kralı "Benimdir" deyü sâhip çıkup sul …
Lisân-ı Macar'da (---)(---) demekdir. Karîbü'l-ahd Milan Batori Mikloş kral binâsıdır kim lâşesi nehr-i Raba kurbunda Alaman kal‘alarından Ni‘met-Uyvar'da gebermişdir. Bu kal‘a dahi Erdel'indir, lâkin içinde Nemse askeri olmağile Nemse kralı "Benimdir" deyü sâhip çıkup sulha muğâyir iş olmasın içün ve bir sarp kal‘a olmağile gerçi itâ‘at 11b dahi etmediler, ammâ nehb ü gâret olunmayup eylece kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 11a–11b ·
metinde göster ·
Lisân-ı Macar-ı Kursda (---) demekdir. Bânîsi Arec Hersek'dir. Ve bu
dahi Erdel'e
tâbi‘dir, lâkin içinde re‘âyâsı ve askeri cümle Nemse imiş, ammâ kal‘ası nehr-i …
Lisân-ı Macar-ı Kursda (---) demekdir. Bânîsi Arec Hersek'dir. Ve bu dahi Erdel'e tâbi‘dir, lâkin içinde re‘âyâsı ve askeri cümle Nemse imiş, ammâ kal‘ası nehr-i Tise kenârında Tokay yaylağıyla evce berâber kûh-ı bülendin dibinde bir kal‘a-i metîn imiş. Hayli uzakdır. Temâşâ etdik, ammâ havâlesi var. Derûn-ı kal‘anın zîr ü bâlâsında sarâylar ve musanna‘ dîvârın ha[ı]tları şa‘aşa‘a verir bir kal‘a-i zîbâdır. Bu mahalde nehr-i Tise'yi ve kal‘a-i Tokay'ı ve yaylağın batı tarafında ardımıza bırağup ol gün kırlıklarda kurâlar yaka yıka askerimiz ganâ’im-i bî-şümâr alarak cânib-i kıbleye kal‘a-i Kalo kurbundan yine geçüp kâmil beşinci sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 11b ·
metinde göster ·
… Seykel Macarınca (---)(---) demekdir, ammâ bânîsi ma‘lûmum değildir. Bu kal‘a
dahi Erdel
krallarınındır, ammâ kefereleri harba ucuyla krallara tâbi‘lerdir, zîrâ sarp ce …
Lisân-ı Seykel Macarınca (---)(---) demekdir, ammâ bânîsi ma‘lûmum değildir. Bu kal‘a dahi Erdel krallarınındır, ammâ kefereleri harba ucuyla krallara tâbi‘lerdir, zîrâ sarp cengelistân başka vilâyetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 21b ·
metinde göster ·
… r'da Kıhalom (---)(---) demekdir. Bânîsi Yejder bandır kim kal‘a-i atîkdir. Bu
dahi Erdel
krallarına tâbi‘ Saz Macarı kal‘asıdır. Cümle kapudanları ve birovları ve cümle …
Ba‘zılar Kihalom yazmışlar, ammâ lisân-ı Macar'da Kıhalom (---)(---) demekdir. Bânîsi Yejder bandır kim kal‘a-i atîkdir. Bu dahi Erdel krallarına tâbi‘ Saz Macarı kal‘asıdır. Cümle kapudanları ve birovları ve cümle iş erleriyle a‘yân-ı kefereleri iki yüz kîse mâl-ı pâdişâhîyi krala getirüp teslîm edüp temessük aldılar. Ve bu menzilde krala bir otak ihsân olunup kral başka konup göçmeğe başladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 25a ·
metinde göster ·
Lisân-ı saz Macarı'nca Sibin (---)(---) demekdir. Bânîsi (---)(---). Bu
dahi Erdel
kralları hükmündedir, ammâ Saz Macarlarının irşekleri ve baş kapudanları tahtgâ …
Lisân-ı saz Macarı'nca Sibin (---)(---) demekdir. Bânîsi (---)(---). Bu dahi Erdel kralları hükmündedir, ammâ Saz Macarlarının irşekleri ve baş kapudanları tahtgâhlarıdır kim bunda darbhânelerinde kâgız yırtan nâm bir gûne dökme talar guruş kesilir pâyitaht-ı Macar-ı füccâr-ı Sazândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 29a ·
metinde göster ·
"İmdi mel‘ûn fermânım oldur kim. Nitekim sağsın, bir
dahi er
sarığı sarınmayup avretler leçeği geyüp Ösek'de kapundan taşra çıkarsan haber a …
"İmdi mel‘ûn fermânım oldur kim. Nitekim sağsın, bir dahi er sarığı sarınmayup avretler leçeği geyüp Ösek'de kapundan taşra çıkarsan haber alup seni katl ederim" deyü Kâsım Voyvada'yı bu kal‘a-i Ösek'e nefy edüp Kâsım Voyvada ile Kızılelma cenginden halâs olan yedi aded şehbâzlara buyururlar kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 62b ·
metinde göster ·
… ve bir gün Tatar Hân gelüp asker-i İslâm'a imdâd etmediler. Âhir şiddet-i şitâ
dahi erişü[p]
kal‘a-i Uyvar'ı bırağup Budin'e gitdiler.
Ba‘dehu sene 1008 târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis asrında Serdâr İbrâhîm Paşa ve Cığalzâde Sinân Paşa Üstürgon kal‘asın küffâr elinden halâs etmeğe bu Uyvar kal‘asın ibtidâ muhâsara etmeği re’y-i ahsen görüp kal‘a-i Uyvar'a sarılup kâmil yetmiş gün döğdüler, altı aded tabyasından birin alamadılar ve bir gün Tatar Hân gelüp asker-i İslâm'a imdâd etmediler. Âhir şiddet-i şitâ dahi erişü[p] kal‘a-i Uyvar'ı bırağup Budin'e gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 108b ·
metinde göster ·
kralı i‘ânetiyle ve kapukulu ve sipâhdan ulûfeciyân-ı yesâreynden ve gurebâ-yı …
Pertev Paşa dahi Erdel kralı i‘ânetiyle ve kapukulu ve sipâhdan ulûfeciyân-ı yesâreynden ve gurebâ-yı yemîneynden bölük halklarından ve topçu ve cebeci askerlerinden ve niçe mîr-i mîrân ve mîr-i livâlardan bâ-husûs Tımışvar vâlîsi Mustafâ Paşa ve Tatar Hân ve Eflak ve Boğdan askerlerinin cümlesiyle serdâr-ı mu‘azzam Pertev Paşa Göle kal‘asın kâmil otuz altı gün muhâsara edüp hâh-nâ-hâh derûn-ı kal‘adan küffâr amân deyüp kal‘a miftâhların vere ile vermişken yine küffâr vereyi bozup cümle küffârları guzât-ı müslimîn seyf-i Muhammedî'den geçirüp Seğitvar kal‘ası fethinden üç gün mukaddem bu Göle kal‘asın Pertev Paşa feth etdiği gün beri tarafda Süleymân Hân da merhûm olmuşdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 174b ·
metinde göster ·
… ve çârsû-yı bâzârı ve hân hammâmı yok gâyet cezîre-i bî-amân yerdir. Hattâ bunu
dahi Erdel
seferi senesinde Zirinoğlu taşra varoşın âteşe urup orta hisâr olan çâr-kûşe ku …
Bu dahi Budin eyâletinde subaşılıkdır. Bu kal‘a aslâ manzûrumuz olmamışdı. Bir kızlık ve bir kıtlık amânsız yerde ve bir dere içre bir câmi‘li ve bir kârgîr kulle-i bâlâsı etrâfı gâyet metîn palanka-i şekl-i murabba‘dır. Ve cümle yüz elli neferi vardır. Varoşu ve çârsû-yı bâzârı ve hân hammâmı yok gâyet cezîre-i bî-amân yerdir. Hattâ bunu dahi Erdel seferi senesinde Zirinoğlu taşra varoşın âteşe urup orta hisâr olan çâr-kûşe kullesi dahi varoş âteşinden ihrâk olup içinde üç yüz aded mahlûk-ı Hudâ ümmet-i Muhammed ihrâk olmuş. Ba‘dehu İsmâ‘îl Paşa bu kal‘ayı dahi müceddeden metânet üzre evvelkiden 77b a‘lâ ta‘mîr ü termîm edüp müstevfâ cebehâneler kor, ammâ hâlâ bâğ u bostânları ma‘mûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 77a–77b ·
metinde göster ·
… safâ-yı hâtır ile tebevvül olunur gâyet müdrir şeydir. Hattâ mesânede olan taşı
dahi eridüp
mahv eder. Hakîm Dâvûd Tezkere-i Müfredât'ında yetmiş nev‘a hâssasını yazmış, m …
Bu edviyeyi değirmenlerde döğüp bir gece suda yatırup şerbetin çıkarırlar. Sabâh ve ahşam birer kâse nûş ederler. Cemî‘i ehl-i Mısır bundan dâ-i devâ bulup ismine ırk-ı sûs derler. Vücûd-ı insânda olan cümle ahlâtı ve sevdâyı ve safrâyı ve balgamı ve mâlihulyâyı ve sadrda olan zıykü'n-nefes marazını ve öksürüğü def‘ eder. Ve şiddet-i hârda nûş edenin harâretin def‘ eder. Husûsâ haps-i bevle mübtelâ olan kimseler nûş etse mesâne yolun açup tathîr edüp safâ-yı hâtır ile tebevvül olunur gâyet müdrir şeydir. Hattâ mesânede olan taşı dahi eridüp mahv eder. Hakîm Dâvûd Tezkere-i Müfredât'ında yetmiş nev‘a hâssasını yazmış, mücerreb şeydir. Ammâ bu Balat şehrinde lezîzdir ve kalındır, zîrâ kumsal yerlerde kök kök olup zîr-i zemîne müstevlî olur. Balat halkı ekseriyyâ bu biyanköküyle kifâflanlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y72b ·
metinde göster ·
… ede gavâzîler ve habeşe cevârîler deff ü kudüm çalarak zevk u safâ olunur. Anın
dahi erbâbı
bulunur.
mazmûnunca bu bâzâr-ı mahabbetde taraf taraf matbah-ı Keykâvuslarda ni‘met-i nefîse ve gûnâ-gûn me’kûlât [u] meşrûbâtlar ayş [u] nûş olunup hâtır hoş olarak ve her kahvehânede gavâzîler ve habeşe cevârîler deff ü kudüm çalarak zevk u safâ olunur. Anın dahi erbâbı bulunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y327a ·
metinde göster ·
… âm kasabada medfûndur. Ve Savucu Beğ ibn Orhan Tomalıc gazâsında şehîd olup anı
dahi Ertuğrul
yanında defn etdiler.
Andan cemî‘i ulemâ-yı Rûm gulgule-i Rûm edüp Ertuğrul'u beğ edüp halîfe olup cümle andan bî‘at etdiler. Ol dahi Bursa gazâsından gelirken mecrûhan Söğüt nâm kasabada medfûndur. Ve Savucu Beğ ibn Orhan Tomalıc gazâsında şehîd olup anı dahi Ertuğrul yanında defn etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y39b ·
metinde göster ·
ma‘rifetden Şeydâ Dede'yi ve Tâhir Dede'yi ve Âşık Dede'yi ve Kurbân Dede'yi ve …
Ve bu âsitâne içre ba‘zı zamân kibâr-ı âyân gelüp dede efendiden ba‘zı dervîşânın ebyât [u] eş‘ârın tilâvet etmesin ricâ ederler. Ser-çeşme dede dahi erbâb-ı ma‘rifetden Şeydâ Dede'yi ve Tâhir Dede'yi ve Âşık Dede'yi ve Kurbân Dede'yi ve Talebkâr Dede'yi ve Rac‘î Dede'yi ve Gavvâs Dede'yi ve Cüvân-mest Dede'yi ve Medhûş Dede'yi nazargâha kığırup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y113a ·
metinde göster ·
… birbirlerin dirâgûş edüp kuc kucağ ve ber-bucağ ve bî-bıçağ râm olurlar. Bunun
dahi erbâbı
vardır, kimi vahdetde kimi işretde kimi âlem-i hayretde. Bu âlem bir özge temâş …
Ve bu mevlûd Nîl kenârında olmak ile cümle ehl-i züvvâr ve ehl-i tüccâr ve ehl-i bihâr bilâ-te’essüf gemilerle gelüp cem‘iyyet-i uzmâ olup mezeden hâlî değildir. Cümle hüsniyyâtından biri budur kim niçe bin pençe-i âfitâbe ve meh-rû gulâm-ı mehcebînler anadan doğma uryân olup mâlik-i Nîl-misâl nehr-i Nîl'de şinâverlik edüp bilâ-vâsıta ve bî-fûta âşık ile ma‘şûk birbirlerin dirâgûş edüp kuc kucağ ve ber-bucağ ve bî-bıçağ râm olurlar. Bunun dahi erbâbı vardır, kimi vahdetde kimi işretde kimi âlem-i hayretde. Bu âlem bir özge temâşâgâhdır. Elhâsıl bu cem‘iyyet-i kübrânın midhatinde lisân kâsırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y300b ·
metinde göster ·
… ir katra su girmeyüp bâbların Y 430a içerden sed edüp kapanınca vakt-i Temmûz
dahi erişüp
âsumândan üç ay eyle matarlar boşanup bu mücellâ taşlar üzre yağan toprakları b …
Andan cemî‘i ibâdullâh bu toprak üzre her neye mâlik ise hâk-i amber-pâk üzre gece ve gündüz zirâ‘at ederler. Ekser zirâ‘atleri darıdır, zîrâ çok mahsûl verir. Andan Kârhâne sâhibi bu tohm üzre semâdan kifâyet mikdârı matar nâzil edüp ertesi cümle sahrâlar çemenzâr olur, Bâğbân Hudâ murâdı üzre bu diyârı saky edüp kırkıncı günde terekeleri hâsıl olup mahsûllerin alup mağârâları içine koyup herkes nafakaları ile bay olup balık yağların da hâzırlayup mağârâlarına cümle ibâdullâh kapanırlar. Ammâ bu Q 332a gârlarının P 329a bâbların eyle sed edüp yekpâre taşdan kapaklar etmişlerdir kim iki taşın imtizâcı mahallinden bir katra su girmeyüp bâbların Y 430a içerden sed edüp kapanınca vakt-i Temmûz dahi erişüp âsumândan üç ay eyle matarlar boşanup bu mücellâ taşlar üzre yağan toprakları bu vilâyetlerden seyl-i revân sürüp Nîl'e döker. Nîl dahi seylden cûş-ı hurûşa gelüp ol kırmızı toprak çamuriyle Temmûz'da cereyân ederek Mısır'a gelmesinin sebebi bu vilâyet-i Cersinka'ya yağan toprak sebebiyle Mısır'a Nîl kırmızı çamur gelüp üç ay diyâr-ı Mısır Cennet çamuruna gark olup Nîl çekildikçe bu çamur üzre fellâhîn zirâ‘at edüp ganîmet olurlar. İşte Temmûz'da cümle sular eksilüp Nîl-i mübârek ziyâde olup kırmızı çamur gelmesinin aslı bu bizim vardığımız vilâyet-i Cersinka'ya yağan yağmurlar ve türâblar sebebiyledir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y429b–Y430a ·
metinde göster ·
… etdiler. Kizb harâmdır, hemân hakîr firâren an tevâliyi'l-kesürât deyüp kaçmak
dahi erlikdendir
deyü şehr içine girdim.
Hemân Arablar oğlanın yanından firâr etdiler. Gördüm ki oğlanın atı Arablara doğru kaçar. Ardına düşdüm. Urbân hakîri ortaya alup birkaç ok ile bir cânibe halâs olup atdan düşen gulâmım dahi gâyib etdim. Beni kovan Urbânın birine bir ok perrân etdim, hemân altında atı bir süheyl urdu. "Hay atına urdum", dedim. Gördüm, dörd atlı bir tarafımdan, altı atlı bir cânibimden üzerime zılkıt urarak hücûm etdiler. Kizb harâmdır, hemân hakîr firâren an tevâliyi'l-kesürât deyüp kaçmak dahi erlikdendir deyü şehr içine girdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·