… ana cinâye içün bir kurbân farz olmuşdur kim cürmü afv ola. Tarîk-i dervîşânda
dahi 150b eyledir
kim bir dervîş tarîkinde cürm etse Allâh ile cânına kendü bildiği cürmüne mu‘te …
Ve vücûdunda olan dâğlar{ın ma‘nâsı} huccâc-ı müslimîn kaçan Mekke'de ihrâma girdikde kendiden ber vâcib-i müstehabbât terk etmiş olsa ana cinâye içün bir kurbân farz olmuşdur kim cürmü afv ola. Tarîk-i dervîşânda dahi 150b eyledir kim bir dervîş tarîkinde cürm etse Allâh ile cânına kendü bildiği cürmüne mu‘terif olup dünyâ cezâsıyçün Rabbisi havfından vücûdun âteşlere yakup dâğlar yakar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 150a–150b ·
metinde göster ·
… abaklarla zeyn edüp halka ballı lokma bezl ederek ubûr ederler. Ve gözlemeciler
dahi eyledir
. Ammâ bu lokmacı ve gözlemeci dükkânlarında birer Yahûdî dîdebân mukarrerdir. Z …
Ve simitciler dahi arabalar üzre furunların ve dükkânların zeyn edüp araba tekerleği kadar simitleri sırıklara geçirüp hammâllarla götürürler ve hurda simitleri dükkânlarına zeyn edüp ehl-i teferrüce simit, halka bezl ederek ubûr ederler. Ve katâyifciler dahi seyishâneler üzre dükkânlar yapup gûnâ-gûn ve reng-â-reng katâyif rişteleriyle dükkânçelerin tezyîn edüp halka katâyif bezl ederek ubûr ederler. Ve lokmacılar dahi seyishâneler üzre dükkânlar binâ edüp gûnâ-gûn fağfûrî ve mertebânî tabaklarla zeyn edüp halka ballı lokma bezl ederek ubûr ederler. Ve gözlemeciler dahi eyledir. Ammâ bu lokmacı ve gözlemeci dükkânlarında birer Yahûdî dîdebân mukarrerdir. Zîrâ Yahûdîler şîr-i revgan yağı yerler, müselmânlar say yağı yerler, gözleme ve lokmaya say yağı komasınlar deyü birer Yahûdî dîdebân bekler, dîdebân olmasa Yahûdîler ol dükkânlardan lokma ve gözleme yemezler, aceb muta‘assıb mel‘ûnlardır. Ve şehriyyeciler dahi seyishâneler üzre dükkânların şamata varakları ve gûnâ-gûn teller ile zeyn edüp "Şehriyye nefâyis cânım" deyü şehriyye satarak ubûr ederler, azîm vezni üzre cem‘iyyet-i kübrâ asker-i bî-pâyândır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 160a ·
metinde göster ·
… çıları yüzer guruşa verirler, ilâ mâşâallâh su satarlar. Sirkeci ve şerbetciler
dahi eyledir
. Cenâb-ı izzetin ihsânı olan suyu katre katre satarlar.
Bu sirkecilerde yetmiş seksen yıllık mayalanmış sirke fıçıları vardır. İçine üzümden ve gayrıdan bir şey komak ihtimâli yokdur. Hemân fıçıdan kırk elli medre sirke alup ol sâ‘at fıçıya ol kadar ısıcak su koyup üç günden eyle sirke olur kim âdemin ciğerin doğrar. Böyle mayalı fıçılar vardır kim sirkeciler mâbeyninde ol fıçıları yüzer guruşa verirler, ilâ mâşâallâh su satarlar. Sirkeci ve şerbetciler dahi eyledir. Cenâb-ı izzetin ihsânı olan suyu katre katre satarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 170b ·
metinde göster ·
… edir. Van deryâsına Vastân bahri ve Erceyeş bahri ve Âdilcevâz bahri derler. Bu
dahi eyledir
. Ammâ Tebrîz bu deryâya mesâfe-i ba‘îde olup Rûmiyye karîb olmağile Rûmiyye bah …
Sitâyiş-i Buhayre-i Rûmiyye-i Kübrâ: Bu buhayreye niçeler bahr-i Rûmiyye ve bahr-i Dümbülî ve bahr-i Debîl ve bahr-i Tebrîz derler. Zîrâ etrâfında vâki‘ olan bilâdların ismiyle müsemmâ bir buhayredir. Van deryâsına Vastân bahri ve Erceyeş bahri ve Âdilcevâz bahri derler. Bu dahi eyledir. Ammâ Tebrîz bu deryâya mesâfe-i ba‘îde olup Rûmiyye karîb olmağile Rûmiyye bahri denmeğile ma‘rûf bir buhayre-i mâlih-i mevsûfdur. Böyle bir buhayredir kim rûy-ı deryâsında niçe yüz sayyâd-ı mâhî kayıkları vardır. Ba‘zı âyende vü revende tüccâr-ı sevdâgerân götürür ve getirir keştîleri vardır. Cânib-i şarkîsi şehr-i Tebrîz'dir ve taraf-ı garbîsi şehr-i Rûmiyye ve kal‘a-i Dümbülî'dir ve niçe kendlerdir. Ammâ cenûbunda şehr-i kadîm Erdebil'e hayli mesâfe-i ba‘îdedir. Bu buhayrenin dâ’iren-mâdâr etrâfı Van deryâsından büyükdür. Van deryâsın bir âdem sür‘at ile sekiz günde devr eder ammâ bu on iki günde devr olunur. Ve umkı yetmiş kulaçdır. Ve müverrihân-ı İrân-zemîn ve müverrih Mıkdısî bu buhayre içün {eyle} tahrîr eylemişler kim Hazret-i Resûl-i Kibriyâ-yı Mustafâ Mekke-i Mükerreme'de rahm-i mâderden müştâkk olduğu gice Tâk-i Kisrâ ve Ayasofya Kubbesi münhedim olup ol gice bu buhayre yerinde olan Pâncüm şehri ka‘r-ı zemîne geçüp bu buhayre zâhir olur, deyü yazmışlar. El-ilmü indallah.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 295b ·
metinde göster ·
… kt-i Şâfi‘î kadarca karanlıcakdır kim gecesi ve gündüzü eyledir, karanlık dünyâ
dahi eyledir
, ammâ bu buz deryâsı her bâr donmayup kırk elli yılda ve seksen yılda bir pek k …
Bu buz deryâsının hükmü eyledir kim gûyâ Rûm'da vakt-i Şâfi‘î kadarca karanlıcakdır kim gecesi ve gündüzü eyledir, karanlık dünyâ dahi eyledir, ammâ bu buz deryâsı her bâr donmayup kırk elli yılda ve seksen yılda bir pek katı donar, gayri yıllar yalın kat donar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 178b ·
metinde göster ·
Zamân-ı kadîmde bir zîbâ kal‘a imiş. Timur Hân hâke berâber etmiş. Bu diyârlarda yılan ve çıyan ve akreb olmamak ile bu kal‘a yurdunda birkaç yılan görünüp artık amâr olmadığından Yılanlıbayır derler. Bir mürtefi‘ depe vardır. Bu kal‘a-i Yılanlı'yı geçüp Yeleşke boğazından Kuban boğazından karşu Temrek kal‘asına ya‘nî Taman cezîresi hâkine düşeli[m] dedikde Yeleşke boğazı ne sudur ve ne buzdur. Adahon boğazı dahi eyledir, deyü haber gelüp cümle askerin e[r]likleri kesilüp bi'z-zarûrî cümle asker-i İslâm ile bir günlük yol gerü cenûb tarafına dönüp yine nehr-i Kuban'ı buz üstünden karşu tarafa ötüp Şağake Çerkezi hâkinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 192b ·
metinde göster ·
… aeli diyârında hâsıl olur. Altı çekirdekli alıç-misâl bir meyvedir. Ve lezzetde
dahi eyledir
. Ammâ çekirdeği birdir. Ammâ şükûfe-i gül ve nesrîn ve benefşe ve reyhânı ve kâ …
Ve Mu‘allâ'da Mevlevîhâne dahi bir mesîregâh bâğdır. Ve câ-be-câ servi dırahtları vardır. Ammâ Rûm eşcârâtından çınâr ve kavak sanavber ve şecer-i cevz ve kestâne ve üvez ve muşmula ve kiraz vişne ve emrûd bu makûle eşcâr-ı müsmirât olmaz. Ammâ bir senede dörd kerre mahsûl verir nâbıka derler bir meyve olur. Ba‘zı hânelerde firâvândır. Rûm'da Kocaeli diyârında hâsıl olur. Altı çekirdekli alıç-misâl bir meyvedir. Ve lezzetde dahi eyledir. Ammâ çekirdeği birdir. Ammâ şükûfe-i gül ve nesrîn ve benefşe ve reyhânı ve kâdîsi çokdur. Âb-ı kâdî Y 358a ve âb-ı gülâbı ve âb-ı buhûru ve âb-ı ıtr-ı şâhîsi rub‘-ı meskûnda yokdur. Hattâ hammâmdan tulû‘ etdükde huddâmlar herkese mâ-i gülâb ve mâ-i kâdi nisâr etdiklerinde âdemin demâğı mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y357b–Y358a ·
metinde göster ·
Ve Sınab şehri dağlarında çınâr-ı müntehâlar olur. Deryâ içre bi-emrillâh ağaç deryâsı gibi bir sık ormanlıkdır kim ta‘bîr olunmaz. (---)(---)(---)(---) Ve deryâ içre mercân ağacı gibi bu şab dahi eyledir. Ammâ bu azîm çınâr-ı müntehâ-misâl taşdan ağaçlardır. Tâ rûy-i deryâya çıkınca (---)(---)(---) şiddet-i hârdan kırılır. Ammâ bu Bahr-i Kulzüm ol kadar âb-ı sâfîdir kim elli altmış kulaç umku olan yerin tâ ka‘rında bir sûzen (---)(---)(---)(---) olsa pâk müşâhede olunur âb-ı sâfîdir cümle dırahtlar haşebeleri ile ve gûnâ-gûn mâhî ve ecnâs-ı mahlûkâtıyla nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y371a ·
metinde göster ·