… up karşu geçdiğin görünce anlar dahi sipâhî firâr etdi zann edüp cümle yeniçeri
dahi fermân-ı
sû’-i tedbîr olan metrislerinde karâr etmeyüp top ipleriyle bağlı cisr üzre cüm …
Yeniçeri dahi sipâhın suya urup karşu geçdiğin görünce anlar dahi sipâhî firâr etdi zann edüp cümle yeniçeri dahi fermân-ı sû’-i tedbîr olan metrislerinde karâr etmeyüp top ipleriyle bağlı cisr üzre cümle yeniçeri varınca cisr kırılup cümle yeniçeri biri biri üzre kat-ender-kat bağlanup Raba nehri bügenüp deryâ-misâl olup gelen {asker} gark oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 86b ·
metinde göster ·
… ilâyetlerde ne kadar taş kesen var ise pür-silâh olup ellerinde 154b bunların
dahi Ferhâdî
kazmaları ve küsküleri ve varyaları ve kamaları ve kürekleri ve küfeleri ve bel …
Esnâf-ı beldârân-ı teberdârân lağımcıbaşı: Nefer 1000, pîrleri Kâsım bin Nusayr'dır. Hazret-i Alî huzûrunda Selmân-ı Fâris belin bağlamışdır. Cümle kûhkenlerin silsilesi ana çıkar. Cümle vilâyetlerde ne kadar taş kesen var ise pür-silâh olup ellerinde 154b bunların dahi Ferhâdî kazmaları ve küsküleri ve varyaları ve kamaları ve kürekleri ve küfeleri ve bellerinde teberleri ile bu uslûp üzre bir hây-hû ile ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 154a–154b ·
metinde göster ·
Ve Mukallid Sûrnâ Ahmed Çelebi: Mezkûr Şengül Çelebi'nin bürâderidir. Ammâ bu
dahi ferîd-i
asr mukalliddir, her taklîdde pür-mahâretdir. Kendi tiryâkî olmağile kaçan tiry …
Ve Mukallid Sûrnâ Ahmed Çelebi: Mezkûr Şengül Çelebi'nin bürâderidir. Ammâ bu dahi ferîd-i asr mukalliddir, her taklîdde pür-mahâretdir. Kendi tiryâkî olmağile kaçan tiryâkî taklîdi etse âdem {dem-}beste olup hayrân olur. Tiryâkî tütün doğrarken, elin bıçağile kesüp bir san‘at ile parmağından ol kadar kan akıdırdı kim âhir akıl dâ’iresinden çıkup bî-hûş sehel yatup kalkdıkda yine parmağından kan alâ-mele’i'n-nâs cereyân etmededir. Andan "Şimdi bir vâkı‘amda gördüm, senin bu kanın dinmek ihtimâli yokdur illâ bir dilber oğlan kanına yapışup alnına süre deyü şimdi vâkı‘amda gördüdüm" deyü bir tâze cüvâne parmağından akan kanıyla Sûrnâ'nın alnına bir elif çekerdi, derhâl kanı dinerdi. Bu esrâra bir pehlivân-ı sîmyâyî akıl erişdiremediler. Sûrnâ böyle bir mukallid pehlivân idi, hakkâ kim pehlivânlıkdır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 212a ·
metinde göster ·
… r keçileri yolarken feryâd [u] figânları evce peyveste olur, ammâ kibârlar anın
dahi feryâd
etmemesine yol bulmuşlar. İbtidâ keçileri yolacak mahalde kireç ve kül ile suyu …
Ve me’kûlât [u] meşrubât [u] sanâyi‘âtının memdûhâtın beyân eder: Evvelâ Engüri paçası, Kütâhiyye paçasına yan başı gelir ve bûy tohumiyle perveriş bulmuş Engürü pasdırması ve tiftik keçisinin eti gûyâ mümessekdir, zîrâ keçileri dağlarında pırnâr yaprağı yerler. Ve tiftik keçisi beyâz süd gibi bir gûne teys-i ebyâzdır kim bu kevn-i atlasda eyle mahlûk halk olunmamışdır. 358a Sûf ipliği bundan hâsıl olur ve gûnâ-gûn elvân pâdişâhlar giydüğü hayâl-i reng-âmiz sûflar bu keçi tüğünden hâsıl olur. Ammâ mezkûr keçinin tüğünü makas ile kırksalar ipliği haşîn olur, ammâ keçinin yünün yolsalar ol kadar mülâyim olur kim gûyâ harîr-i Eyyûb Nebî olur, ammâ fakîr keçileri yolarken feryâd [u] figânları evce peyveste olur, ammâ kibârlar anın dahi feryâd etmemesine yol bulmuşlar. İbtidâ keçileri yolacak mahalde kireç ve kül ile suyu bir yirde halt edüp cümle keçileri ol kireçli şerbet ile gasl edüp bilâ-te’essüf cümle tüğleri kopup çırçıplak ve uryân ü büryân u giryân ve nâlân kalup fakîr keçiler cümle bî-mûy kalırlar. Ve sûfu bunun ipliğinden dokuyup cümle zenânesi ve halkının kârı sûf ve muhayyercilikdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 357b–358a ·
metinde göster ·
… aslı nedir, bunları bir vech-i ma‘kûl ile perîşân eylesin" deyüp gitdikde paşa
dahi feryâdcılardan
bir alay ihtiyârları ve dindâr meşâyihleri ve mükehhal gözlü, başı misvâklı, el …
Sebeb-i azl-i Melek Ahmed Paşa bâ nefir-i âm, gulgule-i ehl-i hıref, bâ ığvâ-yı Siyâvuş Paşa ve Ebû Sa‘îd Efendi: Sarrachâne'den Âhîler ibtidâ bayrak ve tabl u kudûm kaldırup cümle dükkânları kapanup ve câmi‘leri kapanup "Ümmet-i Muhammed olan sancak dibine gelsin. Pâdişâha rik‘a sunalım!" deyü yüz elli bin ibâdullah-ı el-kâsibu habîbullah ile iktisâb edinen cümle ehl-i sûk pür-silâh, sadâ-yı Allah Allah'a rehâ buldurup deryâ-misâl benî Âdem temevvüc ederek sene 1061 şehr-i Ramazânu'l-mübârekinin dördüncü bâzârtesi gün idi kim Daşnık Mirza ve Hanîfi Halîfelerin nâ-hak kelleleri Bâb-ı hümâyûn önüne döküldüğünün on ikinci gün sonra idi kim Atmeydânı'nda yer yer sedâ-yı Allah Allah evce peyveste olup İslâmbol içre velvele ve gulgule ve depdebe ve feryâd [u] fiğân ile dolup gürûh gürûh Bâb-ı hümâyûn önüne dolup Şeyhülislâm Azîz Efendi Ayasofya câmi‘inde kalup herkes âlet-i silâhıyla ve nohut ve zerdestesiyle kimi ucu yanmış köseği odunuyla ve koyunlarında birer somunlar ile Bâb-ı hümâyûn önünde feryâd u vâveylâ-yı Allah Allah dediklerinde bu sadâ pâdişâh-ı cem-cenâb tarafına mün‘akis olup Bâb-ı hümâyûn sedd olunup topları kulleler üzre âmâde etmek ferman olunup Bâb-ı hümâyûn burcundan Haseki Ağa, taraf-ı pâdişâhîden su’âl edüp "Ey ibâdullah! Bu cem‘iyyet-i kübrâ nedir" dedikde "Bize zulm eden vezîria‘zamı ve Defterdâr Emîr Paşa'yı 102b ve Başbakıkulu Moralı Mustafâ Çelebi'yi ve Çavuşbaşı İbrâhîm Ağa'yı ve Koskafurûnlu Muhzır Ağa'yı ve Kudde Kethüdâ'yı ve Tokkapuluyu ve Gümrük Emîni'ni ve Vâlide Sultân'ı ve Bektâş Ağa'yı ve Kara Çavuş Yeniçeri Ağasın ve Kul Kethüdâsı Çelebi Ağa'yı ve Alahoz Mehemmed Efendi'yi ve Sarı Kâtib'i ve Bostâncıbaşı'yı ve Mevkûfâtî Mehemmed Efendi'yi ve'l-hâsıl Celâlî Hasan Ağa'dan ve İpşir Paşa'dan mukaddemâ gelen defter üzre cümle yüz elli aded âdemi istemeziz, katl olunup vezîr ma‘zûl olup sadrıa‘zâm Siyâvuş Paşa olsun" deyü Bâb-ı hümâyûn önünde feryâd [u] figâna âheng edüp bu haber sa‘âdetlü pâdişâha vardıkda Servikapusu'ndan haseki ağa, paşaya gelüp "Sa‘âdetlü pâdişâh selâm edüp şu guluvv-i âmın aslı nedir, bunları bir vech-i ma‘kûl ile perîşân eylesin" deyüp gitdikde paşa dahi feryâdcılardan bir alay ihtiyârları ve dindâr meşâyihleri ve mükehhal gözlü, başı misvâklı, eli tesbihli sâdâtları ve acı sözlü söz anlamaz bî-dâdları çağırup anlar dahi dâd u feryâd ederek Melek Paşa huzûruna çıkup "Sa‘âdetlü vezîr, senden hoşnuduz ammâ Kudde Kethüdâ ve Emîr defterdârı istemeziz. Bize zulmleri hadden efzûndur. Senin haberin yokdur. Azak bahânesiyçün pes-i perdeden bir Mısır hazînesi altunu bu İslâmbol içre cem‘ ediyorlar" Paşa eyitdi: "Ey ibâdullah! Cümle yetmiş bin guruşluk altundur. Andan ziyâde vermen" deyince cümlesi "Ey Allah râzı ola. Nola verelim! Ve istimâ‘ etdik kim Azağ'a bir yıldan berü hazîne varmayup ağaların pârelemişler. Siz dahi Kudde Kethüdâ'yı ve Emîr Paşa'yı pâre pâre edin. Tesellî-i hâtır bulalım. Tiz haklarından gelin. Yoksa biz onların haklarından gelecek vakti biliriz" deyü ibrâm [u] ilhâh etdiler. Paşa bunlara "Ben sâdât-ı kirâmdan olan Emîr Paşa'yı katl edemem. Emr, şer‘-i Resûl-i mübînindir" deyü her birine birer hulvu'l-kelâm ile şifâ-yı sadr cevâblar verüp munsıf olanları kâ’il olup dem çekmediler. Bî-insâf olanlar "Mardalı esbâb istemeziz. Hemân nukûd akçe guruş alup altın veririz" deyü feryâd etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 102a–102b ·
metinde göster ·
… hakkiyçün eğer bu anda Bitlîs şehri içre yağma vü alan u talanda âdem bulup bir
dahi feryâdcılar
gelüp tazallum ederlerse sizi azl-i ebed etmek ile mütesellî olmayup başlarınız …
Âhir a‘yân-ı vilâyetden cümle ulemâ vü sulehâ vü meşâyih-i sâdât-ı Ekrâd-ı Bitlîs ale'l-acele paşanın pây-ı semendine yüzler sürüp envâ‘-ı tazarru‘ [u] nâlişler edüp "Dâd u feryâd ey vezîr-i âlî-nijâd, hasmınız Hân idi, hamd-i Hudâ münhedim olup firâr etdi. Ya bu kadar ibâdullahı niçün gâret etdirirsüz?" deyü paşaya tazallum arz etdiklerinde cümle ricâları hayyiz-i kabûlde vâkı‘ olup, hemân paşa-yı müdebbir cümle Van eyâleti ümerâların ve cümle ocak beğlerin ve hemi ocak ağaların cümle at üstünde iken yanına getirdüp tenbîh ü te’kîd edüp der: "Pâdişâh başıyçün ve azîmü'ş-şân Allah hakkiyçün eğer bu anda Bitlîs şehri içre yağma vü alan u talanda âdem bulup bir dahi feryâdcılar gelüp tazallum ederlerse sizi azl-i ebed etmek ile mütesellî olmayup başlarınızı keserim. Tiz şehre gidüp yağmacılarınızın aldığı eşyâları ashâblarına redd edin. İşte ben de akîbinizce şehre giderim. Siz bilirsüz." deyü bu beğlere ve ağalara bir sıkı verdi kim sıkılarından dızıkları kopdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 270a ·
metinde göster ·
gelüp meydân-ı mahabbete gûnâ-gûn deste-hânlar gelüp ellerimiz gasl edüp ol kad …
Netîce-i merâm bu kâr-ı lu‘bedebâzlıkdan dahi ferâğ gelüp meydân-ı mahabbete gûnâ-gûn deste-hânlar gelüp ellerimiz gasl edüp ol kadar hulviyyât ü zülbiyyât ve katr-ı nebât mümessek zülâbiyât tenâvül etdik kim gören bizi "şu âdemler bütün helvâdan halk olmuş" derlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 12b ·
metinde göster ·
Ve Defterdâr Mustafâ Paşa'yı dahi pinhân olduğu künc-i vahdetde bir hidmetkâr ta‘rifi sebebiyle bulunup Atmeydânı'nda anı dahi fermân-ı pâdişâhîyle katl olunup na‘şını kul haşerâtları sinirinden çınar ağacına asdılar. Anıniçün pâ-maslûb Defterdâr Mustafâ Paşa derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 17b ·
metinde göster ·
elin sokup bir parça yaş deri ve ciğer ve şirden gibi gûnâ-gûn eşyâlar çıkarup …
Bir ebe "Dahi vardır" deyü ol dahi fercden elin sokup bir parça yaş deri ve ciğer ve şirden gibi gûnâ-gûn eşyâlar çıkarup âhir Sultân vaz‘-ı hamlin dördüncü günü Kaya Sultân şehîde olduğu ân hemân âdemler yanımızda olan sarâylarda hâzır imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 77b ·
metinde göster ·
… avunculu düş gördüm. Gel bugün ata binüp bir yere gitme." dedikde beş altı kişi
dahi feryâd
edüp "Gitme âdem gitme" dediler.
Bir bölükbaşı eydir: "Bak a arslanım. Bu gece bir yavunculu düş gördüm. Gel bugün ata binüp bir yere gitme." dedikde beş altı kişi dahi feryâd edüp "Gitme âdem gitme" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 185a ·
metinde göster ·
bir yere gitmen" deyü tenbîh [ü] te’kîd olunup bunlar esîrlerden geçüp başların …
"Bir dahi fermânsız bir yere gitmen" deyü tenbîh [ü] te’kîd olunup bunlar esîrlerden geçüp başların iki kerre kurtardıklarına kâiller iken iki yüz aded esîrler ile ordularına gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 99a ·
metinde göster ·
… i ileride beş on yerde birer ikişer sâ‘atlik yerde karavullarımız var, anlardan
dahi feryâdcılar
gelmedi ve bizler hâlâ düşman yüzleri görmedik, nice feryâd edüp Allâh Allâh ça …
Hakîr eyitdim "Sultânım, bu âdemlerin ikisin üçün Sadrıa‘zama gönderelim, dördün dahi bunda alıkoyalım, görelim sabâha dek ne zuhûr eder. Dahi ileride beş on yerde birer ikişer sâ‘atlik yerde karavullarımız var, anlardan dahi feryâdcılar gelmedi ve bizler hâlâ düşman yüzleri görmedik, nice feryâd edüp Allâh Allâh çağıralım. Hemân cümlemiz pür-silâh âmâde duralım ve Üstürgon gâzîlerinden ileride olan karavullarımıza âdemler gönderelim ki gâfil olmayalar" dediğimde taraf taraf cümle ağavâtlar,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 101a ·
metinde göster ·
… buzan toplar cümle mühimmâtlarıyla verilüp yigirmi bin aded Bucak Tatarı askeri
dahi fermân
olup Hüseyin Paşa otuz bin askerle Litre kal‘ası üstüne serdâr-ı mu‘azzam olup …
Andan mâh-ı mezbûrun üçüncü günü ki oldu, Budin vezîri olan Siyâvuş Paşa birâderi Abaza Sarı Hüseyin Paşa cümle Budin eyâleti gâzîleriyle ve on oda kapukulu yeniçerileriyle ve beş oda cebeciler ve beş oda topçular ve altı pâre balyemez toplar ve yigirmi pâre şâhî zarbuzan toplar cümle mühimmâtlarıyla verilüp yigirmi bin aded Bucak Tatarı askeri dahi fermân olup Hüseyin Paşa otuz bin askerle Litre kal‘ası üstüne serdâr-ı mu‘azzam olup du‘â ve 122b senâ ile hil‘at-i şehriyârî geyüp alay-ı azîm ile azm-i râh-ı Litre deyüp gitmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 122a–122b ·
metinde göster ·
… a sene 1073 târîhinde Uyvar seferine müteveccih olduklarında Mehemmed Geray Hân
dahi fermân-ı
pâdişâhîyle Uyvar gazâsına me’mûr olup Çavuşbaşı İbrâhîm Ağa Hân'a on iki bin a …
Mâdde-i sânî budur kim: Köpürlüzâde Fâzıl Vezîr Ahmed Paşa sene 1073 târîhinde Uyvar seferine müteveccih olduklarında Mehemmed Geray Hân dahi fermân-ı pâdişâhîyle Uyvar gazâsına me’mûr olup Çavuşbaşı İbrâhîm Ağa Hân'a on iki bin altun getirüp Hân Uyvar'a gelmek üzre iken Kalmık küffârı Çavuşbaşının gözü önünde Kırım'ın içine girüp hayli nevâhîleri Kalmık urup yine sâlimîn ü gânimîn Heyhât'a çıkup gitdiler. Bu havfden Mehemmed Geray Hân Uyvar gazâsına gidemeyüp oğlu Ahmed Geray Sultân'ı kırk bin aded Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâr ile Uyvar gazâsına gönderdi. Cünûd-ı münâfıkînler Köpürlüzâde'ye dediler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 144b ·
metinde göster ·
… olur" deyü bu Hân'a gelüp baş urduklarında Hân yine bu Şağake'de üç gün oturak
dahi fermân
edince hemân hakîr Hân'dan icâzet alup refîklerim ile Karadeniz sâhillerin seyr …
"Biz hânımdan ayrılmayup kazakdaş olur" deyü bu Hân'a gelüp baş urduklarında Hân yine bu Şağake'de üç gün oturak dahi fermân edince hemân hakîr Hân'dan icâzet alup refîklerim ile Karadeniz sâhillerin seyr [ü] temâşâya revâne olup Şağake kabîlesinden cânib-i kıbleye dağlar ve çengelistân balkanları aşup 7 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 150b ·
metinde göster ·
… a bir gûristân yeri verdiler. Ve eyle mürted olduklarından üzerlerine bir harâc
dahi fermân
olunup hâlâ anıniçün çinganeden iki harâç alınur. Hattâ Ebü'l-feth tahrîri üzre …
Yine Sultân Mehemmed Hân bu Gümülcine'den dahi İslâmbol'a çingane sürüp Anatolu ve Rûmeli kıptîleri birbirleriyle hüsn-i zindegâneleri olmayup Rûmeli kıptîleri kâfir ile Kızılyumurta bednâm günlerin edüp müselmânlar ile ıyd-ı adhâ edüp Yahûdîler ile kamış bayramların edüp bir mezheb kabûl etmedikleri ecilden cenâzelerinin namâzların e’immelerimiz kılmayup Eğrikapu hâricinde çinganeler içün başka bir gûristân yeri verdiler. Ve eyle mürted olduklarından üzerlerine bir harâc dahi fermân olunup hâlâ anıniçün çinganeden iki harâç alınur. Hattâ Ebü'l-feth tahrîri üzre çinganelerin ölülerinden bile 208b tâ yerine bir zinde bulmayınca ölüsünden harâc alınur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 208a–208b ·
metinde göster ·
… eler geydirilüp herkes merkezlerine revâne olup guzât-ı mücâhidân içre bir gûne
dahi ferah
şâdîler oldu.
Ve beş aded kapudanlarının dahi kelleleri kesilüp cümle guzât-ı müslimîne ihsân [u] in‘âm ve çelengler bezl olup cemî‘i mecrûhlara nân-pâreler verilüp niçe iş erlerine şehîd olan mîr-i mîrânların eyâletleri tevcîh olup ordu-yı İslâm içre taraf taraf sürûr [u] şâdımânîler olup bakıyyetü's-süyûf olan küffâr-ı hîlekârlar mecrûh menkûb kal‘aya teveccüh edüp "Meded bizi tut yâ Îsâ" deyü ricâ etdiklerinde ricâların Hazret-i Îsâ tutup niçe yüzünü Seydîzâde Mehemmed Paşa'ya verdi. Niçe yüzünü tutup Konakçı Kara Alî Paşa koluna verdi. Ve niçe yüzünü Yanyalı Bebr Paşa koluna verüp anlar dahi kayd-bend ile cümle küffârı cümle gâziyânlarıyla tekrâr bir alay-ı azîmler ile üç aded mîr-i mîrânlar huzûr-ı Sadrıa‘zama gelüp cümle askerine ihsân [u] in‘âmlar olup paşalarına hil‘at-i fâhireler geydirilüp herkes merkezlerine revâne olup guzât-ı mücâhidân içre bir gûne dahi ferah şâdîler oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 295b ·
metinde göster ·
Ve cümle a‘yânları birbirleriyle akrabâlardır kim aslâ içlerinde ecnebîleri var ise yine çerâğ-ı efrûhteleridir. Her bir a‘yânları ikişer üçer yüz aded bahâdır yiğitler ile enüp binerler. Bunlara dahi fermân-ı pâdişâhî gösterüp Manya muhâfazasına gitmeğe "El-emrü emrüküm" deyüp âmâde olup hakîre niçe ihsânlar etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 342a ·
metinde göster ·
"Sâ’ir seneden on gün mukaddem şâm huccâcın Hüseyin Paşa ile ma‘an şâm'dan çıkup Mekke-i Mükerreme'ye azîmet edesiz ve Mısır emîrü'l-haccına dahi fermânım eyle sâdır olmuşdur" deyü hatt-ı şerîf-i sa‘âdet-makrûn gelince hakîr hisâb etdim ki Kudüs'den Mısır yigirmi konak yerdir. Bu hisâb üzre huccâc-ı müslimîn çıkmağa yigirmi gün kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y234b ·
metinde göster ·
… ı Nâsır dibinde Cânpûlâdiyye mevlûdu, bâlâda hac alayında tahrîr olunmuşdur, bu
dahi fermân-ı
vezîr iledir. Ve dördüncüsü,
Bu mevlûd alaylarından sonra Mısır içinde her gece birer mevlûdü'n-nebî olup cümle üç yüz altmış mevlûdü'n-nebî olur kim geceleri leyle-i İsrâ ve leyle-i Kadir ve rûzları rûz-ı ıyd-ı ekber olur. On ikisi fermân-ı vezîr ile olup dellâllar nidâ eder. Biri bâlâda tahrîr olunan Seyyid Ahmed el-Bedevî mevlûdudur. İkincisi İbrâhîm-i Dessûkî mevlûdu. Üçüncüsü emîr-i hac huccâc ile Mısır'a geldü[kde] ve mâh-ı Safer'in yedinci gecesi Bâb-ı Nâsır dibinde Cânpûlâdiyye mevlûdu, bâlâda hac alayında tahrîr olunmuşdur, bu dahi fermân-ı vezîr iledir. Ve dördüncüsü,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y220b ·
metinde göster ·