… vardır. Cemî‘i diyârın zî-kıymet tuhefleri anda bî-kıymet bulunur. Ve bir çârsû
dahi karşu
varoşda üç yüz dükkândır ammâ anda bezzâzistân yokdur.(---)(---)(---)(---) ( …
Ve cümle sekiz yüz seksen dükkân-ı sûk-ı sultânîdir. Cisr başında tâ Ulucâmi‘e varınca bin altmış adım tûllu bir şâhrâh-ı azîmdir kim serâpâ seng-i kebîrler ile tarz-ı kadîm kaldırım döşelidir. Bu tarîk-i âmmın tarafeyninde kat-ender-kat dekâkîn-i müte‘addideler ile müzeyyen bir sûk-ı tavîldir. Ve Tahtalkal‘a çârsûsu dahi ma‘mûrdur. Ve Balık bâzârı ve Bezzâzlar bâzârı ve Gazzâzlar bâzârı ve attârlar gâyet ma‘mûrdur. Ve bir kârgîr binâ-yı kavî kapuları silsileli ma‘mûr bezzâzistânı vardır. Cemî‘i diyârın zî-kıymet tuhefleri anda bî-kıymet bulunur. Ve bir çârsû dahi karşu varoşda üç yüz dükkândır ammâ anda bezzâzistân yokdur.(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 135a ·
metinde göster ·
kal‘adan gidüp cümle altı yüz kantar bârûd hazz-ı nefsimiz içün gitdi. Bu vakfu …
"Hünkârım, üç yüz kantar dahi karşu kal‘adan gidüp cümle altı yüz kantar bârûd hazz-ı nefsimiz içün gitdi. Bu vakfullâhdır, düşman içün atılır, yohsa şenlik içün beş altı top kifâyet eder" deyüp şâdumândan ferâgat edüp dizdârlara ve topçubaşılarına ve kethüdâlara ve'l-hâsıl yigirmi dörd ağaya hil‘at-i fâhireler geydirilüp yemîn ü yesâr kal‘a neferâtlarına birer kîse-i Rûmî ihsân olunup cümle pây-ı berâber hissemend oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 90b ·
metinde göster ·
… Hemân Uyvar'a doğru meleyüp bir kerre kendüyi suya urup gâ’ib oldu ve bir kerre
dahi karşu
tarafda gördüm.
Ba‘dehu gûsfend-i beyâz me me deyü bir kerre Uyvar'a doğru koşa koşa seğirdüp oradan bize meleyüp feryâd etdi. Biz dahi yanına vardık. Hemân Uyvar'a doğru meleyüp bir kerre kendüyi suya urup gâ’ib oldu ve bir kerre dahi karşu tarafda gördüm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 125b ·
metinde göster ·
tarafda konup göçerek yigirmi birinci gün yine anâ çekerek menzil-i sâhil-i neh …
Bu gûne berzahları her gün çekerek kâfirler dahi karşu tarafda konup göçerek yigirmi birinci gün yine anâ çekerek menzil-i sâhil-i nehr-i Raba'da meks olunup hamd-i Hudâ ol gün asâkir-i İslâmın başına gün doğup yağmur yağmayup bir rûşen hevâ oldu kim 18a cümle leşker-i İslâm şâdımân olup herkes esbâblarını ve koltuğu altlarını kurudup esbâbların yaykayup ıssı ta‘âmlar tabh edüp safâ etdiklerinde nâdîler nidâ edüp "Üç gün ikâmetdir" deyü çavuşlar feryâd etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 17b–18a ·
metinde göster ·
tarafda bir sarp tabur yasatmadan Süd suyun karşu tarafa ötelim" deyüp fi'l-hâl …
"Bire meded küffâr dahi karşu tarafda bir sarp tabur yasatmadan Süd suyun karşu tarafa ötelim" deyüp fi'l-hâl cümle Tatar suyu öteye ötüp iki bölük olmuş kalmış kâfire bir ânda bir kılıç urup niçe bin kâfiri süd gibi beyâz gevdeleriyle Süd suyuna dökdüler kim ol kâfirlerden bir cân kurtulmayup cümle mâl-ı ganâ’imleriyle asker-i Tatar mansûr [u] muzaffer yine suyu berü geçüp yine taburu muhâsara etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 114b ·
metinde göster ·
… yedi nefer âdemler dahi yüze yüze Kerç kal‘ası tarafına çıkdılar. Ve yedi âdem
dahi karşu
Taman cezîresi tarafına çıkmışlar. Ancak yedi nefer âdem gözümüz önünde buz üzr …
Ve yedi nefer âdemler dahi yüze yüze Kerç kal‘ası tarafına çıkdılar. Ve yedi âdem dahi karşu Taman cezîresi tarafına çıkmışlar. Ancak yedi nefer âdem gözümüz önünde buz üzre Karadeniz'e döne döne gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 195a ·
metinde göster ·
… â cemî‘i vüzerâ ve vükelâlar ve a‘yân-ı kibârlar cümle piyâdelerdir, zîrâ henüz
dahi karşu
tarafdan atlar kadırgalar ile geçemeyüp cümle asâkir-i İslâm piyâdelerdir. Ba‘d …
Ammâ at bâzârı yokdur, zîrâ cemî‘i vüzerâ ve vükelâlar ve a‘yân-ı kibârlar cümle piyâdelerdir, zîrâ henüz dahi karşu tarafdan atlar kadırgalar ile geçemeyüp cümle asâkir-i İslâm piyâdelerdir. Ba‘dehu firkateler ile atlar geçmeğe başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 288b ·
metinde göster ·