… önüllüyân ve kapudan paşa ve altmış pâre kadırga sâhibi deryâ beğleri askerleri
dahi on
bin asker deryâ seferine me’mûrlar idi. Ammâ erbâb-ı zü‘amâ ve erbâb-ı tîmârlar …
Yedi yüz altısı ze‘âmet idi, mâ‘adâsı tîmâr idi, kânûn üzre cebelüleri ile on iki bin altmış yedi asker olurdu. Tershâne-i azebistân ve gönüllüyân ve kapudan paşa ve altmış pâre kadırga sâhibi deryâ beğleri askerleri dahi on bin asker deryâ seferine me’mûrlar idi. Ammâ erbâb-ı zü‘amâ ve erbâb-ı tîmârların senevî hâsılları yüz seksen kerre yüz bin akçe olur ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 55a ·
metinde göster ·
bir esnâf-ı sâzendegândır ve cümle (---) askerdir. Cümlesi sâzların bir perdede …
{Netîce-i zurnacıyân alayı: Bunlar dahi on bir esnâf-ı sâzendegândır ve cümle (---) askerdir. Cümlesi sâzların bir perdede düşüp makâm-ı bûselikde ve gayrı makâmda küll-i külliyât ve şeddü'l-asr ve şükûfezâr ve Solakzâde sakîli peşrevlerin çalup bir hây-hû ve bir fasl-ı garîb ederler kim garîbü'd-diyârların dâr-ı diyârların hâtıra getirirler. Pâdişâh dahi alay köşkünden fasılların istimâ‘ edüp bir kîse guruş ihsân alup mesrûr [u] handân olup beyne'l-akrân revâne oldular}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 208a ·
metinde göster ·
bir esnâf-ı sâzendedir ve cümle (---) askerdir. Bu cümlesi sâzların bir âheng e …
{Netîce-i alay-ı sâzende-i düdükciyân: Bunlar dahi on bir esnâf-ı sâzendedir ve cümle (---) askerdir. Bu cümlesi sâzların bir âheng edüp makâm-ı segâhda ve gayrıda Emîr-i Hac peşrevi ve Hasan Cân peşrevi, gül‘izâr peşrevi (---)(---) ve Tatar Hân semâ‘îsi fasılların edüp huzûr-ı şehriyârîden bir velvele ve zemzeme-i azîm ile geçerler}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 208a ·
metinde göster ·
… İzmit'e gemiler geçmez olur. Lütf edüp gemimize girin" deyü ricâ ederler. Anlar
dahi on
iki bin adım kadar deryâyı dil gibi doldurdukdan sonra gemiye girerler. Hâlâ an …
Hikmet-i Hudâ sebeb-i hilkat-i dil: Bir gün bir seyyâh-ı âlem, Orhân Gâzî asrında bu mahalle gelüp keştîbânlara eydür "Oğullar beni karşu tarafa geçirin" der. Gemiciler dervişi karşu geçirmeyüp giderler. Hemân dervîş-i dilrîş-i âlim u âmil u ârif-i billah eteğine toprak doldurup "Biz karşuya bi-emrillahi Te‘âlâ böyle geçeriz" deyü eteğinden türâbı deryâya dökdükçe deryâ kara olup yürüyerek geminin ardı sıra yürür. Gemiciler bu hâli görüp "Meded Sultânım boğazı doldurup ekmeğimize mâni‘ olup İslâmbol'dan İzmit'e gemiler geçmez olur. Lütf edüp gemimize girin" deyü ricâ ederler. Anlar dahi on iki bin adım kadar deryâyı dil gibi doldurdukdan sonra gemiye girerler. Hâlâ anınçün dil derler, bir sivri kumsal burundur. Ve dervîş hazretleri karşu cânibe geçüp keşf [ü] kerâmet etdikleriyçün derhâl rûh-ı pâklerin cânib-i Hakka teslîm edüp Gekbiziye dili iskelesi hânı kurbunda Dil Baba Dede medfûndur. Kuddise sırruhu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 244a ·
metinde göster ·
… de cümle tahrîr edüp hakîre harc-ı râh on tümen bisitî ve kırk beş âdemlerimize
dahi on
tümen Abbâsî ihsân edüp cümle a‘yân-ı Bakü ve hânlar ile vedâlaşup hân dahi muh …
Bu Bakü şehrinin niçe gün seyr [u] temâşâsın ederken bir tarafdan Acem diyârının sûrların ve a‘yân-ı kibârının zevk u şevklerin görüp seyr [u] temâşâ ederdik. Eğer bu Revân Hân'ı Takî Alî Hân'ın hemşîresinin Bakü hânına verildiği sûr-ı zifâfı tahrîr ve takrîr eylesek bir müdevven kitâb olur. Ancak bu şehrde on beş gün zevk [u] safâlar edüp hândan ve gayrı hânândan pençe, parçe ve akmişe-i fâhire ve yedi at ve üç re’s çâker Gürcî ve bir semmûr Acemâne kürk ve dâmâd-ı Revân hânı olan Bakü Hânı Eşref Hân bir çapar yorğa ve bir şemâme amber ve iki tâvûsî şütür ve niçe ihsân [u] in‘âmlar alup Revân hânı bin baş kârbân Erzurûm'a göndermeğe ta‘ahhüd edüp Paşa efendimize bir semmûr kürk ve on çift Gîlân yayı ve altı Gürcî gulâmı ve on çift dendân-ı semek ve üç aded semâme-i amber hedâyâlar verüp muhabbetnâmesinde cümle tahrîr edüp hakîre harc-ı râh on tümen bisitî ve kırk beş âdemlerimize dahi on tümen Abbâsî ihsân edüp cümle a‘yân-ı Bakü ve hânlar ile vedâlaşup hân dahi muhabbeten bizimle kal‘a-i Bakü'den cânib-i kıbleye,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 314b ·
metinde göster ·
… i sikkeyi mermerde kazmış. Mihrâbın cânib-i yemîni on tarhdır ve cânib-i yesârı
dahi on
tarz üzre tarh olunmuşdur. Her tarhında olan nakş-ı bukalemûn zîhler ve islimîl …
Ziyâret-i Hazret-i Şeyh Şâmî: Tarîk-i Bayrâmiyye'dendir. İsm-i şerîfleri Hamza'dır. Tarîk-ı Hamzavî bunlardan kaldı, derler. Niçe bin keşf [u] kerâmâtları zâhir ü bâhir olmuşdur. Hattâ bir cum‘a günü cemî‘î âşıkânı salât-ı cum‘aya hâzır olup tecdîd-i vudû’ etmeğe bir katre su olmamağıla "Âh Sultânım! Şu câmi‘iniz kurbunda bir kuyu kazdırsanız. Cümle âyende vü revende cemâ‘at-i kesîreler tecdîd-i vudû’ etseler ecr-i cezîle nâ’il olurdunuz" derler. Hemân Şeyh Şâmî Sultân elindeki asâsıyla "Bu yerden mi su çıksa" deyü asâ ucuyla zemîne işâret etdikde bi-emrillah bir ayn-ı zülâl ka‘r-ı zemînden pertâb edüp çıkar. İle'l-ân "ayn-ı asâ" derler bir aynu'l-hayât-ı cân-perverdir. Aziz hazretleri bizzât câmi‘leri cenbinde bir kubbe-i âlîde medfûndur. Câmi‘i kendü binâlarıdır. Minâreli ve kurşum örtülü değildir. Ammâ bu câmi‘in mihrâb dîvârı ne kadar vâsi‘ ise tâ sakfa çıkınca câmi‘ mihrâbıdır. Bir câmi‘de eyle enli ve âlî mihrâb yokdur. Bu mihrâbın içinde olan taşlar üzre hurde münakkaş hatt-ı kûfî ve hatt-ı celî ve hatt-ı Musta‘sımî ve hatt-ı reyhânî ve hatt-ı sülüs bir diyâr mihrâbında yokdur. Ve niçe âyet-i şerîfler mihrâba müte‘allık Arapça ve Arapça âyeti gibi ve âyetü'l-kürsî ve âmene'r-resûlü gibi âyetler tahrîr olunmuşdur. Ve bu mihrâb-ı nûrun iki cânibindeki dîvâra üstâd-ı mermer-bür endîşe-i hâmıyla hâm taşa eyle tîşe-i gül-fâm urmuş, taşları eyle hûrde kazmış ve eyle nakş-ı bukalemûn yazmış hakkâ ki sikkeyi mermerde kazmış. Mihrâbın cânib-i yemîni on tarhdır ve cânib-i yesârı dahi on tarz üzre tarh olunmuşdur. Her tarhında olan nakş-ı bukalemûn zîhler ve islimîler ve zülfeler ve girişmeler ve bağlamalar ve Rûmîler ve şeş-gül ve sad-berg ve şakâyık ve zülf-i nigâr ve sünbül ve reyhân ve karanfil ve sünbül ve erguvân nakışları var kim gûyâ beyâz mermeri üstâd-ı mermer-bür peynir gibi direfş-i tîşe kalemler ile kalemkârlık edüp sihr-i i‘câz mertebesi sihr-i mübîn tasarruflar etmişdir. Ammâ niçe kimesneler bu 353a mihrâb hakkında bizzât aziz Şeyh Şâmî'nin kendi dest-kârlarıdır, derler. Hakkâ ki eyle ihtimâli olmak var. Zîrâ kerâmet mertebesi bir âsâr-ı nakş-ı erjenkmânî ve Behzâd Ağa Rızâ-yı Vanî kârı-misâl bir sun‘-ı acîb ve garîbdir. Ve kabr-i şerîfinde bir mehâbet vardır. Hakîr ziyâret etdikde bu ebyât bi'l-bedâhe hâtıra hutûr etdi. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 352b–353a ·
metinde göster ·
… . Müdâhaneciler bu hikâyeden fürce bulup "İşte ol sene Erzurûm'da eyle bulutlar
dahi on
ay dutulup vech-i semâda müncemid-vâr ber-karâr idi" deyü hâmuş-bâş oldular. Ol …
Hikâye-i hakîr: "Benim efendim! Sene (---) târîhinde Kırım hânlarından İslâm Girây Hân ile cezîre-i Kırım'dan diyâr-ı Moskov'a gidüp bilâ-hisâb mâl-ı ganâyim alup avdet mahalline kalınca erba‘în ve zemherîr oldu. Bu kadar mâl-ı hazâyin ile geldiğimiz yoldan dönmeğe havf edüp bi'z-zarûrî Heyhât sahrâsına ol şiddet-i şitâda on yedi gün ve on yedi gice aşup yortup hikmet-i Hudâ bir gice bir berd-i cahîm oldu kim yedi yüz esîr dondu ve bin mikdârı Tatarın eli ayağı düşdü. Ol sabah hakîre dahi felek, sovuk cehennemi rûzgâr-ı zorkârın gösterüp gûyâ ki elîm-i A‘râf'ı gördük. Yedi sâ‘at kâmil taban-keşlik edüp bî-tâb u bî-me‘âl kaldıkda esb-i sabâ-sür‘atime süvâr 53a oldum. Hikmet-i Hudâ dördüncü sâ‘atde altı yerden şems-i âteş-tâb zâhir oldu. Cümle Tatar kartları âlem-i hayretde kaldılar. Ammâ âdetullah oldur kim güneş cânib-i şarkdan tulû‘ eder. Kâmil dörd sâ‘at olunca ol tarafdan tulû‘ etmeyüp altı aded güneşin biri Heyhât'ın kıble cânibi, Çerâkise vilâyetidir, andan nümâyûn oldu. Bir güneş Heyhât'ın cenûb tarafıdır kim cezîre-i Kırım'da Kefe kal‘asıdır, ol cânibden tulû‘ etdi. Biri garb cânibidir ki Alaman vilâyetidir ki ondan hurûc etdi. Biri Leh cânibinden hurûc etdi. Beşincisi şimâl tarafında Kırako vilâyeti tarafından tulû‘ etdi. Altıncısı yine Heyhât'ın yıldız tarafında Moskov'un Görlef kal‘ası câniblerinden zuhûr edüp bu altı güneşin her biri asıl güneşin pertevinden ziyâde nümâyân idi ve altısı da semâdan zemîne balık ağzı gibi yâhûd Tûbâ şeceri gibi baş aşağı zemîne nüzûl etmişdi. Zîrâ asıl güneşin cânib-i şarkı gâyetü'l-gâye şiddet-i şitâ olmağıla pertevi donup ba‘zı sevâhil olan ekâlîm-i seb‘alardan pertev urup nümâyân olurdu" deyü bu hikâyeyi nakl etdiğimizde cümlesi Arapça bi-kudretihi ve yahkümü mâ yürîdü bi-izzetihi, deyü cümle tahkîkdır, dediler. Ve cümle müdâhaneciler ve orancıların hâtırları mütesellî oldu. Ammâ Hudâ âlimdir, böyle olmuşdur. Müdâhaneciler bu hikâyeden fürce bulup "İşte ol sene Erzurûm'da eyle bulutlar dahi on ay dutulup vech-i semâda müncemid-vâr ber-karâr idi" deyü hâmuş-bâş oldular. Ol zamân bildim ki cemî‘i vüzerâ vü vükelâ ve erbâb-ı devlet huzûrında müdâhane ve hoş-âmed kelâm lâzım imiş. Ammâ bizim efendimiz Melek Ahmed Paşa huzûrunda bir kimesnenin cânı yok idi kim zemm u nemm u gıybet ve mesâvî ve sû’-i zan ve müdâhane ve hoş-âmed söyleyeler idi. Anı meclisinden reddederdi ve derhâl "Çık taşra bre hannâs!" deyü ana hannâs lakab kordu. Ve bir kimesne anın yanıda bir kizb kelâm söylese ol âdemden gayri nefret ederdi. Ammâ ne kadar latîfe-âmiz kelimâtlar söylense şakadan hazz ederdi. Ammâ hâlâ zamânımızın a‘yân [u] kibârı ve vüzerâ ve mülûkları böyle hoş-âmede ve müdâhaneye mâyil olup bî-garaz ve ehl-i ırz kimesnelere taşra umûrların sormadıkları ecilden Devlet-i Âl-i Osmân'a taraf taraf rahneler gelmededir. Hudâ Devlet-i Âl-i Osmân'ı ilâ inkırâzı'd-devrân mü’ebbed ede, âmîn, yâ Mu‘în. Ammâ devlet [ü] dîn-i mübîni sıyânet eden kimesnelerden ba‘zı şu‘arâlar Sultân Ahmed Hân'a verdikleri kasîde-i belîğu'l-beyândır kim bu mahalle tahrîr olundu. Güfte-i Şeyhî Efendi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 52b–53a ·
metinde göster ·
iki lisân-ı gûnâ-gûnları vardır. Bu Türkmân lisânı anlardan müteferrikdir.
Lisân-ı Etrâk-i sahih: On iki nev‘ üzre kelimât ederler. Bu kavmin ibtidâ tulû‘ları Mâverâü'n-nehr'de şehr-i Mâhân'dan hurûc edüp Âl-i Dânişmendiyye ve Âl-i Akkoyunlu ve Âl-i Selçukiyân ile ibtidâ Rûm'un bu diyârlarına kadem basup her biri birer diyâra istîlâ edüp gûnâ-gûn lehce-i mahsûsaları vardır. Lisân-ı Türk-i kadîm lisân-ı Tatar'dır. Anların dahi on iki lisân-ı gûnâ-gûnları vardır. Bu Türkmân lisânı anlardan müteferrikdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 62a ·
metinde göster ·
… bu hakîrin mühriyle mühürlenüp yine kal‘a kapusun taşradan sedd edüp hân bâğına
dahi on
bayrak sekban ve sarıca ve on aded güzîde kapucubaşıları ve Van kulundan bin ad …
Beri tarafda kal‘a içre Yûsuf Kethudâ kal‘a kapusun sedd edüp hân kal‘asında kapanan kal‘a serdârına amân verüp kulleden çıkmaz, "Bre, kal‘a kabza-i teshîre girdi, çık taşra, seni vallahi paşadan halâs edeyim." deyü yemîn Billah etdikde taşra çıkup kal‘anın miftâhların ve Hân sarâyının hazînesi miftâhlarıyla kethudâya kırk sekiz aded miftâhları teslîm edüp hamd-i Hudâ sene 1065 Ramazânı'nın yigirmi beşinci Salı günü kal‘a-i Bitlîs suhûletle feth olup Yûsuf Kethudâ baş bölükbaşı bin aded güzîde yiğit ile muhtahfızân nasb edüp hânın sarâyının üç yüz aded hücreleriyle hazîne ve çilhânelerin zabt edüp bu hakîrin mühriyle mühürlenüp yine kal‘a kapusun taşradan sedd edüp hân bâğına dahi on bayrak sekban ve sarıca ve on aded güzîde kapucubaşıları ve Van kulundan bin aded güzîde pür-silâh askeri ve dîvân efendisi Gınâyîzâde Alî Efendi'yi hân bâğına gönderüp hânın üç yüz altmış aded enderûn [u] bîrûn hücrelerin zabt eyledikden sonra hânın cümle cebehânesi ve hazînesi ve çilhânesiyle zabt olunup kapucular kethudâsı mührüyle memhûrlanup kapucular kethudâsı yine Bitlîs'in aşağı kal‘asına geldikde hemân Yûsuf Kethudâ kal‘aya kapanup cenge âheng eden kal‘a serdârı Kara Alî Ağa'yı ve dizdârı ve kethudâsı ve sâ’ir yedi yüz aded haşerâtların dest ber-kafa kayd ü bend edüp alây-ı azîm ile bunlar giderken her biri kuzu gibi meleyüp "Hay oğul ve vay ana ve hay baba!" deyü ağlaşarak giderler ammâ bir ana baba günüdür kim gûyâ rûz-ı mahşerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 271a ·
metinde göster ·
… ı azîm olup yigirmi bin koyunu dîvân-ı Rûmiyye'de hakîre hân teslîm edüp paşaya
dahi on
bin koyun ve on aded kara çubuk at ve yigirmi katar deve-i nerre ve beş katar t …
Bi-emri Hudâ ol diyârın dağ u taşın koyun dutmuşdur ve her koyun otuzar kırkar vukıyye gelir. Kıymeti birer Bisitî-i şâhîyedir, ya‘nî yigirmi akçedir. Ta bu mertebe ganîmet diyârdır. Üçüncü günde dîvân-ı azîm olup yigirmi bin koyunu dîvân-ı Rûmiyye'de hakîre hân teslîm edüp paşaya dahi on bin koyun ve on aded kara çubuk at ve yigirmi katar deve-i nerre ve beş katar tâvûsî maya deve ve beş katar arvana deve yüküyle Isfahânî Acem keçeleri ve haliçeler ve beş re’s pençe-i âfitâb Gürcî gulâmları paşa içün hedâyâ verdi. Ve hakîre üç bin koyun ve üç küheylân at ve iki Acem haliçesi ve bir semmûr kafası kürk ve iki Gürcî gulâmı ve beş aded şütür erbânı ve kendi esbâbından bir kat zer-ender-zer kalemkârî esvâblar ve bir altun gılâflı kârhâne işi esedî kılıç verdi ve beyne'l-halk on tümen akçe verüp "Ma‘zûr ola." dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 292b ·
metinde göster ·
… ladzâde Hüseyin Paşa 305b on iki bin asker ile ve Bitlîs Hâkimi Ziyâeddîn Hân
dahi on
bin asker ile henüz imdâda gelirken görseler kim Cığaloğlu Sinân Paşa bozulmuş …
Bu mahalde Cânpoladzâde Hüseyin Paşa 305b on iki bin asker ile ve Bitlîs Hâkimi Ziyâeddîn Hân dahi on bin asker ile henüz imdâda gelirken görseler kim Cığaloğlu Sinân Paşa bozulmuş kaçarlar, hemân Cânpoladlı askeriyle Ziyâeddîn Hân'ın dinç askeri dağlar içre dörd yire yasavul edüp yatırlar. Acem askeri {ise} bozulmuş askerin ardına düşüp mevc mevc ve fevc fevc gelüp kovarak kırup geçmede. Bu kerre iki pusu askerin mâbeyninde Acem askeri kalınca girüden ve ileriden kemîngâhlar içre {Cânpolad askeri} sadâ-yı Allah Allah koparup Kızılbaş'a eyle satûr-ı Cânpolâdî ururlar kim yigirmi bin güzîde Kızılbaş'ın başların tîğ-i âteş-tâb ile tıraş edüp firâr edenleri kova kıra tâ asker-i İslâm'ın bozulduğu yire gelirler. Meğer henüz şâh askeri "Osmânlı'nın bir hîlesi vardır." deyü ordu-yı İslâm'a vaz‘-ı yed etmemişler. Şâh askeri bu hâl-i pür-melâli görüp Âl-i Osmân dönek etdi zann edüp {cümle hazâ’in ve ordu-yı şâhı bırağup} firâr ederler. Vezîr-i dilîr Cânpoladzâde bî-bâk ü bî-pervâ cümle cebehâne ve topları ve hayme vü hargâh-ı bâr u bengâhları zabt {idüp} Kızılbaş'dan yigirmi bin kelle ve üç bin diri Kızılbaşları Bitlîs Hânı Ziyâeddîn Hân ile bir alây-ı azîm ederek Van'a dâhil olunca Cığaloğlu hasedinden {eydür}: "Benim cengimde bulunmayup başlı başına böyle iş edersin!" deyü nâhak ol gâzî Cânpoladzâde'yi şehîd edüp "Askerin inhizâmına sebeb olmuşdur." deyü der-i devlet'e arz eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 305a–305b ·
metinde göster ·
… -i (---) ba‘îd kal‘a-i Hardekıl beği Cizre hâkiminin sağ vezîri hükmündedir. Ol
dahi on
iki aşîret beğine hâkim olup on bin askere mâlikdir. Anın baş aşîreti kavm-i Sü …
Evvelâ Cizre şehrinin cânib-i (---) ba‘îd kal‘a-i Hardekıl beği Cizre hâkiminin sağ vezîri hükmündedir. Ol dahi on iki aşîret beğine hâkim olup on bin askere mâlikdir. Anın baş aşîreti kavm-i Sülupiyân'dır kim cümle üç bin tüfeng-endâzdır ve aşîret-i şehbâzdır ve sol vezîri pâyesindedir. Mîr-i Birispi, bu dahi on aded aşîrete hükm edüp on bin tüfengliye mâlikdir. Ve üçüncü aşîret mîr-i Veseldân'dır ve döndürcü Kârsân'dır ve beşinci Kibriyân'dır ve altıncı Kellehugiyân'dır ve yedinci Jilaniyân'dır ve sekizinci Küçük Zıbarı'dır ve ve on iki aded mîr-i aşâ’irin güzîdesi bunlardır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 385a ·
metinde göster ·
… ng-endâzdır ve aşîret-i şehbâzdır ve sol vezîri pâyesindedir. Mîr-i Birispi, bu
dahi on
aded aşîrete hükm edüp on bin tüfengliye mâlikdir. Ve üçüncü aşîret mîr-i Vesel …
Evvelâ Cizre şehrinin cânib-i (---) ba‘îd kal‘a-i Hardekıl beği Cizre hâkiminin sağ vezîri hükmündedir. Ol dahi on iki aşîret beğine hâkim olup on bin askere mâlikdir. Anın baş aşîreti kavm-i Sülupiyân'dır kim cümle üç bin tüfeng-endâzdır ve aşîret-i şehbâzdır ve sol vezîri pâyesindedir. Mîr-i Birispi, bu dahi on aded aşîrete hükm edüp on bin tüfengliye mâlikdir. Ve üçüncü aşîret mîr-i Veseldân'dır ve döndürcü Kârsân'dır ve beşinci Kibriyân'dır ve altıncı Kellehugiyân'dır ve yedinci Jilaniyân'dır ve sekizinci Küçük Zıbarı'dır ve ve on iki aded mîr-i aşâ’irin güzîdesi bunlardır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 385a ·
metinde göster ·
… Eflâk ve Boğdan küffârı sizin bu Benderde durduğunuz haberin işidüp Rakofçi'dan
dahi on
bin aded katana Macar Eflâğ ve Boğdan'a imdâd gelüp yarın ya öbür gün elbette s …
"Amân sultânım, işte Eflâk ve Boğdan küffârı sizin bu Benderde durduğunuz haberin işidüp Rakofçi'dan dahi on bin aded katana Macar Eflâğ ve Boğdan'a imdâd gelüp yarın ya öbür gün elbette sizi bir su geçidinde basarlar" deyü haber verdiklerinde Paşa-yı müdebbir gelen çaşıtlar ile ileri bir ağasın çarhacı olan yalı ağasına ve üç aded mîr-i mîrânlar haber gönderüp anlar âmâde olmada, beri tarafda Paşa kâmil 15 sâ‘at hâk-i Bender'de gidüp nehr-i Yişnevic'i atlar ile ayakdan geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 38b ·
metinde göster ·
bir âdem ve bir sancakbeği katl olunup sadrıa‘zamdan pâdişâha hafta hedâyâsı iç …
Menzil-i (---): Bunda dahi on bir âdem ve bir sancakbeği katl olunup sadrıa‘zamdan pâdişâha hafta hedâyâsı içün bir murassa‘ zeynli ve iki re’s sâde çul dîbâ ile atlar gelüp arz kılınup makbûl-i hümâyûn oldu, ammâ gâyet küheylân ve hoş hırâm atlar idi. Musâhiblerden bir muntazamü'l-kelâm ve sühan-ârâ-yı be-nâm fasîhü'l-lisân ve bedî‘ü'l-beyân olan Leh Hasan Ağa'ya ihsân olunup ol ân huzûr-ı pâdişâhîde süvâr olup çevelân etdi. Andan kalkılup 4 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 82b ·
metinde göster ·
pâre şayka toplardır kim küçük hammâm kubbesi kadar taş gülle atar toplardır ki …
Bâyezîd Hân topları dahi on pâre şayka toplardır kim küçük hammâm kubbesi kadar taş gülle atar toplardır kim cümlesi leb-i deryâda kal‘anın bir kat hisâr-pîçe dîvârında yere berâber demir kanatlı kapularda durur ejder-i heft-ser gibi kimi arabalar üzre ve kimi yerde kundaklar üzre aleste hâzır-bâş ağızlı her birinin yanında kırkar ve ellişer huddâmları gece ve gündüz yaz ve kış fitilleri ellerinde âmâde dururlar. Deryâ üzre bir çırnık geçse elbette bir top atup anı sağ geçirmezler ve her gece iki taraf kal‘alarında pâsbân ve nigehbânlar "Allâh yeğdir yeğ" deyü nöbet beklerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 90b ·
metinde göster ·
Andan ertesi gün ale's-sabâh İspilet cenerali nâm mel‘ûnun
dahi on
kîse ve yigirmi pastav elvân çukalar ve on top dîbâ 148b ve niçe musanna‘ güm …
Andan ertesi gün ale's-sabâh İspilet cenerali nâm mel‘ûnun dahi on kîse ve yigirmi pastav elvân çukalar ve on top dîbâ 148b ve niçe musanna‘ gümüş âvânî şam‘dânlar hedâyâsıyla yigirmi bir aded ümmet-i Muhammed esîrleri kim mukaddemâ İspilet altında esîr olmuşlardı, hamd-i Hudâ anlar gelüp paşa efendimiz cümle hedâyâlarından ziyâde bu ümmet-i Muhammed'in halâs olduğundan hazz edüp dîvân-ı serdârda gelen nâmelerin tercemeleri okunup eyle yazmış kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 148a–148b ·
metinde göster ·
… arak muhâsara ederler. Hemân Murâd Voyvada ve Hüsrev Beğ ve sekiz aded ümerâlar
dahi on
bin asker ile kâfire yetişüp bi-emrillâhi Te‘âlâ Rim Papa askerin dahi der-ceng …
Ba‘dehû sene 941 târîhinde Gâzî Hüsrev Beğ Kilis kal‘asına zafer bulmak içün rikâb-ı hümâyûna arz edüp arzı hayyiz-i kabûlde vâki‘ olup bu kal‘a-i Solin'in esâsı üzre şekl-i murabba‘ bir seng-i müstahkem kal‘a inşâ edüp içine er ve müstevfâ cebehâne kodukda, hemân o şehir tamâm olmadan kırk bin aded cünûd-i cünüb Nasârâlar kal‘a-i İspilet tarafından gelüp kal‘a-i Solin'i soluyarak muhâsara ederler. Hemân Murâd Voyvada ve Hüsrev Beğ ve sekiz aded ümerâlar dahi on bin asker ile kâfire yetişüp bi-emrillâhi Te‘âlâ Rim Papa askerin dahi der-ceng-i evvel kırup andan sâ’ir küffârları dahi tâ deryâya varınca kova kıra bakıyyetü's-suyûf olan Nasârâlar deryâda gark olup kal‘a-i Solin dest-i küffârdan halâs olduğundan mâ‘adâ kal‘a-i Kilis'i dahi bu yüzden muhâsara edüp sene 943 feth-i kal‘a-i Kilis be-dest-i Gâzî Hüsrev Beğ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 148b ·
metinde göster ·
… Budin kal‘ası imdâdına gelmeğe me’mûrlardır. Ve Baçka ve Laçka vilâyetlerinden
dahi on
bin asker Budin imdâdına gelmeğe me’mûrlardır.
Meselâ nehr-i azîm Tuna yalılarında olan Hamza Beğ kal‘ası ve Erçin ve Cânkurtaran ve Penteli ve Fötvar ve Pahşa ve Tovna ve Yeni Palanka ve Segsâr ve Bat Ösek ve Seçoy ve Mihaç ve Birnivar ve Darda ve Ösek ve Val ve Vulkovar ve Sotin ve Tovarnik ve Zemon nâmûn kılâ‘ların cümle on iki bin asâkir-i nusret-me’serler dahi olup cümlesi gemileriyle Budin kal‘ası imdâdına gelmeğe me’mûrlardır. Ve Baçka ve Laçka vilâyetlerinden dahi on bin asker Budin imdâdına gelmeğe me’mûrlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 78b ·
metinde göster ·
… ür. Tabaka-i fevkânîsinde on pâre balyemez topları var ve tabaka-i tahtânîsinde
dahi on
aded şayka topları var kim her birinin içine birer âdem sığar kim her bir top-ı …
Der-alâmet-i aşağı kal‘a-i varoş-ı amâristân: Evvelâ mezkûr ve memdûh Kızılelma Sarâyı'ndan lodos cânibine yokuş aşağı şekillice sarây altından giderken iki kat metîn kal‘a dîvârları arasında on aded neferât evlerin ve azîm tabyaların geçüp andan aşağı Suluk kapusu vardır. Ol kapunun iç yüzünde bir tabya-i azîm var kim cemî‘i Budin tabyalarından büyük sedd-i Ye’cûc-misâl bir burc-ı tâcdır kim üstünde beş yüz atlı cirid oynamak mümkündür. Tabaka-i fevkânîsinde on pâre balyemez topları var ve tabaka-i tahtânîsinde dahi on aded şayka topları var kim her birinin içine birer âdem sığar kim her bir top-ı kal‘a-kûp ejder-i heft-ser gibi çit siperlerin ardında arabalar üzre ağız açup durur. Bu tabyaya yedi ağa ve yedi yüz aded mustahfızân kullar me’mûrlardır, zîrâ bu kulleye Gerz İlyâs dağı havâledir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 83b ·
metinde göster ·
… kâfire amân vermezler top-ı serâmedlerdir. Ve bu topların mâ-fevkinde birer kat
dahi on
aded kolumburna topların her birisi çim ve rıhtım toprak dolma siperlerin ardla …
Ve bu kal‘a-i Kahkahâ-yı Hırvadistân'ın çâr-kûşe rükn-i a‘zam-misâl Şeddâdî tula binâ dörd aded tabya-i azîmleri var kim her birinde biner âdem ceng etse yerim dar demez ve her birinde onar aded balyemez topları var kim gûyâ her biri birer siper ardında ejder-i heft-ser gibi kemîngâhda durup her biri buheyre içindeki sazlığa ve karşu tavla kenârlarındaki sahrâlarda kuş kondur[maz] balyemezler ve kâfire amân vermezler top-ı serâmedlerdir. Ve bu topların mâ-fevkinde birer kat dahi on aded kolumburna topların her birisi çim ve rıhtım toprak dolma siperlerin ardlarında cemî‘i mühimmâtlarıyla âmâde cümle üstleri tahta örtülü hâzır-bâş ağızlı toplardır kim her topun hüddâmları yaz ve kış yanlarında yatırlar, zîrâ gâyet serhad yerdedir. Ve bu iç kal‘a[nın] kıbleye nâzır bir kapusu var, ammâ üç kat Metîn ve Kavî ismine mazhar olmuş hadîd kapulardır. Metânet üzre olsun içün alçak ve küçük kapulardır kim her birinin arasında niçe bin hiyel ü şeytanat ile âmâde dervezelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 176b ·
metinde göster ·
… arı serhadlilere ucuz bahâ ile verüp on beş bin guruş mâl alup mâl-ı ganâ’imden
dahi on
bin guruşluk değerin değmeze mâl satup ara[ba]ları âteşe urup sehel sebükbâr ol …
Netîce-i kelâm esîrlerimizden bin altmış kadar mümtâz gılmân u bintânları serhadlilere ucuz bahâ ile verüp on beş bin guruş mâl alup mâl-ı ganâ’imden dahi on bin guruşluk değerin değmeze mâl satup ara[ba]ları âteşe urup sehel sebükbâr olup cümle kırk sekiz bin yiğit cümle yigirmi beş bin guruşu pây-berâber hakîrin kısmetiyle üleşüp herkese (---) mâl hisse değüp cümle guzât,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 6b ·
metinde göster ·
… yerlerin ta‘mîr ü termîm etdirüp her kılâ‘larda birer âsâr etmeleri gibi bunda
dahi on
günde bir tabya-i azîm binâ edüp kal‘a-i hasîn-i üstüvâr oldu. Ve cemî‘i cebehâ …
Ve Sadrıa‘zam bu kal‘ayı dâ’iren-mâdâr temâşâ edüp asker-i İslâma buhayresin tathîr etdirüp kal‘anın ba‘zı yerlerin ta‘mîr ü termîm etdirüp her kılâ‘larda birer âsâr etmeleri gibi bunda dahi on günde bir tabya-i azîm binâ edüp kal‘a-i hasîn-i üstüvâr oldu. Ve cemî‘i cebehâne ve mühimmâtları yoklayup her şey yerli yerinde edüp cümle neferâtlara on kîse zahîre bahâsı ihsân etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 27b ·
metinde göster ·
… irmi arşın dîvârdan yukaru kûh-ı Demâvend gibi toprak yığılıdır. Bu toprak üzre
dahi on
arşın enli bir derin handak içre niçe bin muhîl-i şeytanatlar ile âmâde handak- …
Ve kal‘a dîvârı handakdan yukaru kırk mi‘mâr arşını bâlâ ve on arşın enli Şeddâdî tula bina ve yigirmi arşın dîvârdan yukaru kûh-ı Demâvend gibi toprak yığılıdır. Bu toprak üzre dahi on arşın enli bir derin handak içre niçe bin muhîl-i şeytanatlar ile âmâde handak-ı bâlâdır. Kıbleye nâzır olan tabyanın temelinden yukaru kal‘a dîvârının nısfında kal‘ayı ihâta etmiş bir musanna‘ taş kuşakdan kal‘a dîvârı dâ’iren-mâdâr tula ve yonma mutarraş ve musaykal taş ile mebnî kal‘a-i kavîdir, zîrâ sene 1007 târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis asrında bu kal‘a-i Varat'ı Saturcu (---) Paşa beş ay döğe döğe yere berâber etdi, ammâ cemî‘i asker Varat'ın yedi aded bâğ-ı İrem-misâl varoşlarında zevk u safâ etmede, beşinci ayda berf [ü] bârânın vefretinden ve bârân-ı rahmetin kesretinden ve şiddet-i şitânın tekaddümünden el ayak dutmayup derûn-ı askerde kaht [u] galâ olup Tatar Hân dahi Saturcu Paşa'ya dilgîr olup Kırım'a gitdiğinden hemân asker-i İslâm serdâr üzre gulû edüp cümle asker-i İslâm kal‘a-i Varat altından bî-feth hâ’ib ü hâsir avdet edüp ol şiddet-i şitâda bârgâh [u] büngâh [ve] cebehâne ve hazâ’in-i Âl-i Osmân ile selâmet kal‘a-i Tımışvar'a çıkup meştâ verdiler. Hemân küffâr yüz bin hamd edüp Varat kal‘asının münhedim olan yerlerin taş binâ ile ve kırmızı tula bir sedd-i metîn kal‘a etmişdir kim gûyâ nev arûs kirmândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 86a ·
metinde göster ·
iki kerre yüz bin göçer evli Tatarı var. Hattâ Âl-i Osmân ve cümle kavm-i Türkm …
Ammâ müverrihân-ı Arab ve kitâb-ı Füsûs sâhibi Hazret-i Muhyiddînü'l-Arabî bu cezîre-i Kırım'a ve vilâyet-i Kazak-ı âk'a bilâd-ı Sol‘ât derler. Ve Cıfr-ı Câmi‘de ve niçe kelâm-ı Alî'de Tataristân'a bilâd-ı Sol‘ât derler. Hattâ bir kitâb-ı cıfırda "Yâ bilâde's-Sol‘ât ahzir an sığârı'l-uyûn min nefsih[küm]" buyurmuşlardır, ya‘nî "Yâ Kırım halkı sizin nefsinizden olan küçük gözlü kavimden hazer edin, ya‘nî Kalmık kavminden pek korkun" deyü Kırım halkına kavm-i Sol‘ât derler. Ammâ çünki Tataristân'a bilâd-ı Sol‘ât dedikden sonra vilâyet-i Hind ü Sind ve Keşmir ve Gûlkend-i Dekend ve Çîn [ü] Mâçîn ve Hıtâ ve Hoten ve Fağfûr [ve] Özbek ve Belh u Buhârâ ve vilâyet-i Acem ve Horâsân ve vilâyet-i Kozak ve vilâyet-i Türkistân [ve] vilâyet-i Mâhân kavm-i Moğol ve kavm-i Boğol ve kavm-i Kaytak [ve] kavm-i Dağıstan ve kavm-i Noğay ve kavm-i Kalmah ve kavm-i Heşdek ve kavm-i Maskov ve kavm-i Leh ve kavm-i Lipka müslimi ve kavm-i Macar ve kavm-i Kırım cümle yetmiş yedi akvâm-ı gûnâ-gûn bunlar cümle Tatardır kim kavm-i Sol‘âtdır. Hattâ İsfaç kralının taht-ı hükûmetinde Maskov'un Heşdek Tatarı gibi İsfaç'ın dahi on iki kerre yüz bin göçer evli Tatarı var. Hattâ Âl-i Osmân ve cümle kavm-i Türkmân dahi kavm-i Tatar'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 107a ·
metinde göster ·
… k bin aded güzîde âdemleri İslâm ile müşerref edüp vilâyet-i Kırım'a gelüp anda
dahi on
bin âdem müselmân edüp elli yedi bin aded "Benem, dîğer nîst!" diyen asker ile …
Ba‘dehu Hazret-i Risâlet-penâh intikâl edince dâğ-ı derûnundan baş alup diyâ[r-ı] Rûm'da Erzurûm şehrine andan Dağıstân'a gelüp üç bin kadar güzîde aznavur âdemleri İslâm ile müşerref edüp andan vilâyet-i Kazan'a ve vilâyet-i Ejderhân'a ve vilâyet-i Balıkhân'a ve şehr-i Sarây'a ve vilâyet-i Heşd[ek]'e gelüp bu kadar diyârları seyâhat ederek kırk bin aded güzîde âdemleri İslâm ile müşerref edüp vilâyet-i Kırım'a gelüp anda dahi on bin âdem müselmân edüp elli yedi bin aded "Benem, dîğer nîst!" diyen asker ile menâzil kat‘ ederek nehr-i Özü'yü ve nehr-i Turla'yı Akkirmân kal‘asından yukaru nehirden ubûr edüp Akkirmân altında Saratay deresi altında Salsal kral-ı dâll ile kırk gün kırk gece ceng-i azîm edüp küffârı kıra kıra Akkirmân altında Kamerü'l-kum içine küffârı dıkar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 132b ·
metinde göster ·
… dökülen kumlar üzre atları çeküp cümle selâmet geçdiler. Ve bizim memlûklarımız
dahi on
sekiz re’s atları ve atlı arabaları ile selâmet Kızıltaş kal‘asına geçüp geçen …
Ve cümle atları birer birer yularlarından birer dâne piyâde âdemler alarkadan buz üzre dökülen kumlar üzre atları çeküp cümle selâmet geçdiler. Ve bizim memlûklarımız dahi on sekiz re’s atları ve atlı arabaları ile selâmet Kızıltaş kal‘asına geçüp geçen yılda kondukları konaklarına revâne oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 193b ·
metinde göster ·
iki gûne lisân-ı mühmele-i müstekrehleri vardır. Cenâb-ı Kibriyâ şûr [u] şerler …
Ammâ bu Kabâbıta kavminin dahi on iki gûne lisân-ı mühmele-i müstekrehleri vardır. Cenâb-ı Kibriyâ şûr [u] şerlerinden sâ’ir ibâdullâhı halâs ede. Ammâ seyyâh-ı âlem olana bunların da lisânlarından bir şemme fehm edecek kadar bilmek lâzım olduğundan her ne kadar yâve gûne sözler ise de tahrîr olunduğu ta‘yîb olunmaya, zîrâ bu kavm-i çingane ciğerim hûn, dîdelerim eşk-i la‘l-gûn etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 210b ·
metinde göster ·
… boz körfezine girüp kal‘a altında demir bırağup bî-bâk ü bî-pervâ yatır. Küffâr
dahi on
pâre galyon gemileriyle boğazın ağzına lenger bırağup,
Hikâye-i garîbe: Sene (---) târîhinde Selîm Hân-ı Sânî asrında Kılıç Alî Paşa cezîre-i Kıbrıs'da serdâr-ı mu‘azzam olan Kara Mustafâ Paşa'ya imdâd götürürken dörd pâre kadırgasıyla on pâre küffâr galyonları Uluç Alî Paşa râst gelüp bir gün bir gece küffâr ile ceng-i azîm edüp âhır-ı kâr Alî Paşa'ya sehel mağlûbiyyet görünüp firâren an tevâlîyi'l-keferât deyü avanta edüp bu Kızılhisâr limanına girüp lenger-endâz olacak mahalde akîbince küffâr-ı hâksâr kovarak gelince hemân Alî Paşa anda karâr etmeyüp Ağrıboz körfezine girüp kal‘a altında demir bırağup bî-bâk ü bî-pervâ yatır. Küffâr dahi on pâre galyon gemileriyle boğazın ağzına lenger bırağup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 250a ·
metinde göster ·
… . Ol dahi bu mahalde zuhûr edüp anı dahi der-i devlete Avlonya beği arz edüp ol
dahi on
yük akçe başka iltizâm oldu.
Bu hidmete me’mûr yigirmi pâre mu‘âf [u] müsellem köyleri var. Ve ne kadar mücrimleri var ise katl etmeyüp bunda mü’ebbed der-zencîr zift ma‘deninde esîr olup hidmet ederler. Ve niçe bin âdemler bu ma‘denlerden kâr edüp beslenirler. Hâlâ bir dağ-ı azîm dahi var idi, meğer bi-emri Hâlık-ı Kevneyn meğer anda dahi zift ma‘deni var imiş. Ol dahi bu mahalde zuhûr edüp anı dahi der-i devlete Avlonya beği arz edüp ol dahi on yük akçe başka iltizâm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 360b ·
metinde göster ·
… â'i üğürdüğü vakit dest-i şerîflerinin yerleri beşik taşda zâhirdir. Bu mahalde
dahi on
iki kandîller var kim herbiri birer kralın yâdigârıdır kim birer Mısır hazînesi …
Hazret-i Îsâ Beşiği: Bir seng-i ahmerdir ve tekne gibi oyulmuşdur. Gâyet mücellâ seng-i musaffâdır. Hattâ Hazret-i Cibrîl-i Emîn bu beşik içre Hazret-i Îsâ'i üğürdüğü vakit dest-i şerîflerinin yerleri beşik taşda zâhirdir. Bu mahalde dahi on iki kandîller var kim herbiri birer kralın yâdigârıdır kim birer Mısır hazînesi değer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y226b ·
metinde göster ·
iki kandîl var. Cümleden Mısır selâtînlerinden Sultân Kaytbay'ın Y 227a ve Su …
Ve bu secdegâh-ı Resûl-i aliyyede dahi on iki kandîl var. Cümleden Mısır selâtînlerinden Sultân Kaytbay'ın Y 227a ve Sultân Tumanbay'ın kanâdîlleri gâyet zî-kıymetdir. Ba‘dehu Selîm-i Evvel Mısır'ı feth edüp gazâ mâlından bir mücevher altun kandîl etmiş, cümleden büyük ve musanna‘dır. Bir Mısır hazînesi değer derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y226b–Y227a ·
metinde göster ·
… u mahalle gelirler. İmdâd vardıkda Arab firâr edüp vakt-i gurûbda Basra huccâcı
dahi on
iki şehîdleri ve kırk beş mecrûhları ve yigirmi altı kelleleri ile mîleyn-i Irâ …
Derhâl şerîf hazretleri tarafından asker seçilüp ceng mahalline vardıklarında meğer Basra huccâcı ile Tâ’if Urbânı ceng ederek bu mahalle gelirler. İmdâd vardıkda Arab firâr edüp vakt-i gurûbda Basra huccâcı dahi on iki şehîdleri ve kırk beş mecrûhları ve yigirmi altı kelleleri ile mîleyn-i Irâk içre bulunup vakfeye şehîdlerin dahi getirüp durdular. Hamd-i Hudâ hacları tamâm oldu. Eğer bir derîce sonra gelseler hacları tamâm olmazdı. Yine cümle huccâc gırî vü feryâd ederek "Allâhümme lebbeyk" diyerek vakt-i mekrûh olup infidâd mahalli olunca derhâl Şâm emîr-i haccı cümle tevâbi‘iyle Mısır'ın Mahmil-i şerîfinin licâmın eline alup zabt eder. Mısır emîr-i haccı dahi Şâm-ı Şerîf Mahmil-i şerîfinin licâmın eline alup zabt ederler. Kânûn-ı kadîm böyledir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y322a ·
metinde göster ·
… lardır. Kırım ve Dağıstân ve Moğol [u] Bogol [ve] Kumuk ve Kalmık Kalmak Kalmuk
dahi on
iki taysıdır, ya‘nî pâdişâhdır. Her taysı onar kerre yüz bin askere mâlikdir. V …
Tevârîh-i Mîrhân'da cülûs-ı Cingiz Hân sene 579. Bunlar on iki fırka pâdişâhlardır. Her sınıfı onar, on beşer hânlar ve mirzâlardır. Kırım ve Dağıstân ve Moğol [u] Bogol [ve] Kumuk ve Kalmık Kalmak Kalmuk dahi on iki taysıdır, ya‘nî pâdişâhdır. Her taysı onar kerre yüz bin askere mâlikdir. Ve kavm-i Kazak ve Özbek ve Nogay ve Heşdek ve Maskov ve Çîn ve Hıtâ vü Hoten ü Fağfûr ve Libka ve Badrak [ve] Hind ü Sind ve Acem ve Etrâk-i Türkmân ve âl-i Osmân dahi cümle Tatar'dan müteferriklerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y22b ·
metinde göster ·
kerre yüz bin Kalmak'dır. Bunlar dahi İslâm, îmân, i‘tikâd ve küfr [ü] dalâlet …
Bu dahi on kerre yüz bin Kalmak'dır. Bunlar dahi İslâm, îmân, i‘tikâd ve küfr [ü] dalâlet nedir bilmezler, ammâ cümle Kalmıklardan şedîd ü şecî‘lerdir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y36b ·
metinde göster ·
… ılır. Ve bir kapusu dahi gerü kıble kapusudur, takyeciler içine mekşûfdur, buna
dahi on
kademe taş nerdübân ile urûc olunur.
Ve bu câmi‘ fevkânîdir. Sûk-ı sultânî içre iki tarafdan tokuzar ayak taş nerdübân ile çıkılır. Ve bir kapusu dahi gerü kıble kapusudur, takyeciler içine mekşûfdur, buna dahi on kademe taş nerdübân ile urûc olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y96a ·
metinde göster ·
… p artık Nîl kesimi alayları tedârikleri görülür. Ve bu mahallerde Nîl-i mübârek
dahi on
altı ve on yedi zirâ‘ olduğu mahaldir kim Nîl kesimi olacak yerde Ebü'l-mencâ c …
Bu halîci tathîr Q 214a eden ağaya külfe ve on bin para ücret-i kademin verüp itmâm olunca Bâb-ı Nâsır mahkemesinde sicille kayd olup mezkûr ağa yedine hüccet-i şer‘iyye alup paşaya verüp artık Nîl kesimi alayları tedârikleri görülür. Ve bu mahallerde Nîl-i mübârek dahi on altı ve on yedi zirâ‘ olduğu mahaldir kim Nîl kesimi olacak yerde Ebü'l-mencâ cisri vardır, halîci tathîr eden ağa mezkûr cisir dibinde Nîl cereyân etmesin deyü bir toprak bend alıkor, ol bend üzre şehir subaşısının bir büyük müzeyyen ü münakkaş kayığı toprak üzre âmâde durur. Ve muhtesib ağası bu mahalde iki bin kelle sükker-i mî‘âd ve iki bin katr-ı nebât ve niçe bin batman meyve ve yetmiş seksen deve yükü beyâz hâs ekmek dağlar gibi yığılır. Ve me’kûlât [u] meşrûbâtın envâ‘ın Hudâ bilür. Bunları muhtesib ağa cümle paşa kîsesinden âmâde eder. Ve subaşı altı yedi yüz tevâbi‘iyle bu me’kûlât [u] meşrûbâtları muhâfaza eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y150b ·
metinde göster ·
… n hazîne Hânke'ye varır, andan Bilbeys'e varup şarkıyye kâşifine teslîm edüp ol
dahi on
günde Gazze paşasına, Gazze paşası şâm'a, şâm dahi Hamâ'ya andan kat‘-ı menâzil …
Andan hazîne ağasıyla kethudâ vedâlaşup yine kethudâ Mısır'a girüp andan hazîne Hânke'ye varır, andan Bilbeys'e varup şarkıyye kâşifine teslîm edüp ol dahi on günde Gazze paşasına, Gazze paşası şâm'a, şâm dahi Hamâ'ya andan kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek ıyd-ı şerîfden evvel bu hazîne defterdâr paşaya vâsıl olup andan sa‘âdetlü pâdişâha arz olunup hazîne-i pâdişâhîye teslîm olup cümle tahrîr olunan ıydıyye hedâyâlarını kapu kethudâsı defter mûcebince yerlü yerine bezl edüp ardı sıra nısf-ı Ramazân'da Mısır kulundan müjdeciler varup hil‘at-ı fâhire ve terakkîler ile behremend olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y196b ·
metinde göster ·
… ı deryâda sefer eşüp kâ’immakâmı iki yüz âdem ile hükm [ü] hükûmât edüp kendüye
dahi on
kîse hâsıl eder.
Mısır eyâletinde deryâ beği hükmünde latîf sancakdır. Paşası taraf-ı pâdişâhîden Mısır dîvânında senevî on iki kîse hâs akçesi alur ve on iki kîse dahi cürm [ü] cinâyetden ve bâc-ı bâzâr ve bâd-ı havâdan hâsıl olup bu hâs tahtında iki pâre yarar kadırga ile kapudan kaşa ile sefer eşer. Ba‘zı zamân bu sancağı Reşîd sancağına ilhak edüp bir nâmdâr iki tuğlu paşaya ihsân olunur. Paşası deryâda sefer eşüp kâ’immakâmı iki yüz âdem ile hükm [ü] hükûmât edüp kendüye dahi on kîse hâsıl eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y345a ·
metinde göster ·
… t Gamr kazâsı yüz elli akçe şerîf kazâdır, bu Mansûre'ye zamm olunmuşdur, andan
dahi on
kîse pîştahta mahsûlü hâsıl olur.
Ve bir hâkimi dahi monlâsıdır. Taraf-ı pâdişâhîden üç yüz pâyesiyle sadaka olunur şerîf kazâdır kim sitte-i âlî menâsıblarının biri dahi bu Mansûre'dir. Birkaç kerre beş yüz akçe mollâlara ber-vech-i arpalık ihsân olunmuşdur, ber-vech-i adâlet senevî otuz kırk kîse-i Mısrî hâsıl olur. Nâhiye kurâları Y 353a cümle üç yüz yigirmi pâre kurâdır. Ve hâlâ bu hâk-i anber-pâkde Mît Gamr kazâsı yüz elli akçe şerîf kazâdır, bu Mansûre'ye zamm olunmuşdur, andan dahi on kîse pîştahta mahsûlü hâsıl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y352b–Y353a ·
metinde göster ·
… ve fûl anın ma‘rifetiyle tahsîl olur. Paşaya altı kîse kalemiyye verir, kendüye
dahi on
beş kîse fâ’iz olur. Risâle ağalığından sonra a‘lâ ağalıkdır. Ve sene evvelinde …
Ve bir hâkim dahi vezîr-i Mısır tarafından bir mükellef ağa gılâl tahsîline mübâşirdir. Cümle (---) bin erdeb hınta ve şa‘îr ve fûl anın ma‘rifetiyle tahsîl olur. Paşaya altı kîse kalemiyye verir, kendüye dahi on beş kîse fâ’iz olur. Risâle ağalığından sonra a‘lâ ağalıkdır. Ve sene evvelinde gılâl tahsîli mahallinde Minye ağası üzre bir mükellef ağa isti‘câle gelüp bir kîse ücret-i kadem alup ol dahi gılâl tahsîline takayyüd eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y364a ·
metinde göster ·
… ile tavanı münakkaşdır. Y 375b Ve ibret-nümâ üç mihrâbı var. Ve üç kapusundan
dahi on
üç kademe nerdübânlar ile urûc u nüzûl olunur fevkânî câmi‘ olmağile serâpâ alt …
es-Sultân (---)(---) câmi‘i: Tûlen ve arzan altmışar adımdır. Ve harem etrâfiyle cümle kuş gözü elli sütûn-ı mevzûndur. Ve kemerleri üzre nakş-ı bûkalemûn ibret-nümûn elvân tezyîn ü tezhîb ile tavanı münakkaşdır. Y 375b Ve ibret-nümâ üç mihrâbı var. Ve üç kapusundan dahi on üç kademe nerdübânlar ile urûc u nüzûl olunur fevkânî câmi‘ olmağile serâpâ altında altmış mikdârı kârgîr kemer binâ dekâkînlerdir. Haremin ba‘zı yerinde demir kafeslerden dükkânlara aydınlık gelir. Cümle gazzâz u bezzâz dükkânlarıdır. Q 307bP 304b Bu şehrin zî-kıymet metâ‘ı bunda fürûht olunur, gûyâ bezzâzistândır. Cânib-i erba‘ası metîn kapuludur, her gece mesdûd olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y375a–Y375b ·
metinde göster ·