… -hisâb, mü’ellifi Arabgîrli Şükrullâh Beğ'dir, karîbü'l-ahd te’lîf olmuşdur. Bu
dahi tel
sâzı ve beş târlı ve çârtâ gibi perdelidir. Ammâ levendâne sâzdır. Üstâd-ı kâmi …
Sâzendegân-ı ravzacıyân: Nefer bî-hisâb, mü’ellifi Arabgîrli Şükrullâh Beğ'dir, karîbü'l-ahd te’lîf olmuşdur. Bu dahi tel sâzı ve beş târlı ve çârtâ gibi perdelidir. Ammâ levendâne sâzdır. Üstâd-ı kâmili Yeğen Alî Ağa ve Toykun Ömer Ağa. Ve Celeb Alî Cüce tilmîz-i Hânende Dervîş Ömer'dir. Bunlar dahi fenlerinde mâhir kimesnelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 207a ·
metinde göster ·
Sâzendegân-ı şeşhâneciyân: Neferât 70, mü’ellifi Rızâeddîn-i Şîrvânî'dir. Bu
dahi tel
sâzıdır ve ûd gibi burku yerleri eğridir ve kolu ûddan uzuncadır ve gevdesinde …
Sâzendegân-ı şeşhâneciyân: Neferât 70, mü’ellifi Rızâeddîn-i Şîrvânî'dir. Bu dahi tel sâzıdır ve ûd gibi burku yerleri eğridir ve kolu ûddan uzuncadır ve gevdesinde balık kursağı çekilmişdir ammâ perdeleri yokdur. Altı kıllı olduğundan şeşhâne derler. Müşkil sâzdır, ammâ cümle makâmât icrâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 207a ·
metinde göster ·
Ve Mevlânâ Seyyid Ahmed b. Abdullah-ı Kırîmî: Bunların
dahi Telvîh'e
muğlak şerhi vardır. Murâd Hân-ı Sânî'nin Merzifon'daki medresesine müderris ol …
Ve Mevlânâ Seyyid Ahmed b. Abdullah-ı Kırîmî: Bunların dahi Telvîh'e muğlak şerhi vardır. Murâd Hân-ı Sânî'nin Merzifon'daki medresesine müderris olup ba‘dehû Bursa'da medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 239a ·
metinde göster ·
… ne cevâb verelim?" dedikde cümle asker: "Biz cümlemiz pâdişâha arz ederiz. Siz
dahi telhîs
edüp azîz başın içün bu ibâdullahı Erzurûm'un bu sovuk cehenneminden halâs eyle …
Hikâye-i udhiketü'l-acîbe, güfte-i Molla Yahyâ-yı Şâmî: Sene 1045 târîhinde Revân kal‘asında mahsûr olan Murtezâ Paşa'yı muhâfaza içün Tabanıyassı Mehemmed Paşa efendimizle kal‘a-i Erzurûm'da kırk bin asker ile meştâda iken kal‘a-i Revân'ı Şâh muhâsara etdüğü haberi gelince Erzurûm'dan elli bin asker ile Revân'da Murtezâ Paşa'nın istihlâsına gitdikde bir mızrak boyu karı sökerek yüz bin renc-i anâ çekerek Erzurûm'dan iki merhale olan Deveboynu nâm mahalle yedi günde gücile varup kar üzre hayme ü hargâhlarımız kurup ol gice anda dipi ve boran ve kızıl kıyâmet çekerek andan yatup ale's-sabâh cümle çadırları kar bürümüş ve cemî‘i ümmet-i Muhammed üşümüş ve üç bin gurebânın elleri ve pâları donmuş, çürümüş ve niçe yüz at ve deve donmuş. Çadırları bozmağa ve ne atları kardan taşra çıkarmağa imkân olmayup Tabanıyassı ba‘zı piyâde ağaların Hasankal‘ası'na ve gayri kurâ ve kasabâtlara âdemler gönderüp on binden mütecâviz eli kürekli ve çapalı ve kazmalı re‘âyâ vü berâyâlar Deveboynu mahallinde yol açdılar. Ol gice yine azîm vezni üzre berf-i rahmet hazînesi yağup dere ve depe beyâz şepe ile leb-ber-leb olmuş. Ale's-sabâh yine cemî‘i yolları re‘âyâ vü berâyâlar tathîr etdükçe dipi ve borandan yine "Ne reh ne râh pür-peydâ. mazmûnunca on iki gün bu mihnet-i şedâ’idi çekmeden cümle ibâdullah ve sâ’ir mahlûk-ı Hudâ bîzâr olup cümle asâkir-i mihnet-zede Tabanıyassı Mehemmed Paşa üzre guluvv-i âm edüp "Behey Paşa bizi kırır mısın? Revân kal‘asın şâh alırsa bahâr eyyâmında 52a yine hâh nâ-hâh şâh-ı bî-penâh-ı gümrâhdan alırız. Hemân kalk Erzurûm'a gidelim" dediklerinde âkıbet-endîş paşa eydür: "Yâ pâdişâha sonra ne cevâb verelim?" dedikde cümle asker: "Biz cümlemiz pâdişâha arz ederiz. Siz dahi telhîs edüp azîz başın içün bu ibâdullahı Erzurûm'un bu sovuk cehenneminden halâs eylen, hemân dönelim!" deyü cümle asker vâveylâ vü feryâd etdiler. Âhiru'l-emr Deveboynun aşamayup Revân imdâdına gidemeyüp cümle asker-i İslâma avdet fermân olunup bu kadar mâl-ı hazâ’in ve cebehâne ve hayme vü hargâh ve bâr-ı bengâh Deveboynu nâm mahalde kar içinde kalup Tabanıyassılı Yavaşça Mehemmed Ağa nâmında bir ağamız cânından bîzâr olup kemerinden iki bin sikke-i hasene altunu ol beyâbânı kar bürümüş çadırı mahallinde gökyüzüne nazar edüp bir gök bulut pâresin nişân edüp zemîni hançer ile kazup ol hafircik içre mezkûr kemeri iki bin altun ile zemîne defn edüp "İşte bu semâdaki bulut, altındaki altunuma nişândır" deyüp cümle deve ve katarın çeküp düşe kalka Erzurûm'a gelüp yedi ay meştâda iken Avnik kal‘ası ve Ziyâeddîn kal‘ası câniblerinden Ekrâd beğleri ayağı likanlı ve pâları paçılalı birkaç Kürd âdemleri gelüp "Revân kal‘asın Murâd Hân yedi günde aldı. Hâlâ şâh yedi ayda döğe döğe alalı yedi gündür ve Revân kal‘asında olan ümmet-i Muhammedi kılıçdan geçirdi ve kal‘a milk-i mevrûsumdur, deyü Revân'da karâr edüp derûn-ı Revân'a yetmiş bin asker muhâfazacı kodu" deyü bu gûne muvahhaş haberi getirdikde Tabanıyassı efendimiz eydür "Kal‘a-i Revân gitdiyse cehenneme ammâ ol serdar kara dînli Kara Murtezâ niçe oldu?" dedi. Haber getiren Kürd eydür "Murtezâ Paşa gördü kim kal‘a içindeki asker amân ile kal‘ayı şâha verdiler. Ol dahi haste-hâl idi. Hemân parmağındaki elmas mührini yudup ciğeri pâre pâre olup merhûm oldu" deyince Tabanıyassı eydür: "Bre mürd oldu ve hortladı desene" deyü Kürde hitâb edüp yanında olan nedîmlerine eydür: "Efendiler! Revân kal‘asının elden gitmesi bir Kara Murtezâ dünyâdan gitmesine değmez mi?" deyüp safâ ve sürûr edüp Kürde bî-hisâb mâl ihsân edüp şâh-ı Acem'in Revân'a istîlâ etdüğün Murâd Hân'a telhîs edüp ulaklar ile gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 51b–52a ·
metinde göster ·
… r. Ekseriyyâ güderi derisi işlerler. Moskov telâtin derisi işlerler. Rûm'da biz
dahi telatin
idemeziz ve Firengîstân'da Engürü sofu dahi işleyemezler. Hatta beher sene niçe …
Bu gûne elvân sahtiyânlar ta dip Firengîstân'a gidüp pesend ederler kim anlar bu gûne sahtiyân idememişlerdir. Ekseriyyâ güderi derisi işlerler. Moskov telâtin derisi işlerler. Rûm'da biz dahi telatin idemeziz ve Firengîstân'da Engürü sofu dahi işleyemezler. Hatta beher sene niçe bin kantar sof ipliği Firengîstân'a gider, mümkin olmayup Engürü sofuna taklîd edemediler. İlâ hâze'l-ân çalışırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 233b ·
metinde göster ·
ideyim ve illâ böyle kabûl etmezseniz Süleymân {Hân} asrında Ulama Paşa'ya eyâl …
"Ey ahâlî-i vilâyet, gerçi Ziyâeddîn'i hân eylen deyü ricâ eylediniz ammâ kaçan hânın bu Van kuluna iki yüz kise deyni vardır ve kırk bin koyun Malazgird Beği Mehemmed Beğ'e vereceği vardır. Bu ricâ etdiğiniz beğiniz ya bu mâlları vermeğe zâmin olur mu ve siz de cümleniz zımân olup tahsîlde himmet ederseniz, cümle sizin ihtiyârlarınızın ihtiyârlarıyla ricâ eylediğiniz beğe hil‘at-i fâhire giydirüp sa‘âdetlü pâdişâha dahi telhîs ideyim ve illâ böyle kabûl etmezseniz Süleymân {Hân} asrında Ulama Paşa'ya eyâlet-i Bitlîs verildiği gibi Âl-i Osmân'ın bir kuluna Hükûmet-i Bitlîs'i verüp pâdişâha telhîs ederim" dedikde, cümle ulemâ vü a‘yân eyitdiler:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 274a ·
metinde göster ·
… görüşdükde taleb etdiği sunkuru ve toykunu va‘demiz üzre paşaya hedâyâ verüp ol
dahi telhîsci
ile iki dâne ibret-nümâ mürg-bâzları sa‘âdetlü pâdişâha gönderüp cümle doğancıb …
Doğru Kara Kethudâ İbrâhîm Ağa'ya varup andan Kâ’immakâm Kara Mustafâ Paşa'ya varup mukaddemâ Edirne'de görüşdükde taleb etdiği sunkuru ve toykunu va‘demiz üzre paşaya hedâyâ verüp ol dahi telhîsci ile iki dâne ibret-nümâ mürg-bâzları sa‘âdetlü pâdişâha gönderüp cümle doğancıbaşı ve çakırcıbaşı ve atmacacıbaşı ve şâhincibaşı nâm ağalar ve gayri şikâr ağaları,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 204b ·
metinde göster ·