Bahr-i Sefîd ile Bahr-i Siyâh'ın mâbeynin beyân eder: Hikmet-i Hudâ mellâhân-ı ehl-i bihâr ve fellâhân-ı bahreyn-i ehl-i züvvâr kavl-i sahîhleri üzre Azak'dan İslâmbol Boğazı'na gelince Karadeniz ola. İslâmbol'dan Gelibolu Boğazı'na varınca ol mâbeyn Bahr-i Rûm ola. Kilidü'l-Bahreyn ki Ebü'l-feth Sultân Mehemmed binâsı kal‘ateyndir, ol boğazdan aşağısı Akdeniz ola. Ammâ bu hakîr-i kalîlü'l-bizâ‘a Akdeniz ile Karadeniz'in mâbeynin niçe ehl-i dil yârândan tekmîl-i fünûn ve tekmîl-i seyâhat-i ibret-nümûn etmiş, yârân-ı bâ-safâlar ile mu‘tedil hevâda temevvüc-i deryâ olmadan kayıklara süvâr olup İslâmbol'un Yedikulle Burnu'ndan Üsküdar tarafında Kadıköy nâm belîdenin Kalamış nâm burnuna dak rû-yı deryâda seyrân u cereyân ederek, temâşâ ederdik, bi-emrillâh-i Ta‘âlâ Yedikulle Burnu'ndan mezkûr Kalamış nâm burnuna varınca rû-yı deryâda bir hatt-ı ahmer-gûn çekilmişdir kim gûyâ hatt-ı yed-i kudretdir, bu hattın şimâl tarafı İslâmbol'a doğru siyâh deryâdır ki Karadeniz derler. Ve yine bu hattın cenûb tarafına aşağı Kızıl Adalar'a ve gayrı cezâyirlere doğru nîlgûndan beyâz deryâ olmak ile Akdeniz derler. Bi-emri Hudâ bu iki elvân bahreynin mabeyninde bir râdde-i hamrâ çekilmişdir kim aceb sun‘-ı Lem-yezeldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 10a ·
metinde göster ·
… rinde def ü kudüm ve Eyyûp deblekleri ile "illâ yansuru's-sultân" deyüp ellerin
dak
ederek asvâtları evce peyveste olup du‘â hırmeni içre ubûr ederler. Bu tâ’ife-i …
deyüp gayrı tıfl-ı nâ-resîdeler âmîn deyüp üstâdları du‘â ederek mevc mevc ve fevc fevc çemapur askeri gibi gürûh gürûh enbûh gibi ubûr ederler. Niçe kerre yüz bin ferzendân dahi başlarında şeb-külâhları üzre gûnâ-gûn cığalar ve gûnâ-gûn ziller ile kendüleri zeyn edüp ellerinde def ü kudüm ve Eyyûp deblekleri ile "illâ yansuru's-sultân" deyüp ellerin dak ederek asvâtları evce peyveste olup du‘â hırmeni içre ubûr ederler. Bu tâ’ife-i ecinneyi görmeyen dünyâda bir şey görmüş değildir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 157a ·
metinde göster ·
on beş sâ‘at iki tasvîri oynadup gûnâ-gûn muhaşşâ taklîdler edüp bir etdiği şak …
Ammâ mezkûr Kör Hasanoğlu, Hacivad'ı, Karagöz'ü ahşamdan tûl-ı leyl 211b tâ sabâha dak on beş sâ‘at iki tasvîri oynadup gûnâ-gûn muhaşşâ taklîdler edüp bir etdiği şakayı ol gece bir dahi etmek ihtimâli yok idi. Tâ bu mertebe Ebü'l-me‘âlî mertebesinde ebü'l-kelâm idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 211a–211b ·
metinde göster ·
… ehemmed Kethüdâ dîvânhânede beş yüz tüfeng-endâz ile keşik bekler, ya‘nî sabâha
dak
nöbet beklerler ve çöğür ve tanbura ve karadüzen ve ıklığ ve ravza ve karadüzen …
Hakîr de teşelşül bahânesiyle odadan odaya tâ dîvânhâneye çıkup anı gördüm. Haydar Ağa, kethüdâ katl olundukdan sonra hân-ı cedîde kethüdâ olan Kara Mehemmed Kethüdâ dîvânhânede beş yüz tüfeng-endâz ile keşik bekler, ya‘nî sabâha dak nöbet beklerler ve çöğür ve tanbura ve karadüzen ve ıklığ ve ravza ve karadüzen şekilli sazlar çalup sohbet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 12b ·
metinde göster ·
ılgar ile yürüyüp ale's-seher yol üzre Eflâk ve Boğdan kefereleri cebehâne ve t …
"Pâdişâhım biz dahi sana yüz bin asker ile imdâda varmak üzereyim" deyü 42a haber gelince hemân sultân cemî‘i zamânda kırsan Tatar askeri gece yürümez iken hemân vakt-i gurûbda nefîr-i Efrâsiyâbları çalınup cânib-i garba ol gece mâhtâbda seğirdüp yine Eflâk ve Boğdan'dan Rakofçi'ya giden imdâdlar niçe mâl ve birkaç bî-mecâl kefereler bırakmışlar. Anları söyledüp kelle paça edüp geçdik. Tâ sabâha dak ılgar ile yürüyüp ale's-seher yol üzre Eflâk ve Boğdan kefereleri cebehâne ve topların bırakmışlar. Anları bu Leh kapudanına verüp dahi ileri seğirdüp yol üzre on bin mikdârı Eflâk ve Boğdan cünûd-ı cünüblerine râst gelüp tarfetü'l-ayn içre içlerine Tatar askeri aç kurd gibi girüp amân u zamân vermeyüp cümlesi şemşîr-i âteş-tâbdan geçdiler. Cümle atların ve kemerlerinde mâlların Tatar askeri alup sâ’ir mâl-ı ganâ’imlerin kavm-i Kazak ve kavm-i Leh alup nehb [u] gâret etdiler, zîrâ ahd [u] amân ve yemîn-i Kur’ân anın üstüne idi kim mâl ve cânlı makûlesi Tatarın ola. Sâ’ir kelepür-esbâb sonra Leh'in ve Kardaş Kazağın ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 41b–42a ·
metinde göster ·
… rın bir harekât-ı hıyel ü şeytanat etmede cidd ü cehdleri var idi kim tâ sabâha
dak
aslâ râhat uykusu görmediler. Ale's-seher kim oldu bir mürtefi‘ yerden tabur ma …
Ol gece tabur içre küffârın bir harekât-ı hıyel ü şeytanat etmede cidd ü cehdleri var idi kim tâ sabâha dak aslâ râhat uykusu görmediler. Ale's-seher kim oldu bir mürtefi‘ yerden tabur mahalline nazar etdik. Tabur handakından taşra iki kat handak dahi kazup cereyân eden nehr-i (---) handak 42b içinden akıdup handaklar önüne niçe kerre yüz bin hurde kuyular kazup aralarına çarh-ı felekler şaranpav parmak[lık]lar ve niçe kerre yüz bin arabaların tekerleklerin yere dökmüş ve çalıları ve niçe kerre yüz bin dallı ve budaklı dıraht-ı müntehâları paçarız içün yere dikmiş ve beş yerde asma cisrler edüp etrâf-ı tabura on bir yere dağlar gibi topraklar yığup tabya-i azîmler inşâ eyleyüp her tabyaya kırkar ve ellişer pâre balyemez toplar koyup her cânibinde havân kumbaralar hâzır eylemiş ve handaklardan taşra püskürme bârûdlu lağımlar atmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 42a–42b ·
metinde göster ·
… abura birer lu‘b ile girdiklerinde tabur içre bir gırîv [ü] feryâd kopup sabâha
dak
küffâr-ı dûzah-karâr içre bir vâveylâ kopdu kim ta‘bîr olunmaz.
El-hâsıl üç yüz aded ferzend-i ayyârlar birer gûne şeytanat ile ol şeb-i muzlimde kol kol tabura birer lu‘b ile girdiklerinde tabur içre bir gırîv [ü] feryâd kopup sabâha dak küffâr-ı dûzah-karâr içre bir vâveylâ kopdu kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 42b ·
metinde göster ·
… giden bin aded Boğdan keferesi askeri gelüp anlar ile bî-bâk u bî-pervâ sabâha
dak
potlar ve sallar çatup atları yıldırarak karşu tarafa geçdik, zîrâ bu mahalde k …
Nehr-i azîm Perezen: Tâ cânib-i garbda şahrut ve Ladicin dağlarından gelüp Durujunka Kazağı vilâyetin geçerek bu yol üzre aslâ geçit vermez nehr-i azîm olup Karadeniz'e Tentere adaları önünde mahlût olur. Bir mîl enli sudur. Yüz bin renc [ü] anâ çekerek ancak bir küçük gemiyle karşu geçerken hamd-i Hudâ Akkirmân askeriyle mukaddemâ fermânlarla giden bin aded Boğdan keferesi askeri gelüp anlar ile bî-bâk u bî-pervâ sabâha dak potlar ve sallar çatup atları yıldırarak karşu tarafa geçdik, zîrâ bu mahalde kâfir pusuya saklanup görür ki askerin yarusu geçüp yarusu yerinde kaldıkda asker iki bölük olunca ya berisin ya ötesindeki askeri urup esîr eder çok olmuşdur kim hem berisin ve hem ötesin urur bir muhâtara nehr-i Perezen'dir. Hamd-i Hudâ selâmetle cümle ubûr edüp yine Karadeniz kenârınca cânib-i şarka 4 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 54a ·
metinde göster ·
… de durup beş yerden mehterhâneler çalınup gülbâng-ı Muhammedîler çekilüp sabâha
dak
altı geceden berü böyle şâdumânlar ve zevk [u] safâlar olurdu, ammâ hikmet-i Hu …
Hakîkatü'l-hâl yukaru eski kal‘anın hisâr-pîçe tarafına nazar olunmayup niçe yerinden âdem murâd edinse güzer etdi. Ol dahi bir haftada itmâm bulup dahi kara çavlar dururken ve mukaddemâ aşağı kal‘alar meremmât olup anların dahi iskeleleri dururken kal‘ayı beyâz etmeğe Yûsuf Kethüdâ sa‘y edüp yukaru kal‘a tamâm dürr-i yetîm gibi beyâz olup iske[le]leri bozulup aşağı Piyâle Paşa ve Çelebi Hasan Paşa iskeleleri kaldı. Bu mahalde Akkirmân'dan on pâre gemi keraste ve Eflâk ve Boğdan'dan iki bin çerâhor re‘âyâ me’kûlât [u] meşrûbâtlarıyla kal‘a meremmâtı hidmetine gelüp taşra varoşda cümlesin deftere kayd edüp hidmete kullanmağa başladılar. Ol gece Bozcaada'nın altıncı gece donanması şâdumânı oldu kim zemîn ü âsumân dir dir ditreyüp cümle gâzîyân-ı serbâzân mu‘tâdları üzre pür-silâh âmâde durup beş yerden mehterhâneler çalınup gülbâng-ı Muhammedîler çekilüp sabâha dak altı geceden berü böyle şâdumânlar ve zevk [u] safâlar olurdu, ammâ hikmet-i Hudâ-yı Müte‘âl [ü] bî-zevâl,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 56b ·
metinde göster ·
… ûdından âdem âdemi dibelek seçmez olup eğer kal‘adan ve eğer kâfirden tâ sabâha
dak
tarafeynden ol kadar top u tüfengler atılup sadâ-yı top-ı kûp cihânı velvelenâk …
Vakt-i şâfi‘îde göz gözü görmez iken top u tüfengin bârûd-ı siyâhı dûdından âdem âdemi dibelek seçmez olup eğer kal‘adan ve eğer kâfirden tâ sabâha dak tarafeynden ol kadar top u tüfengler atılup sadâ-yı top-ı kûp cihânı velvelenâk etdi, ammâ kâfirden aslâ top atıldığın istimâ‘ etmedik, ammâ ne çâre küffâr subh-ı sâdıka dak tarfetü'l-ayn içre handak kenârında babası evine girir gibi meterise girüp handakda yatan Kırkkilise ve Vize ve Çirmen sancaklarının erbâb-ı ze‘âmetlerine bir yaylım kurşum urup anlar cümle handak içinde hayme vü hargâh bâr [u] büngâhların bırağup cümle karârları firâra mübeddel olup nehr-i Perezen câniblerine yaldak atlarına süvâr olup bizimle gelen Akkirmân ve Eflâk ve Boğdan askeriyle cümle firâr etdiklerinin hâl-i pür-melâllerin kâfir görüp handak içinde ve taşrada kalan esvâb [ü] eskal kelepürleri cümle ganîmet sanup yağma ederken bostânlar içinden Silisre ve Nigebolı sancağı zu‘amâ ve erbâb-ı tîmârları hemân küffâr üzre bir ağızdan Allâh deyüp süzülüp kılıç urmağa başlayınca işde dost ve düşman dahi birbirin seçmeğe başlayup kâfire eyle bir tîğ-i Nigebolı urdular kim kâfiri demet demet edüp handakdan aldıkları cümle bırakdırup kâfiri meterizlerine dıkarken kal‘adan dahi kâfirin firâr edenlerine eyle kurşum yağdırup kâfiri yasdadılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 57b ·
metinde göster ·
… kâfirden aslâ top atıldığın istimâ‘ etmedik, ammâ ne çâre küffâr subh-ı sâdıka
dak
tarfetü'l-ayn içre handak kenârında babası evine girir gibi meterise girüp hand …
Vakt-i şâfi‘îde göz gözü görmez iken top u tüfengin bârûd-ı siyâhı dûdından âdem âdemi dibelek seçmez olup eğer kal‘adan ve eğer kâfirden tâ sabâha dak tarafeynden ol kadar top u tüfengler atılup sadâ-yı top-ı kûp cihânı velvelenâk etdi, ammâ kâfirden aslâ top atıldığın istimâ‘ etmedik, ammâ ne çâre küffâr subh-ı sâdıka dak tarfetü'l-ayn içre handak kenârında babası evine girir gibi meterise girüp handakda yatan Kırkkilise ve Vize ve Çirmen sancaklarının erbâb-ı ze‘âmetlerine bir yaylım kurşum urup anlar cümle handak içinde hayme vü hargâh bâr [u] büngâhların bırağup cümle karârları firâra mübeddel olup nehr-i Perezen câniblerine yaldak atlarına süvâr olup bizimle gelen Akkirmân ve Eflâk ve Boğdan askeriyle cümle firâr etdiklerinin hâl-i pür-melâllerin kâfir görüp handak içinde ve taşrada kalan esvâb [ü] eskal kelepürleri cümle ganîmet sanup yağma ederken bostânlar içinden Silisre ve Nigebolı sancağı zu‘amâ ve erbâb-ı tîmârları hemân küffâr üzre bir ağızdan Allâh deyüp süzülüp kılıç urmağa başlayınca işde dost ve düşman dahi birbirin seçmeğe başlayup kâfire eyle bir tîğ-i Nigebolı urdular kim kâfiri demet demet edüp handakdan aldıkları cümle bırakdırup kâfiri meterizlerine dıkarken kal‘adan dahi kâfirin firâr edenlerine eyle kurşum yağdırup kâfiri yasdadılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 57b ·
metinde göster ·
… Sultân'dan dahi bir ciğer köşe duhter-i pâkîze-ahter müştak olup ol gece sabâha
dak
Eyyûb Sultân yalısında ve şehrinde surûr [u] şâdumânlar olup sabâha dak Paşa on …
Hikmet " Arapça nass-ı kâtı‘ı üzre Melek Ahmed Paşa efendimizin bu vâkı‘a vâki‘inden yigirmi altıncı gün ki sene (---) târîhinin mâh-ı (---) günü Kaya Sultân'ın ayı ve günü tamâm olup vaz‘-ı haml mahallinde cümle sultânlar ve hemşîreleri ve cemî‘i musâhibeler ve cümle iş görmüş bulalar ve hekîm-meşreb hâzık ebe kadınlar hâzır olup hamd-i Hudâ ol leyle-i mübârekede kırk hatm-i şerîf ve kırk bin salavât-ı şerîfe tilâvet olunurken Hallâk-ı âlem Allâh Kaya'dan nâka-i Sâlihi çıkarır gibi Kaya Sultân'dan dahi bir ciğer köşe duhter-i pâkîze-ahter müştak olup ol gece sabâha dak Eyyûb Sultân yalısında ve şehrinde surûr [u] şâdumânlar olup sabâha dak Paşa on kîse mâl tasadduk etdi. Ve kırk kîse mâl Kaya Sultân tasadduk edüp beş yüz âdem kisve-i gûnâ-gûnlar ile mülebbes olup her biri hayır du‘â hidmetinde oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 77b ·
metinde göster ·
… sabâha dak Eyyûb Sultân yalısında ve şehrinde surûr [u] şâdumânlar olup sabâha
dak
Paşa on kîse mâl tasadduk etdi. Ve kırk kîse mâl Kaya Sultân tasadduk edüp beş …
Hikmet " Arapça nass-ı kâtı‘ı üzre Melek Ahmed Paşa efendimizin bu vâkı‘a vâki‘inden yigirmi altıncı gün ki sene (---) târîhinin mâh-ı (---) günü Kaya Sultân'ın ayı ve günü tamâm olup vaz‘-ı haml mahallinde cümle sultânlar ve hemşîreleri ve cemî‘i musâhibeler ve cümle iş görmüş bulalar ve hekîm-meşreb hâzık ebe kadınlar hâzır olup hamd-i Hudâ ol leyle-i mübârekede kırk hatm-i şerîf ve kırk bin salavât-ı şerîfe tilâvet olunurken Hallâk-ı âlem Allâh Kaya'dan nâka-i Sâlihi çıkarır gibi Kaya Sultân'dan dahi bir ciğer köşe duhter-i pâkîze-ahter müştak olup ol gece sabâha dak Eyyûb Sultân yalısında ve şehrinde surûr [u] şâdumânlar olup sabâha dak Paşa on kîse mâl tasadduk etdi. Ve kırk kîse mâl Kaya Sultân tasadduk edüp beş yüz âdem kisve-i gûnâ-gûnlar ile mülebbes olup her biri hayır du‘â hidmetinde oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 77b ·
metinde göster ·
… rımız vardır" deyü haber verdikde, beş aded dilleri âzâd edüp ol gece tâ sabâha
dak
hâbdan bîdâr olup cümle hâzır-baş idik.
"Hâlâ taburumuz Yaş şehri gölünün karşusunda Galata nâm mahalde kırk beş bin tüfeng-endâz tarabansımız ve on beş bin atlı katanalarımız vardır" deyü haber verdikde, beş aded dilleri âzâd edüp ol gece tâ sabâha dak hâbdan bîdâr olup cümle hâzır-baş idik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 101b ·
metinde göster ·
… yı devr etdikde yine bir sâ‘at olup "Bir pâsbân" deyü feryâd ederler. Tâ sabâha
dak
sayf u şitâda tûl-ı nehâr kanûnları böyledir. Sâ’ir kılâ‘larda bu âyîn yokdur. …
Ve bu tabyalar üzre bu kal‘anın cirmi kâmil bir sâ‘atde dolanılır. Hattâ her ağa bu kal‘ayı her gece bir sâ‘atde devr etdikde ol ağa neferâtlarının çavuşu "Bir pâsbân" deyü feryâd edüp anlar oturup ol ân bir gayrı ağa neferâtlarıyla kalkup kal‘ayı devr etdikde yine bir sâ‘at olup "Bir pâsbân" deyü feryâd ederler. Tâ sabâha dak sayf u şitâda tûl-ı nehâr kanûnları böyledir. Sâ’ir kılâ‘larda bu âyîn yokdur. Hattâ rûz-ı rûşende dahi dîdebânları başka ağalardır. Bu kal‘a etrâfında olan sahrâlara nazar ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 118b ·
metinde göster ·
… bir nehr-i azîm havâya pertâb edüp aşağı sahrâya cereyân edince ol gece sabâha
dak
handakda bir katre su kalmayup âdem kaddi kadar balıklar çamur içre kaldılar ki …
"Aşağı ovadaki Türk çadırları kalksınlar, zîrâ bu deryâ boşanınca aşağı ova deryâ olup Türk çadırları ve atları ve âdemleri gark olur" deyü kapuyu ol ân sahrâdaki çadırları bir gayrı yere nakl etdiklerinde mezkûr avrat handa[k] kenârından bir delik deldürüp on kulaç yerde bir azîm demir kapu zâhir olup kıflların kırup halkalarına top palamarları bağlayup bu kadar guzât-ı müslimîn ise "Tıramola" deyü halatları çekince el-azametullâh ol su kırılup {bir gürüldü ve sâ‘ika peydâ olup gûyâ Nil-i mübârek Şelâl boğazından atlar gibi fevvârevâr} bir minâre kaddi bir nehr-i azîm havâya pertâb edüp aşağı sahrâya cereyân edince ol gece sabâha dak handakda bir katre su kalmayup âdem kaddi kadar balıklar çamur içre kaldılar kim hisâbın Allâh bilir, ammâ aşağı sahrâda çok at ve âdemler gark-ı âb oldular, ammâ guzât-ı müslimîn de balık yemeden müstağnî oldular. Ol ân mezbûr avrata oğlun verüp oğluyla Yanova'ya gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 123b ·
metinde göster ·
… ayup ve cânib-i erba‘aya karavullar koyup üç yüz yiğitden bir kişi eksik sabâha
dak
bîdâr âmâde durup cümle hayvânları da zabt [u] rabt edüp ale's-sabâh on dörd sâ …
Bir dar boğazdır kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Ol gece cümle arabaları tabur çatup cümle esîrleri muhkem bağlayup ve cânib-i erba‘aya karavullar koyup üç yüz yiğitden bir kişi eksik sabâha dak bîdâr âmâde durup cümle hayvânları da zabt [u] rabt edüp ale's-sabâh on dörd sâ‘at giderken yüz bin renc [ü] anâ ve havf u haşyet çekerek Pisan dağın aşup nâçâr Jidvar kal‘ası önünde yatdık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 3b ·
metinde göster ·
… alan mezkûr 4b Şiçevar kal‘ası bizim esîrleri kırdığımız duyup ol gece sabâha
dak
bin pâre topdan ziyâde atup yer ve gök inil inil inledi.
Bizim dahi cânımız rahat olup gerüde kalan mezkûr 4b Şiçevar kal‘ası bizim esîrleri kırdığımız duyup ol gece sabâha dak bin pâre topdan ziyâde atup yer ve gök inil inil inledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 4a–4b ·
metinde göster ·
Bu nehir Pisan dağlarından gelüp mezkûr Şiçevar kal‘asının handakı içinde nehr-i Şiçe'ye mahlût olup andan aşağı nehr-i Moriş'e munsabb olurlar. Hele ol gece bu nehri yüz bin renc [ü] anâ ile ubûr edüp sabâha dak yürüyüp hamd-i Hudâ asker-i İslâm'ın şâhrâhına çıkup ba‘zı çeteci askerine râst gelüp Deve kal‘ası dibinde asker-i İslâm'a sâlimîn ü gânimîn vâsıl olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 4b ·
metinde göster ·
Azamet-i Hudâ mel‘ûn kal‘adan ol gece-i tavîlde Yajuj sadâsı, ya‘nî Allâh Allâh âvâzesi evce peyveste olup kal‘anın cânib-i erba‘asında cümle der [ü] dîvârların niçe kerre yüz bin meş‘aller ile çerâğân edüp ol şeb-i zulmetde rûz-ı rûşen olup sabâha dak iki binden mütecâviz toplar endâht edüp kal‘a murg-ı semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 23a ·
metinde göster ·
… n ol gün cemî‘i mutî‘ olan kılâ‘lara haberler gönderüp ol gün ol gece tâ sabâha
dak
dağı ve taşı kara nahır gibi kara şapkalı küffâr cihânı dutup ordu-yı İslâm küf …
Bu kerre kral dahi bu haber-i mûhişden haberdâr olup hemân ol gün cemî‘i mutî‘ olan kılâ‘lara haberler gönderüp ol gün ol gece tâ sabâha dak dağı ve taşı kara nahır gibi kara şapkalı küffâr cihânı dutup ordu-yı İslâm küffâr-ı hâksâr ile doldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 25a ·
metinde göster ·
… Hemân "İstenamasa nacramasa" deyüp niçe bin araba şarâb gelüp içildi. Tâ sabâha
dak
şeb-i yeldâmız atlar üzre böyle geçildi. Sabâh olunca cümle küffâr târumâr olup …
El-hâsıl tatvîl-i kelâma ne hâcet cemî‘i küffâr-ı dûzah-kâr ol gün bî‘at edüp el öpmeden ve vaz‘ [u] nasîhat dinlemeden ve müşâvere-i turvin etmeden fâriğ olamayup ba‘de'l-bî‘at niçe kerre yüz bin küffâra kral bir ziyâfet tertîb etmişdir kim bu da dillerde dâstândır, ammâ ekseriyyâ ziyâfetdeki ta‘âmın kesreti ekmek ve kebâb ve şarâb idi. Hemân "İstenamasa nacramasa" deyüp niçe bin araba şarâb gelüp içildi. Tâ sabâha dak şeb-i yeldâmız atlar üzre böyle geçildi. Sabâh olunca cümle küffâr târumâr olup bu sahrâdan göçüldü. Ve henüz kral kral-ı müstakil olup dolusu içildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 30b ·
metinde göster ·
… elek Ahmed Paşalı Fâtıma Sultân'ın Ebû Ensârî kapusundaki sarây[ın]da tâ sabâha
dak
cân sohbetleri etdik. Vakt-i şâfi‘î kim oldu Melek Ahmed Paşa efendimiz yine ke …
On günden sonra Ramazân-ı şerîfin onuncu gün sünnet üzre sûr-ı zifâf olup sene 1072 Ramazân'ında Melek Ahmed Paşa efendimiz Fâtıma Sultân binti Sultân Ahmed Hân'ı izdivâclarında münderic edüp leyle-i zifâfda cümle Melek Ahmed Paşalı Fâtıma Sultân'ın Ebû Ensârî kapusundaki sarây[ın]da tâ sabâha dak cân sohbetleri etdik. Vakt-i şâfi‘î kim oldu Melek Ahmed Paşa efendimiz yine ke'l-evvel esbâbıyla gazab-âlûd taşraya çıkup gözleri tas-ı pür-hûna dönmüş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 43a ·
metinde göster ·
"Evliyâm, sır bunda kalsın. Bu leyle-i zifâfda sabâha
dak
benim ol avretden çekdiğim azâb-ı elîmi Malta üsârâları çekmez. Estağfirullâh n …
"Evliyâm, sır bunda kalsın. Bu leyle-i zifâfda sabâha dak benim ol avretden çekdiğim azâb-ı elîmi Malta üsârâları çekmez. Estağfirullâh ne bî-hayâ ve 44a ve kalîlü'l-edeb müsrife avret olur. Hemân Bism-i İlâh ile içeri hareme girüp kendüyi yerinde ber-karâr görüp helâli olsam gerek dahi ibtidâ gecemiz olsa gerek, hakîre sehel ta‘zîm [ü] tekrîmen hareket gerek. Aslâ yerinden deprenmeyüp katı durdu. Hakîr ileri varup dest bûsdan sonra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 43b–44a ·
metinde göster ·
… boşarım. Hemân bana bir Mısır hazînesi nikâhım vermeğe hâzır ol" dedikde sabâha
dak
azîm mücâdele-i gûnâ-gûnlar edüp ne zifâf gecesi leyle-i (---) gecesi olup âhir …
Hemân Sultân eydir: "Paşam sen benimle geçinemezsin. Ben seni diri iken yâhûd ölü iken boşarım. Hemân bana bir Mısır hazînesi nikâhım vermeğe hâzır ol" dedikde sabâha dak azîm mücâdele-i gûnâ-gûnlar edüp ne zifâf gecesi leyle-i (---) gecesi olup âhir-i kâr vakt-i Şâfi‘îde ben dahi dedim ki,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 44a ·
metinde göster ·
… mak ile hakîr ol çemenzârdan at ile ubûr edem derken hemân hakîrin atı kulağına
dak
gark olup at çabaladıkça gark olduğun görüp hamd-i Hudâ fakîr cüst ü çapük davr …
Sitâyiş-i ılıca-i Eski Zağra: Her sene Zağra kavmi kiraz mevsiminde iki sâ‘atde bu germâba gelüp çimerler ve harâretden halâs olurlar. Gâyet nâfi‘ suyu vardır, ammâ havzı dardır. Ol kadar mükellef binâ-yı şâhânî değildir, ancak bir küçük kubbeli ılıcadır. Suyu ol kadar suhûniyyet üzre değildir, ne sermâ ve ne germâ bir mu‘tedil sudur. Bu ılıca hemân nehr-i Tunca kurbunda bir çemenzâr yerde olmak ile hakîr ol çemenzârdan at ile ubûr edem derken hemân hakîrin atı kulağına dak gark olup at çabaladıkça gark olduğun görüp hamd-i Hudâ fakîr cüst ü çapük davranup atdan kendümü bir tarafa atup piyâde bile güçile cân halâs etdim. Meğer cumbul ve batlak imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 53a ·
metinde göster ·
bîdâr kaldık. Hamd-i Hudâ anın da intikâmın aldık.
"Bu başları ve bu davulları ve haçlı bayrakları kanda götürürsüz, elbette bize verin" deyü üzerimiz hücûm edince biz dahi bir alay cânı acımış ehl-i sefer âdemler hâs ağası efendimizin başına üşüp kendüye ve tevâbi‘lerine balta ve külüngler urup bir kötek çekdik kim ta‘bîr olunmaz, zîrâ bu köyde yatdığımız gece cemî‘i hırsız kefereleri üzerimize taslît edüp tâ vakt-i sabâha dak bîdâr kaldık. Hamd-i Hudâ anın da intikâmın aldık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 54b ·
metinde göster ·
… lursa Ösek kal‘ası neferâtlarından her şeb birer ağa bayrağıyla gelüp tâ sabâha
dak
keşik, ya‘nî nevbet beklerler.
Bu kırk pâre gemiler üzre yine bir haşeb cisr-i kavîdir, ammâ Ösek cisri kadar tavîl değildir tûlu yüz altmış adım dar boğazdadır, ammâ nehr-i Dırava derindir ve şiddet üzre cereyân eder. Bu cisrin iki başında dahi metîn ü müstahkem kapuları var ve cisir ortasında olan tombaz gemilerinden ikisin her gece pâsbân ve nigehbân ve dîdebân ve bevvâbânlar bir tarafa {gemileri} çeküp yine demir zincîr ile kayd-ı bend edüp gayri bu cisirden gece ile kuş uçamaz ve bir zenbûr [u] mûr u mâr geçemez. Her gece Darda kulları bu cisr[i] beklerler. Eğer havf u haşyet ziyâde olursa Ösek kal‘ası neferâtlarından her şeb birer ağa bayrağıyla gelüp tâ sabâha dak keşik, ya‘nî nevbet beklerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 64b ·
metinde göster ·
Hamd-i Hudâ küffâr-ı hâksâr münhedim olup tâ ahşama
dak
küffâr-ı murdârı kırup bir cân halâs olmayup kral-ı bed-fi‘âl-i dâll firâr eder …
Hamd-i Hudâ küffâr-ı hâksâr münhedim olup tâ ahşama dak küffâr-ı murdârı kırup bir cân halâs olmayup kral-ı bed-fi‘âl-i dâll firâr ederken bir batağa batup mürd olup kellesi gelmiş idi, cân ber-cehennem gitdi ve bu batakda niçe küffâr batdı ve cân-ı habîslerin cehennem zebânîlerine ısmarladı, ammâ Süleymân Hân mürd olan Lagoş kralın lâşe-i murdâr[ını] cevâhirli esvâbıyla buldurup Ustolni-Belgrad'a gönderüp anda büyük Manayıt kilisesinde meş[â]d etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 65b ·
metinde göster ·
… ından sonra cemî‘i ebrâclarda her gece iki bin aded kal‘a neferâtları tâ sabâha
dak
pür-silâh olup dîdebân ve nigehbân ve pâsbânlar "Allâh yeğdir yeğ" deyü feryâd …
Ve bu sarây kurbundaki mehterhâne kullesinde her gece ba‘de'l-işâ ve vakt-i Şâfi‘î tokuzar kat mükellef ü mükemmel mehterhâne-i tabl-ı Âl-i Osmânî çalınır ve ba‘de'l-ışâ mehterhâne faslından sonra cemî‘i ebrâclarda her gece iki bin aded kal‘a neferâtları tâ sabâha dak pür-silâh olup dîdebân ve nigehbân ve pâsbânlar "Allâh yeğdir yeğ" deyü feryâd edüp sâ‘at be-sâ‘at yigirmi aded kal‘a ağaları falaka deyenekleriyle kol dolaşırlar. Eğer bir nevbetçiyi hâb-ı nâzda bulursa hâbdan bîdâr edüp seksen aded deyenek urup uykusun açar, kanûnları budur, zîrâ bu kal‘a hasretü'l-mülûk bir kal‘a olmak ile cümle düşman bu kal‘anın bir taşına bin baş vermeğe cân atarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 82b ·
metinde göster ·
… hân ile doldu ve cemî‘i cünûd-ı müslimîn cenge âmâde oldu. Ve ol gece tâ sabâha
dak
leşker-i İslâ[m] meterislere doldular ve ale's-seher gülbâng-ı Muhammedî çekilü …
Ba‘dehu sene 948 târîhinde Süleymân Hân kal‘a-i Budun'u feth edüp bu kal‘a-i Üstürgon'un feth [ü] teshîrinin tama‘ına düşüp {âhirü'l-emr bizzât Süleymân Hân sene 950 Muharrem'inin 18 gününde} deryâ-misâl askâkir-i İslâm ile sahrâ-yı Üstürgon'da meks edüp hâlâ serâperde-i Süleymânî yeri bir till-i bâlâ-yı kûh-ı ser-bülenddir kim Üstürgon'un topu gülleleri bu mahalle ermez, anda vaz‘-ı hıyâm edüp sahrâ-yı Üstürgon hayemât-ı sipâhân ile doldu ve cemî‘i cünûd-ı müslimîn cenge âmâde oldu. Ve ol gece tâ sabâha dak leşker-i İslâ[m] meterislere doldular ve ale's-seher gülbâng-ı Muhammedî çekilüp kal‘ayı döğmeye başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 91b ·
metinde göster ·
… altmış bin asâkir-i İslâm dağlarda taşlarda av arar gibi arayup tâ vakt-i asra
dak
sâlimîn ü gânimîn her cânibe at saldılar, ammâ kızıl kan içinde kaldılar ve bin …
Ammâ atlar aç ve bizler aç. Hele bir orman içine girüp cümle atları çayıra salup etrâfımıza karavullar koyup sehelce istirâhat etdikde Hudâ mu‘în ü zahîri ola, Şâmîzâde Re’îs Efendi'den on dâne muharrâ pişmiş beslenmiş koyunlar ve beş bin ekmek ve bin aded at yemi gelüp cümle ni‘metullâhı mahlûkullâhlara bezl edüp cümle guzâtın cânları yerine gelüp kâmil bir sâ‘at bu mahalde ârâm edüp andan yine esb-i sabâ-peymâlarımıza "Niyyetü'l-gazâ" deyü süvâr olup "Azm-i râh-ı cânib-i küffâr" deyü giderken ibtidâ Serasker Ali Paşa'ya Bosna askeriyle râst geldik ve Kaplan Paşa ve Yûsuf Paşa ve Çavuşzâde Mehemmed Paşa ve Budin vezîri Siyâvuş Paşa karındaşı Hüseyin Paşa ve Sührâb Mehemmed Paşa ve Kanbur Mustafâ Paşa ve Defterdâr Hüseyin Paşa ve Sıska Ken‘ân Paşa ve Hısım Mehemmed Paşa ve Gürcî Koca Mehemmed Kethudâ Paşa ve Seydîzâde Mehemmed Paşa ve Cân Arslan Paşa ve Çatrapatra Ali Paşa ve Konakçı Kara Ali Paşa ve Kıbleli Paşa ve Kaplan Paşa ve Kurd Paşa ve niçe bunun emsâlleri vüzerâ ve mîr-i mîrânlar ve niçe yüz ümerâlar cümle asâkir-i İslâmlarıyla kuşluk vaktinden tâ Uyvar'a varınca dağlara ve taşlara ve bâğlara ve ormanistân u çengelistân mahûf yollara ve bellere girüp tâ vakt-i asra dek gezüp elli altmış bin asâkir-i İslâm dağlarda taşlarda av arar gibi arayup tâ vakt-i asra dak sâlimîn ü gânimîn her cânibe at saldılar, ammâ kızıl kan içinde kaldılar ve bin yedi yüz aded kelle dahi aldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 106a ·
metinde göster ·
… olsun" deyü fermân-ı vezîr-i Berhayâ sâdır olunca azamet-i Hudâ ol gece sabâha
dak
top u tüfeng sadâsından ve benî Âdem na‘rasından ve atlar süheylinden âdemin ze …
"Vallâhi ma‘kûl olmuşdur. Tîz kal‘a-i Üstürgon'dan üç yaylım top ve tüfengler atılup gülbâng-ı Muhammedîler çekin. Bu gece bizim dahi ordu-yı İslâm içre cemî‘i balyemez toplar ve kâfirden alınan toplar üçer yaylım tüfengler atılup akîblerince gülbânglar çekilüp sabâha dek ordu-yı İslâm çerâğân olsun" deyü fermân-ı vezîr-i Berhayâ sâdır olunca azamet-i Hudâ ol gece sabâha dak top u tüfeng sadâsından ve benî Âdem na‘rasından ve atlar süheylinden âdemin zehresi çâk olup ebr-i kebûdlar gûyâ rîze rîze zemîne dökülüp ber-hâk olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 107b ·
metinde göster ·
… ru's-sultân" deyü dakku'l-hanek edüp niçe yüz bin gûne şakalar ederek tâ sabâha
dak
böyle bir sürûr [u] şâdumân ve çerâğân oldu.
Ve niçe kerre yüz bin akkâm ve meş‘alciyân ve karakullukçıyânlar küme küme ve reme reme kol kol kol edüp tâ sabâha dek el çarparak "Elâ yansuru's-sultân" deyü dakku'l-hanek edüp niçe yüz bin gûne şakalar ederek tâ sabâha dak böyle bir sürûr [u] şâdumân ve çerâğân oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 107b ·
metinde göster ·
… r olup cân ber-cehennem gitdiler ve bakıyyetü's-seyfi kıç topların atup Uyvar'a
dak
kaçdılar.
Hemân Sadrıa‘zam kolundan mezkûr deyre birkaç balyemez toplar urunca deyrin dîvârı münhedim olup kâfirlerin başlarına dar olup niçe yüz kâfirlerin yeri dârü'l-bevâr olup cân ber-cehennem gitdiler ve bakıyyetü's-seyfi kıç topların atup Uyvar'a dak kaçdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 108b ·
metinde göster ·
Aklım başımdan gidüp serâsime kaldım ve atımla tâ kulağıma
dak
gark-ı âb oldum. Hemân bir kerre altımda atım süheyl urup at su içinde şinâverl …
Aklım başımdan gidüp serâsime kaldım ve atımla tâ kulağıma dak gark-ı âb oldum. Hemân bir kerre altımda atım süheyl urup at su içinde şinâverlik ederken gerüde kalan küffâr hakîre kurşumu bârân-ı la‘net 125a gibi yağdırup hamd ol Hâfız Allâh'a kim bu hâfız-ı Kur’ân olan hakîri hıfz edüp bir zarar isâbet etdirmedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 124b–125a ·
metinde göster ·
… ir kim bu hakîr dahi yedi aded memlûkümle ve beş aded yanaşma hüddâmımla sabâha
dak
bîdâr olup nevbet bekledim. Gâyet mahûf u muhâtara yerdir. Ammâ kal‘adan aşağı …
Hudâ âlimdir kim bu hakîr dahi yedi aded memlûkümle ve beş aded yanaşma hüddâmımla sabâha dak bîdâr olup nevbet bekledim. Gâyet mahûf u muhâtara yerdir. Ammâ kal‘adan aşağı deredeki varoşda bir küçük câmi‘i minâresiyle ve bir hânı ve bir küçük hammâmı var, ammâ hânının önündeki taş cisirden geçüp kal‘aya giderken on aded dükkâncıkları vardır. Cisrin altından cereyân eden mezkûr nehr-i Bistiriçe akar ve birkaç küçük uyûnlar dahi cereyân edüp ol kadar alabalığı olur kim hisâbını Cenâb-ı Kibriyâ bilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 148a ·
metinde göster ·
… non ve borular ve torompeteler çalarak Hersek kralı manastırına gidüp tâ sabâha
dak
ol gece 152b şehir içinde sürûr [u] şâdumândan ve çerâğân-ı şem‘dân ve kanâdî …
Ve bu timsâllerin yanlarında niçe kerre yüz bin şem‘-i kâfûrî ve kanâdîller zeyn-i çerâğân olmuş kim gûyâ rûz-ı nevrûz olup cümle ruhbânlar bu iki tasvîri taht-ı revânlar üzre ubûr etdirüp andan cümle bıtrîkler altunlu ve cevâhirli ve mînâlı haçlı peyker ve alemlerle güzer edüp dahi ardı sıra kösler ve tabllar ve surnâ ve erganon ve borular ve torompeteler çalarak Hersek kralı manastırına gidüp tâ sabâha dak ol gece 152b şehir içinde sürûr [u] şâdumândan ve çerâğân-ı şem‘dân ve kanâdîllerden bir sûr-ı sürûr oldu kim diller ile ta‘bîr ü tavsîf olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 152a–152b ·
metinde göster ·
… vzenlerinden cümle avret ve oğlan ve sığâr u kibâr bizim kal‘a altına varıncaya
dak
seğirdüp 157b alan u tâlân etmeğe girdiğimize nazar ederlerdi. Ve cümle evler …
İçindeki evlerinin şâhnişîn ve revzenlerinden cümle avret ve oğlan ve sığâr u kibâr bizim kal‘a altına varıncaya dak seğirdüp 157b alan u tâlân etmeğe girdiğimize nazar ederlerdi. Ve cümle evleri kayalarda biri biri üzre kat-ender-kat olup cümle pençereleri cânib-i şimâle deryâ-yı körfeze nâzırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 157a–157b ·
metinde göster ·
… lerin karşu tarafına geçirdüp cisir başlarında meterislere girüp ol gece sabâha
dak
cümle asker nehr-i (---) üzre yeni cisrlerden ve Kral Köprüsü'nden asâkir-i İsl …
Kantara tamâm olunca hemân Sadrıa‘zam on pâre balyemez toplara bir fitilden âteş etdirüp cümle yeniçerileri cisrlerin karşu tarafına geçirdüp cisir başlarında meterislere girüp ol gece sabâha dak cümle asker nehr-i (---) üzre yeni cisrlerden ve Kral Köprüsü'nden asâkir-i İslâm mûr [u] mârdan ve bilâ-aded asel-i zenbûrdan çok olup deryâ-misâl cüyûş-ı muvahhidîn gürûh gürûh ubûra mübâşeret etdiklerinde gulgule-i Rûm ve velvele-i Rûm leşkeri mûr-ı şümârdan efzûn olduğundan zemîn u âsumân-ı nuh eflâke dehşet ve mehâbet târ oldu. Ve cümle asker kemâkân karşu tarafda ve hayme vü hargâhlarında meks etdikde Sadrıa‘zam cemî‘i balyemez toplara yine bir fitilden âteşler etdirüp zemîn ü âsumân "Yan yan ban ban" sadâ verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 178a ·
metinde göster ·
… ve her tarafında karavulhâne odaları olup yeniçeriler ve gayri kullar tâ sabâha
dak
bâng-ı Muhammedî çağırup nevbet beklerler. Ve yigirmi dörd aded kal‘a ağaları k …
Sitâyiş-i İç kal‘a: Büyük kal‘anın cânib-i kıblesinde kapukulu ve cebeci ve topçular sâkin olur bir küçük kal‘adır, ammâ bereklikden tarafı gâyet metîndir ve her tarafında karavulhâne odaları olup yeniçeriler ve gayri kullar tâ sabâha dak bâng-ı Muhammedî çağırup nevbet beklerler. Ve yigirmi dörd aded kal‘a ağaları kol dolaşup uyuyan pâsbân ve nigehbânlara ta‘zîr edüp uyhuların açup hâbdân bîdâr ederler, zîrâ bu kal‘a dahi Kanije gibi Budin'den üç konak cânib-i garba ileri kâfiristânda kalmış intihâ-i serhadden dahi ileri geçmiş bir kal‘a-i dâr-ı emândır. Hudâ-yı Zü'l-celâl ilâ inkırâzı'd-devrân {şerr-i düşmandan emîn ede}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 14a ·
metinde göster ·
… 'l-gafle bâğları ve bâğçeleri ve tarlaların basup tâ varoş kenârında top altına
dak
göz karardup girüp niçe mâl-ı ganâ’imden mâ‘adâ yedi yüz aded pâkîze Nemse esîr …
Altına vardık. Küffâr-ı murdâr bu kal‘aya Ni‘met-Uğvar derler, serhadliler Ni‘met-Uyvar derler. Bir sahrâ-yı azîmin cânib-i garbîsi nihâyetinde evc-i âsımâna ser çekmiş bir yalçın kaya üzre şekl-i muhammes bir Şeddâdî beyâz kuğu gibi bir sedd-i üstüvâr sûrdur kim gûyâ Kürdistân'da Mardin kal‘ası gibi sarp Şeddâdî kal‘adır, ammâ küçükdür. Lâkin aşağıdaki varoşu nehr-i Ni‘met kenârında bir düz vâsi‘ çemenzâr fezâda bâğ u cinân ve ravza-i Rıdvân içre bir varoş-ı mu‘azzamı ale'l-gafle bâğları ve bâğçeleri ve tarlaların basup tâ varoş kenârında top altına dak göz karardup girüp niçe mâl-ı ganâ’imden mâ‘adâ yedi yüz aded pâkîze Nemse esîrleri alup 18b hamd-i Hudâ bir gâzîlerimiz gözünü kapamayup avdet mahallinde bu hakîrin eline bir bârgîr üzre bir küçük şapkalı Nemse gulâmcığı girüp hemân gulâm-ı muğân yanıma gelüp hüddâmânıma teslîm edüp andan ılgar ile yine Raba kenârına avdet edüp Sadrıa‘zam huzûruna bu kadar kelle ve paça ve mâl-ı ganâ’im ve bu kadar esîr ile geldiğimizde cümle üç kîse ihsân edüp cihân cihân şâd u handân olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 18a–18b ·
metinde göster ·
… olup ölülerini alup top menzilinden alarka gitdiklerinde cümle guzât tâ sabâha
dak
nehr-i Raba'da kalup gark olan şühedâları ve kemerlerin ve âlât-ı silâhların ve …
Sadrıa‘zam ığmâz-ı ayn edüp var kuvveti bâzûya getirüp İbrâhîm Kethudâ'nın re’y-i tedbîriyle cümle guzâta ta‘âmlar bezl olup ziyâfetler olup cümle atlar dinlenüp bir gün bu sâhil-i Raba'da ikâmet fermân olunup asker-i İslâmdan bir sît u sadâ yok iken hemân üç yüz pâre toplara ve niçe bin tüfenglere bir fitîlden âteş edüp karşu tarafda âsûde-hâl duran kâfiri top gülleleri ve zencîr ve saçmalar demet demet ve sokak sokak edüp götü üzre oturur cân kalmayup küffârın bakıyyetü't-topları domuz topu olup ölülerini alup top menzilinden alarka gitdiklerinde cümle guzât tâ sabâha dak nehr-i Raba'da kalup gark olan şühedâları ve kemerlerin ve âlât-ı silâhların ve cemî‘i atların silâhların ve İsmâ‘îl Paşa ve Yeniçeri Ağası Sâlih Paşa ve İsmâ‘îl alaybeğinin ve gayri şühedâların na‘şelerin meydân-ı ma‘rekeden ve nehr-i Raba'dan çıkarup beri tarafda sâ’ir şühedâların yanında defn etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 22b ·
metinde göster ·
… zı sudan dişlerimin etlerine sürüp mezkûr gibi bir pâre tahtacığı ısırup sabâha
dak
dişlerim polad-ı Nahşevânîye dönüp fındık ve ceviz kırmağa liyâkatli dişler olu …
Hemân cerrâha {dişlerim} gösterüp ol ân kırmızı sudan dişlerimin etlerine sürüp mezkûr gibi bir pâre tahtacığı ısırup sabâha dak dişlerim polad-ı Nahşevânîye dönüp fındık ve ceviz kırmağa liyâkatli dişler olup cihân kadar hazz edüp cerrâha bir Kaya Sultân yağlığı verdim. Safâ edüp bir küçücük şîşecik içinde kırmızı sudan nîm dirhem kadarca su verdi. 63b Ve cerrâh eyitdi kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 63a–63b ·
metinde göster ·
… geldiniz, ammâ ben çâsâra vardıkda kral tahtından enüp bana dîvânhâne kapusuna
dak
gelirse ve benim omuzumu çâsâr öpüp ben anın göğsün öpersem ve Mekke Medîne pâd …
Eydir: "Baka komsar hoş geldiniz, ammâ ben çâsâra vardıkda kral tahtından enüp bana dîvânhâne kapusuna dak gelirse ve benim omuzumu çâsâr öpüp ben anın göğsün öpersem ve Mekke Medîne pâdişâhının nâmesin öpüp başa koyup nâme-i hümâyûn kırâ’at olunca kral ayak üzre durursa ve cümle pîşkeşlerimiz kânûn üzre verilirse ve nâme-i hümâyûnda ve fermân-ı vezîrde olan ahidnâme{mizin} kavl-i karârından ziyâde teklîf-i mâlâ-yutâk etmezlerse huzûr-ı çâsâra varup buluşurum ve illâ yok derse bi-Rabbi Ka‘be ve bi-hakkı Hazret-i Muhammed aleyhi's-selâm pâdişâhıma ahvâlimi arz ederim. Sizin elçinize dahi İslâmbol'da rağbet etmeyüp cefâ ederler" deyince başkomsar eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 64a ·
metinde göster ·