Cümle (---) mihrâbdır. Evvelâ cümleden cemâ‘at-i kesîreye mâlik câmi‘-i kadîm Ebü'l-feth Câmi‘i iç kal‘adadır. Andan aşağı çârsû içre şeb [u] rûz cemâ‘at-i kesîre ile müzdehim Zâhîd Efendi Câmi‘i, bu dahi toprak ile mestûr tarz-ı kadîm câmi‘-i atîkdir. Bir nâzük, mevzûn ve rakîk, miyân-ı serâmed tula minâre-i bâlâsı vardır, sol tarafında iki aded bâb-ı mu‘allâsı vardır. Mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübîn ve boyahâne-i sultânî ve kappan-ı dakîk-i dihkânı Zâhid Câmi‘i'nin yesâr tarafındadır. Ve Karı hammâmına muttasıl Kadızâde Mehemmed Çelebi Câmi‘i hayli vâsi‘ ve musanna‘ ve kâr-ı kadîm ve şîrîn-kâr câmi‘-i azîmdir. Nehr-i Çoruğ'a karîb bir garîb câmi‘i-i acîbdir. Ve Şengülbây Câmi‘i ve nehr-i Çoruğ aşrı olan şehre Yüres mahallesi derler anda, dahi bir câmi‘-i kadîm vardır. Lâkin tahta minârelidir. Bu zikr olunan cevâmi‘lerden mâ‘adâ mahalle mesâcidlerdir. Ve bir imâret-i ıt‘âm-ı dârü'z-ziyâfesi vardır kim âyende vü revendeye ni‘meti mebzûldır. Ve bir imâret-i dârü't-tedrîsi ve ders-i âmmı ve talebeleri vardır. Ve her câmi‘de ve ba‘zı zâviyelerde medrese-i hasbîler mukarrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 327b ·
metinde göster ·
… anında şâfî Kapamacılar çârsûsudur. Bunun sağ tarafında un kapanı vardır. Cümle
dakîk-i
rakîk-i hâss [u] beyâz bu mahalde fürûht olunur. Aceb hikmetdir kim bu şehirde …
Der-beyân-ı dekâkîn-i şâh-râh: Cümleden Uzun çârşû müzeyyendir, ammâ t bâzârı yanında şâfî Kapamacılar çârsûsudur. Bunun sağ tarafında un kapanı vardır. Cümle dakîk-i rakîk-i hâss [u] beyâz bu mahalde fürûht olunur. Aceb hikmetdir kim bu şehirde un çuvalı içre yovanca otu kosalar unı on sene dursa aslâ çürümeyüp yine hâs ve beyâz ekmeği ve çöreği olur ve İçkal‘a kapusun çıkınca Attârlar çârsûsudur kim cemî‘i itriyâtın ve edviyye-i gûnâ-gûnların râyiha-i tayyibesinden âyende vü revendenin dimağları müşk ü amber-bû olur ve attârlardan aşağı pâk u pâkize Selmân-ı Pâk berberler dükkânlarıdır kim her birinde pâk-dâmen ve pâk-rû berber cüvânları vardır. Ve andan aşağı sûk-ı pînedûzân ya‘nî eski pabuc ve çizme yamayıcı dükkânlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 65a ·
metinde göster ·
… meks etmede ancak bu kadarca ahvâlât-ı Edirne'ye vâkıf olabildik. Kemâl mertebe
dakîki
üzre dikkat etmek mümkün olmayup Arapça deyü muhât-ı ilm-i râkımu'l-hurûf olu …
Bâ-husûs bunda olan eşcâr-ı müsmirrâtın gûnâ-gûnu Konya Merâmı'nda ve Malâtiyye Aspozusunda ve Adaliyye'nin Istanaz'ında yokdur. Zîrâ bu hadîka-i hıyâbân nazargâh-ı Sultân Mehemmed Hân'dır. Hulâsa-i kelâm bu bâğın evsâfında lisân kâsırdır, ammâ bu hakîr küstâhâne deryâda katre ve güneşde zerre mikdâr tahrîre cür’et etdik. Zîrâ birkaç gün meks etmede ancak bu kadarca ahvâlât-ı Edirne'ye vâkıf olabildik. Kemâl mertebe dakîki üzre dikkat etmek mümkün olmayup Arapça deyü muhât-ı ilm-i râkımu'l-hurûf olunan bu mertebe evsâfıyla iktifâ edüp tayy-ı kelâm olundu, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 161a ·
metinde göster ·
Nitekim Hazret-i Yûnus aleyhi's-selâm hayâtda idi, susuz deverân edüp gice ve gündüz yüz elli tağar gendümü kendi kendinden öğüdüp dakîk-i rakîk hâsıl ederdi. Hâlâ cemî‘i değirmânın enkâz-ı bisâtları Diyârbekir kal‘asının siyâh taşı gibi esved-gûn seng-i hârâlardan çarhları ve fili ve milleri ve dollâbları ve göze ve revzeleri ve tahtânî ve fevkânî taşları cümle seng-i hârâdan enkâzlardır kim ne âteşe yanar ve ne kırılır ve ne fenâ bulur. Bir gûne seng-i hârâdır kim gûyâ Diyârbekir kal‘ası taşıdır. Niçe yüz sene deverân edüp niçe kerre yüz bin âdem ol âsiyâb-ı bî-mâdan intifâ‘ görürlerdi. Ba‘zı âdemin gendümi âsiyâb içre kalmasa hemvâre deverân ü seyerân eden seng-i tahhâna ol âdem "Yûnus Nebî hakkiyçün dur!" dese bi-emrillah dururdu. Ve yine ulbe-i âsiyâba gendüm koyup "Yûnus Nebî aşkına deverân eyle!" deseler hemân bi-emri Hudâ tahhânın seng-i âlîsi ve süflîsi deverân ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 375a ·
metinde göster ·
… İslâmbol'a kırk elli bin seklem, ya‘nî çuval beyâz ve hâs ve rakîk un gelir kim
dakîk-i
gendümü şâm'ın Havran buğdayından memdûh özlü ve lezîz unu olur. Dahi memdûhâtı …
Cümle halkı Etrâk'dir, ammâ gâyet sâlih rencber âdemlerdir. Beher sene bunların eliyle İslâmbol'a kırk elli bin seklem, ya‘nî çuval beyâz ve hâs ve rakîk un gelir kim dakîk-i gendümü şâm'ın Havran buğdayından memdûh özlü ve lezîz unu olur. Dahi memdûhâtından Amasiyye Lâdik'i kadar ve Sabanca somunu kadar beyâz ve hâs ekmeği olur kim Erdel diyârının sipov ekmeğinden lezîz nânı olur ve üzüm turşusu ve bulaması ve şıra köfteri memdûhdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 88a ·
metinde göster ·
deverân: Cümle yüz yetmiş altı aded su değirmenleridir kim bu şehrin zîr [ü] bâ …
Bâb-ı aded-i âsiyâb-ı dakîk-i deverân: Cümle yüz yetmiş altı aded su değirmenleridir kim bu şehrin zîr [ü] bâlâsında suları birbirinden birbirine cereyân eder serî‘ü'l-deverân tahhânlar vardır kim bir gecede elli kile gendümü kendi kendinden öğüdüp dakîk-i rakîk eder kim her şâhrâh üzre değirmenler mukarrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 129b ·
metinde göster ·
… everân tahhânlar vardır kim bir gecede elli kile gendümü kendi kendinden öğüdüp
dakîk-i
rakîk eder kim her şâhrâh üzre değirmenler mukarrerdir.
Bâb-ı aded-i âsiyâb-ı dakîk-i deverân: Cümle yüz yetmiş altı aded su değirmenleridir kim bu şehrin zîr [ü] bâlâsında suları birbirinden birbirine cereyân eder serî‘ü'l-deverân tahhânlar vardır kim bir gecede elli kile gendümü kendi kendinden öğüdüp dakîk-i rakîk eder kim her şâhrâh üzre değirmenler mukarrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 129b ·
metinde göster ·
hâlisi getirüp niçe bin teknelere hamîr edüp bu ekmeklerin kadlarınca kazılmış …
"Bu kadar bin kile dakîk-i hâlisi getirüp niçe bin teknelere hamîr edüp bu ekmeklerin kadlarınca kazılmış kal‘a handakları gibi çukurlar içre nerm âteşler yakup ol handaklara cemî‘i hamîrleri doldurup üzerlerine elenmiş kül korlar dahi üstüne ve yanlarına dağlar gibi kömür yakarlar. Yedi sâ‘atdan sonra âteşleri 18b teskîn edüp ekmekleri handaklardan bu kadar âdem çıkarup ba‘zı yanan yerlerin bıçaklarla kazıyup ba‘dehu kırkar çift su sığırı arabalarına yükledüp bu ziyâfete getirdiler" dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 18a–18b ·
metinde göster ·
… rden sandûkacık içre kahve değirmeni hîn-i zarûretde un dahi (dahi) öğüdüp a‘lâ
dakîk-i
rakîk eder.
Ve memdûhâtından musanna‘ kafesli demir fânûsları ve demirden rezeli ve kalaylı sofra iskemleleri ehl-i sefere bile götürmek mümkün yahşı şeydir. Ve gûnâ-gûn kilidler ve at bâr-bendleri ve demirden kurd ve arslan kapanları ve demirden sandûkacık içre kahve değirmeni hîn-i zarûretde un dahi (dahi) öğüdüp a‘lâ dakîk-i rakîk eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 40a ·
metinde göster ·
… Mitroviçse değirmenleri gâyet musanna‘ ve mudhik çarhlı ve çakıldaklı âsiyâb-ı
dakîk-i
rakîklerdir.
Der-vasf-ı acâ’ib-i san‘at-ı garîbe: Bu şehrin Sava nehri üzre ikişer aded gemiler üzre un değirmenleri var. Gerçi nehr-i Tuna üzre Silisre ve Urusçuk ve Nigebolı kal‘aları önünde gemi üzre değirmenler çokdur, ammâ bu Mitroviçse değirmenleri gâyet musanna‘ ve mudhik çarhlı ve çakıldaklı âsiyâb-ı dakîk-i rakîklerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 60a ·
metinde göster ·
tahhân-ı ma‘dûdân: Ümmeten yüz elli aded at ve sığır çevirir un değirmenleri va …
Der-âsiyâb-ı dakîk-i tahhân-ı ma‘dûdân: Ümmeten yüz elli aded at ve sığır çevirir un değirmenleri vardır. Eyyâm-ı şitâda Tuna değirmenleri battâl olur, zîrâ gemileri Tuna buzuna tahammül edemeyüp pârelenir. Bir gûne gemiler üzre ibret-nümâ değirmenlerdir kim bir diyâr nehrinde yokdur, illâ Tuna'da {vardır}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 86b ·
metinde göster ·
tahhân: Yekûnu yüzden mütecâviz su değirmenleri var kim bu şehir içre cereyân e …
Der-beyân-ı âsiyâb-ı dakîk-i tahhân: Yekûnu yüzden mütecâviz su değirmenleri var kim bu şehir içre cereyân eden nehr-i Diçina üzre vâkı‘ olmuş gûnâ-gûn musanna‘ değirmenlerdir kim bir diyârda bu gûne çarhlı ve bu elvânda seng-i hârâlı un değirmenleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 141a ·
metinde göster ·
tahhân: Bu şehrin karşu tabahâne cânibinde nehr-i Radobola üzre on tokuz aded s …
Der-ta‘rîf-i âsiyâb-ı dakîk-i tahhân: Bu şehrin karşu tabahâne cânibinde nehr-i Radobola üzre on tokuz aded su değirmenleri var kim bunlar dahi ibret-nümâ-yı vâcibü's-seyr tahhânlardır kim bir diyârda bu gûne âlât-engâz çarhlı değirmenler görülmemişdir ve niçe değirmenler dahi var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 166a ·
metinde göster ·
… ında bir mesîregâh kahvehânesi var ve iki aded at değirmenleri var, şeb [ü] rûz
dakîk-i
hâs öğüdür, temâşâ değirmenlerdir. Ve iki aded âb-ı hayât sulu kuyuları var.
Ve bu varoş ile Kanije kal‘ası mâbeynindeki buheyrenin batağında kazıklar üzre cisir başında göl kenârında bir mesîregâh kahvehânesi var ve iki aded at değirmenleri var, şeb [ü] rûz dakîk-i hâs öğüdür, temâşâ değirmenlerdir. Ve iki aded âb-ı hayât sulu kuyuları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 182a ·
metinde göster ·
… rin yanında üç göz su değirmenleri ilâ mâşâallâh çarh-ı felek gibi deverân edüp
dakîk-i
rakîk öğüdür.
Mezkûr büyük kapunun handakı hârici taşrasında bir varoş-ı azîmdir. Ol dahi etrâfı palanka kal‘adır, ammâ ol kadar sarp palanka değildir, ammâ yine etrâfında tabyaları ve dirsekleri ve mazgalları ve câ-be-câ şâhî topları vardır. Ve cümle bunun dahi iki kapusu vardır. Bunun kapu önünde nehr-i Zakve üzre üç kat cisrlerin yanında üç göz su değirmenleri ilâ mâşâallâh çarh-ı felek gibi deverân edüp dakîk-i rakîk öğüdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 35a ·
metinde göster ·
… lar çevirir. Hemân buğdayın eksik etmeyüp on iki sâ‘atde bir çarhların kurdukça
dakîk-i
rakîk beyâz un öğüdür.
Nev‘-i dîğer: Bu gûne bir sandûkacık içre yine demirden un değirmenleri yaparlar, âdem çevirmeden çarhlar çevirir. Hemân buğdayın eksik etmeyüp on iki sâ‘atde bir çarhların kurdukça dakîk-i rakîk beyâz un öğüdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 57b ·
metinde göster ·
… aklar kenârında ve niçe yerlerde nehr-i Kiriş üzre su değirmenleri deverân edüp
dakîk-i
rakîk-i beyâz hâsıl olur.
Ve bu varoşun cânib-i erba‘ası handakı içinden nehr-i Kiriş cereyân etmek ile mezkûr kapuların önlerinde cümle haşeb cisrlerden ubûr olunup her kapuda ikişer yüz aded pür-silâh kal‘a neferâtları dîdebân ve nigehbânlık edüp her kapu önlerinde lonca köşklerinde oturup bir hây hûy edüp nevbet beklerler. Ve handaklar kenârında ve niçe yerlerde nehr-i Kiriş üzre su değirmenleri deverân edüp dakîk-i rakîk-i beyâz hâsıl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 87a ·
metinde göster ·
âdâb-ı salâtın şurût kuyûduyla Mu‘âz ibn Cebel tezkîr ü ta‘lîminde ta‘assubâne …
"Peygamberimizin dahi şeyleri budur kim beş vakit önünde ve âhirinde ikişer ve dörder rek‘at namâz-ı sünnet kıla. Ve zekerinin ucunda bî-ma‘nâ eti kesüp sünnet ede" deyü cümle sünen-i müstehıbbât vâcibât salât vudû‘-ı dakîki âdâb-ı salâtın şurût kuyûduyla Mu‘âz ibn Cebel tezkîr ü ta‘lîminde ta‘assubâne ta‘lîm etdikde yine Cingiz Hân:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 131a ·
metinde göster ·
tahhân: Bu şehre cereyân eden nehir üzre yüzden mütecâviz su değirmenlerindan c …
Der-defter-i âsiyâb-ı dakîk-i tahhân: Bu şehre cereyân eden nehir üzre yüzden mütecâviz su değirmenlerindan cereyân edüp şehir içre fırka fırka âb-ı hayâtlar cereyân edüp bâğ-ı hadîkaları rey eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 134a ·
metinde göster ·
değirmen: Ümmeten yüz altmış aded un değirmenleri var kim cümle atlar çeker, zî …
Der-tastîr-i dakîk-i değirmen: Ümmeten yüz altmış aded un değirmenleri var kim cümle atlar çeker, zîrâ bu şehirde nehr-i cârî yokdur, ammâ niçe fukarâlar el değirmenleri çekenleri çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 141a ·
metinde göster ·
tahhân: Bu şehir içre cümle yüz yetmiş aded âb değirmenleri var kim bir gûne mu …
Der-vasf-ı eşkâl-i âsiyâb-ı dakîk-i tahhân: Bu şehir içre cümle yüz yetmiş aded âb değirmenleri var kim bir gûne musanna‘ Freng-pesend çarhları var kim bir vilâyetde böyle un değirmenleri yokdur. Bir tıfl-ı mürekkeb ma‘sûm çarhlarına dokunsa fır-â-fır çevirüp gendüm dakîk-i rakîk hâsıl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 228b ·
metinde göster ·
Der-vasf-ı eşkâl-i âsiyâb-ı dakîk-i tahhân: Bu şehir içre cümle yüz yetmiş aded âb değirmenleri var kim bir gûne musanna‘ Freng-pesend çarhları var kim bir vilâyetde böyle un değirmenleri yokdur. Bir tıfl-ı mürekkeb ma‘sûm çarhlarına dokunsa fır-â-fır çevirüp gendüm dakîk-i rakîk hâsıl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 228b ·
metinde göster ·
rakîk su değirmenleri gâyet çokdur. Cümle evler içinde dahi niçe yüz küçücük de …
Ve ümmetâsı yetmiş aded âsiyâb-ı dakîk-i rakîk su değirmenleri gâyet çokdur. Cümle evler içinde dahi niçe yüz küçücük değirmenleri var, zîrâ her hânede birer ikişer aded âb-ı cârîler mukarrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 232a ·
metinde göster ·
İbret-nümâ-yı kâr-ı üstâdân: Üç aded su değirmenleri var kim
dakîk-i
gendüm-i rakîk öğüdürler. Su kangı cânibe cereyân ederse âsiyâb-ı musanna‘lar d …
İbret-nümâ-yı kâr-ı üstâdân: Üç aded su değirmenleri var kim dakîk-i gendüm-i rakîk öğüdürler. Su kangı cânibe cereyân ederse âsiyâb-ı musanna‘lar dahi ol tarafa deverân edüp un öğüdür. Bu dahi bir gûne ağreb ü garâ’ibden musanna‘ ibret-nümûn tahhân-ı pesend-gûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 248a ·
metinde göster ·
… mismârları habl-i hasîr ve gemileri altında yağı dühn-i ba‘îr ve içi mâl-â-mâl
dakîk-i
şa‘îr; el-hâsıl bu hâl üzre Süveys deryâsı içre şeb arasında şeb [ü] rûz ubûr e …
Deryâya çıkup gördüm, bu geminin yelkenleri hasırdan, ne‘ûzu billâh Şeb deryâsı içre gidüp geminin rübbânları ve mellâh fellâhları ya‘nî gemicileri keştînin başına oturup dâ’imâ deryâya nâzırdır. Kaçan önlerine şeb gelse, yemînek yâhûd yesârek deyü geminin kıçında re’îse haber eder, ol dahi dümeni ana göre çevirir. Vây eğer bu yemînek yesârek diyenin hilâfında re’îs bir amel ederse dedeni deryâya cump bil. Ve her adımda Y 437a bin kerre Fâtiha Fâtiha diyerek, gemi Fâtiha ile mâl-â-mâl oldu. Hakîkatü'l-hâl bu gemilerde Fâtiha olmasa ol gemi bu deryâda bir ân selâmetle şinâverlik edemez. Zîrâ yelkeni hasîr ve rübbânları fakîr ve safrası taş çakır [ve] yükü karhâ-yı akîr ve mismârları habl-i hasîr ve gemileri altında yağı dühn-i ba‘îr ve içi mâl-â-mâl dakîk-i şa‘îr; el-hâsıl bu hâl üzre Süveys deryâsı içre şeb arasında şeb [ü] rûz ubûr ederek kıyı sıra kıyı sıra renc [ü] anâ çekerek altı günde niçe cezîrelere uğrayup temâşâlar ederek ve niçe cezîreleri ubûr ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y436b–Y437a ·
metinde göster ·