… Paşa! Bu fenâ dârı gurûruna dayanup bizi giriftâr-ı bend-i hicrân eyledin. "Men
dakka
dukka" cihânı idüğün bilmedin mi? Kanı bu kadar mâl [u] mâ-melekim, kanı bu kad …
Evvelâ ba‘de'z-zuhr sehl ceng [ü] cidâl Çerkeş sahrâsında sehl 365b aralanup Çerkeş Kadısı Nesîmî Efendi ve niçe a‘yân-ı şehr ile atlanup İpşir Paşa'ya gazânız mübârek ola, demeğe azîmet ederken niçe bin na‘şe-i ümmet-i Muhammed'in kellesi galtân ve mecrûh-ı sînân ve tu‘me-i şimşîr-i dendân olup rimâl-i türâb üzre pâymâl olan ibâdullahın la‘l-gûn hûnu sahrâ-yı Çerkeş'i lâle-zâr iken la‘l-gûn etmiş. Kimi mecrûh, âh [u] enîn eder, kimi feryâd [u] nâlân edüp sürünerek gider. Bu hâl-i pür-melâli görüp hakîr bükâ ederek Varvar Alî Paşa'nın otâğ-ı menhusuna varup dâhil oldukda atdan nüzûl edüp ibtidâ hakîr seke seke İpşir Paşa huzûruna varup zemîn-bûs eder şekli iltiyâm edüp şehr kadısı ve gayrılar dahi "Gazânız kutlu ola" dediklerinde cümlemize hıtâben, oturun deyüp hakîre eydür "Sen bu dâ’irede nişlersin Evliyâ" dedi. "Sultânım! Mehemmed Paşa karındaşınızdan Alî Paşa pederinize mektûblar getirdim" dedim. "İşte senin paşan bu fakîr Alî Paşa'yı başdan çıkarup celâlî edüp kendi darıya çıkup gen yakadan temâşâcı oldu. İnşâallahu'r-rahmân yakında anın dahi Varvar gibi hakkından gelinir" dedikde hakîrin derûnunda niçe ilzâm edecek kelimâtlar var idi. Ammâ "men hafaza'l-lisâne selleme mine'l-afat" hadîsiyle amel edüp summun bükmün olup âsûde-hâl durdum. "Tiz Köprülü Mehemmed Paşa peder-i azîzim ve Kara Sefer Paşa birâderim zencirden çıkarup huzûruma getirin" dedikde ân-ı vâhidde ikisin dahi huzûr-ı İpşir'e hâzır edüp İpşir ağaya kalkup Köprülü Mehemmed Paşa'nın ak sakalın bûs edüp bir kat libâs-ı fâhire ile bir semmûr kürk giydürip üst yanına alup el ele verüp müşâvere ederek, eyle olur baba, deyü Sefer Paşa'ya dahi hem-çünân bir kat esbâb ile mülebbes edüp öbürleri zincirde dursunlar, dedikde Köprülü eydür: "Sultânım! Anlar bizim ile bozulup esîr olmuşlardı" deyince "Siz anlara karışman" deyüp "Tiz Varvar babanız dahi getirin. Mehemmed Paşa babamızla mürâfa‘a-i şer‘ olsınlar" deyüp ol ân Varvar Alî Paşa'yı yine semmûr kürküyle İpşir huzûruna getirüp cümle huzzâr-ı meclis ve İpşir Paşa ve Köprülü Paşa ayak üzre kalkup ta‘zîm edüp zahmdâr olmağıla Varvar'ı otâğının ke'l-evvel yerinde karâr etdirdiklerinde "Şükür Yâ Rabbî! Bu hâle" deyüp hâmûş oldu. Ammâ güyâ meyyit-i müteharrik idi. Zîrâ hışt zahmı kendüyü almış idi. Hemân Köprülü ve Kara Sefer Paşa "Niçesin Koca Varvar Alî Paşa! Bu fenâ dârı gurûruna dayanup bizi giriftâr-ı bend-i hicrân eyledin. "Men dakka dukka" cihânı idüğün bilmedin mi? Kanı bu kadar mâl [u] mâ-melekim, kanı bu kadar kul [ve] karavaşlarım. Bizi Kurşumlu'da bozup kırıp tûğlarının önünde bizi yalın ayak ve başı kabak piyâde aç ve susız yürütdün. Kanı ırz-ı vezâret, kanı ırz-ı Âl-i Osmân, kanı zâlim bu kadar mâlım" deyince hemân Varvar eydür: "İşte İpşir oğlum, sizin üçünüzün mâlına ve benim mâlıma tama‘ edüp üç bin kiselik dörd vezîr mâlı bu İpşir oğlumdadır. Bundan taleb eylen" deyince hemân İpşir şetm-i galîz ile eydür: "Bre ak sakalı şimdi kızıl kanda boyanacak, ben senin neni aldım" deyince hemân Varvar-ı bî-âr gayret-i hamiyyete gelüp şütûm-ı gûnâ-gûn ile İpşir'e hitâb edüp eydür: "Bak a hayınlık ile Erzurûm'da Celâlî Abaza Paşa'dan berü bağrı pişmiş niçe bin kerre oğlanlığa düşmüş, ben senin ehlini hâtırın içün zinâ etdirmeği kabûl etmeyüp senin ırz [u] gayretin içün Sivas'dan azli kabûl edüp ehlini Allah emâneti Tokat kal‘asına koyup bu kadar sekbân [ve] sarıca ile muhâfaza etdirüp ehlini günden ve gölgeden sakındım ve nâmım, pâdişâha âsî oldu deyü şâyi‘ oldu. Hâşâ ki âsî olaydım. Şeri‘âte itâ‘at edüp zinâ etdirmeğe rızâ vermediğim ecilden bu Köprülü ve Kara Sefer ve Hüseyin Paşa nâm bed-baht habîsler üstüme gelüp "Sen niçün İpşir'in avretin pâdişâha zinâ etdirmeğe vermedin" deyü başıma üşdüler. Bir bî-günâh olduğumdan ve şerî‘âte itâ‘at etdiğimden Cenâb-ı Bârî bana mu‘în ve zahîr u yârî olup bunları münhedim edüp mansûr u muzaffer olup bunları zincîre dizdim. Sana i‘tikâd edüp oğlum İpşir'dir deyü i‘timâd etdim. Yohsa ben seni bu Köprülü ve Kör Hüseyin Paşa'dan bed-ter ederdim. Hay hay gidi Defterdâroğlu Mehemmed Paşa hakkâ ki âkıl vezîr-i sâhib-tedbîr imiş. Sakın İpşir dediğin oğlundan! Babakdır, andan gaflet üzre olma, deyü mektûblar gönderirdi. Aslâ vücûd vermeyüp senden geçmezdim. Ben bana düşeni etdim. Adüvlerimden merd-i meydânlık ile intikâm aldım. Sen babaklık nâmıyla meşhûr-ı âfâk olup bed-nâm oldun. Şimden gerü şu başımı kesüp avretinin fercine sok" deyü hayli zebân-dırâzlık edüp eydür: "Ben etdim, buldum. Sen de gör niçe bulursun. Bu kevn-i keç-revin hükmü budur" deyü hâmûş-bâş oldu. Ammâ zahm kendüyü alup bî-tâb u bî-mecâl etdi. Bu mahalde Köprülü Mehemmed Paşa 366a eydür: "Mezâ mâ-mezâ, olan oldu ve giden gitdi. Biz pâdişâh emriyle münhedim olup mâldan hizmetkâr başlarından ayrıldık. Sen dahi başın havfine düşüp böyle giriftâr olduk. Gün ahşamlıdır, gelin helâllaşalım" deyüp cümlesi Varvar'dan ve Varvar anlardan helâllık dileyüp birbirleriyle öpüşüp görüşüp barışup ağlaşdılar ve dünyâ ve âhiret hakkın helâl edüp Köprülü ve Kara Sefer Paşa çadırlarına gidüp İpşir ile Varvar otakda kalup İpşir eydür: "Zincirde haps olan Hüseyin Paşa'yı ve Amâsiyyeli Hacı Efendi oğlunu getirin" dedikde der-akab Kör Hüseyin Paşa'yı ve Hacı Efendi oğlun zebânîler zincir ile keşân-ber-keşân getirüp Hüseyin Paşa gelince yer öpüp Varvar'a "Bre zâlim! Beni niçün bu kadar zamân Köprülü karındaşım ile haps etdin" dedikde İpşir eydür: "Bre mel‘ûn! Mukaddemâ bu âdemi âsî etdin, ba‘dehû sana emirler gelüp Köprülü'yle Varvar üzerine gelüp bozuldun. Varvar'ın ibtidâ ısyânına sen ve bu Hacıoğlu sebep olmuşdur. Eyle değil mi baba" deyü İpşir Paşa, Varvar Alî Paşa'dan su‘âl etdikde Varvar Paşa aslâ cevâb vermeyüp "tiz cellâd" deyü otakda Varvar'ın gözü önünde Amasiyyeli Kör Hüseyin Paşa'nın ve Hacı Efendi oğlunun kelleleri kesilüp galtân olunca Varvar eydür: "Bre zâlim! Anların cürmü nedir? Benim üzerime emr-i pâdişâhîyle geldiler, bozdum ve bu kadar mâlların aldım ve zincire urdum. Şimdi benim zincirimden Köprülü gibi halâs edecek iken ol derd-mendlerin kellelerin kesdin. Huzûr-ı Hak'da ne cevâb verirsin" dedikde İpşir eydür: "Şimdi sen de görürsün, tiz cellâd" dedikde cellâd-ı bî-amân gelüp âhir netice-i kelâm Varvar Alî Paşa, İpşir'i "Yâr-ı gam-hârım ve uğuruna baş verir gam-küsârum" deyü i‘timâd [ve] i‘tikâd ederken Alî Paşa'nın esb-i fikreti leng ü fakîr, mağmûm [u] dil-teng olup dest-i İpşir-i bî-yesîr fermâniyle fakîr Varvar cellâd-ı bî-dâd imdâd etmeyüp ma‘nûken şehid edüp kellesin teninden cüdâ edüp kellesinin postu ve Hüseyin Paşa kellesi ve Hacıoğlu kellesi yüzülüp pembeler ile dolup her birin birer kutulara koyup ol mahalde Çerkeş Kadısı bu ahvâl-i pür-melâli İpşir Paşa arzıyla kelleleri Âsitâne-i sa‘âdete gönderdikleri sene (---) mâh-ı (---) sinde idi. Rahmetullahi aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 365a–366a ·
metinde göster ·
… cenîn ü hıyâbânlar ile pîrâste edüp bu sarây-ı azîmîn yedi bin aded manzara ve
dakka
ve revzenleri ve üç bin aded müte‘addid nakş-ı bûkalemûn hücreleri var idi. Ve …
Kılıç Arslan Şâh'ın bu şehir tahtgâhı olmağıla (---) nâm mahallinde bir sarây-ı azîm binâ eder kim niçe yerde kasr-ı İremleri ve kasr-ı Havernâkları ve kâh-ı ekâsireleri ve eyvân-ı hakanîlere mânende kâ‘alar ile ârâste ve Merâm-misâl cenîn ü hıyâbânlar ile pîrâste edüp bu sarây-ı azîmîn yedi bin aded manzara ve dakka ve revzenleri ve üç bin aded müte‘addid nakş-ı bûkalemûn hücreleri var idi. Ve Kılıç Arslan binâsı olmağıla dârü's-sa‘âdesinin yemîn [u] yesârında tucdan iki aded arslan-ı mehîb timsâli inşâ etdirmişdi ve mağrib-zemîn üstâdlarından iki üstâd-ı kâmil bu esedlere birer ilm ile tılsım edüp bir arslanın ağzından âteş feşân olurdı. Bir sübû‘ın ağzında bir sayha-yı mühlik sâdır olurdu. Tâ ki bir âdem bu sarâyâ kem kasd ile girse yâ sarâydan bir şey serika edüp taşra çıkarken bu arslan-ı âteş fişânın şerâresinden ve öbür esedün na‘rasından harâmî ve sârık herîfler helâk olurdı. Bu şehir bu sarây-ı münevver ile cihân-arâ olmağın bu şehre Aksarây deyü tesmiye etdiler, ammâ zamân-ı keferede bu şehre lisân-ı Yunan'da ilâ hazâ'l-ân Pigâhelinâ derler. Hazret-i İsâ asrında imâr olduğun Rûmlar sıhhat üzre yazmışlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 69b ·
metinde göster ·
… . Tiz âteş-i Nemrûd yakın. Gerçi âteş ile azâb Perverdigâr'a lâyıkdır. Ammâ Men
dakka
dukka mazmûnu üzre men bu bu Yahudîleri âteşe göyündürem ki İrân-zemînde değil …
Fi'l-hâl Koçağa Sultân'ın na‘ş-ı şerîfin âteşe yakdıkları yere Şâh varup Tokmak Hân'ı ve evlâdlarını ve çöreğin çekenleri ve Koçağa'yı âteşe göyündürmede bulunanlardan cümle yedi yüz aded neferi dest ber-kafa bağladup huzûruna getirüp eydür: "Bre bre kâfirler, Tokmak Hân-ı âk İrân-ı nîrândan gitmeğe müştâk. Merhûm Koçağa Sultân muhibb-i Hânedândan bir ulu sultân idi. Bu dünyâdan âhirete intikâl etdi. Sene (---) târîhinde öldü. Siz anı görmeyesiz ve bilmeyesiz, ana bu adâvet ne idi ve kabrinden ter ü tâze çıkardığınızı göresin. Yahûdîler Circîs Nebî'yi âteşe yakdıkları gibi sen Koçağa'yı âteşe atasın. Biz dahi bugün anın adâletine gelüp Koçağa'nın yazığın almasam gerek. Tiz âteş-i Nemrûd yakın. Gerçi âteş ile azâb Perverdigâr'a lâyıkdır. Ammâ Men dakka dukka mazmûnu üzre men bu bu Yahudîleri âteşe göyündürem ki İrân-zemînde değil cihânda dâstân olsun." dedikde dağlar gibi âteş-i Nemrûd alev-ber-alev oldukda Tokmak Hân'ın ibtidâ gözü önünde cümle evlâdların, ba‘dehû altı yüz aded nökerlerin ve fetvâ veren müftî ve kadıların, ba‘dehû Tokmak Hân'ı âteşe atar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 296b ·
metinde göster ·
… ı bed-ma‘âş [ve] ser-tıraş-ı evbâş kılıçdan geçüp başdan oldular. Hakkâ ki "Men
dakka
dukka" demişler.
O da Serdâr Murtezâ Paşa şehîd olması sebebiyle Revân'ı emân ile aldı ve asker-i İslâm piyâde ve uryân-ı bed-nâm ve her biri bir diyâra gidüp güm nâm olmağa gitmede iken şâh-ı gümrâh peymânına vefâ etmeyüp on iki bin aded mahlûk-ı Sünniyânı kılıçdan geçirüp bakıyyetü's-seyf olan ümmet-i Muhammed'in kimi nehr-i Zengi'ye ve kimi nehr-i Araz'a gark-ı âb-ı rahmet olup ancak selâmetle Ahıska ve Kars ve Erzurûm-ı kân-ı bûma iki bin âdem Tabanıyassı Mehemmed Paşa'ya geldiler. Gör azîz-i zü'ntikâm Allah'ın hikmetin. Mâbeynden üç sene ubûr edüp bu Bağdâd cengi olup {bu Acem'in} Revân'da kırdıkları ümmet-i Sünnî'ye karşılık seksen yedi bin Kızılbaş-ı kallâş-ı bed-ma‘âş [ve] ser-tıraş-ı evbâş kılıçdan geçüp başdan oldular. Hakkâ ki "Men dakka dukka" demişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 337a ·
metinde göster ·
… alay huzûrun gelmiş eli ayağı bâğlı âdemleriz. Eğer sen bizi katl edersen ‘Men
dakka
dukka’ seni de katl ederler, ve's-selâm" deyüp Sarı Ken‘ân Paşa da hâmûş olıcak …
Andan hemân Sarı Ken‘ân Paşa eydir: "Bak a Murtazâ Paşa karındaş, biz seninle Harem-i Hâs'da zülüf-keşân iken işitmedin mi ki Sultân İbrâhîm Hân asrında Varvar Alî Paşa bizim gibi baş korkusuna düşüp üstüne deryâ-misâl asker cem‘ olup Varvar Alî Paşa bu Köpürlü'yü ve Amasiyyeli Kör Hüseyin Paşa'yı kırk elli bin askerleriyle bozup kırup Divriği Beği Kara Sefer Beğ'i katl edüp Köpürlü'yü ve Amasiyyeli Hüseyin Paşa'yı esîr edüp otak direğinde zincirler ile bağlı idi. Ba‘dehû İpşir Paşa dahi Varvar'ı hîle ile ‘Babacığım’ diyerek üzerine varup Çerkeş nâm kasaba altında Varvar'ı bozup, askerin kırup Varvar'ı katl edüp başın der-i devlete gönderdi. Âhir İpşir Paşa'yı dahi İslâmbol'da kul gulû-yı âmm edüp katl eylediler. Netîce-i kelâm, cânım Murtazâ Paşa ocakdaşım ve karındaşım, hâlâ biz bir alay huzûrun gelmiş eli ayağı bâğlı âdemleriz. Eğer sen bizi katl edersen ‘Men dakka dukka’ seni de katl ederler, ve's-selâm" deyüp Sarı Ken‘ân Paşa da hâmûş olıcak,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 72a ·
metinde göster ·
… i anlar bizim mihrâbımız ve biz anların mihrâbların yıkmamak gerekdir, zîrâ men
dakka
dukka demişler.
Ba‘dehu küffâr-ı hâksâr altmış yıldan sonra bu câmi‘-i pür-nûr kefere destine girüp nûrun alâ nûr iken nûru gidüp bî-nûr muzlim olup küffâr kralı Mikloş nâm kral-ı dâll [ü] bed-fi‘âl bu câmi‘e girüp görse kim Osmânlı bu câmi‘i eyle müzeyyen ve amâr etmiş kim gûyâ kasr-ı Illiyyîn etmiş ve bu kadar âsâr-ı ibret-nümâlar edüp gitmiş ve kıblelerine nazar eyleyüp görse kim hâli üzre durur, Osmânlı yıkmamış. Kral dahi bizim mihrâb ve minberimizi yıkmayup hâli üzre kor. Hakkâ ki anlar bizim mihrâbımız ve biz anların mihrâbların yıkmamak gerekdir, zîrâ men dakka dukka demişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 95b ·
metinde göster ·
… l‘ayı aldıkda ümmet-i Muhammed'in amânına bakmayup kırdığı gibi bunlar dahi men
dakka
dukka deyüp küffâra bir sâtûr-ı Muhammedî ururlar kim ilâ hâze'l-ân tevârîh-i L …
Ba‘dehu Bundukanî Venedik'i elinden sene (---) târîhinde Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân feth edüp ba‘dehu yine küffâr donanması gelüp Venedik kâfiri bu kal‘aya istîlâ edüp germâ-germ kâmil üç gün ceng-i azîm edüp andan dördüncü günde derûn-ı hisârda olan bir alay şerî‘at ve tarîkat u hakîkat ve ma‘rifetullâh bilmez ve hâkimlerine itâ‘at etmez bir alay azgın kavimler kal‘ayı Bundukanî kâfirine amân ile verüp küffâr kal‘aya duhûl edince derûn-ı hisârda mahsûr olan ümmet-i Muhammed'in amânlarına bakmayup cümle ibâdullâhı bi-esrihim katl eyleyüp kal‘a-i Nova'yı kabza-i teshîre alup ba‘dehu sene 946 târîhinde Sultân Süleymân Hân aleyhi'r-rahmetü ve'l-gufrân hazretlerinin mesmû‘-ı şerîfleri olunca hemân ol ân Rûmeli eyâletine mutasarrıf olan Dîvâne Husrev Paşa'yı cümle Rûmeli eyâleti askeriyle kal‘a-i Nova üzre serdâr edüp on balyemez ve kırk oda yeniçeri ve on oda cebeci ve on oda topçu ve cümle elli bin asker ile Nova üzre gidüp deryâdan dahi donanma-yı hümâyûn ile Koca Hayreddîn Paşa kal‘a-i Nova limanına lenger endâht olup berren ve bahren Nova kal‘asını dâ’iren-mâdâr çevirüp bi-avnillâh üçüncü günde küffâr amân ile kal‘ayı Dîvâne Husrev Paşa'ya verince mukaddemâ küffâr bu kal‘ayı aldıkda ümmet-i Muhammed'in amânına bakmayup kırdığı gibi bunlar dahi men dakka dukka deyüp küffâra bir sâtûr-ı Muhammedî ururlar kim ilâ hâze'l-ân tevârîh-i Latin'de,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 154a ·
metinde göster ·
… olup kâfir dahi bize götün açup "Hey hey Türk" deyü feryâd ederlerdi, zîrâ "Men
dakka
dukka" demişler.
Bu Yenikal‘a'nın feth u nusretin Cenâb-ı Bârî'den bilmeyüp askerin kesretinden ve cebehâne ve mâl-ı hazâ’inin vefretinden ve kendilerinin re’y-i ahsen tedbîrlerinden bildiler. Cenâb-ı Bârî ise Rabbü'l-âlemîndir ve ismi Müntakım'dır. Yigirmi günden sonra bize dahi bu nehr-i Raba'da tâbaka'n-na‘l bi'n-na‘l Yenikal‘a'da kâfirin cisri nice kırıldı ise bizim dahi nehr-i Raba'da eyle cisrimiz kırılup eyle gark olup kâfir dahi bize götün açup "Hey hey Türk" deyü feryâd ederlerdi, zîrâ "Men dakka dukka" demişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 22a ·
metinde göster ·
… n Piyâle Paşa dest-i bâzû-yı kahr ile Venedik elinden bu kal‘ayı feth edüp "Men
dakka
dukka" deyüp mukaddemâ küffâr bizim vere veren askerimiz nice kırdı ise Piyâle …
Ba‘dehu sene (---) târîhinde Süleymân Hân asrında Sakız cezîresin feth eden Piyâle Paşa dest-i bâzû-yı kahr ile Venedik elinden bu kal‘ayı feth edüp "Men dakka dukka" deyüp mukaddemâ küffâr bizim vere veren askerimiz nice kırdı ise Piyâle Paşa dahi cümle küffârı kılıçdan geçirüp kal‘ayı feth etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 263b ·
metinde göster ·
… Abbâs pâdişâhlarının hâk-pâlarında merhûm olup cenblerinde medfûndur. Zîrâ men
dakka
dukka demişler, hakkâ ki eden bulur demişler.}
{Ve Hâkim Bi-emrillâh'ın birâderzâdesi İbrâhîm el-Vâsık Billâh ve anın cenbinde Muhammed Atâullâh bin İbrâhîm Vâsık Billâh: bunları Melik Sâlih bu Kûs'a nefy edüp el-Müstekfî Billâh kubbesinde medfûnlardır. Hikmet-i Hudâ bunları Kûs'a nefy edeni dahi Mısır kulu gulû edüp el-Melikü'n-Nâsır oğlu el-Melikü's-Sâlih'i bu şehr-i Kûs'a sürüp ve mezkûr âl-i Abbâs pâdişâhlarının hâk-pâlarında merhûm olup cenblerinde medfûndur. Zîrâ men dakka dukka demişler, hakkâ ki eden bulur demişler.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y382b ·
metinde göster ·