İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

dalâlet*

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
61
isabet
61 cümle/beyitte
22,6
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
15
farklı biçim
19 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi6124,9

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bağlamlar 1–50 / 61

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“dalâlet*” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 11b–12a … be ma‘mûr u âbâdan etdi kim gûyâ ravza-i cinândan bir köşe etdi. Bu dahi âlem-i dalâlet içre mürd olup yerine Tekfur nâm pelîd-i anîd kıral-ı dâl oldu. Tâ beş bin yedi …
EÇS I 12a … îse-i nâdirü'l-asr idi kim hemân içinde papas ve kıssîs ve bıtrîkden on iki bin dalâlet-âyîn müşrikîn ile mâl-â-mâl idi. Niçe yüz sene ma‘mûr durup Hazret-i Risâlet-penâh s …
EÇS I 17b On yedinci tılısmât-ı ibret-nümâ: Yine Atmeydânı'nda Pozantin Kıral'ın zamân-ı dalâletinde Sürende nâm hekîm şehrin yılan ve çıyan ve akreb haşerâtları misilli zehir-nâk …
EÇS I 26a … müşrikîn ve kal‘anın metânetine bel bağlayan mağrûr kâfirîn ü hâsirîn ü hâyibîn dalâlet ve fi‘âl-i bî-me’âllerine nâdimîn, âye[t]: Arapça deyü tekur-ı bî-nûr üzre hü …
EÇS I 32a … ve Kostantîn asrında on iki bin kıssîs râhib ü râhibe sâhib-i riyâzet kefere-i dalâlet-âyîn var idi.
EÇS I 152a … e hümâmü'l-akdem mezhebimiz sâhibi Ebû Hanîfe'dir, anların kabr-i münevverlerin dalâlet-âyîn , havâric [u] mülhidîn elinden halâs etmeğe atf-ı inân buyurmuşuz. İnşâ’allâh ol …
EÇS I 210a … îmânı sahihdir demişler sahha} bu kelâma mağrûr olup kefere ve fecere ve sâ’ir dalâlet-âyîn zümresine taklîd etmeyüp kefere ziyyinde gezmemek gerekdir kim anın haklarında …
EÇS I 212b "Var imdi Saltık Muhammed'im Bektaş'ım, seni Rûm'a gönderüp Leh diyârında dalâlet-âyîn olan Sarı Saltık'ın sûretine girüp ol mel‘ûnu ve Dobruca'da bir ejder böceği bu …
EÇS I 213b … mekkârhâneleri, dörd mevleviyyet yerde bin altmış kârhâne-i fıskhânedir. Cümle dalâlet-âyîn kefere ve fecere ve behbûtî altı bin kâfirdir. Hicret-i nebeviyyenin dör[d]üncü …
EÇS II 266a–267a … a iskelesinde İsveti Nikola nâm ya‘nî Sarı Saltık isimli bir bıtrîk ve kıssîs-i dalâlet-âyîn ile hem-sohbet olup ol Sarı Saltık'ı katl edüp lâşe-i murdârın pinhân edüp niçe …
EÇS II 269a … üffâr istilâ edüp cevâmi‘ ve mesâcid ve medâris ve minâre ve mahâfili kefere ve dalâlet-âyîn ile mâl-â-mâl olsa ve niçe ef‘âl-i habîse ile reh-zenlik edüp me‘âbir-i huccâc …
EÇS II 293b … i ve herîsesi rûy-ı dünyâda meşhûrdur. Baş mıkdısı olan papası iki yüz ruhbân-ı dalâlet-âyîn ile elçilere ve hakîre ziyâfete da‘vet edüp ba‘de't-ta‘âm hedâyâlar verdi.
EÇS II 302a … llerinden inen evlâdları İslâm ile tevellüd edüp sonra peder u mâder ta‘lîmiyle dalâlete düşer" deyü bu hadîsi tilâvet etdim:
EÇS II 306a–306b … ba‘dehû sene (---) târîhinde Şâh İsmâ‘îl nâm bed-nâm-ı enâm İrân-zemîn halkını dalâlete düşürüp kızılbaş-ı bed-ma‘âş nâmıyla müttehem etmişdir. Hudâ ıslâh ide. Hikmet- …
EÇS II 317a–317b … î Mustafâ Paşa'yı şehîd etdiler. Bu mezkur Kalmak küffârlarıdır. Gerçi küfr [ü] dalâlet ve dîn [ü] diyânet nedir bilmezler, ammâ böyle bir behâ’im makûlesi bâğî ve dağ …
EÇS II 319b … edüp derûn-ı kal‘adan emân ile guzât-ı müslimîni çıkarup kal‘ayı ahz edüp şâh-ı dalâlet-âyîne teslîm etdiler. Ol zamândan berü dest-i Acem'de olup dahi ziyâde ma‘mûr [u] âbâ …
EÇS III 44b … kelimât ederler. Ammâ mezhebleri Mesîhiyye mezhebine muhâlif ü muğâyir bir alay dalâlet-âyîn kefere-i fecerelerdir kim lisân-ı Yahûdî budur.
EÇS III 76a … gayri ulûm-ı felsefâyâtda tekmîl-i mevâd etmişdi. Ammâ Arapça mâ-sadakı üzre dalâlet-âyînde kalmış görünür bir Mığdisî idi. Andan,
EÇS III 127b … bânı hücresinde katl edüp anın libasıyla mülebbes olup nihânîce niçe sene râh-ı dalâletde kalan mahlûk-ı Hudâyı İslâm ile müşerref edüp seyâhat ile nâm verüp Babadağı'nd …
EÇS III 146a–146b … ziyâret ederlerdi. Zîrâ bunda bir baş papas var idi. İrim papa gibi üç yüz sene dalâlet içre ifnâ-yı cesed edüp cemî‘i kâfiri dîn-i Hazret-i Yahyâ'dan nükûl etdirir id …
EÇS IV 260b–261a … îs ü hem-enîs olup fısk u fücûr ile âlûde olup ve Arapça ıtâbına mu‘âteb olan dalâlet-âbâd hâkimi Abdâl Hân-ı bî-mecâlsin kim bu hakîr mülk-i diyâr-ı Erz[urûm] vâlîsi ike …
EÇS IV 376b … Melik Kapus ve Melik Menûçehr ve Melik Enûşirvân nâmân melikler cümle cehele-i dalâlet-âyînlerden olup bu İmâdiyye'ye ve Irâk u Medâyin'e mâlikler idi.
EÇS V 44a … zak'dan ve sâ’ir imdâdımıza gelen kral keferelerinden yedi bin altmış beş kadar dalâlet-âyîn kefereler mürd olup yerleri dârü'l-bevâr oldu.
EÇS V 48b … h'e ve ne Maskov'a ve ne Kırım'a tâbi‘ değil, bir alay ipden kazıkdan kurtulmuş dalâlet-âyîn müşrikîndir. Birkaç müfîd u muhtasar deyrleri ve çârsûları vardır. Bu kavm-i Ka …
EÇS V 105a … ererek bin milyon mâl-ı Karûn cem‘ oldukda, bir gün Yaşka nâm bıtrîk bilâ-tarîk dalâlet üzre mürd oldukda sâkin olduğu mahalle na‘şe-i murdârın kefereler defn edüp ol …
EÇS V 105b … idüp, gelince Murâd Hân dâr-ı bâkîye irtihâl edüp Lipul Beğ gerü Boğdan'a dönüp dalâletde kaldı, ya‘nî bu mertebe müdebbir ve mubassır sâhib-i tab‘ ve sâhib-i kerem olma …
EÇS V 106b … i kızı Duna Bânû'dur kim hâlâ beğimiz olan İstifan Beğ'in ümm-i bî-sa‘dıdır kim dalâlet içinde kaldı. Hattâ Dervîş Mehemmed Paşa şâm vâlîsi iken Sultân Murâd'a ricâ ed …
EÇS V 134a–134b … sene (---) târîhinde Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hersek diyârın aldıkda küffâr-ı dalâlet-âyîn salâbet-i Âl-i Osmân'a tâkat getiremeyüp bu kal‘ayı Venedik kâfirleri hâli üzre …
EÇS V 145b … lleri ber-taraf oldukdan sonra bâğlar içre ve dağlar ve ırağlar içre firâr eden dalâlet-âyîn ve melâ‘în ve kefere-i müşrikînlerin akîbine cümle guzât düşüp tavuk yerden dar …
EÇS V 164b … r müttefik ve müttehid {olup} niçe turrehât-ı bed-nesâyih küfr-âmîz ve gûnâ-gûn dalâlet-engîz bed-vasiyyetler yazup Türk üzre sefer edelim deyü cenge tergîb edüp hâlâ papa m …
EÇS V 186b … -i Muhammedî ile keferelerinin vücûdların hakk edüp dâr [u] diyârların küfr [u] dalâletden kurtarup memâlik-i İslâmiyye'ye zamm olunup tâ Kızıl Elma'ya gitmesi mukarrer i …
EÇS VI 7a … acarlar görünce "El-amân" deyüp beyâz vere bayrakları diküp kapudanı Hereko nâm dalâlet-âyîn-i benâm kâfir serdâra hedâyâlarıyla gelüp itâ‘at etdi, ammâ bu kal‘a bir bâğlı ba …
EÇS VI 16a–16b … edüp âb-ı tîğ-gûn ile ol vilâyetleri çirk-i şirkden yuyup pâk edesin. Ve cümle dalâlet-âyîn kefereleri esîr edüp âdete muhâlefet edenlerin hırmen-i hayâtların rîh-i akîme …
EÇS VI 29b … er. Niçe bini fertûte-i cihâne olup çürüyüp kalmışlar. Bu zümre-i bıtrîkân aceb dalâletde kadîd olup kalmışlar.
EÇS VI 92a "Es-selâmü alâ meni't-tebe‘a'l-hüdâ. Sen ki kefere-i dalâlet-âyînlerin serdâr-ı bî-vekâr-ı bed-tebârı olan Mikloş keferesin. Mukaddemâ bu kal‘ayı sana …
EÇS VI 108b Sûret-i nâme-i Serdâr Ahmed Paşa ibn Köpürlü {Mehemmed Paşa} be-cânib-i dalâlet-âyîn berâ-yı Fargaç-ı la‘în kapudan-ı bî-dîn, netîce-i zübde-i kelâmı budur, nâmedir
EÇS VI 122b Siz ki millet-i Mesîhiyye eşirrâsı bir alay dalâlet-âyîn ve papas kıssîs-i bî-dînsiz ve kapudanı olan hınzîrsız. Nâmem vusûlünde vezîria …
EÇS VI 171a … ng üzre gelüp serâperde-i Süleymânîsinde meks edince derûn-ı hisârdaki küffâr-ı dalâlet-şi‘ârın deryâ-misâl asâkir-i müslimîni görünce akılları başlarından gidüp kal‘anın burc …
EÇS VI 186a … k şartıyla ahd [ü] amân edüp bunlar vilâyet kurdlarıdır, bize delâlet, küffâr-ı dalâlet-şi‘ârın kurâ ve belîdelerin nehb ü gâret ederek dağ u hıyâbân u ormanistân içre giderek …
EÇS VII 161a Niçe müverrihler Hulâgû Hân küfr-i dalâletde mürd oldu, ammâ Abakay Hân İslâm ile müşerref olup merhûm olduğu müsbetdir. Amm …
EÇS VII 176b … hâşâ sümme hâşâ hele bu sözü yazmağa cür’et edemem, eyle dediler. Ammâ küfr [ü] dalâlet nedir haşr ü neşr ve mîzân ü terâzû, cennet ve cehennem ve a‘râf nedir ve dörd …
EÇS VII 181a–181b … yân-ı vilâyetleri elçiye ricâ edüp bir iki gün oturak edüp bed-âyîn ve küfr [ü] dalâlet ve ayş [u] nûş ve tarab u ışret edecek olunca cümle küffâr gemilerden atların ç …
EÇS VIII 191b … üp ismini Cânbe Geray korlar. Bir müsinn ü mutarraş koca keferedir, ammâ küfr-i dalâlet nedir bilmez(?).
EÇS IX Y47a … bu Freng mahallesinin çârsû-yı bâzârları gâyet müzeyyen. Anlara mahsûs esvâk-ı dalâlet-âyîndir ve bed-âyîn edecek puthâne-i düyûrları yedi aded kenîselerdir kim içlerinde bıt …
EÇS IX Y184b … Zübdânî ve Tâtekî ve Musallânî ve Kınâğî ve Nusayrî ve bunun emsâli niçe kavm-i dalâlet-âyîn melâ‘în kâfirlerdir. Ammâ bu kavim gâyet mâldâr ve mün‘im kavimdirler.
EÇS IX Y224a … Nebî hâlâ sağdır haremi(?) (---) (---). Mâbeynlerine şek şübhe düşmüş bir alay dalâlet-âyîn kavm-i nasârâdır.
EÇS IX Y227a … i ilm-i akliyyât ve felsefiyyât ve riyâzâtta der-ser-i Arasto'lardır. Ammâ yine dalâlet-âbâd tekyesinin kûşe-nişînânları ve dervîşân-ı bî-nişânlardır ki âye[t]:
EÇS IX Y258b Ve bu kal‘anın göle nâzır kullesi üzre zamân-ı dalâletde iki sanem var imiş, yılda bir kerre yüz bin âdem bu putların müvâcehesine cem‘ …
EÇS IX Y361b "Yâ Muhammed sehhâr-ı kâmilsin" deyüp dalâletde kaldılar.
EÇS X Y12a … mers'dir. Nûh Necî evlâdlarındandır. Ammâ Hazret-i Risâlet'den mukaddem zamân-ı dalâletde hilâfet da‘vâsında olan mülûklar dörd tabakadır.