Bu kal‘a nehr-i Çoruğ kenarında vâkı‘ olmuşdur. Nehr-i Çoruğ "cûy-ı rûh"dan galatdır. Cûy-ı rûh ya‘nî Rûh ırmağı demekle meşhûr bir âb-ı hayevândır. Erzurûm'un cânib-i garbîsinde Canha ve Koylıhisâr ve Şebin Karahisâr dağlarından cem‘ olup cereyân ederek Bayburd şehrinin içinden cereyân edüp iki tarafı ma‘mûr hânelerdir. Andan Bayburd kal‘ası kayaları altından ubûr edüp Lazgi vilâyeti hudûdu içre niçe kurâ ve kasabâtların mezâri‘ [u] besâtînlerin rey edüp bu Gönye kal‘asının cânib-i (---) kullesi dibinde Karadeniz'e mahlut olur. Geçid vermez ve kantara dutmaz deryâ-misâl bir nehr-i azîmdir kim niçe bin Laz meneksile kayıkları bu nehr ile baş yukarı şark cânibine Mikril vilâyetlerine tuz ve demir ve âlât-ı silâh ve elvân lekfûrî (?) bezler götürüp Mikrilistân ve Gürcîstân'dan çimşir ve şem‘-i asel ve asel-i musaffa ve mümtâz ü müstesnâ, mahbûb u mahbûbe çâker ü bintânlar alup Tarabefzûn'a getirirler. Latîf ticâret yerleridir. Bu şehri dahi seyr [u] temâşâ edüp Gönye'den yine şimâl cânibine gidüp Kemerler nâm yerden gayrı cümle gemilerle nehr-i Çoruğ'a girüp bir gün şark cânibine gidüp.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 254b ·
metinde göster ·
… hât ile "Pırarvardı" ya‘nî Pravadi kal‘asına gelüp sâkin olmağıla "Bir er vardı"
dan
galat Pravadi kal‘ası derler. Anda def ve kudûmün çalarak Dobruca kralına buluş …
Bu âsitâne-i bâ-sa‘âdetin sebeb-i inşâsı oldur kim sene (---) târîhinde bizzât Muhammed Hacı Bektâş-ı Velî Yesev şehrinde Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî'den cihâz-ı fakrı kabûl edüp diyâr-ı Rûm'da sâhib-i seccâde olmağa me’zûn olup üç yüz yetmiş fukarâ ve bu Keliğra Sultân cümle fukarâlara ser-çeşme olup Hacı Bektâş-ı Velî ile Rûm'da Orhân Gâzî'ye gelüp Bursa fethinden sonra Hacı Bektâş, Keliğra Sultân'ı yetmiş fukarâsıyla Moskov ve Leh ve Çeh ve Dobruca diyârlarına gönderüp Rûm erenleri olmağa izn verüp "Dobruca'da bir böcük vardır, anı katl edüp ibâdullahı şerrinden emîn eyle" deyü Hacı Bektâş, Keliğra Sultân'ın destine bir tahta kılıç ve bir seccâde ve tabl ve kudüm ve alem ve sıraf ve def ve nakkâre verüp Keliğra Dede kal‘a-i Sinop'a gelüp alâ mele’i'n-nâs yetmiş nefer fukarâsıyla postların deryâ üzre döşeyip "Yâ Hayy [u] yâ Kayyûm" esmâsına müdâvemet edüp def ve kudümlerin çalarak bir günde Rûm cânibinde diyâr-ı Kırım'a andan vilâyet-i Moskov'da Heşdek tâ’ifesin ve Leh diyârında Libka tâ’ifesin cümle İslâm ile müşerref edüp tebdîl-i câme ile Leh diyârında Danıska iskelesinde İsveti Nikola nâm ya‘nî Sarı Saltık isimli bir bıtrîk ve kıssîs-i dalâlet-âyîn ile hem-sohbet olup ol Sarı Saltık'ı katl edüp lâşe-i murdârın pinhân edüp niçe zamân savma‘adan çıkmayup "Ben Sarı Saltık'ım" deyü niçe bin âdemi nihânice dîn-i Muhammedî'ye da‘vet edüp İslâm ile müşerref ederdi. Niçe zamân bu hâl ile Sarı Saltık nâmıyla seyâhat etdi. Ve kendülerinde alâ-sûret-i asfaru'l-levn olmağıla Şeyh Ahmed Yesevî hazretleri kendülere Saltık Bây nâmıyla künye demişler idi. Ammâ ism-i şerîfleri Muhammed Buhârî'dir. Ba‘dehû seyâhât ile "Pırarvardı" ya‘nî Pravadi kal‘asına gelüp sâkin olmağıla "Bir er vardı"dan galat Pravadi kal‘ası derler. Anda def ve kudûmün çalarak Dobruca kralına buluşdukda kral-ı dâll-i bed-fi‘âl eydür: "Ey Sarı Saltık! Eğer sende kerâmet varsa benim diyârımda bir ejdehâ peydâ olup Karadeniz sâhilinde bir yalçın kaya içinde âşiyân edinüp cümle re‘âya vü berâyâm yidi. Ve hâlâ dâr-ı dünyâda iki ciğer-kûşe kızlarıma tâli‘-i kur‘a düşüp ejdere gıda olmağiçün Dobruca sahrâsında bir amûd-ı azîme kızlarım bağlamışız. Vakt-i zuhr olunca gelüp yise gerek, ammâ bu ejdere bir çâre eyle" deyü Dobruca kralı ricâ edince Sarı Saltık Sultân eydür "İmdi kral, Muhammed dînin hak bilüp İslâm ile müşerref olursan senin kerîmelerin ol böcüğün gıdâsı olmadan bi-emrillah ve bi-himmeti'l-pîr halâs ideyim" dedikde kral cân u gönülden yemin billah eyleyüp dürür, hemân Saltık Bây-ı Velî fukarâlarına "üzkürullah" deyüp yetmiş aded dervîş-i dil-rîşiyle def u kudûmlerin çalup alem ve sıraf kaldırup Saltık Velî tahta kılıcın gılâfından çıkarup "niyyetü'l-gazâ" deyüp bir papas kulağuz ile Dobruca sahrâsında kral kızlarının amûda bağlı olduğu yire 266b varup kızları halâs edüp bir yerde hıfz eder. Kendüsü amûd dibinde durur. Ejdehâ dahi şiddet-i hâr olunca Dobruca sahrâsından bir ejder-i heft-ser gıjgırup dâmen-ber-hevâ kec kılup mu‘tâd-ı kadîmesi olan mile yakın gelince hemân Sarı Saltık Sultân fukarâlarına işâret edüp def ü kudüm ve nefîr ü zil çalınca ejder mil dibine yakın geldikde Saltık Bây Sultân "Yâ Ma‘bûd-ı bî-hemtâ" deyüp dal-satûr-ı Muhammedî olup Arapça âyetiyle bir na‘raya rehâ buldurup ejderin aşağı kellesine bir tahta kılıç niçe urursa kelle galtân olup bir şimşîr levha dahi urup bir kellesin kesüp hemân ejder dem çekim sınup bi-emri Hudâ dem-beste olup dörd başıyla firâr eder. Ardı sıra Şeyh Saltık Sultân ejderi kovarak ejder cân acısından gârına girüp Şeyh dahi akîbince girüp dörd kellesin dahi keserken ejder şeyhi der-âğûş edüp sıkar. Şeyh dahi "Yâ Hâfız-ı Müste‘ân" deyüp arkasın gârın bir cânibine dayayup şeyhin vücûdu kayaya girdüğü yer hâlâ zâhir ü bâhirdir. Ve iki dest-i şerîfleri ve iki kadem-i sa‘âdetleri kayaya te’sîr etdüğü alâmetleri zâhirdir. Ba‘dehû ejderin tâb [u] tüvânı kalmayup Saltık Sultân'ı koyverir. Sultan-ı merkûm eli kan, kılıcı kan, sînesi uryân, dilinde Hazret-i Kur’ân tilâvet ederek fukarâlarının yanına gelüp kralın iki kerîmesin yanına alup Dobruca kralına gitmede. Mukaddemâ kızların bağlı olduğu amûdun dibinde azîz hazretleri ejderin üç kellesin kesüp ardı sıra kovagiderken beri tarafda kulağuzluk ile gelen papas ejderin iki kulağın ve bir dilin kesüp seğirderek Dobruca kralının huzûruna kulakları ve dilleri bırağup "Müjde olsun kralım, ejderi katl edüp kızları halâs etdim, işte alâmeti" deyü kizb [u] iftirâ eder. Ân-ı sâ‘atde Saltık Sultân dahi kralın kızlarıyla gelüp tahta kılıcı kanıyla kralın huzûruna kor. Kızları kral bağırlarına basup "Ejderi kim katl etdi" deyü Dobruca Kral kerîmelerinden su‘âl eder. Kızlar dahi mâ-vak‘ı üzre Saltık Bây Sultân'ın katl etdüğün bir bir takrîr ederler. Ruhbân-ı mel‘ûn musırr olup "Elbette ben katl etdim" der. Saltık Sultân eydür "İmdi ey kral. Ejder öldürmek kerâmetdir. Bu râhib ile beni bir kazana koyup su içinde fıkır fıkır kaynadın. Kangımız ejderi öldürdü ise pişmeyüp halâs olur. Kizb söyleyüp ben öldürdüm diyen büryân olur" deyü bu da‘vâ-yı merdi edince papas-ı bî-dîn bu kavle rıza vermeyüp kral "eyle olsun" deyüp Pravadi garbında Kazan Balkanı demekle ma‘rûf ol balkanda bir kazan içre su doldurup gayrı ruhbânlar Saltık Sultân'ın ellerin ardına bağlayup kazana korlar. Dervîşânlar dahi papası muhkem kayd-bend edüp kazan içine korlar. Kazan altına âteş edüp alev-ber-alev âteş-i Nemrûd içinde iki cân kaynamada. Beri Anadolu tarafında Kırşehri'nde Hacı Bektaş-ı Velî, destmâliyle bir kayayı silüp "Saltık Muhammed'im ıztırâbda terlemededir. Hak dest-gîr [u] mu‘în u zahîri ola" dedikde kayadan tuzlu su akardı. Hâlâ Hacı Bektâş-ı Velî tuzu ol günde hâsıl oldu. Ba‘dehû kazanın ağzın açup gördüler kim Saltık Bây Sultân arak-âlûd olup "Yâ Hayy" ismine meşgûl, ruhbân-ı mel‘ûn herse olup ancak üstühânları ve siyâh ruklesi kalmış. Bu hâli Dobruca Kral görüp hâk-i pây-i şeyhe düşüp şehâdet parmağın kaldırup derûn-ı dilden bende-i Sübhân olup ta‘allukâtından ol sâ‘at yedi bin âdem ile İslâm'a geldiler. İslâm'a gelmeyenlere gazâlar edüp feth [ü] fütûhâtlar etdiler. Dobruca Kral Orhân Gâzî'ye elçiler gönderüp mutî‘ [u] münkâd oldu. Orhân'dan Dobruca Krala kadı ve tuğ u alem gelüp ismi Alî Muhtâr oldu. Ba‘dehû sene-i mezbûrda Saltık Sultân vasıyyet eyledi kim "Beni gasl edüp yedi tâbût âmâde edin. Zîrâ benim içün yedi kral ceng [u] cidâl ve harb [u] kıtal etseler gerekdir" deyü vasiyyet-i şerîfi üzre cümle fukarâları cem‘ olup yedi tâbût hâzır edüp azîz hazretleri dahi sene (---) târîhinde 267a dâr-ı bâkiye irtîhal edüp cümle hulefâları tevhîd [u] tezkîr ile azîzi gasl edüp bir tâbût içre kodular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 266a–267a ·
metinde göster ·
… r kenz-i azîm ve gümüşhane ma‘denin bulup bây olduklarından bu zemîne "Bây-yurd"
dan
galat Bâyburd derler. Hâlâ galat-ı meşhûr evlâdır. Erzurûm hâkinde Uzun Hasan Ş …
Sene (---) târîhinde Akçakoyunlu pâdişâhları kim Âl-i Osmân'ın ecdâd-ı ızâmlarıdır. Kaçan kim Mâhân diyârından Âl-i Dânişmendiyân ile Rûm'a geldiklerinde bu memlekete ibtidâ kadem basup bu zemînde meks edüp tavattun ederler. Ve yaylaya çıkup konup göçerken bu mahalde bir kenz-i azîm ve gümüşhane ma‘denin bulup bây olduklarından bu zemîne "Bây-yurd"dan galat Bâyburd derler. Hâlâ galat-ı meşhûr evlâdır. Erzurûm hâkinde Uzun Hasan Şâh hükmünde iken sene (---) târîhinde Ebü'l-feth Mehemmed Hân fethidir. Be-dest-i Mahmûd Paşa-yı atîk. Hâlâ Süleymân Hân tahrîri üzre Erzurûm vezîrinin hâss-ı hümâyûndan ifrâz olunan subaşılığıdır. Ve yüz elli akçe kazâdır ve cümle taht-ı kazâsında (---) aded âbâdân kurâ-yı büldândır. Kadısına senevî altı kîse 327b hâsıl olur. Kal‘a dizdârı ve (---) aded neferâtları ve şeyhülislâmı ve nakibü'l-eşrâfı ve a‘yân [u] eşrâfı ve sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 327a–327b ·
metinde göster ·
galat "Çorum" derler deyü hüsn-i ta‘bîr ederler. Âl-i Dânişmendiyye destine gir …
Kavm-i İslâm binâsıdır, ammâ Allahu a‘lem Selçûkiyân'dan Kılıç Arslan Şâh binâsıdır. Âb [u] hevâsı latîf olduğundan Kılıç Arslan oğlu Ya‘kûb Mirza'yı ve niçe yüz hasta çorluları bu şehre gönderüp ifâkat bulduklarından Çorum nâmıyla müsemmâ bir şehr-i ma‘mûrdur. Ammâ a‘yân-ı ulemâ-yı vilâyet hüsn-i tevcîh edüp "Cûr-ı Rûm"dan galat "Çorum" derler deyü hüsn-i ta‘bîr ederler. Âl-i Dânişmendiyye destine girmişdir. Anlardan sene (---) târîhinde Yıldırım Hân istîlâ eylemişdir. Sivas eyâletinde sancak beği tahtıdır. Beğinin taraf-ı pâdişâhîden hâss-ı hümâyûnı 300.000, ze‘âmet 19 ve timar 310 ve alaybeğisi ve çeribaşısı ve yüz elli akçe kazâdır. Ve (---) nâhiyedir. Senevî kazâsından beş kîse hâsıl olur. Şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve a‘yân [u] eşrâfı ve kal‘a dizdârı ve neferâtları ve kapan emîni ve muhtesibi ve şehir nâ’ibi ve şehir subaşısı vardır. Ve sipâh kethüdâyeri beğine mu‘âdil kerr u fer sâhibi hâkimdir. Ve kapukulu serdârı dahi müte‘azzım âdemler olur. Zîrâ bu Çorum sancâğında askerî tâ’ifesi gâyet çokdur ve eşkıyâ ve zorba yeridir. Hattâ bizim paşayı bu şehre kondurmak istemediler. Mâbeyne muslihîn girüp mahkeme-i şer‘de yâfteler verüp cümle şehr hânelerinde üç gün meks etmek fermân olundu. Bu şehr cümle kırk iki mahalle ve kırk iki mihrâbdır. Ve cümle dörd bin üç yüz bâğlı ve bâğçeli kiremitli ve hâk-i amber-i pâk ile mestûr hâne-i ma‘mûrlardır. Ve cümle tokuz hutbedir. Cümleden ma‘mûr selâtîn-i selef Sultân Murâd Câmi‘i, kurşum kubbeli câmi‘-i rûşendir. Lâkin bir minârelidir. Anı dahi yıldırım urup münhedim etmişdir. {Ammâ Sultân Alâeddîn Câmi‘in Süleymân Hân ta‘mîr etmişdir. Be-dest-i Mi‘mâr Sinân Ağa} Ammâ bu câmi‘ çârsû içinde vâkı‘ olmağıla cemâ‘ati çokdur. Ve Tahılbâzârı Câmi‘i ve Beğ Câmi‘i ve Defterdâr Câmi‘i ve Medrese Câmi‘i ve Ağa Câmi‘i. Ammâ Murâd Hân Câmi‘i'nden mükellef kurşumlu câmi‘ yokdur. Mâ‘adâ mesâcidlerdir. Yeni hammâm gâyet latîfdir. 350b(---)(---)(---) câmi‘ine
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 350a–350b ·
metinde göster ·
niçe halûk ve halîm ü selîm cânları vardır kim (...) velev kâne kâfiren mazmûnu …
Ba‘dehû sene (---) târîhinde Horâsân'dan yedi yüz Horâsân erenleriyle Hacı Bektâş-ı Velî ceddimiz Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî hazretlerinden Rûm'a gelmek içün me’zûn olup doğru bu âsitâne-i Seyyid Battâl Gâzî'ye gelüp niçe zamân anda ikâmet edüp Bursa'dan Orhân Gâzî Hacı Bektâş-ı Velî'yi görmeğe bu Seydî Battâl âsitânesine gelüp Bektâş-ı Velî ile müşerref olup Bektâş-ı Velî ricâsıyla bu âsitâne-i Battâl'ı Koca Orhân Gâzî eyle imâr edüp gûyâ bir kal‘a-i metîn edüp bin aded hâne halkın iskân etdirüp şehr imâr eder. Hacı Bektâş-ı Velî dahi halîfelerinden Pîrce Sultân'ı yetmiş fukarasıyla tekye-nişîn edüp anda sâkin olduğundan hâlâ âsitâne-i Bektâşiyân'dır kim iki yüzden mütecâviz ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at pâ-bürehne ve serbürehne erbâb-ı ma‘ârifden ârif-i billah fakr-ı fâka erenlerinden "fenâ fillah", "lâ cübbete ve lâ sivallah"dan niçe halûk ve halîm ü selîm cânları vardır kim (...) velev kâne kâfiren mazmûnu üzre bây u gedâya ve hâs [u] âma ve pîr [u] cüvânın cemî‘i âyende vü revendegânına bir baş ile bin cân ile derûn-ı dilden hizmet edüp mihmândârlık ederler ve her bir dervîş-i dil-rîşânların kimi Fârisî-hân ve kimi urefîhân ve kimi musanna‘ kaşıklar ve çevgân u pâlehenkler ve gûnâ-gûn sihr-i i’câz şeyler îcâd edüp hırka-bahâ içün âyende vü revendelere hedâyâ verîrler ve her bir fukarâ bu âsitânede birer işe me’mûrlardır. İbtidâsı meydân ferrâşlığından pâye kat‘ ederek kubbe-i azîzde türbedâr olur. Ba‘dehû şeyh-i azîz olup şeb [u] rûz âsitâne-i sa‘âdetde ber-karâr olup müstecâbü'd-da‘ve kimesne olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 7b ·
metinde göster ·
… p cümle hükemâya pîr oldu. Ve Mısır'da medfûndur, ammâ bu İmrü'l-Kays Arapça '
dan
olup İslâm ile müşerref olmadı. Zîrâ ilm-i nücûmda Ebû Leheb-i la‘înin telâmîzl …
Maşâd-ı şâ‘ir-i mâhir İmrü'l-Kays: Ol İmrü'l-Kays'dır kim Hazret-i Risâlet-penâh'ın zamân-ı sa‘âdetlerinde fusahâ-yı büleğâ-yı Kureyş idi. Ol asırda ilm-i şi‘re rağbet olmağıla niçe bin sultân-ı şu‘arâlar var idi, ammâ cümleye mümtâz [u] müsellem Abdurrahmân Hassân ve bu İmrü'l-Kays idi. Pesendîde eş‘âr-ı belîğlerin Hazret-i Resûl kıra’at edüp Seb‘a-yı Mu‘allaka nâm mahalde sahîfesiyle asup makbûl şi‘r olmuş olurdu. Ammâ Hassân İslâm ile müşerref olup sahâbe-i kirâmın güzîdesi oldu. Hattâ Mısır'dan melik Mukavkıs-i Kıbtî Hazret'e Düldül katırı ve Zülfikâr kılıcı ve Mariya câriyeyi ve hemşîresin Hazret-i Zünnûn-ı Mısrî ile hedâ[yâ] gönderüp hedâya huzûr-ı Resûl'de makbûle geçdikde Düldül'ü ve Zülfikâr'ı Hazret-i Alî'ye ihsân etdi ve Mariya câriyeyi hazret kendülere alıkoyup İbni'n-nebî İbrâhîm andan oldu. Mariya câriyenin hemşîresin bu Hassân şâ‘ire verüp sultân-ı şu‘âra oldu ve elçi Zünnûn-ı Mısrî dahi İslâm ile müşerref olup sahâbe-i kirâmdan olup cümle hükemâya pîr oldu. Ve Mısır'da medfûndur, ammâ bu İmrü'l-Kays Arapça 'dan olup İslâm ile müşerref olmadı. Zîrâ ilm-i nücûmda Ebû Leheb-i la‘înin telâmîzlerinden ve anın akrabâlarından idi. Hattâ bu İmrü'l-Kays hazret-i Kur’ân-ı azîm ve furkân-ı mecîd kıbel-i Hakkdan Cibrîl-i emîn vesâtatıyla resûl-i kibriyâya nâzil olmazdan yedi sene mukaddem Arapça lafz-ı dürer-bârın mukaddem târîhile İmrü'l-Kays manzûm etmişdir kim güfte-i İmrü'l-Kays:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 68a ·
metinde göster ·
… bir ejderhâyı katl edüp bu Perevadi'de neşv [ü] nemâ bulduğundan "Bir er vardı"
dan
galat Pirevadi derler. Ba‘dehû sene 814 târîhinde bu kal‘ayı Mûsâ Çelebi ibn Yı …
Der-sitâyiş-i şehr-i kadîm Bürvadi, ya‘nî kal‘a-i âlî Pirevadi: İbtidâ bânisi Dobruca krallarından Helona kral binâsıdır. Ve dârü'l-mülk-i Dobruca'dır. Cemî‘i Bulkaristân-i millet-i Yunan bunun destinde idi. Bunlar dahi millet-i 109b Mesîhî'den olup İncîlî idiler. Hudûdları Çanga balkanında mezkûr kal‘a ve handakdan tâ Alacahisâr'da despot kral ile müşâ idi. Bir tarafı Tuna kenarında Tolça kal‘asından Tuna kenarıyla ne kadar büleyde kılâ‘lar var ise Semendire kralıyla müşâ olup mâbeynlerinde Sofya sahrâsında cereyân eden nehr-i Iskır hudûd olduğu Yanvan Târîhi'nde acâyib mufassal tahrîr olunmuşdur. Ve bu Dobruca kralı dâ’imâ Çınkız Hân ve Tohtamış Hân ile Akkirmân'da Kamerü'l-kamer sahrâsında ceng-i azîmler edüp İslâmbol Kostantinlerinin üzerine Tatar'ı geçirmeyüp sedd olduğundan "dobra" ya‘nî iyi kral demek olur. Krallarının karârgâhı bu Pirevadi'dir. Niçe kimesne kitâbetde Pirevâdi, niçeler Perevadi, niçeleri "Bir er var idi" yazar. Hakkâ ki Belh [ü] Buhârâ'da Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî hazretleri Hâcı Bektâş-ı Velî'yi Rûm'a Sarı Saltık ya‘nî Muhammed Buhârî hazretlerin gönderdikde Saltık-ı Buhârî Sinop'dan Varna'ya, Varna'dan bu Pirevadi'de Dobruca krala gelüp bir ejderhâyı katl edüp bu Perevadi'de neşv [ü] nemâ bulduğundan "Bir er vardı"dan galat Pirevadi derler. Ba‘dehû sene 814 târîhinde bu kal‘ayı Mûsâ Çelebi ibn Yıldırım Hân Rûm'a halîfe iken feth etmişdir. Bâ ceng-i azîm, be-dest-i i‘ânet-i Mehemmed Beğ ibn Mihal-i Kebîr şehr-i Plevne'de medfûndur. Ba‘dehû Süleymân Hân tahrîrinde Özi eyâleti vâlîsi hükmünde paşa ve voyvadası zâbitdir. Ve yüz elli akçe pâyesiyle şerîf kazâ olup Der-i devletinde cümle nakîbü'l-eşrâflara arpalık olup nâ’ibi hükm eder. Cümle nevâhî kurâları (---) âbâdân mahsûldâr kurâlardır. Kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı vardır. Zîrâ a‘yân [u] eşrâfı ve askerî tâ’ifesi çokdur. Şeyhülislâmı ve nakîbi ve şehir nâ’ibi ve muhtesibi ve bâcdârı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 109a–109b ·
metinde göster ·
… eyüp dâ’ima ta‘âm-ı lahışeleri dâ’imdir. Zîrâ nezerâtdan ve pârsâ ve "şeyu'llah"
dan
ve gayri evkâfdan gelirleri çokdur. Ve değirmânları ve koruları ve koyun ve her …
Bu âsitânede ma‘rifetsiz dervîş-i dilrîş yokdur. Hattâ niçesi kara çalı kökünden beş yüz pâreli ve doğrama saplı kaşık ve keşkül ve çevgân ve arka kaşağısı ve hançer kabzası ve gayri gûnâ-gûn yapup Arapça deyü her gelen yârâna birer hedâyâ verüp hırka-bahâ edinirler. Ammâ lokmaları mâh u sâl bi'l-gudüvvi ve'l-âsâl pîr ü cüvân ve gebr u tersâya ni‘metleri mebzûldur kim pîr hazretleri asrından berü âteşgedeleri matbah-ı Keykâvûslarında sönmeyüp dâ’ima ta‘âm-ı lahışeleri dâ’imdir. Zîrâ nezerâtdan ve pârsâ ve "şeyu'llah"dan ve gayri evkâfdan gelirleri çokdur. Ve değirmânları ve koruları ve koyun ve hergele ve sığırları ve tarlaları gâyet çokdur. Hattâ yevm-i şitâda korularından meşe ağaçların kesüp arabalar ile meydân kapusundan içeri araba girüp ocağa iki araba hatabı dağlar gibi yığup gûyâ nâr-ı Nemrûd olup meydân içi germâ olup cümle dervîşân-ı müsâfirîn safâ-yı hâtırla dem ederler. Tâ bu mertebe araba girer meydândır kim kapuları ve revzenleri vakt-i şitâda keçe perdelidir kim gûyâ hammâmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 123b ·
metinde göster ·
… p ibtidâ İpsala'yı feth edüp ibtidâ cum‘a namâzın anda kıldıkların "ibtidâ salâ"
dan
galat İpsala derler. Sene (---) târîhinde feth olan hâk-i Rûm'da bu kal‘adır. Z …
Âhir Hicret-i Nebeviyyenin sene (---) si târîhinde 149a tulû‘-ı Âl-i Osmân'da ulemâ-yı Rûm ve müfessirîn ve muhadisîn-i zevi'l-mefhûm cemî‘i va‘z [u] nasîhatlerinde ale'l-umûm Arapça âyet-i şerîfinin tefsîr-i dürerbârın Rûmeli arzında Edirne-i İrem'dir, deyü ümmet-i Muhammedî ve cüyûş-i muvahhidîn-i fethin tergîb ederdi. Ve sûret-i Hak'dan görünüp Edirne'ye ve gayri kral-ı dâllere elçiler gönderüp yolların ve bellerin ve âyîn-i bed-nâmların görüp gelirlerdi. Tâ ki sene (---) târîhinde Orhân Gâzi saltanatında Bursa Rûm keferesi destinden feth olup Edirne şehrinin dahi fethine bezl-i ihtimâm edüp taht-ı sânî olmasına karâr verüp bizzât Hacı Bektâş-ı Velî huzûrunda gülbang-ı Muhammedî çekilüp Fâtiha tilâvet olunup bizzât Hacı Bektâş-ı Velî üç yüz fukarâsıyla ve yetmiş nefer asâkir-i İslâmdan Ece Ya‘kûb ve Haladere ve Yalvac Dede ve Kara Mürsel ve Kara Koca ve Kara Hoca ve Kara Evren nâm gâzîler kapıdağından sallar ve kelekler ile Bismillah ile Rûm'a geçüp şebhûrlar edüp ibtidâ İpsala'yı feth edüp ibtidâ cum‘a namâzın anda kıldıkların "ibtidâ salâ"dan galat İpsala derler. Sene (---) târîhinde feth olan hâk-i Rûm'da bu kal‘adır. Zamân-ı Orhân Hân, be-dest-i Süleymân Şâh b. Orhân Gâzî. Hulâsa-i kelâm yedi senede guzât-ı müslimîn yetmiş pâre şehir ve kal‘a-i metîn [u] müstahkemler feth olup âhir Süleymân Şâh bir turnaya şâhin salup şikâr almağa atıyla seğirdirken tekerlenüp merhûm olunca cümle küffâr kızıl yumurta boyayıp gûyâ şâdumân ettiler. Anın akîbince Gâzî Murâd Beğ Edirne altına ve İslâmbol altına varınca şebhûnlar ve çapullar ve yortumlar bırağup küffâr-ı bed-girdârı Edirne'den taşra çıkarmaz olup her bâr guzât ile mâl-ı firâvânlar olup yine selâmetle İpsala'ya kaytavul ederdi. Tâ ki sene (---) târîhinde Gâzî Murâd Hân-ı Evvel müstakil pâdişâh olunca "Bismillah, niyyetü'l-gazâ-i İdrivne" deyüp yedi yerden gayret kılıcın kemerine bend kılup Tatar ve Moğol-ı Rûm'dan yüz yetmiş bin asker cem‘ edüp kal‘a-i Edirne'yi muhâsara edüp cânib-i erba‘adan gelen imdâdların dendân-ı tîğdan geçirüp derûn-ı kal‘ada mütahassın olan küffâr-ı hâksâr-ı dûzah-karâr "el-Amân ey güzîde-i asker-i Âl-i Osmân!" deyüp kal‘ayı emân ile verüp nice bini Sofya cânibine, nice bini Kostantiniyye'ye gidüp hamd-i Hudâ sene 762 târîhinde bizzât Gâzi Hudâvendigâr kal‘a-i Edirne'yi {İslâmbol'dan sene (---) mukaddem, ammâ feth-i İslâmbol sene 857} feth edüp anda karâr-dâde olup taht-ı sânî Edirne oldu. İnkırâzu'd-deverân dest-i Âl-i Osmân'da mü’ebbed ola, âmîn yâ mu‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 148b–149a ·
metinde göster ·
… dan Melik Ahmed Paşa câmi‘i: (---)(---) Hân vüzerâlarından Ekrâd-ı (---)(---)
dan
bir sâhib-i hayr vezîr-i dilîr imiş. Ammâ efendimiz gibi "Melek Ahmed Paşa" nâm …
Andan Melik Ahmed Paşa câmi‘i: (---)(---) Hân vüzerâlarından Ekrâd-ı (---)(---) dan bir sâhib-i hayr vezîr-i dilîr imiş. Ammâ efendimiz gibi "Melek Ahmed Paşa" nâmlı değil imiş, "Melik Ahmed Paşa" imiş. Bu câmi‘-i pür-envâr Rûm kapusu kurbündedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 201a ·
metinde göster ·
… bu câmi‘i seyr ederken mü’ezzin ezân okurken "Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah"
dan
sonra "Alîyyün veliyyullah, Alîyyün veliyyullah" dedi ve ba‘de'l-ezân "Yâ düşme …
Haremi etrâfı gûnâ-gûn sütûnlar ile mebnî olup üzerleri musanna‘ kıbâb-ı nîlgûnlardır. Ve hareminin üç kapusu vardır. Fakîr bu câmi‘i seyr ederken mü’ezzin ezân okurken "Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah"dan sonra "Alîyyün veliyyullah, Alîyyün veliyyullah" dedi ve ba‘de'l-ezân "Yâ düşmenân-ı Alî-râ ve şehîdân-ı Kerbelâ-yı dilîrâ" deyü efsâneler idem derken bizi görüp dem-beste oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 294b ·
metinde göster ·
Der-beyân-ı ibret-nümâ-yı mutalsamât: Evvelâ Musul'a karîb bir çeşme-sâr vardır. Hazret-i Yûnus'un mu‘cizesiyle ilâ hâze'l-ân Selsebîl-âsâ cereyân etmededir. Kaçan kim bir hâkim-i zâlim ol ahâlî-i Musul ol zâlimi ziyâfet takrîbiyle ol çeşme-i mu‘cezeye götürüp nûş idince ol zâlim bi-emri Hudâ üç güne varmaz âhiret be-güzişt olur. Hâlâ ol çeşme-i mücerreb cârîdir ammâ herkesin ma‘lûmu değildir. İllâ müsinn kimesneler mâbeyninde darb-ı mesel olmuşdur kim bir âdem yamân olup bed-du‘âya sezâ olsa, ana nezâketle "Nûş etdiğin Musul çeşmesi ola!" derler, bilmeyen du‘â zann edüp "Hak râzî ola!" der. Ammâ el-ma‘nâ fî batnı'ş-şâ‘iri üzre "nûş etdiğin Musul çeşmesi ola"dan murâd der-akab fevt olasın demekdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 403a ·
metinde göster ·
Buyurdular kim "şu kal‘aya varana tîmâr u ze‘âmetler ihsân ederim" dedikde cümle guzât-ı müslimîn kal‘aya bir baş yürüyüş edüp feth eylediklerinde ismine "Kal‘a-i Varana"dan galat kal‘a-i Varna derler, ammâ bânîsi İsâ Nebî asrında Batlîmûs Ağıstaş binâsıdır. Ba‘dehû Ciniviz istîlâ edüp dahi tevsî‘ edüp niçe divelden divele kalmış bir âşiyândır kim kal‘ası Karadeniz kenârında şekl-i murabba‘ bir şeddadî binâ bir sûr-ı ra‘nâdır. Dâ’iren-mâdâr cirmi üç bin adımdır. Hemân bir tarafı karadır. Cümle etrâfı handak içi deryâdır ve cânib-i garba nâzır şehre açılır bir demir kapusu önünde şehre cisir ile ubûr olunup çâr-kûşesinde çâr kulle-i metînleri var ve cümle burc [u] bârûlarında ve dendân-ı bedenlerinde mazgal delikleri ile ârâste ve limana nâzır şâhâne top-ı kûplar ile pîrâste bir hisâr-ı 30b üstüvârdır kim derûn-ı hisâr cümle müstahfızân hâneleri ve gılâl anbârları ve bir câmi‘i var, ammâ çârsû-yı hammâmı yokdur, lâkin mükemmel cebehânesi ve topları çokdur. Cümle (---) yetmiş aded neferâtları her şeb "Allâh yeğdir yeğ" deyüp nigehbânlık ederler. Ulûfeleri iskele gümrüğünden mu‘ayyendir, ammâ limanı kıble ve şark cânibine küşâde olmağile gemiler lenger-endâz olup huzûr ile yatamazlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 30a–30b ·
metinde göster ·
… düp niçe zemînleri seyr [ü] temâşâ ederek Bursa zemînine gelüp, Bursa, ‘Bulursa’
dan
galatdır, anda Bursa şehrin tûfân-ı Nûh kumu içinden çıkarup Süleymân Nebî Burs …
Andan yine Hazret-i Süleymân yele emr edüp niçe zemînleri seyr [ü] temâşâ ederek Bursa zemînine gelüp, Bursa, ‘Bulursa’dan galatdır, anda Bursa şehrin tûfân-ı Nûh kumu içinden çıkarup Süleymân Nebî Bursa'da meştâ edüp, andan bu Kapudağı zemîninde bu Aydıncık nâm âb [u] havâsı latîf cây-ı hoş-fezâyı beğenüp Belkıs'ın re’y [ü] tedbîriyle bu Aydıncığ'ı eyle amâr etdiler kim yedi yılda ins [ü] cin ve hûş u tuyûr ve dîv ü periler çalışmadan bî-tâb ü bî-mecâl kalup İremezâtü'l-imâd misilli bir şehr-i azîm olup hâlâ eser-i binâları Kapudağı boğazına ve Erdek sahrâlarına varınca ibret-nümâ amûd-ı müntehâlar ve tâk-ı kisrâlar ve kubbe-i gûnâ-gûnlar hisâbın Sâhibü't-tedbîr Sannâ‘-ı Lem-yezel bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 87b ·
metinde göster ·
galat İpsala derler. Andan tâ Tekirdağı'na ve tâ Silivri'ye ve İslâmbol kapular …
Ve cümle on yedi aded mihrâbdır, ammâ cümleden kârgîr kubbe-i azîmi kurşumlu Ece Ya‘kûb câmi‘i, ma‘mûr u müzeyyen ve cemâ‘at-i kesîreye mâlik câmi‘-i kâr-ı kadîmdir. Bu câmi‘ sâhibi bu hakîrin cedd-i izâmları birâderlerindendir kim silsile-i nihâyetleri Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî hazretlerine andan Muhammed-i Hanefî'ye andan İmâm Bâkır ve on birinci imâm Hüseyin'e müntehîlerdir. Ulu gürbüz er dilâver ve server-i hünerver kimesnelerden idi kim Süleymân Paşa ibn Orhân Gâzî ile bu Ece Ya‘kûb ve Kara Mürsel ve Kara Koca yetmiş kişiyle bunlar Kapudağı burnundan deriden tulum sallar ile Rûm'a ibtidâ geçüp ibtidâ İpsala'yı feth edüp ibtidâ salât kıldıklarından, "İbtidâ salâ"dan galat İpsala derler. Andan tâ Tekirdağı'na ve tâ Silivri'ye ve İslâmbol kapularına varınca kılıç urup gazâ mâlıyla bu Çârdâk'daki câmi‘i binâ edüp hâlâ nezâreti bu hakîr üzredir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 89b ·
metinde göster ·
… r. Ba‘dehû elsine-i Yörükân-ı Türkân'da galat-ı meşhûr evlâ olmak ile "Bul Ayır"
dan
galat "Bolayır" kasabası derler.
Süleymân Paşa eydir: "Bire Lala, var şu asker-i İslâm'ı bul, ayır da sonra kal‘ayı feth eyle" dedikde hakîkatü'l-hâl eyle edüp kal‘ayı sene 758 târîhinde feth olup ismini "Bul Ayır kal‘ası" korlar. Ba‘dehû elsine-i Yörükân-ı Türkân'da galat-ı meşhûr evlâ olmak ile "Bul Ayır"dan galat "Bolayır" kasabası derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 97a ·
metinde göster ·
… ‘a idi. İbtidâ diyâr-ı Rûm'da feth olup cum‘a salâsı verildiğinden "ibtidâ salâ"
dan
galat-ı meşhûr İpsala derler. Hakkâ kim pây-ı İslâm Rûm'a kadem basdığı dem sal …
Sene 758 târîhinde İdrivne Kral-ı dâll elinden Gâzî Süleymân Paşa feth etdiği gün yevm-i cum‘a idi. İbtidâ diyâr-ı Rûm'da feth olup cum‘a salâsı verildiğinden "ibtidâ salâ"dan galat-ı meşhûr İpsala derler. Hakkâ kim pây-ı İslâm Rûm'a kadem basdığı dem salât-ı cum‘a edâ olunduğundan halkı gâyet musallîdir. Ba‘de'l-feth-i Süleymân Paşa, Rûm keferesi istîlâ edüp sene 793 târîhinde Gâzî Hudâvendigâr be-dest-i Lala şahin Paşa, feth etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 97b ·
metinde göster ·
galat efvâh-ı nâsda ve lisân-ı Çıtak'da "Karnabat" derler.
Ba‘dehû sene 768'de Sultân Mûsâ ibn Yıldırım Bâyezîd Hân Rûm'a pâdişâh-ı tavâ’if-i mülûk gibi iken bu kal‘a anın asrında vezîri Timurtaş Paşa Rûm keferesi elinden feth edüp ismine Karîn-âbâd, ya‘nî "Yakında ma‘mûr ola" deyü "Karîn-âbâd"dan galat efvâh-ı nâsda ve lisân-ı Çıtak'da "Karnabat" derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 100b ·
metinde göster ·
… iz" deyü pâyendâz yerine hibe eyleyüp İshâkcı kazâsına ilhâk olundu. "Timar ova"
dan
galat "Tomarova" nâmıyla şöhre-i şehir olmuş bir ma‘mûr ve mahsûldâr {birkaç dü …
Bu kazâ mukaddemâ Boğdan hükmünde idi. Sene (---) târîhinde Boğdan Beği Sultân Osmân'a "Hoş kadem geldiniz" deyü pâyendâz yerine hibe eyleyüp İshâkcı kazâsına ilhâk olundu. "Timar ova"dan galat "Tomarova" nâmıyla şöhre-i şehir olmuş bir ma‘mûr ve mahsûldâr {birkaç dükkânları var} kazâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 109a ·
metinde göster ·
galat-ı meşhûr evlâ olup hâlâ elsine-i nâsda "Gölikesri" derler. Hâlâ Rûmeli ey …
Bu kal‘a Kavala sâhibi Feylekos-ı Yunanî binâsıdır. Lisân-ı Rûm'da bu kal‘aya (---) derler, ammâ sene (---) târîhinde Rûm keferesi destinden Koca Murâd Hân-ı Sânî feth edüp gölünün vâsi‘liğin görüp "Gölü kesîr" buyurduklarından, ya‘nî "gölü çok"dan galat-ı meşhûr evlâ olup hâlâ elsine-i nâsda "Gölikesri" derler. Hâlâ Rûmeli eyâletinde Sultân Murâd-ı Râbi‘ hemşîresi, ya‘nî Sultân Ahmed'in duhter-i pâkîze-ahteri ve Cânpoladzâde Hüseyin Beğ efendimizin vâlide-i müşfikası Fâtıma Sultân efendimizin hâssıdır kim kırk yük akçe iltizâm ile Tophâneli Kadrî Ağa hâkim-i örfdür. Ve hâkim-i şer‘-i Resûl-i mübîni yüz elli akçe kazâdır ve yüz on pâre nâhiye kurâları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 178a ·
metinde göster ·
evvel Kırım eyeleri idi, zîrâ Cuci Hân Kırım'a mâlik olurken ibtidâ Kırım'a gir …
Andan kânûn üzre Şîrîn beği yigirmi bin cürd atlı Tatar'a mâlikdir. Hân kızlarından hâsıl olurlar. Yine hasîbü’n-nesîb Âl-i Cingiziyândandır, zîrâ bu Şîrî[n] beği mâ-tekaddemden hânlar (...) dan evvel Kırım eyeleri idi, zîrâ Cuci Hân Kırım'a mâlik olurken ibtidâ Kırım'a girüp kılıç urup Kırım'ı mutalayan(?) bu Şîr[în] beğlerinin ecdâdlarıdır kim Cuci Geray Hân bu gâzîlere ibtidâ duhter-i pâkîze-ahterin verdiklerinden ilâ hâze'l-ân kânûn-ı Cuci Hân'dır kim cemî‘i hânlar kızların bu Şîrîn beğlerine verirler. Anıniçün hânlara bunlar akrabâdırlar. Ve bu Şîrîn beği eli altında üç yüz aded hasîbü'n-nesîb mirzalar vardır. Hakkâ ki bu kavm-i kabîle büyük oymaklardır kim Çadır dağı 125b altında Nakşevân elinde sâkin olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 125a–125b ·
metinde göster ·
… îl edüp intikâm aldıklarıyçün Karım kirmân deyü tesmiye ederler. Ba‘dehu "Karım"
dan
Kırım galat-ı meşhûr kalır.
"Varın murâd edindiğiniz yerde bir kal‘a ve şehir yapup sâkin olun" deyü izin alup gâret oldukları yerde bir kal‘a bünyâd etmeğe başlayup ismine Karım kirmân derler, ya‘nî Karım hasımlarından mâllar tahsîl edüp intikâm aldıklarıyçün Karım kirmân deyü tesmiye ederler. Ba‘dehu "Karım"dan Kırım galat-ı meşhûr kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 137a ·
metinde göster ·
… e dahi bu Kalmık hakkında çok şey yazmışlar, ya‘nî "Yâ bilâde'r-Rey ve's-Sol‘ât"
dan
murâd-ı rümûz "Yâ vilâyet-i Rey halkı ve yâ Sol‘ât Kırım halkı, siz hazer edin …
Hattâ Cifr-i Câmi‘'de dahi bu Kalmık hakkında çok şey yazmışlar, ya‘nî "Yâ bilâde'r-Rey ve's-Sol‘ât"dan murâd-ı rümûz "Yâ vilâyet-i Rey halkı ve yâ Sol‘ât Kırım halkı, siz hazer edin küçük gözlü âdemden ki kendi nefisleri kabîlesindendir, anlardan korkun" buyurmuşlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 175a ·
metinde göster ·
. Bundan gayri Hazret-i [[(---) (---) (---)]] [rahmet]ullâhı aleyh. Bunların muv …
Bu âhir mısra‘ nass-ı kâtı‘dan (dan). Bundan gayri Hazret-i [[(---) (---) (---)]] [rahmet]ullâhı aleyh. Bunların muvâcehesinden yine cânib-i şarka iki adım gidüp, [[(---) (---) (---)]] anlar dahi Resûl-i Ekrem ile bir yerde âsûdelerdir. Bunların dahi müvâce[he]-i şerîflerine Q 120a varıldıkda yine âdâb üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y289b ·
metinde göster ·
… arın kıra kıra bir selâmete çıkar. Ammâ merkeb za’îf olsa şab (---)(---)(---)
dan
helâk olur. Hikmet-i Hudâ böyle taşdan ağaçlardır. Arapça
Ba‘zı Hind karakaları (---)(---)(---)(---) yine vardır muhâlif rûzgâr ile uğrayup dalı ve budakların kıra kıra bir selâmete çıkar. Ammâ merkeb za’îf olsa şab (---)(---)(---) dan helâk olur. Hikmet-i Hudâ böyle taşdan ağaçlardır. Arapça
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y371a ·
metinde göster ·
ziyâde mine'l-cebel ile'l-cebel dir (---)(---) kifâyetden sonra üç arşın dahi …
{Ammâ eğer Muhyiddîn-i Arabî hazretlerinin cifrinde tahrîr etdiği üzre nehr-i Nîl-i mübârek isteva'l-mâ’u ve'l-haşaba dan ziyâde mine'l-cebel ile'l-cebel dir (---)(---) kifâyetden sonra üç arşın dahi ziyâde Nîl-i mübârek taşarsa muhakkak Mısır şehri gark-ı âb olur. Hakkâ ki yine eyledir. Hattâ Kethudâ İbrâhîm Paşa vâlî iken Nîl-i mübârek tuğyân üzre gelüp Demirkapu eşiğinden ve İbrâhîm-i Gülşenî tekyesi önünden sehel Nîl nümâyân oldukda ehl-i Mısır'a telâş el verdi.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y63b ·
metinde göster ·
"Yok, bi-emrillâh anlar Mehdî zuhûruna dek Âyetü'l-kürsî'de Arapça '
dan
Arapça 'e gelince ne kadar hurûf var ise ol kadar mülûk âl-i Osmân'dan gelüp …
"Yok, bi-emrillâh anlar Mehdî zuhûruna dek Âyetü'l-kürsî'de Arapça 'dan Arapça 'e gelince ne kadar hurûf var ise ol kadar mülûk âl-i Osmân'dan gelüp Mısır'a ve cemî‘i kâfiristâna mâlik olup bu rûy-ı arzda küffâr kalmayup Yeni Dünyâ arzına giderler, andan eşrât-ı sâ‘at olur. Ammâ Ahmed bunda hikmet vardır, benim bî-çâre âşıklarım var idi kim hâk-i pâyime yüz sürmeğe teşne idiler, bu takrîb ile resm-i pâyime yüz sürüp murâd [u] maksûdlarına nâ’il oldular, sen dahi ed-dâll ale'l-hayr kefâ‘ilih (---) üzre savâba nâ’il oldun. Lâkin Kayıtbay'ımın gazâ mâlıyla alınan resm-i pâyim tîz Mısır'da türbesine gönder, yohsa sen bilirsin" deyü fermân edüp hall-i meclis olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y137a ·
metinde göster ·
… e ve Medîne'yi ganîmet eder. Ve beş ay kış günleri lodos eserse Cidde ve Yenbû‘'
dan
huccâc ve bahâr Süveys'e gelüp Mısır'ı ganîmet eder ve yine lodos ile Rûm'a gid …
Ve Mısır'da ale'd-devâm poyraz ve lodos beşer ay eserse Rûm'dan gemiler gelüp Mısır'ı ganîmet eder. Andan Süveys'den yine poyraz ile huccâc getürüp Cidde'ye ve Yenbû‘'a huccâc götürüp Mekke ve Medîne'yi ganîmet eder. Ve beş ay kış günleri lodos eserse Cidde ve Yenbû‘'dan huccâc ve bahâr Süveys'e gelüp Mısır'ı ganîmet eder ve yine lodos ile Rûm'a gider. Bu iki havâ Mısır'a ve halkına gâyet nâfi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y241b ·
metinde göster ·
… üği mesmû‘ları olup Hazret-i Resûl'ü ziyâret-i vedâ‘ edüp yine ılgar ile Yenbû‘'
dan
gemilere süvâr olup Mısır'a gelmişler. Böyle bir re’y-i tedbîr sâhibi Âsaf-ı Be …
Ol Süleymân Paşa'dır kim Mısır'da iç kal‘ada Şeyh Sârî türbesinde İslâmbol tarzı câmi‘i vardır. Eyle bir vezîr-i müdebbir imiş kim Süveys'de üç yüz pâre kadırga binâ edüp yigirmi bin asker ile ve Mısır beği Özdemir Beğ'i atları ile kadırgaya koyup Süveys'den mütevekkilen alallâh deyüp Hindistân'da Ahmedâbâd'ı ve Dîvâbâd'ı ve bender-i Haydar-âbâd'ı kuvvet-i bâzû ile ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl ederek Portakal küffârı elinden feth edüp bu kadar mâl-ı ganâyimi ile kabza-i teshîre alup yedi aydan sonra mezkûr benderleri Hind pâdişâhına hîbe eyleyüp mukâbelesinde Hind pâdişâhından bu kadar lek mâl-ı hazâyin alup donanma-yı İslâm ile Hindistân'dan avdet edüp Yemen diyârına gelüp anda dahi Moha ve San‘â ve Aden nâmında birkaç bender feth edüp Cidde'ye gelir, andan Mekke-i mükerremeye gelüp hac edüp andan ılgar ile Medîne-i münevverede Hazret-i Risâlet'i ziyâret edince cümle donanması Cidde'den Yenbû‘'a geldüği mesmû‘ları olup Hazret-i Resûl'ü ziyâret-i vedâ‘ edüp yine ılgar ile Yenbû‘'dan gemilere süvâr olup Mısır'a gelmişler. Böyle bir re’y-i tedbîr sâhibi Âsaf-ı Berhıyâ-yı Süleymân Hân'dır. Macariyyü'l-asl bir şecî‘ nefsinde bahadır gürbüz er imiş. Niçe feth [ü] fütûhâtına ve hayrât [u] hasenâtına hadd-i hasr yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y329b ·
metinde göster ·
… dan Hindî Câr nâmında kâyimmakâmlığı verüp andan Kara Nâ’ib kethudâsiyle Zeyla‘'
dan
yine Musova'ya ve Harkova'ya avdet etdiğimiz beyân.
Bu latîfeden murâd bu Zeyla‘ şehri ve'l-hâsıl bu Habeş diyârı gâyet mukavvî diyârdır. Hamd-i Hudâ Habeş'in âhirü'l-hudûdu olan Zeyla‘ şehrin tamâmen seyr [ü] temâşâ edüp firâr eden Manortıcı(?) Ahmed Paşa'nın kâ’immakâmı olan çâşnigîrbaşı kayd [ü] bend ile haps edüp hükûmeti Kara Nâ’ib tarafından Hindî Câr nâmında kâyimmakâmlığı verüp andan Kara Nâ’ib kethudâsiyle Zeyla‘'dan yine Musova'ya ve Harkova'ya avdet etdiğimiz beyân.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·
… u buhayre hâsıl olur. Ammâ şimdiki hâlde zehr-i mârdan ve semm-i helâhil-i mâr(?
)dan
nişân verir.
Ve bu buhayre kenârında karîbü'l-ahd üç yüz altmış pâre bâğ-ı behişt ma‘mûr u âbâdân kurâlar var imiş. Bir kerre bu buhayre tuğyâna gelüp ba‘zı kurâları gark eder. Ancak küşûfiyye beledlerinden yüz beş pâre kurâ kalmışdır. Ve yüz pâre dahi evkâf u iltizâm kurâlarıdır. Ve bu bahri bizzât Hazret-i Yûsuf-ı Sıddîk sıdk ile mübârek ve yed-i beyzâları ile hafr ederken emr-i Hakk'ile Cenâb-ı İzzet tarafından Cibrîl-i Emîn'e vahy gelüp mübârek kanadiyle işâret etdükde bu halîc-i azîm ve bir âb-ı hayât-ı cân-perver zemînde zâhir olup bu buhayre hâsıl olur. Ammâ şimdiki hâlde zehr-i mârdan ve semm-i helâhil-i mâr(?)dan nişân verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·
dansuḫ ele yaḫşı armaġanlar aldılar pay pürenüŋ oġlı-y-içün bir deŋiz ḳulunı bo …
daḫı gice gündüz yola girdiler istanbula geldiler dan dansuḫ ele yaḫşı armaġanlar aldılar pay pürenüŋ oġlı-y-içün bir deŋiz ḳulunı boz ayġır aldılar bir aġ tozlu ḳatı yay aldılar bir
… git sen benüm ünüm aŋla sözüm diŋle on altı yıldur kim oġuz içinden gitmiş idük
dan
dansuḫ kāfir
ancaḳ yorıyayım meded diyeyim didi bazirgan aydur yigit yigit big yigit sen benüm ünüm aŋla sözüm diŋle on altı yıldur kim oġuz içinden gitmiş idük dan dansuḫ kāfir
dansuḫ bu gün oġuzda ne gördün aydur ne göreyim oġlı olan ivermiş ḳızı olan köç …
oġul dan dansuḫ bu gün oġuzda ne gördün aydur ne göreyim oġlı olan ivermiş ḳızı olan köçürmiş babası aydur oġul ya seni ivermeḫ-mi gerek beli pes aġ saḳallu 'aziz baba ivermeḫ gerek didi