Bu kârhâne içre yüz aded tuç havânlardır kim her biri onar kantâr gelir tuç havânlardır. Ve gûnâ-gûn çarhları vardır kim görmeğe muhtâcdır, takrîr ile fehm olunmaz. Nehir üzre çarhları ve dollâbları vardır. Nehrin bendlerin açup dollâblar deverân etdikce içeride çarhlar dönüp kırkar ellişer vukıyye demir desteler darb edüp havân içre bârûdu döğüp cümle huddâmlar ağaçlar ile havân içini karışdırmadadırlar. Allâhümme âfinâ, demir el havâna dokunursa âteş çıkup cümle huddâmları tayr-ı ebâbîl gibi hevâya perrân giderler, bir muhâtara yerdir, temâşâsında dahi hüsn yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 145b ·
metinde göster ·
… le bir deyr-i azîm inşâ etdi. Sultân Mehemmed Hân deyri ve hâneyi münhedim edüp
darbhâne edüp
hâlâ eser-i deyri ma‘lûmdur ve hâlâ} cânib-i erba‘ası kal‘a-misâldir. Emîni ba‘ …
On üçüncü, evsâf-ı emîn-i Darbhâne-i Âl-i Osmân: -İslâmbol içre birdir kim Sultân Bâyezîd kurbünde darbhâne-i azîmdir. {Kefere asrında kîmyâ sâhibi bir papasın dârü'l-bevârı idi. Ba‘dehu mâl-ı kîmyâ ile bir deyr-i azîm inşâ etdi. Sultân Mehemmed Hân deyri ve hâneyi münhedim edüp darbhâne edüp hâlâ eser-i deyri ma‘lûmdur ve hâlâ} cânib-i erba‘ası kal‘a-misâldir. Emîni ba‘zı zamân kubbe-nişîn vezîrler olur. Zîrâ ol mahalde cülûs olup sikke tasîh olduğu mahal yevmiyye on kantâr gümüş işlenüp ve bir kantâr altun işlenüp memsûk olup altununa şerîfî derler kim hattında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 176b ·
metinde göster ·
… üz çubuk tel etdirüp beş yüz çubuk tel ile şehzâde Süleymân'ın pâyine iki kerre
darb edüp
bin deyenek olmuş olup Şehzâde Süleymân âzâde olduğu meşhûr-ı âfâkdır. Hattâ ha …
Bir kerre bu Kostanta Süleymân şehzâdeye elem-zede olup "Bin deyenek uram" deyü yemîn eder. Âhir Süleymân Hân vâlidesi Kostanta'ya bin altun verüp cürmün afv etmeği ricâ eder, ricâsı makbûle geçmeyüp bin altunu Süleymân Hân'a haddeden tel çekdirüp beş yüz çubuk tel etdirüp beş yüz çubuk tel ile şehzâde Süleymân'ın pâyine iki kerre darb edüp bin deyenek olmuş olup Şehzâde Süleymân âzâde olduğu meşhûr-ı âfâkdır. Hattâ hakîr ol pîr Kuyumcu Kostantın'ı bir kaç kerre görmek olmuş idi. Pâdişâhlara girüp nakl edüp cemî‘i tekâlifden berî bir deyrî ve diri koca kefere idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 186a ·
metinde göster ·
… ylîvâr süheyli evce peyveste olup sâdâ-yı Allah Allah sahrâ-yı Üsküdar'ı teng ü
dar edüp
velvele-nâk etdi.
Tâ ki vakt-i çâşt çastî ki oldu, Bulgurlu ve Çamlıca dağından ve Âl-i Bahâdır bâğından ve'l-hâsıl yedi yerden Celâlî askeri görünüp çitâ-çit top top olup yanar âteş gelir gibi gelüp cümle piyadesin ileri döküp geldüğü zâhir olunca hemân sadrıa‘zam tarafındaki Hazret-i Risâlet sancağın açınca bi-emri Hudâ bir rîh-ı tayyib zâhir olup Alem-i Resûl Celâlîler üzre efil efil esüp cümle guzât-ı müslimîn bu hâli gördükde İzid-i Müte‘âl'e hamd [u] senâ edüp tâze cân bulunca yedi yerden cenk tablına tarralar urulup tabl u nefîr u sûrnâ ve nakkâre sît u sadâsı ve at süheylîvâr süheyli evce peyveste olup sâdâ-yı Allah Allah sahrâ-yı Üsküdar'ı teng ü dar edüp velvele-nâk etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 32a ·
metinde göster ·
Ba‘dehû Kızılbaş-ı bed-ma‘âşın kânı olan Kızılcayayla'yı nehb ü gâret etmeğe Ulama Paşa'yı on sekiz bin askere serdâr edüp gönderdi. Âhir Ulama Paşa Kızılca dağda bi-emrillah münhezim olup az asker ile Tebrîz altına serdâr-ı mûmâ-ileyhe gelüp dahi ziyâde asker koşulup Tebrîz kurbünde Ucân yaylası ve Hoy ve Merende ve Tesûy ve Salmas diyârların nehb ü gâret edüp dârların Kızılbaşların başına dar edüp cümle guzât-ı müslimîn Kızılcayayla'da münhezim olduklarının intikâmın alup bî-hisâb mâl ile zîr-i Tebrîz-i dilâvîzde ordu-yı İslâm'a mansûr [u] muzaffer dâhil olup andan yine yigirmi günde Kutur derelerinden ve Pinyaniş Ekrâdı içinden Van'a dâhil olup kal‘a-i Van'ı dahi imâr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 250a ·
metinde göster ·
… bir sâ‘ati var. Nâkûsu içinde on âdem oturur. Vakt-i zuhr oldukda on iki kerre
darb edüp
sadâsı bir konak yerde istimâ‘ olunur. Ta‘bîr ü tavsîf ile olmaz, tâ ki görmeğe …
Der-âsâr-ı ibret-nümâ-yı acâ’ibât: Ol çârsû içre bir sâ‘at kullesi var, evce ser çeküp anda Erdel diyârından gelme bir sâ‘ati var. Nâkûsu içinde on âdem oturur. Vakt-i zuhr oldukda on iki kerre darb edüp sadâsı bir konak yerde istimâ‘ olunur. Ta‘bîr ü tavsîf ile olmaz, tâ ki görmeğe muhtâc bir sâ‘at-i ibret-nümâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 359a ·
metinde göster ·
… sâlet bu mahalde sa‘y-i Safâ ederken dest-i şerîfindeki asâ ile cebel-i Safâ'ya
darb edüp
asânın darbın dabbe istimâ‘ etdi, buyururlar imiş. Ve cebel-i (---)(---)(---) …
Cebel-i Safâ: Mekke'nin cânib-i şarkında şehir içinde Safâ mahallinde bir alçak cebeldir. Hadîs-i şerîf ile müsbetdir kim eşrât-ı sâ‘âtde zuhur edecek Dâbbetü'l-arz bu cebelde mahpûsdur, buyurmuşlardır. Hattâ Hazret-i Risâlet bu mahalde sa‘y-i Safâ ederken dest-i şerîfindeki asâ ile cebel-i Safâ'ya darb edüp asânın darbın dabbe istimâ‘ etdi, buyururlar imiş. Ve cebel-i (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y361a ·
metinde göster ·
… a erüp üstündeki hırka-i peşmînesin geyüp elindeki asâ ile ol taşa on iki kerre
darb edüp
on iki delik oldukda derhâl ol hacer-i rahnedâr bi-emrillâh lisâna gelüp,
Bir gün Mûsâ aleyhisselâm Nîl sâhilinde uryân olup havâyicin bir küçük taş üzre koyup Nîl'e girüp gasl etdükde taşra çıkup esvâbın taş üstünden alam derken bi-emrillâh ol taş yerinden kopup Mûsâ'nın esvâbıyla Mısır içine taş gitmede. Mûsâ uryân kalmamak içün taşın ardına düşüp tâ Mısır içine uryânen Mûsâ girüp cümle ahâlî-i Mısır Hazret-i Mûsânın dürr-i beyz-âsâ vücûd-ı şerîfin ve yed-i beyzâsın görüp etdikleri Y 383a bed-gümâna peşîmân olup Hazret-i Mûsâ taşa erüp üstündeki hırka-i peşmînesin geyüp elindeki asâ ile ol taşa on iki kerre darb edüp on iki delik oldukda derhâl ol hacer-i rahnedâr bi-emrillâh lisâna gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y382b–Y383a ·
metinde göster ·
… n küffârlara şemşîr-i âteş-tâb urmağa âhenğ ederek dâr [u] diyârların başlarına
dar edüp
niçe bin pâre kurâ ve kasabât ve belîde-i mu‘azzamaların feth etdiler.
Ba‘dehu Rûmeli ta‘bîr kılınan yerde on iki millet-i kefere var idi. Meselâ Rûm, Bulkar ve Eflâk, Sırf ve Voynık ve Hırvat ve Latin ve Boşnak ve Laz makûlesi küffârların dâr [u] diyârların harâb [u] yebâb ederek küffâra göz açdırmayup tâ Tuna kenârına varınca mâl-ı ganâyimler alarak şikâr gelen mâdyânlarına aşan aykırlarımız dölünden dûşîzegânlar ve oğul balı gibi zîşânlar ve sîm ebdânlar hâsıl olup anlar dahi dedeleri olan küffârlara şemşîr-i âteş-tâb urmağa âhenğ ederek dâr [u] diyârların başlarına dar edüp niçe bin pâre kurâ ve kasabât ve belîde-i mu‘azzamaların feth etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y39b ·
metinde göster ·
deyrlerinden de deyyâr bir küffâr-ı bed-girdâr ber-karâr kalmayup cümlesinin ka …
Ba‘dehu sene 785 târîhinde yine âl-i Abbâsiyân'dan el-Mütevekkil Alallâh Muhammed ibn el-Muktazıd Billâh Ebûbekir zamân-ı hilâfetinde kâ’immakâmı olan Sultân Berkûk'a fermân edüp anlar dahi bir gûne zamîmeler etdiler. Ammâ Y 148b Me’mûn Halîfe Mısır'da kalmayup Ehrâm dağlarından çıkardığı mâl-ı firâvân ile Antâkıyye kayserleri üzre sefere gidüp cemî‘i dâr [u] diyârların başlarına dar edüp deyrlerinden de deyyâr bir küffâr-ı bed-girdâr ber-karâr kalmayup cümlesinin karârları firâra mübeddel olup gelüp Tarsûs kal‘asın muhâsara edüp anı dahi amân vermeyüp feth etdi. Ba‘dehu Me’mûn kırk sekiz yaşına bâliğ iken kendü karındaşı Me’mûn'u şehîd etdi, sene 199. Hâlâ Tarsûs'da Câmi‘ü'n-Nûr'un kurbunda bir muzlim köşede mermer sandûka içinde medfûndur. Târîhiyle hakîrin mazbûtudur, ziyâret etmişizdir. Ammâ merhûm Me’mûn Halîfe'nin Mısır'da Ümmü'l-kıyâs'dan gayrı hayrâtı çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y148a–Y148b ·
metinde göster ·
… râyâları vardır, iki ay nafakaların almasalar paşanın başına Ümmü Dünyâ Mısır'ı
dar edüp
herkes gulû edüp cirâyelerin paşaya taşdan bitirdirler.
Ve bu anbârlar dolmayınca Ümmü Dünyâ Mısır ganîmet olmaz. Zîrâ Mısır'ın cümle askerî tâ’ifesi ve keşîdede ve eytâm ve mütekâ‘idîn ve cevâlî ve tavâşiyân ve tâ’ife-i nisvân ve gayrı cümle eli berâtlı kırk yedi bin yedi yüz benî âdem ve Bayram Paşa tahrîri üzre on altı kerre yüz bin âdem bu anbâr-ı Yûsuf'a muhtâclardır. Ve askerîlerin alîk ü cerâyâları vardır, iki ay nafakaların almasalar paşanın başına Ümmü Dünyâ Mısır'ı dar edüp herkes gulû edüp cirâyelerin paşaya taşdan bitirdirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y217a ·
metinde göster ·