urup el çarparak maval ırlayarak bir hây-hû ile alayköşkü dibinden ubûr ederler …
Bu esnâf-ı akkâmân kendüleri gûnâ-gûn libâs-ı fâhireler ile mülebbes edüp ve sefere me’mûr olan vüzerâların tahtırevânların zeyn edüp bin yedi yüz tahtırevân, nakş-ı nigârhâne-i Çîn-misâl bezenüp ve katırların dahi akmişe-i fâhireler ile tezyîn edüp cümle akkâmân pür-silâh olup mahmil-i şerîf yanında alayında "Allâ[h] yansuru's-sultân" deyü def [u] kudüm [ve] makrafalara darblar urup el çarparak maval ırlayarak bir hây-hû ile alayköşkü dibinden ubûr ederler kim sadâları evce peyveste olur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 161b ·
metinde göster ·
… âne-i azîmi ve yigirmi çift beyâz şütürler üzre seksen aded kös-i hâkâniyânlara
darblar
urup ubûr etdüklerinde gulgule ve velvelesinden istimâ‘ eden benî âdemin beynis …
Bunların ardı sıra Âl-i Osmân'ın on ikişer kat mehterhâne-i azîmi ve yigirmi çift beyâz şütürler üzre seksen aded kös-i hâkâniyânlara darblar urup ubûr etdüklerinde gulgule ve velvelesinden istimâ‘ eden benî âdemin beynisi mağzı ağzından çıkup görmeyen âdem dem-beste olur. Esnâf-ı habbâzân tâ bu mertebe muhteşemâne dârât [u] azemetle alay etmeğe ruhsat verilmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 161b ·
metinde göster ·
urulup azîm vezni üzre dîvân-ı Âsaf-ı Berhıyâ olup bir kaç da‘vâ dinlenüp du‘â …
Karye-i Ormanlı: Sofya sahrâsında müselmân köyüdür. Bir câmi‘i var. Bu mahalde cümle Sofya şehrinin a‘yân [u] eşrâfları paşaya hedâyâlarıyla istikbâle çıkup Müsellim Erganeli Ahmed Ağa bir ziyâfet-i azîm çeküp paşaya dörd aded memlûk ve bir tavla küheylân-ı esb-i sabâ-sür‘atler hedâyâ verdi. Ba‘dehû ale's-sabâh alay-ı azîm ile sene (---) târîhinde mâh-ı (---) gün eyalet-i Rûmeli olan taht-ı vüzerâ şehr-i Sofya-i sedd-i imân olan şehr-i azîme duhûl ederken azamet-i Hudâ pîr u cüvân ve bây [u] gedâ şâhrâh üzre el açup du‘â vü senâ edenin ve kurbânlar kesenin hadd [u] pâyânı yok idi. Zîrâ selefimiz Siyâvuş Paşa mühürden ma‘zul olup mâl [u] erzâkın mîrîye kabz edüp Sofya şehrine uryân geldikde sehel zulm [u] ta‘addî etmiş. Paşa efendimiz Sofya sarâyına dâhil olunca yine Müsellim Ahmed Ağa, dîvânhâne-i âlîde iki bin suhûn ta‘âm-ı mümessek ziyâfet edüp cümle a‘yân-ı vilâyet mu‘tenim olup müsellime bir semmûr ve sâ’ir erbâb-ı dîvâna kânûnları üzre gûnâ-gûn hil‘at-i fâhireler giydirilüp tablhânelere darblar urulup azîm vezni üzre dîvân-ı Âsaf-ı Berhıyâ olup bir kaç da‘vâ dinlenüp du‘â ve senâ ile herkes şâdumân olup "Hamd-i Hudâ Melek vezîri gördük", deyü mesrûr olup gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 136b ·
metinde göster ·
… rının demirden yayları ve hadengleri ve gürzleri ve gûnâ-gûn pesendîde kemânkeş
darbları
ve salıkları ve zerdeste ve matrakları ve kırkar ellişer vakıyye gelir câmûs de …
Bu Edirne tekyesinde sayf [u] şitâda yüz çift dervîşân-ı küştegîrân hâzır olup âyîn-i Püryâr-ı Velî üzre idmân ederler. Ve bu tekye gerçi kârgîr kıbâblar ile mebnî değildir ammâ ma‘mûrdur. Müte‘addid hücreleri ve matbahı ve sehel bâğçesi vardır. Ve meydânında selef pehlivânlarının demirden yayları ve hadengleri ve gürzleri ve gûnâ-gûn pesendîde kemânkeş darbları ve salıkları ve zerdeste ve matrakları ve kırkar ellişer vakıyye gelir câmûs derilerinden yağlı kısbetleri ve nice elvân âlât-ı pehlivânları meydân-ı muhabbetleri üzre maslûbdur. Ve bu dergâh-ı küştegirân Alî Paşa çârsûsu kurbunda Balıkbâzârı kapusunun iç yüzünde vâkı‘ olmuş Güleşçiler tekyesidir. Bundan sonra binâ olunan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 158b ·
metinde göster ·
… anlara nezârede idiler, ammâ bu yeni gelen kâfirler bu sademât-ı top-ı kûpların
darblarına
aslâ bakmayup arabalarıyla hâh-nâ-hâh kal‘a altına geldi, zîrâ ol tarafda handa …
Hemân vakt-i Hanefîde alâ mele’i'n-nâs kırk elli bin kâfir karadan arabaların birbirlerine zincirler ile bağlayup Tabur kal‘ası gibi tabur sürerek ibtidâ Özü kal‘asıyla Küçük Hasan Paşa kal‘ası arasına arabaların küren çatup bî-bâk u bî-pervâ "Yajuj Yajuj Durujunka" deyüp gelirken el-azametullâh ibtidâ Özü nehri karşusundaki Kılburun kal‘asından Özü nehri aşrı bunların içine yigirmi pâre sekdirme {top} gülleleri girince bunlar bir kerre alak bulak kimi kolak ve kimi çolak olup karış katış mahallinde iken {kal‘a-i} Küçük Hasan Paşa'dan ve {kal‘a-i} Büyük Hasan Paşa'dan ve {kal‘a-i} Piyâle Paşa'dan ve {kal‘a-i} Macar Alî Paşa kal‘alarının dördünden dahi top gülleleri kâfir derilerinin içlerine eskici bızı girir gibi girüp tâ güneş bir mızrak boyu çıkınca kâfir gülle yemeden kelleleri galtân olup Özü varoşu önünde arabalar kırığı ve kâfirlerin leşleri yarığı yığın yığın püşte püşte ve deste deste ve ceste ceste ve kimi mecrûh dil-haste yatırlardı, ammâ evvelki kâfirler kal‘anın şimâli tarafında gûyâ bu yeni gelen kâfirlerden rû-gerdân olup âsûde-hâl yatırlardı, ammâ yine anlar tarafına dahi beş altı bin âdemlerimiz kal‘adan anlara nezârede idiler, ammâ bu yeni gelen kâfirler bu sademât-ı top-ı kûpların darblarına aslâ bakmayup arabalarıyla hâh-nâ-hâh kal‘a altına geldi, zîrâ ol tarafda handaklar yokdur, zîrâ alçak su çıkar. Özü kenârı kumsal yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 59b ·
metinde göster ·
… dar kilise çanları var ise küffâra kuvvet-i kalb içün cümle nâkûs-ı erganonlara
darblar
urulup sadâ-yı nâkûsdan sahrâ-yı Yaş lerzenâk olup yine taraf taraf ceng-i cama …
Ve ol ân Galata altındaki kâfirin taburın komayup ceng-i azîme mübâşeret olundukda Galata ve şehr-i Yaş'ın ne kadar kilise çanları var ise küffâra kuvvet-i kalb içün cümle nâkûs-ı erganonlara darblar urulup sadâ-yı nâkûsdan sahrâ-yı Yaş lerzenâk olup yine taraf taraf ceng-i camapur olmada. Bu mahalde hakîr bizim Ahmed Ağa ile Boğdan beğimiz yanında idik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 102a ·
metinde göster ·
buzlar çatlayup ol gemiye yakın yerlerden buz deryâsın geçemeyüp bir hayli yer …
Hattâ bir kerre giderken karanlık deryâda buza dutulmuş iki dâne Portakal gemileri Çîn'den gelüp Leh vilâyetinde Daniska iskelesi şehrine giderken buzda kalmışlar. Kâfirleri buz üzre gezerlerken buz üzre bizim atlar ile seğirddiğimiz görüp gemilerine girüp bize ol kadar buv atdılar kim, ya‘nî toplar atdılar kim niçe yüz âdemlerimizi ve niçe bin atlarımızı helâk edüp biz dahi gemileri çapmadan ferâğat edüp giderken meğer gemilerin atdıkları topların darblarından buzlar çatlayup ol gemiye yakın yerlerden buz deryâsın geçemeyüp bir hayli yer mesâfeden gidüp (---) günde buz deryâsının arı yakaya varup aydınlık dünyâya çıkup ukâb kuşlarının havfine düşüp cümle atlarımızın kuyru[k]larına ölen otlar, ya‘nî geçen yıldan kalan otlukları atlar kuyruklarına bağlayup birbirlerimizin atları kuyruklarında otları bulup kibrîtlerle yakup yorta yorta gidüp ukâb kuşlarından emîn olup âhır ukâb kuşlarının kesreti mahallerine varup gündüzün gitmek muhâl olup gündüz âteş yakarak oturup gece gece yortup (---)(---) de ka‘bemize varıruz" dediler. Hakîr eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 178b ·
metinde göster ·
… bu vücûd kenâra gelende niçe kerre yüz bin kurşumun 293a ve top güllelerinin
darbları
aslâ vücûduna te’sîr etmeyüp henüz cesed-i şerîfi billûr-misâl pâk sâf u nijâd …
Ve deryâ içinde bu vücûd kenâra gelende niçe kerre yüz bin kurşumun 293a ve top güllelerinin darbları aslâ vücûduna te’sîr etmeyüp henüz cesed-i şerîfi billûr-misâl pâk sâf u nijâd olup cism-i şerîfinden nûr tulû‘ edüp avucundaki delikden çıkan âteş meğer nûr imiş kim evce peyveste olduğun niçe bin guzât-ı müslimîn görüp bildiler kim sahîh hurr-i şehîddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 292b–293a ·
metinde göster ·
… -ı nusret-karîn toplara hücûm edüp önlerine düşmen-i dîn el kumbaraları ve âteş
darblar
atup askeri gerüye püskürüp on beş vukıyye dâne atar e[j]der-fem ve evren-dehen …
Eğer Göllük tarafında ve eğer deryâ tarafında geldikde böyle münhezim olduklarında meydân-ı kârzârın dilâverleri ve ma‘reke-i heyecânın şîr-i nerleri cümle Sadrıa‘zamdan hil‘at-i fâhireler ve gûnâ-gûn ihsân [u] in‘âmlar alup beyne'l-akrân irtifâ‘-ı kadr, bu def‘a içerde mahsûr olan ve bakıyyetü's-süyûf kalan a‘dâ-yı bed-fercâm zebûn ve bî-dermân ve niçe bini mecrûh-ı sergerdân olup asâkir-i İslâm-ı nusret-ihtitâm iki koldan ziyâde ihtimâm edüp Kızıl tabya cânibinden kal‘aya duhûl eden on beş kol meterislerden kal‘anın rub‘ hissesinde düşmen-i dînin müceddeden medd eyledüğü dîvâra mukârin olup yeniçerilerinin serdengeçdileri ve Rûmeli kolu askeri kal‘aya mülâsık olup Göllük tarafında olan meterislerde üç kol vech-i muharrer üzre tersâneye karîb varup önlerine müsâdif olan zîr-i hâkdeki tabyalar alınup ve kal‘anın dîvâr[ı] müceddeden birkaç def‘a atılup üç kol dahi Kumlu tabyaya doğru kal‘aya duhûl olmak üzre hedm olmuş dîvârlardan urûc olunup a‘dâ-yı dîn meterislere havâle eyledüğü Kumlu tabya kurbunda toplarına karîb varılmağile bir şeb-i târîkde guzât-ı zafer-şi‘âr cünûd-ı nusret-karîn toplara hücûm edüp önlerine düşmen-i dîn el kumbaraları ve âteş darblar atup askeri gerüye püskürüp on beş vukıyye dâne atar e[j]der-fem ve evren-dehen balyemez topun ân-ı vâhidde guzât-ı mücâhidîn cidd ü cehd ile küffârın kal‘ası üzre kurtarup bizim meterislerimize getirilüp kendü topların kal‘aları dîvârına havâle edüp kal‘ayı döğmeğe başladılar. Bu def‘a mel‘ûn küffâr-ı hâksâr Arapça nassı medlûlünce ziyâde havf [ü] haşyete düşüp asâkir-i İslâmdan heybet ve dehşet alup bu hâl üzre iki cânibden ziyâde ikdâm ve yürüyüşler (...) vech-i tâm ile zâhir ve nümâyân olup matla‘-ı Arapça328bArapça âyetinden âfitâb-ı Arapça nassı tulû‘ u sütû‘ ve
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 328a–328b ·
metinde göster ·
Ve bu kapu üzre üç aded çâr-kûşe beyâz mermer-i hâs üzre ok ve kurşum
darbları
urulmuş alâmetleri zencîr ile asmışlar. Cümle âyende vü revendegânlar temâşâ ed …
Ve bu kapu üzre üç aded çâr-kûşe beyâz mermer-i hâs üzre ok ve kurşum darbları urulmuş alâmetleri zencîr ile asmışlar. Cümle âyende vü revendegânlar temâşâ ederler. Ve bu kapu üzre bir fevkânî Hunkâr câmi‘i var, kiremitli bir kâr-ı kadîm câmi‘-i kerîmdir. Bu câmi‘e karîb bir serâmed sâ‘at kullesi var. Gâyet musanna‘ ve dürüst sâ‘ati var kim aslâ dakîka ve derîce fevt etmez. Cümle cevâmi‘lerin mü’ezzinân-ı Bilâlîleri ana nâzırlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 365a ·
metinde göster ·
urup keşik beklerler, zîrâ bu kal‘a bezzâzistânın zîr-i zemîninde niçe Mısır ha …
Ve bu kal‘a içre haftada bir azîm bâzâr olur kim gûyâ âdem denizi Denizli şehrinde temevvüc eder. Ve bâzârdan sonra kal‘ada ba‘de'l-mağrib dîdebânlardan gayri bir cân kalmayup herkes bâğlarında hânelerine gidüp tâ sabâh olunca kal‘a müstahfızânları tabıllarına darblar urup keşik beklerler, zîrâ bu kal‘a bezzâzistânın zîr-i zemîninde niçe Mısır hazînesi mâl-ı tüccârân vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y95a ·
metinde göster ·
… e koca vezîr sekizinci koldan ceng tablına turralar ve nefîr kûs ve nakkârelere
darblar
urulup yedi şehzâdenin herbiri kûh-ı şecâ‘atde Sâm u Nerîmân ve vâdî-i heybetde …
Fî'l-hâl yedi şehzâdeye yedişer bin müsellah ve müretteb esb-i sabâ-reftârlı asker verüp ve her birine yedişer kat mehterhâne verüp âlem ağyardan bî-haber iken ve cümle küffâr Tumtum sahrâsında mest [ü] medhûş iken yedi şehzâde yedi koldan ve koca vezîr sekizinci koldan ceng tablına turralar ve nefîr kûs ve nakkârelere darblar urulup yedi şehzâdenin herbiri kûh-ı şecâ‘atde Sâm u Nerîmân ve vâdî-i heybetde yedi başlı su‘bân-misâl olup vakt-i Şâfi‘îde yek-dil [ü] yek-cihet tarfetü'l-ayn içre sadâ-yı Allâh Allâh'a rehâ buldurup Kassâb Cömerd köçeği-misâl küffâra eyle bir dendân-ı tîg çekerler kim sahrâ-yı Tumtum cesed-i insân ile şecer-i Vakvâk zeyline dönüp ol fezâ deryâ-yı hûn olup bakiyyetü's-seyf küffâr-ı dûzah-karâr Ayntâb'a firâr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y162b ·
metinde göster ·
… e okları maslûbdur. Ve her hünerver pehlivânın makdûr-ı beşer olmayan pesendîde
darblarından
birer alâmetleri var. Ba‘zısı ok ile saban demiri delmiş. Kimi taşa, kimi tuca …
Ve Sa‘d hazretlerinin yay ve okları maslûbdur. Ve her hünerver pehlivânın makdûr-ı beşer olmayan pesendîde darblarından birer alâmetleri var. Ba‘zısı ok ile saban demiri delmiş. Kimi taşa, kimi tuca urup geçirmiş. İbret-nümâ eşyâlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y237b ·
metinde göster ·
… -ı Sa‘d Vakkâs'dır. Anda dahi niçe pehlivânların gürzleri ve niçe kemânkeşlerin
darbları
ve ibret-nümâ işleri vardır. Ziyâretgâh-ı ehl-i züvvârdır. Zâhirâ bu dahı makâm …
Ve bir makâmı dahi Mısır İskenderiyyesi kal‘asının leb-i deryâdaki Bâb-ı Ahdar'ı içeri girdikde sağ tarafda bir kulle-i azîm içre ziyâretgâh-ı Sa‘d Vakkâs'dır. Anda dahi niçe pehlivânların gürzleri ve niçe kemânkeşlerin darbları ve ibret-nümâ işleri vardır. Ziyâretgâh-ı ehl-i züvvârdır. Zâhirâ bu dahı makâmları ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y299a ·
metinde göster ·
Ertesi ale's-sabâh ki oldu yine ceng tablına turralara
darblar
urulup kanı bu meydânda ecel câmın nûş eder, deyince azamet-i Hudâ Gavrî askeri …
Ertesi ale's-sabâh ki oldu yine ceng tablına turralara darblar urulup kanı bu meydânda ecel câmın nûş eder, deyince azamet-i Hudâ Gavrî askeri hemân topdan âl-i Osmân üzre belâ-yı siyâh gibi hücûm edüp eyle geldiler kim kazâ-i mübremdir, gelir. Dal kılıç amân vermeyüp asker-i İslâm içine kılıç bâzârı girince Rûmeli askeri mehîb esbâblar ile bu Mısır askeri içine girüp kosdaniçse bâzârı edüp yeniçeriyân bir tarafdan tüfenglere âteş edüp murg-ı semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup toplar dahi üç yüz altmış şâhîler atılup zemîn [ü] âsumân bârûd-ı siyâh içre kalup gördüler kim Gavrî askeri yan vermişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y51a ·
metinde göster ·
… -karâr olunca taşra çetr-i mülemma‘ ve sâyebânlar içinde tabıllara turralar ile
darblar
urulup çengî harbî usûller harbîce çalınırken beri tarafda ibtidâ emîr-i hac pa …
Bu dîvânda Selîm Hân tahtında Y 181a ber-karâr olunca taşra çetr-i mülemma‘ ve sâyebânlar içinde tabıllara turralar ile darblar urulup çengî harbî usûller harbîce çalınırken beri tarafda ibtidâ emîr-i hac paşa ve kâyimmakâm paşa ve defterdâr paşa ve ebü'l-kelâm ve sâ’ir ümerâlar dahi musâfaha edüp taşra çıkarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y180b–Y181a ·
metinde göster ·
… kırk elli pür-silâh hâmpâ kafâdâr silihdârlar ile dörder kat kös-i hakânîlerine
darblar
urarak güzer ederler, ve's-selâm. Andan yine bunlara mânend,
Sipâh ağası: Önünde iki kılıçdâriyle ve cânib-i erba‘asında kırk elli piyâde kavvâsıyla ve ensesinde gûnâ-gûn akmişe-i fâhireye müstağrak eli kargı sırıklı yeşil bayraklar ile kırk elli pür-silâh hâmpâ kafâdâr silihdârlar ile dörder kat kös-i hakânîlerine darblar urarak güzer ederler, ve's-selâm. Andan yine bunlara mânend,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y187b ·
metinde göster ·
… a‘ada der-i dîvârları üzre niçe bin kemânkeş ve tîr-endâzın gûnâ-gûn musanna‘ât
darbları
ve zihgîrleri ve okları ve yayları ve her pehlivânın birer pesendîde darbları v …
Ve İskenderiyye'nin büyük kal‘ası Bâb-ı Ahzar'ının iç yüzünde deryâ-yı mînâs ve bahr-i dîn gavvâs Hazret-i Sa‘d İbn Ebî Vakkâs. İbtidâ Hazret-i Risâlet'e nübüvvet geldükde Hazret-i Ebâ Bekrü's-Sıddîk ile İslâm ile müşerref olanlardan Sa‘d ibn Vakkâs ve Zeyd bin el-Hâris ve Abdullâh bin Mes‘ûd ve Osmân ve Abdurrahmân ibnü'l-Avf ve Zübeyr ibnü'l-Avâm ve Bilâl-i Habeşî ve Suheyb-i Rûmî, bunlar îmâna gelmişlerdir. Ammâ Sa‘d ibn Ebî Vakkâs'a Cennet tebşîr olup Aşere-i Mübeşşere'den olmuşdur. Ba‘zı müverrih kavlince Amr ibnü'l-Âs İskenderiyye'yi feth etdikde Sa‘d bin Ebî Vakkâs ma‘an fetihde hâzır olup ishâlden bu İskenderiyye'nin Bâb-ı Ahzar'ındaki kubbe içinde medfûndur derler. Bir küçük âsitânedir, ancak türbedârı vardır. Ammâ merkad-i pür-envârı üzre ve cânib-i erba‘ada der-i dîvârları üzre niçe bin kemânkeş ve tîr-endâzın gûnâ-gûn musanna‘ât darbları ve zihgîrleri ve okları ve yayları ve her pehlivânın birer pesendîde darbları var kim akıl vâlih olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y327a ·
metinde göster ·
… t darbları ve zihgîrleri ve okları ve yayları ve her pehlivânın birer pesendîde
darbları
var kim akıl vâlih olur.
Ve İskenderiyye'nin büyük kal‘ası Bâb-ı Ahzar'ının iç yüzünde deryâ-yı mînâs ve bahr-i dîn gavvâs Hazret-i Sa‘d İbn Ebî Vakkâs. İbtidâ Hazret-i Risâlet'e nübüvvet geldükde Hazret-i Ebâ Bekrü's-Sıddîk ile İslâm ile müşerref olanlardan Sa‘d ibn Vakkâs ve Zeyd bin el-Hâris ve Abdullâh bin Mes‘ûd ve Osmân ve Abdurrahmân ibnü'l-Avf ve Zübeyr ibnü'l-Avâm ve Bilâl-i Habeşî ve Suheyb-i Rûmî, bunlar îmâna gelmişlerdir. Ammâ Sa‘d ibn Ebî Vakkâs'a Cennet tebşîr olup Aşere-i Mübeşşere'den olmuşdur. Ba‘zı müverrih kavlince Amr ibnü'l-Âs İskenderiyye'yi feth etdikde Sa‘d bin Ebî Vakkâs ma‘an fetihde hâzır olup ishâlden bu İskenderiyye'nin Bâb-ı Ahzar'ındaki kubbe içinde medfûndur derler. Bir küçük âsitânedir, ancak türbedârı vardır. Ammâ merkad-i pür-envârı üzre ve cânib-i erba‘ada der-i dîvârları üzre niçe bin kemânkeş ve tîr-endâzın gûnâ-gûn musanna‘ât darbları ve zihgîrleri ve okları ve yayları ve her pehlivânın birer pesendîde darbları var kim akıl vâlih olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y327a ·
metinde göster ·
… dânda lu‘bedebâzlıklar ederek yârdâhları deff ü dâyire ve kudümler turralar ile
darblar
ururlardı.
"Ey melik, ömrün mezîd ve düşmenin Yezîd olsun ve rikâbında kelleleri pençâl olsun. Bana bir at ve beş deve yükü fîl dişi ve kakule-i kebîr ve beş memlûk-i sagîr ihsân eyle. Yohsa şimdi bu şehr-i Apşuka'yı sidiğim seyline gark ederim" dedikde melik ricâsın kabûl edüp vezîrine tenbîh Y 420b eyleyüp vezîr dahi "Ale'r-re’si ve'l-ayn" deyince gayrı şey’i istemez oldu ve pehlivânâne meydânda lu‘bedebâzlıklar ederek yârdâhları deff ü dâyire ve kudümler turralar ile darblar ururlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y420a–Y420b ·
metinde göster ·
urdular ve boruzenler dahi bir gûne sûr urup bir hayli zamân bu gûne halt fasıl …
Ba‘dehu alay-ı Ahmed Paşa Azebler kapusu önüne geldüğinde mehterbaşı kasden Mısırlıya rağmen Mısırlının kös çalmaları kâ’idesi üzre cümle tablcılar ale'l-ittifâk kös tarzında davullara darblar urdular ve boruzenler dahi bir gûne sûr urup bir hayli zamân bu gûne halt fasıllar edüp Azebler kapusun ubûr edince yine Osmâniyân'ın kânûnu üzre fasıla başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·