el çarparak maval ırlayarak bir hây-hû ile alayköşkü dibinden ubûr ederler kim …
Bu esnâf-ı akkâmân kendüleri gûnâ-gûn libâs-ı fâhireler ile mülebbes edüp ve sefere me’mûr olan vüzerâların tahtırevânların zeyn edüp bin yedi yüz tahtırevân, nakş-ı nigârhâne-i Çîn-misâl bezenüp ve katırların dahi akmişe-i fâhireler ile tezyîn edüp cümle akkâmân pür-silâh olup mahmil-i şerîf yanında alayında "Allâ[h] yansuru's-sultân" deyü def [u] kudüm [ve] makrafalara darblar urup el çarparak maval ırlayarak bir hây-hû ile alayköşkü dibinden ubûr ederler kim sadâları evce peyveste olur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 161b ·
metinde göster ·
… âne-i azîmi ve yigirmi çift beyâz şütürler üzre seksen aded kös-i hâkâniyânlara
darblar urup
ubûr etdüklerinde gulgule ve velvelesinden istimâ‘ eden benî âdemin beynisi mağ …
Bunların ardı sıra Âl-i Osmân'ın on ikişer kat mehterhâne-i azîmi ve yigirmi çift beyâz şütürler üzre seksen aded kös-i hâkâniyânlara darblar urup ubûr etdüklerinde gulgule ve velvelesinden istimâ‘ eden benî âdemin beynisi mağzı ağzından çıkup görmeyen âdem dem-beste olur. Esnâf-ı habbâzân tâ bu mertebe muhteşemâne dârât [u] azemetle alay etmeğe ruhsat verilmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 161b ·
metinde göster ·
azîm vezni üzre dîvân-ı Âsaf-ı Berhıyâ olup bir kaç da‘vâ dinlenüp du‘â ve senâ …
Karye-i Ormanlı: Sofya sahrâsında müselmân köyüdür. Bir câmi‘i var. Bu mahalde cümle Sofya şehrinin a‘yân [u] eşrâfları paşaya hedâyâlarıyla istikbâle çıkup Müsellim Erganeli Ahmed Ağa bir ziyâfet-i azîm çeküp paşaya dörd aded memlûk ve bir tavla küheylân-ı esb-i sabâ-sür‘atler hedâyâ verdi. Ba‘dehû ale's-sabâh alay-ı azîm ile sene (---) târîhinde mâh-ı (---) gün eyalet-i Rûmeli olan taht-ı vüzerâ şehr-i Sofya-i sedd-i imân olan şehr-i azîme duhûl ederken azamet-i Hudâ pîr u cüvân ve bây [u] gedâ şâhrâh üzre el açup du‘â vü senâ edenin ve kurbânlar kesenin hadd [u] pâyânı yok idi. Zîrâ selefimiz Siyâvuş Paşa mühürden ma‘zul olup mâl [u] erzâkın mîrîye kabz edüp Sofya şehrine uryân geldikde sehel zulm [u] ta‘addî etmiş. Paşa efendimiz Sofya sarâyına dâhil olunca yine Müsellim Ahmed Ağa, dîvânhâne-i âlîde iki bin suhûn ta‘âm-ı mümessek ziyâfet edüp cümle a‘yân-ı vilâyet mu‘tenim olup müsellime bir semmûr ve sâ’ir erbâb-ı dîvâna kânûnları üzre gûnâ-gûn hil‘at-i fâhireler giydirilüp tablhânelere darblar urulup azîm vezni üzre dîvân-ı Âsaf-ı Berhıyâ olup bir kaç da‘vâ dinlenüp du‘â ve senâ ile herkes şâdumân olup "Hamd-i Hudâ Melek vezîri gördük", deyü mesrûr olup gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 136b ·
metinde göster ·
… dar kilise çanları var ise küffâra kuvvet-i kalb içün cümle nâkûs-ı erganonlara
darblar urulup
sadâ-yı nâkûsdan sahrâ-yı Yaş lerzenâk olup yine taraf taraf ceng-i camapur olm …
Ve ol ân Galata altındaki kâfirin taburın komayup ceng-i azîme mübâşeret olundukda Galata ve şehr-i Yaş'ın ne kadar kilise çanları var ise küffâra kuvvet-i kalb içün cümle nâkûs-ı erganonlara darblar urulup sadâ-yı nâkûsdan sahrâ-yı Yaş lerzenâk olup yine taraf taraf ceng-i camapur olmada. Bu mahalde hakîr bizim Ahmed Ağa ile Boğdan beğimiz yanında idik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 102a ·
metinde göster ·
keşik beklerler, zîrâ bu kal‘a bezzâzistânın zîr-i zemîninde niçe Mısır hazînes …
Ve bu kal‘a içre haftada bir azîm bâzâr olur kim gûyâ âdem denizi Denizli şehrinde temevvüc eder. Ve bâzârdan sonra kal‘ada ba‘de'l-mağrib dîdebânlardan gayri bir cân kalmayup herkes bâğlarında hânelerine gidüp tâ sabâh olunca kal‘a müstahfızânları tabıllarına darblar urup keşik beklerler, zîrâ bu kal‘a bezzâzistânın zîr-i zemîninde niçe Mısır hazînesi mâl-ı tüccârân vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y95a ·
metinde göster ·
… e koca vezîr sekizinci koldan ceng tablına turralar ve nefîr kûs ve nakkârelere
darblar urulup
yedi şehzâdenin herbiri kûh-ı şecâ‘atde Sâm u Nerîmân ve vâdî-i heybetde yedi b …
Fî'l-hâl yedi şehzâdeye yedişer bin müsellah ve müretteb esb-i sabâ-reftârlı asker verüp ve her birine yedişer kat mehterhâne verüp âlem ağyardan bî-haber iken ve cümle küffâr Tumtum sahrâsında mest [ü] medhûş iken yedi şehzâde yedi koldan ve koca vezîr sekizinci koldan ceng tablına turralar ve nefîr kûs ve nakkârelere darblar urulup yedi şehzâdenin herbiri kûh-ı şecâ‘atde Sâm u Nerîmân ve vâdî-i heybetde yedi başlı su‘bân-misâl olup vakt-i Şâfi‘îde yek-dil [ü] yek-cihet tarfetü'l-ayn içre sadâ-yı Allâh Allâh'a rehâ buldurup Kassâb Cömerd köçeği-misâl küffâra eyle bir dendân-ı tîg çekerler kim sahrâ-yı Tumtum cesed-i insân ile şecer-i Vakvâk zeyline dönüp ol fezâ deryâ-yı hûn olup bakiyyetü's-seyf küffâr-ı dûzah-karâr Ayntâb'a firâr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y162b ·
metinde göster ·
Ertesi ale's-sabâh ki oldu yine ceng tablına turralara
darblar urulup
kanı bu meydânda ecel câmın nûş eder, deyince azamet-i Hudâ Gavrî askeri hemân …
Ertesi ale's-sabâh ki oldu yine ceng tablına turralara darblar urulup kanı bu meydânda ecel câmın nûş eder, deyince azamet-i Hudâ Gavrî askeri hemân topdan âl-i Osmân üzre belâ-yı siyâh gibi hücûm edüp eyle geldiler kim kazâ-i mübremdir, gelir. Dal kılıç amân vermeyüp asker-i İslâm içine kılıç bâzârı girince Rûmeli askeri mehîb esbâblar ile bu Mısır askeri içine girüp kosdaniçse bâzârı edüp yeniçeriyân bir tarafdan tüfenglere âteş edüp murg-ı semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup toplar dahi üç yüz altmış şâhîler atılup zemîn [ü] âsumân bârûd-ı siyâh içre kalup gördüler kim Gavrî askeri yan vermişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y51a ·
metinde göster ·
… -karâr olunca taşra çetr-i mülemma‘ ve sâyebânlar içinde tabıllara turralar ile
darblar urulup
çengî harbî usûller harbîce çalınırken beri tarafda ibtidâ emîr-i hac paşa ve k …
Bu dîvânda Selîm Hân tahtında Y 181a ber-karâr olunca taşra çetr-i mülemma‘ ve sâyebânlar içinde tabıllara turralar ile darblar urulup çengî harbî usûller harbîce çalınırken beri tarafda ibtidâ emîr-i hac paşa ve kâyimmakâm paşa ve defterdâr paşa ve ebü'l-kelâm ve sâ’ir ümerâlar dahi musâfaha edüp taşra çıkarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y180b–Y181a ·
metinde göster ·
… dânda lu‘bedebâzlıklar ederek yârdâhları deff ü dâyire ve kudümler turralar ile
darblar ururlardı
.
"Ey melik, ömrün mezîd ve düşmenin Yezîd olsun ve rikâbında kelleleri pençâl olsun. Bana bir at ve beş deve yükü fîl dişi ve kakule-i kebîr ve beş memlûk-i sagîr ihsân eyle. Yohsa şimdi bu şehr-i Apşuka'yı sidiğim seyline gark ederim" dedikde melik ricâsın kabûl edüp vezîrine tenbîh Y 420b eyleyüp vezîr dahi "Ale'r-re’si ve'l-ayn" deyince gayrı şey’i istemez oldu ve pehlivânâne meydânda lu‘bedebâzlıklar ederek yârdâhları deff ü dâyire ve kudümler turralar ile darblar ururlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y420a–Y420b ·
metinde göster ·